Eleştirilere cevap verdi

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ hakkında çıkan iddiaları sosyal medyasından cevapladı.

Zafer Partisi’nin gerçek muhalefeti iktidarın dengelerini bozmuş durumda. Zafer Partisi halkın gerçek gündemini siyasete taşıdı. Bunu etkili bir siyaset dili ile yapıyor. Tv ambargoları, şehirlere sokmamalar, İftiralar Zafer Partisi’ni durdurma konusunda  işe yaramıyor. Bunun üzerine sistemli bir iftira kampanyasını provokasyon girişimlerindeki ile birleştirdiler.

İstanbul’da bölücü bir mitingte Zafer Partisi seçmenini sahada kavgaya tarhrik etmeye çalıştılar, engelledik. Adına Müdafa Hareketi dedikleri bir provokasyon hareketi kurguladılar, başarılı olamadılar. Şimdi gerçek kullanıcısı hapishanede olduğu için Muhalif Gençlik hesabının kontrolünü ele geçiren Müdafa Hareketi bu hesaptan provokasyonlarına devam ediyor.

Koç üniversitesinde Zafer Partili bir öğrencinin şiddet eylemi iftirasını attılar. Olayın bir saldırgan homoseksüelin bir öğrenciye cinsel tacizi ve cinsel tacizde bulunanın tepkisi olduğu ortaya çıktı. Zafer Partili dedikleri öğrencinin ise olayın şahidi olduğu anlaşıldı.

Fatih Camii imamı bir deli tarafından bıçaklandı. Olayı Zafer Partisi tarafından provakatör olduğu için hiç bir Zafer Partilinln yaklaşmadığı 2 kişinin kullandığı X hesabı üzerinden Zafer Partisine bağlamaya çalıştılar olmadı. Ellerinde patladı.

Mossad dediler Mossadçılara kendilerinin vatandaşlık verdiği ve devlet kadrolarına yerleştirdikleri meydana çıktı.

Özetle biz şimdiye kadar yapılan her provokasyon girişiminin karşısında olduk ve bundan sonra da olmaya devam edeceğiz.

Saray rejiminin, FETÖ’cülerin, AK Parti görünümlü FETÖ’cülerin, PKK’lıların, Hüda-Parcıların,  Barzanicilerin ortak bir cephe oluşturarak saldırdıklarını görüyoruz: Bir hafta önce Emniyet bir IŞID saldırısı konusunda resmi uyarıda da bulundu. Bu saldırıların hepsini göğüsleyeceğiz.

Provokasyon peşinde koşanlar ülkemizi kaosa sürüklemek için çalışan emperyalizmin ajanları ile ahlaksız şuursuzlardır.

Sevgili Zafer Partisi teşkilat mensupları, Atatürk’ten aldığımız feyz ile bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada bütün provokasyonları alarak devletimizin kuruluş esaslarını, anayasamızı savunacağız..

Ülkemizin örtülü işgaline karşı duracağız. Çevreyi tahrip eden alçaklarım karşısına çıkacağız.

Başta gençler, emekliler ve çalışanlar olarak ezilen bütün insanlarımızın hukukunu savunacağız. Partimiz gençliğin ve değişik partilerden yurttaşların katılımı ile büyümeye devam ediyor.

