Epson, 2050 yılına kadar karbon negatif ve yer altı kaynaklarından bağımsız olma hedefine emin adımlarla ilerliyor. Şirket, “Our Actions” kampanyasının ikinci aşamasında, dünya genelinde yüzde 100 yenilenebilir elektriğe geçişini ve lojistik operasyonlarında hayata geçirdiği sürdürülebilir uygulamaları duyurdu.
Yenilenebilir elektrikte öncü adım
2023’te dünya çapındaki tüm grup tesislerinde yüzde 100 yenilenebilir elektriğe geçiş yapan ilk şirket olmayı başaran Epson, 2050 yılına kadar karbon negatif ve yer altı kaynaklarından bağımsız bir şirket olma vizyonu ekseninde çalışmayı sürdürüyor. Söz konusu dönüşüm yalnızca üretim tesislerini değil, Epson’un global ofis ve Ar-Ge merkezlerini de kapsıyor.
Türkiye’deki yeni depo geri dönüştürülmüş ambalaj malzemeleriyle tasarlandı
Yenilenebilir enerjiye geçişi lojistik operasyonlarında da sürdüren Epson, tedarikçileri ve iş ortaklarıyla birlikte taşımacılık alanında verimli ve emisyon azaltıcı çözümleri hayata geçiriyor. Türkiye’de inşası süren yeni depo da bu yaklaşımın bir örneği. Tamamen güneş enerjisiyle çalışacak olan tesis, geri dönüştürülmüş ambalaj malzemeleriyle tasarlandı.
Epson’un lojistik alanındaki diğer sürdürülebilir adımları arasında:
-Standart konteynerlerden yeni konteynerlere geçişle yüzde 14,3 daha fazla yükleme kapasitesi,
– Biyodizel ve yeşil metanol ile çalışan gemilerle yapılan taşımalar sayesinde 220 ton sera gazı emisyonunun önlenmesi,
– Kuzey Amerika’ya açılan yeni doğu kıyısı deniz hattı ile demiryolu taşımacılığının kısaltılması ve 320 ton emisyon azaltımı yer alıyor.
“Sürdürülebilirlik işimizin bir parçası”
Epson Türkiye Ülke Müdürü Yalın Vanlıoğlu, “Epson’da sürdürülebilirlik bir slogan değil işimizin bir parçası. Yenilenebilir enerjiye geçişimiz ve lojistik alanındaki karbonsuzlaşma çabalarımız bu sorumluluğu yerine getirdiğimizin yalnızca iki örneği. Epson olarak daha sürdürülebilir bir gelecek için kaydettiğimiz ilerlemeyi duyurmaktan gurur duyuyoruz.” diyor.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/09/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-17.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-09-20 12:36:062025-09-20 12:36:31Epson, yenilenebilir ve sürdürülebilir yatırımlarına devam ediyor
Egeli ihracatçılar ağustos ayında 3,6 milyar dolar ihracat yaparken, İzmir 1 milyar 965 milyon dolar ihracat ve yüzde 55 payla bölge liderliğini sürdürdü. Afyonkarahisar ihracatını yüzde 14,3’lük artışla 51,6 milyon dolara çıkardı ve Ege Bölgesi’nin ihracat artış rekortmeni oldu.
Döviz kurlarındaki artışın, hammadde, işçilik ve diğer girdilerin altında kalması sebebiyle çift haneli büyüme hedefinin uzağında kalsalarda, Egeli ihracatçılar 2025 yılı ağustos ayında, 2024 yılı ağustos ayına göre performanslarını korudular.
Ege Bölgesi 2025 yılının ocak – ağustos döneminde ihracatını yüzde 1’lik artışla 28 milyar 917 milyon dolardan 29 milyar 240 milyon dolara ilerletti.
İzmir ihracatının yüzde 55’iyle bölgenin lokomotifi
İzmir, ağustos ayında ihracatını yüzde 3,6 artırarak 1 milyar 897 milyon dolardan 1 milyar 965 milyon dolara yükseltti. Böylece Ege Bölgesi ihracatının yüzde 55’ini tek başına üstlendi.
2025 yılı ocak–ağustos döneminde İzmir’in ihracatı 16 milyar 134 milyon dolar oldu. Ancak bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1’lik düşüş anlamına geliyor.
Afyonkarahisar ihracat artışında Ege’nin yıldızı oldu
Mermer ihracatında öne çıkan Afyonkarahisar, ağustosta yüzde 14,3’lük artışla 45,2 milyon dolardan 51,6 milyon dolara ulaştı.
Afyonkarahisar’ın sekiz aylık ihracatı da yüzde 27’lik sıçramayla 489 milyon dolardan 620 milyon dolara yükseldi. Afyonkarahisar hem aylık hem de 8 aylık bazda Ege Bölgesi’nin ihracat artış rekortmeni oldu.
Manisa 5 milyar dolar sınırına dayandı
Manisa’nın ihracatı ağustos ayında yüzde 4’lük kayıpla 659 milyon dolardan 632 milyon dolara inerken, Manisa 2025 yılının ocak – ağustos döneminde yatay bir seyirle 4 milyar 862 milyon dolar ihracatı hanesine yazdırdı.
Denizli’den yüzde 6’lık yükseliş
Denizli, ağustos ayında, 2024 yılı ağustos ayı performansını tekrarlayarak 377 milyon dolar ihracat yaptı. Denizli sekiz aylık süreçte ihracatını yüzde 6’lık artışla 2 milyar 784 milyon dolardan 2 milyar 955 milyon dolara taşıdı.
Balıkesir 197 milyon dolar ihracat yaptı
2024 yılını 2 milyar 457 milyon dolarlık ihracat performansıyla geride bırakan Balıkesir, ağustos ayında ihracatını yüzde 5 geliştirerek 187 milyon dolardan 197 milyon dolara ilerletti.
Balıkesir, 2025 yılının ilk sekiz aylık döneminde de yüzde 4’lük ihracat artışıyla 1 milyar 576 milyon dolardan 1 milyar 640 milyon dolara çıktı.
Aydın’ın ihracatında yüzde 10 artış
Ağustos ayında Aydın ihracatını yüzde 10,3’lük arıtşa 142 milyon dolardan 156 milyon dolara taşırken pozitif bir görüntü sergiledi. Aydın, 8 aylık dönemde ise; yüzde 8’lik artışla 1 milyar 224 milyon dolar ihracatı kayda aldı.
Muğla’da düşüş, Kütahya ve Uşak’ta yatay seyir
Su ürünleri sektörünün merkezi Muğla’nın ihracatı, ağustosta yüzde 7 düşüşle 118 milyon dolardan 110 milyon dolara geriledi. Muğla’nın sekiz aylık dönemdeki ihracatı ise; yüzde 8 artışla 830 milyon dolardan 895 milyon dolara yükseldi.
Kütahya ağustosta yüzde 4 kayıpla 76,9 milyon dolar ihracat yaptı. Sekiz ayda ise yüzde 3,5 artışla 633 milyon dolara çıktı.
Geri dönüşüm merkezi Uşak, ağustosta yüzde 3 artışla 38,2 milyon dolara yükseldi. Sekiz aylık dönemde ise 275 milyon dolarlık ihracatla geçen yılın gerisinde kaldı.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/09/1758172670_1752495172_1713506443_1652356337_1651239287_AdobeStock_168228437__1_.jpg15502322pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-09-20 12:22:522025-09-20 12:23:16Afyonkarahisar, Ege Bölgesi’nde ihracat artış rekortmeni oldu
Türk çimento sektörünün çatı kuruluşu olan TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkanı olarak Adil Sani Konukoğlu seçildi.
TÜRKÇİMENTO, Yönetim Kurulu Başkanı merhum Fatih Yücelik’in vefatının ardından, Yönetim Kurulu üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda yeni başkanını belirledi. Yapılan seçim sonucunda Adil Sani Konukoğlu TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine seçildi. Toplantıda oy birliği ile Başkanlık görevine getirilen Adil Sani Konukoğlu 2026 yılında yapılacak Genel Kurul’a kadar bu görevi yürütecek.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/09/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-16-1.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-09-20 12:17:492025-09-20 12:17:49TÜRKÇİMENTO’nun yeni başkanı
Anne adayları için çok özel ve heyecanlı bir dönem olan hamilelikte, bilgi kirliliği de çokça görülebiliyor. Özellikle de annelik duygusunu ilk kez yaşayan kadınlar; çevreden gelen iyi niyetli tavsiyeler, sosyal medya paylaşımları ve kulaktan dolma bilgiler arasında çoğu zaman kafa karışıklığı yaşayıp bazı hatalara düşebiliyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Sinem Bostan Kayaoğlu, “Hamilelikte doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmak kritik önem taşıyor. Oysa toplumumuzda doğru sanılan bazı yanlış inanışlar çok sık karşımıza çıkıp, anne ve bebeğin sağlığını ciddi şekilde riske atabiliyor. Kulaktan dolma bilgiler yerine bilimsel doğrularla ilerlemek, hamileliği, doğumu ve lohusalığı sağlıklı ve huzurlu kılar. Sağlıklı nesiller, bilinçli annelerin doğru adımlarıyla başlar” diyor. Dr. Kayaoğlu, hamilelik sürecinde en sık yapılan 6 hatayı ve doğrularını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.
“İki kişilik yemek”: YANLIŞ!
DOĞRUSU: “Artık iki canlısın, iki kişilik yemelisin.” cümlesi gebelikte en sık duyulan ve uygulanan yanlışlardan biridir. Hamilelik sürecinde annenin enerji ihtiyacı elbette ki artar; fakat sanılanın aksine bu kadar büyük ölçekte değildir. Günlük beslenmeye ortalama olarak 300–350 kalori eklemek çoğu zaman yeterli olacaktır. Önemli olan porsiyonu arttırmak değil, çeşitli, dengeli ve besin değeri yüksek gıdaları tercih etmektir.
Folik asite geç başlamak: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Anne karnındaki bebeklerde beyin ve omurilik taslağı olan nöral tüpün gelişimi ve kapanması gebeliğin erken haftalarında gerçekleşir. Bu dönemde oluşan aksaklıklar, beyin ve omurgayı koruması gereken kemiklerde anatomik bozukluklara yol açabilir. Nöral tüpün doğru şekilde kapanması için folik asite gebelik planlaması sürecinde başlanmalıdır. “Hamile kalınca başlarım” şeklindeki düşünce risk yaratabilir.
Doğal olan zararsızdır: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Dr. Sinem Bostan Kayaoğlu “Toplumda oldukça yaygın olan bu yaklaşım gebelikte ciddi riskler doğurabilir. Örneğin; bazı bitkisel çaylar rahim kasılmalarını tetikleyerek erken doğum veya düşük riskini artırabilirken; alınan bazı doğal takviyeler ise kullanılmakta olan ilaçlarla etkileşime girerek zararlı sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle gebelik sürecinde doktor onayı olmadan hiçbir ilaç, vitamin ya da bitkisel ürün kullanılmamalıdır” diyor.
Hamile kadın yatıp dinlenmeli: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Sağlıklı seyreden gebeliklerde hareket çok önemli olsa da mutlaka doktora danışılmalıdır. Egzersiz yapmak konusunda risk oluşturacak durumlar dışında, başlangıç için en uygun zaman gebeliğin 3. ayından sonradır. Egzersiz yapmak; kilo alımının kontrollü olmasına, ödemleri azaltmaya, uykuyu düzenlemeye, doğumu kolaylaştırmaya ve gebelikten lohusalığa ruhen ve bedenen daha sağlıklı geçmeye yardımcı olur.
