Balat’ın tarihi binalarından birinde konumlanan, zengin menüsü, eşsiz tatları ve sıcacık atmosferiyle yerel mutfağın incelikle yorumlandığı Forno Balat, Ramazan ayı boyunca leziz menüsü ile sizleri karşılayacak
Forno Balat’ın bu seneki Ramazan Menüsü, sıcacık Ramazan pidesi ve hurmanın yanı sıra seçmeli 4 çeşit ev yapımı çorba ile başlıyor. Çorba seçenekleri arasında tereyağlı süzme mercimek çorbası, tavuk suyu çorbası, düğün çorbası ve ayran aşı yer alıyor.
Ana yemek olarak semt kasabında Forno için özenle ayrılan etlerle, önünüzde hazırlanıp fırınlanan 2 lahmacun ya da tercihinize göre 1 çeşit pide, menünün içinde. Çoban ve salatanın eşlik edeceği iftar yemeğinize 1 adet meşrubat da dahil. Doğal ürünlerle, hiçbir katkı maddesi ya da tatlandırıcı kullanılmadan hazırlanan ev yapımı tatlılar iftar sofranızı lezzet şölenine dönüştürecek. Ayva tatlısı, kabak tatlısı ya da mozaik pasta üçlüsünden seçeceğiniz tatlınıza sınırsız çay ikramı dahil.
Her ürünün en doğal yerinden temin edildiği, açıldığı günden beri değişmeyen lezzetleri ile Forno Balat’ ta bu lezzetli menü 590 TL.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2024/02/j-111.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2024-02-24 04:51:442024-02-24 02:54:23Ramazan’ı tarihi atmosferde Balat’ta yaşayın
Ramazan ayı mutluluğunu artırmak isteyenlerin tercihi bu yıl da BİM Hediye Kart ve BİMPARA uygulaması olacak.
Yüklenebilir bakiyeli olan ve tüm BİM mağazalarında geçerli olan “Hediye Kart” lara en az 200 TL olmak üzere istenilen miktarda yükleme yapılabiliyor. Hem kurumsal hem bireysel müşteriler istedikleri sayıda Hediye Kart sipariş verebiliyor ve bunları sevdiklerine, çalışanlarına, müşterilerine ya da ihtiyacı olanlara dağıtabiliyor.
Ramazan ayında kurumsal firmaların ve bireysel müşterilerin diğer tercihi de BİMPARA uygulaması oluyor. Ramazan ayının bereketini paylaşmak isteyenlere BİMPARA uygulaması büyük kolaylık sağlıyor.
Tek seferde en az 50 TL ve en fazla 10.000 TL olmak üzere istenilen tutarda BİMPARA gönderilebiliyor. Temassız ödeme ve transfer uygulaması BİMPARA sayesinde kredi kartı veya nakit paraya ihtiyaç duymadan cep telefonundan QR kod veya ödeme kodu ile işlemler yapılabiliyor.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2024/02/b-2.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2024-02-24 03:17:542024-02-24 02:19:53BİM Ramazan’a hazır
İsviçre’nin en büyük otomotiv dergisi Auto Illustrierte’nin düzenlediği “En İyi Otomobiller”(Best Cars) yarışmasında 13 kategoride 455 otomobil yer aldı.
Alfa Romeo; Giulia, Stelvio ve Tonale modelleri üstün bir başarı ortaya koyarak kendi kategorilerinde ödüllerin sahibi oldular.
Alfa Romeo, ‘En İyi Otomobiller’ ödüllerinin yanı sıra, “Tasarım/Stil” kategorisinde birinci olurken, “Reklam” ve “Popülerlik” kategorilerinde de podyumda yer almayı başardı.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2024/02/j-110.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2024-02-24 02:02:452024-02-24 02:02:45Alfa Romeo, üç kategoride ödül aldı
TurkNet Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CGO) Gül Sağır Aydın oldu.
TurkNet, üst düzey yönetim kadrosunu iş dünyasının önemli bir ismi Gül Sağır Aydın ile güçlendirdi. Türkiye’nin önde gelen şirketlerinde üst düzey yönetici olarak görevler üstlenmiş, büyüme stratejileri ve müşteri odaklı yaklaşımlarıyla tanınan olan Aydın, TurkNet’te Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CGO) olarak göreve başladı.
Gül Sağır Aydın kimdir?
Gül Sağır Aydın, 2002 yılında Ege Üniversitesi İngilizce Ekonomi bölümünden mezun oldu. Eğitimine İngiltere’de Business and Industrial Administration eğitim programında devam etti. Koç Üniversitesi’nde pazarlama ve yönetim alanında Turkcell Executive MBA programını bitirdi.
Kariyer hayatına 2003 yılında British American Tobacco’da başlamasının ardından Kutas Teekanne Gıda ve Gıdasa Sabancı Gıda’da çalıştı. 2007- 2016 yılları arasında Turkcell’de farklı kademelerde yöneticilik yapan Aydın, Turkcell ve tüm grup şirketleri ekosistemini kapsayan 350 kişilik ‘Tek Turkcell’ yerelleşme inisiyatifini, proje lideri olarak yarattı ve yönetti.
Gül Sağır Aydın, 2017 – 2020 yılları arasında Seramiksan ve Kiğılı’da Pazarlama Direktörlüğü ve İcra Kurulu Üyeliği görevlerini üstlendi. Aydın, 2020 Ocak -2021 Temmuz arasında ise kişisel bakım sektörü lideri Gratis’te Pazarlama ve E-Ticaretten Sorumlu Direktör ve İcra Kurulu Üyesi olarak çalıştı.
Aydın, 2021 yılında Boyner Holding’e bağlı Hopi şirketinde Genel Müdür Yardımcısı olarak tüketiciye dokunan tüm pazarlama, e-ticaret, ürün yönetimi, CRM, büyük veri ve müşteri deneyimi süreçlerini yönetti. Şirketin pazarlama teknolojileri ve finansal teknolojiler dönüşümüne liderlik etti.
Gül Sağır Aydın, 2019 ve 2023 yıllarında çeşitli dergiler tarafından hazırlanan ‘Türkiye’nin En Başarılı Pazarlama Liderleri’ ve ‘Türkiye’nin En Etkin 50 CMO’ listelerinde yer alırken liderlik ettiği projelerle kariyer hayatına ulusal ve uluslararası onlarca ödülü sığdırmayı başardı.
Aydın, 2022 yılından bu yana Tukaş Gıda’da Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev almaktadır.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2024/02/p-8.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2024-02-22 23:56:032024-02-22 22:59:34TurkNet’te üst düzey atama
Halk arasında kan kanseri veya kemik iliği kanseri olarak da bilinen lösemi, çocukluk çağında dünyada ve ülkemizde en sık görülen bir kanser türü. Öyle ki çocukluk döneminde tüm kanserlerin yüzde 30-35’ini lösemi oluşturuyor. Ülkemizde her yıl 1200-1500 çocuğa lösemi tanısı konulmakla birlikte, bilinmeyen vakalar da göz önüne alındığında, yaklaşık olarak yılda 2000 çocuğun bu hastalığa yakalandığı tahmin ediliyor. Lösemi tedavi edilmediğinde ölümcül olabiliyor. Ancak bilimsel gelişmeler ışığında, uygulanan güncel tedavi protokolleriyle, çocukluk çağı lösemileri umutsuz değil, aksine yüksek oranlarda tam iyileşmenin sağlanabildiği bir hastalık haline geldi. Tedaviden etkin sonuçlar alınmasında ise erken teşhis ve tedavi kilit rol üstleniyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Doç. Dr. Sema Aylan Gelen, erken teşhis için ebeveynlerin bazı belirtilerde zaman kaybetmeden hekime başvurmaları gerektiğine işaret ederek, “Örneğin, erişkinlerden farklı olarak, sağlıklı olan bir çocuk yorulmaya veya aşırı hareketli olmasına bağlı olarak; bacak ağrısı, bel ağrısı veya eklem ağrısından şikayet etmez. Eğer çocukta kemik ağrısı varsa, mutlaka ciddiye alınmalıdır” diyor.
Doç. Dr. Sema Aylan Gelen
En yaygın akut lösemi görülüyor
Lösemiler; kemik iliğindeki öncü hücrelerin gelişimlerinin duraklamaları ve kontrolsüz çoğalmaları sonucunda kemik iliğini, periferik kanı ve bazen diğer organları istila ederek normal kan hücrelerinin oluşmasını engelleyen bir hastalık grubu. Çocukluk çağında gelişen lösemilerde en yaygın akut lösemiler görülüyor. Çocukluk çağı lösemilerinin yüzde 70-75’i akut lenfoblastik lösemi, yüzde 25-30’u akut myeloblastik lösemi, çok daha az kısmı da juvenil miyelomonositik lösemi ve kronik miyeloid lösemiden oluşuyor. Akut lenfoblastik lösemi 2-5 yaş arasında, akut miyeloblastik lösemi ise 0-2 yaş ve adolesan dönem olmak üzere iki dönemde daha sık gözleniyor. Çoğunlukla viral bir enfeksiyon sonrasında geliştiği için bu yaş grubunda löseminin sık görülmesinin bir nedeni olarak, okul öncesi ve okul çağındaki çocuklarda enfeksiyon sıklığının fazla olması gösteriliyor.
Bu belirtilerde zaman kaybetmeyin!
Lösemide erken teşhis büyük öneme sahip. Zira gecikme olursa, tedavi sürecinde zorluklara ve hayati risklere sebep olabiliyor. Lösemi genellikle ani başlayan belirtiler ile ortaya çıksa da, bir kısmı sinsi ve yavaş ilerliyor, aylar süren seyir izleyebiliyor. Doç. Dr. Sema Aylan Gelen, lösemi hastalığına özgü belirti olmadığını belirterek, çocuklarda görülen ve hekime mutlaka başvurulması gereken uyarıcı işaretleri şöyle sıralıyor:
Uzun süre devam eden ve inatçı ateş ve enfeksiyonlar
Ciltte kırmızı noktalar, kolay morarma ve kanama
İştah kaybı ve istemsiz kilo kaybı
Gece terlemeleri
Karın ağrısı ve şişkinlik
Kemik ve eklem ağrısı
Lenf bezlerinde şişme veya hassasiyet
Pek çok etken yol açabiliyor, ancak…
Son yıllarda tedavilerdeki ilerlemelere rağmen lösemi sıklığında artış olması, bu hastalığın sadece genetik etkilenme sonucu değil, çevresel etmenlere de bağlı olabileceğini destekliyor. Radyasyon, bazı ilaçlar, petrol ürünleri, benzen gibi organik maddeler, böcek öldürücü ilaçlar nedeniyle oluşan çevresel kirlenme, gıda maddelerindeki katkılar ile bazı kimyasal maddelerin lösemiye yol açtığı biliniyor. Bazı genetik sendromlar da (en sık Down sendromu) lösemiye sebep olan faktörler arasında yer alıyor. Bunların yanı sıra löseminin enfeksiyona yanıt olarak da ortaya çıkabildiğini vurgulayan Doç. Dr. Sema Aylan Gelen, “Bebeklik döneminde enfeksiyonlardan korunma amaçlı aşırı izolasyona bağlı olarak enfeksiyonların geç çocukluk döneminde geçirilmesi, bağışıklık sisteminin anormal yanıt vermesine yol açabilir. Bu durumun da lösemi riskini arttırabildiği düşünülmektedir. Tüm bu etkenler lösemi riskini yükseltseler de çocuklarda lösemi gelişiminde her zaman kesin bir neden saptanamayabilir” bilgisini veriyor.
Tedavi edilebilen bir hastalık
Lösemi umutsuz değil, aksine günümüzde uygulanan güncel tedavi yöntemleri sayesinde gün geçtikçe artan tedavi başarısıyla yüksek oranlarda iyileşmenin sağlanabildiği bir hastalık. Tedavi, löseminin tipine ve tanımlanan risk gruplarına göre; kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik ilaçlar, immünoterapiler, psikososyal destek ve kemik iliği nakli bileşenlerinden oluşuyor. Çocukluk çağında görülen akut lenfoblastik lösemi hastalarının yüzde 80-90’ında uzun dönem sağ kalım sağlanıyor. Akut miyeloblastik lösemide ise son 40 yıl içinde sağ kalım oranı yüzde 10’dan yüzde 50’lere kadar yükselmiş durumda. Doç. Dr. Sema Aylan Gelen, lösemili hücreleri yok etmenin temel yolunun kemoterapi olduğunu belirterek, “Bazı lösemi türlerinde hastalığın beyine yayılmasını önlemek veya yayılım varsa tedavi etmek için radyoterapi (ışın tedavisi) verilir. Akut lenfoblastik lösemi hastalarının yaklaşık yüzde 10’unda, akut miyeloblastik lösemide ise yüzde 30-50’sinde kök hücre nakli gerekir. Yüksek risk grubundaki hastalar ve kanserin nüks ettiği hastalar kemik iliği nakli adayıdır” diyor.
İnsanlar yoğun tempolu hayatlarında diş tedavilerini zaman kaybı olarak görüyor. Uzmanlar, genel anestezi ile hızlı ve kaliteli tedavi seçenekleri sayesinde, sağlıklı gülüşlerin erişilebilir hale geldiğini söylüyor.
Diş tedavisinde birden fazla işlemi aynı anda yapabilmenin mümkün olduğunu kaydeden Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Hastalar, anestezi doktorunun nezaretinde uyutularak, aynı anda bütün diş çekimleri, kanal tedavileri, dolgular, implantlar yapılabiliyor. Ölçüleri alınıp, geçici protezleri yapılıp hemen hastaya uygulanabiliyor.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, genel anestezi ile yapılan diş tedavileri hakkında bilgi verdi.
Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz
Kaliteden taviz verilmeden daha hızlı diş tedavisi isteniyor
Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, günümüzde hayatın hızlı aktığını ve insanların birçok şeye ayırabilecek vakitlerinin olmadığını dile getirerek, bireylerin daha hızlı, çabuk ve bu tedaviler yapılırken de hiçbir şekilde sağlıktan ve kaliteden taviz verilmemesi istediklerini söyledi.
Genel anestezi altında aynı anda bütün işlemler yapılabiliyor
Bunun yönteminin de birden fazla işlemi aynı anda yapabilmek olduğunu kaydeden Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Hastalar, anestezi doktorunun nezaretinde uyutularak, aynı anda bütün diş çekimleri, kanal tedavileri, dolgular, implantlar yapılabiliyor. Ölçüleri alınıp, geçici protezleri yapılıp hemen hastaya uygulanabiliyor.” dedi.
Yurtdışından gelen hastaların tüm işlemleri aynı seansta tamamlanabiliyor
Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, gerek yurtdışından gelen hastalar gerekse İstanbul içinde olup da vakit ayıramayan hastalar ile çocuk hastalarda genel anestezi ile hızlı bir tedavinin yapılabildiğini kaydederek, böylece hastaların zamandan kazanacağını dile getirdi.
Diş hekiminden çok korkan yetişkin hastalara da genellikle sedasyonun uygulandığını Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Sedasyon anestezinin daha hafif hali. Mümkün olan hastalarda sedasyon yöntemi deneniyor. Sedasyonda entübasyon yapılmasına gerek kalmadan basit ve kısa süreli işlemler kolaylıkla yapılabiliyor.” şeklinde konuştu.
Ramazan’ı tarihi atmosferde Balat’ta yaşayın
Balat’ın tarihi binalarından birinde konumlanan, zengin menüsü, eşsiz tatları ve sıcacık atmosferiyle yerel mutfağın incelikle yorumlandığı Forno Balat, Ramazan ayı boyunca leziz menüsü ile sizleri karşılayacak
Forno Balat’ın bu seneki Ramazan Menüsü, sıcacık Ramazan pidesi ve hurmanın yanı sıra seçmeli 4 çeşit ev yapımı çorba ile başlıyor. Çorba seçenekleri arasında tereyağlı süzme mercimek çorbası, tavuk suyu çorbası, düğün çorbası ve ayran aşı yer alıyor.
Ana yemek olarak semt kasabında Forno için özenle ayrılan etlerle, önünüzde hazırlanıp fırınlanan 2 lahmacun ya da tercihinize göre 1 çeşit pide, menünün içinde. Çoban ve salatanın eşlik edeceği iftar yemeğinize 1 adet meşrubat da dahil. Doğal ürünlerle, hiçbir katkı maddesi ya da tatlandırıcı kullanılmadan hazırlanan ev yapımı tatlılar iftar sofranızı lezzet şölenine dönüştürecek. Ayva tatlısı, kabak tatlısı ya da mozaik pasta üçlüsünden seçeceğiniz tatlınıza sınırsız çay ikramı dahil.
Her ürünün en doğal yerinden temin edildiği, açıldığı günden beri değişmeyen lezzetleri ile Forno Balat’ ta bu lezzetli menü 590 TL.
BİM Ramazan’a hazır
Ramazan ayı mutluluğunu artırmak isteyenlerin tercihi bu yıl da BİM Hediye Kart ve BİMPARA uygulaması olacak.
Yüklenebilir bakiyeli olan ve tüm BİM mağazalarında geçerli olan “Hediye Kart” lara en az 200 TL olmak üzere istenilen miktarda yükleme yapılabiliyor. Hem kurumsal hem bireysel müşteriler istedikleri sayıda Hediye Kart sipariş verebiliyor ve bunları sevdiklerine, çalışanlarına, müşterilerine ya da ihtiyacı olanlara dağıtabiliyor.
Ramazan ayında kurumsal firmaların ve bireysel müşterilerin diğer tercihi de BİMPARA uygulaması oluyor. Ramazan ayının bereketini paylaşmak isteyenlere BİMPARA uygulaması büyük kolaylık sağlıyor.
Tek seferde en az 50 TL ve en fazla 10.000 TL olmak üzere istenilen tutarda BİMPARA gönderilebiliyor. Temassız ödeme ve transfer uygulaması BİMPARA sayesinde kredi kartı veya nakit paraya ihtiyaç duymadan cep telefonundan QR kod veya ödeme kodu ile işlemler yapılabiliyor.
Alfa Romeo, üç kategoride ödül aldı
İsviçre’nin en büyük otomotiv dergisi Auto Illustrierte’nin düzenlediği “En İyi Otomobiller”(Best Cars) yarışmasında 13 kategoride 455 otomobil yer aldı.
Alfa Romeo; Giulia, Stelvio ve Tonale modelleri üstün bir başarı ortaya koyarak kendi kategorilerinde ödüllerin sahibi oldular.
Alfa Romeo, ‘En İyi Otomobiller’ ödüllerinin yanı sıra, “Tasarım/Stil” kategorisinde birinci olurken, “Reklam” ve “Popülerlik” kategorilerinde de podyumda yer almayı başardı.
TurkNet’te üst düzey atama
TurkNet Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CGO) Gül Sağır Aydın oldu.
TurkNet, üst düzey yönetim kadrosunu iş dünyasının önemli bir ismi Gül Sağır Aydın ile güçlendirdi. Türkiye’nin önde gelen şirketlerinde üst düzey yönetici olarak görevler üstlenmiş, büyüme stratejileri ve müşteri odaklı yaklaşımlarıyla tanınan olan Aydın, TurkNet’te Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CGO) olarak göreve başladı.
Gül Sağır Aydın kimdir?
Gül Sağır Aydın, 2002 yılında Ege Üniversitesi İngilizce Ekonomi bölümünden mezun oldu. Eğitimine İngiltere’de Business and Industrial Administration eğitim programında devam etti. Koç Üniversitesi’nde pazarlama ve yönetim alanında Turkcell Executive MBA programını bitirdi.
Kariyer hayatına 2003 yılında British American Tobacco’da başlamasının ardından Kutas Teekanne Gıda ve Gıdasa Sabancı Gıda’da çalıştı. 2007- 2016 yılları arasında Turkcell’de farklı kademelerde yöneticilik yapan Aydın, Turkcell ve tüm grup şirketleri ekosistemini kapsayan 350 kişilik ‘Tek Turkcell’ yerelleşme inisiyatifini, proje lideri olarak yarattı ve yönetti.
Gül Sağır Aydın, 2017 – 2020 yılları arasında Seramiksan ve Kiğılı’da Pazarlama Direktörlüğü ve İcra Kurulu Üyeliği görevlerini üstlendi. Aydın, 2020 Ocak -2021 Temmuz arasında ise kişisel bakım sektörü lideri Gratis’te Pazarlama ve E-Ticaretten Sorumlu Direktör ve İcra Kurulu Üyesi olarak çalıştı.
Aydın, 2021 yılında Boyner Holding’e bağlı Hopi şirketinde Genel Müdür Yardımcısı olarak tüketiciye dokunan tüm pazarlama, e-ticaret, ürün yönetimi, CRM, büyük veri ve müşteri deneyimi süreçlerini yönetti. Şirketin pazarlama teknolojileri ve finansal teknolojiler dönüşümüne liderlik etti.
Gül Sağır Aydın, 2019 ve 2023 yıllarında çeşitli dergiler tarafından hazırlanan ‘Türkiye’nin En Başarılı Pazarlama Liderleri’ ve ‘Türkiye’nin En Etkin 50 CMO’ listelerinde yer alırken liderlik ettiği projelerle kariyer hayatına ulusal ve uluslararası onlarca ödülü sığdırmayı başardı.
Aydın, 2022 yılından bu yana Tukaş Gıda’da Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev almaktadır.
Çocuklarda kemik ağrısı ‘lösemi’ habercisi olabilir!
Halk arasında kan kanseri veya kemik iliği kanseri olarak da bilinen lösemi, çocukluk çağında dünyada ve ülkemizde en sık görülen bir kanser türü. Öyle ki çocukluk döneminde tüm kanserlerin yüzde 30-35’ini lösemi oluşturuyor. Ülkemizde her yıl 1200-1500 çocuğa lösemi tanısı konulmakla birlikte, bilinmeyen vakalar da göz önüne alındığında, yaklaşık olarak yılda 2000 çocuğun bu hastalığa yakalandığı tahmin ediliyor. Lösemi tedavi edilmediğinde ölümcül olabiliyor. Ancak bilimsel gelişmeler ışığında, uygulanan güncel tedavi protokolleriyle, çocukluk çağı lösemileri umutsuz değil, aksine yüksek oranlarda tam iyileşmenin sağlanabildiği bir hastalık haline geldi. Tedaviden etkin sonuçlar alınmasında ise erken teşhis ve tedavi kilit rol üstleniyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Doç. Dr. Sema Aylan Gelen, erken teşhis için ebeveynlerin bazı belirtilerde zaman kaybetmeden hekime başvurmaları gerektiğine işaret ederek, “Örneğin, erişkinlerden farklı olarak, sağlıklı olan bir çocuk yorulmaya veya aşırı hareketli olmasına bağlı olarak; bacak ağrısı, bel ağrısı veya eklem ağrısından şikayet etmez. Eğer çocukta kemik ağrısı varsa, mutlaka ciddiye alınmalıdır” diyor.
Doç. Dr. Sema Aylan Gelen
En yaygın akut lösemi görülüyor
Lösemiler; kemik iliğindeki öncü hücrelerin gelişimlerinin duraklamaları ve kontrolsüz çoğalmaları sonucunda kemik iliğini, periferik kanı ve bazen diğer organları istila ederek normal kan hücrelerinin oluşmasını engelleyen bir hastalık grubu. Çocukluk çağında gelişen lösemilerde en yaygın akut lösemiler görülüyor. Çocukluk çağı lösemilerinin yüzde 70-75’i akut lenfoblastik lösemi, yüzde 25-30’u akut myeloblastik lösemi, çok daha az kısmı da juvenil miyelomonositik lösemi ve kronik miyeloid lösemiden oluşuyor. Akut lenfoblastik lösemi 2-5 yaş arasında, akut miyeloblastik lösemi ise 0-2 yaş ve adolesan dönem olmak üzere iki dönemde daha sık gözleniyor. Çoğunlukla viral bir enfeksiyon sonrasında geliştiği için bu yaş grubunda löseminin sık görülmesinin bir nedeni olarak, okul öncesi ve okul çağındaki çocuklarda enfeksiyon sıklığının fazla olması gösteriliyor.
Bu belirtilerde zaman kaybetmeyin!
Lösemide erken teşhis büyük öneme sahip. Zira gecikme olursa, tedavi sürecinde zorluklara ve hayati risklere sebep olabiliyor. Lösemi genellikle ani başlayan belirtiler ile ortaya çıksa da, bir kısmı sinsi ve yavaş ilerliyor, aylar süren seyir izleyebiliyor. Doç. Dr. Sema Aylan Gelen, lösemi hastalığına özgü belirti olmadığını belirterek, çocuklarda görülen ve hekime mutlaka başvurulması gereken uyarıcı işaretleri şöyle sıralıyor:
Pek çok etken yol açabiliyor, ancak…
Son yıllarda tedavilerdeki ilerlemelere rağmen lösemi sıklığında artış olması, bu hastalığın sadece genetik etkilenme sonucu değil, çevresel etmenlere de bağlı olabileceğini destekliyor. Radyasyon, bazı ilaçlar, petrol ürünleri, benzen gibi organik maddeler, böcek öldürücü ilaçlar nedeniyle oluşan çevresel kirlenme, gıda maddelerindeki katkılar ile bazı kimyasal maddelerin lösemiye yol açtığı biliniyor. Bazı genetik sendromlar da (en sık Down sendromu) lösemiye sebep olan faktörler arasında yer alıyor. Bunların yanı sıra löseminin enfeksiyona yanıt olarak da ortaya çıkabildiğini vurgulayan Doç. Dr. Sema Aylan Gelen, “Bebeklik döneminde enfeksiyonlardan korunma amaçlı aşırı izolasyona bağlı olarak enfeksiyonların geç çocukluk döneminde geçirilmesi, bağışıklık sisteminin anormal yanıt vermesine yol açabilir. Bu durumun da lösemi riskini arttırabildiği düşünülmektedir. Tüm bu etkenler lösemi riskini yükseltseler de çocuklarda lösemi gelişiminde her zaman kesin bir neden saptanamayabilir” bilgisini veriyor.
Tedavi edilebilen bir hastalık
Lösemi umutsuz değil, aksine günümüzde uygulanan güncel tedavi yöntemleri sayesinde gün geçtikçe artan tedavi başarısıyla yüksek oranlarda iyileşmenin sağlanabildiği bir hastalık. Tedavi, löseminin tipine ve tanımlanan risk gruplarına göre; kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik ilaçlar, immünoterapiler, psikososyal destek ve kemik iliği nakli bileşenlerinden oluşuyor. Çocukluk çağında görülen akut lenfoblastik lösemi hastalarının yüzde 80-90’ında uzun dönem sağ kalım sağlanıyor. Akut miyeloblastik lösemide ise son 40 yıl içinde sağ kalım oranı yüzde 10’dan yüzde 50’lere kadar yükselmiş durumda. Doç. Dr. Sema Aylan Gelen, lösemili hücreleri yok etmenin temel yolunun kemoterapi olduğunu belirterek, “Bazı lösemi türlerinde hastalığın beyine yayılmasını önlemek veya yayılım varsa tedavi etmek için radyoterapi (ışın tedavisi) verilir. Akut lenfoblastik lösemi hastalarının yaklaşık yüzde 10’unda, akut miyeloblastik lösemide ise yüzde 30-50’sinde kök hücre nakli gerekir. Yüksek risk grubundaki hastalar ve kanserin nüks ettiği hastalar kemik iliği nakli adayıdır” diyor.
Uyutularak diş tedavisi
İnsanlar yoğun tempolu hayatlarında diş tedavilerini zaman kaybı olarak görüyor. Uzmanlar, genel anestezi ile hızlı ve kaliteli tedavi seçenekleri sayesinde, sağlıklı gülüşlerin erişilebilir hale geldiğini söylüyor.
Diş tedavisinde birden fazla işlemi aynı anda yapabilmenin mümkün olduğunu kaydeden Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Hastalar, anestezi doktorunun nezaretinde uyutularak, aynı anda bütün diş çekimleri, kanal tedavileri, dolgular, implantlar yapılabiliyor. Ölçüleri alınıp, geçici protezleri yapılıp hemen hastaya uygulanabiliyor.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, genel anestezi ile yapılan diş tedavileri hakkında bilgi verdi.
Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz
Kaliteden taviz verilmeden daha hızlı diş tedavisi isteniyor
Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, günümüzde hayatın hızlı aktığını ve insanların birçok şeye ayırabilecek vakitlerinin olmadığını dile getirerek, bireylerin daha hızlı, çabuk ve bu tedaviler yapılırken de hiçbir şekilde sağlıktan ve kaliteden taviz verilmemesi istediklerini söyledi.
Genel anestezi altında aynı anda bütün işlemler yapılabiliyor
Bunun yönteminin de birden fazla işlemi aynı anda yapabilmek olduğunu kaydeden Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Hastalar, anestezi doktorunun nezaretinde uyutularak, aynı anda bütün diş çekimleri, kanal tedavileri, dolgular, implantlar yapılabiliyor. Ölçüleri alınıp, geçici protezleri yapılıp hemen hastaya uygulanabiliyor.” dedi.
Yurtdışından gelen hastaların tüm işlemleri aynı seansta tamamlanabiliyor
Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, gerek yurtdışından gelen hastalar gerekse İstanbul içinde olup da vakit ayıramayan hastalar ile çocuk hastalarda genel anestezi ile hızlı bir tedavinin yapılabildiğini kaydederek, böylece hastaların zamandan kazanacağını dile getirdi.
Diş hekiminden çok korkan yetişkin hastalara da genellikle sedasyonun uygulandığını Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Sedasyon anestezinin daha hafif hali. Mümkün olan hastalarda sedasyon yöntemi deneniyor. Sedasyonda entübasyon yapılmasına gerek kalmadan basit ve kısa süreli işlemler kolaylıkla yapılabiliyor.” şeklinde konuştu.