@zaferpartisi

Sabancı Holding hedefine ulaşıyor

Açıkladığı 2050 net sıfır hedefiyle, Türkiye’de uzun vadeli taahhütte bulunan ilk Topluluk olan Sabancı, sürdürülebilirlikte bir önemli başarıya daha imza attı.
Sabancı Holding’in MSCI ESG Derecelendirmesi notu, çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki kapsamlı ve uluslararası standartlar ile iyi uygulamalara dayanan süreçleri sayesinde AA’ya yükseltildi.
Bu not artırımıyla birlikte, Sabancı Holding’in MSCI ESG Derecelendirmesi notu, son 4 yılda 4 kademe birden yükselmiş oldu. Sabancı Holding, şirketlerin uzun vadeli ÇSY risklerine karşı dayanıklılığını ölçen MSCI ESG Derecelendirmesi tarafından Türkiye’de AA notuyla değerlendirilen ilk ve tek Holding oldu.
“DÖNGÜSEL EKONOMİYİ İŞLERİMİZİN MERKEZİNE YERLEŞTİRİYORUZ”
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Sabancı Holding CEO’su Cenk Alper, “Topluluk olarak sürdürülebilirlik alanında attığımız her adımın bizi iklim acil durumunun çözümüne, dünyada eşitsizliklerin bertaraf edilmesine biraz daha yaklaştırdığını çok iyi biliyoruz. Sürdürülebilirliği sadece doğayı ve yeşili koruma gibi dar bir tanımda ele almıyoruz. ESG’nin (ÇSY – çevresel, sosyal, yönetişimsel) 3 unsurunu da kapsayan detaylı sürdürülebilirlik yol haritamız kapsamında kararlılıkla ilerlerken, bir yandan da döngüsel ekonomiyi mevcut işlerimizin, yatırımlarımızın merkezine yerleştiriyoruz. Her yıl uluslararası standartlara ve iyi uygulamalara göre boşluk analizi gerçekleştirip daha da iyileşmek için gerekli adımları atıyoruz. MSCI gibi finans dünyasının yakında takip ettiği platformlar tarafından, bu çalışmalarımızın takdir edilmesi de bizleri cesaretlendiriyor. Holding olarak son 4 yılda elde ettiğimiz 4 kademelik not artışında emeği geçen tüm Sabancı çalışanlarına yürekten teşekkür ediyorum” dedi.
“DOĞRUDAN EMİSYONLARIMIZI 2030’A KADAR YÜZDE 42 AZALTACAĞIZ”
2050 net sıfır hedeflerine doğru ilerlerken, kendilerine çok zorlu hedefler koyduklarının altını çizen Cenk Alper, “Bunun için de en öncelikli konumuz sözden aksiyona geçmek. İşlerimizi dönüştürmenin yanında çevremizi ve paydaşlarımızı aktive etmeyi bir iş kültürü olarak kodlamak. Ayrıca tüm bunları, bilimin, teknolojinin izinde ilerleyerek yapmak. Bu doğrultuda, Bilime Dayalı Hedefler Girişimi (SBTi) ile koordinasyon halinde, en geç 2030 yılında doğrudan karbon emisyonlarımızı 2021 yılına göre en az yüzde 42 seviyesinde azaltacağız. 2025 sonunda ise Holding olarak yüzde 15’lik azaltımı yakalamış olmayı amaçlıyoruz. Bununla birlikte, 2022-2027 dönemini kapsayan 6 yıllık dönemde sürdürülebilirlik bağlantılı alanlara gerçekleştireceğimiz yatırımlarımızı da 5 milyar dolara tamamlayacağız” ifadelerini kullandı.

Çiçeklerle süslenen Nice

Çiçeklerle süslenen Nice

Nice Karnavalı 17 Şubat 3 Mart

Şubat ayı Karnaval zamanıdır ve Nice’in ılıman iklimini, parlak gökyüzünü ve Fransız Rivierası’ndaki lüks yaşam sanatını keşfetmek için mükemmel bir fırsattır.

Çiçeklerle süslenmiş göz alıcı şamandıralar aile dostu eğlence sunuyor. Küçükler için çok sayıda ücretsiz aktivite var. Nice Karnavalı, kışın kasvetinden sonra coşkulu eğlence arayan her romantik çifti veya bekar grubunu memnuniyetle karşılıyor.

Her yılın kendine özgü unsurları olmasına rağmen, bazı geleneksel yönler bir yüzyıl boyunca gelişmiştir. Gündüz ve gece Karnaval Geçit Törenleri, Çiçek Savaşları, havai fişekleri ile devam ediyor.

Sevgililer Günü’ne özel Meksika lezzetleri

Sevgililer Günü’ne özel Meksika lezzetleri

Meksika lezzetleri sunan Ranchero,  unutulmaz bir Sevgililer Günü yaşamak isteyen çiftleri 14 Şubat’ta misafirlerini bekliyor.

Ranchero’nun Meksika’ya özgü orijinal reçetelerden, patentli soslardan ve birbirinden renkli kokteyllerden oluşan zengin mönüsünde, telaffuzu her ne kadar olsa da damak çatlatan tatlar bir arada yer alıyor.

14 Şubat’ı romantik bir yemek eşliğinde kutlamak isteyen çiftler; günlük taze üretilen nachoslardan yapılan atıştırmalıklar, et, tavuk veya deniz mahsullerinin adeta birer şölene dönüştüğü Tacolar, buğday ya da mısır unundan günlük hazırlanan Burritolar, Meksika usulü burgerler, Meksika’nın olmazsa olmazı Fajita, volkanik taşta sunulan Molcajete ve farklı pek çok lezzet arasından yapacakları seçimlerle, unutulmaz bir Sevgililer Günü yaşayabilirler.

Bebek bağışıklığını güçlendirmenin yolları

Bebek bağışıklığını güçlendirmenin yolları

Çocukların ya da yetişkinlerin bağışıklık sisteminin güçlenmesi sürecinde beslenmenin ve çeşitli egzersizlerin önemi çok büyük. Ancak iş, bebeklerin bağışıklık sistemine gelince kafalar karışabiliyor. Ebeveynlerin merak ettiği bebek bağışıklığının güçlenmesinde ise anne sütü büyük önem taşıyor. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Hatice Bulut, bebeklerde bağışıklığın güçlendirilmesi hakkında bilgi verdi.

“Yine mi burnu akıyor?”, “Bebeğim öksürüyor”, “Acaba doğru giydiremiyor muyum da hasta oluyor?”, “İlk zamanlar hastalanmamıştı”, “Ne yapabilirim de hastaneye gitmeyiz?” gibi cümleler pek çok ebeveynin ortak söylemi. Genellikle ebeveynler, bebeklerinin hastalanmaması için ellerinden geleni yapıp, hekimlere de vitamin takviyelerinden, beslenme programına kadar pek çok soru sormaktadır. Bebek bağışıklığının güçlenmesi ve onların hastalıklardan korunmasını sağlamak için birçok yol bulunmaktadır. Bu yolları şöyle sıralamak mümkündür:

Dr. Hatice Bulut

Dr. Hatice Bulut

Anne sütü: Antikor olarak adlandırılan savunma sistemi askerleri, bebeklere annelerinden plasenta aracılığı ile geçmekte ve bebekleri yaklaşık 6 aylık oluncaya kadar çeşitli hastalıklara karşı korumaktadırlar. Bundan sonraki koruma ise bebeklerin anne sütüyle aldıkları antikorlar tarafından sağlanmaktadır. Anne sütünde bulunan “immünoglobulin A” bağışıklık ve hastalıklardan korunma için önemlidir. Ayrıca “laktoferrin”  olarak adlandırılan başka bir anne sütü bileşeni ise; gelişmek için demire ihtiyaç duyan bakterilerin çoğalmasını demiri bağlayarak önlemektedir. Bir başka önemli bileşen ise anne sütünün prebiyotik içeriğidir.  Anne sütündeki prebiyotikler; bebek bağırsağında bulunan  “Bifidobacterium bifidum” olarak isimlendirilen faydalı bakterilerin gelişimini destekler. Böylece bebek bağırsağına yerleşerek olası hastalık yapabilecek bakteriler önlenir.  Anne sütünün sadece bağışıklık üzerine yazılsa bile uzayıp giden bilgileri mevcuttur. Hala da bu konuda bilimsel pek çok çalışma devam etmektedir. İlk 6 ay olabildiğince anne sütü ile bebekleri beslemek gerekir.

Anne ve babalar sigara kullanmamalı: Sigara dumanında 4000’den fazla kimyasal bileşen vardır. Bu kimyasallardan özellikle nikotinin ve karbonmonoksitin gebelikte bebeğin içinde barındığı rahim, kan ve göbek kordonu damarlarında da daralmaya neden olur. Bebek ve anne arasındaki besin ve gaz alışverişinin azalması ile sonuçlanan bu durumda anne karnındaki bebek yetersiz beslenir ve bebekte gelişim geriliği, ileriki yaşlarda alerji, astım, orta kulak iltihabı gelişimi ve bağışıklık sistemine yönelik sorunlar oluşabilir.

Probiyotik alımı, süt çocuğu beslenmesinde artırılmalıdır: Probiyotik kısaca “Belirli miktarlarda alındıklarında sağlığı olumlu yönde etkileyen mikroorganizmalar” şeklinde tanımlanabilir. Çocuklarda da kullanabileceğimiz; probiyotikler başlıca yoğurtlar, peynir, kefir, turşudur. Bu fermente gıdalarda probiyotik olarak Laktobasiller, Bifidobakteriler ve diğer pek çok probiyotik özellikte mikroorganizma bulunmaktadır.

Memorial Şişli Hastanesi

Probiyotiklerin yanında prebiyotik gıdalara da beslenmede yer vermek gerekmektedir: Söyleniliş şekli benzese de Probiyotiklerden farklı olarak prebiyotikler; kalın bağırsakta yaşayan probiyotik özellikte faydalı bakterilerinin artışını destekleyerek insan sağlığını olumlu yönde etkileyen, fermente olabilen sindirilmeyen karbonhidrat grubu besin bileşenleridir. Dört ana grupta prebiyotik vardır: İnulin, fruktooligosakkaritler (FOS), laktuloz (LOZ) ve galaktooligosakkaritler (GOS). Çocuklarımızın beslenmesinde başlıca yer verebileceğimiz prebiyotik özellikte gıdalar ise soğan, sarımsak, muz, enginar, pırasa, kuşkonmaz, baklagillerdir.

Hijyen hipotezi: Yapılan araştırmalar göstermiştir ki; bir çocuğun bağışıklık sistemi ile ilgili hayat seyrini değiştirebilen çevresel etkenler; geçirdiği enfeksiyonlar, aşılar, beslenme şartları, bağırsak mikrobiyotası çeşitliliğidir. Bu noktada değinilmesi gereken önemli bir konuda “hiyen hipotezi”dir. Basit anlatış ile “Köyde, tarlada toprak içinde oynayan, her düştüğünde eli dezenfektanla silinmeyen çocuklarımız daha az hastalanırken; el bebek gül bebek büyüttüğümüz ama apartman dairesi içine hapsolan, elinde sürekli tablet olan sokak oyunu pek bilmeyen çocuklarımız çok daha sık  ..”  Hijyen hipotezine göre ekonomik ve sosyal gelişime paralel olarak gitgide doğal yaşamdan uzaklaşmak bağışıklık sistemimizin farklı yönde davranışlarına neden olmaktadır. Kalabalık aile yaşamından çekirdek aile yaşamına geçiş, tütün dumanı ve şehirlerde kirli hava maruziyetinin artması, genetiği değiştirilmiş gıdalar ve paketlenmiş gıdalarla beslenmenin ister istemez artması alerjik hastalıkların çoğalmasına zemin hazırlamaktadır. Bu süreç uzadıkça yabancı maddelere karşı bağışıklık sistemimizin vermesi gereken cevaplarda farklılaşmalar meydana gelmektedir ve vücudumuza zararı olmayan yabancı maddelere karşı da ımmunglobulin E olarak adlandırılan antikorlar üretilmeye başlar. Kalabalık şehirlerdeki “alerjik çocuk” tanılarını biraz da bu nedenle artık sık görmekteyiz…

Tedavi edilmeyen menenjit ölüme yol açabilir

Menenjitin; beyni ve omuriliği çevreleyen dokuların iltihaplanması olduğunu belirten VM Medical Park Mersin Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Yeşiller, “Menenjit önlem alınmadığında ciddi beyin hasarı oluşturan ve ölüme neden olabilen bir hastalıktır. Her yaştan insanı etkileyebilir. Bununla birlikte 1 yaş altı bebekleri, okul öncesi eğitim gören çocukları ve genç kişileri daha fazla etkiler” dedi.

VM Medical Park Mersin Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Yeşiller, menenjit hakkında açıklamalarda bulundu. Menenjitin tanımını yapan Uzm. Dr. Yeşiller, “Menenjit, beyni ve omuriliği çevreleyen dokuların iltihaplanmasıdır. Ölüm riski ve enfeksiyon sonrasında sekel bırakma riski çok yüksek olan bir hastalıktır. Ölümcül bir hastalıktır ve acil tıbbi bakım gerektirir. Menenjitler her yaşta görülebilmekle beraber, yenidoğan ve 1 yaşından küçük çocuklarda riski oldukça yüksektir. Çocuklarda bağışıklık sistemi tam gelişmediğinden menenjit en tehlikeli hastalıkların başında gelir. İnsan sağlığını ciddi anlamda tehdit eden menenjit hastalığı, temas, öksürük ve damlacık yolu ile bulaşır. Anne ve babaların hastalığın belirtilerini dikkate alması ve tedavinin vakit kaybetmeden başlaması, hastalığın zarar bırakmaması açısından oldukça önemlidir” diye konuştu.

Dr. Erkan Yeşiller

Dr. Erkan Yeşiller

ÇEŞİTLİ VİRÜSLER NEDEN OLABİLİR

Menenjitin ana nedeninin mikroorganizmalar olduğunu belirten Uzm. Dr. Yeşiller, “Çeşitli bakteri, virüs, mantar ve parazit türleri bu hastalığı sebep olabilir. Bakteriyel menenjit en yaygın görülen ve en tehlikeli menenjit türüdür. Bakteriyel menenjite neden olan en yaygın bakteri türleri Meningokok, Pnömokok ve H. İnfluenza Tip B’dir. Menenjit kaynaklı ölümlerin büyük çoğunluğuna bu bakterilerin yol açtığı menenjit türleri sebep olmaktadır” şeklinde konuştu.

CİDDİ BEYİN HASARI OLUŞTURABİLİR

Önlem alınmayan menenjitin ölüme bile neden olabileceğini aktaran Uzm. Dr. Yeşiller, şu bilgileri paylaştı:

“Menenjit önlem alınmadığında ciddi beyin hasarı oluşturan ve ölüme neden olabilen bir hastalıktır. Her yaştan insanı etkileyebilir. Bununla birlikte 1 yaş altı bebekleri, okul öncesi eğitim gören çocukları ve genç kişileri daha fazla etkiler. Aşı, erken tanı ve tedaviyle ölüm ve sekellerin önüne geçilebilir. Türkiye, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) verilerine göre orta riskli grupta yer almaktadır ve aşının uygulanması önerilmektedir. Türkiye’de çocuklarda konjüge pnömokok ve Hib aşılarının rutin olarak uygulanmasından önceki dönemde, akut bakteriyel menenjit etkenleri N.meningitidis (yüzde 56.8), S.pneumoniae (yüzde 22.5) ve Hib (yüzde 20.5) olarak tespit edilmiştir. Etkin aşılama sayesinde S.pneumoniae ve Hib’e bağlı menenjit önemli ölçüde azalmıştır, fakat rutin aşı programında olmayan meningokok etkeni hala önemini korumaktadır.”

MENENJİT BELİRTİLERİNE DİKKAT!

Menenjitin belirtilerine dikkat çeken Uzm. Dr. Yeşiller, “Menenjitin erken belirtileri grip ile benzerdir. Menenjit hastalığının esas belirtileri birkaç saat ya da birkaç gün içerisinde kendini gösterir. Klinik olarak yaş küçüldükçe menenjit semptom ve bulguları özgüllüğünü kaybetmektedir” dedi.

Uzm. Dr. Yeşiller, menenjitin en yaygın belirtilerini ise şu şekilde sıraladı:

  • Şiddetli baş ağrısı,
  • Kusma,
  • Yüksek ateş (38 derece ve üstü),
  • Ense sertliği,
  • Uyku hali,
  • Konsantrasyonda güçlük,
  • Havale geçirme,
  • Boyun tutulması,
  • Parlak ışığa bakmakta güçlük,
  • Sersemlik hali,
  • Bilinç bulanıklığı,
  • Soğuk el ve ayaklar,
  • Titreme,
  • Hızlı soluk alıp verme,
  • Eklem ve kas ağrıları.

Uzm. Dr. Yeşiller,  yenidoğan bebeklerde ise yüksek ateş veya normalin altında olması, inleme, tiz sesli ağlama, hareketlerde yavaşlama, uyku hali ve sersemlik, konvülzyon, beslenme güçlükleri, kusma, bıngıldakta şişlik, başın geriye doğru bükülmesi gibi menenjit belirtileri görülebileceğinin altını çizdi.

VM Medical Park Mersin Hastanesi

TEDAVİSİ 21 GÜNE KADAR SÜREBİLİR

Teşhis koyma sürecinden bahseden Uzm. Dr. Yeşiller, “Hastalığın kesin tanısı sadece lomber ponksiyon ile yapılmaktadır. Beyin omurilik sıvısı bir iğne yardımı ile bel bölgesindeki omurlardan alınır. Alınan örnek sonucunda ilgili laboratuvar testleri yapılır ve tanı konur. Menenjit şüphesi olan stabil hastalarda, uygun kan testleri yanında kesinlikle lomber ponksiyon (LP) yapılmalıdır. Hastalığa neden olan mikroorginazma çeşidine göre tedavisi 14 ile 21 gün arasında sürmekle birlikte bu durum kişinin yaşına ve risk faktörlerine göre de farklılık gösterebilir” ifadelerini kullandı.

HASTALIKTAN KORUNMANIN ETKİLİ YOLU AŞI OLMAK

Menenjit hastalığından korunmanın en iyi yolunun aşı olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Yeşiller, “Çocukluk çağı ve sonrası dönemde yapılan karma aşılar menenjite neden olan bazı etkenlere karşı koruma sağlar. Bununla birlikte rutin aşı programında olmayan, özellikle sık karşılaşılan bakteriyel meningokok etkeni hala önemini korumaya devam etmektedir. Meningokok aşıları, talep eden ailelere birçok sağlık merkezlerinde özel olarak yapılmaktadır” dedi.

BEYİN HASARI VE İŞİTME KAYBINA YOL AÇABİLİR

Menenjit aşısının öneminin altını çizen Uzm. Dr. Yeşiller, “Meningokok aşısının rutin aşı takviminde yer almamasından dolayı, bu aşıyı yaptırmaya gerek olmadığını, yapılan aşıların yeterli olduğunu düşünebilir. Menenjit tedavi edilmediği veya önlem olarak aşı yapılmadığı takdirde beyin hasarı, işitme kaybı gibi ciddi komplikasyonlara ve ölüme yol açabilen bir hastalık olduğu için hastalıktan korunma amaçlı menenjit aşısı yaptırılması büyük önem taşır. Menenjit aşısı güvenli olduğundan aşıyı yaptırmakta tereddüt etmeye gerek yoktur. Aşının iştah kaybı, ateş, aşı olunan yerde kızarıklık ve halsizlik gibi yan etkileri kısa zaman içerisinde geçer. Menenjit aşısı diğer aşılarla birlikte yapılabilir. Menenjit aşıları ikinci aydan itibaren yapılabilir. Aşının türü ve başlangıç yaşına göre dozları değişebilir. Menenjit aşısı oldukça koruyucu ve etkili bir aşıdır. Koruyuculuğu yüzde 95 ile yüzde 100 arasındadır. Kişi aşı olduktan sonra ömür boyu menenjite karşı bağışıklık kazanacaktır” diyerek sözlerini sonlandırdı.