Günümüzde dijitalleşmenin de etkisiyle ilişkilerin sayıca arttığının görüldüğünü belirten uzmanlar, ancak gerçek yakınlığın giderek azaldığını söylüyor.
Sosyal medya, ekranlar ve yapay zekâ aracılığıyla kurulan tek taraflı bağların, güvenli ve kontrol edilebilir yapıları nedeniyle daha çok tercih edildiğini dile getiren Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Ancak insan psikolojisi yalnızca güvenle değil, karşılıklılıkla gelişir. Gerçek ilişkiler temas, duygusal karşılık ve birlikte regülasyon gerektirir.” dedi. Uzun vadede kişinin, gerçek ilişkilerden uzaklaştıkça içsel boşluk, yalnızlık ve duygusal durgunluk yaşayabildiğine dikkat çeken Yalçın, duygular ifade edilemediğinde ise bedenin devreye girdiğini ve psikosomatik belirtilerin artabildiğini vurguladı.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, dijital çağda yaygınlaşan tek taraflı (parasosyal) ilişkilerin insan psikolojisi ve bedeni üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsetti.
Tek taraflı ilişkiler, güvenli ve kontrol edilebilir olduğu için daha çok tercih ediliyor!
Dijital çağda insan ilişkilerinin görünürde artarken, ‘gerçek’ yakınlığın giderek azaldığına dikkat çeken Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Sosyal medya, ekranlar ve yapay zekâ aracılığıyla kurulan bağlar kişiye sürekli bir ulaşılabilirlik hissi sunuyor; ancak bu temas çoğu zaman karşılıklılıktan ve derinlikten yoksun kalıyor.” dedi.
Bu bağlanma biçiminin psikolojide ‘parasosyalleşme’ olarak adlandırıldığını aktaran Yalçın, “Kişinin bir ekran figürüyle, bir içerik üreticisiyle ya da yapay zekâ ile kurduğu bu tek taraflı ilişkiler, güvenli ve kontrol edilebilir olduğu için giderek daha fazla tercih ediliyor.” şeklinde konuştu.
İnsan psikolojisi yalnızca güvenle değil, karşılıklı etkileşimle gelişir!
Parasosyal bağların reddedilme ve hayal kırıklığı riskini azalttığına işaret eden Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Kişi incinmeden, çaba göstermeden ve belirsizliğe girmeden bir yakınlık hissi yaşayabiliyor.” dedi.
Ancak insan psikolojisinin yalnızca güvenle değil, karşılıklılıkla geliştiğini ifade eden Yalçın, gerçek ilişkilerin temas, duygusal karşılık ve birlikte regülasyon gerektirdiğini; bu unsurlar olmadığında, kişinin kendini ilişkide hissediyor olsa bile derin bir bağdan yoksun kalabildiğini dile getirdi.
Kişi farkında olmadan konfor alanını daraltıyor!
Uzun süre gerçek ilişkilerden uzak kalındığında zihinsel ve duygusal düzeyde bir durgunluk ortaya çıkabildiğini vurgulayan Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, şöyle devam etti:
“Hayata karşı isteksizlik, karar vermekte zorlanma, erteleme davranışları ve içsel boşluk hissi bu sürecin sık görülen yansımaları arasında yer alıyor. Duygular yüzeyde kalıyor; kişi bir şeylere bağlı hissederken aynı anda yalnızlık duygusu yaşayabiliyor. Yakınlık ihtiyacı tam olarak karşılanmadığı için gerçek ilişkiler yorucu, talepkâr ve riskli algılanmaya başlıyor. Bu durum ilişkisel alanda da belirginleşiyor. Karşılıklı bağ kurmak yerine izlemek, takip etmek ve mesafede kalmak daha kolay geliyor. Küçük hayal kırıklıkları bile zor tolere edilir hâle gelirken, ilişki kurma isteği yerini geri çekilmeye bırakabiliyor. Böylece kişi farkında olmadan konfor alanını daraltıyor.”
Duygular ifade edilemediğinde, beden konuşmaya başlar!
İnsan bedeninin ise bu temas eksikliğine kayıtsız kalamadığını aktaran Yalçın, “Sinir sistemi; dokunma, göz teması, ses tonu ve duygusal karşılık gibi canlı ilişkisel uyaranlarla düzenleniyor.” dedi.
Bu ihtiyaçlar karşılanmadığında ise bedenin devreye girdiğini ifade eden Yalçın, “Nedeni açıklanamayan ağrılar, kronik yorgunluk, sindirim problemleri, kas gerginlikleri, çarpıntı ve nefes darlığı gibi psikosomatik belirtiler bu süreçte artış gösterebiliyor. Duygular ifade edilemediğinde ya da ilişki içinde yaşanamadığında, beden konuşmaya başlıyor.” açıklamasını yaptı.
İnsan, temas ederek ve karşılık bularak var olur!
Yapay zekâ ile kurulan bağların bu noktada dikkat çekici bir alan oluşturduğunun altını çizen Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Yargılamayan, her zaman ulaşılabilir ve kırıcı olmayan bir ilişki deneyimi sunması, bu bağları cazip hâle getiriyor.” dedi.
Ancak insan sinir sisteminin yalnızca bir başka canlı sinir sistemiyle düzenlenebildiğini kaydeden Yalçın, sözlerini şöyle tamamladı:
“Yapay bağlar geçici bir rahatlama sağlayabilir; kalıcı denge ve iyilik hâli ise gerçek ve karşılıklı ilişkilerle mümkün oluyor. Yakın ilişki kurmak romantik bir beklenti değil, psikolojik ve biyolojik bir ihtiyaçtır. Zihinsel, duygusal ve bedensel iyi oluşu değerlendirirken yalnızca stres düzeyine değil; kişinin nasıl bağlandığına, nerede temastan kaçtığına ve hangi alanlarda yalnız kaldığına da bütüncül bir bakışla yaklaşmak gerekir. İnsan yalnızca izleyerek değil, temas ederek ve karşılık bularak var olur.”
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2026/01/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-2-6.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2026-01-14 21:03:152026-01-14 21:06:04Dijital Çağda Güvenli Ama Yalnız İlişkiler
Kış aylarında soğuk hava ve rüzgar, cildin yağ ile nemden oluşan bariyer dengesini zayıflatıyor. Bunun sonucunda, doğru bakım yapılmazsa, ciltte kuruluk, hassasiyet ve tahriş oluşabiliyor. Ayrıca, cilt neminin azalmasıyla birlikte bazı egzama türleri kış aylarında daha sık görülüyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Yasemin Kural, kış aylarında yüz, el ve dudak gibi bölgelerin dış etkenlere maruz kalmaları nedeniyle soğuktan daha çok etkilendiklerini belirterek, “Cilt sağlığını korumak için özellikle bu bölgelerin temizleme, nemlendirme ve koruma aşamalarında kış mevsimine uygun ürünlerin seçilmesi son derece önemlidir” diyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Yasemin Kural, soğuk havalarda doğru ürün seçimi ve düzenli bakım ile cilt sağlığının korunabileceğini, olası problemlerin ise büyük ölçüde önlenebileceğini ifade ediyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Yasemin Kural, cilt kuruluğuna karşı dikkat etmemiz gereken kuralları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!
Cildinizi doğru ürünlerle nemlendirin
Soğuk havalarda cilt bariyeri zayıfladığı için özellikle kuru ve hassas ciltleri nemlendirmek son derece önemli. Yağlı ve genç ciltler için su bazlı nemlendiriciler yeterli olurken, kuru ve olgun ciltlerde ise daha yoğun ürünler öneriliyor. Vücut için uygun olan nemlendiricilerin banyodan hemen sonra uygulanması, ciltte emilimi artırıyor ve krem kalıntısı kalmadığı için kullanım kolaylığı sağlıyor.
Sıcak suyla duş almayın!
Kış aylarında cildin kurumaması için banyo ile duş sıklığının azaltılması, uzun süre ve sıcak suyla yıkanmaktan kaçınılması gerekiyor. Duş süresinin 10 dakikayı geçmemesi, su sıcaklığının ise beden ısısının üzerinde olmaması, yaklaşık 36 derece civarında tutulması önem taşıyor. Sert kese ve liflerin cildi tahriş edebileceği uyarısında bulunan Dr. Yasemin Kural, bu nedenle yumuşak liflerin tercih edilmesi gerektiğini belirterek, “Sık duş alınıyorsa, her seferinde lif kullanımından kaçınılmalıdır. Ayrıca, özellikle kuru ciltlerde banyo yağı içeren temizleyiciler kullanılmalıdır” diyor. Dr. Yasemin Kural, bacaklarda da kuruluk, kaşıntı ve kızarıklık oluşabileceği için duş sonrasında mutlaka nemlendirme işlemi yapılmasına dikkat çekiyor.
El ve dudaklarınızı ihmal etmeyin
Kış aylarında yüz, eller ve dudaklar daha hızlı kuruyorlar. Dolayısıyla, soğuk havaya çıkmadan önce, yüz ve ellerde nemlendirici kullanılması, ellere eldiven takılması, ciltte kuruluk ile egzama riskini azaltıyor. Sık yıkanan ellerin her yıkama sonrasında hemen nemlendirilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Yasemin Kural, “Dudaklar için de pratik kullanımlı dudak nemlendiricilerin gün içinde sık uygulanmaları fayda sağlamaktadır” diyor.
Kışın da güneşten mutlaka korunun
Kışın her ne kadar güneş ışınlarına yaz aylarına nazaran daha az maruz kalınsa da, özellikle karlı havalarda ve kayak tatili sırasında yansıyan ışınlar, güneş yanıklarına kolayca neden olabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Yasemin Kural, dağlık bölgelerde, yüz için etkili olan yüksek faktörlü güneş koruyucuların ve UV korumalı gözlüklerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgularken,“Leke oluşumuna yatkın ciltlerde ise güneş koruyucuların dört mevsim kullanılmaları son derece önemlidir” diye konuşuyor.
A ve C vitamini çok önemli!
Sağlıklı ve doğru beslenmek de cildin hasar görmesini önlemede büyük bir önem taşıyor. Antioksidan açısından zengin, A ve C vitamini içeren mevsim sebze ile meyveleri vücut direncini artırıyor ve bu etkisiyle cildimizi koruyor. Her mevsimde olduğu gibi, kışın da 1.5 – 2 litre su tüketiminin yanı sıra bitki çayları ve ceviz gibi yağlı tohumlar da cilt sağlığını destekliyor. Ayrıca, beta glukan, çinko ve D vitamini takviyeleri viral enfeksiyonlardan korurken, cilt sağlığı için de faydalı oluyor.
Pamuklu ve yumuşak kumaşları tercih edin
Özellikle alerjik ve kuru cilt yapısına sahip kişilerde, yün ve sentetik giysilerin doğrudan cilde temas etmeleri kaşıntıya yol açabiliyor. Dolayısıyla, pamuklu ve yumuşak kumaşların tercih edilmesi gerekiyor. Yün giysilerin ise bu kıyafetlerin üzerinde kullanılabileceği belirtiliyor.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2026/01/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-3-6.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2026-01-14 20:50:202026-01-14 20:51:13Soğuk hava ve rüzgar cildi kurutuyor!
DHL eCommerce’in 19 ülkeden 4 bini aşkın işletmeyle gerçekleştirdiği İşletmelere Özel E-Ticaret Trendleri Raporu, dijital ticaretin geleceğine dair önemli içgörüler sunuyor. Rapora göre işletmelerin %63’ü en az üç farklı platformda satış yaparken, %53’ü yapay zekayı aktif olarak kullanıyor. Türkiye ise %67 ile Instagram kullanımında öne çıkan ülkeler arasında yer alıyor.
Çok Kanallı Satış Stratejisi
E-ticaretin başarısı artık tek bir platforma bağlı değil. İşletmelerin %74’ü kendi internet sitelerinden, %64’ü pazar yerlerinden, %65’i ise sosyal medya üzerinden satış yapıyor. Bu çok kanallı yapı, tüketicilerin alışveriş tercihlerine göre işletmelerin her yerde var olmasını sağlıyor. Önümüzdeki beş yıl içinde satışların en çok işletmelerin kendi sitelerinde artması bekleniyor.
Yapay Zeka ile Kişiselleştirilmiş Deneyim
Global perakendecilerin %44’ü yapay zekâ destekli ürün tavsiyesi sunarken, %32’si artırılmış gerçeklik teknolojisiyle ürün tanıtımı yapıyor. Sesli ticaret ve gerçek zamanlı stok güncellemeleri de işletmelerin rekabet gücünü artıran uygulamalar arasında. Tüketicilerin %70’i yapay zekâ destekli özellikler görmek istiyor; bu da teknolojiyi kullanmayan işletmelerin geride kalma riskini ortaya koyuyor.
Sosyal Medya Ticaretinin Yükselişi
Raporda sosyal medyanın e-ticaretteki rolü dikkat çekiyor. İşletmelerin %87’si en az bir sosyal medya profiline sahip. Instagram ve TikTok, satış stratejilerinin merkezinde yer alıyor. Türkiye, Hindistan ve Portekiz Instagram kullanımında öne çıkarken; TikTok özellikle Asya pazarlarında hızlı büyüme gösteriyor. İşletmelerin %59’u sosyal medyayı yeni müşteri kazanımında en etkili kanal olarak görüyor.
İçerik Stratejileri
Sosyal medyada en çok dönüş kısa formatlı videolardan elde ediliyor. İşletmelerin %68’i görsel, %65’i kısa video, %55’i hikâye ve %55’i reel paylaşıyor. Otantik içerikler ve alışveriş yapılabilen içerikler, tüketicilerin ilgisini çekerek satışa dönüşüyor.
DHL eCommerce Türkiye CEO’su Kağan Gündüz’den Açıklama
Kağan Gündüz, “E-ticaret artık doğru veriyi, doğru kanalda, doğru müşteriyle buluşturma sanatına dönüştü. Yapay zekâ ve sosyal medya, işletmelerin büyüme stratejilerinde kritik rol oynuyor. Biz de perakendecilere hızlı, güvenli ve sorumlu bir hizmet anlayışıyla destek olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.
Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), 2025 Aralık ayı Hazır Beton Endeksi Raporunu açıkladı. Rapora göre, yılın son çeyreğinde sınırlı bir toparlanma eğilimi görülse de endeks kritik eşik seviyesinin üzerine çıkamadı. Faaliyet Endeksi yaz aylarında yükseliş kaydederken sonbaharda dengelenmiş, aralık ayında ise eşik değere yakın yatay seyrini sürdürdü. Güven ve Beklenti Endeksleri ise gerileyerek sektörün kırılgan ve temkinli görünümünü ortaya koydu.
Geçen yılın aynı dönemine kıyasla faaliyetlerde sınırlı bir artış yaşansa da güven ve beklenti tarafındaki düşüş, sektörün geleceğe yönelik ihtiyatlı tavrını yansıttı. THBB Başkanı Yavuz Işık, “İnşaat faaliyetleri korunmuş olsa da güven algısındaki zayıflama dikkat çekiyor. Önümüzdeki dönemde sektör performansı büyük ölçüde finansman koşullarındaki iyileşmeye ve makroekonomik istikrara bağlı olacak” dedi.
TÜİK verilerine göre Aralık 2025’te inşaat sektörü güven endeksi 84,5 seviyesine gerileyerek kötümser eşiğin altında kaldı. Buna karşın hizmet ve perakende sektörlerinde güven endeksleri daha yüksek seviyelerde gerçekleşti. Kentsel dönüşüm projeleri ve altyapı yatırımları ise faaliyet endeksinde sınırlı da olsa pozitif katkı sağladı. Genel görünüm itibarıyla, sektör üretim tarafında dirençli kalırken, güven ve beklenti cephesindeki kırılganlık sürüyor.
İzocam 2025’i %55 Ciro Artışıyla Kapattı, 2026’ya Güçlü Hedeflerle Giriyor
Türkiye yalıtım sektörünün lider markası İzocam, 60. kuruluş yılını rekor bir büyüme ile tamamladı. Şirket, 2025 yılında satış hacmi ve üretimde elde ettiği başarıların sonucunda bir önceki yıla göre %55 ciro artışı kaydetti. Camyünü ve taşyünü ürün gruplarında tonaj bazında rekor seviyelere ulaşan İzocam, sandviç panel ve mekanik izolasyon ürünlerinde de pazar payını artırarak sektördeki liderliğini pekiştirdi.
İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, “2025 yılı bizim için satış hacmi ve üretim açısından oldukça verimli geçti. Özellikle taşyünü panel grubunda pazar liderliğimizi sürdürdük, birçok büyük projede tercih edildik. Mekanik izolasyon tarafında kauçuk izolasyon malzemeleri ve boru ürünlerinde pazar payımızı artırırken, XPS ve EPS ürün gruplarında da projelerdeki varlığımızı %20’nin üzerinde büyüttük” dedi.
İhracatta Güçlü Performans
İç pazardaki başarıya paralel olarak ihracatta da önemli bir ivme yakalandı. 2024’e göre dolar bazında yaklaşık %30 ihracat artışı sağlayan İzocam, özellikle camyünü ve sandviç panel ürün gruplarında öne çıktı. Avrupa’da yeni pazarlara girişler ihracat başarısını desteklerken, Ortadoğu ve Ukrayna’daki jeopolitik gelişmeler bazı bölgelerde satışları etkilese de şirketin genel ihracat performansı güçlü kaldı.
2026 Hedefleri
İzocam, 2026 yılına kapasite artışı, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı hedeflerle giriyor. Kayseri’de devreye alınan yeni üretim tesisinin lojistik verimliliği artırması, maliyetleri düşürmesi ve ihracata ivme kazandırması bekleniyor. Tarsus tesisinde ise ürün geliştirme ve enerji verimliliği projeleri sürüyor.
Savcı, “Enerji verimliliği yüksek binaların Türkiye’nin geleceğinde kritik rol oynayacağına inanıyoruz. Bu nedenle hem ülkemizin yeşil dönüşüm politikalarına katkı sunmayı hem de sektörümüzdeki liderliğimizi daha da ileri taşımayı hedefliyoruz” diye konuştu.
Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik
İzocam, dijitalleşme yatırımlarını hızlandırarak üretim süreçlerinde verimliliği artırıyor. ERP sistemleri, veri analitiği çözümleri, yapay zekâ tabanlı satış ve maliyet tahminleri ile sektörde öncü adımlar atan şirket, 2025 yılında da üretim hatlarında dijital yönetim sistemlerini devreye aldı. Ayrıca “Zero Waste to Landfill” projesi ile düzenli depolamaya sıfır atık hedefi doğrultusunda çevreye duyarlı üretim yaklaşımını güçlendirdi.
Savcı, “Ürünlerimizde geri dönüştürülmüş malzeme oranını artırarak döngüsel ekonomi vizyonunu üretim süreçlerimize entegre ediyoruz. Dijitalleşme ve sürdürülebilirliği kapsayan ikiz dönüşüm stratejimizle hem rekabet gücümüzü artırıyor hem de gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmayı amaçlıyoruz” dedi.
Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatı 4 Milyar Dolara Ulaştı
Türkiye su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü, 2025 yılında ihracatını yüzde 5 artırarak 4 milyar 46 milyon dolara taşıdı. Son 10 yılda yüzde 123 büyüme kaydeden sektör, ihracatın yıldız alanlarından biri haline geldi. Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, sektörün 2015’te 1 milyar 184 milyon dolarlık ihracattan bugün 4 milyar doları aşan bir hacme ulaştığını belirterek, “Bu başarı Türkiye’nin üretim kapasitesi, girişimcilik gücü ve pazar tecrübesinin bir göstergesidir” dedi.
Su Ürünleri Zirvede
Toplam ihracatın yüzde 55’ini oluşturan su ürünleri, 2 milyar 243 milyon dolarlık performansıyla sektörün lokomotifi oldu. Levrek 666 milyon dolarlık ihracatla zirvedeki yerini korurken, çipura 585 milyon dolar ve Türk somonu 521 milyon dolarlık katkısıyla öne çıktı. Orkinos, alabalık ve kaya levreği gibi diğer ürünler de dünya sofralarında Türk markasını güçlendirdi.
Kanatlı ve Yumurta
Kanatlı eti ihracatı yüzde 8 artışla 723 milyon dolara yükselirken, Irak 306 milyon dolarlık taleple liderliğini sürdürdü. Yumurta ihracatı ise fon uygulamaları nedeniyle yüzde 14 gerileyerek 397 milyon dolara indi. Buna rağmen Irak, Rusya ve BAE sektörün en güçlü pazarları olmaya devam etti.
Süt ve Bal
Süt ürünleri ihracatı yüzde 13 artışla 409 milyon dolara ulaştı. Süt tozu, yüzde 60’lık artışla 78 milyon dolara çıkarak sektörün lokomotifi oldu. Bal ihracatında ise ABD, Almanya ve İngiltere ilk üç sırayı aldı; Türkiye dünya bal üretiminde ikinci sıradaki konumunu ihracatla da pekiştirdi.
Bölgesel ve Küresel Başarı
Ege Bölgesi, 1 milyar 840 milyon dolarlık ihracatla toplamın yüzde 45’ini tek başına gerçekleştirerek liderliğini korudu. Rusya, İtalya ve Hollanda su ürünlerinde öne çıkan pazarlar olurken; Irak süt ve kanatlı ürünlerinde zirvede yer aldı.
2026 ve Sonrası
Sektörün 2026 hedefi 4,3 milyar dolar olarak belirlendi. Katma değerli ürünlerin artırılması, sürdürülebilir üretim modelleri, pazar çeşitlendirmesi ve risk yönetimi öncelikli gündem maddeleri olacak. UR-GE projeleri, Turkish Seafood Turquality Projesi, uluslararası fuar katılımları ve küresel kuruluşlardaki aktif roller, ihracatın sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayacak.
Kızıltan, “Özellikle işlenmiş, paketli ve markalı ürünlerin ihracattaki payını artırarak kalıcı gelir yaratmayı hedefliyoruz. Türk su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü, 2026’da da büyümeyi sürdürecek” dedi.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2026/01/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-26.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2026-01-14 15:51:382026-01-14 15:51:38Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatı 4 Milyar Dolara Ulaştı
Dijital Çağda Güvenli Ama Yalnız İlişkiler
Günümüzde dijitalleşmenin de etkisiyle ilişkilerin sayıca arttığının görüldüğünü belirten uzmanlar, ancak gerçek yakınlığın giderek azaldığını söylüyor.
Sosyal medya, ekranlar ve yapay zekâ aracılığıyla kurulan tek taraflı bağların, güvenli ve kontrol edilebilir yapıları nedeniyle daha çok tercih edildiğini dile getiren Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Ancak insan psikolojisi yalnızca güvenle değil, karşılıklılıkla gelişir. Gerçek ilişkiler temas, duygusal karşılık ve birlikte regülasyon gerektirir.” dedi. Uzun vadede kişinin, gerçek ilişkilerden uzaklaştıkça içsel boşluk, yalnızlık ve duygusal durgunluk yaşayabildiğine dikkat çeken Yalçın, duygular ifade edilemediğinde ise bedenin devreye girdiğini ve psikosomatik belirtilerin artabildiğini vurguladı.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, dijital çağda yaygınlaşan tek taraflı (parasosyal) ilişkilerin insan psikolojisi ve bedeni üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsetti.
Tek taraflı ilişkiler, güvenli ve kontrol edilebilir olduğu için daha çok tercih ediliyor!
Dijital çağda insan ilişkilerinin görünürde artarken, ‘gerçek’ yakınlığın giderek azaldığına dikkat çeken Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Sosyal medya, ekranlar ve yapay zekâ aracılığıyla kurulan bağlar kişiye sürekli bir ulaşılabilirlik hissi sunuyor; ancak bu temas çoğu zaman karşılıklılıktan ve derinlikten yoksun kalıyor.” dedi.
Bu bağlanma biçiminin psikolojide ‘parasosyalleşme’ olarak adlandırıldığını aktaran Yalçın, “Kişinin bir ekran figürüyle, bir içerik üreticisiyle ya da yapay zekâ ile kurduğu bu tek taraflı ilişkiler, güvenli ve kontrol edilebilir olduğu için giderek daha fazla tercih ediliyor.” şeklinde konuştu.
İnsan psikolojisi yalnızca güvenle değil, karşılıklı etkileşimle gelişir!
Parasosyal bağların reddedilme ve hayal kırıklığı riskini azalttığına işaret eden Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Kişi incinmeden, çaba göstermeden ve belirsizliğe girmeden bir yakınlık hissi yaşayabiliyor.” dedi.
Ancak insan psikolojisinin yalnızca güvenle değil, karşılıklılıkla geliştiğini ifade eden Yalçın, gerçek ilişkilerin temas, duygusal karşılık ve birlikte regülasyon gerektirdiğini; bu unsurlar olmadığında, kişinin kendini ilişkide hissediyor olsa bile derin bir bağdan yoksun kalabildiğini dile getirdi.
Kişi farkında olmadan konfor alanını daraltıyor!
Uzun süre gerçek ilişkilerden uzak kalındığında zihinsel ve duygusal düzeyde bir durgunluk ortaya çıkabildiğini vurgulayan Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, şöyle devam etti:
“Hayata karşı isteksizlik, karar vermekte zorlanma, erteleme davranışları ve içsel boşluk hissi bu sürecin sık görülen yansımaları arasında yer alıyor. Duygular yüzeyde kalıyor; kişi bir şeylere bağlı hissederken aynı anda yalnızlık duygusu yaşayabiliyor. Yakınlık ihtiyacı tam olarak karşılanmadığı için gerçek ilişkiler yorucu, talepkâr ve riskli algılanmaya başlıyor. Bu durum ilişkisel alanda da belirginleşiyor. Karşılıklı bağ kurmak yerine izlemek, takip etmek ve mesafede kalmak daha kolay geliyor. Küçük hayal kırıklıkları bile zor tolere edilir hâle gelirken, ilişki kurma isteği yerini geri çekilmeye bırakabiliyor. Böylece kişi farkında olmadan konfor alanını daraltıyor.”
Duygular ifade edilemediğinde, beden konuşmaya başlar!
İnsan bedeninin ise bu temas eksikliğine kayıtsız kalamadığını aktaran Yalçın, “Sinir sistemi; dokunma, göz teması, ses tonu ve duygusal karşılık gibi canlı ilişkisel uyaranlarla düzenleniyor.” dedi.
Bu ihtiyaçlar karşılanmadığında ise bedenin devreye girdiğini ifade eden Yalçın, “Nedeni açıklanamayan ağrılar, kronik yorgunluk, sindirim problemleri, kas gerginlikleri, çarpıntı ve nefes darlığı gibi psikosomatik belirtiler bu süreçte artış gösterebiliyor. Duygular ifade edilemediğinde ya da ilişki içinde yaşanamadığında, beden konuşmaya başlıyor.” açıklamasını yaptı.
İnsan, temas ederek ve karşılık bularak var olur!
Yapay zekâ ile kurulan bağların bu noktada dikkat çekici bir alan oluşturduğunun altını çizen Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Yargılamayan, her zaman ulaşılabilir ve kırıcı olmayan bir ilişki deneyimi sunması, bu bağları cazip hâle getiriyor.” dedi.
Ancak insan sinir sisteminin yalnızca bir başka canlı sinir sistemiyle düzenlenebildiğini kaydeden Yalçın, sözlerini şöyle tamamladı:
“Yapay bağlar geçici bir rahatlama sağlayabilir; kalıcı denge ve iyilik hâli ise gerçek ve karşılıklı ilişkilerle mümkün oluyor. Yakın ilişki kurmak romantik bir beklenti değil, psikolojik ve biyolojik bir ihtiyaçtır. Zihinsel, duygusal ve bedensel iyi oluşu değerlendirirken yalnızca stres düzeyine değil; kişinin nasıl bağlandığına, nerede temastan kaçtığına ve hangi alanlarda yalnız kaldığına da bütüncül bir bakışla yaklaşmak gerekir. İnsan yalnızca izleyerek değil, temas ederek ve karşılık bularak var olur.”
#DijitalÇağ #İlişkiler #Yalnızlık #Psikoloji #Parasosyalİlişkiler #ÜsküdarÜniversitesi #NPİSTANBUL #YapayZekaVeİlişkiler #SosyalMedya #Psikosomatik #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity
Soğuk hava ve rüzgar cildi kurutuyor!
Kış aylarında soğuk hava ve rüzgar, cildin yağ ile nemden oluşan bariyer dengesini zayıflatıyor. Bunun sonucunda, doğru bakım yapılmazsa, ciltte kuruluk, hassasiyet ve tahriş oluşabiliyor. Ayrıca, cilt neminin azalmasıyla birlikte bazı egzama türleri kış aylarında daha sık görülüyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Yasemin Kural, kış aylarında yüz, el ve dudak gibi bölgelerin dış etkenlere maruz kalmaları nedeniyle soğuktan daha çok etkilendiklerini belirterek, “Cilt sağlığını korumak için özellikle bu bölgelerin temizleme, nemlendirme ve koruma aşamalarında kış mevsimine uygun ürünlerin seçilmesi son derece önemlidir” diyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Yasemin Kural, soğuk havalarda doğru ürün seçimi ve düzenli bakım ile cilt sağlığının korunabileceğini, olası problemlerin ise büyük ölçüde önlenebileceğini ifade ediyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Yasemin Kural, cilt kuruluğuna karşı dikkat etmemiz gereken kuralları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!
Cildinizi doğru ürünlerle nemlendirin
Soğuk havalarda cilt bariyeri zayıfladığı için özellikle kuru ve hassas ciltleri nemlendirmek son derece önemli. Yağlı ve genç ciltler için su bazlı nemlendiriciler yeterli olurken, kuru ve olgun ciltlerde ise daha yoğun ürünler öneriliyor. Vücut için uygun olan nemlendiricilerin banyodan hemen sonra uygulanması, ciltte emilimi artırıyor ve krem kalıntısı kalmadığı için kullanım kolaylığı sağlıyor.
Sıcak suyla duş almayın!
Kış aylarında cildin kurumaması için banyo ile duş sıklığının azaltılması, uzun süre ve sıcak suyla yıkanmaktan kaçınılması gerekiyor. Duş süresinin 10 dakikayı geçmemesi, su sıcaklığının ise beden ısısının üzerinde olmaması, yaklaşık 36 derece civarında tutulması önem taşıyor. Sert kese ve liflerin cildi tahriş edebileceği uyarısında bulunan Dr. Yasemin Kural, bu nedenle yumuşak liflerin tercih edilmesi gerektiğini belirterek, “Sık duş alınıyorsa, her seferinde lif kullanımından kaçınılmalıdır. Ayrıca, özellikle kuru ciltlerde banyo yağı içeren temizleyiciler kullanılmalıdır” diyor. Dr. Yasemin Kural, bacaklarda da kuruluk, kaşıntı ve kızarıklık oluşabileceği için duş sonrasında mutlaka nemlendirme işlemi yapılmasına dikkat çekiyor.
El ve dudaklarınızı ihmal etmeyin
Kış aylarında yüz, eller ve dudaklar daha hızlı kuruyorlar. Dolayısıyla, soğuk havaya çıkmadan önce, yüz ve ellerde nemlendirici kullanılması, ellere eldiven takılması, ciltte kuruluk ile egzama riskini azaltıyor. Sık yıkanan ellerin her yıkama sonrasında hemen nemlendirilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Yasemin Kural, “Dudaklar için de pratik kullanımlı dudak nemlendiricilerin gün içinde sık uygulanmaları fayda sağlamaktadır” diyor.
Kışın da güneşten mutlaka korunun
Kışın her ne kadar güneş ışınlarına yaz aylarına nazaran daha az maruz kalınsa da, özellikle karlı havalarda ve kayak tatili sırasında yansıyan ışınlar, güneş yanıklarına kolayca neden olabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Yasemin Kural, dağlık bölgelerde, yüz için etkili olan yüksek faktörlü güneş koruyucuların ve UV korumalı gözlüklerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgularken, “Leke oluşumuna yatkın ciltlerde ise güneş koruyucuların dört mevsim kullanılmaları son derece önemlidir” diye konuşuyor.
A ve C vitamini çok önemli!
Sağlıklı ve doğru beslenmek de cildin hasar görmesini önlemede büyük bir önem taşıyor. Antioksidan açısından zengin, A ve C vitamini içeren mevsim sebze ile meyveleri vücut direncini artırıyor ve bu etkisiyle cildimizi koruyor. Her mevsimde olduğu gibi, kışın da 1.5 – 2 litre su tüketiminin yanı sıra bitki çayları ve ceviz gibi yağlı tohumlar da cilt sağlığını destekliyor. Ayrıca, beta glukan, çinko ve D vitamini takviyeleri viral enfeksiyonlardan korurken, cilt sağlığı için de faydalı oluyor.
Pamuklu ve yumuşak kumaşları tercih edin
Özellikle alerjik ve kuru cilt yapısına sahip kişilerde, yün ve sentetik giysilerin doğrudan cilde temas etmeleri kaşıntıya yol açabiliyor. Dolayısıyla, pamuklu ve yumuşak kumaşların tercih edilmesi gerekiyor. Yün giysilerin ise bu kıyafetlerin üzerinde kullanılabileceği belirtiliyor.
#CiltSağlığı #KışBakımı #Egzama #Dermatoloji #SoğukHava #CiltBakımı #Nemlendirme #SağlıklıCilt #AcıbademHastanesi #KışAylarındaCilt #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity
Çok Kanallı Satış ve AI, Online Perakendeciliğin Geleceğini Belirliyor
DHL eCommerce’in 19 ülkeden 4 bini aşkın işletmeyle gerçekleştirdiği İşletmelere Özel E-Ticaret Trendleri Raporu, dijital ticaretin geleceğine dair önemli içgörüler sunuyor. Rapora göre işletmelerin %63’ü en az üç farklı platformda satış yaparken, %53’ü yapay zekayı aktif olarak kullanıyor. Türkiye ise %67 ile Instagram kullanımında öne çıkan ülkeler arasında yer alıyor.
Çok Kanallı Satış Stratejisi
E-ticaretin başarısı artık tek bir platforma bağlı değil. İşletmelerin %74’ü kendi internet sitelerinden, %64’ü pazar yerlerinden, %65’i ise sosyal medya üzerinden satış yapıyor. Bu çok kanallı yapı, tüketicilerin alışveriş tercihlerine göre işletmelerin her yerde var olmasını sağlıyor. Önümüzdeki beş yıl içinde satışların en çok işletmelerin kendi sitelerinde artması bekleniyor.
Yapay Zeka ile Kişiselleştirilmiş Deneyim
Global perakendecilerin %44’ü yapay zekâ destekli ürün tavsiyesi sunarken, %32’si artırılmış gerçeklik teknolojisiyle ürün tanıtımı yapıyor. Sesli ticaret ve gerçek zamanlı stok güncellemeleri de işletmelerin rekabet gücünü artıran uygulamalar arasında. Tüketicilerin %70’i yapay zekâ destekli özellikler görmek istiyor; bu da teknolojiyi kullanmayan işletmelerin geride kalma riskini ortaya koyuyor.
Sosyal Medya Ticaretinin Yükselişi
Raporda sosyal medyanın e-ticaretteki rolü dikkat çekiyor. İşletmelerin %87’si en az bir sosyal medya profiline sahip. Instagram ve TikTok, satış stratejilerinin merkezinde yer alıyor. Türkiye, Hindistan ve Portekiz Instagram kullanımında öne çıkarken; TikTok özellikle Asya pazarlarında hızlı büyüme gösteriyor. İşletmelerin %59’u sosyal medyayı yeni müşteri kazanımında en etkili kanal olarak görüyor.
İçerik Stratejileri
Sosyal medyada en çok dönüş kısa formatlı videolardan elde ediliyor. İşletmelerin %68’i görsel, %65’i kısa video, %55’i hikâye ve %55’i reel paylaşıyor. Otantik içerikler ve alışveriş yapılabilen içerikler, tüketicilerin ilgisini çekerek satışa dönüşüyor.
DHL eCommerce Türkiye CEO’su Kağan Gündüz’den Açıklama
Kağan Gündüz, “E-ticaret artık doğru veriyi, doğru kanalda, doğru müşteriyle buluşturma sanatına dönüştü. Yapay zekâ ve sosyal medya, işletmelerin büyüme stratejilerinde kritik rol oynuyor. Biz de perakendecilere hızlı, güvenli ve sorumlu bir hizmet anlayışıyla destek olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.
#ECommerce #DHLTürkiye #YapayZeka #SosyalMedyaTicareti #EkonomiHaberi #OnlinePerakende #ÇokKanallıSatış #DijitalDönüşüm
#ECommerceTrends #TürkiyeEkonomi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity
Hazır Beton Endeksi: Güven Zayıf, Faaliyet Dengede
Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), 2025 Aralık ayı Hazır Beton Endeksi Raporunu açıkladı. Rapora göre, yılın son çeyreğinde sınırlı bir toparlanma eğilimi görülse de endeks kritik eşik seviyesinin üzerine çıkamadı. Faaliyet Endeksi yaz aylarında yükseliş kaydederken sonbaharda dengelenmiş, aralık ayında ise eşik değere yakın yatay seyrini sürdürdü. Güven ve Beklenti Endeksleri ise gerileyerek sektörün kırılgan ve temkinli görünümünü ortaya koydu.
Geçen yılın aynı dönemine kıyasla faaliyetlerde sınırlı bir artış yaşansa da güven ve beklenti tarafındaki düşüş, sektörün geleceğe yönelik ihtiyatlı tavrını yansıttı. THBB Başkanı Yavuz Işık, “İnşaat faaliyetleri korunmuş olsa da güven algısındaki zayıflama dikkat çekiyor. Önümüzdeki dönemde sektör performansı büyük ölçüde finansman koşullarındaki iyileşmeye ve makroekonomik istikrara bağlı olacak” dedi.
TÜİK verilerine göre Aralık 2025’te inşaat sektörü güven endeksi 84,5 seviyesine gerileyerek kötümser eşiğin altında kaldı. Buna karşın hizmet ve perakende sektörlerinde güven endeksleri daha yüksek seviyelerde gerçekleşti. Kentsel dönüşüm projeleri ve altyapı yatırımları ise faaliyet endeksinde sınırlı da olsa pozitif katkı sağladı. Genel görünüm itibarıyla, sektör üretim tarafında dirençli kalırken, güven ve beklenti cephesindeki kırılganlık sürüyor.
#İnşaatSektörü #EmlakHaberleri #HazırBetonEndeksi #THBB #Ekonomi #KentselDönüşüm #AltyapıYatırımları #Türkiyeİnşaat #SektörAnalizi #GüvenEndeksi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity
İzocam’dan 2025’te %55 Ciro Artışı
İzocam 2025’i %55 Ciro Artışıyla Kapattı, 2026’ya Güçlü Hedeflerle Giriyor
Türkiye yalıtım sektörünün lider markası İzocam, 60. kuruluş yılını rekor bir büyüme ile tamamladı. Şirket, 2025 yılında satış hacmi ve üretimde elde ettiği başarıların sonucunda bir önceki yıla göre %55 ciro artışı kaydetti. Camyünü ve taşyünü ürün gruplarında tonaj bazında rekor seviyelere ulaşan İzocam, sandviç panel ve mekanik izolasyon ürünlerinde de pazar payını artırarak sektördeki liderliğini pekiştirdi.
İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, “2025 yılı bizim için satış hacmi ve üretim açısından oldukça verimli geçti. Özellikle taşyünü panel grubunda pazar liderliğimizi sürdürdük, birçok büyük projede tercih edildik. Mekanik izolasyon tarafında kauçuk izolasyon malzemeleri ve boru ürünlerinde pazar payımızı artırırken, XPS ve EPS ürün gruplarında da projelerdeki varlığımızı %20’nin üzerinde büyüttük” dedi.
İhracatta Güçlü Performans
İç pazardaki başarıya paralel olarak ihracatta da önemli bir ivme yakalandı. 2024’e göre dolar bazında yaklaşık %30 ihracat artışı sağlayan İzocam, özellikle camyünü ve sandviç panel ürün gruplarında öne çıktı. Avrupa’da yeni pazarlara girişler ihracat başarısını desteklerken, Ortadoğu ve Ukrayna’daki jeopolitik gelişmeler bazı bölgelerde satışları etkilese de şirketin genel ihracat performansı güçlü kaldı.
2026 Hedefleri
İzocam, 2026 yılına kapasite artışı, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı hedeflerle giriyor. Kayseri’de devreye alınan yeni üretim tesisinin lojistik verimliliği artırması, maliyetleri düşürmesi ve ihracata ivme kazandırması bekleniyor. Tarsus tesisinde ise ürün geliştirme ve enerji verimliliği projeleri sürüyor.
Savcı, “Enerji verimliliği yüksek binaların Türkiye’nin geleceğinde kritik rol oynayacağına inanıyoruz. Bu nedenle hem ülkemizin yeşil dönüşüm politikalarına katkı sunmayı hem de sektörümüzdeki liderliğimizi daha da ileri taşımayı hedefliyoruz” diye konuştu.
Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik
İzocam, dijitalleşme yatırımlarını hızlandırarak üretim süreçlerinde verimliliği artırıyor. ERP sistemleri, veri analitiği çözümleri, yapay zekâ tabanlı satış ve maliyet tahminleri ile sektörde öncü adımlar atan şirket, 2025 yılında da üretim hatlarında dijital yönetim sistemlerini devreye aldı. Ayrıca “Zero Waste to Landfill” projesi ile düzenli depolamaya sıfır atık hedefi doğrultusunda çevreye duyarlı üretim yaklaşımını güçlendirdi.
Savcı, “Ürünlerimizde geri dönüştürülmüş malzeme oranını artırarak döngüsel ekonomi vizyonunu üretim süreçlerimize entegre ediyoruz. Dijitalleşme ve sürdürülebilirliği kapsayan ikiz dönüşüm stratejimizle hem rekabet gücümüzü artırıyor hem de gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmayı amaçlıyoruz” dedi.
#İzocam #EkonomiHaberi #CiroArtışı #YalıtımSektörü #İhracat #DijitalDönüşüm #Sürdürülebilirlik #EnerjiVerimliliği #Sanayi #TürkiyeEkonomisi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity
Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatı 4 Milyar Dolara Ulaştı
Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatı 4 Milyar Dolara Ulaştı
Türkiye su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü, 2025 yılında ihracatını yüzde 5 artırarak 4 milyar 46 milyon dolara taşıdı. Son 10 yılda yüzde 123 büyüme kaydeden sektör, ihracatın yıldız alanlarından biri haline geldi. Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, sektörün 2015’te 1 milyar 184 milyon dolarlık ihracattan bugün 4 milyar doları aşan bir hacme ulaştığını belirterek, “Bu başarı Türkiye’nin üretim kapasitesi, girişimcilik gücü ve pazar tecrübesinin bir göstergesidir” dedi.
Su Ürünleri Zirvede
Toplam ihracatın yüzde 55’ini oluşturan su ürünleri, 2 milyar 243 milyon dolarlık performansıyla sektörün lokomotifi oldu. Levrek 666 milyon dolarlık ihracatla zirvedeki yerini korurken, çipura 585 milyon dolar ve Türk somonu 521 milyon dolarlık katkısıyla öne çıktı. Orkinos, alabalık ve kaya levreği gibi diğer ürünler de dünya sofralarında Türk markasını güçlendirdi.
Kanatlı ve Yumurta
Kanatlı eti ihracatı yüzde 8 artışla 723 milyon dolara yükselirken, Irak 306 milyon dolarlık taleple liderliğini sürdürdü. Yumurta ihracatı ise fon uygulamaları nedeniyle yüzde 14 gerileyerek 397 milyon dolara indi. Buna rağmen Irak, Rusya ve BAE sektörün en güçlü pazarları olmaya devam etti.
Süt ve Bal
Süt ürünleri ihracatı yüzde 13 artışla 409 milyon dolara ulaştı. Süt tozu, yüzde 60’lık artışla 78 milyon dolara çıkarak sektörün lokomotifi oldu. Bal ihracatında ise ABD, Almanya ve İngiltere ilk üç sırayı aldı; Türkiye dünya bal üretiminde ikinci sıradaki konumunu ihracatla da pekiştirdi.
Bölgesel ve Küresel Başarı
Ege Bölgesi, 1 milyar 840 milyon dolarlık ihracatla toplamın yüzde 45’ini tek başına gerçekleştirerek liderliğini korudu. Rusya, İtalya ve Hollanda su ürünlerinde öne çıkan pazarlar olurken; Irak süt ve kanatlı ürünlerinde zirvede yer aldı.
2026 ve Sonrası
Sektörün 2026 hedefi 4,3 milyar dolar olarak belirlendi. Katma değerli ürünlerin artırılması, sürdürülebilir üretim modelleri, pazar çeşitlendirmesi ve risk yönetimi öncelikli gündem maddeleri olacak. UR-GE projeleri, Turkish Seafood Turquality Projesi, uluslararası fuar katılımları ve küresel kuruluşlardaki aktif roller, ihracatın sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayacak.
Kızıltan, “Özellikle işlenmiş, paketli ve markalı ürünlerin ihracattaki payını artırarak kalıcı gelir yaratmayı hedefliyoruz. Türk su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü, 2026’da da büyümeyi sürdürecek” dedi.
#Türkiyeİhracat #SuÜrünleri #HayvansalMamuller #GıdaSektörü #Ekonomi #Egeİhracat #Levrek #Çipura #TürkSomonu #Sürdürülebilirlik #KatmaDeğerliİhracat #İhracatRekoru #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity