Galeri Diani, ressam Gülseren Südor’un, doğayı sembolik anlamlarla yükleyerek özel bir unsur olarak öne çıkardığı, son bir yılda ürettiği yapıtlarına yer veriyor.
Südor’un “Timeless & Spaceless” adlı kişisel sergisi 8-29 Kasım 2025 tarihleri arasında izleyicilere açık olacak.
Galeri Diani, Cumhuriyet kadınını temsil eden duayen ressamları ele alınacağı seri sergilerin ilkine Gülseren Südor’ un “Timeless & Spaceless” adlı kişisel sergisi ile başlıyor. Serginin küratörlüğünü, sanatçının bir yıl önceki retrospektif sergisinde de birlikte çalıştığı Telga Südor Mendi üstleniyor.
Yıllardır ürettiği yapıtlarda çini mürekkebi tarama tekniğinin öncülerinden olan Gülseren Südor’un yaşamdan ve doğadan ilham alan yapıtlarından oluşan, “Timeless & Spaceless” Sergisi 29 Kasım 2025’e kadar Pazar ve Pazartesi günleri hariç Galeri Diani’de izlenebilir.
Fenerbahçe’nin çiçeği burnunda başkanı Sadettin Saran geçen hafta Ankara’da bir takım temaslarda bulunmuştu. Bunun sebebi de açığa çıktı. Saran’ın Samandıra’da kadın futbol takımına ait olacak 5 bin kişilik stat projesi için yetkililerden destek istediği öğrenildi. Saran’ın ayrıca futbol alt yapısını da Samandıra Tesisleri’ne taşımak amacıyla bir başka projeyi de hayata geçirmek için kolları sıvadı…
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/10/foto-kopyasi-800-x-550-piksel.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-10-15 23:50:112025-10-15 23:54:10Saran’dan stat atağı
Türkiye’de bitki ve meyve çayı kategorisinin markası Doğadan’ın yeni pazarlama direktörü Sibel Yüksel oldu.
Sibel Yüksel kimdir?
Lisans eğitimini 2013 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği bölümünde tamamlayan Sibel Yüksel, kariyerine İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Dijital Pazarlama alanında yüksek lisans eğitimi sırasında Türk Telekom Grup Strateji ve İş Geliştirme Birimi’nde başladı.
Ardından, Vodafone ve L’Oréal’de pazarlama alanında çeşitli sorumluluklar üstlenen Yüksel, 2018 yılında Danone Nutricia bünyesine katılarak Aptamil ve Bebelac markalarının dönüşümü ve yönetiminde stratejik görevler aldı. Yüksel, son olarak Danone Türkiye’nin Uzman Beslenme kategorisinde Pazarlama Liderliği görevini yürütüyordu.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/10/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-17.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-10-15 12:42:342025-10-15 12:42:34Doğandan’da atama
Her yaştan kadını etkileyen idrar kaçırma sorunu 40 yaşına gelen kadınların yaklaşık % 40’ında görülebiliyor. Hamilelik, doğum ve menopozdan kaynaklanan hormonal değişiklikler ile pelvik taban kaslarının zayıflaması ve mesaneye baskı yapması sonucunda ortaya çıkabiliyor. Doğru teşhis, kişiye özel tedaviler ve yaşam tarzı değişiklikleri sayesinde idrar kaçırmadan kurtulmak mümkün olabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Ak, kadınlarda sık görülen idrar kaçırma sorunu ile ilgili bilgi verdi.
İdrar kaçırma sosyal yaşamdan uzaklaştırır
İdrar kaçırma her yaştan ve her sosyal statüden kadın için önemli bir sorundur. Erkeklere oranla kadınlarda daha sık görülen bir sorundur. Kadınlar yaşlandıkça istemsiz şekilde ortaya çıkan idrar kaçırma sorunu, yaşlanmanın bir sonucu olarak görülmemelidir. Özellikle gebelik sırasında veya idrar yolu enfeksiyonları nedeniyle geçici olarak idrar kaçırma sorunu ortaya çıkabilmektedir. Bu durumlarda yaşam tarzı değişiklikleri (kilo vermek gibi), pelvik taban kas eğitimi ve menopoz sonrası dönemde yapılan müdahale ile sorun olmaktan çıkmaktadır. Günde 10- 15 kez idrara çıkan bir kadının yaşam kalitesi de olumsuz etkilenmektedir. Çünkü bu sorunu yaşayan her kadın sosyal hayattan da uzaklaşmaktadır. İdrar kaçırma günlük yaşamı olumsuz etkiliyorsa bir uzman doktordan destek alınmalıdır.
Kadınlar bu sorunu erteliyor
Kadınlar bu sorunu çoğu zaman sakladıkları için çözümünü de ertelerler. İdrar tutamama bazı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar.
Hapşırma ve öksürme, ağır eşyalar kaldırma, ağır egzersiz yapma gibi durumlarda mesaneye baskı uygulandığında idrar kaçağı ortaya çıkabilir.
Yoğun bir idrar yapma isteğinin ertelenmesi sonucunda istemsiz idrar kaçırma kaçınılmazdır. Özellikle uyku sırasında gece boyunca sık sık idrara çıkma ihtiyacı olabilmektedir. Ayrıca enfeksiyona bağlı hastalıkta ya da nörolojik bir sorunda ve şeker hastalığı gibi daha ciddi bir sorun nedeniyle ortaya çıkabilmektedir.
Taşma tipi idrar kaçırmada ise mesanenin tamamen boşalmaması nedeniyle sık sık veya sürekli idrar damla damla idrar çıkışı olabilmektedir.
Fiziksel veya zihinsel sorunlar idrarı kaçırmaya neden olabilmektedir. Örneğin, şiddetli artrit söz konusu ise, zamanında tuvalete yetişmekte sorun çıkmaktadır.
Karma tip idrar kaçırmada ise birden fazla idrar kaçırma türü vardır. Genellikle stres bağlı idrar kaçırma ile sıkışma sonucunda sorun olmaktadır.
Her 3 kadından 1’inde var
İdrar kaçırma yani idrar veya mesane kontrolünün kaybı her üç kadından birinde görülmektedir. İdrar kaçırma sorunu belirtilere göre kişiye özel bir tedavi planıyla hareket edilmelidir ve yaşam kalitesinin yükseltilmesiyle çözülebilmektedir.
İdrar kaçırmanın tedavisi ise detaylı bir tıbbi öykü ve belirtilerin ayrıntılı bir şekilde uzman hekime anlatılmasıyla başlamaktadır. İdrar kaçırmanın ne zaman ve ne sıklıkla yaşandığı sorulmalıdır. Mesaneyi etkileyecek sorunun ve semptomlara neden olabilecek diğer durumlar hekim tarafından araştırılmadır. Bunun için fiziksel bir muayene de yapılabilmektedir. Bu muayenede mesane doluyken öksürme istenebilmektedir.
Kegel egzersizi öneriliyor
Pelvik taban kasları yaşla ve daha az fiziksel aktiviteyle zayıflamaktadır. Pelvik taban kas eğitimi olarak da bilinen Kegel egzersizleri, stres kaynaklı idrar kaçırmayı önlemeye veya azaltmaya yardımcı olabilmektedir. Pelvik taban kasları çalıştıran egzersizlerdir. Pelvik taban kasları; rahmi, mesaneyi, ince bağırsağı ve rektumu destekler. Her 10 kadından 4’ünde Kegel egzersizlerini denedikten sonra idrar kaçırma sorununda azalma olduğu görülmüştür. Günlük olarak yapılan Kegel egzersizi özellikle hamilelik döneminde yararlı olabilmektedir. Hamilelik ve doğum sırasında sıklıkla görülen pelvik taban kaslarının zayıflamasını önlemeye yardımcıdır.
Bu önerileri dikkate alın
Yaşam tarzı değişiklikleri ve pelvik taban kas eğitiminin yanı sıra hem stres hem de sıkışma tipi idrar kaçırmanın tedavisinde günlük yapılacak basit uygulamalar da faydalı olabilmektedir.
Yaşam tarzı değişiklikleri sorunun çözümünde etkilidir. Özellikle sıvı alımı kontrollü olarak yapılabilir.
Mesaneyi 2-3 saatte bir boşaltmak için tuvalete gidilmesi idrar kaçırma sorunu için etkili olabilir.
Dışkılama sırasında zorlanmanın sorun olmaması için kabızlığın kesinlikle tedavi edilmesi gerekir.
Kilo kontrolünün sağlanması sorunu azaltacaktır.
