Tere Ocakbaşı’nda Şubat Ayına Özel İki Lezzet

İstanbul’un en etkileyici manzaralarından birine karşı konumlanan Tere Ocakbaşı, Şubat ayında Gaziantep mutfağının kışa özgü iki özel lezzetini menüsüne taşıyor. Ocak ateşinin başrolünde olduğu mutfakta, mevsiminde öne çıkan ürünler ve zamana duyarlı pişirme teknikleriyle hazırlanan bu seçki, ocakbaşı kültürünü modern bir yorumla sunuyor.

Şubat’ın Öne Çıkan Tatları

Menüde öne çıkan Soğan Kebabı, kontrollü ve yavaş pişirme tekniğiyle hazırlanarak et ve soğanın derin aromalarını buluşturuyor. Ayvalı Nar Ekşili Lahmacun ise taş fırında pişirilerek ayvanın hafif tatlı dokusunu nar ekşisinin canlı asiditesiyle dengeliyor, klasik lahmacuna mevsimsel bir yorum kazandırıyor.

Mevsimsellik ve Ocakbaşı Kültürü

Tere, yıl boyunca farklı dönemlerde menüsüne ekleyeceği Keme Kebabı, Fındık Uykuluk, Sarımsaklı Kebap, Yenidünya Kebabı ve Birecik Patlıcan Kebabı gibi lezzetlerle ocakbaşı kültürünü mevsimsellik ve ürün odağında yeniden yorumlamayı sürdürecek.

 

#TereOcakbaşı #ŞubatLezzetleri #SoğanKebabı #AyvalıLahmacun #GaziantepMutfağı #GurmeDeneyim #İstanbulYemeİçme #OcakbaşıKültürü #MevsimselLezzet #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Gümrük Birliği Asimetrisi: Türk Zeytinyağı İçin Kritik Tehdit

2026 yılı başında yürürlüğe giren AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması (STA), Türk zeytinyağı sektörü için ciddi bir “ticaret sapması” riskini gündeme taşıyor. Türkiye’nin Hindistan’a zeytinyağı ihracatı 2024 yılında durma noktasına gelirken, sektör temsilcileri bu gelişmeyi “alarm” olarak değerlendiriyor.

İhracatta Rekor, Hindistan’da Sıfır Noktası

Türkiye’nin dünya genelindeki zeytinyağı ihracatı 2024 yılında 649,2 milyon dolara ulaşarak tarihi bir rekor kırdı. Ancak aynı dönemde Hindistan pazarında sert bir düşüş yaşandı. 2023 yılında 745 bin dolar seviyesinde gerçekleşen ihracat, 2024 yılı başında tamamen kesildi. Bu kaybın temel nedeni olarak Hindistan’ın uyguladığı %30-45 aralığındaki yüksek gümrük vergileri ve AB-Hindistan STA’sı ile Avrupa ülkelerinin elde ettiği sıfır vergi avantajı gösteriliyor.

Gümrük Birliği’nde Asimetri Krizi

Mevcut mevzuat gereği Hint menşeli ürünlerin AB üzerinden Türkiye’ye gümrüksüz girme ihtimali bulunurken, Türk ihracatçılar Hindistan pazarında yüksek vergilerle karşı karşıya kalıyor. Bu durum “haksız rekabet” olarak değerlendiriliyor. Özellikle sızma zeytinyağı (GTİP 150930) kategorisinde İspanya ve İtalya’nın vergi avantajıyla pazarı domine etme riski öne çıkıyor.

Çözüm Önerileri

Sektörün bu krizden çıkabilmesi için üç stratejik adım öne çıkarılıyor:

Paralel STA Hamlesi: Türkiye, AB ile Hindistan arasındaki anlaşmaya paralel olarak kendi Serbest Ticaret Anlaşması sürecini hızlandırmalı.

Premium Konumlandırma: Fiyat odaklı rekabetin zorlaştığı noktada, Türk zeytinyağı “Premium Türk Ürünü” algısıyla üst segmentte konumlandırılmalı.

Diplomatik Müdahale: Gümrük Birliği asimetrisinin tarım ürünleri üzerindeki etkilerini azaltmak için diplomatik kanallarla revizyon talep edilmeli.

#TürkZeytinyağı #İhracat #HindistanPazarı #GümrükBirliği #Ekonomi #Tarım #Zeytinyağı #STA #PremiumTürkÜrünü #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yemeklere mutlaka sarımsak ve soğan katın!

