Tedavi edilmeyen menenjit ölüme yol açabilir

Menenjitin; beyni ve omuriliği çevreleyen dokuların iltihaplanması olduğunu belirten VM Medical Park Mersin Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Yeşiller, “Menenjit önlem alınmadığında ciddi beyin hasarı oluşturan ve ölüme neden olabilen bir hastalıktır. Her yaştan insanı etkileyebilir. Bununla birlikte 1 yaş altı bebekleri, okul öncesi eğitim gören çocukları ve genç kişileri daha fazla etkiler” dedi.

VM Medical Park Mersin Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Yeşiller, menenjit hakkında açıklamalarda bulundu. Menenjitin tanımını yapan Uzm. Dr. Yeşiller, “Menenjit, beyni ve omuriliği çevreleyen dokuların iltihaplanmasıdır. Ölüm riski ve enfeksiyon sonrasında sekel bırakma riski çok yüksek olan bir hastalıktır. Ölümcül bir hastalıktır ve acil tıbbi bakım gerektirir. Menenjitler her yaşta görülebilmekle beraber, yenidoğan ve 1 yaşından küçük çocuklarda riski oldukça yüksektir. Çocuklarda bağışıklık sistemi tam gelişmediğinden menenjit en tehlikeli hastalıkların başında gelir. İnsan sağlığını ciddi anlamda tehdit eden menenjit hastalığı, temas, öksürük ve damlacık yolu ile bulaşır. Anne ve babaların hastalığın belirtilerini dikkate alması ve tedavinin vakit kaybetmeden başlaması, hastalığın zarar bırakmaması açısından oldukça önemlidir” diye konuştu.

Dr. Erkan Yeşiller

Dr. Erkan Yeşiller

ÇEŞİTLİ VİRÜSLER NEDEN OLABİLİR

Menenjitin ana nedeninin mikroorganizmalar olduğunu belirten Uzm. Dr. Yeşiller, “Çeşitli bakteri, virüs, mantar ve parazit türleri bu hastalığı sebep olabilir. Bakteriyel menenjit en yaygın görülen ve en tehlikeli menenjit türüdür. Bakteriyel menenjite neden olan en yaygın bakteri türleri Meningokok, Pnömokok ve H. İnfluenza Tip B’dir. Menenjit kaynaklı ölümlerin büyük çoğunluğuna bu bakterilerin yol açtığı menenjit türleri sebep olmaktadır” şeklinde konuştu.

CİDDİ BEYİN HASARI OLUŞTURABİLİR

Önlem alınmayan menenjitin ölüme bile neden olabileceğini aktaran Uzm. Dr. Yeşiller, şu bilgileri paylaştı:

“Menenjit önlem alınmadığında ciddi beyin hasarı oluşturan ve ölüme neden olabilen bir hastalıktır. Her yaştan insanı etkileyebilir. Bununla birlikte 1 yaş altı bebekleri, okul öncesi eğitim gören çocukları ve genç kişileri daha fazla etkiler. Aşı, erken tanı ve tedaviyle ölüm ve sekellerin önüne geçilebilir. Türkiye, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) verilerine göre orta riskli grupta yer almaktadır ve aşının uygulanması önerilmektedir. Türkiye’de çocuklarda konjüge pnömokok ve Hib aşılarının rutin olarak uygulanmasından önceki dönemde, akut bakteriyel menenjit etkenleri N.meningitidis (yüzde 56.8), S.pneumoniae (yüzde 22.5) ve Hib (yüzde 20.5) olarak tespit edilmiştir. Etkin aşılama sayesinde S.pneumoniae ve Hib’e bağlı menenjit önemli ölçüde azalmıştır, fakat rutin aşı programında olmayan meningokok etkeni hala önemini korumaktadır.”

MENENJİT BELİRTİLERİNE DİKKAT!

Menenjitin belirtilerine dikkat çeken Uzm. Dr. Yeşiller, “Menenjitin erken belirtileri grip ile benzerdir. Menenjit hastalığının esas belirtileri birkaç saat ya da birkaç gün içerisinde kendini gösterir. Klinik olarak yaş küçüldükçe menenjit semptom ve bulguları özgüllüğünü kaybetmektedir” dedi.

Uzm. Dr. Yeşiller, menenjitin en yaygın belirtilerini ise şu şekilde sıraladı:

  • Şiddetli baş ağrısı,
  • Kusma,
  • Yüksek ateş (38 derece ve üstü),
  • Ense sertliği,
  • Uyku hali,
  • Konsantrasyonda güçlük,
  • Havale geçirme,
  • Boyun tutulması,
  • Parlak ışığa bakmakta güçlük,
  • Sersemlik hali,
  • Bilinç bulanıklığı,
  • Soğuk el ve ayaklar,
  • Titreme,
  • Hızlı soluk alıp verme,
  • Eklem ve kas ağrıları.

Uzm. Dr. Yeşiller,  yenidoğan bebeklerde ise yüksek ateş veya normalin altında olması, inleme, tiz sesli ağlama, hareketlerde yavaşlama, uyku hali ve sersemlik, konvülzyon, beslenme güçlükleri, kusma, bıngıldakta şişlik, başın geriye doğru bükülmesi gibi menenjit belirtileri görülebileceğinin altını çizdi.

VM Medical Park Mersin Hastanesi

TEDAVİSİ 21 GÜNE KADAR SÜREBİLİR

Teşhis koyma sürecinden bahseden Uzm. Dr. Yeşiller, “Hastalığın kesin tanısı sadece lomber ponksiyon ile yapılmaktadır. Beyin omurilik sıvısı bir iğne yardımı ile bel bölgesindeki omurlardan alınır. Alınan örnek sonucunda ilgili laboratuvar testleri yapılır ve tanı konur. Menenjit şüphesi olan stabil hastalarda, uygun kan testleri yanında kesinlikle lomber ponksiyon (LP) yapılmalıdır. Hastalığa neden olan mikroorginazma çeşidine göre tedavisi 14 ile 21 gün arasında sürmekle birlikte bu durum kişinin yaşına ve risk faktörlerine göre de farklılık gösterebilir” ifadelerini kullandı.

HASTALIKTAN KORUNMANIN ETKİLİ YOLU AŞI OLMAK

Menenjit hastalığından korunmanın en iyi yolunun aşı olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Yeşiller, “Çocukluk çağı ve sonrası dönemde yapılan karma aşılar menenjite neden olan bazı etkenlere karşı koruma sağlar. Bununla birlikte rutin aşı programında olmayan, özellikle sık karşılaşılan bakteriyel meningokok etkeni hala önemini korumaya devam etmektedir. Meningokok aşıları, talep eden ailelere birçok sağlık merkezlerinde özel olarak yapılmaktadır” dedi.

BEYİN HASARI VE İŞİTME KAYBINA YOL AÇABİLİR

Menenjit aşısının öneminin altını çizen Uzm. Dr. Yeşiller, “Meningokok aşısının rutin aşı takviminde yer almamasından dolayı, bu aşıyı yaptırmaya gerek olmadığını, yapılan aşıların yeterli olduğunu düşünebilir. Menenjit tedavi edilmediği veya önlem olarak aşı yapılmadığı takdirde beyin hasarı, işitme kaybı gibi ciddi komplikasyonlara ve ölüme yol açabilen bir hastalık olduğu için hastalıktan korunma amaçlı menenjit aşısı yaptırılması büyük önem taşır. Menenjit aşısı güvenli olduğundan aşıyı yaptırmakta tereddüt etmeye gerek yoktur. Aşının iştah kaybı, ateş, aşı olunan yerde kızarıklık ve halsizlik gibi yan etkileri kısa zaman içerisinde geçer. Menenjit aşısı diğer aşılarla birlikte yapılabilir. Menenjit aşıları ikinci aydan itibaren yapılabilir. Aşının türü ve başlangıç yaşına göre dozları değişebilir. Menenjit aşısı oldukça koruyucu ve etkili bir aşıdır. Koruyuculuğu yüzde 95 ile yüzde 100 arasındadır. Kişi aşı olduktan sonra ömür boyu menenjite karşı bağışıklık kazanacaktır” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Sağlıksız beslenme kansere neden oluyor!

