Kahve Dünyası’nın efsane ürünü Gofrik, uzun soluklu iş birliğini sürdürdüğü Cem Yılmaz ile özdeşleşen reklam serisinin yeni halkasını izleyiciyle buluşturdu. “Yıl 2100” temasıyla hazırlanan film, izleyiciyi galaksiler arası bir geleceğe taşıyor.
Film, Cem Yılmaz’ın köpeği Kuki ile sessizliğin hâkim olduğu geleceğin İstanbul’unda yaptığı yürüyüşle açılıyor. Boşluk duygusu ve zamansızlık hissi, izleyiciyi hikâyenin dünyasına adım adım davet ediyor. Cem Yılmaz’ın terk edilmiş raflarda bulduğu son Gofrik paketi, mizahi bir zaman kurgusuyla öne çıkarken; finalde karşılarına çıkan Gofrik konteyneri filmin sürprizli kapanışına imza atıyor.
Kampanya, bugün olduğu gibi gelecekte de her anın tadını çıkarmaya odaklanıyor ve Gofrik’in zamansız lezzetini geleceğin dünyasında da vurguluyor.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2026/02/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-14.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2026-02-05 06:29:552026-02-05 02:32:42Gofrik’ten Cem Yılmaz’lı Yeni Reklam: Yıl 2100
A101, perakende sektöründe tedarikçilerle birlikte şekillenen yeni medya iş modeli Medya101’i tanıttı. 3 Şubat’ta Rixos Tersane İstanbul’da gerçekleştirilen lansman töreni, “Oyunun Kuralları Değişiyor” konseptiyle düzenlendi. Etkinlikte perakende medyanın yükselen rolü, ortak akılla karar alma süreçleri ve birlikte büyüme yaklaşımı farklı oturumlarla ele alındı.
Moderatörlüğünü Yekta Kopan’ın üstlendiği etkinlikte, A Milli Kadın ve Fenerbahçe SK Kadın Voleybol Takımı Kaptanı Eda Erdem de panel konuşmacıları arasında yer aldı. Spor ve takım kültürü perspektifinden sürdürülebilir dönüşümün nasıl mümkün olabileceğine dair görüşlerini paylaşan Erdem, etkinliğe farklı bir bakış açısı kattı.
“Erişimi Değil, Etkiyi Yönetiyoruz”
A101 Ticaret ve Pazarlamadan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Volkan Yıldız, perakende medyanın yalnızca bir iletişim alanı değil, saha gücü ve veriyi ticari değere dönüştüren stratejik bir yapı olduğunu vurguladı. Yıldız, Medya101 ile doğru ürünün doğru kişiyle doğru yerde buluştuğunu ve tedarikçilerin yatırımlarının hızlı şekilde karşılık bulduğunu belirtti.
“Birlikte Kurgulanan İş Modeli”
Medya101 Genel Müdürü Yeliz Yahşi Bilgiç ise, Medya101’in mağaza içinden dijitale uzanan temas noktalarını tek bir yapı altında ele aldığını ve kampanyaları satışla ilişkilendiren entegre bir perakende medya modeli olarak tasarlandığını ifade etti. Bilgiç, bu yapının tedarikçilerle birlikte değer üretmeye ve uzun vadeli büyümeye odaklandığını söyledi.
Medya101 lansmanı, A101’in tedarikçileriyle şeffaf, entegre ve uzun vadeli iş birliği anlayışını güçlendiren yeni dönemin önemli bir göstergesi olarak değerlendirildi.
Türkiye’de hukuk eğitimine dair yayımlanan kapsamlı rapor, son yıllarda avukat sayısındaki hızlı artışa dikkat çekiyor. 2024 itibarıyla Türkiye’de avukat başına düşen kişi sayısı 430’a kadar gerileyerek Avrupa ortalamasının altına indi. Bu durum, hukuk fakültelerinin hızla artan sayısı ve kontenjan politikalarıyla doğrudan ilişkilendiriliyor.
Hukuk Fakültelerinde Nicelik Artışı
Son 25 yılda Türkiye’de hukuk fakültesi sayısı neredeyse iki katına çıktı. Bugün aktif ve pasif durumdakilerle birlikte fakülte sayısı 89’a ulaşırken, bunların 67’si son 25 yılda kuruldu. 50’si devlet, 39’u vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyet gösteriyor. Öğrenci sayısı ise son 10 yılda %35 artış gösterdi. 2013–2014 döneminde 55 bin olan öğrenci sayısı, 2018–2019’da 82 bini aşarken, son yıllarda kontenjan daraltma politikalarıyla birlikte 75 bin seviyelerine geriledi.
Avukat Sayısındaki Hızlı Yükseliş
1998’de 36 bin olan avukat sayısı, 2024 itibarıyla 199 bini aşarak 26 yılda beş katına çıktı. Bu artış, nüfus artış hızını geride bıraktı. Avukat başına düşen nüfus son 15 yılda 1.095 kişiden 430 kişiye kadar geriledi. Avrupa ülkeleriyle yapılan karşılaştırmada Türkiye, Portekiz ve İspanya’nın ardından üçüncü sırada yer aldı.
Akademik Kadroda Dengesizlik
Raporda öğretim üyesi dağılımındaki dengesizliklere de dikkat çekiliyor. Türkiye genelindeki 86 hukuk fakültesinde toplam 586 profesör görev yaparken, bu profesörlerin %41’i yalnızca 10 köklü fakültede yoğunlaşıyor. Bazı fakültelerde hiç profesör bulunmazken, bazılarında yalnızca bir profesör görev yapıyor.
Yeni Politikaların Gerekliliği
Rapor, hukuk eğitiminde nicelik yerine kaliteyi esas alan yeni politikalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Kontenjan-planlama, öğretim üyesi dağılımı ve tercih barajlarının yeniden düzenlenmesi öneriliyor. Ayrıca 2024’te yapılan ilk Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı (HMGS) sonuçlarının, devlet ve vakıf üniversiteleri arasındaki kalite farkını ortaya koyduğu belirtiliyor.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2026/02/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-1-4.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2026-02-05 04:47:392026-02-05 01:49:13Türkiye’de Avukat Sayısı Rekor Kırdı: Kişi Başına 430
Finans sektöründe dijitalleşme hız kazanırken, bulut çözümleri artık yalnızca teknoloji tercihi olmaktan çıkıp mevzuat, denetlenebilirlik, güvenlik ve iş sürekliliği gereksinimleriyle birlikte ele alınan bütüncül bir yaklaşım haline geliyor. İşNet’in geliştirdiği bluuty Finans Topluluk Bulutu, finans kuruluşlarının yüksek altyapı yatırımı yapmadan bulutun avantajlarından yararlanmasını sağlıyor ve geçiş sürecini öngörülebilir bir çerçevede sunuyor.
Güvenli ve Mevzuata Uyumlu Altyapı
Ödeme ve elektronik para kuruluşlarına özel olarak tasarlanan bluuty Finans, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası süreçleriyle uyumlu yapısıyla dikkat çekiyor. Türkiye’de hızla büyüyen fintek ekosistemine güvenli, mevzuata tam uyumlu ve esnek bir altyapı sunan çözüm, finans kuruluşlarının mevzuat uyum beklentilerine hızlı ve sürdürülebilir yanıt veriyor.
Operasyonel Dayanıklılık ve Yönetilen Hizmetler
İşNet veri merkezlerinde barındırılan bluuty Finans, uluslararası TIER IV ve ulusal TS EN 50600-3 sertifikalarıyla yüksek erişilebilirlik ve coğrafi yedeklilik sağlıyor. Kritik sistemler aktif-aktif veya aktif-pasif senaryolarla yedekli çalıştırılarak olası felaket durumlarında kesintisiz hizmet sunuluyor. Ayrıca altyapı yönetimi, yedekleme, felaket kurtarma ve güvenlik operasyonları İşNet’in uzman ekipleri tarafından 7/24 izleniyor.
İşNet Genel Müdürü Mehmet Fahri Can, “Finans kuruluşlarına özel olarak tasarladığımız bluuty Finans ile süreçleri kolaylaştırmayı ve bulut kullanımını güvenli bir çerçevede yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Topluluk Bulutumuzu yönetilen hizmetlerle güçlendirerek, kuruluşların kendi katma değerli çözümlerine odaklanmalarını destekliyoruz” dedi.
Uluslararası esans üreticisi MG International Fragrance Company, çağdaş sanatçı Lal Batman’ın “The Grand Excess” başlıklı kişisel sergisine özgün bir koku çalışmasıyla eşlik ediyor. 29 Ocak’ta başlayan sergi, 14 Şubat’a kadar PİLEVNELİ Dolapdere’de sanatseverlerle buluşuyor.
Sergide Lal Batman, sosyal medyanın parıltılı yüzünü sorgularken geçmişin zarafetini günümüzün yapay ihtişamıyla yüzleştiriyor. Antik Mısır ve Yunan dönemlerinden 18., 19. ve 21. yüzyıllara uzanan tarihsel katmanlar; Güney Amerika, Uzak Doğu, Orta Doğu ve Batı kültürlerinin estetik anlayışlarıyla birleşiyor.
Eserlerde mürekkep, akrilik, doğal ve cam taşlar ile incilerin oyma dokulu kâğıtlar üzerinde buluştuğu özgün bir üretim dili öne çıkıyor. Bu görsel anlatıya, sanatçının hikâyesinden ilhamla MG International Fragrance Company tarafından tasarlanan özel bir koku eşlik ediyor. Sergi alanında kurgulanan bu kompozisyon, izleyiciyle kurulan etkileşimi derinleştirerek sanatın çok boyutlu doğasını vurguluyor.
Koku kompozisyonunda; sümbülteberin çiçeksi yoğunluğu, Tahiti gardenyasının yumuşak dokusu, Sumatra paçulisinin topraksı derinliği, Laos öd ağacının tütsümsü karakteri, Çin osmanthusunun kayısımsı alt tonu, Endülüs labdanumunun kehribar sıcaklığı ve Seylan tarçınının baharatlı vurgusu yer alıyor. Böylece sergi, görsel olduğu kadar duyusal bir deneyime dönüşüyor.
MG International Fragrance Company, bu iş birliğiyle kokunun bir sanat formu olarak mekânsal deneyimin ayrılmaz bir parçası olabileceğini bir kez daha ortaya koyuyor.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2026/02/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-12.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2026-02-05 02:22:032026-02-05 01:23:59“The Grand Excess” Sergisine Kokuyla Dokunan Sanat Deneyimi
Tüm dünyada yeni bir pandemi mi geliyor sorularına neden olan Nipah virüsü (NiV) kaygıyla izleniyor. Meyve yarasaları ve domuz gibi hayvanlar tarafından taşınan virüs, ateş ve beyin iltihabına neden olabiliyor. İstinye Üniversitesi Üyesi Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın, Nipah virüsü (NiV) ile ilgili merak edilenleri yanıtladı. Fışgın’ın verdiği bilgilere göre, virüs vücuda girdikten sonra semptomların ortaya çıkması yaklaşık 4 ila 14 gün arasında değişiyor. En sık görülen belirtiler arasında ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, kusma ve boğaz ağrısı gibi spesifik olmayan belirtiler yer alıyor. Vaka ölüm oranı ise yüzde 40 ile yüzde 75 arasında değişiyor.
Hayvanlardan insanlara bulaşan ve ciddi halk sağlığı riski taşıyan bir virüs olan Nipah virüsü (NiV), dünyada kaygı yaratmaya devam ediyor. Hindistan’da tespit edilen yeni Nipah virüsü vakaları, Asya’da da yakından izleniyor. Virüsün yayılım riskine karşı Tayland, Malezya ve Singapur gibi ülkeler, havalimanları ve sınır kapılarında tarama ve test uygulamalarını sıkılaştırdı. Bu durum yeni bir pandemi yaşanır mı sorularını akıllara getirdi. İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın, Nipah virüsü ile ilgili merak edilenleri yanıtladı.
“200’e yakın temaslının izlendiği bildirildi”“Nipah virüsü, hayvanlardan insanlara bulaşan, hayvanlarda ve insanlarda asemptomatik enfeksiyondan akut solunum yolu enfeksiyonuna ve ölümcül ensefalite kadar çeşitli klinik tablolara neden olan Paramyxoviridae ailesine ait bir RNA virüsüdür” diyen Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın,
“Nipah virüsü ilk olarak 1999 yılında Malezya’daki domuz çiftçileri arasında bir salgın olarak ortaya çıkmıştır. Daha sonra hastalık 2001 yılında Bangladeş’te de tespit edilmiş olup halen her yıl belli sayıda olgu saptanmaktadır. Hastalık ayrıca Doğu Hindistan’da da periyodik olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yıl da Hindistan Sağlık Bakanlığı’nın açıklamalarına göre iki vakanın doğrulandığı ve yaklaşık 200’e yakın temaslının izlendiği bildirilmiştir. Pteropodidae familyasına ait meyve yarasaları (uçan tilki) özellikle de Pteropus cinsine ait türler Nipah virüsünün doğal konakçılarıdır. Meyve yarasalarında belirgin bir hastalık belirtisi yoktur. Virüslerin Afrika’daki Pteropodidae yarasalarının coğrafi dağılım alanında mevcut olabileceği biliniyor.”
“Hasta insanlar salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabilir”
Hasta insanların salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabileceğini belirten Fışgın, şunları söyledi:
“Nipah virusunun domuzlarda ve at, keçi, koyun, kedi ve köpek gibi diğer evcil hayvanlarda görülen salgınları ilk olarak 1999’daki Malezya salgını sırasında bildirilmiştir. Malezya’da ve Singapur’da da görülen ilk salgında, insan enfeksiyonlarının çoğu hasta domuzlarla veya onların kontamine olmuş dokularıyla doğrudan temas sonucu meydana geldiği görülmüştür. Daha sonra Bangladeş ve Hindistan’da meydana gelen salgınlarda, enfekte meyve yarasalarının idrarı veya tükürüğüyle kirlenmiş meyvelerin veya meyve ürünlerinin, örneğin çiğ hurma suyu tüketimi, enfeksiyonun en olası kaynağı olarak saptanmıştır. Ayrıca virüsün insandan insana bulaştığı özellikle de enfekte hastaların aile üyeleri ve bakıcıları arasında saptandığı bildirilmiştir. Hasta insanların salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabileceği ve insandan insana bulaşta bunun önemli olduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle de sağlık çalışanları da hasta takibi açısından risk altındadır.”
“Semptomların ortaya çıkması yaklaşık 4 ila 14 gün arasında değişiyor”
Nipah virüsünün ilk belirtileriyle ilgili de bilgi veren Fışgın, şöyle konuştu:
“İnsanlarda görülen hastalık; asemptomatik enfeksiyonlardan, hafif veya şiddetli seyreden akut solunum yolu enfeksiyonlarına ve ölümcül olabilen ensefalite kadar değişmektedir. Virüs vücuda girdikten sonra semptomların ortaya çıkması yaklaşık 4 ila 14 gün arasında değişmektedir. Bazı hastalarda bu sürenin 45 güne kadar uzadığı bildirilmiştir. En sık görülen belirtiler arasında ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, kusma ve boğaz ağrısı gibi spesifik olmayan belirtiler sayılabilir. Daha sonra hastalarda baş dönmesi, uyuşukluk, bilinç değişikliği ve nörolojik bulgular saptanabilmektedir. Hastaların bazılarında solunum yolu enfeksiyonu gelişmekte ve bu pnömoni bulguları ilerleyerek ciddi solunum yetmezliğine neden olabilmektedir. Şiddetli vakalarda ölümcül olarak tanımlanan ensefalit ve durdurulamayan nöbetler görülmekte ve hastada 24-48 saat içinde koma ortaya çıkmaktadır. Vaka ölüm oranı yüzde 40 ile yüzde 75 arasında değiştiği tahmin edilmektedir. Nipah virus enfeksiyonunun ilk belirti ve bulguları spesifik olmadığı için genellikle başlangıçta bu hastalıktan şüphe edilmez. Burada özellikle hastalığın bulunduğu bölgeye seyahat etmek önemli bir epidemiyolojik veridir. Tanıda kullanılan başlıca testler, vücut sıvılarından gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (RT-PCR) ve enzim bağlantılı immünosorbent testi (ELISA) yoluyla antikor tespitidir. Ayrıca hücre kültürü yoluyla virüs izolasyonu da tanıda kullanılmaktadır.”
Virüse karşı alınması gereken önlemler
Şu anda Nipah virusuna karşı herhangi bir ilaç veya aşının bulunmadığını belirten Prof. Dr. Fışgın, “Şiddetli solunum ve nörolojik komplikasyonların tedavisi için yoğun destekleyici tedavi önerilmektedir” dedi. Nipah virusuna karşı herhangi bir aşı bulunmadığı için koruyucu önlemlerin ön plana çıktığını belirten Fışgın, bu virüse karşı alınması gereken önlemlerle ilgili ise şunları sıraladı:
Bu kapsamda, 1999 yılında domuz çiftliklerinde yaşanan Nipah virus salgını sırasında edinilen deneyime dayanarak, domuz çiftliklerinin uygun deterjanlarla düzenli ve kapsamlı bir şekilde temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi enfeksiyonu önlemede etkili olabilir.
Ayrıca bir salgın şüphesi varsa, hayvan barınağı derhal karantinaya alınmalıdır. İnsanlara bulaşma riskini azaltmak için enfekte hayvanların itlaf edilmesi ve cesetlerin gömülmesi veya yakılması yakından denetlenmelidir. Enfekte çiftliklerden diğer bölgelere hayvan hareketinin kısıtlanması veya yasaklanması, hastalığın yayılmasını azaltabilir.
İnsanlardaki bulaş ve enfeksiyonu azaltmak için toplumu bu konuda bilgilendirmek gerekmektedir. Risk faktörlerinin, bulaş yollarının ve hasta ile temasta alınması gereken önlemlerin anlatılması önem arz etmektedir. Hasta kişilerle yakın ve korunmasız fiziksel temastan kaçınılmalıdır. Hasta kişilere bakım verdikten veya onları ziyaret ettikten sonra düzenli olarak eller yıkanmalıdır.
Seyahat edilecek bölgelerdeki riskli durumlar tanımlanmalıdır. Özellikle bulaşmada önemli olan ve engellenmesi gereken durum yarasaların hurma özsuyuna ve diğer taze gıda ürünlerine erişimini azaltmaya odaklanmalıdır. Yeni toplanan hurma suyu kaynatılmalı ve meyveler tüketilmeden önce iyice yıkanmalı ve mümkünse soyularak tüketilmelidir.
Şüpheli veya doğrulanmış enfeksiyonu olan hastalara bakım veren sağlık çalışanları, her zaman standart enfeksiyon kontrol önlemlerini uygulamalıdır. Özellikle sağlık kuruluşlarında insandan insana bulaşma vakaları bildirildiğinden, standart önlemlere ek olarak temas ve damlacık önlemleri de alınmalıdır.
Son olarak ülkemizde bulunan yarasa türleri, virüsü taşıyan “Pteropus” (meyve yarasası) türünden farklıdır. Bu nedenle, virüsün ülkemizdeki yaban hayatında doğal bir döngü oluşturma ihtimali düşüktür. Şu ana kadar ülkemizde doğrulanmış bir Nipah virüsü vakası bulunmamaktadır. Ancak küresel seyahat hareketliliği nedeniyle “ithal vakalara” karşı hazırlıklı olunması önemlidir.
Gofrik’ten Cem Yılmaz’lı Yeni Reklam: Yıl 2100
Kahve Dünyası’nın efsane ürünü Gofrik, uzun soluklu iş birliğini sürdürdüğü Cem Yılmaz ile özdeşleşen reklam serisinin yeni halkasını izleyiciyle buluşturdu. “Yıl 2100” temasıyla hazırlanan film, izleyiciyi galaksiler arası bir geleceğe taşıyor.
Film, Cem Yılmaz’ın köpeği Kuki ile sessizliğin hâkim olduğu geleceğin İstanbul’unda yaptığı yürüyüşle açılıyor. Boşluk duygusu ve zamansızlık hissi, izleyiciyi hikâyenin dünyasına adım adım davet ediyor. Cem Yılmaz’ın terk edilmiş raflarda bulduğu son Gofrik paketi, mizahi bir zaman kurgusuyla öne çıkarken; finalde karşılarına çıkan Gofrik konteyneri filmin sürprizli kapanışına imza atıyor.
Kampanya, bugün olduğu gibi gelecekte de her anın tadını çıkarmaya odaklanıyor ve Gofrik’in zamansız lezzetini geleceğin dünyasında da vurguluyor.
Kampanya Künyesi:
Reklamveren: Altınmarka Tüketim Ürünleri
Reklamveren Yetkilileri: Kaan Altınkılıç, Dilara Altınkılıç Kutmangil
Senaryo ve Yönetmen: Cem Yılmaz
Yapımevi: CMYLMZ Fikirsanat
Yapımcı: Öner Işık
Görüntü Yönetmeni: Ahmet Sesigürgil
Yapım Tasarım: Burak Yıldırım
Uygulayıcı Yapımcı: Onur Çakır
Post Prodüksiyon: 1000 Volt
VFX Süpervizörü: Selim Çobanoğlu
Konsept Tasarım: Runway
Müzik: Sertaç Özgümüş
Yardımcı Yönetmen: Murat Dündar
Post Sorumlusu: Halil Çalık
Kurgu: İlker Özcan
Plato Hizmetleri, Kamera & Işık Ekipmanı: Orion
Wireless Systems: Oktotek
Saç: Yaşar Ertem
Makyaj: Emre Akı
Medya Planlama: Wavemaker
PR Ajansı: Excel İletişim
#Gofrik #CemYılmaz #ReklamFilmi #KahveDünyası #Yıl2100 #ZamansızLezzet #ReklamSerisi #Kuki #Geleceğinİstanbul #ReklamHaber #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity
A101’den Perakende Medyada Yeni Dönem: Medya101
A101, perakende sektöründe tedarikçilerle birlikte şekillenen yeni medya iş modeli Medya101’i tanıttı. 3 Şubat’ta Rixos Tersane İstanbul’da gerçekleştirilen lansman töreni, “Oyunun Kuralları Değişiyor” konseptiyle düzenlendi. Etkinlikte perakende medyanın yükselen rolü, ortak akılla karar alma süreçleri ve birlikte büyüme yaklaşımı farklı oturumlarla ele alındı.
Moderatörlüğünü Yekta Kopan’ın üstlendiği etkinlikte, A Milli Kadın ve Fenerbahçe SK Kadın Voleybol Takımı Kaptanı Eda Erdem de panel konuşmacıları arasında yer aldı. Spor ve takım kültürü perspektifinden sürdürülebilir dönüşümün nasıl mümkün olabileceğine dair görüşlerini paylaşan Erdem, etkinliğe farklı bir bakış açısı kattı.
“Erişimi Değil, Etkiyi Yönetiyoruz”
A101 Ticaret ve Pazarlamadan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Volkan Yıldız, perakende medyanın yalnızca bir iletişim alanı değil, saha gücü ve veriyi ticari değere dönüştüren stratejik bir yapı olduğunu vurguladı. Yıldız, Medya101 ile doğru ürünün doğru kişiyle doğru yerde buluştuğunu ve tedarikçilerin yatırımlarının hızlı şekilde karşılık bulduğunu belirtti.
“Birlikte Kurgulanan İş Modeli”
Medya101 Genel Müdürü Yeliz Yahşi Bilgiç ise, Medya101’in mağaza içinden dijitale uzanan temas noktalarını tek bir yapı altında ele aldığını ve kampanyaları satışla ilişkilendiren entegre bir perakende medya modeli olarak tasarlandığını ifade etti. Bilgiç, bu yapının tedarikçilerle birlikte değer üretmeye ve uzun vadeli büyümeye odaklandığını söyledi.
Medya101 lansmanı, A101’in tedarikçileriyle şeffaf, entegre ve uzun vadeli iş birliği anlayışını güçlendiren yeni dönemin önemli bir göstergesi olarak değerlendirildi.
