Türkiye’nin girişimcilik ekosistemi büyümeye devam ederken, 12. GİV Girişimcilik Ödülleri’nde gündeme gelen Cumhurbaşkanlığı Girişimcilik Ofisi veya Girişimcilik Bakanlığı önerisi dikkat çekti. Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, Türkiye’nin girişimcilik kapasitesinin artık tek merkezden yönetilebilecek olgunluğa ulaştığını belirtti.
Vatansever ise merkezi bir yapının yatırım süreçlerini hızlandıracağını, bürokratik engelleri azaltacağını ve Türkiye’yi bölgesel bir girişimcilik merkezi hâline getireceğini söyledi. Yeni ekonominin yazılımın ötesinde tarım, enerji, biyoteknoloji ve finans teknolojileriyle bütünleştiğini belirten Vatansever, bu alanlarda entegrasyonun ancak merkezi bir otoriteyle sağlanabileceğini ifade etti.
Törende Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, tarımın geleceğinin AR-GE ve girişimcilikle şekilleneceğini vurgularken; Necmeddin Bilal Erdoğan ise Türkiye’nin büyüme ivmesini girişimcilik tabanlı kalkınmayla güçlendirebileceğini belirtti.
Vatansever kapanışta, “Girişimcilik artık ulusal rekabet meselesidir. Merkezi bir yapı, risk sermayesi akışını hızlandırır, yatırımcı güvenini artırır” diyerek önerinin stratejik önemine dikkat çekti.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/12/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-2-2.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-12-08 04:09:122025-12-07 23:13:53Türkiye girişimcilikte tek merkez modeline hazır
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/06/foto-kopyasi.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-12-08 01:23:212025-12-08 01:31:382026 Dijital Dünyanın Yeni Gerçekliği
E‑ticaret kampanyalarının en yoğun olduğu kasım ayında operasyonlarını güçlendiren Sürat Kargo, Efsane Kasım döneminde günlük 900 bin gönderi ile yeni bir rekora imza attı. Şirket, ay boyunca toplam 11.5 milyon gönderiyi hızlı ve güvenli şekilde teslim ederek geçen yılın performansını geride bıraktı.
Kargo ve lojistik sektöründe “yılın en yoğun dönemi” olarak kabul edilen kasım ayında artan talebe sorter yatırımları, dijital altyapı güçlendirmeleri, ek personel ve araç takviyeleriyle hazırlanan Sürat Kargo, operasyonel kapasitesini önemli ölçüde artırdı.
2024 Kasım’da günlük 750 bin gönderi ile rekor kıran şirket, bu yıl aynı dönemde 900 bin gönderiye ulaşarak kendi rekorunu yeniledi. En fazla gönderi yapılan iller İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli ve Bursa olurken, oransal artışta Kocaeli, İzmir ve İstanbul öne çıktı.
“Müşterilerimizin bize duyduğu güvenin en güzel göstergesi”
Sürat Kargo Genel Müdürü Cem Oğuz, 2025’in ilk 6 ayında gönderi hacminin geçen yılın aynı dönemine göre %14.5 arttığını belirterek şunları söyledi:
“11.11 ve Muhteşem Cuma gibi kampanyaların etkisiyle kasım ayında ulaştırdığımız gönderi sayısı 11.5 milyona ulaştı. Günlük bazda yakaladığımız %10’luk artış, müşterilerimizin bize duyduğu güvenin en güçlü göstergesi.”
Veri analiziyle yoğunluk yönetimi
Oğuz, artan talebe karşı aldıkları önlemleri şöyle özetledi: Veri analiziyle kampanya dönemlerindeki yoğunluğu önceden tahmin edebildiklerini, Şubeler ve acentelerle koordineli şekilde ek personel ve araç planlaması yaptıklarını, Rota optimizasyonu ve dijital takip sistemleriyle teslimat sürelerini kısalttıklarını, Aktarma merkezlerinde sorter yatırımlarının operasyonel verimliliği artırdığını, Ek vardiya ve hafta sonu çalışma düzeniyle yoğunluğu başarıyla yönettiklerini ifade etti.
Sürat Kargo, bu yatırımlar sayesinde yüksek hacimli günlerde teslimat sürelerini optimize ederek aksama riskini minimuma indirdiklerini vurguladı.
DHL, 24 ülkede 24 bin tüketici ve 19 ülkeden 4 bini aşkın e-ticaret işletmesiyle gerçekleştirdiği E‑Ticaret Trendleri Raporları’nın sonuçlarını açıkladı. Verilere göre, online satış yapan işletmelerin %84’ü 2025 Kasım kampanya döneminde indirim ve kampanya uygulayacağını belirtiyor. Kasım ve Aralık aylarının e-ticaret için yılın en yoğun dönemi olduğu düşünüldüğünde, işletmelerin büyük çoğunluğunun bu döneme özel hazırlık yaptığı görülüyor.
İndirimlere Güven Konusunda Kuşaklar Arası Fark
Rapor, kampanya dönemine ilişkin güven algısında dikkat çekici bir ayrışma olduğunu ortaya koyuyor. Online satış yapan işletmelerin %69’u müşterilerin indirimlere güvendiğini düşünürken, tüketicilerin yalnızca %50’si kampanya fiyatlarına gerçekten güvendiğini ifade ediyor.
Kuşaklar arasında ise belirgin bir fark bulunuyor:
Z kuşağının %56’sı kampanya fiyatlarına güveniyor.
Baby Boomer’larda bu oran %38’e kadar düşüyor.
Ayrıca Z kuşağının %81’i, Kasım kampanya döneminde daha fazla alışveriş yapmayı planladığını belirtirken, Baby Boomer’larda bu oran %64 seviyesinde kalıyor.
Satış Artışı Büyük İşletmelerde Daha Belirgin
Online satış yapan işletmelerin %56’sı, Kasım kampanya döneminde diğer dönemlere kıyasla daha fazla satış gerçekleştirdiğini bildiriyor. Bu işletmelerin %60’ı, 2024 Kasım kampanya döneminde satışlarının 2023’e göre arttığını söylüyor. En yüksek artış ise büyük ölçekli işletmelerde görülüyor; büyük işletmelerin %69’u Kasım döneminde satışlarının yükseldiğini ifade ediyor.
Müşteri Yorumları ve Sosyal Medya Satın Almada Etkili
Kasım kampanya döneminde tüketicilerin alışveriş davranışlarını etkileyen en önemli unsurlar arasında:
İndirimlerden yararlanma isteği (%71)
Özel fırsatlara erişim (%49)
Sınırlı süreli kampanyalar (%44) yer alıyor.
Tüketicilerin %64’ü, sosyal medyadaki gerçek kullanıcı yorumlarının satın alma kararlarını etkilediğini belirtiyor. Trend ürünler de tüketicilerin ilgisini çekmeye devam ediyor.
Ayrıca müşterilerin %53’ü, işletmelerden indirim kodu aldıklarında daha fazla alışveriş yaptığını ifade ediyor. Tüketicilerin %62’si ise başka ülkelerdeki online mağazalardan alışveriş yaptığını belirterek sınır ötesi e-ticaretin gücünü ortaya koyuyor.
“Güven ve deneyim artık indirim kadar önemli”
DHL eCommerce CEO’su Pablo Ciano, rapor sonuçlarını değerlendirirken güvenin e-ticaretteki kritik rolüne dikkat çekti:
“Kasım kampanya döneminde artık yalnızca indirimler değil, güven ve deneyim de önemli. Online satış yapanlar müşterilerin sadakatini kazanmak için şeffaflık, özgünlük ve kusursuz teslimat seçeneklerine odaklanmalı. DHL eCommerce olarak işletmelerin bu yönlerini güçlendirmelerine destek oluyor, uzun vadede güven ekonomisinde başarılı olmalarına yardımcı oluyoruz.”
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/12/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-9.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-12-07 22:55:432025-12-07 19:58:21DHL: Online satıcıların %84’ü Kasım kampanyalarına hazır
Depresyonun ani şiddetlenebilen ve kişinin hızla ‘çözüm arayışına’ sürüklendiği kriz dönemleri bulunduğunu belirten uzmanlar, en kritik adımın can güvenliğini sağlamak olduğunu söylüyor.
Depresyonun irade eksikliği değil, nörobiyolojik temelli bir hastalık olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Klinik psikoloji ve psikiyatri açısından, depresyondan ‘acil çıkış’ ifadesi, genellikle mümkün olmayan, gerçek dışı bir beklentidir. Birkaç saat içinde tamamen iyileşmek, kırık bir kemiğin anında kaynaması gibi, biyolojik ve psikolojik süreçlere aykırıdır.” dedi. Gerçekçi olanın, akut kriz anlarında belirtileri hızlıca hafifletmek, yıkıcı davranışları önlemek ve profesyonel yardım alana kadar stabilizasyonu sağlamak olduğunu kaydeden Demir, Kullanılabilecek tekniklerden bahsederek bu yöntemlerin tedavi yerine kriz yönetimine hizmet ettiğine ve depresyonun temel nedenini ortadan kaldırmadığına dikkat çekti.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, depresyonun ‘acil çıkış’ ile çözülebilecek bir durum olup olmadığı, kriz anlarında hangi adımların izlenebileceği hakkında bilgi verdi.
Depresyondan ‘acil çıkış’, genellikle mümkün olmayan, gerçek dışı bir beklenti!
Depresyonun, modern yaşamın en yaygın ve zorlayıcı ruh sağlığı sorunlarından biri olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Özellikle kriz anlarında veya belirtilerin aniden şiddetlendiği akut dönemlerde, bireyler doğal olarak ‘hemen bir çözüm’ veya ‘acil çıkış’ arayışına girerler.” dedi.
‘Depresyondan acil çıkış’ ifadesinin klinik olarak mümkün olup olmadığını değerlendiren Demir, “Klinik psikoloji ve psikiyatri açısından bakıldığında, depresyondan ‘acil çıkış’ ifadesi, genellikle mümkün olmayan, gerçek dışı bir beklentidir. Depresyon, beyindeki nörotransmiter dengesizlikler, bilişsel çarpıtmalar ve davranışsal döngülerle karakterize karmaşık bir hastalıktır. Birkaç saat içinde tamamen iyileşmek, kırık bir kemiğin anında kaynaması gibi, biyolojik ve psikolojik süreçlere aykırıdır. Ancak, bu karamsar olmak gerektiği anlamına gelmez. Gerçekçi olan, akut kriz anlarında belirtileri hızlıca hafifletmek, yıkıcı davranışları önlemek ve profesyonel yardım alana kadar stabilizasyonu sağlamaktır. Bu, ‘acil çıkış’ değil, ‘acil durum yönetimi’ olarak adlandırılabilir. Burada amaç duygusal çöküşün derinleşmesini durdurmak ve kişiyi güvenli bir zemine çekmektir.” şeklinde konuştu.
En öncelikli bilimsel müdahale, can güvenliğini sağlamak!
Bireyleri en çok ‘hemen bir çözüm’ arayışına iten akut depresyon belirtilerinden bahseden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Hayattan zevk alamama halinin dayanılmaz bir boyuta ulaşması, sanki fizikselmiş gibi hissedilen yoğun bir iç sıkıntısı ve ruhsal acı, aniden ve zorlayıcı bir şekilde ortaya çıkan intihar düşünceleri ile saatlerce süren uykusuzluk veya tam tersi, yataktan çıkamama hali en acil çözüm arayışının tetikleyicileridir.” dedi.
Ani bir depresif çöküş yaşayan kişinin ilk 24 saat içinde uygulayabileceği, bilimsel olarak desteklenen ve Davranışsal Aktivasyon (Behavioral Activation) ile Duygusal Düzenleme (Emotion Regulation) ilkelerine dayanan adımlar olduğunu aktaran Demir, şöyle devam etti:
“İlk adım acil güvenlik önlemi alınmasıdır. Profesyonel yardım aranmalı, intihar düşüncesi varsa, 112 veya bir kriz hattı aranmalı ya da acil servise başvurulmalı. En öncelikli bilimsel müdahale, can güvenliğini sağlamaktır. Bu, hayat kurtarıcı ilk adımdır. İkinci adım ‘5 dakika kuralı’dır. O anki görevi (yataktan çıkmak, duş almak, bir bardak su içmek) sadece 5 dakika boyunca yapmayı hedefleyin. Bu davranışsal aktivasyon ilkesidir. Depresyon, hareketsizlikle beslenir. Küçük bir başarı bile beynin ödül sistemini hafifçe tetikleyebilir. Üçüncü adım biyolojik düzenleme yapılmasıdır. Vagus siniri aktivasyonu yardımcı olabilir. Yüzünüzü soğuk suyla yıkayın veya ensenize soğuk bir kompres uygulayın. Vagus siniri uyarımı, vücudun ‘savaş ya da kaç’ tepkisini yavaşlatarak, sakinleşme tepkisini hızlandırır. Bu, akut anksiyete ve panik durumunda etkilidir. Nefes egzersizlerinden özellikle kare nefes (4 saniye al, 4 saniye tut, 4 saniye ver, 4 saniye tut) tekniği, vücudun otonom sinir sistemini bilinçli olarak kontrol etmenin ve kalp atış hızını yavaşlatmanın en hızlı yoludur.”
Bu teknikler belirtileri azaltır ama depresyonun nedenini çözmez!
Dördüncü adım olarak ortam değiştirilmesi gerektiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Evdeyseniz odanızı değiştirin, mümkünse 10 dakikalık kısa bir yürüyüş yapın. Beyin, bulunduğu ortamla güçlü bir şekilde ilişki kurar. Fiziksel ortamı değiştirmek, beynin düşünce döngüsünü kırmasına yardımcı olur.” dedi.
Dikkat dağıtma tekniklerinin de etkili olabileceğini ifade eden Demir, “5-4-3-2-1 Topraklama Tekniğini (5 gördüğün, 4 dokunduğun, 3 duyduğun, 2 kokladığın, 1 tattığın şeyi söyleme) deneyin. Bu teknik, zihni yıkıcı düşünce döngüsünden o anki gerçekliğe odaklanmaya zorlar. Kısa vadede hızlı etki gösteren müdahaleler, ‘acil çıkış’ sağlamasa da, çöküş anının şiddetini azaltmada oldukça etkilidir. Bu teknikler belirtileri yönetmede son derece etkilidir, ancak depresyonun temel nedenini ortadan kaldırmazlar. Bir ağrı kesici gibidirler; ağrıyı dindirir ama kırığı tedavi etmezler.” açıklamasını yaptı.
Bu belirtiler acil müdahale gerektiriyor!
Depresyonun acil müdahale gerektirdiği durumlar olduğuna vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Kişinin aktif olarak kendini yaralama veya intihar planları yapması, başkalarına zarar verme düşüncelerinin ortaya çıkması, gerçeklikle bağın koptuğu sanrılar veya halüsinasyonlar görmeye başlaması, günlerce banyo yapmamak, yemek yememek veya su içmemek gibi belirtilerde kişi vakit kaybetmeden acil yardım veya bir ruh sağlığı uzmanına başvurmalı.” dedi.
Demir ayrıca, bu durumların sadece psikolojik değil, aynı zamanda biyolojik ve sosyal bir acil durum olduğunun ve hastane yatışını gerektirebileceğinin altını çizdi.
Depresyon bir irade eksikliği değil, beyin hastalığı!
Toplumda sıkça duyulan ‘moralini yükselt, düşünme, kafanı dağıt’ gibi önerilerin, depresyon yaşayan bir kişi için yetersiz ve hatta zararlı olabileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Depresyon bir irade eksikliği değil, beyin hastalığıdır. Kişinin ‘moralini yükseltme’ gücü, hastalığın kendisi tarafından bloke edilmiştir. Bu tür öneriler, kişiye ‘yeterince çabalamıyorsun’ mesajını verir. Bu da var olan suçluluk ve değersizlik duygularını pekiştirir, kişiyi daha da izole eder.” uyarısını yaptı.
Depresyondaki kişiye acil durumlarda nasıl destek olunması gerektiği konusunda önerilerde bulunan Demir, sözlerini şöyle tamamladı:
“Doğrulama ve empati önemli. ‘Şu an ne kadar acı çektiğini anlamaya çalışıyorum. Yalnız değilsin’ gibi ifadelerle duygularını doğrulayın. ‘Kafanı dağıt’ yerine, ‘sana su getireyim mi?’ veya ‘hastaneyi birlikte arayalım mı?’ gibi somut ve basit görevler teklif edin. İntihar riski varsa, kişiyi yalnız bırakmayın ve profesyonel yardım almasını sağlayın. Unutmayın, bu teknikler tedavi değil, akut kriz anını atlatma becerileridir. Depresyon bir maratondur, sprint değil. ‘Acil çıkış’ yerine, ‘güvenli yönetim’ ve profesyonel yardım arayışı en bilimsel ve gerçekçi yaklaşımdır. Kriz anında atılacak her bilinçli küçük adım, iyileşme yolculuğunun bir parçasıdır.”
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/12/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-3-5.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-12-07 21:57:292025-12-07 19:09:39Depresyonda Hızlı Çözüm Mümkün Değil: “Öncelik Can Güvenliği ve Kriz Yönetimi”
Modern çağın salgın hastalığı obezite nedeniyle günümüzde gençlerde de hızla yaygınlaşan uyku apnesi yaşam kalitesini düşürüp ciddi hastalıklara zemin hazırlarken, ani ölüme de yol açabiliyor! Acıbadem Taksim Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, tıkayıcı uyku apnesinde hava yolunu çevreleyen kasların uyku esnasında havayolunu daraltıp, solunumun onlarca hatta yüzlerce kez kesintiye uğramasına neden olduğunu belirterek “Uyku apnesi riski erkeklerde 40 yaşından itibaren, kadınlarda da menopoz sonrasında artmaktadır. Yapılan çalışmalar; kilomuzdaki yüzde 10’luk artışın, uyku apnesi riskini 6 kat yükselttiğini göstermektedir” diyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Tavşanlı, uyku apnesinin 9 önemli belirtisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.
Son yıllarda gerek sağlıksız beslenme alışkanlıkları gerekse hareketsiz yaşam tarzı obezitenin hızla yaygınlaşmasına neden olurken, modern çağın bu salgın hastalığı çok ciddi başka hastalıklara da neden olabiliyor. Onlardan biri de tıkayıcı uyku apnesi! Acıbadem Taksim Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, günümüzde gençlerde de hızla yaygınlaşan uyku apnesinin yaşam kalitesini düşürdüğünü vurgulayarak şöyle konuşuyor: “Tıkayıcı uyku apnesi; basitçe havayolunu çevreleyen kasların uyku esnasında solunumu etkileyecek derecede havayolunu daraltması olarak tanımlanabilir. Uyanıkken hastalarda herhangi bir solunum sıkıntısı yoksa da, uyku esnasında bu bölgedeki kasların gevşemesi ve daralmanın artmasına bağlı olarak solunumları onlarca hatta yüzlerce kez kesintiye uğramaktadır. Bazı kişilerde yapısal olarak buradaki geçiş yolu dar olmakta ve özellikle kilo alımı ile daha da dar hale gelebilmektedir.”
Kiloda yüzde 10’luk artış, riski 6 kat yükseltiyor!
Uyku apnesinin tedavi edilmediğinde diyabet, hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları ile beyin damarlarında hasar riskini artırdığını vurgulayan Doç. Dr. Tavşanlı “Tıkayıcı uyku apnesinde nefeste kesilmelerin olduğu dönemde kandaki oksijen oranı düşmekte olup; oksijen seviyelerindeki dalgalanmalar damar yapısında hasarlanma ve yine bunun sonucunda damarlarda tıkanıklıklara neden olabilmektedir. Bu durum aynı zamanda kan şeker düzeyi ve kan basıncı kontrolünün sağlanmasında da zorlanmaya sebep olup; dirençli diyabet ve hipertansiyona yol açabilmektedir. Bu nedenle tedavide geç kalmamak yaşamsal öneme sahiptir” diyor. Uyku apnesi riskinin erkeklerde 40 yaşından itibaren, kadınlarda da menopoz sonrasında arttığını belirten Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, fazla kilonun da çok önemli bir risk unsuru oluşturduğunu vurgulayarak sözlerine şöyle devam ediyor: “Yapılan çalışmalara göre; kilomuzdaki yüzde 10’luk bir artış uyku apnesi riskini 6 kat yükseltmektedir. Ayrıca kişinin boyun yapısı kısaysa, boğazda havanın geçtiği yol yapısal olarak dar bir anatomiye sahipse, apne riski artmaktadır.”
Erken tedavi yaşamsal öneme sahip!
Uyku apnesinin tanısı; hastanın şikayetlerinin yanı sıra bir gecelik uykusunun izlendiği ve beyin aktivitesi, solunum, kalp ritmi ile vücut kas hareketleri gibi çeşitli parametrelerin kaydedildiği ‘polisomnografi’ tetkikiyle konuluyor. Bu tetkiklerde aynı zamanda uyku apnesinin şiddeti de belirleniyor. Doç. Dr. Tavşanlı hastalığın tedavisini şöyle anlatıyor: “Tedavi olarak hastaya gece uyku esnasında kullanacağı bir cihaz yardımıyla, genelde burna takılan bir maskeyle basınçlı hava verilmektedir. Bu yöntemle hava yolundaki tıkanıklığı aşarak solunumun kesintisiz devam etmesi hedeflenmektedir. Hastaların genelinde CPAP dediğimiz sürekli pozitif hava basıncı veren cihaz yeterli olmaktadır. Cihaz tedavisiyle birlikte hastaların fazla kilolarından kurtulmaları, dolayısı ile metabolik tablonun da kontrol altına alınması kolaylaşmaktadır.”
Tıkayıcı uyku apnesinin 9 önemli belirtisi!
Hastaların sıklıkla horlama şikayeti ile geldiklerini, ancak tıkayıcı uyku apnesinde tek belirtinin horlama olmadığını belirten Doç. Dr. Tavşanlı “Hatta basit horlama denilen tabloda apneye rastlanılmayabilir” diyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, tıkayıcı uyku apnesinin 9 önemli belirtisini şöyle sıralıyor;
Gürültülü ve aralıklı horlama
Hastanın nefesindeki kesintilerin çevredekiler tarafından fark edilmesi
Boğulur gibi uyanmak
Gece tuvalete kalkma ihtiyacı hissetmek
Gece özellikle ense ve göğüs üzerinde terlemenin olması
Sabah yorgun kalkmak
Gün içinde uykulu ve yorgun olmak
Sabah baş ağrısıyla uyanmak
Unutkanlık, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu
Doç. Dr. Tavşanlı “Kendisinde bu tür şikayetler olan kişilerin uyku tıbbı ile ilgilenen bir hekimle en kısa zamanda görüşmesi faydalı olacaktır” diyor.
Türkiye girişimcilikte tek merkez modeline hazır
Türkiye’nin girişimcilik ekosistemi büyümeye devam ederken, 12. GİV Girişimcilik Ödülleri’nde gündeme gelen Cumhurbaşkanlığı Girişimcilik Ofisi veya Girişimcilik Bakanlığı önerisi dikkat çekti. Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, Türkiye’nin girişimcilik kapasitesinin artık tek merkezden yönetilebilecek olgunluğa ulaştığını belirtti.
Vatansever ise merkezi bir yapının yatırım süreçlerini hızlandıracağını, bürokratik engelleri azaltacağını ve Türkiye’yi bölgesel bir girişimcilik merkezi hâline getireceğini söyledi. Yeni ekonominin yazılımın ötesinde tarım, enerji, biyoteknoloji ve finans teknolojileriyle bütünleştiğini belirten Vatansever, bu alanlarda entegrasyonun ancak merkezi bir otoriteyle sağlanabileceğini ifade etti.
Törende Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, tarımın geleceğinin AR-GE ve girişimcilikle şekilleneceğini vurgularken; Necmeddin Bilal Erdoğan ise Türkiye’nin büyüme ivmesini girişimcilik tabanlı kalkınmayla güçlendirebileceğini belirtti.
Vatansever kapanışta, “Girişimcilik artık ulusal rekabet meselesidir. Merkezi bir yapı, risk sermayesi akışını hızlandırır, yatırımcı güvenini artırır” diyerek önerinin stratejik önemine dikkat çekti.
#Girişimcilik #EkonomiGündemi #BİDER #GİV #StartupTürkiye #TeknolojiEkonomisi #ArGe #Yenilikçilik #GirişimcilikOfisi #DijitalDönüşüm
2026 Dijital Dünyanın Yeni Gerçekliği
Sürat Kargo, Efsane Kasım’da günlük 900 bin gönderiyle rekor kırdı
E‑ticaret kampanyalarının en yoğun olduğu kasım ayında operasyonlarını güçlendiren Sürat Kargo, Efsane Kasım döneminde günlük 900 bin gönderi ile yeni bir rekora imza attı. Şirket, ay boyunca toplam 11.5 milyon gönderiyi hızlı ve güvenli şekilde teslim ederek geçen yılın performansını geride bıraktı.
Kargo ve lojistik sektöründe “yılın en yoğun dönemi” olarak kabul edilen kasım ayında artan talebe sorter yatırımları, dijital altyapı güçlendirmeleri, ek personel ve araç takviyeleriyle hazırlanan Sürat Kargo, operasyonel kapasitesini önemli ölçüde artırdı.
2024 Kasım’da günlük 750 bin gönderi ile rekor kıran şirket, bu yıl aynı dönemde 900 bin gönderiye ulaşarak kendi rekorunu yeniledi. En fazla gönderi yapılan iller İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli ve Bursa olurken, oransal artışta Kocaeli, İzmir ve İstanbul öne çıktı.
“Müşterilerimizin bize duyduğu güvenin en güzel göstergesi”
Sürat Kargo Genel Müdürü Cem Oğuz, 2025’in ilk 6 ayında gönderi hacminin geçen yılın aynı dönemine göre %14.5 arttığını belirterek şunları söyledi:
“11.11 ve Muhteşem Cuma gibi kampanyaların etkisiyle kasım ayında ulaştırdığımız gönderi sayısı 11.5 milyona ulaştı. Günlük bazda yakaladığımız %10’luk artış, müşterilerimizin bize duyduğu güvenin en güçlü göstergesi.”
Veri analiziyle yoğunluk yönetimi
Oğuz, artan talebe karşı aldıkları önlemleri şöyle özetledi: Veri analiziyle kampanya dönemlerindeki yoğunluğu önceden tahmin edebildiklerini, Şubeler ve acentelerle koordineli şekilde ek personel ve araç planlaması yaptıklarını, Rota optimizasyonu ve dijital takip sistemleriyle teslimat sürelerini kısalttıklarını, Aktarma merkezlerinde sorter yatırımlarının operasyonel verimliliği artırdığını, Ek vardiya ve hafta sonu çalışma düzeniyle yoğunluğu başarıyla yönettiklerini ifade etti.
Sürat Kargo, bu yatırımlar sayesinde yüksek hacimli günlerde teslimat sürelerini optimize ederek aksama riskini minimuma indirdiklerini vurguladı.
#SüratKargo #EfsaneKasım #LojistikSektörü #KargoOperasyonları #EcommerceLogistics #KasımKampanyaları #ETicaretHacmi #OnlineAlışveriş #DijitalDönüşüm #VeriAnalizi
#SorterYatırımı
DHL: Online satıcıların %84’ü Kasım kampanyalarına hazır
DHL, 24 ülkede 24 bin tüketici ve 19 ülkeden 4 bini aşkın e-ticaret işletmesiyle gerçekleştirdiği E‑Ticaret Trendleri Raporları’nın sonuçlarını açıkladı. Verilere göre, online satış yapan işletmelerin %84’ü 2025 Kasım kampanya döneminde indirim ve kampanya uygulayacağını belirtiyor. Kasım ve Aralık aylarının e-ticaret için yılın en yoğun dönemi olduğu düşünüldüğünde, işletmelerin büyük çoğunluğunun bu döneme özel hazırlık yaptığı görülüyor.
İndirimlere Güven Konusunda Kuşaklar Arası Fark
Rapor, kampanya dönemine ilişkin güven algısında dikkat çekici bir ayrışma olduğunu ortaya koyuyor. Online satış yapan işletmelerin %69’u müşterilerin indirimlere güvendiğini düşünürken, tüketicilerin yalnızca %50’si kampanya fiyatlarına gerçekten güvendiğini ifade ediyor.
Kuşaklar arasında ise belirgin bir fark bulunuyor:
Z kuşağının %56’sı kampanya fiyatlarına güveniyor.
Baby Boomer’larda bu oran %38’e kadar düşüyor.
Ayrıca Z kuşağının %81’i, Kasım kampanya döneminde daha fazla alışveriş yapmayı planladığını belirtirken, Baby Boomer’larda bu oran %64 seviyesinde kalıyor.
Satış Artışı Büyük İşletmelerde Daha Belirgin
Online satış yapan işletmelerin %56’sı, Kasım kampanya döneminde diğer dönemlere kıyasla daha fazla satış gerçekleştirdiğini bildiriyor. Bu işletmelerin %60’ı, 2024 Kasım kampanya döneminde satışlarının 2023’e göre arttığını söylüyor. En yüksek artış ise büyük ölçekli işletmelerde görülüyor; büyük işletmelerin %69’u Kasım döneminde satışlarının yükseldiğini ifade ediyor.
Müşteri Yorumları ve Sosyal Medya Satın Almada Etkili
Kasım kampanya döneminde tüketicilerin alışveriş davranışlarını etkileyen en önemli unsurlar arasında:
İndirimlerden yararlanma isteği (%71)
Özel fırsatlara erişim (%49)
Sınırlı süreli kampanyalar (%44) yer alıyor.
Tüketicilerin %64’ü, sosyal medyadaki gerçek kullanıcı yorumlarının satın alma kararlarını etkilediğini belirtiyor. Trend ürünler de tüketicilerin ilgisini çekmeye devam ediyor.
Ayrıca müşterilerin %53’ü, işletmelerden indirim kodu aldıklarında daha fazla alışveriş yaptığını ifade ediyor. Tüketicilerin %62’si ise başka ülkelerdeki online mağazalardan alışveriş yaptığını belirterek sınır ötesi e-ticaretin gücünü ortaya koyuyor.
“Güven ve deneyim artık indirim kadar önemli”
DHL eCommerce CEO’su Pablo Ciano, rapor sonuçlarını değerlendirirken güvenin e-ticaretteki kritik rolüne dikkat çekti:
“Kasım kampanya döneminde artık yalnızca indirimler değil, güven ve deneyim de önemli. Online satış yapanlar müşterilerin sadakatini kazanmak için şeffaflık, özgünlük ve kusursuz teslimat seçeneklerine odaklanmalı. DHL eCommerce olarak işletmelerin bu yönlerini güçlendirmelerine destek oluyor, uzun vadede güven ekonomisinde başarılı olmalarına yardımcı oluyoruz.”
#ETicaretTrendleri #KasımKampanyaları #DHL #DHLCommerce #OnlineSatış #TüketiciGüveni #AlışverişTrendleri #KampanyaDönemi #DijitalEkonomi #ZKuşağı #BabyBoomer #SatınAlmaDavranışı
Depresyonda Hızlı Çözüm Mümkün Değil: “Öncelik Can Güvenliği ve Kriz Yönetimi”
Depresyonun ani şiddetlenebilen ve kişinin hızla ‘çözüm arayışına’ sürüklendiği kriz dönemleri bulunduğunu belirten uzmanlar, en kritik adımın can güvenliğini sağlamak olduğunu söylüyor.
Depresyonun irade eksikliği değil, nörobiyolojik temelli bir hastalık olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Klinik psikoloji ve psikiyatri açısından, depresyondan ‘acil çıkış’ ifadesi, genellikle mümkün olmayan, gerçek dışı bir beklentidir. Birkaç saat içinde tamamen iyileşmek, kırık bir kemiğin anında kaynaması gibi, biyolojik ve psikolojik süreçlere aykırıdır.” dedi. Gerçekçi olanın, akut kriz anlarında belirtileri hızlıca hafifletmek, yıkıcı davranışları önlemek ve profesyonel yardım alana kadar stabilizasyonu sağlamak olduğunu kaydeden Demir, Kullanılabilecek tekniklerden bahsederek bu yöntemlerin tedavi yerine kriz yönetimine hizmet ettiğine ve depresyonun temel nedenini ortadan kaldırmadığına dikkat çekti.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, depresyonun ‘acil çıkış’ ile çözülebilecek bir durum olup olmadığı, kriz anlarında hangi adımların izlenebileceği hakkında bilgi verdi.
Depresyondan ‘acil çıkış’, genellikle mümkün olmayan, gerçek dışı bir beklenti!
Depresyonun, modern yaşamın en yaygın ve zorlayıcı ruh sağlığı sorunlarından biri olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Özellikle kriz anlarında veya belirtilerin aniden şiddetlendiği akut dönemlerde, bireyler doğal olarak ‘hemen bir çözüm’ veya ‘acil çıkış’ arayışına girerler.” dedi.
‘Depresyondan acil çıkış’ ifadesinin klinik olarak mümkün olup olmadığını değerlendiren Demir, “Klinik psikoloji ve psikiyatri açısından bakıldığında, depresyondan ‘acil çıkış’ ifadesi, genellikle mümkün olmayan, gerçek dışı bir beklentidir. Depresyon, beyindeki nörotransmiter dengesizlikler, bilişsel çarpıtmalar ve davranışsal döngülerle karakterize karmaşık bir hastalıktır. Birkaç saat içinde tamamen iyileşmek, kırık bir kemiğin anında kaynaması gibi, biyolojik ve psikolojik süreçlere aykırıdır. Ancak, bu karamsar olmak gerektiği anlamına gelmez. Gerçekçi olan, akut kriz anlarında belirtileri hızlıca hafifletmek, yıkıcı davranışları önlemek ve profesyonel yardım alana kadar stabilizasyonu sağlamaktır. Bu, ‘acil çıkış’ değil, ‘acil durum yönetimi’ olarak adlandırılabilir. Burada amaç duygusal çöküşün derinleşmesini durdurmak ve kişiyi güvenli bir zemine çekmektir.” şeklinde konuştu.
En öncelikli bilimsel müdahale, can güvenliğini sağlamak!
Bireyleri en çok ‘hemen bir çözüm’ arayışına iten akut depresyon belirtilerinden bahseden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Hayattan zevk alamama halinin dayanılmaz bir boyuta ulaşması, sanki fizikselmiş gibi hissedilen yoğun bir iç sıkıntısı ve ruhsal acı, aniden ve zorlayıcı bir şekilde ortaya çıkan intihar düşünceleri ile saatlerce süren uykusuzluk veya tam tersi, yataktan çıkamama hali en acil çözüm arayışının tetikleyicileridir.” dedi.
Ani bir depresif çöküş yaşayan kişinin ilk 24 saat içinde uygulayabileceği, bilimsel olarak desteklenen ve Davranışsal Aktivasyon (Behavioral Activation) ile Duygusal Düzenleme (Emotion Regulation) ilkelerine dayanan adımlar olduğunu aktaran Demir, şöyle devam etti:
“İlk adım acil güvenlik önlemi alınmasıdır. Profesyonel yardım aranmalı, intihar düşüncesi varsa, 112 veya bir kriz hattı aranmalı ya da acil servise başvurulmalı. En öncelikli bilimsel müdahale, can güvenliğini sağlamaktır. Bu, hayat kurtarıcı ilk adımdır. İkinci adım ‘5 dakika kuralı’dır. O anki görevi (yataktan çıkmak, duş almak, bir bardak su içmek) sadece 5 dakika boyunca yapmayı hedefleyin. Bu davranışsal aktivasyon ilkesidir. Depresyon, hareketsizlikle beslenir. Küçük bir başarı bile beynin ödül sistemini hafifçe tetikleyebilir. Üçüncü adım biyolojik düzenleme yapılmasıdır. Vagus siniri aktivasyonu yardımcı olabilir. Yüzünüzü soğuk suyla yıkayın veya ensenize soğuk bir kompres uygulayın. Vagus siniri uyarımı, vücudun ‘savaş ya da kaç’ tepkisini yavaşlatarak, sakinleşme tepkisini hızlandırır. Bu, akut anksiyete ve panik durumunda etkilidir. Nefes egzersizlerinden özellikle kare nefes (4 saniye al, 4 saniye tut, 4 saniye ver, 4 saniye tut) tekniği, vücudun otonom sinir sistemini bilinçli olarak kontrol etmenin ve kalp atış hızını yavaşlatmanın en hızlı yoludur.”
Bu teknikler belirtileri azaltır ama depresyonun nedenini çözmez!
Dördüncü adım olarak ortam değiştirilmesi gerektiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Evdeyseniz odanızı değiştirin, mümkünse 10 dakikalık kısa bir yürüyüş yapın. Beyin, bulunduğu ortamla güçlü bir şekilde ilişki kurar. Fiziksel ortamı değiştirmek, beynin düşünce döngüsünü kırmasına yardımcı olur.” dedi.
Dikkat dağıtma tekniklerinin de etkili olabileceğini ifade eden Demir, “5-4-3-2-1 Topraklama Tekniğini (5 gördüğün, 4 dokunduğun, 3 duyduğun, 2 kokladığın, 1 tattığın şeyi söyleme) deneyin. Bu teknik, zihni yıkıcı düşünce döngüsünden o anki gerçekliğe odaklanmaya zorlar. Kısa vadede hızlı etki gösteren müdahaleler, ‘acil çıkış’ sağlamasa da, çöküş anının şiddetini azaltmada oldukça etkilidir. Bu teknikler belirtileri yönetmede son derece etkilidir, ancak depresyonun temel nedenini ortadan kaldırmazlar. Bir ağrı kesici gibidirler; ağrıyı dindirir ama kırığı tedavi etmezler.” açıklamasını yaptı.
Bu belirtiler acil müdahale gerektiriyor!
Depresyonun acil müdahale gerektirdiği durumlar olduğuna vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Kişinin aktif olarak kendini yaralama veya intihar planları yapması, başkalarına zarar verme düşüncelerinin ortaya çıkması, gerçeklikle bağın koptuğu sanrılar veya halüsinasyonlar görmeye başlaması, günlerce banyo yapmamak, yemek yememek veya su içmemek gibi belirtilerde kişi vakit kaybetmeden acil yardım veya bir ruh sağlığı uzmanına başvurmalı.” dedi.
Demir ayrıca, bu durumların sadece psikolojik değil, aynı zamanda biyolojik ve sosyal bir acil durum olduğunun ve hastane yatışını gerektirebileceğinin altını çizdi.
Depresyon bir irade eksikliği değil, beyin hastalığı!
Toplumda sıkça duyulan ‘moralini yükselt, düşünme, kafanı dağıt’ gibi önerilerin, depresyon yaşayan bir kişi için yetersiz ve hatta zararlı olabileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Depresyon bir irade eksikliği değil, beyin hastalığıdır. Kişinin ‘moralini yükseltme’ gücü, hastalığın kendisi tarafından bloke edilmiştir. Bu tür öneriler, kişiye ‘yeterince çabalamıyorsun’ mesajını verir. Bu da var olan suçluluk ve değersizlik duygularını pekiştirir, kişiyi daha da izole eder.” uyarısını yaptı.
Depresyondaki kişiye acil durumlarda nasıl destek olunması gerektiği konusunda önerilerde bulunan Demir, sözlerini şöyle tamamladı:
“Doğrulama ve empati önemli. ‘Şu an ne kadar acı çektiğini anlamaya çalışıyorum. Yalnız değilsin’ gibi ifadelerle duygularını doğrulayın. ‘Kafanı dağıt’ yerine, ‘sana su getireyim mi?’ veya ‘hastaneyi birlikte arayalım mı?’ gibi somut ve basit görevler teklif edin. İntihar riski varsa, kişiyi yalnız bırakmayın ve profesyonel yardım almasını sağlayın. Unutmayın, bu teknikler tedavi değil, akut kriz anını atlatma becerileridir. Depresyon bir maratondur, sprint değil. ‘Acil çıkış’ yerine, ‘güvenli yönetim’ ve profesyonel yardım arayışı en bilimsel ve gerçekçi yaklaşımdır. Kriz anında atılacak her bilinçli küçük adım, iyileşme yolculuğunun bir parçasıdır.”
#Depresyon #RuhSağlığı #Psikoloji #KrizYönetimi #MentalSağlık #UzmanGörüşü #PsikolojikDestek #Farkındalık #SağlıkHaberleri #ÜsküdarÜniversitesi #NPİSTANBUL
Uyku apnesi gençlerde de yaygınlaşıyor!
Modern çağın salgın hastalığı obezite nedeniyle günümüzde gençlerde de hızla yaygınlaşan uyku apnesi yaşam kalitesini düşürüp ciddi hastalıklara zemin hazırlarken, ani ölüme de yol açabiliyor! Acıbadem Taksim Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, tıkayıcı uyku apnesinde hava yolunu çevreleyen kasların uyku esnasında havayolunu daraltıp, solunumun onlarca hatta yüzlerce kez kesintiye uğramasına neden olduğunu belirterek “Uyku apnesi riski erkeklerde 40 yaşından itibaren, kadınlarda da menopoz sonrasında artmaktadır. Yapılan çalışmalar; kilomuzdaki yüzde 10’luk artışın, uyku apnesi riskini 6 kat yükselttiğini göstermektedir” diyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Tavşanlı, uyku apnesinin 9 önemli belirtisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.
Son yıllarda gerek sağlıksız beslenme alışkanlıkları gerekse hareketsiz yaşam tarzı obezitenin hızla yaygınlaşmasına neden olurken, modern çağın bu salgın hastalığı çok ciddi başka hastalıklara da neden olabiliyor. Onlardan biri de tıkayıcı uyku apnesi! Acıbadem Taksim Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, günümüzde gençlerde de hızla yaygınlaşan uyku apnesinin yaşam kalitesini düşürdüğünü vurgulayarak şöyle konuşuyor: “Tıkayıcı uyku apnesi; basitçe havayolunu çevreleyen kasların uyku esnasında solunumu etkileyecek derecede havayolunu daraltması olarak tanımlanabilir. Uyanıkken hastalarda herhangi bir solunum sıkıntısı yoksa da, uyku esnasında bu bölgedeki kasların gevşemesi ve daralmanın artmasına bağlı olarak solunumları onlarca hatta yüzlerce kez kesintiye uğramaktadır. Bazı kişilerde yapısal olarak buradaki geçiş yolu dar olmakta ve özellikle kilo alımı ile daha da dar hale gelebilmektedir.”
Kiloda yüzde 10’luk artış, riski 6 kat yükseltiyor!
Uyku apnesinin tedavi edilmediğinde diyabet, hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları ile beyin damarlarında hasar riskini artırdığını vurgulayan Doç. Dr. Tavşanlı “Tıkayıcı uyku apnesinde nefeste kesilmelerin olduğu dönemde kandaki oksijen oranı düşmekte olup; oksijen seviyelerindeki dalgalanmalar damar yapısında hasarlanma ve yine bunun sonucunda damarlarda tıkanıklıklara neden olabilmektedir. Bu durum aynı zamanda kan şeker düzeyi ve kan basıncı kontrolünün sağlanmasında da zorlanmaya sebep olup; dirençli diyabet ve hipertansiyona yol açabilmektedir. Bu nedenle tedavide geç kalmamak yaşamsal öneme sahiptir” diyor. Uyku apnesi riskinin erkeklerde 40 yaşından itibaren, kadınlarda da menopoz sonrasında arttığını belirten Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, fazla kilonun da çok önemli bir risk unsuru oluşturduğunu vurgulayarak sözlerine şöyle devam ediyor: “Yapılan çalışmalara göre; kilomuzdaki yüzde 10’luk bir artış uyku apnesi riskini 6 kat yükseltmektedir. Ayrıca kişinin boyun yapısı kısaysa, boğazda havanın geçtiği yol yapısal olarak dar bir anatomiye sahipse, apne riski artmaktadır.”
Erken tedavi yaşamsal öneme sahip!
Uyku apnesinin tanısı; hastanın şikayetlerinin yanı sıra bir gecelik uykusunun izlendiği ve beyin aktivitesi, solunum, kalp ritmi ile vücut kas hareketleri gibi çeşitli parametrelerin kaydedildiği ‘polisomnografi’ tetkikiyle konuluyor. Bu tetkiklerde aynı zamanda uyku apnesinin şiddeti de belirleniyor. Doç. Dr. Tavşanlı hastalığın tedavisini şöyle anlatıyor: “Tedavi olarak hastaya gece uyku esnasında kullanacağı bir cihaz yardımıyla, genelde burna takılan bir maskeyle basınçlı hava verilmektedir. Bu yöntemle hava yolundaki tıkanıklığı aşarak solunumun kesintisiz devam etmesi hedeflenmektedir. Hastaların genelinde CPAP dediğimiz sürekli pozitif hava basıncı veren cihaz yeterli olmaktadır. Cihaz tedavisiyle birlikte hastaların fazla kilolarından kurtulmaları, dolayısı ile metabolik tablonun da kontrol altına alınması kolaylaşmaktadır.”
Tıkayıcı uyku apnesinin 9 önemli belirtisi!
Hastaların sıklıkla horlama şikayeti ile geldiklerini, ancak tıkayıcı uyku apnesinde tek belirtinin horlama olmadığını belirten Doç. Dr. Tavşanlı “Hatta basit horlama denilen tabloda apneye rastlanılmayabilir” diyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, tıkayıcı uyku apnesinin 9 önemli belirtisini şöyle sıralıyor;
Doç. Dr. Tavşanlı “Kendisinde bu tür şikayetler olan kişilerin uyku tıbbı ile ilgilenen bir hekimle en kısa zamanda görüşmesi faydalı olacaktır” diyor.
#UykuApnesi #UykuSağlığı #RuhVeBedenSağlığı #SağlıkFarkındalığı #HalkSağlığı #Obezite #SağlıklıYaşam #HareketsizYaşam #BeslenmeAlışkanlıkları #Nöroloji #UykuBozuklukları #TıkayıcıUykuApnesi #UzmanGörüşü #GençlerdeUykuApnesi #GençSağlığı #ModernÇağHastalıkları #Acıbadem #AcıbademTaksim #SağlıkHaberleri