Dünyada yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda diyet ve kanser arasında kuvvetli bir ilişki olduğu görüldü. Peki besinlerin kanser riski üzerindeki etkileri nelerdir? Liv Hospital Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Duygu Derin beslenme ve kanser ilişkisini anlattı

Prof. Dr. Duygu Derin

Prof. Dr. Duygu Derin

Aşırı et tüketimi
Batı tarzı beslenmede yağ oranı yüksek hayvansal proteinli gıda ile beslenme ön plandadır ve lifli gıda tüketimi azdır. Aşırı et, dolayısı ile hayvansal proteini çok tüketen ülkelerde meme, rahim, prostat, kalın barsak-rektum, pankreas ve böbrek kanserleri, hayvansal proteini az tüketen ülkelerden daha fazla görülür. Yağsız hayvansal protein tüketiminin kanserle ilişkili olmadığı biliniyor. Yağsız et, süt ve benzeri besinlerin tüketimi kanser riskini arttırmaz.
Düzenli olarak her gün tüketilen 100 gram etin kalın bağırsak-rektum kanseri riskini yüzde 29, 50 gram şarküteri ürününün ise riski yüzde 21 artırdığı görülmüştür.
Posalı gıda ile beslenme
Sebze, meyve, tahıl ve kuru baklagiller tanelerinin dış kısmında posalı maddeler bulunur. Bu gıdalar posa alımını arttırıp bağırsakların düzenli çalışmasını sağlayarak kalın bağırsak-rektum kanserinin önlenmesinde etkindir. Bol sebze ve meyve ve diğer posalı gıda ile beslenme kolorektal kanser oluşumunu yüzde 20 – 40 oranında azaltır.
Sebze ve meyveler hem posa oluşturarak bağırsak kanseri için, hem de içerdiği vitaminlerin antioksidan özellikleriyle tüm kanserlerden korunmak için faydalıdır. En çok A,C,D ve E vitaminin antioksidan özelliği ön plana çıkarlar. Antioksidanlarla ilgili laboratuvar ve hayvan çalışmaları umut verici olmakla beraber insan çalışmalarının sonuçları çelişkilidir. Bu konuyla ilgili araştırmalar sürüyor.
İşlenmiş et ve konserve tüketimi
Tütsülenmiş balık ve et yüksek tuz içiren gıda (salamura) nitrit içeren işlenmiş et ve konserve tüketilen toplumlarda mide kanseri sıklığı belirgin olarak yüksektir. Buna en iyi örnek Japonya’dır. Dünyada mide kanserinin en sık olduğu ülke olan Japonya’dan başka ülkelere giden göçmenlerde on yıllar içinde mide kanseri sıklığı azalır ve yerleştikleri ülkedeki mide kanseri sıklığına geriler.
Alkol ve sigara kullanımı
Son araştırmalar Batılı toplumlarda erkeklerde kanserlerin yaklaşık yüzde 10.8’inin, kadınlarda yüzde 4.5’inin alkol tüketiminden kaynaklandığını gösteriyor. Risk, alkol türüne göre değil, günde içilen alkol miktarına göre artıyor. Sigara ve tütün kullanımından sonra, erkeklerde en fazla kansere yol açan neden, yeterince sebze ve meyve yememeleri; kadınlardaysa şişmanlıktır.
Haftada en az 3 gün, günde en az 30 dakikalık fiziksek aktivite
Özellikle meme, kalın bağırsak-rektum endometriyum ve yemek borusu kanseri obezlerde normal ağırlıktakilere göre daha fazla görülmektedir. Yapılan araştırmalarda haftada en az 3 gün, günde en az 30 dakikalık fiziksel faaliyetin, kalın barsak, meme ve rahim kanseri riskini, meyve sebze tüketiminin artırılmasının ağız, boğaz, gırtlak, yemek borusu, akciğer ve mide kanseri riskini azalttığı vurgulanıyor, Akdeniz tarzı diyet öneriliyor.

Türkiye’nin yedi bölgesinde gelen lezzetler

Yediden Restaurant, Türkiye’nin yedi bölgesinin en özgün lezzetlerini bir araya getirdiği konseptiyle misafirlerini adeta bir Anadolu turuna çıkarıyor.
İstinye Park’ta hizmet veren Yediden Restaurant, geniş yöresel Türk mutfağı menüsüyle her damak tadına uygun bir seçenek sunarken, lezzeti kaliteyle buluşturuyor. Afyon’a özgü Sakala Çarpan Çorbası’ndan Sinop Mantısı’na, Saray mutfağının gözdesi Firik Pilavlı Kuzu İncik’ten Bursa’nın Kestaneli Sufle Kek’ine kadar her şeyi bulabileceğiniz Yediden’de yediklerinizin tadına doyamayacaksınız.
Yediden’de, Gaziantep’e özgü içli köfteden Saray mutfağının gözdesi Firik Pilavlı Kuzu İncik’e, Doğu Anadolu’nun favorisi Köylü Tavuğu’ndan ipince açılmış Sinop Mantısı’na, Urfa’nın Bostana Salatası’na kadar birçok yöresel yemeği bulmak mümkün. Ayrıca Yediden şeflerinin yorumuyla oluşturduğu, dana kavurma ve enfes köfteyi tereyağlı bazlama eşliğinde bir tabakta buluşturan Yediden Kebabı ya da Yediden usulü Beğendili Kuzu Tandır gibi kendine özgü tatları da deneyebilirsiniz.

Toplam satışın online payı %20’ye çıkacak

Jimmy Key Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Ünlütürk, yeni açtıkları mağazalarla birlikte mağaza sayılarının 68’e ulaştığını açıklayarak, online kanalda hızla büyümeyi hedeflediklerini ve 2024 sonunda toplam satışın online payını %20’ye çıkaracaklarını söyledi.

Jimmy Key Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Ünlütürk, dünyanın hızla dijitalleşmeye başladığının altını çizerek,  “Şu an 68 olan mağaza sayımızı orta vadede de 100’e çıkarmayı hedefliyoruz. Bu hedefle birlikte online kanallarda da büyüyeceğiz.  2024 sonunda 18 pazaryerinde, 30 ülkede ürünlerimizi satabilmeyi hedefliyoruz ve bunun için yoğun çalışmalar içerisindeyiz. Romanya, Bulgaristan ve Macaristan’da lokal marketplacelar ile satışlarımız başladı. Asya’da ise Filipinler, Endonezya, Malezya, Singapur, Hong Kong ve Tayvan’da satışlarımız sürerken, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Umman, Kuveyt ve Katar’da da Ocak 2024 itibariyle satışlarımız başlayacak.” dedi.

Yeni açılan mağazalarıyla birlikte e-ticarette de büyümek istediklerinin altını çizen Ünlütürk, “Şu anda toplam satışlar içinde online satış oranı %10. Hedefimiz bu yüzde 10’luk payı, 2024 sonunda yüzde 20’ye çıkarabilmek. Satışların yüzde 20’sini online tarafa çekebilmek için oldukça iddialı bir hedef belirledik

Türkiye Filistin’den göçmen kabul etmeli mi?”

▪  Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen;  GÜNDEME DAİR araştırma bulgularından derlenen dosya içeriğinde;

  • Toplum, İsrail ile Hamas arasındaki savaş hakkında ne kadar bilgili?
  • Türkiye’nin bu süreçte yürüttüğü politikayı destekliyor mu?
  • Türkiye’nin de bu savaşa dahil olma ihtimali konusunda endişeli mi?
  • Bu savaş bölgedeki diğer ülkelere yayılır mı?
  • Dünya ülkelerinin savaşı önlemek için yeterli çabayı gösterdiklerini düşünüyor musunuz?
  • Türkiye Filistin’den göçmen kabul etmeli mi?
  • Sizce Türkiye bu savaştan ekonomik açıdan nasıl etkilenir gibi sorulara verilen yanıtlara ilişkin bilgiler bulunmaktadır.

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Covid-19 salgınının yıkıcı etkileri henüz yeni yeni ortadan kalkarken Rusya ve Ukrayna arasında patlak veren savaş, ülkemizi bir kaos coğrafyasının içinde bıraktı. Bu savaş tüm şiddeti ile devam ederken geçtiğimiz 7 Ekim’de Gazze’de bu sefer İsrail ve Hamas arasında başlayan çatışmalar bulunduğumuz geniş coğrafyadaki kaosa yeni katmanlar ekledi. Türkiye’de vatandaşlar İsrail ve Hamas arasındaki savaşı çok yakından izliyor, her dört kişiden üçü savaşa dair bilgili olduğunu ifade ediyor. Yaklaşık 1 ay ara ile iki kez gerçekleştirdiğimiz araştırmada bu oranda bir gerileme tespit etmedik, ilgi tazeliğini korumaya devam ediyor.  Çatışmalar başladıktan 1 ay sonra yaptığımız ilk araştırmada Türkiye’nin bu süreçte yönettiği politikaya destek verenlerin oranı %40 idi. Aralık ayı ortalarına geldiğimizde bu oranda bir azalma veya artma söz konusu değil. Ülkemizin bu savaşa doğrudan dahil olmasına dair bir endişe var. Araştırmaya katılanların yarıdan fazlası Kasım’da endişeliydi, Aralık’ta da durum değişmedi. Ancak vatandaşlarımıza göre savaşın diğer ülkelere yayılma ihtimali giderek zayıflıyor.

Sidar Gedik

Araştırmaya katılan vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu diğer ülkelerin çatışmaları önlemek için yeterli önlem almadıklarını düşünüyorlar. Bu şekilde düşünenlerin oranı Kasım’da %76 idi, Aralık’ta da %72. Ancak alınması gereken önlemin ülkemize Filistin’den göçmen kabul etmek olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Filistin’den göçmen almamalıyız diyenlerin oranı iki ayda %54’ten %59’a yükselmiş durumda. Çatışmaların uzaması ve henüz bir ekonomik ambargoya yol açmaması sonucunda bu savaşın ekonomi üzerinden olumsuz etkisi olacağını düşünenlerin oranı geriledi, herhangi bir etkisi olmayacak görüşünde olanların oranı %4 artıyor. Bölgeden gelen haberlerdeki fotoğraf ve videoları izlemek çok zor. Bizim izlemekte zorladığımız sahneleri insanlar hergün yaşamak durumunda kalıyorlar. Hiç vakit kaybetmeden kalıcı ateşkesin sağlanması ve sivil ölümlerinin bir an önce durması ilk öncelik olmalı. Çatışmaların tekrar etmesini önleyecek bir çözümün bulunmasını diliyorum.

Polislere 1000 adet yeni araç

Hyundai Assan, Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen törende emniyet teşkilatına 1.000 adet araç teslimatı gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, üst düzey devlet yöneticileri ve emniyet teşkilatı, göreve başlayan 6992 polis memurunu ve hizmete alınan yeni araçları Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen bir törenle kutladı.

C-SUV segmentinin popüler modeli Hyundai TUCSON’u uzun yıllardır tercih eden Emniyet Genel Müdürlüğü, İstanbul’da görev yapan polis teşkilatına 1.000 adet yeni araç takviyesi daha yaparak mevcut filosunu güçlendirdi. Yenilikçi ve teknolojik özellikleriyle hem kaliteyi hem de mobilite özgürlüğünü kusursuzca sunan Hyundai TUCSON, zengin donanım seviyesi ve sürüş dinamikleriyle öne çıkıyor.