#A101 #Medya101 #PerakendeMedya #Ekonomi #TedarikçiEkosistemi #OyununKurallarıDeğişiyor #PerakendeDönüşümü #İstanbulEtkinlik #YeniMedyaModeli #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity
Türkiye’de Avukat Sayısı Rekor Kırdı: Kişi Başına 430
Türkiye’de hukuk eğitimine dair yayımlanan kapsamlı rapor, son yıllarda avukat sayısındaki hızlı artışa dikkat çekiyor. 2024 itibarıyla Türkiye’de avukat başına düşen kişi sayısı 430’a kadar gerileyerek Avrupa ortalamasının altına indi. Bu durum, hukuk fakültelerinin hızla artan sayısı ve kontenjan politikalarıyla doğrudan ilişkilendiriliyor.
Hukuk Fakültelerinde Nicelik Artışı
Son 25 yılda Türkiye’de hukuk fakültesi sayısı neredeyse iki katına çıktı. Bugün aktif ve pasif durumdakilerle birlikte fakülte sayısı 89’a ulaşırken, bunların 67’si son 25 yılda kuruldu. 50’si devlet, 39’u vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyet gösteriyor. Öğrenci sayısı ise son 10 yılda %35 artış gösterdi. 2013–2014 döneminde 55 bin olan öğrenci sayısı, 2018–2019’da 82 bini aşarken, son yıllarda kontenjan daraltma politikalarıyla birlikte 75 bin seviyelerine geriledi.
Avukat Sayısındaki Hızlı Yükseliş
1998’de 36 bin olan avukat sayısı, 2024 itibarıyla 199 bini aşarak 26 yılda beş katına çıktı. Bu artış, nüfus artış hızını geride bıraktı. Avukat başına düşen nüfus son 15 yılda 1.095 kişiden 430 kişiye kadar geriledi. Avrupa ülkeleriyle yapılan karşılaştırmada Türkiye, Portekiz ve İspanya’nın ardından üçüncü sırada yer aldı.
Akademik Kadroda Dengesizlik
Raporda öğretim üyesi dağılımındaki dengesizliklere de dikkat çekiliyor. Türkiye genelindeki 86 hukuk fakültesinde toplam 586 profesör görev yaparken, bu profesörlerin %41’i yalnızca 10 köklü fakültede yoğunlaşıyor. Bazı fakültelerde hiç profesör bulunmazken, bazılarında yalnızca bir profesör görev yapıyor.
Yeni Politikaların Gerekliliği
Rapor, hukuk eğitiminde nicelik yerine kaliteyi esas alan yeni politikalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Kontenjan-planlama, öğretim üyesi dağılımı ve tercih barajlarının yeniden düzenlenmesi öneriliyor. Ayrıca 2024’te yapılan ilk Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı (HMGS) sonuçlarının, devlet ve vakıf üniversiteleri arasındaki kalite farkını ortaya koyduğu belirtiliyor.
#HukukEğitimi #AvukatSayısı #TürkiyeHukuk #HukukFakülteleri #HMGS #AkademikKadrolar #HukukPolitikası #EğitimKalitesi #AvrupaKarşılaştırması #AdaletSistemi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity
İşNet’ten Finans Sektörüne Güvenli Bulut Çözümü: bluuty Finans
Finans sektöründe dijitalleşme hız kazanırken, bulut çözümleri artık yalnızca teknoloji tercihi olmaktan çıkıp mevzuat, denetlenebilirlik, güvenlik ve iş sürekliliği gereksinimleriyle birlikte ele alınan bütüncül bir yaklaşım haline geliyor. İşNet’in geliştirdiği bluuty Finans Topluluk Bulutu, finans kuruluşlarının yüksek altyapı yatırımı yapmadan bulutun avantajlarından yararlanmasını sağlıyor ve geçiş sürecini öngörülebilir bir çerçevede sunuyor.
Güvenli ve Mevzuata Uyumlu Altyapı
Ödeme ve elektronik para kuruluşlarına özel olarak tasarlanan bluuty Finans, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası süreçleriyle uyumlu yapısıyla dikkat çekiyor. Türkiye’de hızla büyüyen fintek ekosistemine güvenli, mevzuata tam uyumlu ve esnek bir altyapı sunan çözüm, finans kuruluşlarının mevzuat uyum beklentilerine hızlı ve sürdürülebilir yanıt veriyor.
Operasyonel Dayanıklılık ve Yönetilen Hizmetler
İşNet veri merkezlerinde barındırılan bluuty Finans, uluslararası TIER IV ve ulusal TS EN 50600-3 sertifikalarıyla yüksek erişilebilirlik ve coğrafi yedeklilik sağlıyor. Kritik sistemler aktif-aktif veya aktif-pasif senaryolarla yedekli çalıştırılarak olası felaket durumlarında kesintisiz hizmet sunuluyor. Ayrıca altyapı yönetimi, yedekleme, felaket kurtarma ve güvenlik operasyonları İşNet’in uzman ekipleri tarafından 7/24 izleniyor.
İşNet Genel Müdürü Mehmet Fahri Can, “Finans kuruluşlarına özel olarak tasarladığımız bluuty Finans ile süreçleri kolaylaştırmayı ve bulut kullanımını güvenli bir çerçevede yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Topluluk Bulutumuzu yönetilen hizmetlerle güçlendirerek, kuruluşların kendi katma değerli çözümlerine odaklanmalarını destekliyoruz” dedi.
#İşNet #bluutyFinans #Fintek #BulutÇözümleri #Ekonomi #FinansTeknolojileri #DijitalDönüşüm #OperasyonelDayanıklılık #MevzuataUygunBulut #FinansEkosistemi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity
“The Grand Excess” Sergisine Kokuyla Dokunan Sanat Deneyimi
Uluslararası esans üreticisi MG International Fragrance Company, çağdaş sanatçı Lal Batman’ın “The Grand Excess” başlıklı kişisel sergisine özgün bir koku çalışmasıyla eşlik ediyor. 29 Ocak’ta başlayan sergi, 14 Şubat’a kadar PİLEVNELİ Dolapdere’de sanatseverlerle buluşuyor.
Sergide Lal Batman, sosyal medyanın parıltılı yüzünü sorgularken geçmişin zarafetini günümüzün yapay ihtişamıyla yüzleştiriyor. Antik Mısır ve Yunan dönemlerinden 18., 19. ve 21. yüzyıllara uzanan tarihsel katmanlar; Güney Amerika, Uzak Doğu, Orta Doğu ve Batı kültürlerinin estetik anlayışlarıyla birleşiyor.
Eserlerde mürekkep, akrilik, doğal ve cam taşlar ile incilerin oyma dokulu kâğıtlar üzerinde buluştuğu özgün bir üretim dili öne çıkıyor. Bu görsel anlatıya, sanatçının hikâyesinden ilhamla MG International Fragrance Company tarafından tasarlanan özel bir koku eşlik ediyor. Sergi alanında kurgulanan bu kompozisyon, izleyiciyle kurulan etkileşimi derinleştirerek sanatın çok boyutlu doğasını vurguluyor.
Koku kompozisyonunda; sümbülteberin çiçeksi yoğunluğu, Tahiti gardenyasının yumuşak dokusu, Sumatra paçulisinin topraksı derinliği, Laos öd ağacının tütsümsü karakteri, Çin osmanthusunun kayısımsı alt tonu, Endülüs labdanumunun kehribar sıcaklığı ve Seylan tarçınının baharatlı vurgusu yer alıyor. Böylece sergi, görsel olduğu kadar duyusal bir deneyime dönüşüyor.
MG International Fragrance Company, bu iş birliğiyle kokunun bir sanat formu olarak mekânsal deneyimin ayrılmaz bir parçası olabileceğini bir kez daha ortaya koyuyor.
#TheGrandExcess #LalBatman #MGInternational #PilevneliDolapdere #SanatVeKoku #ÇağdaşSanat #SergiDeneyimi #FragranceArt #İstanbulSanat #MultisensoryArt #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity
Türkiye’de Doğrulanmış Vaka Yok, Ancak Risk Sürüyor
Tüm dünyada yeni bir pandemi mi geliyor sorularına neden olan Nipah virüsü (NiV) kaygıyla izleniyor. Meyve yarasaları ve domuz gibi hayvanlar tarafından taşınan virüs, ateş ve beyin iltihabına neden olabiliyor. İstinye Üniversitesi Üyesi Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın, Nipah virüsü (NiV) ile ilgili merak edilenleri yanıtladı. Fışgın’ın verdiği bilgilere göre, virüs vücuda girdikten sonra semptomların ortaya çıkması yaklaşık 4 ila 14 gün arasında değişiyor. En sık görülen belirtiler arasında ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, kusma ve boğaz ağrısı gibi spesifik olmayan belirtiler yer alıyor. Vaka ölüm oranı ise yüzde 40 ile yüzde 75 arasında değişiyor.
Hayvanlardan insanlara bulaşan ve ciddi halk sağlığı riski taşıyan bir virüs olan Nipah virüsü (NiV), dünyada kaygı yaratmaya devam ediyor. Hindistan’da tespit edilen yeni Nipah virüsü vakaları, Asya’da da yakından izleniyor. Virüsün yayılım riskine karşı Tayland, Malezya ve Singapur gibi ülkeler, havalimanları ve sınır kapılarında tarama ve test uygulamalarını sıkılaştırdı. Bu durum yeni bir pandemi yaşanır mı sorularını akıllara getirdi. İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın, Nipah virüsü ile ilgili merak edilenleri yanıtladı.
“200’e yakın temaslının izlendiği bildirildi” “Nipah virüsü, hayvanlardan insanlara bulaşan, hayvanlarda ve insanlarda asemptomatik enfeksiyondan akut solunum yolu enfeksiyonuna ve ölümcül ensefalite kadar çeşitli klinik tablolara neden olan Paramyxoviridae ailesine ait bir RNA virüsüdür” diyen Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın,
“Nipah virüsü ilk olarak 1999 yılında Malezya’daki domuz çiftçileri arasında bir salgın olarak ortaya çıkmıştır. Daha sonra hastalık 2001 yılında Bangladeş’te de tespit edilmiş olup halen her yıl belli sayıda olgu saptanmaktadır. Hastalık ayrıca Doğu Hindistan’da da periyodik olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yıl da Hindistan Sağlık Bakanlığı’nın açıklamalarına göre iki vakanın doğrulandığı ve yaklaşık 200’e yakın temaslının izlendiği bildirilmiştir. Pteropodidae familyasına ait meyve yarasaları (uçan tilki) özellikle de Pteropus cinsine ait türler Nipah virüsünün doğal konakçılarıdır. Meyve yarasalarında belirgin bir hastalık belirtisi yoktur. Virüslerin Afrika’daki Pteropodidae yarasalarının coğrafi dağılım alanında mevcut olabileceği biliniyor.”
“Hasta insanlar salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabilir”
Hasta insanların salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabileceğini belirten Fışgın, şunları söyledi:
“Nipah virusunun domuzlarda ve at, keçi, koyun, kedi ve köpek gibi diğer evcil hayvanlarda görülen salgınları ilk olarak 1999’daki Malezya salgını sırasında bildirilmiştir. Malezya’da ve Singapur’da da görülen ilk salgında, insan enfeksiyonlarının çoğu hasta domuzlarla veya onların kontamine olmuş dokularıyla doğrudan temas sonucu meydana geldiği görülmüştür. Daha sonra Bangladeş ve Hindistan’da meydana gelen salgınlarda, enfekte meyve yarasalarının idrarı veya tükürüğüyle kirlenmiş meyvelerin veya meyve ürünlerinin, örneğin çiğ hurma suyu tüketimi, enfeksiyonun en olası kaynağı olarak saptanmıştır. Ayrıca virüsün insandan insana bulaştığı özellikle de enfekte hastaların aile üyeleri ve bakıcıları arasında saptandığı bildirilmiştir. Hasta insanların salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabileceği ve insandan insana bulaşta bunun önemli olduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle de sağlık çalışanları da hasta takibi açısından risk altındadır.”
“Semptomların ortaya çıkması yaklaşık 4 ila 14 gün arasında değişiyor”
Nipah virüsünün ilk belirtileriyle ilgili de bilgi veren Fışgın, şöyle konuştu:
“İnsanlarda görülen hastalık; asemptomatik enfeksiyonlardan, hafif veya şiddetli seyreden akut solunum yolu enfeksiyonlarına ve ölümcül olabilen ensefalite kadar değişmektedir. Virüs vücuda girdikten sonra semptomların ortaya çıkması yaklaşık 4 ila 14 gün arasında değişmektedir. Bazı hastalarda bu sürenin 45 güne kadar uzadığı bildirilmiştir. En sık görülen belirtiler arasında ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, kusma ve boğaz ağrısı gibi spesifik olmayan belirtiler sayılabilir. Daha sonra hastalarda baş dönmesi, uyuşukluk, bilinç değişikliği ve nörolojik bulgular saptanabilmektedir. Hastaların bazılarında solunum yolu enfeksiyonu gelişmekte ve bu pnömoni bulguları ilerleyerek ciddi solunum yetmezliğine neden olabilmektedir. Şiddetli vakalarda ölümcül olarak tanımlanan ensefalit ve durdurulamayan nöbetler görülmekte ve hastada 24-48 saat içinde koma ortaya çıkmaktadır. Vaka ölüm oranı yüzde 40 ile yüzde 75 arasında değiştiği tahmin edilmektedir. Nipah virus enfeksiyonunun ilk belirti ve bulguları spesifik olmadığı için genellikle başlangıçta bu hastalıktan şüphe edilmez. Burada özellikle hastalığın bulunduğu bölgeye seyahat etmek önemli bir epidemiyolojik veridir. Tanıda kullanılan başlıca testler, vücut sıvılarından gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (RT-PCR) ve enzim bağlantılı immünosorbent testi (ELISA) yoluyla antikor tespitidir. Ayrıca hücre kültürü yoluyla virüs izolasyonu da tanıda kullanılmaktadır.”
Virüse karşı alınması gereken önlemler
Şu anda Nipah virusuna karşı herhangi bir ilaç veya aşının bulunmadığını belirten Prof. Dr. Fışgın, “Şiddetli solunum ve nörolojik komplikasyonların tedavisi için yoğun destekleyici tedavi önerilmektedir” dedi. Nipah virusuna karşı herhangi bir aşı bulunmadığı için koruyucu önlemlerin ön plana çıktığını belirten Fışgın, bu virüse karşı alınması gereken önlemlerle ilgili ise şunları sıraladı:
#NipahVirüsü #HalkSağlığı #PandemiEndişesi #EnfeksiyonHastalıkları #AsyaVakaları #SağlıkGündemi #Virüs #KüreselSağlık #NiV #Epidemiyoloji #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity