Türkiye ekonomisi 2023 yılının üçüncü çeyreğinde yıllık yüzde 5.9 büyüdü. Büyüme trendi 13 çeyrektir kesintisiz devam etti. Üçüncü çeyrekte büyümeye özel tüketimin katkısı 7.7 puan, kamu tüketiminin 0.7 puan olurken, net ihracat büyümeye negatif 2.6 puan katkı verdi. Yatırımların büyümeye katkısı ise 3.4 puan oldu.

Türkiye ekonomisi 2023 yılının üçüncü çeyreğinde yıllık yüzde 5.9, yılın ilk dokuz ayında yıllık yüzde 4.7 büyüdü. 13 çeyrektir kesintisiz büyüyen Türkiye ekonomisi, üçüncü çeyrek performansıyla verisi açıklanan G-20 ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ekonomi oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0.3 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, üçüncü çeyrekte yıllık yüzde 5.1 artış gösterdi. Üretim yöntemiyle GSYH tahmini, üçüncü çeyrekte cari fiyatlarla yıllık 79.8 artarak 7 trilyon 681 milyar 432 milyon lira oldu. GSYH’nin üçüncü çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 295 milyar 815 milyon olarak gerçekleşti. Üçüncü çeyrek itibarıyla yıllıklandırılmış milli gelir yıllık yüzde 27 artışla 1 trilyon 76 milyar dolara yükseldi. Orta Vadeli Program’da Türkiye ekonomisinin 2023 yılı büyüme hedefinin yüzde 4.4 olarak yer aldığını hatırlatalım.

Bu arada TÜİK, 2023 yılının birinci ve ikinci çeyreği ilişkin dönemsel GSYH verilerinde revizyona gitti. Buna göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak 2023 yılı birinci çeyrekte yüzde 3.9 olarak açıklanan büyüme oranı yüzde 4’e, ikinci çeyrek için yüzde 3.8 olarak açıklanan büyüme oranı yüzde 3.9’a yükseldi.

İNŞAAT SEKTÖRÜ YÜZDE 8.1 BÜYÜDÜ

GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2023 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yıla göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; deprem bölgesinin yeniden inşasıyla hareketlenen inşaat sektöründe yüzde 8.1 artış yaşandı. Sanayi sektöründe dört çeyreğin ardından pozitif büyüme geldi. Sanayi sektörü GSYH’sı, 2023 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 5.7 büyüdü. Üçüncü çeyrekte yıllık bazda zincirlenmiş hacim endeksi olarak; finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 5.1, hizmetler yüzde 4.3, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 3.6, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 2.7, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 1.7 ve tarım sektörü yüzde 0.3 artarken, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 2.5 azaldı. Ürün üzerindeki vergiler eksi sübvansiyonlar ise yüzde 16.5 arttı.

TÜKETİM HARCAMALARI YÜZDE 11.2 ARTTI

Yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları 2023 yılının üçüncü çeyreğinde yıllık bazda zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 11.2 arttı. Vatandaşın tüketime katkısı son sekiz çeyreğin en düşük düzeyinde gerçekleşse de özel tüketimin büyümeye katkısı 7.7 puan oldu. TÜİK verilerine göre üçüncü çeyrekte yerleşik ve yerleşik olmayan hanehalkı yurtiçi tüketimi ise yıllık yüzde 9.6 artış gösterdi. Önceki çeyreklere göre hanehalkının tüketimi hız kesti. Yerleşik ve yerleşik olmayan hanehalkı yurtiçi tüketiminin detaylarına inildiğinde üçüncü çeyrekte yıllık bazda dayanıklı mallar yüzde 17.7, yarı dayanıklı mallar yüzde 12.4, dayanıksız mallar yüzde 7.7, hizmetler yüzde 7.5 arttı.

Üçüncü çeyrekte devletin nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 5.3, gayrisafi sabit sermaye oluşumu olarak ifade edilen yatırımlar yıllık yüzde 14.7 artış gösterdi. Üçüncü çeyrekte büyümeye kamu tüketiminden 0.7 puan, yatırımlardan 3.4 puan katkı geldi. Gayrisafi sabit sermaye oluşumunun alt kırılımlarına bakıldığında 2023 yılının üçüncü çeyreğinde inşaat yıllık yüzde 7.9, makine ve teçhizat yıllık yüzde 23.7, üretilmiş mali olmayan aktifler yıllık yüzde 14.7, diğer aktifler yüzde 2.2 artış gösterdi.

İHRACAT POZİTİFE DÖNDÜ

TÜİK verilerine göre; mal ve hizmet ithalatı 2023 yılının üçüncü çeyreğinde yıllık bazda zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 14.5, ihracatı ise yüzde 1.1 arttı. Mal ve hizmet ihracatı üç çeyreğin ardından pozitife döndü. Üçüncü çeyrekte ihracatın büyümeye pozitif katkısı 0.3 puan olurken, ithalat büyümeyi 2.9 puan aşağı çekti. Net dış ticaretin büyümeye düşürücü etkisi ise 2.6 puan oldu.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat büyüme verilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede mal ve hizmet ihracatında deprem ve zayıf dış talebe rağmen yüzde 1.1 (katkısı: 0.3 puan) artış izlendiğine dikkat çekerek, “Yatırımlarda, makine teçhizat yatırımlarının etkisi ile yüzde 14.7 ile son iki yılın en güçlü artışı yaşanırken yatırım harcamalarının katkısının 3.4 puan olarak gerçekleştiğini kaydetti. İhracat ve yatırımlardaki bu olumlu seyir sürdürülebilir büyüme yapısı açısından olukça önemli. Yatırım, üretim ve ihracatı artırmaya yönelik politikalar ile önümüzdeki dönemde bir taraftan cari işlemler hesabında kalıcı iyileşmeyi sağlayarak makro-finansal istikrarı kuvvetlendirmeyi, diğer taraftan sürdürülebilir yüksek büyümenin devamını amaçlıyoruz. ‘İnovasyon-yatırım-üretim-ihracat-istihdam-adil bölüşüm’ temel önceliklerimiz olacaktır” dedi.

İŞGÜCÜ ÖDEMELERİ YÜZDE 117.2 ARTTI

TÜİK verilerine göre işgücü ödemeleri, 2023 yılının üçüncü çeyreğinde yıllık yüzde 117.2 arttı. Net işletme artığı/karma gelir yüzde 50.7 artış gösterdi. İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 26.1 iken, bu oran 2023 yılında yüzde 32.2 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 55 iken yüzde 47 oldu.

Bu arada milyonlarca çalışanı ve işvereni ilgilendiren asgari ücret görüşmeleri bu hafta başlayacak. Asgari ücret, Temmuz’dan bu yana bir işçi için aylık brüt 13 bin 414 lira 50 kuruş, net 11 bin 402 lira 32 kuruş olarak uygulanıyor.

EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİ 95.3 OLDU

TÜİK verilerine göre ekonomik güven endeksi Kasım’da bir önceki aya kıyasla yüzde 1.3 azalarak 95.3 değerini aldı. Tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bileşik endeks olan ekonomik güven endeksinin, 100’den küçük olması genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. Bir önceki aya göre Kasım’da tüketici güven endeksi yüzde 1.1 artarak 75.5, reel kesim güven endeksi yüzde 1.3 azalarak 103.9, hizmet sektörü güven endeksi yüzde 2.4 azalarak 110.9, perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 1.9 azalarak 111.7, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 2.2 artarak 91 değerini aldı.

TÜİK verilerine göre hizmet üretici fiyat endeksi (H-ÜFE) Ekim’de aylık yüzde 1.21, yıllık yüzde 76.99 arttı.

Bu arada hafta başında (4 Aralık) Kasım ayı enflasyon verisi açıklanacak. TÜİK verilerine göre Ekim’de TÜFE aylık yüzde 3.43 artarken, yıllık enflasyonu bir önceki aya göre 0.17 puan azalışla yüzde 61.36 düzeyinde gerçekleşti.

“TÜRK LİRASINA GEÇİŞ ZAMANI GELDİ”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan, Kasım ayı öncü göstergelerinin aylık enflasyondaki gerilemenin devam edeceğine işaret ettiği vurgulayarak, enflasyonun ana eğiliminde de gerileme başladığını kaydetti. Yaptığı bir açıklamada piyasalarda öngörülebilirliğin artmaya başladığını ifade eden Erkan, “Türk lirasına geçiş zamanı gelmiştir” ifadelerini kullandı. Bunun en doğrudan yansımalarını mevduat gelişmelerinde görüldüğünü belirten Erkan, Türk lirası tasarruf araçlarına ve özellikle vadeli mevduata olan talebin arttığını kaydetti.

Parasal sıkılaştırma ve sadeleştirme adımları sayesinde getiri eğrisinin normalleştiğini ve sabit getirili Türk lirası varlıklara iç ve dış ilginin önemli ölçüde arttığını aktaran Erkan, Türk lirasına geçiş zamanının geldiğine uluslararası yatırımcıların da inanmaya başladığını rapor, beklenti, ilgi ve girişler üzerinden izlediklerini kaydetti.

TCMB’DEN YENİ ADIMLAR…

Bu arada TCMB, bankacılık sistemini, Türk lirasını cazip kılacak adımlar atmaya devam etti. İlgili tebliğlerde yapılan değişikliklere göre, bankalar, döviz dönüşümlü kur korumalı hesaplara politika faizinin altında faiz verebilecek ancak bu oran, politika faizi olan 1 hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 85’inden daha düşük olamayacak. Yurtiçi yerleşik gerçek kişiler, 30 Kasım 2023 itibarıyla bankalarda mevcut olan altın, dolar, avro ve İngiliz sterlini cinsinden mevduat ve katılım fonu hesaplarını TL’ye çevirebilecek. Ayrıca TCMB, reeskont iskonto ve avans işlemlerinde uygulanacak faiz oranını da güncelledi.

Öte yandan, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s (S&P), Türkiye’nin kredi notunu “B” olarak teyit ederken kredi notu görünümünü durağandan pozitife çevirdi. Sosyal medya hesabından konuya ilişkin paylaşımda bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Attığımız adımlar karşılık buluyor. Orta Vadeli Programımıza güven artıyor. Sabır ve kararlılıkla programı uygulamaya devam edeceğiz. Fiyat istikrarını, cari açıkta kalıcı düşüşü, mali disiplini ve rezerv birikimini sağlayarak, ülkemizi sürdürülebilir yüksek büyüme patikasına taşıyacağız” ifadelerini kullandı.

3. Göz Danışmanlık CEO’su Hikmet Baydar, S&P’nin kararının piyasaya doğrudan etkisi olmamakla birlikte, Borsa’ya yukarı yönlü destek verebileceğini söyledi. Baydar, “Yabancı girişi için bizim daha çok not yükseltilmesine ihtiyacımız var” dedi.

“Büyümede daha dengeli kompozisyona doğru yol alıyoruz”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2023 yılı üçüncü çeyrek GSYH büyümesine ilişkin yaptığı değerlendirmede, Türkiye ekonomisinin yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 5.7, yılın ilk dokuz ayında yüzde 4.7 büyüdüğüne dikkat çekerek, üçüncü çeyrek itibarıyla yıllıklandırılmış milli gelirin 1 trilyon 76 milyar dolara yükseldiğini vurguladı. Uyguladıkları dezenflasyon programının öngörüsü dahilinde büyümede daha dengeli bir kompozisyona doğru yol aldıklarını belirten Şimşek, şunları kaydetti:

“Yılın ilk yarısına göre iç talebin büyümeye verdiği katkı 8.8 puandan 7.3 puana gerilerken, net dış talebin negatif katkısı 4.9 puandan negatif 2.6 puana düştü. Bir önceki çeyreğe göre özel tüketim daralırken; yatırım ve ihracat artış gösterdi. Eylül’de cari açıkta Mayıs’a göre yıllık 8.6 milyar dolar iyileşme sağlandı. Ekim ve Kasım aylarına ilişkin dış ticaret verileri cari açıktaki iyileşmenin devam edeceğine işaret ediyor. Uyguladığımız öngörülebilir ve kurala dayalı politikalarımıza; enflasyon ve cari açıkta kalıcı düşüş ve makro-finansal istikrar sağlanıncaya kadar devam edeceğiz. Böylece sürdürülebilir yüksek büyümenin temelini güçlendireceğiz.”

“Parasal sıkılaşmanın esas etkileri 2024’ün ilk yarısında görülecek”

Prof. Dr. Nurullah GÜR / Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi

Büyüme rakamları yıllık bazda beklentilerin üzerinde gelirken, çeyreklik bazda ise piyasa beklentilerinin altında kaldı. Para politikasındaki değişikliklerin etkileri en az üç ila altı ay arasında bir gecikmeyle görülmeye başlar. Faizlerdeki artışın üçüncü çeyrek büyüme rakamlarında hemen belirgin bir şekilde görüldüğünü söylemek zor. Ama yine de hanehalkı tüketim harcamalarının önceki iki çeyreğe kıyasla büyümeye daha az katkı verdiğini gözlemliyoruz. Bu gelişmeyi, parasal sıkılaşmanın hafif de olsa rakamlara yansıdığına dair bir sinyal olarak değerlendirebiliriz. Çeyrekten çeyreğe büyüme rakamının beklentilerden düşük gelmesinin temel nedenlerinden biri de bu gibi. Yıllık bazda büyümenin yüksek kaydedilmesine neden olan unsur ise yatırım harcamaları. Üçüncü çeyrekte büyümeye 3.4 puan katkı veren yatırım harcamaları, kendi içinde bu yılın en iyi performansını gösterdi. Makine ve teçhizat yatırımlarının yanı sıra bu çeyrek inşaat yatırımları da güçlü bir artış kaydetti. İnşaat yatırımlarında 2020’nin üçüncü çeyreğinden bu yana gözlenen en yüksek artış gerçekleşmiş. Deprem konutların inşasının büyük bir hız ve özveriyle gerçekleştirilmeye çalışılması, inşaat yatırımlarındaki bu artışı açıklıyor. 2023’ün son çeyreğinde büyüme bu denli yüksek gelmeyebilir. Parasal sıkılaşmanın esas etkileri kendini 2024’ün ilk yarısında gösterecek. Eğer 2024’ün ikinci çeyreğinde enflasyon düşmeye başlar ve bunun süreklilik arz edeceğine yönelik bir beklenti oluşursa, yılın ikinci yarısı-özellikle de dördüncü çeyrek-iktisadi aktivite için daha elverişli geçebilir. Küresel faiz oranlarının 2024’ün ikinci yarısında düşüşe geçme ihtimali var. Bu da sermaye girişleri üzerinden büyümeye destek olabilir. Özetle, 2024’ün ikinci yarısının ilk yarıya kıyasla büyüme açısından daha hareketli geçmesi bekleniyor.

Yüzde 40 seviyesine yükselen politika faiziyle birlikte Borsa İstanbul’da hisse bazında hareketlerin öne çıkması bekleniyor. Bu nedenle hikayesi ve beklentisi olan hisseler cazip hale geliyor. 3. çeyrek bilançolarının açıklanmasının ardından yatırımcılar, bedelsiz potansiyeli de yakından takip ediyor. Analistler, takip edilebilecek 15 hisseye dikkat çekiyor.

Borsa İstanbul’da önceki haftalarda analistlerin sık sık dile getirdiği 8.000 puan, geçen haftanın en önemli gündem maddesi oldu. Bankacılık sektörü öncülüğünde geçtiğimiz haftaya pozitif bir eğilimle başlayan BIST-100 endeksi, açılışın ardından teknik açıdan önemi yüksek bulunan 8.000 puanın üzerinde arka arkaya kapanışlar yaparak kısa vadeli performans açısından oldukça iyimser bir sinyal verdi. Endeksin hafta boyunca kapanış itibarıyla 8.000 puanın üzerinde kalmasının görünümü iyileştirdiğini belirten analistler, ancak 8.000-8.200 bandında kırılmanın hangi yöne doğru gerçekleşeceğinin özellikle kısa vadeli performans açısından önemli olduğunu düşünüyor. Uzmanlar, bu noktada takip edeceğimiz ilk direnç noktasını 8.200 puan olarak öngörüyor.

Öte yandan politika faizinin yüzde 40 seviyesine yükselmesine paralel genel olarak Borsa İstanbul’da hisse bazında hareketlerin ön plana çıkması bekleniyor. Bu kapsamda da hikayesi ve beklentisi olan hisseler cazip konuma geliyor.

Analistler yılın üçüncü çeyrek bilançolarının açıklanmasının ardından yatırımcılar tarafından bedelsiz potansiyelinin de yakından takip edildiğini hatırlatıyor. Uzmanlar şirkete somut olarak katkı sağlamamasına rağmen, yatırımcı algısına olumlu etkisi nedeniyle bu kapsamda şirket hisselerini temel beklentileri iyi ve fiyatı makul olmak kaydı ile portföylere eklemenin faydalı olabileceğini söylüyor.

Ancak sadece bedelsiz beklentisi ile hele ki yüksek çarpanlardan alış yapmanın riskli ve tehlikeli olacağının altını çizerek rasyonel bir karar olmadığına da dikkat çekiyor. Analistler, bu kapsamda bedelsiz potansiyeli yüksek ve uygun seviyelerde portföylere dahil edilmek üzere 15 hissenin takip edilebileceğini söylüyor.

“GÜÇLÜ BİR YUKARI TREND SÖZKONUSU DEĞİL”

Bu hafta (4 Aralık haftası) yurtiçinde kasım ayı enflasyon verisi, yurtdışında ABD tarım dışı istihdam ve iş gücü verileri, küresel bazda ise hizmet ve imalat PMI verilerinin önemli gündem maddeleri olarak ön plana çıkacağını belirten Ahlatcı Yatırım Hazine Müdürü Arda Coşar; ayrıca yurtiçinde yine para politikasıyla ilgili olası gelişmeler ve yurtdışında FED tarafına dair özellikle tarım dışı istihdam verileriyle oluşan beklenti ve fiyatlamaların takip edileceğini söylüyor. İsrail/Hamas arası görüşmeler ve ateşkes ile ilgili olumlu ya da olumsuz gelişmelerin de gündemde yerini tutacağını hatırlatıyor

Borsa İstanbul’da endeks için beklentisini 7.400 ve 8.600 puan aralığında öngören Coşar, şu an BIST-100 endeksinin 8.000 puan üzerinde tutunmaya çalıştığını da kaydederek “Büyük bir ihtimalle endeks 8.000 üzerinde kalıp 8.500 belki biraz daha üzerine çıkabilir. Yılsonuna kadar 9.000 seviyelerini geçmesini olası görmüyorum. Mevcut durumda güçlü bir yukarı trend söz konusu değil. Merkez Bankası, faizlerin düzeyi, para politikası ile ilgili gelişmeler, yurtdışında FED’e dair artık faiz artırmaz algısı piyasadaki fiyatlamaların ana motoru olacaktır” diyor.

“HİSSE SAYISI ARTAR; FİYATI DÜŞER”

Bedelsiz sermaye artışında yatırımcıların ellerindeki hisse sayısının artacağını ancak hisse fiyatının aynı oranda düşeceğini de dile getiren Coşar, “Mesela bir yatırımcının elinde 2 TL’den 100 adet hisse varsa ve yüzde 100 sermaye artırımı yapılırsa hisse sayısı 200 adede çıkarken, hisse fiyatı 1 TL’ye indirilir ve yatırımcının elinde 200 TL değerinde hisse olur; getiride ise bir değişiklik olmaz. Buna karşın bedelli sermaye artışında yatırımcının elindeki hisse sayısında artış olur, ama bunun için yatırımcının şirkete sermaye katması yani para ödemesi gereklidir. Bedelsiz sermaye artırımı yatırımcılar tarafından genellikle olumlu karşılanırken, bedelli sermaye artışı olumsuz karşılanır ve satışlara neden olur. Diğer bir deyişle bedelli sermaye artışı yatırımcılar tarafından pek sevilmez. Bir de bedelli sermaye artışının neden yapılacağı da önemlidir. Yeni yatırımlar için mi, borçları kapatmak için mi şirketi yüzdürebilmek için mi? Bu sorunun cevabı da önemlidir” diyor.

“ÇOĞU ZAMAN HİSSE FİYATINI OLUMLU ETKİLER”

Şirketin bedelsiz sermaye artırmasını; öz kaynaklarda başka kalemlerde bulunan varlığın ödenmiş sermayeye aktarılması olarak özetleyen Coşar; şirkete para girişi çıkışı olmayacağının özellikle altını çiziyor. Nötr bir durum olmasına rağmen yatırımcılar tarafından oldukça olumlu algılandığını da hatırlatarak şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Toplam değer değişmese de ellerindeki hisse sayısının artması, piyasa değeri değişmemesine rağmen hisse fiyatının düşmesi, ya da şirket yönetiminin iyi bir şey yaptığına dair algı çoğu zaman bedelsiz sermaye artırım kararı alan şirketin hisse fiyatını olumlu etkiler. Somut olarak fayda sağlayan bir durum değildir. Ancak bedelli sermaye artırımı gibi yatırımcıdan para çıkışına sebep olan bir durumda değildir. Bu nedenle bedelsiz sermaye artırımının yatırımcı algısı ile alakalı olduğunu düşünüyorum.”

Coşar, şirkete somut olarak katkı sağlamamasına rağmen, yatırımcı algısına olumlu etkisi nedeni ile bedelsiz potansiyeli olan şirketleri temel beklentileri iyi ve fiyatı makul olmak kaydı ile portföylere eklemenin faydalı olabileceğini söylüyor.

Ancak sadece bedelsiz beklentisi ile hele ki yüksek çarpanlardan alış yapmanın riskli ve tehlikeli olacağının altını çizerek rasyonel bir karar olmadığını da hatırlatıyor.

Ayrıca mevcut enflasyon nedeni ile şirketin ödenmiş sermayesi, sabit kalırken, diğer kalemler arttığı için şirketlerin önemli bir bölümünün bedelsiz potansiyelinin yükseldiğine de dikkat çekiyor.

Coşar bedelsiz miktarının; şirketin Sermaye Piyasası Kurulu’na sermaye artırımı başvurusunda bulunması ve Kurulu’nun da bu talebi onaylaması ile kesinleştiğini de hatırlatıyor.

Coşar bu kapsamda bedelsiz potansiyeli yüksek ve uygun seviyelerde portföylere dahil edilmek üzere Pegasus, THY, Coca Cola İçecek, Doğuş Otomotiv, Ford Otosan, TAV Holding, Anadolu Grubu Holding, Koç Holding, Türk Traktör, Sabancı Holding, Anadolu Efes, Garanti BBVA, BİM, Migros ve Akçansa hisselerinin takip edilebileceğini söylüyor.

“COCA COLA’YI MODEL PORTFÖYÜMÜZE EKLİYORUZ”

Tacirler Yatırım araştırma departmanı geçen hafta Coca Cola İçecek hisselerini model portföyüne eklediğini açıkladı.

Coca-Cola İçecek için hedef fiyatını, güçlü performans ve büyüme hedefleri doğrultusunda pay başına 672,00 TL olarak yenileyen Tacirler Yatırım araştırma departmanı yetkilileri, 12 aylık hedef fiyat yüzde 66 getiri potansiyeline işaret ederken, ‘AL’ tavsiyesini sürdürdüğünü belirtti.

Değerleme ana katalizörlerini; yüksek gıda enflasyonu ve güçlü iç pazar talebi, efektif büyüme stratejisi ile yeni pazar kazanımları, ihracat satış hacimlerinde güçlü görünüm ve güçlü operasyonel büyüme ile iyileşen karlılık marjları olarak sıralayan Tacirler Yatırım araştırma departmanı analistleri, konu ile ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:

“2023T dönemi tahminlerimizde Coca Cola İçecek 6.0 FD/FAVÖK ve 11.3 F/K, 2024T dönemi tahminlerimizde ise 3.4 FD/FAVÖK ve 5.8 F/K çarpanından işlem görmektedir. Değerlememizdeki ana katalizörleri de dikkate alarak Coca Cola İçek hissesini yüzde 20 ağırlıkla model portföyümüze dahil ediyoruz. Migros’u çok beğenmeye ve model portföyümüzde en yüksek ağırlıkla tutmaya devam ederken, yeni bir şirket eklenmesi nedeniyle model portföy aritmatiği gereği ağırlığını yüzde 30’dan yüzde 25’e düşürüyoruz. Öte yandan model portföyümüzde yer alan Lider Faktoring ve DESA için güçlü beklentilerimiz devam etmekle birlikte yeni bir şirketin modelimize dahil olması nedeniyle portföydeki ağırlıklarını düşürüyoruz. Ayrıca model portföyün aritmetiği ve BIST-100 endeksi dışındaki hisse ağırlığını uzun vadeli yüksek oranda taşımak istemediğimiz için de portföy ağırlığında güncellemeye gidiyoruz. Bu kapsamda Migros’un model portföydeki ağırlığını yüzde 30’dan, yüzde 25’e, Lider Faktoring’in model portföydeki ağırlığını yüzde 15’ten, yüzde 7.5’e, Desa’nın model portföydeki ağırlığını yüzde 15’ten, yüzde 7.5’e revize ediyoruz.

Tüpraş Rafineri marjları geçtiğimiz yıl yaşanan olağandışı yükselişe kıyaslaya geri çekilse de, hala tarihsel ortalamalarının yeterince üzerinde seyretmesi ve rafineri marjlarındaki geri çekilmenin beklenilenden daha yavaş olabileceğini düşündüğümüz için Tüpraş’ı yüzde 20 ağırlıkla model portföyümüzde tutmaya devam ediyoruz.”

BEDELSİZ HİSSE NEDİR?

Yılın üçüncü çeyrek bilançolarının açıklanmasını takiben şirket hisselerinde bedelsiz potansiyelinin yakından takip edildiğini kaydeden Ahlatcı Yatırım Hazine Müdürü Arda Coşar, “Bedelsiz potansiyeli olması demek, bedelsiz hisse dağıtımı yapacağı anlamına gelmez” diyerek, şunları söylüyor:

“Bedelsiz sermaye artırımı; şirketin ödenmiş sermayesini herhangi bir dış kaynak kullanmadan, ortaklardan da sermaye talep etmeden, kendi iç kaynakları ile artırmasıdır. Öz kaynaklar tablosunda geçmiş dönem kârları, yedek akçeler vs kalemlerde birikmiş miktarlar, ödenmiş sermayeye aktarılır ve ödenmiş sermaye artar. Ancak şirkete bir para girişi ya da para çıkışı yoktur. Ya da bir finansman kaynağı bulunmuş veya öz sermayede değişim söz konusu değildir. Hissenin bedelsiz potansiyeli şirket öz kaynaklarının ödenmiş sermayesine bölünmesi ile elde edilir. Şirket öz kaynakları ödenmiş sermayesine göre ne kadar büyükse o kadar fazla bedelsiz potansiyeli var demektir. Ancak bedelsiz potansiyeli olması demek te bedelsiz hisse dağıtımı yapacağı anlamına gelmez. Bu şirket yönetimi ile ilgili bir karardır.”