Hamileyken diş tedavisi yapılmaz: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Hormonal değişim diş eti hassasiyetini artırdığından çürük, diş eti kanamaları ve iltihabi durumlar gebelik döneminde daha kolay gelişebilmektedir. Tedavinin ertelenmesi annenin yaşam kalitesini bozmakla kalmayıp erken doğum riskini artırabilir. Özellikle ikinci üç aylık dönemde lokal anesteziyle uygulanabilecek diş temizliği, dolgu, kanal tedavisi, diş çekimi vb işlemler hekim onayıyla güvenle yapılabilir.
Doğuma hazırlığı ertelemek: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Dr. Kayaoğlu “Hamilelikte özellikle doğumun fizyolojisini ve doğumda karşılaşılabilecek durumları öğrenmek; doğum ekibiyle işbirliği içerisinde kalınmasını desteklerken, anne adayının süreç içindeki kontrol duygusunu da güçlendirmektedir. Hamilelikte kulaktan dolma bilgiler yerine bilimsel doğrularla ilerlemeniz; gebeliğinizin daha huzurlu, doğumuzun daha güçlü ve lohusalığınızın daha sağlıklı olması için size ışık olacaktır” diyor.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/09/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-15-1.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-09-20 12:08:532025-09-20 12:08:53Anne adayları için çarpıcı uyarılar!
Depresyon, günümüzde en yaygın ruh sağlığı sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Depresyona yönelik toplumsal farkındalığın artması bir yandan hastalığın erken tanısında önemli rol oynuyor ancak bir dezavatantajı da beraberinde getiriyor. Çünkü depresyon, benzer belirtiler gösteren farklı hastalıklarla da karıştırılabilir. Harvard Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalara göre her 20 kişiden 1’i yanlış depresyon tanısı alıyor olabilir. Anemi, vitamin eksiklikleri, tiroid bozuklukları ve hormonal dengesizlikler gibi durumların depresyonla karıştırılabildiğini belirten Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Cansu Çelik, ‘Her mutsuzluk depresyon değildir hem bedeni hem zihni birlikte değerlendirmek tedavi başarısında kritik rol oynar’ diyor.”
SADECE DEPRESYONDA GÖRÜNMEYEN BELİRTİLERE DİKKAT!
Depresyon, günümüzde en yaygın ruh sağlığı sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünya çapında yetişkinlerin yaklaşık %5’i depresyondan etkileniyor ve kadınlarda bu oran daha yüksek. Depresyonun uzun süreli üzüntü, ilgi kaybı, enerji düşüklüğü, uyku ve iştah değişimleri, konsantrasyon bozuklukları gibi belirtilerle kendini gösterdiğini belirten Klinik Psikolog Cansu Çelik, “Depresyon, çoğu zaman psikoterapi, ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle kontrol altına alınabiliyor. Ancak depresyonun tanısını zorlaştıran faktörlerde mevcut. O da başka sağlık sorunlarının da benzer semptomlar göstermesi” uyarısında bulunuyor.
DEPRESYON, ANEMİDEN MENOPOZA PEK ÇOK PROBLEMLE KARIŞTIRILABİLİR
Harvard Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalara göre depresyon tanısı alan her 20 yetişkinden 1’inin teşhisi yanlış olabilir. Bunun da en önemli etkeni başka hastalıkların depresyon belirtileri ile benzer semptomlar göstermesi. Anemi, vitamin eksiklikleri (B12, folat, D vitamini), tiroid bozuklukları, hormonal dengesizlikler, kan şekeri düzensizlikleri ve menopoz gibi durumların tıpkı depresyonda olduğu gibi yorgunluk, motivasyon kaybı, uyku bozuklukları ve duygu durum değişiklikleriyle kendini gösterebildiğini belirten Acıbadem Life Klinik Psikolog Cansu Çelik, “Dünya Sağlık Örgütü (WHO), aneminin dünya çapında özellikle kadınlar ve çocuklarda yaygın olduğunu ve tedavi edilmediğinde ruh hali üzerinde olumsuz etkiler yarattığını vurgular. Benzer şekilde, vitamin B12 ve folat eksiklikleri de yorgunluk, konsantrasyon sorunları, unutkanlık ve motivasyon kaybı gibi depresyonla örtüşen belirtiler yaratır. D vitamini eksikliği, kas zayıflığı, enerji düşüklüğü ve duygu durum değişimleriyle yine depresyonu taklit edebilir. Kronik yorgunluk sendromu ve fibromiyalji gibi kas-iskelet sistemi hastalıkları da hem sürekli ağrı hem de uyku bozuklukları yoluyla depresif bir tablo çizebilir. Tiroid bozuklukları, özellikle hipotiroidi, enerji azalması, kilo artışı, depresif ruh hali ve zihinsel yavaşlama gibi belirtilerle kolayca depresyonla karıştırılabilir. Kan şekeri düzensizlikleri ve diyabet, yorgunluk, kilo değişimi, sinirlilik ve motivasyon kaybıyla benzerlik gösterirken, hormonal dengesizlikler —özellikle doğum sonrası depresyonla karıştırılabilecek postpartum tiroidit gibi durumlar— da ayırıcı tanıyı güçleştirir. Menopoz döneminde östrojen seviyelerinin azalmasıyla ortaya çıkan uyku problemleri, duygusal dalgalanmalar ve odaklanma zorlukları ise yine depresyon tanısını düşündürebilir. Tüm bu sağlık sorunlarının ortak noktası, depresyonu andıran ama altta farklı biyolojik nedenlere dayanan semptomlar üretmeleri ve bu nedenle doğru tanı konulmadan tedaviye başlanmasının riskler taşımasıdır” uyarısında bulunuyor.
DEPRESYONDA DOĞRU TANI İÇİN
Günümüzde basit laboratuvar testleri ile anemi, vitamin eksiklikleri, tiroid bozuklukları ve hormonal dengesizlikler gibi depresyonu taklit eden durumların hızla tespit edilebildiğini belirten Acıbadem Life Klinik Psikolog Cansu Çelik, “Depresif belirtiler görüldüğünde kan tahlilleri, vitamin düzeyleri ve tiroid fonksiyon testleri gibi biyolojik kontrollerin yapılması, hem doğru tanı hem de etkili tedavi için kritik önem taşıyor. Unutmayın, her mutsuzluk depresyon değildir; zihni ve bedeni birlikte değerlendirmek, hayatın geri kalanını değiştirecek en değerli adımdır” diyor.
Gençlik sadece yüzeysel değildir; tıpkı vücudumuz gibi beynimiz de yaşam tarzımıza, alışkanlıklarımıza ve beslenmemize bağlı olarak az ya da çok yaşlanabilir. Dahası, beynimizi genç tutmak birkaç gülümseme çizgisinden çok daha önemli görünüyor, değil mi? Neyse ki, beynin yaşlanma sürecini yavaşlatmanın ve daha sağlıklı bir zihin geliştirmenin nispeten kolay yolları var. Beyninizi erken yaşlandırabilecek yaygın alışkanlıkları anlayarak, sağlığınızı ve genel refahınızı daha iyi kontrol etmek için olumlu değişiklikler yapabilirsiniz.
Aşırı alkol tüketiyorsunuz
Bir arkadaşınızla bir kadeh şarap içmek veya bir doğum günü partisinde bir kokteyl içmek, çoğumuz için sosyalleşmenin ve kutlamanın eğlenceli bir yoludur. Alkollü içecekler kültürümüze o kadar yerleşmiş ki, çoğu kişi dışarıda bir gecede birkaç tane içmekten çekinmiyor. Ancak işte hafta içi biralarınızı veya kadeh şaraplarınızı alkolsüz bir şeylerle değiştirmeniz için sebepler. Alkol, beynin erken yaşlanmasının en önemli bileşenlerinden biridir.
Alzheimer Derneği’ne göre, çok fazla alkol tüketimi zamanla beyin hücrelerinin ölmesine ve beyin dokusunun küçülmesine neden olur. Mesajları iletmek ve görevleri yerine getirmek için daha az beyin hücresi kaldığından, günlük yaşam daha zor hale gelir. Bu durum, düzenli olarak alkol almaktan veya önerilen günlük limitin üzerinde alkol almaktan kaynaklanabilir. Ancak, ölçülü olmanın önemini anlayarak beyin sağlığınızın kontrolünü elinize alabilirsiniz. Önerilen günlük alkol limitleri kadınlar için bir, erkekler için iki standart içkidir. Standart bir içki genellikle 340 ml biraya, 140 ml şaraba veya 45 ml shot’a eşdeğerdir. Haftalık limitler sırasıyla yedi ve on dörttür.
Sürekli evde kalıyorsunuz
Dışarıda geçirilen bir geceyi atlamak sorun değil. Herkesin ara sıra dinlenmeye veya ruh sağlığı molasına ihtiyacı vardır. Ancak bunu çok sık atlamayın. Araştırmalar, yeterli sosyal etkileşimin olmamasının beyninizi yaşlandırabileceğini ortaya koydu. Bu fikir, dünya çapında sakinleri çoğunlukla 100 yaşına kadar yaşayan Mavi Bölgeler (Blue Zones) üzerine yapılan araştırmalarla da destekleniyor. Tüm bu topluluklar arasındaki ortak noktalardan biri, sosyalleşmenin kültürlerinin önemli bir parçası olması ve daha uzun yaşamalarına yardımcı olduğunu göstermesi.
İster bir arkadaşınızın evinde oyun gecesi ister bir aile yemeği ister büyük bir etkinlik olsun, sevdiklerinizle vakit geçirmeye “evet” demeye kendinizi zorlayın. Eğleneceksiniz ve bu sosyal etkileşimler beyninize de fayda sağlayacak.
Hazır gıdalara bayılıyorsunuz
Hazır gıdaların zayıf noktası nedir? Herkesin bir zayıf noktası vardır: kızarmış yiyecekler, gazlı içecekler, şekerlemeler ve cipsler yaygın suçlulardır. Ne yazık ki, hazır gıda alışkanlığından kurtulmak zordur, çünkü hareket halindeyken kolayca ulaşılabilir. Ancak işte günlük araba sipariş alışkanlıklarınızı yeniden gözden geçirmeniz için birkaç neden. Sinirbilimci, hazır gıdaların bağımlılık yarattığını çünkü beynimizdeki ödül sistemini harekete geçirip dopamin salgılayarak kendimizi iyi hissetmemizi sağladığını açıklıyor; lezzetli atıştırmalıklar yemeyi seviyoruz. Ancak aşırı şekerli ve yağlı yiyecekler beyne zararlı.
Yüksek şeker ve yağ seviyelerinin beyni iltihaplandırarak beyin hücrelerine zarar verebileceğini söylüyor. Bir çalışma, sadece beş gün şekerli tatlı yemenin bile ölçülebilir beyin iltihabına neden olduğunu gösterdi. Beynin hipokampüsünde de hasar olduğu ve bunun hafıza kaybına ve öğrenme yeteneklerinin engellenmesine yol açabileceği bildirildi. Son olarak, iltihaplanma beyinde yeni nöronların oluşumunu engelleyerek beynin daha da yaşlanmasına neden olabilir. Yemeklerinizi ve atıştırmalıklarınızı seçerken, sadece o pasta dilimini bitirmek için harcadığınız birkaç dakika için değil, vücudunuza ve beyninize gelecek yıllar için enerji verdiğinizi unutmayın.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/09/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-1-2.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-09-18 10:19:062025-09-18 10:19:36Beyninizi erken yaşlandıran etkenler!
Epson, yenilenebilir ve sürdürülebilir yatırımlarına devam ediyor
Epson, 2050 yılına kadar karbon negatif ve yer altı kaynaklarından bağımsız olma hedefine emin adımlarla ilerliyor. Şirket, “Our Actions” kampanyasının ikinci aşamasında, dünya genelinde yüzde 100 yenilenebilir elektriğe geçişini ve lojistik operasyonlarında hayata geçirdiği sürdürülebilir uygulamaları duyurdu.
Yenilenebilir elektrikte öncü adım
2023’te dünya çapındaki tüm grup tesislerinde yüzde 100 yenilenebilir elektriğe geçiş yapan ilk şirket olmayı başaran Epson, 2050 yılına kadar karbon negatif ve yer altı kaynaklarından bağımsız bir şirket olma vizyonu ekseninde çalışmayı sürdürüyor. Söz konusu dönüşüm yalnızca üretim tesislerini değil, Epson’un global ofis ve Ar-Ge merkezlerini de kapsıyor.
Türkiye’deki yeni depo geri dönüştürülmüş ambalaj malzemeleriyle tasarlandı
Yenilenebilir enerjiye geçişi lojistik operasyonlarında da sürdüren Epson, tedarikçileri ve iş ortaklarıyla birlikte taşımacılık alanında verimli ve emisyon azaltıcı çözümleri hayata geçiriyor. Türkiye’de inşası süren yeni depo da bu yaklaşımın bir örneği. Tamamen güneş enerjisiyle çalışacak olan tesis, geri dönüştürülmüş ambalaj malzemeleriyle tasarlandı.
Epson’un lojistik alanındaki diğer sürdürülebilir adımları arasında:
-Standart konteynerlerden yeni konteynerlere geçişle yüzde 14,3 daha fazla yükleme kapasitesi,
– Biyodizel ve yeşil metanol ile çalışan gemilerle yapılan taşımalar sayesinde 220 ton sera gazı emisyonunun önlenmesi,
– Kuzey Amerika’ya açılan yeni doğu kıyısı deniz hattı ile demiryolu taşımacılığının kısaltılması ve 320 ton emisyon azaltımı yer alıyor.
“Sürdürülebilirlik işimizin bir parçası”
Epson Türkiye Ülke Müdürü Yalın Vanlıoğlu, “Epson’da sürdürülebilirlik bir slogan değil işimizin bir parçası. Yenilenebilir enerjiye geçişimiz ve lojistik alanındaki karbonsuzlaşma çabalarımız bu sorumluluğu yerine getirdiğimizin yalnızca iki örneği. Epson olarak daha sürdürülebilir bir gelecek için kaydettiğimiz ilerlemeyi duyurmaktan gurur duyuyoruz.” diyor.
Afyonkarahisar, Ege Bölgesi’nde ihracat artış rekortmeni oldu
Egeli ihracatçılar ağustos ayında 3,6 milyar dolar ihracat yaparken, İzmir 1 milyar 965 milyon dolar ihracat ve yüzde 55 payla bölge liderliğini sürdürdü. Afyonkarahisar ihracatını yüzde 14,3’lük artışla 51,6 milyon dolara çıkardı ve Ege Bölgesi’nin ihracat artış rekortmeni oldu.
Döviz kurlarındaki artışın, hammadde, işçilik ve diğer girdilerin altında kalması sebebiyle çift haneli büyüme hedefinin uzağında kalsalarda, Egeli ihracatçılar 2025 yılı ağustos ayında, 2024 yılı ağustos ayına göre performanslarını korudular.
Ege Bölgesi 2025 yılının ocak – ağustos döneminde ihracatını yüzde 1’lik artışla 28 milyar 917 milyon dolardan 29 milyar 240 milyon dolara ilerletti.
İzmir ihracatının yüzde 55’iyle bölgenin lokomotifi
İzmir, ağustos ayında ihracatını yüzde 3,6 artırarak 1 milyar 897 milyon dolardan 1 milyar 965 milyon dolara yükseltti. Böylece Ege Bölgesi ihracatının yüzde 55’ini tek başına üstlendi.
2025 yılı ocak–ağustos döneminde İzmir’in ihracatı 16 milyar 134 milyon dolar oldu. Ancak bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1’lik düşüş anlamına geliyor.
Afyonkarahisar ihracat artışında Ege’nin yıldızı oldu
Mermer ihracatında öne çıkan Afyonkarahisar, ağustosta yüzde 14,3’lük artışla 45,2 milyon dolardan 51,6 milyon dolara ulaştı.
Afyonkarahisar’ın sekiz aylık ihracatı da yüzde 27’lik sıçramayla 489 milyon dolardan 620 milyon dolara yükseldi. Afyonkarahisar hem aylık hem de 8 aylık bazda Ege Bölgesi’nin ihracat artış rekortmeni oldu.
Manisa 5 milyar dolar sınırına dayandı
Manisa’nın ihracatı ağustos ayında yüzde 4’lük kayıpla 659 milyon dolardan 632 milyon dolara inerken, Manisa 2025 yılının ocak – ağustos döneminde yatay bir seyirle 4 milyar 862 milyon dolar ihracatı hanesine yazdırdı.
Denizli’den yüzde 6’lık yükseliş
Denizli, ağustos ayında, 2024 yılı ağustos ayı performansını tekrarlayarak 377 milyon dolar ihracat yaptı. Denizli sekiz aylık süreçte ihracatını yüzde 6’lık artışla 2 milyar 784 milyon dolardan 2 milyar 955 milyon dolara taşıdı.
Balıkesir 197 milyon dolar ihracat yaptı
2024 yılını 2 milyar 457 milyon dolarlık ihracat performansıyla geride bırakan Balıkesir, ağustos ayında ihracatını yüzde 5 geliştirerek 187 milyon dolardan 197 milyon dolara ilerletti.
Balıkesir, 2025 yılının ilk sekiz aylık döneminde de yüzde 4’lük ihracat artışıyla 1 milyar 576 milyon dolardan 1 milyar 640 milyon dolara çıktı.
Aydın’ın ihracatında yüzde 10 artış
Ağustos ayında Aydın ihracatını yüzde 10,3’lük arıtşa 142 milyon dolardan 156 milyon dolara taşırken pozitif bir görüntü sergiledi. Aydın, 8 aylık dönemde ise; yüzde 8’lik artışla 1 milyar 224 milyon dolar ihracatı kayda aldı.
Muğla’da düşüş, Kütahya ve Uşak’ta yatay seyir
Su ürünleri sektörünün merkezi Muğla’nın ihracatı, ağustosta yüzde 7 düşüşle 118 milyon dolardan 110 milyon dolara geriledi. Muğla’nın sekiz aylık dönemdeki ihracatı ise; yüzde 8 artışla 830 milyon dolardan 895 milyon dolara yükseldi.
Kütahya ağustosta yüzde 4 kayıpla 76,9 milyon dolar ihracat yaptı. Sekiz ayda ise yüzde 3,5 artışla 633 milyon dolara çıktı.
Geri dönüşüm merkezi Uşak, ağustosta yüzde 3 artışla 38,2 milyon dolara yükseldi. Sekiz aylık dönemde ise 275 milyon dolarlık ihracatla geçen yılın gerisinde kaldı.
TÜRKÇİMENTO’nun yeni başkanı
Türk çimento sektörünün çatı kuruluşu olan TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkanı olarak Adil Sani Konukoğlu seçildi.
TÜRKÇİMENTO, Yönetim Kurulu Başkanı merhum Fatih Yücelik’in vefatının ardından, Yönetim Kurulu üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda yeni başkanını belirledi. Yapılan seçim sonucunda Adil Sani Konukoğlu TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine seçildi. Toplantıda oy birliği ile Başkanlık görevine getirilen Adil Sani Konukoğlu 2026 yılında yapılacak Genel Kurul’a kadar bu görevi yürütecek.
Anne adayları için çarpıcı uyarılar!
Anne adayları için çok özel ve heyecanlı bir dönem olan hamilelikte, bilgi kirliliği de çokça görülebiliyor. Özellikle de annelik duygusunu ilk kez yaşayan kadınlar; çevreden gelen iyi niyetli tavsiyeler, sosyal medya paylaşımları ve kulaktan dolma bilgiler arasında çoğu zaman kafa karışıklığı yaşayıp bazı hatalara düşebiliyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Sinem Bostan Kayaoğlu, “Hamilelikte doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmak kritik önem taşıyor. Oysa toplumumuzda doğru sanılan bazı yanlış inanışlar çok sık karşımıza çıkıp, anne ve bebeğin sağlığını ciddi şekilde riske atabiliyor. Kulaktan dolma bilgiler yerine bilimsel doğrularla ilerlemek, hamileliği, doğumu ve lohusalığı sağlıklı ve huzurlu kılar. Sağlıklı nesiller, bilinçli annelerin doğru adımlarıyla başlar” diyor. Dr. Kayaoğlu, hamilelik sürecinde en sık yapılan 6 hatayı ve doğrularını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.
DOĞRUSU: “Artık iki canlısın, iki kişilik yemelisin.” cümlesi gebelikte en sık duyulan ve uygulanan yanlışlardan biridir. Hamilelik sürecinde annenin enerji ihtiyacı elbette ki artar; fakat sanılanın aksine bu kadar büyük ölçekte değildir. Günlük beslenmeye ortalama olarak 300–350 kalori eklemek çoğu zaman yeterli olacaktır. Önemli olan porsiyonu arttırmak değil, çeşitli, dengeli ve besin değeri yüksek gıdaları tercih etmektir.
DOĞRUSU: Anne karnındaki bebeklerde beyin ve omurilik taslağı olan nöral tüpün gelişimi ve kapanması gebeliğin erken haftalarında gerçekleşir. Bu dönemde oluşan aksaklıklar, beyin ve omurgayı koruması gereken kemiklerde anatomik bozukluklara yol açabilir. Nöral tüpün doğru şekilde kapanması için folik asite gebelik planlaması sürecinde başlanmalıdır. “Hamile kalınca başlarım” şeklindeki düşünce risk yaratabilir.
DOĞRUSU: Dr. Sinem Bostan Kayaoğlu “Toplumda oldukça yaygın olan bu yaklaşım gebelikte ciddi riskler doğurabilir. Örneğin; bazı bitkisel çaylar rahim kasılmalarını tetikleyerek erken doğum veya düşük riskini artırabilirken; alınan bazı doğal takviyeler ise kullanılmakta olan ilaçlarla etkileşime girerek zararlı sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle gebelik sürecinde doktor onayı olmadan hiçbir ilaç, vitamin ya da bitkisel ürün kullanılmamalıdır” diyor.
DOĞRUSU: Sağlıklı seyreden gebeliklerde hareket çok önemli olsa da mutlaka doktora danışılmalıdır. Egzersiz yapmak konusunda risk oluşturacak durumlar dışında, başlangıç için en uygun zaman gebeliğin 3. ayından sonradır. Egzersiz yapmak; kilo alımının kontrollü olmasına, ödemleri azaltmaya, uykuyu düzenlemeye, doğumu kolaylaştırmaya ve gebelikten lohusalığa ruhen ve bedenen daha sağlıklı geçmeye yardımcı olur.
DOĞRUSU: Hormonal değişim diş eti hassasiyetini artırdığından çürük, diş eti kanamaları ve iltihabi durumlar gebelik döneminde daha kolay gelişebilmektedir. Tedavinin ertelenmesi annenin yaşam kalitesini bozmakla kalmayıp erken doğum riskini artırabilir. Özellikle ikinci üç aylık dönemde lokal anesteziyle uygulanabilecek diş temizliği, dolgu, kanal tedavisi, diş çekimi vb işlemler hekim onayıyla güvenle yapılabilir.
DOĞRUSU: Dr. Kayaoğlu “Hamilelikte özellikle doğumun fizyolojisini ve doğumda karşılaşılabilecek durumları öğrenmek; doğum ekibiyle işbirliği içerisinde kalınmasını desteklerken, anne adayının süreç içindeki kontrol duygusunu da güçlendirmektedir. Hamilelikte kulaktan dolma bilgiler yerine bilimsel doğrularla ilerlemeniz; gebeliğinizin daha huzurlu, doğumuzun daha güçlü ve lohusalığınızın daha sağlıklı olması için size ışık olacaktır” diyor.
Her mutsuzluk depresyon değil!
Depresyon, günümüzde en yaygın ruh sağlığı sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Depresyona yönelik toplumsal farkındalığın artması bir yandan hastalığın erken tanısında önemli rol oynuyor ancak bir dezavatantajı da beraberinde getiriyor. Çünkü depresyon, benzer belirtiler gösteren farklı hastalıklarla da karıştırılabilir. Harvard Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalara göre her 20 kişiden 1’i yanlış depresyon tanısı alıyor olabilir. Anemi, vitamin eksiklikleri, tiroid bozuklukları ve hormonal dengesizlikler gibi durumların depresyonla karıştırılabildiğini belirten Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Cansu Çelik, ‘Her mutsuzluk depresyon değildir hem bedeni hem zihni birlikte değerlendirmek tedavi başarısında kritik rol oynar’ diyor.”
SADECE DEPRESYONDA GÖRÜNMEYEN BELİRTİLERE DİKKAT!
Depresyon, günümüzde en yaygın ruh sağlığı sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünya çapında yetişkinlerin yaklaşık %5’i depresyondan etkileniyor ve kadınlarda bu oran daha yüksek. Depresyonun uzun süreli üzüntü, ilgi kaybı, enerji düşüklüğü, uyku ve iştah değişimleri, konsantrasyon bozuklukları gibi belirtilerle kendini gösterdiğini belirten Klinik Psikolog Cansu Çelik, “Depresyon, çoğu zaman psikoterapi, ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle kontrol altına alınabiliyor. Ancak depresyonun tanısını zorlaştıran faktörlerde mevcut. O da başka sağlık sorunlarının da benzer semptomlar göstermesi” uyarısında bulunuyor.
DEPRESYON, ANEMİDEN MENOPOZA PEK ÇOK PROBLEMLE KARIŞTIRILABİLİR
Harvard Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalara göre depresyon tanısı alan her 20 yetişkinden 1’inin teşhisi yanlış olabilir. Bunun da en önemli etkeni başka hastalıkların depresyon belirtileri ile benzer semptomlar göstermesi. Anemi, vitamin eksiklikleri (B12, folat, D vitamini), tiroid bozuklukları, hormonal dengesizlikler, kan şekeri düzensizlikleri ve menopoz gibi durumların tıpkı depresyonda olduğu gibi yorgunluk, motivasyon kaybı, uyku bozuklukları ve duygu durum değişiklikleriyle kendini gösterebildiğini belirten Acıbadem Life Klinik Psikolog Cansu Çelik, “Dünya Sağlık Örgütü (WHO), aneminin dünya çapında özellikle kadınlar ve çocuklarda yaygın olduğunu ve tedavi edilmediğinde ruh hali üzerinde olumsuz etkiler yarattığını vurgular. Benzer şekilde, vitamin B12 ve folat eksiklikleri de yorgunluk, konsantrasyon sorunları, unutkanlık ve motivasyon kaybı gibi depresyonla örtüşen belirtiler yaratır. D vitamini eksikliği, kas zayıflığı, enerji düşüklüğü ve duygu durum değişimleriyle yine depresyonu taklit edebilir. Kronik yorgunluk sendromu ve fibromiyalji gibi kas-iskelet sistemi hastalıkları da hem sürekli ağrı hem de uyku bozuklukları yoluyla depresif bir tablo çizebilir. Tiroid bozuklukları, özellikle hipotiroidi, enerji azalması, kilo artışı, depresif ruh hali ve zihinsel yavaşlama gibi belirtilerle kolayca depresyonla karıştırılabilir. Kan şekeri düzensizlikleri ve diyabet, yorgunluk, kilo değişimi, sinirlilik ve motivasyon kaybıyla benzerlik gösterirken, hormonal dengesizlikler —özellikle doğum sonrası depresyonla karıştırılabilecek postpartum tiroidit gibi durumlar— da ayırıcı tanıyı güçleştirir. Menopoz döneminde östrojen seviyelerinin azalmasıyla ortaya çıkan uyku problemleri, duygusal dalgalanmalar ve odaklanma zorlukları ise yine depresyon tanısını düşündürebilir. Tüm bu sağlık sorunlarının ortak noktası, depresyonu andıran ama altta farklı biyolojik nedenlere dayanan semptomlar üretmeleri ve bu nedenle doğru tanı konulmadan tedaviye başlanmasının riskler taşımasıdır” uyarısında bulunuyor.
DEPRESYONDA DOĞRU TANI İÇİN
Günümüzde basit laboratuvar testleri ile anemi, vitamin eksiklikleri, tiroid bozuklukları ve hormonal dengesizlikler gibi depresyonu taklit eden durumların hızla tespit edilebildiğini belirten Acıbadem Life Klinik Psikolog Cansu Çelik, “Depresif belirtiler görüldüğünde kan tahlilleri, vitamin düzeyleri ve tiroid fonksiyon testleri gibi biyolojik kontrollerin yapılması, hem doğru tanı hem de etkili tedavi için kritik önem taşıyor. Unutmayın, her mutsuzluk depresyon değildir; zihni ve bedeni birlikte değerlendirmek, hayatın geri kalanını değiştirecek en değerli adımdır” diyor.
Beyninizi erken yaşlandıran etkenler!
Gençlik sadece yüzeysel değildir; tıpkı vücudumuz gibi beynimiz de yaşam tarzımıza, alışkanlıklarımıza ve beslenmemize bağlı olarak az ya da çok yaşlanabilir. Dahası, beynimizi genç tutmak birkaç gülümseme çizgisinden çok daha önemli görünüyor, değil mi? Neyse ki, beynin yaşlanma sürecini yavaşlatmanın ve daha sağlıklı bir zihin geliştirmenin nispeten kolay yolları var. Beyninizi erken yaşlandırabilecek yaygın alışkanlıkları anlayarak, sağlığınızı ve genel refahınızı daha iyi kontrol etmek için olumlu değişiklikler yapabilirsiniz.
Aşırı alkol tüketiyorsunuz
Bir arkadaşınızla bir kadeh şarap içmek veya bir doğum günü partisinde bir kokteyl içmek, çoğumuz için sosyalleşmenin ve kutlamanın eğlenceli bir yoludur. Alkollü içecekler kültürümüze o kadar yerleşmiş ki, çoğu kişi dışarıda bir gecede birkaç tane içmekten çekinmiyor. Ancak işte hafta içi biralarınızı veya kadeh şaraplarınızı alkolsüz bir şeylerle değiştirmeniz için sebepler. Alkol, beynin erken yaşlanmasının en önemli bileşenlerinden biridir.
Alzheimer Derneği’ne göre, çok fazla alkol tüketimi zamanla beyin hücrelerinin ölmesine ve beyin dokusunun küçülmesine neden olur. Mesajları iletmek ve görevleri yerine getirmek için daha az beyin hücresi kaldığından, günlük yaşam daha zor hale gelir. Bu durum, düzenli olarak alkol almaktan veya önerilen günlük limitin üzerinde alkol almaktan kaynaklanabilir. Ancak, ölçülü olmanın önemini anlayarak beyin sağlığınızın kontrolünü elinize alabilirsiniz. Önerilen günlük alkol limitleri kadınlar için bir, erkekler için iki standart içkidir. Standart bir içki genellikle 340 ml biraya, 140 ml şaraba veya 45 ml shot’a eşdeğerdir. Haftalık limitler sırasıyla yedi ve on dörttür.
Sürekli evde kalıyorsunuz
Dışarıda geçirilen bir geceyi atlamak sorun değil. Herkesin ara sıra dinlenmeye veya ruh sağlığı molasına ihtiyacı vardır. Ancak bunu çok sık atlamayın. Araştırmalar, yeterli sosyal etkileşimin olmamasının beyninizi yaşlandırabileceğini ortaya koydu. Bu fikir, dünya çapında sakinleri çoğunlukla 100 yaşına kadar yaşayan Mavi Bölgeler (Blue Zones) üzerine yapılan araştırmalarla da destekleniyor. Tüm bu topluluklar arasındaki ortak noktalardan biri, sosyalleşmenin kültürlerinin önemli bir parçası olması ve daha uzun yaşamalarına yardımcı olduğunu göstermesi.
İster bir arkadaşınızın evinde oyun gecesi ister bir aile yemeği ister büyük bir etkinlik olsun, sevdiklerinizle vakit geçirmeye “evet” demeye kendinizi zorlayın. Eğleneceksiniz ve bu sosyal etkileşimler beyninize de fayda sağlayacak.
Hazır gıdalara bayılıyorsunuz
Hazır gıdaların zayıf noktası nedir? Herkesin bir zayıf noktası vardır: kızarmış yiyecekler, gazlı içecekler, şekerlemeler ve cipsler yaygın suçlulardır. Ne yazık ki, hazır gıda alışkanlığından kurtulmak zordur, çünkü hareket halindeyken kolayca ulaşılabilir. Ancak işte günlük araba sipariş alışkanlıklarınızı yeniden gözden geçirmeniz için birkaç neden. Sinirbilimci, hazır gıdaların bağımlılık yarattığını çünkü beynimizdeki ödül sistemini harekete geçirip dopamin salgılayarak kendimizi iyi hissetmemizi sağladığını açıklıyor; lezzetli atıştırmalıklar yemeyi seviyoruz. Ancak aşırı şekerli ve yağlı yiyecekler beyne zararlı.
Yüksek şeker ve yağ seviyelerinin beyni iltihaplandırarak beyin hücrelerine zarar verebileceğini söylüyor. Bir çalışma, sadece beş gün şekerli tatlı yemenin bile ölçülebilir beyin iltihabına neden olduğunu gösterdi. Beynin hipokampüsünde de hasar olduğu ve bunun hafıza kaybına ve öğrenme yeteneklerinin engellenmesine yol açabileceği bildirildi. Son olarak, iltihaplanma beyinde yeni nöronların oluşumunu engelleyerek beynin daha da yaşlanmasına neden olabilir. Yemeklerinizi ve atıştırmalıklarınızı seçerken, sadece o pasta dilimini bitirmek için harcadığınız birkaç dakika için değil, vücudunuza ve beyninize gelecek yıllar için enerji verdiğinizi unutmayın.