Ece Vahapoğlu’ndan yeni kitap “Dişil Enerji”

Ece Vahapoğlu, Üçüncü Göz Yayınevi’nden çıkan yeni kitabı “Dişil Enerji”nin imza gününde okurları ile buluştu.

Ece Vahapoğlu yeni kitabını; “Bu kitap yaratıcılığı, bereketi, sevgiyi ve huzuru kendine kolayca çeken bir enerjiyi aktive etmenin yollarını gösteriyor” sözleriyle tanımladı.

Yoga ve nefes egzersizlerinden çakra açılımlarına, aura temizliğinden doğal taşlarla enerji yükseltmeye, 21 gün felsefesiyle yeni alışkanlıklar kazanmaktan sağlıklı tariflere kadar geniş bir içerik sunan kitap, Vahapoğlu’nun 13. kitabı.

Ece Vahapoğlu; “Bu kitap tam kapsamlı bir Dişil Enerji kitabı diyebiliriz. Günümüzde hepimizin ihtiyacı olan, o teslimiyeti savunan, “az çaba, çok sonuç” diyen, yaratıcılığı, bereketi, bolluğu, sevgiyi ve huzuru kendine kolayca çeken bir enerjiyi aktive etmek için içinde yoga, meditasyon, sağlıklı tarifler, renkler, aromaterapi ve doğal taşlarla ilgili bilgiler olan, rehber niteliğinde bir başucu kitabı.” sözleriyle yeni kitabını anlattı.

Türk zeytin ve zeytinyağı Kanada yolunda

Ticaret Bakanlığı’nın Uzak Ülkeler Stratejisi kapsamında pazarlama faaliyetlerini yoğunlaştıran Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, Kanada’yı radarına aldı. Türk zeytincilik sektörü Kanada’ya 10 bin ton zeytinyağı, 5 bin ton sofralık zeytin ihraç etmeyi hedefliyor.

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği (EZZİB) 8-13 Eylül 2025 tarihlerinde Kanada’nın en büyük ticaret ve kültür merkezlerinden biri olan Toronto şehrine bir ticaret heyeti düzenledi. Heyete 16 ihracatçı firma katıldı. Türk ihracatçıları Kanadalı ithalatçılarla 190 ikili iş görüşmesi yaptı.

Kanada’yı, sağlık odaklı tüketim alışkanlıklarının yaygın olduğu bir pazar olarak nitelendiren Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, kaliteli ve doğal ürünlere yönelik güçlü bir talep gördüklerini dile getirdi.

50 bin ton zeytinyağı 30 bin ton sofralık zeytin tüketiyorlar

Kanada’da zeytinyağı tüketiminin her geçen yıl artış gösterdiği bilgisini veren Uygun, “Kanada zeytin ve zeytinyağında ithalata dayalı bir pazar. Yıllık 50 bin ton zeytinyağı ve 30 bin ton sofralık zeytin ithalatları var. Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı potansiyeli büyük olmasına rağmen Kanada pazarında ihracat rakamları henüz istenen seviyelerde değil. Bu heyet sayesinde, zeytin ve zeytinyağı sektöründe faaliyet gösteren firmalarımızın Kanada’daki ithalatçılar, distribütörler, şefler ve perakende zincirleri ile doğrudan temas kurması, ürünlerimizi tanıtması ve ticari iş birliklerini geliştirmelerini amaçladık” şeklinde konuştu.

2025 yılının en güvenilen ünlüleri

Türkiye’nin en güvenilen ünlüsü Haluk Levent 6. Yıl üst üste liderliğini korurken bir rekora imza attı. Güven Endeksi Listesine ilk defa Ali Sunal, Murat Yıldırım, Tolga Çevik, Demet Evgar ve Tolga Sarıtaş yer aldı.

Ünlüler, tüketici güvenini zirveye taşıyor!                                     

Ipsos’un Celebrity Güven Endeksi 2025 raporu açıklandı. Türkiye’de ünlü tavsiyelerine duyulan güvenin rekor kırdığını gözler önüne seren araştırmada; Tüketiciler, kamuoyu “aileden biri” gibi gördükleri yıldızların sözüne kulak verirken, markalar için satış patlaması kapıda. Ancak ünlülere de şöyle bir uyarı kamuoyunun mesajında öne çıkıyor; sosyal sessizlik puan eritiyor.

Araştırma, TÜİK temsili 12 ilde 1000 tüketiciyle online gerçekleştirildi (hata payı ±%3).

Ünlü bir tavsiye, markayı tercih etme oranını %45.2’ye, sevme skorunu %46.3’e zirveye taşıyor.

2017’den beri en yüksek seviye! Popüler kültürün rol modelleri ünlüler, markalara “kısa sürede çıkış” yaptırıyor ancak ünlülerin sosyal sessizliği zamanın ruhunu karşılaması için uyarıyor.

Tüketiciler “Asla Bu Kadar” güvenmedi

“Ünlülere Güven arttı”

Ünlülerin ürün/hizmet tavsiyelerine duyulan güven, deprem sonrası ivmeyle patladı:

 

İnandırıcılık: 2017’de %28.8 olan oran, 2025’te %39.32’ye sıçradı (+10.52 puan).

Güvenilirlik: %31.2’den %40.32’ye yükseldi (+9.12 puan).

Bu, ünlüleri “yakın arkadaş” algısına dönüştürüyor. Satış pazarlamasını %2-3 kat artıyor. 2023’te +3 puan alan trend, 2025’te hız kesmeyerek; ama ilk 20’de ortalama -5 puanlık gerileme ile sosyal medyada “sessiz kalmayı” kamuoyu adeta cezalandırıyor.

 

Ünlülerin reklam gücü, markaların nabzını tutuyor:

Tercih etkisi: %39.2 (2017) → %45.2 (2025) – +6 puan!

Sevgi etkisi: %39.1 → %46.3 – +7.2 puan!

Tarkan’ın listede +8 sıra yükselişi gibi sosyal duyarlılık odaklı seçimler ünlülere de kazandırıyor.

Veri analitiğiyle (demografi + değerler) oynayın – yoksa skandallar %20 güven kaybettirir!

 

Haluk Levent Altıncı Kez En güvenilen Ünlü Olma Liderliğini Koruyor

İlk 20’de gerileme hakim (15 ünlü -5 puan) ama zirve değişmedi. Haluk Levent, 6 yıl üst üste Türkiye’nin en güvenilen ünlüsü! Deprem yardımlarıyla gönülleri fetheden Levent, sosyal medyada azalsa da tahtını koruyor. Üstelik 2023’te TIME dergisinin “Dünyanın En Etkili 100 Kişisi” listesine giren tek Türk olarak global taçlandı.

Bu prestijli listede İngiltere Kralı III. Charles, ABD Başkanı Joe Biden, Elon Musk, Beyoncé, Lionel Messi, Bella Hadid ve Janet Yellen gibi devlerle omuz omuza yer aldı.

 

İlk 5 Zirve ve Değişimler (2023’ye göre): İlk üç değişmedi

1-Haluk Levent  (Sabit)  6 yıl lider; TIME Etkili 100 ile global parıltı.

2-Kenan İmirzalıoğlu (Sabit) | Güven abidesi, sadık kitle manyetiği.

3- Müge Anlı (Sabit) | A101 ve “Tatlı Sert”le halkın nabzı.

 

[Detay raporda]

13- Tarkan listede 13. sıradan ilk 8’çıkarken.güven endeksinde yüzde kaybetmeyen tek sanatçı oldu.

Araştırmada Yükselen Yeni Yıldızlar; Listeye giren yeni isimler arasında

6-Ali Sunal

7- Murat Yıldırım

9- Tolga Çevik

Demet Evgar ve Tolga Sarıtaş listede ilk kez görülen isimler. Buradan anlıyoruz ki ünlülerden, “ses” bekleniyor.

Sosyal sessizlik, güveni %5 eritiyor!

“Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler” sergisi

İş Sanat’ın büyük bir ilgiyle izlenen “Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler” sergisi, İstanbul’un ardından Ulus’taki Ankara Sanat Galerisi’nde ziyarete açıldı.

İş Sanat, başkentteki sanatseverleri tablolar eşliğinde bir lezzet yolculuğuna çıkarıyor: “Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler” sergisi Ankara Sanat Galerisi’nde ziyarete açıldı. İstanbul’da 70 bin ziyaretçiye ulaşan sergide verimli topraklardan, bereketli denizlerden, cömert doğadan ve paylaşılan sofralardan ilham alan eserler yer alıyor.

Sergi altı tematik bölüme ayrılıyor: Tarla, bağ ve bahçelerdeki rengârenk ekinlerin eşsiz düzeninin yansıtıldığı “Cömert Doğa”; meyveler, çiçekler ve sebzelerle bezeli natürmortların olduğu “Doğa Tadında Renklerle”; cıvıl cıvıl pazar yerlerinin ve sokak satıcılarının izlendiği “Ürünler Sunulurken”; balıkların ve balıkçıların başrolde olduğu “Denizden Çıkan Nimet”; yemek hazırlıkları ve mutfak temalı eserlerle “Yemek İçin Emek”; kahvehaneler, gazinolar ve lokantaları konu edinen eserleriyle “Cânân ki Degüstasyon’a Gelmez”…

İş Sanat Ankara Sanat Galerisi’ni pazartesi hariç her gün 10.00-18.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilirsiniz.

QR kodları devrim yaratmaya devam ediyor

QR kodlar, 2025’te yalnızca bir yönlendirme aracı değil veriyle beslenen, kişiselleştirilmiş deneyimler sunan güçlü bir pazarlama aracına dönüşüyor.

Günümüzde QR kodlar, dijital ve mobil pazarlama stratejilerinde önemli bir yer edinmeye başladı. Hem markalar hem de kullanıcılar için, çevrimdışı dünyadan dijital uygulamalara geçişi kolaylaştıran etkili bir köprü işlevi görüyorlar. Bir afişten, ambalajdan ya da bilgisayar ekranından mobil uygulamaya anında yönlendirme yapabilmeleri, QR kodları pazarlamacılar için oldukça cazip hale getiriyor.

2025 yılında her 10 kullanıcıdan 9’u haftada en az bir kez QR kodlarla etkileşime giriyor. Bu artan ilgiyi fark eden pazarlamacıların %93’ü geçtiğimiz yıl QR kod kullanımını artırdı, %86’sı ise bu yatırımı daha da büyütmeyi planlıyor. Bu yükselişi besleyen en önemli faktör ise performans. QR kodlar, genellikle kullanıcının kendi isteğiyle, bağlama uygun bir çağrıyla tarandığı için yüksek etkileşim sağlıyor. Ortalama %37’lik tıklama oranıyla, QR kod kampanyaları geleneksel dijital reklamlardan 4 kata kadar daha etkili olabiliyor.

 

 

Farklı beden tipleri normalleştirilmeli!

Birçok farklı özellikte yeme bozukluğu olduğunu belirten uzmanlar, en sık görülenlerden birinin anoreksiya nervoza olduğunu söylüyor.

Anoreksiya nervozanın psikolojik, biyolojik ve genetik faktörlerin bir araya gelmesiyle geliştiğini aktaran Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “Erken dönem bağlanma sorunları, ebeveyn tutumları, düşük öz saygı ve olumsuz yaşam olayları yeme patolojisine zemin hazırlar.” dedi. Genç kadınlarda daha sık görülse de her yaş ve cinsiyette anoreksiya nervoza ortaya çıkabildiğine dikkat çeken Hüseyin, kalp ritmi bozukluklarından kemik erimesine kadar ciddi fiziksel ve psikolojik sonuçlara yol açabildiğini ifade etti. Hüseyin ayrıca, yanlış beden algısının, kilo alma korkusunu besleyerek sağlıksız yeme davranışlarını tetiklediğini söyledi ve toplumda farklı beden tiplerinin normalleştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, anoreksiya nervozanın nedenleri, belirtileri, sağlık riskleri ve tedavisi ile toplumdaki beden algısının rolü hakkında açıklamalarda bulundu.

Her bir yeme bozukluğu kendine özgü özellikler taşır…Hemen hemen herkes tarafından bilinen anoreksiya nervoza dışında da çeşitli yeme bozuklukları olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “En sık görülenler anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza ve tıkınırcasına yeme bozukluğudur. Bunların dışında pika, kaçıngan/kısıtlayıcı gıda alımı bozukluğu ve gece yeme sendromu da diğer yeme bozuklukları arasında sayılabilir.” dedi.

Yeme bozukluklarının farklılıklarına değinen Hüseyin, şunları söyledi:

“Bulimiya nervoza, tıkınırcasına yeme nöbetleri ile karakterizedir. Kişi kontrol kaybı yaşar, hızla yedikten sonra kusma, aşırı egzersiz veya müshil kullanımı gibi telafi davranışları gösterebilir. Bigoreksiya (kas dismorfisi), kişinin kas kütlesini artırma ve yağ oranını azaltma takıntısıdır; çoğunlukla sporcularda görülür. Drankoreksiya, kalori kısıtlaması yerine aşırı alkol tüketimiyle enerji ihtiyacını karşılama biçimidir. Diabulimiya, diyabet hastalarının insülin kullanımını kilo kontrolü amacıyla bilinçli olarak kısıtlamasıdır. Ortoreksiya nervoza, sağlıklı beslenme takıntısı ile başlar; yalnızca ‘temiz’ veya ‘sağlıklı’ kabul edilen yiyecekleri tüketme konusunda aşırı kaygı vardır.”

Anoreksiya nervozada psikolojik, biyolojik ve genetik etkenlerin birlikte rol alıyor!

En sık karşılaşılan anoreksiya nervozanın psikolojik, biyolojik ve genetik boyutlarda geliştiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “Kişiler duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını ayırt etmekte zorlanır. Erken dönem bağlanma sorunları, ebeveyn tutumları, düşük öz saygı ve olumsuz yaşam olayları yeme patolojisine zemin hazırlar. Aşırı kontrol ve kimlik çabası, aşırı zayıf olma uğraşıyla sonuçlanabilir.” dedi.

Biyolojik olarak anoreksiya hastalarının beyin görüntüleme çalışmalarında serebral atrofi ve ventriküllerde genişleme olduğunun ortaya çıktığını kaydeden Hüseyin, genetik bakımından da yapılan ikiz çalışmalarına göre anoreksiya nervoza kalıtsallığının yüzde 28 ila 74 arasında değiştiğine dikkat çekti.

Anoreksiya nervoza ciddi fiziksel ve psikolojik etkiler yaratır…

Anoreksiya nervozanın kişinin aynadaki yansıması ile gerçek görünümü arasında uçurum oluşturduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “Kişi kendini olduğundan çok daha kilolu görür. Bu algı, kilo alma korkusunu artırır ve sağlıksız yeme alışkanlıklarına yol açar.” dedi.

Sürekli ‘yeterince ince değilsin’ düşüncesinin, kişinin sosyal ortamlardan kaçmasına, yemek yemekten suçluluk duymasına ve kendini sürekli kontrol etme ihtiyacına neden olduğunu dile getiren Hüseyin, “Genellikle 12–25 yaş aralığındaki genç kadınlarda daha sık görülür, ancak erkeklerde ve diğer yaş gruplarında da rastlanabilir. Çocukluk ve ileri yaşta da ortaya çıkabilir. Anoreksiya nervoza ciddi fiziksel ve psikolojik etkiler yaratır. Kalp ritmi düzensizlikleri, düşük tansiyon, kas kaybı, kemik yoğunluğunda azalma, hormonal dengesizlikler sık görülür. Uzun süreli beslenme eksikliği organ yetmezliğine ve ölümcül sonuçlara yol açabilir.” açıklamasını yaptı.

Çeşitli beden tiplerinin normalleştirilmesi önemli!

Anoreksiya nervozanın multidisipliner bir yaklaşım gerektirdiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “Beslenme düzeni oluşturulmalı, gerekirse hastane yatışı uygulanmalı. Bilişsel davranışçı terapi (BDT) ile olumsuz düşünce ve inançlar değiştirilmeli. Grup terapisi ve yakın çevrenin desteği iyileşmeyi hızlandırır. Kişinin sağlıklı beden algısı kazanması, sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmesi ve kendine şefkat göstermesi desteklenmeli.” dedi.

Toplumdaki güzellik ve ideal vücut algısının anoreksiya nervozayı tetikleyebildiğine işaret eden Hüseyin, sözlerini şöyle tamamladı:

“Medya ve sosyal medyada sürekli idealize edilen beden imajları, özellikle gençlerin kendilerini başkalarıyla kıyaslamasına ve sağlıksız davranışlara yönelmesine neden olur. Sosyal kabul arzusuyla sağlıksız diyetler ve aşırı kilo kontrolü ortaya çıkabilir. Bu nedenle toplumsal farkındalığın artırılması, sağlıklı beden imajlarının medya ve sosyal platformlarda temsil edilmesi ve çeşitli beden tiplerinin normalleştirilmesi önemlidir