Sigara kesinlikle bırakılmadır. Sigara içmek, pelvik taban rahatsızlığının gelişme riskini 2 kat artırmaktadır. Alkol ve kafein tüketimi de sınırlanmalıdır.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/10/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-28.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-10-15 12:12:222025-10-15 12:12:22Kadınlarda idrar kaçırma sorunu ve önlemleri
Sonbahar mevsiminde, hava basıncı dalgalanmaları, nem oranındaki değişimler ve sıcaklık düşüşlerinin yanı sıra yaşam tarzının farklılaşması nedeniyle baş ağrısının görülme sıklığı belirgin şekilde artıyor. Geçen yılın verilerine göre, ülkemizde sonbaharda baş ağrısı şikayetiyle nöroloji kliniklerine başvuran hastaların sayısında yaz aylarına nazaran yüzde 20 oranında artış yaşanmış. Ani hava değişimlerinde, özellikle rüzgârlı ve yağışlı günlerde nem oranının yükselmesi nedeniyle gerilim tipi baş ağrısı ile migren atakları sıklığının yüzde 15-25 oranında arttığı belirtiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Elvan Cevizci Akkılıç, sonbahar aylarında baş ağrısını en sık hava değişiminin tetiklediğini belirterek, “Sonbaharda hava sıcaklıkları hızla değişebilmekte, özellikle ani sıcaklık düşüşü, rüzgar veya yağışlı hava baş ağrısını tetikleyebilmektedir. Bu yüzden, dışarı çıkarken hava durumunu kontrol edip, uygun kıyafetler giymek ve başı koruyacak şapka ya da bere kullanmak faydalı olur. Ayrıca, sonbaharla birlikte yaşam alışkanlıklarındaki değişimlere dikkat etmek önem taşımaktadır” uyarısında bulunuyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Elvan Cevizci Akkılıç, sonbaharda baş ağrısını tetikleyen etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılara bulundu.
Değişen hava koşulları
Sonbaharda hava basıncı dalgalanmaları, nem oranındaki değişiklikler ve aniden soğuyan hava beyin ile boyundaki damar ve sinirleri etkiliyor. Bunun sonucunda gerilim tipi baş ağrısı ile migreni tetikleyebiliyor. Beyin damarlarını daha fazla etkilediği için özellikle rüzgârlı ve yağışlı günlere dikkat etmek gerektiğini belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Elvan Cevizci Akkılıç, “Ayrıca sonbahar aylarında günlerin kısalması ve güneş ışığına maruz kalma süresinin azalması, melatonin ile serotonin hormonlarının dengelerinin bozulması da baş ağrısını tetikleyebilmektedir” diye konuşuyor.
Artan stres yükü
Sonbahar okul ve iş temposunun yoğunlaştığı bir dönem. Buna bağlı olarak artan stres kortizol seviyesini yüzde 30-40 oranında yükselterek migren ve gerilim tipi baş ağrılarını tetikleyebiliyor. Dolayısıyla, meditasyon, yoga ve nefes egzersizleri gibi stres yönetimi teknikleriyle stresi kontrol altına almaya çalışın.
Alerjik reaksiyon ve sinüzit
Sonbaharda artan polen ve tozlar alerjik reaksiyonları tetikleyebiliyor. Alerjik rinit ve alerjik rinit nedeniyle gelişen sinüzit, baş ağrısının (özellikle frontal bölgede) sıklığını yüzde 30-40 oranında artırıyor. Alerjik rinite bağlı baş ağrısını önlemek için hava durumunu ve polen raporlarını takip ederek alerjenlerin yoğun olduğu zamanlarda dışarı çıkmamaya çalışın.
Uyku kalitesinin bozulması
Sonbaharda günlerin kısalması ve hava değişiklikleri, melatonin (uyku hormonu) üretimini etkileyerek uyku kalitesinin bozulmasına, yani uyku sürecinin kesintiye uğramasına veya uyku derinliğinin azalmasına neden olabiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Elvan Cevizci Akkılıç, kalitesiz uykunun da beyin fonksiyonlarını olumsuz etkileyerek baş ağrısını tetikleyebildiğini söylüyor. Dr. Elvan Cevizci Akkılıç, “Uyku eksikliği aynı zamanda kasların gevşemesini engellemekte ve boyun-omuz bölgesinde gerilime yol açmaktadır. Bu durum, gerilim tipi baş ağrılarının ortaya çıkmasını kolaylaştırmaktadır. Baş ağrısını önlemek için her gün aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmaya çalışılmalı. Vücut buna alışınca uyku döngüsü yeniden düzenlenecektir” bilgisini veriyor.
Yetersiz su tüketimi
Sonbahar mevsiminde hava sıcaklığının düşmesiyle birlikte su tüketiminin azalması dehidratasyona, yani vücudun susuz kalmasına neden olabiliyor. Dehidratasyon baş ağrılarının yüzde 20’sinde tetikleyici oluyor. Bunun sebebi ise vücut susuz kaldığında beyin çevresindeki dokularda ve kan dolaşımında sıvının azalması. Bu durum, beyin zarlarının gerilmesine ve sinirlerin hassaslaşmasına yol açarak baş ağrısını tetikleyebiliyor. Dolayısıyla, dehidratasyona bağlı baş ağrısı riskini azaltmak için günde 2-3 litre su içmeye özen gösterin.
Çay ve kahvenin fazla tüketilmesi
Sonbaharda genellikle havaların soğuması ve günlerin kısalması yorgunluğa neden olabiliyor. Dolayısıyla, enerjiyi artırmak ve uyanıklığı sağlamak için kahve ile çay gibi kafein içeren içecekler daha fazla tüketiliyor. Kafein, merkezi sinir sistemi üzerinde uyarıcı olduğu için hassas kişilerde sinir sistemini gereğinden fazla uyararak baş ağrısı riskini yüzde 10-15 oranında artırıyor. Günlük kafein alım miktarınız ortalama 300 miligram olmalı. Bu miktar 3-4 fincan kahveye denk geliyor.
Beslenme düzeninin değişmesi
Yoğun iş ve okul temposuyla birlikte öğün atlama, yetersiz beslenme ve hazır paket gıdayla beslenme oranları artıyor. Açlık ve karbonhidrat ağırlıklı beslenmek kan şekeri düzensizliğine ve bunun sonucunda baş ağrılarına yol açabiliyor. Bu nedenle, öğün atlamamaya ve mümkün olduğunca protein ağırlıklı tencere yemeği tüketmeye özen gösterin, hazır paket gıdalardan ise uzak durmaya dikkat edin.
Baş ağrısına bu yakınmalar eşlik ediyorsa, dikkat!
Baş ağrılarının büyük çoğunluğu zararsız olsa da bazı durumlar tümör, anevrizma ve menenjit gibi ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Elvan Cevizci Akkılıç, erken müdahale ve tedavinin hayat kurtarabildiğine dikkat çekerek, mutlaka hekime başvurulması gereken baş ağrısının özelliklerini şöyle özetliyor:
Ani ve şiddetli başlangıçlı olması veya dakikalar içinde zirveye ulaşması, “Hayatımın en kötü baş ağrısı” olarak tarif edilmesi.
Görme kaybı, çift görme, konuşma bozukluğu, güçsüzlük, uyuşma, denge kaybı ve bilinç bulanıklığı gibi nörolojik sorunların eşlik etmesi.
50 yaş üstünde yeni başlayan baş ağrısı veya mevcut ağrının sıklık ile şiddetini değiştirmesi (Daha önce sıkıştırıcı tarzda olan ağrının bıçak saplanır tarzda veya şimşek çakar tarzda olması gibi)
Ateş, kilo kaybı ve gece terlemesi gibi sistemik sorunların yaşanması.
Türkiye’nin profesyonel saç bakımı pazarının ortalama 7,20’lik yıllık büyüme oranıyla 2030 yılına kadar 214,7 milyon dolara ulaşması bekleniyor.
Bu büyümede, biyoteknoloji alanına yapılan yatırımların büyük katkısı bulunuyor. Hindistan merkezli VAV Lipids de Türkiye pazarındaki faaliyetleriyle sektörün yükselişine büyük katkı sunuyor.
Türkiye, dünya çapında ‘saç ekimi başkenti’ olarak tanınsa da son yıllarda cerrahi olmayan saç bakım çözümleri alanında da hızla güçleniyor. Bu gelişmede lipid bilimindeki ilerlemeler önemli rol oynuyor. Gelişmiş lipid teknolojilerinin küresel tedarikçisi olan ve Türkiye pazarında da faaliyet gösteren Hindistan merkezli VAV Lipids ise sektörde her geçen gün büyüyen lipit talebine karşılık vererek saç bakımında daha güçlü sonuçlar elde edilmesine destek oluyor.
Profesyonel boyalar, saç bakım ürünleri pazarının yüzde 65’ini kapsıyor
Türkiye’nin saç bakımı pazarında dünyanın ileri gelen ülkeleri arasında yer aldığına da vurgu yapan Kedia, şunları söyledi: “Araştırmalar, Türkiye’nin profesyonel saç bakımı pazarının 2024-2030 döneminde yıllık ortalama yüzde 7,2’lik bir büyüme oranıyla 2030 yılına kadar 214,7 milyon dolara ulaşmasını öngörüyor. Diğer yandan profesyonel saç bakım ürünleri arasında en büyük payı, 2017 yılında 58,42 milyon dolarlık gelirle pazarın yüzde 65’ini oluşturan profesyonel saç boyaları alıyor. Türkiye’de tam zamanlı çalışan kadınların sayısının artması ve gelir düzeylerinin yükselmesi, satın alma gücünü artırarak saç bakım ürünlerine olan talebin istikrarlı biçimde büyümesini destekliyor.”
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/10/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-36-1.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-10-14 22:56:132025-10-14 22:56:45Türkiye, 2030’da 215 Milyon Dolarlık saç bakım pazarına liderlik edecek
Gülseren Südor’un “Timeless & Spaceless” adlı Sergisi Galeri Diani’de
Galeri Diani, ressam Gülseren Südor’un, doğayı sembolik anlamlarla yükleyerek özel bir unsur olarak öne çıkardığı, son bir yılda ürettiği yapıtlarına yer veriyor.
Südor’un “Timeless & Spaceless” adlı kişisel sergisi 8-29 Kasım 2025 tarihleri arasında izleyicilere açık olacak.
Galeri Diani, Cumhuriyet kadınını temsil eden duayen ressamları ele alınacağı seri sergilerin ilkine Gülseren Südor’ un “Timeless & Spaceless” adlı kişisel sergisi ile başlıyor. Serginin küratörlüğünü, sanatçının bir yıl önceki retrospektif sergisinde de birlikte çalıştığı Telga Südor Mendi üstleniyor.
Yıllardır ürettiği yapıtlarda çini mürekkebi tarama tekniğinin öncülerinden olan Gülseren Südor’un yaşamdan ve doğadan ilham alan yapıtlarından oluşan, “Timeless & Spaceless” Sergisi 29 Kasım 2025’e kadar Pazar ve Pazartesi günleri hariç Galeri Diani’de izlenebilir.
GALERİ DİANİ
Adres: Bostanbaşı Cad. No: 3D, Beyoğlu / İstanbul
Tel: 0533 236 31 34
Saran’dan stat atağı
Fenerbahçe’nin çiçeği burnunda başkanı Sadettin Saran geçen hafta Ankara’da bir takım temaslarda bulunmuştu. Bunun sebebi de açığa çıktı. Saran’ın Samandıra’da kadın futbol takımına ait olacak 5 bin kişilik stat projesi için yetkililerden destek istediği öğrenildi. Saran’ın ayrıca futbol alt yapısını da Samandıra Tesisleri’ne taşımak amacıyla bir başka projeyi de hayata geçirmek için kolları sıvadı…
Doğandan’da atama
Türkiye’de bitki ve meyve çayı kategorisinin markası Doğadan’ın yeni pazarlama direktörü Sibel Yüksel oldu.
Sibel Yüksel kimdir?
Lisans eğitimini 2013 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği bölümünde tamamlayan Sibel Yüksel, kariyerine İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Dijital Pazarlama alanında yüksek lisans eğitimi sırasında Türk Telekom Grup Strateji ve İş Geliştirme Birimi’nde başladı.
Ardından, Vodafone ve L’Oréal’de pazarlama alanında çeşitli sorumluluklar üstlenen Yüksel, 2018 yılında Danone Nutricia bünyesine katılarak Aptamil ve Bebelac markalarının dönüşümü ve yönetiminde stratejik görevler aldı. Yüksel, son olarak Danone Türkiye’nin Uzman Beslenme kategorisinde Pazarlama Liderliği görevini yürütüyordu.
Kadınlarda idrar kaçırma sorunu ve önlemleri
Her yaştan kadını etkileyen idrar kaçırma sorunu 40 yaşına gelen kadınların yaklaşık % 40’ında görülebiliyor. Hamilelik, doğum ve menopozdan kaynaklanan hormonal değişiklikler ile pelvik taban kaslarının zayıflaması ve mesaneye baskı yapması sonucunda ortaya çıkabiliyor. Doğru teşhis, kişiye özel tedaviler ve yaşam tarzı değişiklikleri sayesinde idrar kaçırmadan kurtulmak mümkün olabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Ak, kadınlarda sık görülen idrar kaçırma sorunu ile ilgili bilgi verdi.
İdrar kaçırma sosyal yaşamdan uzaklaştırır
İdrar kaçırma her yaştan ve her sosyal statüden kadın için önemli bir sorundur. Erkeklere oranla kadınlarda daha sık görülen bir sorundur. Kadınlar yaşlandıkça istemsiz şekilde ortaya çıkan idrar kaçırma sorunu, yaşlanmanın bir sonucu olarak görülmemelidir. Özellikle gebelik sırasında veya idrar yolu enfeksiyonları nedeniyle geçici olarak idrar kaçırma sorunu ortaya çıkabilmektedir. Bu durumlarda yaşam tarzı değişiklikleri (kilo vermek gibi), pelvik taban kas eğitimi ve menopoz sonrası dönemde yapılan müdahale ile sorun olmaktan çıkmaktadır. Günde 10- 15 kez idrara çıkan bir kadının yaşam kalitesi de olumsuz etkilenmektedir. Çünkü bu sorunu yaşayan her kadın sosyal hayattan da uzaklaşmaktadır. İdrar kaçırma günlük yaşamı olumsuz etkiliyorsa bir uzman doktordan destek alınmalıdır.
Kadınlar bu sorunu erteliyor
Kadınlar bu sorunu çoğu zaman sakladıkları için çözümünü de ertelerler. İdrar tutamama bazı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar.
Her 3 kadından 1’inde var
İdrar kaçırma yani idrar veya mesane kontrolünün kaybı her üç kadından birinde görülmektedir. İdrar kaçırma sorunu belirtilere göre kişiye özel bir tedavi planıyla hareket edilmelidir ve yaşam kalitesinin yükseltilmesiyle çözülebilmektedir.
İdrar kaçırmanın tedavisi ise detaylı bir tıbbi öykü ve belirtilerin ayrıntılı bir şekilde uzman hekime anlatılmasıyla başlamaktadır. İdrar kaçırmanın ne zaman ve ne sıklıkla yaşandığı sorulmalıdır. Mesaneyi etkileyecek sorunun ve semptomlara neden olabilecek diğer durumlar hekim tarafından araştırılmadır. Bunun için fiziksel bir muayene de yapılabilmektedir. Bu muayenede mesane doluyken öksürme istenebilmektedir.
Kegel egzersizi öneriliyor
Pelvik taban kasları yaşla ve daha az fiziksel aktiviteyle zayıflamaktadır. Pelvik taban kas eğitimi olarak da bilinen Kegel egzersizleri, stres kaynaklı idrar kaçırmayı önlemeye veya azaltmaya yardımcı olabilmektedir. Pelvik taban kasları çalıştıran egzersizlerdir. Pelvik taban kasları; rahmi, mesaneyi, ince bağırsağı ve rektumu destekler. Her 10 kadından 4’ünde Kegel egzersizlerini denedikten sonra idrar kaçırma sorununda azalma olduğu görülmüştür. Günlük olarak yapılan Kegel egzersizi özellikle hamilelik döneminde yararlı olabilmektedir. Hamilelik ve doğum sırasında sıklıkla görülen pelvik taban kaslarının zayıflamasını önlemeye yardımcıdır.
Bu önerileri dikkate alın
Yaşam tarzı değişiklikleri ve pelvik taban kas eğitiminin yanı sıra hem stres hem de sıkışma tipi idrar kaçırmanın tedavisinde günlük yapılacak basit uygulamalar da faydalı olabilmektedir.
Baş ağrısı sonbaharda artıyor!
Sonbahar mevsiminde, hava basıncı dalgalanmaları, nem oranındaki değişimler ve sıcaklık düşüşlerinin yanı sıra yaşam tarzının farklılaşması nedeniyle baş ağrısının görülme sıklığı belirgin şekilde artıyor. Geçen yılın verilerine göre, ülkemizde sonbaharda baş ağrısı şikayetiyle nöroloji kliniklerine başvuran hastaların sayısında yaz aylarına nazaran yüzde 20 oranında artış yaşanmış. Ani hava değişimlerinde, özellikle rüzgârlı ve yağışlı günlerde nem oranının yükselmesi nedeniyle gerilim tipi baş ağrısı ile migren atakları sıklığının yüzde 15-25 oranında arttığı belirtiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Elvan Cevizci Akkılıç, sonbahar aylarında baş ağrısını en sık hava değişiminin tetiklediğini belirterek, “Sonbaharda hava sıcaklıkları hızla değişebilmekte, özellikle ani sıcaklık düşüşü, rüzgar veya yağışlı hava baş ağrısını tetikleyebilmektedir. Bu yüzden, dışarı çıkarken hava durumunu kontrol edip, uygun kıyafetler giymek ve başı koruyacak şapka ya da bere kullanmak faydalı olur. Ayrıca, sonbaharla birlikte yaşam alışkanlıklarındaki değişimlere dikkat etmek önem taşımaktadır” uyarısında bulunuyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Elvan Cevizci Akkılıç, sonbaharda baş ağrısını tetikleyen etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılara bulundu.
Değişen hava koşulları
Sonbaharda hava basıncı dalgalanmaları, nem oranındaki değişiklikler ve aniden soğuyan hava beyin ile boyundaki damar ve sinirleri etkiliyor. Bunun sonucunda gerilim tipi baş ağrısı ile migreni tetikleyebiliyor. Beyin damarlarını daha fazla etkilediği için özellikle rüzgârlı ve yağışlı günlere dikkat etmek gerektiğini belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Elvan Cevizci Akkılıç, “Ayrıca sonbahar aylarında günlerin kısalması ve güneş ışığına maruz kalma süresinin azalması, melatonin ile serotonin hormonlarının dengelerinin bozulması da baş ağrısını tetikleyebilmektedir” diye konuşuyor.
Artan stres yükü
Sonbahar okul ve iş temposunun yoğunlaştığı bir dönem. Buna bağlı olarak artan stres kortizol seviyesini yüzde 30-40 oranında yükselterek migren ve gerilim tipi baş ağrılarını tetikleyebiliyor. Dolayısıyla, meditasyon, yoga ve nefes egzersizleri gibi stres yönetimi teknikleriyle stresi kontrol altına almaya çalışın.
Alerjik reaksiyon ve sinüzit
Sonbaharda artan polen ve tozlar alerjik reaksiyonları tetikleyebiliyor. Alerjik rinit ve alerjik rinit nedeniyle gelişen sinüzit, baş ağrısının (özellikle frontal bölgede) sıklığını yüzde 30-40 oranında artırıyor. Alerjik rinite bağlı baş ağrısını önlemek için hava durumunu ve polen raporlarını takip ederek alerjenlerin yoğun olduğu zamanlarda dışarı çıkmamaya çalışın.
Uyku kalitesinin bozulması
Sonbaharda günlerin kısalması ve hava değişiklikleri, melatonin (uyku hormonu) üretimini etkileyerek uyku kalitesinin bozulmasına, yani uyku sürecinin kesintiye uğramasına veya uyku derinliğinin azalmasına neden olabiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Elvan Cevizci Akkılıç, kalitesiz uykunun da beyin fonksiyonlarını olumsuz etkileyerek baş ağrısını tetikleyebildiğini söylüyor. Dr. Elvan Cevizci Akkılıç, “Uyku eksikliği aynı zamanda kasların gevşemesini engellemekte ve boyun-omuz bölgesinde gerilime yol açmaktadır. Bu durum, gerilim tipi baş ağrılarının ortaya çıkmasını kolaylaştırmaktadır. Baş ağrısını önlemek için her gün aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmaya çalışılmalı. Vücut buna alışınca uyku döngüsü yeniden düzenlenecektir” bilgisini veriyor.
Yetersiz su tüketimi
Sonbahar mevsiminde hava sıcaklığının düşmesiyle birlikte su tüketiminin azalması dehidratasyona, yani vücudun susuz kalmasına neden olabiliyor. Dehidratasyon baş ağrılarının yüzde 20’sinde tetikleyici oluyor. Bunun sebebi ise vücut susuz kaldığında beyin çevresindeki dokularda ve kan dolaşımında sıvının azalması. Bu durum, beyin zarlarının gerilmesine ve sinirlerin hassaslaşmasına yol açarak baş ağrısını tetikleyebiliyor. Dolayısıyla, dehidratasyona bağlı baş ağrısı riskini azaltmak için günde 2-3 litre su içmeye özen gösterin.
Çay ve kahvenin fazla tüketilmesi
Sonbaharda genellikle havaların soğuması ve günlerin kısalması yorgunluğa neden olabiliyor. Dolayısıyla, enerjiyi artırmak ve uyanıklığı sağlamak için kahve ile çay gibi kafein içeren içecekler daha fazla tüketiliyor. Kafein, merkezi sinir sistemi üzerinde uyarıcı olduğu için hassas kişilerde sinir sistemini gereğinden fazla uyararak baş ağrısı riskini yüzde 10-15 oranında artırıyor. Günlük kafein alım miktarınız ortalama 300 miligram olmalı. Bu miktar 3-4 fincan kahveye denk geliyor.
Beslenme düzeninin değişmesi
Yoğun iş ve okul temposuyla birlikte öğün atlama, yetersiz beslenme ve hazır paket gıdayla beslenme oranları artıyor. Açlık ve karbonhidrat ağırlıklı beslenmek kan şekeri düzensizliğine ve bunun sonucunda baş ağrılarına yol açabiliyor. Bu nedenle, öğün atlamamaya ve mümkün olduğunca protein ağırlıklı tencere yemeği tüketmeye özen gösterin, hazır paket gıdalardan ise uzak durmaya dikkat edin.
Baş ağrısına bu yakınmalar eşlik ediyorsa, dikkat!
Baş ağrılarının büyük çoğunluğu zararsız olsa da bazı durumlar tümör, anevrizma ve menenjit gibi ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Elvan Cevizci Akkılıç, erken müdahale ve tedavinin hayat kurtarabildiğine dikkat çekerek, mutlaka hekime başvurulması gereken baş ağrısının özelliklerini şöyle özetliyor:
Ani ve şiddetli başlangıçlı olması veya dakikalar içinde zirveye ulaşması, “Hayatımın en kötü baş ağrısı” olarak tarif edilmesi.
Görme kaybı, çift görme, konuşma bozukluğu, güçsüzlük, uyuşma, denge kaybı ve bilinç bulanıklığı gibi nörolojik sorunların eşlik etmesi.
50 yaş üstünde yeni başlayan baş ağrısı veya mevcut ağrının sıklık ile şiddetini değiştirmesi (Daha önce sıkıştırıcı tarzda olan ağrının bıçak saplanır tarzda veya şimşek çakar tarzda olması gibi)
Ateş, kilo kaybı ve gece terlemesi gibi sistemik sorunların yaşanması.
Kafa travması sonrasında ortaya çıkması.
Türkiye, 2030’da 215 Milyon Dolarlık saç bakım pazarına liderlik edecek
Türkiye’nin profesyonel saç bakımı pazarının ortalama 7,20’lik yıllık büyüme oranıyla 2030 yılına kadar 214,7 milyon dolara ulaşması bekleniyor.
Bu büyümede, biyoteknoloji alanına yapılan yatırımların büyük katkısı bulunuyor. Hindistan merkezli VAV Lipids de Türkiye pazarındaki faaliyetleriyle sektörün yükselişine büyük katkı sunuyor.
Türkiye, dünya çapında ‘saç ekimi başkenti’ olarak tanınsa da son yıllarda cerrahi olmayan saç bakım çözümleri alanında da hızla güçleniyor. Bu gelişmede lipid bilimindeki ilerlemeler önemli rol oynuyor. Gelişmiş lipid teknolojilerinin küresel tedarikçisi olan ve Türkiye pazarında da faaliyet gösteren Hindistan merkezli VAV Lipids ise sektörde her geçen gün büyüyen lipit talebine karşılık vererek saç bakımında daha güçlü sonuçlar elde edilmesine destek oluyor.
Profesyonel boyalar, saç bakım ürünleri pazarının yüzde 65’ini kapsıyor
Türkiye’nin saç bakımı pazarında dünyanın ileri gelen ülkeleri arasında yer aldığına da vurgu yapan Kedia, şunları söyledi: “Araştırmalar, Türkiye’nin profesyonel saç bakımı pazarının 2024-2030 döneminde yıllık ortalama yüzde 7,2’lik bir büyüme oranıyla 2030 yılına kadar 214,7 milyon dolara ulaşmasını öngörüyor. Diğer yandan profesyonel saç bakım ürünleri arasında en büyük payı, 2017 yılında 58,42 milyon dolarlık gelirle pazarın yüzde 65’ini oluşturan profesyonel saç boyaları alıyor. Türkiye’de tam zamanlı çalışan kadınların sayısının artması ve gelir düzeylerinin yükselmesi, satın alma gücünü artırarak saç bakım ürünlerine olan talebin istikrarlı biçimde büyümesini destekliyor.”