Kış aylarında çocuklarda grip (influenza virüsü) oldukça sık görülürken, özellikle okul ve kreş ortamlarında hızla yayılıyor. Dünya genelinde veriler, 10 yaş altındaki çocuklarda influenza virüsünün, solunum hastalıklarına bağlı hastaneye yatışların yaklaşık yüzde 15’ini oluşturduğunu gösteriyor.  İnfluenza gribinin temel semptomları olan yüksek ateş, halsizlik, kuru öksürük, boğaz ve kas ağrıları özellikle küçük yaştaki çocuklarda daha şiddetli seyrederken, ebeveynlerde ciddi kaygıya yol açabiliyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, griple mücadelede sadece tıbbi tedavinin değil, doğru ve dengeli beslenmenin de kritik bir önem taşıdığına dikkat çekerek, “Yeterli sıvı alımı ve doğru beslenme, bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasına, şikayetlerin hafiflemesine ve komplikasyonların azalmasına yardımcı olur. Hastalık döneminde vücudu dinlendirmek için iyi bir uyku, bol sıvı ve yeterli protein ile bağırsak mikrobiyotasını destekleyen gıdaların alınması son derece değerlidir” diyor.

Influenza virüsünde en önemli kurallardan birinin çocuğu zorlamadan az ve sık aralıklarla sıvı ağırlıklı beslemek olduğunu belirten Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “C vitamini, çinko ve probiyotikler mucizevi sonuçlar yaratmazlar ama vücudun doğru çalışmasına destek olurlar.  C vitamininden zengin gıdaların yanı sıra mikrop öldürücü ve bağışıklığı destekleyici etkileri nedeniyle sarımsak ile soğan içeren yemeklerin tüketilmesi, üzerlerine antiviral özelliği olan karabiber serpilmesi önemlidir. C vitamininden zengin limon da çorbaların ve salataların üzerine sıkılıp kolayca tüketilebildiği için avantaj sağlar” diye konuşuyor.

C vitamini bağışıklığı destekliyor

Vücuttaki kolajen üretimini artıran ve bağışıklık hücrelerinin işlevlerini destekleyen C vitamini grip tedavisinde önemli bir destek sağlıyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “C vitamini grip virüsünü azaltmaz ve bağışıklığı güçlendirmez. Ancak, akut hastalık döneminde şikayetlerin daha hızlı hafiflemelerine yardımcı olabilir” diyor.  Yüksek doz C vitamininin ekstra bir faydası olmadığını; bu nedenle gıdalarla doğal yoldan alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “Portakal, mandalina, limon, biber, avokado, kivi ile kuşburnu C vitamini açısından zengindir.  Çocuğun mümkünse meyvelerin kendisini tüketmesi önemlidir. Meyve suyu olarak verilecekse günlük iki bardağın geçmemesi daha iyi olur; çünkü aşırı şeker yükü metabolizmayı olumsuz etkiler” bilgisini veriyor.

Çinko enzimlerin çalışması için çok önemli

Çinko, vücudumuzda çok sayıda enzimin yardımcısı olduğu için influenza virüsünün sınırlanmasını sağlıyor, hatta dokuya tutunmasını engelliyor. Bu nedenle, çinko içeren gıdaların tüketilmesi de faydalı oluyor. Hindi, tavuk, kıyma, yoğurt, badem, ceviz, fıstık, kaju, kabak çekirdeği ve nohut çinkodan zengin gıdaları oluşturuyor.

Omega – 3 yağ asitleri vücuttaki yangıyı azaltıyor

Omega-3 yağ asitleri vücuttaki enflamasyonu, yani aşırı yangıyı azaltırken,  bağışıklık hücrelerini de destekliyor. Dolayısıyla, yüksek omega-3 (EPA/DHA) içeren balıkların hastalık döneminde haftada 1-2 kez tüketilmesinde fayda var. Somon, sardalye, uskumru ve hamsi özellikle kış mevsiminde omega-3 oranı yüksek deniz balıkları arasında yer alıyor.  “Balıkların kızartma olarak değil fırında pişirilmesi en ideal seçimdir. Bu sayede kızartmayla ortaya çıkan kötü trans yağlardan da uzak durulmuş olur” bilgisini veren Prof. Dr. Coşkun Çeltik, çok yağlı gıdaların hastalık dönemlerinde bulantıyı tetikleyebileceği için dikkatli olunması gerektiğini anlatıyor. Bitkisel omega-3 kaynaklarından olan ceviz de tercih edilebiliyor.

Probiyotikler bağırsak mikrobiyotası için önemli

Kefir gibi fermente süt ürünleri bağırsak mikrobiyotasını destekleyerek bağışıklık yanıtına dolaylı katkı sağlayabiliyor; ancak inek sütü alerjisi, laktoz intoleransı, irritabl bağırsak hastalığı olan çocuklarda sorun oluşturabiliyor. Ayrıca, fazla probiyotik tüketimi de bazen gaz sorununu artırarak olumsuz etkilere neden olabiliyor.   Günde 1-2 öğün, en fazla 200 ml (bir su bardağı) kadar probiyotik kaynağı tüketmek genellikle yeterli geliyor. Laktozu tolere edemeyen çocuklarda doğal yoğurt alternatif olabiliyor. Hastalık döneminde probiyotik etkisi nedeniyle en güzel olanı ise doğal kefir tüketmek.

Protein kaynakları dokuları onarıyor

Protein; bağışıklık hücrelerinin çalışmalarında, antikor üretiminde ve dokuların onarımında son derece önemli bir rol üstleniyor. Tüm enfeksiyon durumlarında fazla enerji tüketimine bağlı olarak bir tür metabolik yıkım süreci gerçekleştiğini belirten Prof. Dr. Coşkun Çeltik,  “Bu süreci geri döndürmek için karbonhidratla birlikte protein almak şarttır. Hastalık döneminde yağlı et ve kızartma yemekleri yerine daha hafif ve sulu yiyecekler tercih edilmelidir.  Örneğin, yoğurtlu pirinç pilavı, yumurta, lor peyniri, tavuk ve hindi beyaz eti, tavuk çorbası, kıymalı çorbalar veya deniz balıkları verilebilir. Alınan protein, pirinç, yulaf, patates, muz ve elma gibi besinlerle desteklenmelidir” diyor.  Prof. Dr. Coşkun Çeltik, gaz ve karın ağrısını tetikleyebilecekleri için baklagilleri çok tercih etmediklerine, bu dönemde bal ile pekmezin de iyi enerji verdikleri için avantaj sağladıklarına vurgu yapıyor.

Sağlıklı yağlar iltihabı hafifletiyor

Sağlıklı yağlar vücuttaki iltihabı azaltarak bağışıklık hücrelerinin çalışmalarına destek oluyor. Sağlıklı yağlar denildiğinde ise aklımıza ilk olarak zeytinyağı geliyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, ancak zeytinyağının kesinlikle gıdaları kızartma amaçlı kullanılmaması gerektiği uyarısında bulunarak, “Çünkü, zeytinyağı çabuk yanar ve bunun sonucunda birçok toksik madde açığa çıkararak hücrelere zarar verebilir. Dolayısıyla, zeytinyağının yemeği ocaktan indirmeye yakın ilave edilmesi önemlidir” diyor. Ayrıca, avokado, ceviz, fındık ve badem yağları da iyi yağlar grubunda yer alıyorlar. Ek olarak, bu gıdaların kendilerinin tüketilmesi lif açısından da katkı sağlıyor ve enerji veriyor.

Bol bol sıvı alması şart!

Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, enfeksiyon döneminde çocuğun mutlaka bol sıvı alması gerektiğine de vurgu yaparak, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Ateş, hızlı solunum ve terleme nedeniyle sıvı kaybı artar. Bu da halsizlik, baş ağrısı, bulantı ve kusma yapabilir. Ağırlıklı olarak su olmak üzere, belli ölçülerde ayran, elma suyu ve limonata gibi içecekler ile çorbalar sıvı eksikliğini tamamlayabilir. Bulantıyı tetiklememek için sıvıların yavaş, az az ve sık alınması gerekir. Bazen ılık, ballı ve limonlu ıhlamur çayı da solunum sorunlarının azaltılması için iyi bir alternatif olabilir. Ancak sıvı alımı çok azsa ve kusma başladıysa bir sağlık kurumuna başvurulması elzemdir.”

Anne yemekleri çok önemli, çünkü…

İşlenmiş gıdalar, içeriğinde yağ oranı çok yüksek olduğu için hekimler tarafından hurda gıdalar olarak tanımlanıyor. Paketli atıştırmalıklar, şekerlemeler, gazlı içecekler, meyve oranı düşük olan şekerli içecekler, salam, sosis ve sucuk gibi ürünler yağ oranı çok yüksek olmalarının yanı sıra birçok katkı ve koruyucu kimyasal maddeleri de içerebiliyor, gereksiz şeker ile tuz yükü getiriyorlar. “Tüm bunlar çocuğun midesini rahatsız edebilir ve iştahını daha da bozabilir” uyarısında bulunan Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “Özellikle yüksek şekerli içecekler ve yiyecekler kısa süreli enerji verseler de ani insülin yükselmesine sebep olup,  kan şekeri dengesizliğine ve beslenmenin bozulmasına yol açabilir. Ayrıca reflü ve kusmaya da neden olabilir. Dolayısıyla, anne yemekleri dediğimiz sulu, temiz ve sevgi yüklü yemekler çocuklar için son derece önemlidir” diyor.

#Grip #ÇocukSağlığı #DoğruBeslenme #AnneYemekleri #Bağışıklık #Cvitamini #Çinko #Omega3 #Probiyotik #Protein #SağlıklıYaşam #KışAyları #Influenza #BeslenmeÖnerileri #DoğalGıdalar #Sarımsak #Soğan #Limon #Karabiber #SıvıTüketimi #Zeytinyağı #SağlıklıYağlar #HastalıktaBeslenme #ÇocukBeslenmesi #SağlıkHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Türk İhracatçısı İçin Hindistan Tehdidi Kapıda 

Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması (STA), Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan AB’de dengeleri değiştirmeye hazırlanıyor. Bu anlaşma, yalnızca tekstil sektörünü değil, Türkiye’nin ihracat şampiyonu otomotiv başta olmak üzere birçok sanayi kolunu doğrudan etkileyebilir. Gümrük duvarlarının kalkmasıyla birlikte Hindistan, düşük işçilik maliyetleri ve yüksek üretim kapasitesiyle Türkiye’nin karşısına güçlü bir rakip olarak çıkıyor.

Oyunun Kuralları Değil, Oyunun Kendisi Değişiyor 

Türkiye uzun yıllardır Gümrük Birliği sayesinde AB pazarında gümrüksüz ticaretin avantajını yaşadı. Ancak Hindistan’ın da aynı ayrıcalıklara sahip olmasıyla birlikte rekabet koşulları köklü biçimde değişiyor. 1.42 milyar nüfusa sahip Hindistan, devasa üretim kapasitesi ve maliyet avantajıyla Avrupa raflarında Türkiye’nin yanında yer almaya hazırlanıyor. Bu durum, Türk ihracatçısı için yalnızca kuralların değil, oyunun kendisinin değiştiği anlamına geliyor.

Otomotiv ve Tekstil Risk Altında 

2024 verileri, Türkiye’nin AB’ye 5.57 milyar dolar değerinde otomotiv yedek parçası ihraç ettiğini gösteriyor. Hindistan ise gümrük engellerine rağmen aynı kalemde 1.71 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Gümrüklerin sıfırlanmasıyla %10-15 maliyet avantajı Hindistan’ın lehine dönebilir. Bu fark, Avrupalı otomotiv devlerinin tedarikçi değiştirmesi için yeterli bir sebep olabilir. Kadın giyim sektöründe de Türkiye’nin 3.01 milyar dolarlık ihracatına karşılık Hindistan 1.56 milyar dolarlık ihracat yaptı. Yassı çelikte ise Hindistan Türkiye’yi geride bırakarak 1.36 milyar dolarlık ihracatla öne geçti.

İç Pazarda da Tehdit Kapıda 

Tehlike yalnızca ihracatla sınırlı değil. Gümrük Birliği’nin teknik yapısı gereği, AB’ye gümrüksüz giren bir Hint malı, “Serbest Dolaşım” ilkesiyle Türkiye’ye de gümrüksüz girebilecek. Bu durum, Türkiye’deki üreticilerin kendi iç pazarlarında da Hint mallarıyla rekabet etmek zorunda kalacağı anlamına geliyor. Türk ihracatçısı Hindistan’a mal satarken gümrük ödeyecek, ancak Hindistan Türkiye’ye mal satarken ödemeyecek. Bu denklem sürdürülebilir değil.

Çıkış Yolu: Hız, Güven ve Dijital Markalaşma 

Uzmanlara göre Türk ihracatçısının Hindistan ile fiyat rekabetine girmesi mümkün değil. Türkiye’nin avantajı hız ve güven. Hindistan’dan Avrupa’ya ulaşan bir konteyner haftalar sürerken, Türkiye’den 48-72 saat içinde teslimat yapılabiliyor. Bu avantaj, Avrupalı satın alımcılara “tedarik zincirini riske atma” mesajıyla anlatılmalı. Ayrıca yeşil lojistik çözümleriyle çevresel sorumluluk öne çıkarılmalı. Bunun yanında klasik pazarlama yöntemleri yerine LinkedIn ve B2B platformlarında dijital markalaşmaya yatırım yapılması gerekiyor. Artık yalnızca ürün değil, güven de pazarlanmalı.

Sonuç: Stratejik Hazırlık Şart 

AB-Hindistan STA’sı, Türkiye için ciddi bir rekabet baskısı yaratıyor. Otomotiv, tekstil ve çelik gibi kritik sektörlerde Hindistan’ın maliyet avantajı Türkiye’nin ihracatını tehdit ederken, iç pazarda da Hint mallarının serbest dolaşımı üreticiler için yeni bir sınav olacak. Türk ihracatçısının bu yeni döneme hız, güven ve dijitalleşme odaklı stratejilerle hazırlanması, rekabet gücünü koruması açısından hayati önem taşıyor.

#Türkiyeİhracat #HindistanTehdidi #ABSTA #OtomotivSektörü #Tekstilİhracatı #ÇelikSanayi #EkonomiHaberi #DışTicaret #YeşilLojistik #DijitalMarkalaşma #İhracatStratejisi #AvrupaPazarı #SerbestTicaretAnlaşması #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Ramazan’da E-Ticaret Hacmi %20 Arttı, Sepetler Büyüdü 

ETİD verilerine göre geçtiğimiz yıl Ramazan döneminde e-ticaret işlem hacmi %20 artarken, sepet tutarları %10’un üzerinde yükseldi. Tüketicilerin daha planlı ve ihtiyaç odaklı alışveriş yaptığı bu dönemde, gıda ve hızlı tüketim ürünleri öne çıktı.

Sahur ve İftar Saatleri E-Ticaretin Yeni Yoğunluk Noktaları 

Ramazan’da alışveriş saatlerinde belirgin değişim yaşandı. Sahur saatlerinde e-ticaret hacmi %50 artarken, iftar öncesinde online market ve hızlı teslimat kanallarında yoğunluk gözlendi. Bayram yaklaşırken hazır giyim ve hediye kategorileri öne çıkarken, ertelenebilir harcamalarda yavaşlama görüldü.

ikas CEO’su Mustafa Namoğlu, Ramazan döneminde değişen tüketici davranışlarına ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Geçtiğimiz yıl Ramazan’da tüketicilerin daha planlı hareket ettiğini ve alışverişlerini belirli saatlerde yoğunlaştırdığını gözlemledik. Daha az ama sepet tutarı daha yüksek alışverişler öne çıktı. E-ticaret sektöründeki genel büyümeye paralel olarak bu yıl Ramazan’da da işlem hacminde artış yaşanmasını bekliyoruz. Ramazan dönemi, e-ticaret yapan markalar için tüketici davranışlarını doğru okuyarak strateji geliştirmek açısından önemli bir fırsat sunuyor.”

#RamazanAlışverişi #ETicaret #EkonomiHaberi #ikas #ETİD #DijitalTicaret #OnlineMarket #MobilAlışveriş #SepetTutari #Ramazan2026 #BayramHazırlıkları #TüketiciDavranışları #LojistikArtışı #ECommerceTrends #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Fügen Leman’dan Ayrımcılık Karşıtı ‘İnsan Olmak’ Sergisi

İBB Miras’ın restorasyonuyla kültür-sanat yaşamına kazandırılan Ataköy Baruthane, ressam Fügen Leman’ın ayrımcılık karşıtı “İnsan Olmak” sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi, insanlık kavramını çağdaş sanatın diliyle yeniden tartışmaya açarken, ortak değerler ve birlikte yaşama kültürüne güçlü bir bakış sunuyor.

Fügen Leman’dan Ayrımcılığa Karşı Sanatsal Duruş 

Soyut dışavurumcu ressam Leman, eserlerinde dil, din ve ırk ayrımına karşı bir tavrı görünür kılıyor. Tuvalin sınırlarını aşan büyük ve küçük ölçekli denemeler, farklı malzemelerin bir arada kullanımı ve teknik çeşitlilik, sanatın kurallarını sorgulayan eleştirel bir yaklaşım ortaya koyuyor.

Humanite Temasıyla İnsanlık Hâllerine Yolculuk

Göç, eşitsizlikler ve küresel çatışmaların arka planında şekillenen eserler, insan olmanın anlamını sorguluyor. Uzun yıllardır üretimlerinin merkezine “humanite” temasını yerleştiren Leman, ötekileştirmeye karşı evrensel bir duruş sergileyerek izleyiciyi içsel bir sorgulamaya davet ediyor.

#İnsanOlmak #FügenLeman #Baruthane #İBBMiras #ÇağdaşSanat #SoyutDışavurum #Humanite #SanatSergisi #AyrımcılıkKarşıtıSanat #SanatHaberi #İstanbulSanat #KültürSanat #Sanatseverler #GöçVeSanat #Eşitsizlikler #BirlikteYaşamaKültürü #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity