Günümüzde uzun süre masa başında çalışmak, hareketsiz bir yaşam sürmek ve çağımızın önemli sorunu olan obezite, bel fıtığının görülme sıklığını giderek artırıyor. Yapılan çalışmalar, şiddetli bel ve bacak ağrısının en sık rastlanan sebeplerinden biri olan bel fıtığına bağlı sinir kökü sıkışmasının yaşam boyu gelişme riskinin dünya genelinde yüzde 3–5 civarında olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de ise her 4 kişiden 1’inin son bir yıl içerisinde bel ağrısı yaşadığı belirtilirken, bel fıtığının bu ağrıların önemli bir kısmını oluşturduğu vurgulanıyor. Acıbadem International Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Özkan Yükselmiş, genellikle 30–50 yaş arasında görülen bel fıtığının modern yaşam koşullarının etkisiyle son yıllarda 20’li yaşların başında, hatta üniversite çağındaki gençlerde bile giderek artış gösterdiğini belirterek, “Telefon, tablet veya bilgisayar karşısında kambur pozisyonda uzun süre oturmak, hareketsiz bir yaşam sürmek, egzersiz sırasında yanlış teknikle ağırlık kaldırmak ve fazla kilolu olmak, özellikle gençlerde bel fıtığının artışında en sık görülen nedenleri oluşturuyor” diyor.
2 hafta süren şiddetli bel ve bacak ağrısına dikkat!
Omurgamızdaki bel omurları arasında yer alan ve “disk” olarak adlandırılan yastıkçıkların zamanla yıpranıp dışarı doğru bombeleşerek sinir köklerine baskı yapmaları “bel fıtığı” olarak tanımlanıyor. Bel bölgesinde ani başlayan veya giderek artan bel ağrısı, belden başlayıp bacağın arkasından topuğa kadar inen “elektrik çarpması” veya “çekilme tarzında” ağrı, hissizlik ile iğnelenme (bacakta, ayakta veya parmaklarda) ve belde kas spazmı, en sık görülen şikayetler arasında yer alıyor.
Ancak hastaların önemli bir bölümü bu belirtileri “geçer” düşüncesiyle göz ardı ederek doktora gitmeyi geciktiriyor. Hastalığın ilerlemesine bağlı olarak ağrının kronikleşmesi ve şiddetinin artması günlük yaşam aktivitelerini ciddi ölçüde kısıtlarken, acil ameliyat gereksinimi de ortaya çıkabiliyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Özkan Yükselmiş, tedaviden etkin sonuç alınabilmesi ve kalıcı hasarın önlenebilmesi için bel fıtığının erken dönem belirtilerini ihmal etmemek gerektiğini anlatarak, “İlaç ve istirahate rağmen yaklaşık 2 haftadır geçmeyen şiddetli bel ve bacak ağrısında zaman kaybetmeden bir hekime başvurmak son derece önemlidir” uyarısında bulunuyor.
Bel fıtığının 7 önemli nedeni!
Bel fıtığı genellikle birden fazla faktörün birleşmesiyle ortaya çıkıyor. Dr. Özkan Yükselmiş, bel fıtığına neden olan etkenleri şöyle sıralıyor:
Genetik yatkınlık: Ailede bel fıtığı öyküsü varsa, disk yapısı daha kolay yıpranabiliyor.
Yaşa bağlı yıpranma: Diskler yaşla birlikte su kaybederek esnekliğini yitiriyor. Bu doğal süreç fıtıkla sonuçlanabiliyor.
Hareketsiz bir yaşam: Düzenli egzersiz yapmamak ve hareketsiz bir yaşam sürmek riski artıran önemli faktörlerden. Çünkü, özellikle bel ve karın kasları güçlü değilse, omurganın yükünü diskler ve eklemler taşımak zorunda kalıyor.
Yanlış duruş ve uzun süre oturma: Özellikle gençlerde; kambur pozisyonda, öne eğilerek saatlerce telefon veya tablet ekranına bakmak, omurgaya binen yükü artırıyor. Ayrıca, bilgisayar karşısında çalışırken veya araç kullanırken uzun süre hatalı pozisyonda oturmak ve eğilerek çalışmak da aynı nedenle bel fıtığına yol açabiliyor.
Ağır kaldırma ve ani hareketler: Eğilerek ve gövdeyi çevirerek ağır bir yük kaldırmak diskin aniden yırtılmasına ve fıtığın ortaya çıkmasına neden olabiliyor.
Fazla kilo: Vücut ağırlığı arttıkça, bel omurlarına binen yük de artıyor.
Sigara: Disklerin beslenmesini bozarak daha çabuk yıpranmalarına sebep olabiliyor.
Ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebiliyor!
Toplumdaki yaygın inanışın aksine, bel fıtığı tanısı alan hastaların büyük bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Güncel kılavuzlar, idrar kaçırma, çok ileri güç kaybı ve felç gibi acil durumlar yoksa, öncelikle konservatif (ameliyatsız) tedavilerin denenmesini öneriyor. Dr. Özkan Yükselmiş, “Güncel veriler, erken tanı sayesinde, ameliyata gerek kalmadan, uzman hekim kontrolünde başlanan fizik tedavi, egzersiz ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle ağrı ile fonksiyon kaybının belirgin ölçüde düzeldiğini, hastaların büyük bir kısmının günlük yaşamlarına geri dönebildiğini gösteriyor. Bazı hastalarda şikâyetler neredeyse tamamen kaybolurken, bazı hastalarda hafif ve aralıklı ağrılar ise kalıcı olabiliyor; bu noktada düzenli egzersiz ile yaşam tarzı değişiklikleri devreye giriyor” diyor.
Bel fıtığında ilk basamak fizik tedavi!
Fizik tedavi ve rehabilitasyon, bel fıtığında ameliyatsız tedavinin temel taşını oluşturuyor. Yüzeyel ısı uygulamaları, derin ısı ajanları, elektrik akımları, manuel terapi ve traksiyon, esneme ile güçlendirme egzersizleri, duruş ve ergonomi eğitimi, fizik tedavinin başlıca yöntemlerini oluşturuyor. Dr. Özkan Yükselmiş, bu yöntemlerin genellikle tek tek değil, kombine şekilde uygulandığını; hastanın kliniğine ve MR bulgularına göre kişiselleştirildiğini vurguluyor. Dr. Özkan Yükselmiş, ilaç ve fizik yöntemlerine rağmen ağrısı çok şiddetli olan veya ameliyat öncesinde “ara basamak” tedavisine ihtiyaç duyulan hastalarda ise epidural veya transforaminal gibi girişimsel yöntemlerin de gündeme geldiğini anlatıyor.
Tedavi sonrasında koruma planı çok önemli!
Ameliyatsız tedavinin başarısında hastanın aktif katılımının en az tedavinin kendisi kadar önem taşıdığını ifade eden Dr. Özkan Yükselmiş, bu süreçte dikkat edilmesi gereken başlıca noktaları, “Doktorun verdiği egzersiz programını şikâyetler azalınca bırakmamak, ani ve ağır yük kaldırmaktan kaçınmak, uzun süre aynı pozisyonda kalmamak, doğru oturma ve yatış pozisyonuna özen göstermek, kilo kontrolü sağlamak, sigarayı bırakmak, stres yönetimine dikkat etmek” şeklinde sıralıyor. Ayrıca, bel fıtığında uzun vadeli koruma planının da kilit bir rol üstlendiğini belirten Dr. Özkan Yükselmiş, “Çünkü, bel fıtığı aynı veya farklı seviyede tekrar edebiliyor. Bu risk, düzenli egzersiz, kilo kontrolü ve doğru duruş alışkanlıkları gibi koruyucu yaklaşımlarla ciddi oranda azaltılabiliyor” diye konuşuyor.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2026/01/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-4-2.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2026-01-29 01:09:252026-01-29 01:09:57Bel fıtığına yol açan 7 önemli etken!
Raffles İstanbul, Sevgililer Günü’nü şehrin kalbinde eşsiz deneyimlerle kutlamaya hazırlanıyor. 14 Şubat akşamı Long Bar’da gerçekleşecek özel gala yemeği, altı aşamalı menü, sınırsız premium şarap seçkisi ve Barbaros & Orkestrası’nın canlı performansı ile çiftlere unutulmaz anlar yaşatacak. Gecenin ardından DJ performansıyla devam edecek after party, kutlamayı daha da hareketlendirecek.
Kutlamaları hafta sonuna taşımak isteyenler için 15 Şubat’ta Raffles Teras’ta düzenlenecek romantik brunch, zengin tatlı büfesi, özel kokteyller ve canlı müzik eşliğinde keyifli bir atmosfer sunacak. Çocuklar için Mini Kulüp Atölye aktiviteleri hazırlanırken, 6 yaş altı ücretsiz, 7–12 yaş arası ise %50 indirim avantajıyla ağırlanacak.
Çiftlere özel Raffles Spa deneyimleri ise 13–15 Şubat tarihleri arasında sunulacak. Royal Hamam, jakuzi ve masajı bir araya getiren özel bakım paketleri, romantik bir atmosferde yenilenme fırsatı sağlıyor. Sevgililer Günü’ne özel tasarlanan spa programları çiftlere %15 indirim avantajıyla sunuluyor.
Ülkemizde çocukluk çağı aşılaması gelişmiş ülkeler seviyesinde olmasına karşın, erişkin aşılaması yan etkilere yönelik önyargılı tutumların da etkisiyle yetersiz seyrediyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu “Oysa erişkin aşılamada en güncel yaklaşımlar; erişkin aşılamanın sağlıklı bir toplum için vazgeçilmez olduğunu göstermektedir. Çocukluk döneminin devamı olarak düzenli şekilde yapılacak erişkin yaş grubuna özgü aşılamalarla, önemli birçok hastalık önlenebilmekte, enfeksiyonlara karşı koruma sağlanarak, kişinin sağlıklı yaş alması mümkün olabilmektedir” diyor.
Özellikle yaşlılıkta kronik hastalıkların da etkisiyle bağışıklık sisteminin zayıfladığını ve bulaşıcı hastalık riskinin arttığını vurgulayan Dr. Kuşoğlu “Bunun neticesinde erişkinler özellikle yaşlılıkta enfeksiyon hastalıklarını daha ağır geçirmekte hatta hayati riskleri artmaktadır. Aşılamada en güncel yaklaşımlar; bu nedenle özellikle de ileri yaştaki kişilerin aşıyla korunması gerektiğini göstermektedir” diye konuşuyor. Dr. Hülya Kuşoğlu, en güncel yaklaşımlara göre erişkinlerde mutlaka yapılması gereken aşıları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.
Grip aşısı
Son dönemde yaygın görülen ve yüksek ateş, kas eklem ağrısı, kuru öksürükle seyreden grip (influenza) akciğer ve kalp hastalıklarına yol açabilmektedir. Grip aşısı hastalanmadan yapıldığında enfeksiyonu tamamen önleyebilirken, pek çok kişide de sürecin hafif geçirilmesini sağlar. Dr. Öğretim Üyesi Kuşoğlu “Gripten korunmanın bilinen en etkin yolu aşıdır. Özellikle yüksek risk grubuna (65 yaş üzeri, hamileler, kronik hastalığı olanlar, 5 yaş altı, sağlık çalışanları vb) mutlaka yaptırılması gereken grip aşısı; hastane yatışı ve ölüm riskini azaltmaktadır” diyor.
Zatürre aşıları
Pnömokok olarak bilinen (Streptococcus pneumoniae) zatürre, akut menenjit ve sinüzitin en sık bakteriyel etkenidir. Pnömokok aşısı; kronik hastalığı olanlarla bakımevinde kalanlar başta olmak üzere risk grubundaki kişilere mutlaka yapılmalıdır. Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu şöyle diyor: “Ülkemizde konjuge 20 valanlı aşının kullanıma girmesi yani pnömokok bakterisinin 20 alt tipini içeren aşının bir defa uygulanması güncel tıp bilgisine göre bir ömür etkili olmaktadır. Önceden 5 yılda bir tekrarlanan aşı artık gerekli olmadığından uygulanmamaktadır. Daha önce hiç pnömokok aşısı yapılmamış kişilere tek doz 20 valanlı aşı yapılması yeterli olacaktır. Solunum yollarını saran RSV virüsünün neden olduğu zatüre hastalığı için de ülkemizde 60 yaş sonrası RSV aşıları uygulanmaktadır. RSV aşısı iki farklı özellikte aşı olarak üretilmektedir. İçinde adjuvan olmayan aşı gebelere de uygulanabilmektedir. Doktor önerisiyle gebelikte de yapılan aşı sayesinde yenidoğan bebek ilk altı ayında RSV virüsüne karşı anneden geçen koruyucu antikorlarla korunmuş olmaktadır. Bu aşı tek doz uygulanmaktadır.”
Tetanoz-Difteri aşısı
Çocukluk döneminde yapılmış olan bu aşı yıllar içerisinde antikorların azalması nedeniyle erişkinlerde tekrarlanmalıdır. Sağlıklı erişkinler her 10 yılda bir tetanoz-difteri aşısı olmalıdır. Gebelikte 27. ve 36. hafta arasında yapılması gereken bu aşı sayesinde yenidoğan tetanozu önlenmiş olur. Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu “Tetanoz bakterisi doğada çok yaygın halde olduğundan bahçede bile olan basit yaralanma, örneğin gül dikeni batmasıyla dahi tetanoz enfeksiyonu gelişebillir” diyor.
Hepatit aşıları (Sarılık aşıları)
Ülkemizde hepatit aşılarının çocukluk aşı takvimine girmesiyle birlikte Hepatit B ve Hepatit A hastalığı daha az görülmektedir. Ancak 1998’den önce doğmuş olan kişilerde aşı olmadığından erişkinler de Hepatit B ve Hepatit A için aşılanmalıdır. Hepatit B aşısı 6 ay içinde 3 doz, Hepatit A aşısı 6 ay içinde 2 doz olarak uygulanmaktadır. Hepatit A aşısı kirli su ve gıdalarla bulaşan, karaciğerde iltihap yapan bulaşıcı hastalıkları önlerken, Hepatit B aşısı ise siroz ve karaciğer kanserinden de korumaktadır.
Zona aşısı
Türkiye’de canlı olmayan Zona aşısı 2024’ten bu yana uygulanmaktadır. Ciltte içi sulu yaralara ve haftalarca hatta aylarca sürebilen şiddetli yaygın ağrılara neden olan zona virüsü, görme ve işitme kaybına da yol açabilmektedir. Zona aşısı 6 ay içinde toplam iki doz yapılmaktadır. Özellikle 50 yaş üzeri sağlıklı kişiler ya da 50 yaş altında bağışıklık sistemi zayıf olan veya kronik hastalığı olan kişilere uygulanabilmektedir.
HPV aşısı
İnsanların yüzde 85’i hayatlarının bir döneminde HPV virüsü ile enfekte olmaktadır. HPV insanda genital siğil, serviks kanseri, vajinal, vulvar, anal kanserler, baş boyun kanserleri vb yol açabilmektedir. Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu “Önceden 4 HPV virüsünü içeren aşı uygulanırken artık 9 HPV türünü içeren aşı uygulanmaktadır. Tercihen cinsel aktif olmadan önce tamamlanması istenen bu aşının cinsel aktivite başlaması sonrası da uygulanması önerilmektedir. Altı ay içinde 3 doz uygulanan bu aşı kadınlarda özellikle rahim ağzı kanserini önlemesi açısından kanseri engelleyen iki aşıdan biridir” diyor.
Çeşme Belediyesi Olağanüstü Meclis Toplantısı’nda, ilçenin yaklaşık 20 yıldır gündeminde olan Kiralık Sosyal Konut Projesi oy birliğiyle kabul edildi. Belediye Başkanı Lâl Denizli, proje tasarımını meclis üyelerine ve canlı yayında izleyen vatandaşlara sundu. Alınan karar, Çeşme’de sosyal belediyecilik adına tarihi bir adım olarak kayda geçti.
Reisdere Mahallesi’nde hayata geçirilecek proje, dar gelirli vatandaşların güvenli ve sürdürülebilir konutlara erişimini hedefliyor. Toplamda 700 konut üretilecek, ilk etapta 100 konut inşa edilecek. Konutların büyük bölümü 1+1 ve 2+1 tiplerinde, tek katlı ve bahçeli olarak tasarlanacak.
Başkan Denizli, barınma krizinin toplumsal bir mesele haline geldiğini vurgulayarak, “Konut bir yatırım değil, temel bir insan hakkıdır” dedi. Projede kiraların hane gelirinin %30’unu aşmayacak şekilde belirleneceği, uzun vadeli kiracılık esas alınacağı ve sosyal adalet ilkelerinin gözetileceği açıklandı.
Sürdürülebilirlik kapsamında güneş panelleri, yağmur suyu hasadı ve doğal iklimlendirme sistemleriyle enerji ve su giderlerinin azaltılması hedefleniyor. Başkan Denizli, “Çeşme Modeli, Türkiye’de sosyal belediyecilik için örnek olacak” ifadelerini kullandı.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2026/01/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-1-23.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2026-01-28 11:30:562026-01-28 11:31:13700 Konutluk Sosyal Konut Modeli Çeşme’den Türkiye’ye Örnek Olacak
Eksun Gıda, akademik bilgiyle sanayi deneyimini buluşturacak yeni bir iş birliğine imza attı. Konya Selçuk Üniversitesi ile yapılan stratejik protokol kapsamında, şirketin Konya’daki fabrikasında Ar-Ge ve inovasyon süreçlerinin geliştirilmesi, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi ve sektör odaklı akademik çalışmaların desteklenmesi hedefleniyor.
Protokol; Ar-Ge projeleri, teknik danışmanlık, tez çalışmaları, laboratuvar ve altyapı olanaklarının paylaşımı gibi birçok alanda ortak çalışma fırsatları sunarken, öğrencilerin iş hayatına kazandırılmasını da kapsıyor. Uzun soluklu bu iş birliği modeli, hem sektörel gelişim hem de toplumsal fayda açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO’su Hasan Abdullah Özkan, iş birliğine ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“İmzaladığımız bu protokol, iki kurumun birlikte Ar-Ge, inovasyon ve teknoloji geliştirmelerinin yanı sıra sektöre yetişmiş insan kaynağı kazandırmayı amaçlıyor. Selçuk Üniversitesi ile yaptığımız stratejik iş birliği, genç mühendis adaylarının yetkinliklerini geliştirmeleri, sahaya dokunan projelerde yer almaları ve gerçek üretim süreçlerini deneyimlemeleri açısından da önemli fırsatlar sunuyor.”
Selçuk Üniversitesi Akşehir Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi ise protokol kapsamında TÜBİTAK, AB ve SAN-TEZ gibi ulusal ve uluslararası destek programlarına yönelik projeler geliştirilmesini, tez çalışmalarının sektörel ihtiyaçlara entegre edilmesini ve akademik danışmanlık süreçlerinin desteklenmesini planlıyor. Öğrencilere uygulamalı eğitim, staj ve saha destekli öğrenme imkânları sunan programlar da iş birliğinin önemli parçaları arasında yer alıyor.
Bu stratejik ortaklık, bilimsel üretimin sektörel ihtiyaçlarla buluşmasını sağlayarak hem gıda sektörüne hem de Türkiye ekonomisine uzun vadeli katkılar sunmayı amaçlıyor.
McDonald’s Türkiye, 2025 yılını güçlü büyüme rakamlarıyla kapattı. Yüzde 98 yerli girdi yaklaşımıyla Türkiye ekonomisine 1 milyar dolarlık üretim katkısı sağlayan şirket, yeni yatırımlar ve istihdam hamleleriyle öne çıktı. McDonald’s Türkiye CEO’su Mwaffak Kanjee, “306 restoranımız ve 10 bini aşkın çalışanımızla hizmet ağımızı hızla genişletiyoruz. Bu yıl da 38 yeni restoran açılışı ve 2 bin kişilik yeni istihdam hedefiyle misafirlerimizi mutlu ederken ülkemiz için değer üretmeyi sürdüreceğiz” dedi.
1986’dan bu yana Türkiye’de faaliyet gösteren McDonald’s, 2025’te İstanbul, İzmir, Antalya, Ankara, Eskişehir ve Bursa’nın yanı sıra turizm bölgelerinde de yeni restoranlar açtı. Kanjee, beş yıl içinde 500 restorana ulaşmayı hedeflediklerini vurguladı.
Şirketin kapsayıcı istihdam politikası da dikkat çekiyor. Kadın çalışan oranı yüzde 50,5’e ulaşırken, İŞKUR ve yerel belediyelerle yapılan iş birlikleri sayesinde kadınlara esnek çalışma düzeniyle daha fazla fırsat sunuluyor.
McDonald’s Türkiye, dijitalleşme yatırımlarını da hızlandırdı. “Geleceğin Restoran Deneyimi” kapsamında ülke genelinde 594 sipariş kioskunu devreye alan marka, bu dönüşümle global yönetim ekiplerinin ilgisini çekti. ABD’den Güney Kore’ye birçok ülke, Türkiye’deki uygulamaları yerinde incelemek üzere ziyaretlerde bulundu.
2025 yılı iletişim kampanyalarıyla da öne çıkan McDonald’s Türkiye, Kristal Elma’dan gümüş ödül, IPRA Golden World Awards ve Altın Pusula gibi prestijli ödüller kazandı. Effie ve Mixx Awards’ta ikişer altın ödül elde eden marka, Great Place to Work tarafından “Genç Kuşaklar İçin En İyi İşverenler” listesine seçildi.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2026/01/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-51.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2026-01-27 10:05:272026-01-27 10:05:50McDonald’s Türkiye’den 1 Milyar Dolarlık Katkı ve 2 Bin Yeni İstihdam
Bel fıtığına yol açan 7 önemli etken!
Günümüzde uzun süre masa başında çalışmak, hareketsiz bir yaşam sürmek ve çağımızın önemli sorunu olan obezite, bel fıtığının görülme sıklığını giderek artırıyor. Yapılan çalışmalar, şiddetli bel ve bacak ağrısının en sık rastlanan sebeplerinden biri olan bel fıtığına bağlı sinir kökü sıkışmasının yaşam boyu gelişme riskinin dünya genelinde yüzde 3–5 civarında olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de ise her 4 kişiden 1’inin son bir yıl içerisinde bel ağrısı yaşadığı belirtilirken, bel fıtığının bu ağrıların önemli bir kısmını oluşturduğu vurgulanıyor. Acıbadem International Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Özkan Yükselmiş, genellikle 30–50 yaş arasında görülen bel fıtığının modern yaşam koşullarının etkisiyle son yıllarda 20’li yaşların başında, hatta üniversite çağındaki gençlerde bile giderek artış gösterdiğini belirterek, “Telefon, tablet veya bilgisayar karşısında kambur pozisyonda uzun süre oturmak, hareketsiz bir yaşam sürmek, egzersiz sırasında yanlış teknikle ağırlık kaldırmak ve fazla kilolu olmak, özellikle gençlerde bel fıtığının artışında en sık görülen nedenleri oluşturuyor” diyor.
2 hafta süren şiddetli bel ve bacak ağrısına dikkat!
Omurgamızdaki bel omurları arasında yer alan ve “disk” olarak adlandırılan yastıkçıkların zamanla yıpranıp dışarı doğru bombeleşerek sinir köklerine baskı yapmaları “bel fıtığı” olarak tanımlanıyor. Bel bölgesinde ani başlayan veya giderek artan bel ağrısı, belden başlayıp bacağın arkasından topuğa kadar inen “elektrik çarpması” veya “çekilme tarzında” ağrı, hissizlik ile iğnelenme (bacakta, ayakta veya parmaklarda) ve belde kas spazmı, en sık görülen şikayetler arasında yer alıyor.
Ancak hastaların önemli bir bölümü bu belirtileri “geçer” düşüncesiyle göz ardı ederek doktora gitmeyi geciktiriyor. Hastalığın ilerlemesine bağlı olarak ağrının kronikleşmesi ve şiddetinin artması günlük yaşam aktivitelerini ciddi ölçüde kısıtlarken, acil ameliyat gereksinimi de ortaya çıkabiliyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Özkan Yükselmiş, tedaviden etkin sonuç alınabilmesi ve kalıcı hasarın önlenebilmesi için bel fıtığının erken dönem belirtilerini ihmal etmemek gerektiğini anlatarak, “İlaç ve istirahate rağmen yaklaşık 2 haftadır geçmeyen şiddetli bel ve bacak ağrısında zaman kaybetmeden bir hekime başvurmak son derece önemlidir” uyarısında bulunuyor.
Bel fıtığının 7 önemli nedeni!
Bel fıtığı genellikle birden fazla faktörün birleşmesiyle ortaya çıkıyor. Dr. Özkan Yükselmiş, bel fıtığına neden olan etkenleri şöyle sıralıyor:
Genetik yatkınlık: Ailede bel fıtığı öyküsü varsa, disk yapısı daha kolay yıpranabiliyor.
Yaşa bağlı yıpranma: Diskler yaşla birlikte su kaybederek esnekliğini yitiriyor. Bu doğal süreç fıtıkla sonuçlanabiliyor.
Hareketsiz bir yaşam: Düzenli egzersiz yapmamak ve hareketsiz bir yaşam sürmek riski artıran önemli faktörlerden. Çünkü, özellikle bel ve karın kasları güçlü değilse, omurganın yükünü diskler ve eklemler taşımak zorunda kalıyor.
Yanlış duruş ve uzun süre oturma: Özellikle gençlerde; kambur pozisyonda, öne eğilerek saatlerce telefon veya tablet ekranına bakmak, omurgaya binen yükü artırıyor. Ayrıca, bilgisayar karşısında çalışırken veya araç kullanırken uzun süre hatalı pozisyonda oturmak ve eğilerek çalışmak da aynı nedenle bel fıtığına yol açabiliyor.
Ağır kaldırma ve ani hareketler: Eğilerek ve gövdeyi çevirerek ağır bir yük kaldırmak diskin aniden yırtılmasına ve fıtığın ortaya çıkmasına neden olabiliyor.
Fazla kilo: Vücut ağırlığı arttıkça, bel omurlarına binen yük de artıyor.
Sigara: Disklerin beslenmesini bozarak daha çabuk yıpranmalarına sebep olabiliyor.
Ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebiliyor!
Toplumdaki yaygın inanışın aksine, bel fıtığı tanısı alan hastaların büyük bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Güncel kılavuzlar, idrar kaçırma, çok ileri güç kaybı ve felç gibi acil durumlar yoksa, öncelikle konservatif (ameliyatsız) tedavilerin denenmesini öneriyor. Dr. Özkan Yükselmiş, “Güncel veriler, erken tanı sayesinde, ameliyata gerek kalmadan, uzman hekim kontrolünde başlanan fizik tedavi, egzersiz ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle ağrı ile fonksiyon kaybının belirgin ölçüde düzeldiğini, hastaların büyük bir kısmının günlük yaşamlarına geri dönebildiğini gösteriyor. Bazı hastalarda şikâyetler neredeyse tamamen kaybolurken, bazı hastalarda hafif ve aralıklı ağrılar ise kalıcı olabiliyor; bu noktada düzenli egzersiz ile yaşam tarzı değişiklikleri devreye giriyor” diyor.
Bel fıtığında ilk basamak fizik tedavi!
Fizik tedavi ve rehabilitasyon, bel fıtığında ameliyatsız tedavinin temel taşını oluşturuyor. Yüzeyel ısı uygulamaları, derin ısı ajanları, elektrik akımları, manuel terapi ve traksiyon, esneme ile güçlendirme egzersizleri, duruş ve ergonomi eğitimi, fizik tedavinin başlıca yöntemlerini oluşturuyor. Dr. Özkan Yükselmiş, bu yöntemlerin genellikle tek tek değil, kombine şekilde uygulandığını; hastanın kliniğine ve MR bulgularına göre kişiselleştirildiğini vurguluyor. Dr. Özkan Yükselmiş, ilaç ve fizik yöntemlerine rağmen ağrısı çok şiddetli olan veya ameliyat öncesinde “ara basamak” tedavisine ihtiyaç duyulan hastalarda ise epidural veya transforaminal gibi girişimsel yöntemlerin de gündeme geldiğini anlatıyor.
Tedavi sonrasında koruma planı çok önemli!
Ameliyatsız tedavinin başarısında hastanın aktif katılımının en az tedavinin kendisi kadar önem taşıdığını ifade eden Dr. Özkan Yükselmiş, bu süreçte dikkat edilmesi gereken başlıca noktaları, “Doktorun verdiği egzersiz programını şikâyetler azalınca bırakmamak, ani ve ağır yük kaldırmaktan kaçınmak, uzun süre aynı pozisyonda kalmamak, doğru oturma ve yatış pozisyonuna özen göstermek, kilo kontrolü sağlamak, sigarayı bırakmak, stres yönetimine dikkat etmek” şeklinde sıralıyor. Ayrıca, bel fıtığında uzun vadeli koruma planının da kilit bir rol üstlendiğini belirten Dr. Özkan Yükselmiş, “Çünkü, bel fıtığı aynı veya farklı seviyede tekrar edebiliyor. Bu risk, düzenli egzersiz, kilo kontrolü ve doğru duruş alışkanlıkları gibi koruyucu yaklaşımlarla ciddi oranda azaltılabiliyor” diye konuşuyor.
#BelAğrısı #BelFıtığı #SağlıklıYaşam #FizikTedavi #Rehabilitasyon #OmurgaSağlığı #HareketsizYaşam #Obezite #EgzersizDoğruTeknik #AcıbademHastanesi #SağlıkBilinci #GençlerdeBelFıtığı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity
Raffles İstanbul’da Sevgililer Günü İçin Unutulmaz Deneyimler
Raffles İstanbul, Sevgililer Günü’nü şehrin kalbinde eşsiz deneyimlerle kutlamaya hazırlanıyor. 14 Şubat akşamı Long Bar’da gerçekleşecek özel gala yemeği, altı aşamalı menü, sınırsız premium şarap seçkisi ve Barbaros & Orkestrası’nın canlı performansı ile çiftlere unutulmaz anlar yaşatacak. Gecenin ardından DJ performansıyla devam edecek after party, kutlamayı daha da hareketlendirecek.
Kutlamaları hafta sonuna taşımak isteyenler için 15 Şubat’ta Raffles Teras’ta düzenlenecek romantik brunch, zengin tatlı büfesi, özel kokteyller ve canlı müzik eşliğinde keyifli bir atmosfer sunacak. Çocuklar için Mini Kulüp Atölye aktiviteleri hazırlanırken, 6 yaş altı ücretsiz, 7–12 yaş arası ise %50 indirim avantajıyla ağırlanacak.
Çiftlere özel Raffles Spa deneyimleri ise 13–15 Şubat tarihleri arasında sunulacak. Royal Hamam, jakuzi ve masajı bir araya getiren özel bakım paketleri, romantik bir atmosferde yenilenme fırsatı sağlıyor. Sevgililer Günü’ne özel tasarlanan spa programları çiftlere %15 indirim avantajıyla sunuluyor.
Bilgi; spa.istanbul@raffles.com | +90 530 688 4408
#Rafflesİstanbul #SevgililerGünü #RomantikKutlama #GalaYemeği #RomantikBrunch #RafflesSpa #İstanbulEtkinlik #GurmeDeneyim #AşkınŞehri #LuxuryLifestyle #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity
Erişkin Aşılamada En Güncel Yaklaşımlar!
Ülkemizde çocukluk çağı aşılaması gelişmiş ülkeler seviyesinde olmasına karşın, erişkin aşılaması yan etkilere yönelik önyargılı tutumların da etkisiyle yetersiz seyrediyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu “Oysa erişkin aşılamada en güncel yaklaşımlar; erişkin aşılamanın sağlıklı bir toplum için vazgeçilmez olduğunu göstermektedir. Çocukluk döneminin devamı olarak düzenli şekilde yapılacak erişkin yaş grubuna özgü aşılamalarla, önemli birçok hastalık önlenebilmekte, enfeksiyonlara karşı koruma sağlanarak, kişinin sağlıklı yaş alması mümkün olabilmektedir” diyor.
Özellikle yaşlılıkta kronik hastalıkların da etkisiyle bağışıklık sisteminin zayıfladığını ve bulaşıcı hastalık riskinin arttığını vurgulayan Dr. Kuşoğlu “Bunun neticesinde erişkinler özellikle yaşlılıkta enfeksiyon hastalıklarını daha ağır geçirmekte hatta hayati riskleri artmaktadır. Aşılamada en güncel yaklaşımlar; bu nedenle özellikle de ileri yaştaki kişilerin aşıyla korunması gerektiğini göstermektedir” diye konuşuyor. Dr. Hülya Kuşoğlu, en güncel yaklaşımlara göre erişkinlerde mutlaka yapılması gereken aşıları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.
Son dönemde yaygın görülen ve yüksek ateş, kas eklem ağrısı, kuru öksürükle seyreden grip (influenza) akciğer ve kalp hastalıklarına yol açabilmektedir. Grip aşısı hastalanmadan yapıldığında enfeksiyonu tamamen önleyebilirken, pek çok kişide de sürecin hafif geçirilmesini sağlar. Dr. Öğretim Üyesi Kuşoğlu “Gripten korunmanın bilinen en etkin yolu aşıdır. Özellikle yüksek risk grubuna (65 yaş üzeri, hamileler, kronik hastalığı olanlar, 5 yaş altı, sağlık çalışanları vb) mutlaka yaptırılması gereken grip aşısı; hastane yatışı ve ölüm riskini azaltmaktadır” diyor.
Pnömokok olarak bilinen (Streptococcus pneumoniae) zatürre, akut menenjit ve sinüzitin en sık bakteriyel etkenidir. Pnömokok aşısı; kronik hastalığı olanlarla bakımevinde kalanlar başta olmak üzere risk grubundaki kişilere mutlaka yapılmalıdır. Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu şöyle diyor: “Ülkemizde konjuge 20 valanlı aşının kullanıma girmesi yani pnömokok bakterisinin 20 alt tipini içeren aşının bir defa uygulanması güncel tıp bilgisine göre bir ömür etkili olmaktadır. Önceden 5 yılda bir tekrarlanan aşı artık gerekli olmadığından uygulanmamaktadır. Daha önce hiç pnömokok aşısı yapılmamış kişilere tek doz 20 valanlı aşı yapılması yeterli olacaktır. Solunum yollarını saran RSV virüsünün neden olduğu zatüre hastalığı için de ülkemizde 60 yaş sonrası RSV aşıları uygulanmaktadır. RSV aşısı iki farklı özellikte aşı olarak üretilmektedir. İçinde adjuvan olmayan aşı gebelere de uygulanabilmektedir. Doktor önerisiyle gebelikte de yapılan aşı sayesinde yenidoğan bebek ilk altı ayında RSV virüsüne karşı anneden geçen koruyucu antikorlarla korunmuş olmaktadır. Bu aşı tek doz uygulanmaktadır.”
Çocukluk döneminde yapılmış olan bu aşı yıllar içerisinde antikorların azalması nedeniyle erişkinlerde tekrarlanmalıdır. Sağlıklı erişkinler her 10 yılda bir tetanoz-difteri aşısı olmalıdır. Gebelikte 27. ve 36. hafta arasında yapılması gereken bu aşı sayesinde yenidoğan tetanozu önlenmiş olur. Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu “Tetanoz bakterisi doğada çok yaygın halde olduğundan bahçede bile olan basit yaralanma, örneğin gül dikeni batmasıyla dahi tetanoz enfeksiyonu gelişebillir” diyor.
Ülkemizde hepatit aşılarının çocukluk aşı takvimine girmesiyle birlikte Hepatit B ve Hepatit A hastalığı daha az görülmektedir. Ancak 1998’den önce doğmuş olan kişilerde aşı olmadığından erişkinler de Hepatit B ve Hepatit A için aşılanmalıdır. Hepatit B aşısı 6 ay içinde 3 doz, Hepatit A aşısı 6 ay içinde 2 doz olarak uygulanmaktadır. Hepatit A aşısı kirli su ve gıdalarla bulaşan, karaciğerde iltihap yapan bulaşıcı hastalıkları önlerken, Hepatit B aşısı ise siroz ve karaciğer kanserinden de korumaktadır.
Türkiye’de canlı olmayan Zona aşısı 2024’ten bu yana uygulanmaktadır. Ciltte içi sulu yaralara ve haftalarca hatta aylarca sürebilen şiddetli yaygın ağrılara neden olan zona virüsü, görme ve işitme kaybına da yol açabilmektedir. Zona aşısı 6 ay içinde toplam iki doz yapılmaktadır. Özellikle 50 yaş üzeri sağlıklı kişiler ya da 50 yaş altında bağışıklık sistemi zayıf olan veya kronik hastalığı olan kişilere uygulanabilmektedir.
İnsanların yüzde 85’i hayatlarının bir döneminde HPV virüsü ile enfekte olmaktadır. HPV insanda genital siğil, serviks kanseri, vajinal, vulvar, anal kanserler, baş boyun kanserleri vb yol açabilmektedir. Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu “Önceden 4 HPV virüsünü içeren aşı uygulanırken artık 9 HPV türünü içeren aşı uygulanmaktadır. Tercihen cinsel aktif olmadan önce tamamlanması istenen bu aşının cinsel aktivite başlaması sonrası da uygulanması önerilmektedir. Altı ay içinde 3 doz uygulanan bu aşı kadınlarda özellikle rahim ağzı kanserini önlemesi açısından kanseri engelleyen iki aşıdan biridir” diyor.
#ErişkinAşılaması #SağlıklıToplum #EnfeksiyonHastalıkları #AşıBilinci #Influenza #Bağışıklık #KoruyucuSağlık #AşıİleKorun #AcıbademHastanesi #HülyaKuşoğlu #SağlıklıYaşAlma #ToplumSağlığı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity
700 Konutluk Sosyal Konut Modeli Çeşme’den Türkiye’ye Örnek Olacak
Çeşme Belediyesi Olağanüstü Meclis Toplantısı’nda, ilçenin yaklaşık 20 yıldır gündeminde olan Kiralık Sosyal Konut Projesi oy birliğiyle kabul edildi. Belediye Başkanı Lâl Denizli, proje tasarımını meclis üyelerine ve canlı yayında izleyen vatandaşlara sundu. Alınan karar, Çeşme’de sosyal belediyecilik adına tarihi bir adım olarak kayda geçti.
Reisdere Mahallesi’nde hayata geçirilecek proje, dar gelirli vatandaşların güvenli ve sürdürülebilir konutlara erişimini hedefliyor. Toplamda 700 konut üretilecek, ilk etapta 100 konut inşa edilecek. Konutların büyük bölümü 1+1 ve 2+1 tiplerinde, tek katlı ve bahçeli olarak tasarlanacak.
Başkan Denizli, barınma krizinin toplumsal bir mesele haline geldiğini vurgulayarak, “Konut bir yatırım değil, temel bir insan hakkıdır” dedi. Projede kiraların hane gelirinin %30’unu aşmayacak şekilde belirleneceği, uzun vadeli kiracılık esas alınacağı ve sosyal adalet ilkelerinin gözetileceği açıklandı.
Sürdürülebilirlik kapsamında güneş panelleri, yağmur suyu hasadı ve doğal iklimlendirme sistemleriyle enerji ve su giderlerinin azaltılması hedefleniyor. Başkan Denizli, “Çeşme Modeli, Türkiye’de sosyal belediyecilik için örnek olacak” ifadelerini kullandı.
#ÇeşmeBelediyesi #SosyalKonut #YerelYönetim #KiralıkKonut #ÇeşmeModeli #Belediyecilik #SosyalBelediyecilik #YerelHaber #Çeşme #KonutHakkı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity
Üniversite-Sanayi El Ele: Eksun Gıda’dan Geleceğe Yatırım
Eksun Gıda, akademik bilgiyle sanayi deneyimini buluşturacak yeni bir iş birliğine imza attı. Konya Selçuk Üniversitesi ile yapılan stratejik protokol kapsamında, şirketin Konya’daki fabrikasında Ar-Ge ve inovasyon süreçlerinin geliştirilmesi, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi ve sektör odaklı akademik çalışmaların desteklenmesi hedefleniyor.
Protokol; Ar-Ge projeleri, teknik danışmanlık, tez çalışmaları, laboratuvar ve altyapı olanaklarının paylaşımı gibi birçok alanda ortak çalışma fırsatları sunarken, öğrencilerin iş hayatına kazandırılmasını da kapsıyor. Uzun soluklu bu iş birliği modeli, hem sektörel gelişim hem de toplumsal fayda açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO’su Hasan Abdullah Özkan, iş birliğine ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“İmzaladığımız bu protokol, iki kurumun birlikte Ar-Ge, inovasyon ve teknoloji geliştirmelerinin yanı sıra sektöre yetişmiş insan kaynağı kazandırmayı amaçlıyor. Selçuk Üniversitesi ile yaptığımız stratejik iş birliği, genç mühendis adaylarının yetkinliklerini geliştirmeleri, sahaya dokunan projelerde yer almaları ve gerçek üretim süreçlerini deneyimlemeleri açısından da önemli fırsatlar sunuyor.”
Selçuk Üniversitesi Akşehir Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi ise protokol kapsamında TÜBİTAK, AB ve SAN-TEZ gibi ulusal ve uluslararası destek programlarına yönelik projeler geliştirilmesini, tez çalışmalarının sektörel ihtiyaçlara entegre edilmesini ve akademik danışmanlık süreçlerinin desteklenmesini planlıyor. Öğrencilere uygulamalı eğitim, staj ve saha destekli öğrenme imkânları sunan programlar da iş birliğinin önemli parçaları arasında yer alıyor.
Bu stratejik ortaklık, bilimsel üretimin sektörel ihtiyaçlarla buluşmasını sağlayarak hem gıda sektörüne hem de Türkiye ekonomisine uzun vadeli katkılar sunmayı amaçlıyor.
#EksunGıda #SelçukÜniversitesi #ArGe #İnovasyon #ÜniversiteSanayiİşBirliği #GıdaSektörü #Ekonomi #İnsanKaynağı #StratejikOrtaklık #TürkiyeEkonomisi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity
McDonald’s Türkiye’den 1 Milyar Dolarlık Katkı ve 2 Bin Yeni İstihdam
McDonald’s Türkiye, 2025 yılını güçlü büyüme rakamlarıyla kapattı. Yüzde 98 yerli girdi yaklaşımıyla Türkiye ekonomisine 1 milyar dolarlık üretim katkısı sağlayan şirket, yeni yatırımlar ve istihdam hamleleriyle öne çıktı. McDonald’s Türkiye CEO’su Mwaffak Kanjee, “306 restoranımız ve 10 bini aşkın çalışanımızla hizmet ağımızı hızla genişletiyoruz. Bu yıl da 38 yeni restoran açılışı ve 2 bin kişilik yeni istihdam hedefiyle misafirlerimizi mutlu ederken ülkemiz için değer üretmeyi sürdüreceğiz” dedi.
1986’dan bu yana Türkiye’de faaliyet gösteren McDonald’s, 2025’te İstanbul, İzmir, Antalya, Ankara, Eskişehir ve Bursa’nın yanı sıra turizm bölgelerinde de yeni restoranlar açtı. Kanjee, beş yıl içinde 500 restorana ulaşmayı hedeflediklerini vurguladı.
Şirketin kapsayıcı istihdam politikası da dikkat çekiyor. Kadın çalışan oranı yüzde 50,5’e ulaşırken, İŞKUR ve yerel belediyelerle yapılan iş birlikleri sayesinde kadınlara esnek çalışma düzeniyle daha fazla fırsat sunuluyor.
McDonald’s Türkiye, dijitalleşme yatırımlarını da hızlandırdı. “Geleceğin Restoran Deneyimi” kapsamında ülke genelinde 594 sipariş kioskunu devreye alan marka, bu dönüşümle global yönetim ekiplerinin ilgisini çekti. ABD’den Güney Kore’ye birçok ülke, Türkiye’deki uygulamaları yerinde incelemek üzere ziyaretlerde bulundu.
2025 yılı iletişim kampanyalarıyla da öne çıkan McDonald’s Türkiye, Kristal Elma’dan gümüş ödül, IPRA Golden World Awards ve Altın Pusula gibi prestijli ödüller kazandı. Effie ve Mixx Awards’ta ikişer altın ödül elde eden marka, Great Place to Work tarafından “Genç Kuşaklar İçin En İyi İşverenler” listesine seçildi.
#McDonaldsTürkiye #EkonomiKatkısı #Yeniİstihdam #RestoranYatırımı #Kadınİstihdamı #Dijitalleşme #GıdaSektörü #TürkiyeEkonomisi #GlobalBaşarı #McDonalds2025 #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity