Baş ağrısı deyip geçmeyin!

Baş ağrısı deyip geçmeyin!

Stres, uykusuzluk ya da gerilim gibi küçük nedenlerle oluşabilen baş ağrıları kimi zaman migren, menenjit, ağır enfeksiyon gibi ciddi durumlarda da ortaya çıkabilir. Liv Hospital Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Nebil Yıldız baş ağrısında dikkat edilmesi gereken sinyalleri anlattı.

Prof. Dr. Nebil Yıldız

Prof. Dr. Nebil Yıldız

Gribal enfeksiyonda baş ağrısı ön plandadır
Enfeksiyonla eş zamanlı gelişen; akut, hastalık kötüleştikçe belirginleşen, tedavisi ile de gerileyen baş ağrıları enfeksiyonla ilişkili olarak kabul edilir. Enfeksiyon gerilim ya da migren tipi baş ağrısını tetikleyebilir, tansiyonun yükselmesine yol açarak da baş ağrısı yapabilir.

Sinüs enfeksiyonlarında burun da tıkanır
Sinüs enfeksiyonlarında ilgili sinüs üzerinde hassasiyet, daha çok alında, burun kemeri ve kökü üzerinde ağrı, hassasiyet, burun tıkanıklığı, burun ve geniz akıntısı, eğilmekle ve eforla artan şiddetli ağrı tanımlanır. Kulak enfeksiyonlarında, kulak arkası ve üzerine, çeneye vuran ağrılarla, boğaz enfeksiyonlarında da boyuna, kulağa, kulak çevresine vuran ağrılarla karşılaşılabilir. Enfeksiyonlarda, özellikle de gribal enfeksiyonlarda yaygın kas ağrıları, kas tutulumları görülebilir, omuz boyun bölgesindeki kas spazmları, kafanın arkasına kulak arkası ve üzerine şakak bölgelerine doğru ağrıya sebep olabilir.

Ağrıyla birlikte ateş varsa dikkat
Baş ağrısı ve ateş birlikteliğinde, kafa içi enfeksiyon (Bakteriel menenjit, apse; fungal, parazitik, viral menenjit, ensefalit) ya da kafa dışı enfeksiyon (göz, kulak, burun, sinüs, boğaz) nedenleri dışlanmaya çalışılır. Bunlara ait belirti ve bulgu yoksa enfeksiyonla beraber başlayan bir baş ağrısı söz konusu ise sistemik enfeksiyona (viral, bakteriyel, fungal) ikincil baş ağrısı olarak kabul edilir.

Liv Hospital

Menenjit ensede ağrı ve sertlik yapar
Menenjit ile ilişkili baş ağrısı, tüm kafada yaygın ama ensede daha belirgindir ve ense sertliği bulguları eşlik eder. Beyin zarındaki duyusal sinirlerin, bakteriyel toksinler, savunma cevabı ile salınan prostaglandin, sitokin, bradikinin gibi maddelerle, uyarılması ağrıyı başlatır. Ensefalit yani beynin iltihabı gelişirse de kafa içi basıncın artışı ağrıyı daha da arttırır. Baş ağrısı çok ön planda ve şiddetli ise, bulantı kusma ateş eşlik ediyor ve ense sertliği saptanıyorsa menenjit mutlaka düşünülmelidir. Mental ve davranışsal değişiklikler, nöbetler eşlik ediyor ve bazı nörolojik ek belirtiler de olaya katılıyorsa da ensefalit düşünülmelidir.

Covid 19 enfeksiyonunda da baş ağrısı gelişebilir
Tek başına baş ağrısı Covid 19 enfeksiyonu kanıtı olarak kabul edilmiyor. Baş ağrısı ile birlikte ateş ve öksürük, boğaz ağrısı, kas ağrıları, nefes darlığı, halsizlik gibi yakınmaların varlığında belirtilerden biri olarak addedilebilir.

Bakanlıkta adı var. Bütçesi yok!

Bakanlıkta adı var. Bütçesi yok!

DEVA Partisi Doğa ve Çevre Politikaları Başkanı Evrim Rızvanoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın iklim değişikliği ile mücadelede politikalarını eleştirdi. Rızvanoğlu, “Bakanlığın adında; ‘çevre’ var, ‘iklim değişikliği’ var, keza görev tanımında da var. Ancak; ne Bakan’ın gündeminde ne de Bakanlığın bütçesinde çevre ve iklim değişikliği yok!” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi İstanbul Milletvekili ve Doğa ve Çevre Politikaları Başkanı Evrim Rızvanoğlu, 2024 yılının bütçesinin görüşüldüğü TBMM Genel Kurulu’nda söz alarak, çevre ve iklim değişikliği üzerine konuştu.

‘Ekonomik istikrarımızı, toplumsal refahımızı ve ulusal güvenliğimizi doğrudan etkileyen bu konuyu yokmuş gibi davranamazsınız’

“Bakanlığın adında; ‘çevre’ var, ‘iklim değişikliği’ var, keza görev tanımında da var. Ancak; ne Bakan’ın gündeminde ne de Bakanlığın bütçesinde çevre ve iklim değişikliği yok!” diyen Rızvanoğlu, “Siz, iklim değişikliği ile mücadeleyi önemsemeyebilir hatta kalkınmamızın önüne geçiyor diye düşünebilirsiniz. Ancak; ekonomik istikrarımızı, toplumsal refahımızı ve ulusal güvenliğimizi doğrudan etkileyen bu konuyu yokmuş gibi davranamazsınız.” sözleriyle iktidarın çevre ve iklim değişikliği konusunda politika üretmemesini eleştirdi.

‘İklim mücadelesinde biraz samimi iseniz, kafanızı kaldırıp etrafınızda neler oluyor bir bakın’

Çevre ve İklim Değişikliği programı için ayrılan bütçenin sadece 13 milyar 434 milyon TL, yani bütçenin %0.121’i olduğunu vurgulayan Rızvanoğlu, “Anlaşılan o ki, Sayın Bakan için görev alanındaki konular, kendi hemşehri spor kulübünün maç kazanması kadar önemli değil! İklim mücadelesinde biraz samimi iseniz, kafanızı kaldırıp etrafınızda neler oluyor bir bakın.” diye konuştu.

İktidarın iklim değişikliği ile mücadele etmemesinin sonuçlarını sıralayan Rızvanoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Eğer siyasi iradeleri olsaydı, iklim değişikliği performans endeksinde yani iklim karnesinde bir yılda tam dokuz sıra gerilemezdik.

Eğer siyasi iradeleri olsaydı, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Zirvesi COP28’de, 132, ülke yenilenebilir enerjiyi artırma taahhüdünü imzalarken, Türkiye geride durmazdı. Hem de Türkiye gibi güneş potansiyeli yüksek bir ülkede!

Eğer siyasi iradeleri olsaydı, iklim değişikliği ile mücadelede en önemli yutak alanlarımız olan ormanlar hektar hektar ranta açılmazdı.”

‘Çevre ve iklim değişikliği konuları, şehircilikten ayrılmalı’

Çevre ve iklim konularına samimi yaklaşılması için öncelikli konulardan birisinin bakanlık yapılanmasında, çevre ve iklim değişikliği konularının, şehircilikten ayrılması olduğunu savunan Rızvanoğlu, “Demiyoruz ki; şehircilik önemli değil.  Biz diyoruz ki; yaklaşan iklim değişikliği felaketine karşı el frenini çekmekte gecikmeyelim, konuşmaktan korkmayalım ve gerekli bütçeyi ayıralım. İşte o zaman hem sürdürülebilir kalkınmayı sağlayabilir, hem de gelecek nesillere daha yaşanabilir bir Türkiye bırakabiliriz.” ifadeleriyle konuşmasını sonlandırdı.

Özdağ “PKK ve YPG Türkiye’yi basmaya hazırlanmakta”

Özdağ “PKK ve YPG Türkiye’yi basmaya hazırlanmakta”

“Pkk ile artık stratejik mücadele dönemine girmesi kaçınılmaz olmuştur. Eğer içinden geçtiğimiz aşamada gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra pkk’yla stratejik mücadeleye girmez isek ne yazık ki böyle bir mücadeleyi Türkiye içerisinde yapmak zorunda kalırız.”

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Sivas’ta basın açıklaması yaptı.

Prof. Dr. Ümit Özdağ: Son üç gündür Kuzey Irak’tan gelen üzücü haberlerle Türk milletinin yüreği kan ağlıyor. Yaşanan hadiseler aslında hiç şaşırtıcı değil. Ülkemizin etrafındaki ateş çemberi her geçen gün daralıyor. Zafer Partisi olarak ülkemizin ağır bir kuşatma altında olduğu ve bu kuşatmanın her geçen gün daha da daraldığı konusunda aylardan beri ısrarla Türk devletini yönetmeye çalışan ve yönetemeyen kadroyu, Türk siyasetini ve Türk halkını uyarıyoruz. Ancak atılması gereken adımlar atılmadığı gibi Türkiye’yi ağır tehditlerle karşı karşıya bırakacak adımlar, hamleler ardı arkası kesilmeden gerçekleştiriliyor.

“Silahlı Kuvvetler içerisinde ayrışmaya neden olacak politikaları cesaretlendirmek vatana açık şekilde ihanettir.”

Bakın, Kuzey Irak’ta terör örgütünün gerçek niteliği önümüzdeki günlerde daha açık bir şekilde ortaya çıkacağı saldırısından önce Türkiye’de bir başka gelişme yaşandı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde subay sınıfının en altındaki rütbe teğmendir. Teğmenler arasında Atatürk’ün fotoğrafını taşıyıp taşımamaktan dolayı bir kavga çıktı. Daha sonra Cumhuriyete, Anayasaya, Türk Milletine, Atatürk’e değil bağlılığı bir tarikat şeyhine olan üniforma giydirilmiş bir kişi Atatürk fotoğrafını göğsüne takmayı reddetti. Buna karşı çıkan teğmenler de müdahalede bulundular. Şimdi, Savunma Bakanlığı her iki tarafa da eşit muamele yaptığını söylüyor. Bir tarafta Atatürk’ün resmini takmayı reddeden emir komuta dışına çıkmış, hiyerarşisini komutanlarına göre değil de mensup olduğu tarikata göre belirleyen adamlar var. Öbür tarafta da başkomutan olarak Atatürk’ü tanıyan teğmenler var. 15 Temmuz’da Türkiye’nin başına neyin geldiğini hepimiz gayet net hatırlıyoruz. Bir yandan pkk terör örgütü, öbür taraftan ypg adlı terör örgütü, Ege’de Amerikan kuvvetlerinin kuşatması, güneyde İngiliz, Fransız, Amerikan güçlerinin konuçlanması yaşanan bir ülkede Silahlı Kuvvetler içerisinde ayrışmaya neden olacak politikaları cesaretlendirmek vatana açık şekilde ihanettir. Birbirlerine Ankara’da, İstanbul’da, Kırıkkale’de sırtını dönemeyen teğmenlere hangi birlikle hangi düşmana karşı mücadele edebilirsiniz? Ülkemizin yakın geçmişte yaşadığı bir Balkan bozgunu vardır. Bunun nedeni ordunun içindeki nifaktır. Ülkemiz ağır bir kuşatma altındayken yine ağır tehditlerle karşı karşıyayken Silahlı Kuvvetlerimizin içerisine hiçbir nifakın girmesine izin verilmemelidir. Bu konuda öncelikli sorumluluk Recep Tayyip Erdoğan ve sonra Milli Savunma Bakanındadır, Genel Kurmay Başkanındadır.

“Pkk ve ypg bu bölgelerde varlıklarını koruma, silahlı kabiliyetlerini ve yeteneklerini artırma ve zamanı geldiği zaman nasıl üslerimizi bastılarsa Türkiye’yi basmaya hazırlanmaktadırlar.”

Önümüzdeki günlerde ifade ettiğim gibi pkk’nın Kuzey Irak’ta Hakkari Dağ Komando Tugayı’na ait birliklerimizin üssüne yapmış olduğu saldırının gerçek kapsamı ortaya çıkacaktır. Arkasındaki güç, verilen teknik destek de ortaya çıkacaktır. Bu konuda bize ulaşan bazı ham bilgilerin netleşmesini ve yetkililer tarafından Türk kamuoyuyla paylaşılmasını bekliyoruz. Bu son gelişme de göstermiştir ki pkk ile operasyonel ve taktik düzeyde mücadele edilmekte fakat stratejik bir mücadele verilmemektedir. Her geçen gün pkk’nın ve ypg’nin lehine işlemektedir. Çünkü Irak ve Suriye’de pkk/ypg – ABD ittifakı netleşmiş durumdadır. Pkk ve ypg bu bölgelerde varlıklarını koruma, silahlı kabiliyetlerini ve yeteneklerini artırma ve zamanı geldiği zaman nasıl üslerimizi bastılarsa Türkiye’yi basmaya hazırlanmaktadırlar. Bunu yıllardan beri stratejik göç mühendisliği ile toplumsal dokusu bozulan ülkemizin karşı karşıya olduğu ağır tehdidin ne olduğunu anlatırken yüzlerce kez ifade ettik. Görmemezlikten, duymamazlıktan gelinmeye çalışıldı. Pkk ile artık stratejik mücadele dönemine girmesi kaçınılmaz olmuştur. Eğer içinden geçtiğimiz aşamada gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra pkk’yla stratejik mücadeleye girmez isek ne yazık ki böyle bir mücadeleyi Türkiye içerisinde yapmak zorunda kalırız. İnisiyatif böyle bir süreçte Türkiye’nin değil pkk’nın elinde olur. Türkiye kuşatılmış vaziyette. İçeride kurumsal yapısı ağır tahrip olmuş vaziyette. Terörle mücadelede deneyimli kadroları, liyakatli değil yandaşlığı ön plana çıkartan hükümet politikalarından dolayı emekliye sevk edilmiş durumda.

“Yapılması gereken stratejik mücadele kapsamında 1996 – 1997 yıllarında olduğu gibi gerekirse Suriye’yi tehdit ederek ve Suriye savaşını göze alarak pkk terörünü sonlandırma sürecini tetiklediğimiz ve Öcalan’ı yakalama sürecini tetiklediğimiz gibi bir dönemi başlatmak zorundayız”

1917’de savaşın Türkiye cephesinde Enver Paşa tarafından kötü yönetildiğini düşünen Yakup Cemil ki Enver Paşa’nın en yakın arkadaşlarından bir tanesidir. Enver Paşa’yı devirerek Mustafa Kemal Paşa’yı Harbiye Nazırı yapmayı planlar. Bu plan ortaya çıkar ve idam edilir, kurşuna dizilir. Sonra İttihat ve Terakki merkezinde bu konu konuşulur. “Peki, Yakup Cemil’i kurşuna dizdik ama başarılı olsaydı Mustafa Kemal’i getirecekti. Ona bir ceza verilmeyecek mi?” denildiği zaman Talat Paşa şu cevabı verir: “Yarın yine bir Anafartalar’la karşı karşıya kalırsa bu millet Mustafa Kemal’e yine ihtiyaç olacak.” Bugün terörle mücadelenin parlak kadrolarını, deneyimli kadrolarını emekliye sevk edenler hayatlarında terörün t’sini bilmeyen, milli güvenliğin m’sini bilmeyenler bunu bilmelidirler ki yarın bu kadroların da Türkiye’nin, Türk milletinin çok ihtiyacı olabilir. Yapılması gereken stratejik mücadele kapsamında 1996 – 1997 yıllarında olduğu gibi gerekirse Suriye’yi tehdit ederek ve Suriye savaşını göze alarak pkk terörünü sonlandırma sürecini tetiklediğimiz ve Öcalan’ı yakalama sürecini tetiklediğimiz gibi bir dönemi başlatmak zorundayız. Türkiye’nin etrafında kurulmakta kurt kapanını ancak şimdi ve buradan kırarak başarabiliriz. Çünkü bir taraftan pkk/ypg bize saldırırken diğer taraftan Kafkaslarda Ermenistan’ın Batı desteği ile Azerbaycan’a saldırma çalışmalarının tekrar başladığını Zafer Partisi olarak endişe ile izliyoruz. Batı, Azerbaycan ve Türkiye’nin Kafkaslar’da Ermenistan’a karşı kazanmış olduğu galibiyeti hazmedemedi. Kaybettikleri Azerbaycan’a ait Türk topraklarını tekrar işgal etme hazırlıklarına başlamış durumdalar. Türkiye’nin Orda Doğu’da pkk tarafından kontrol ve oyalanma sürecinde kuzeyde de böyle bir gelişmeye hazır olmalı ve gerekirse hem Orta Doğu hem Kafkas cephesinde bir mücadeleyi göğüslemeyi ve taşımayı, bunun hesabını yapmayı şimdiden gerçekleştirmelidir.

‘Analar ağlamasın’ diyordunuz pkk ile masaya otururken. Askeri hastaneleri kapatarak anaların ağlamasına siz neden oluyorsunuz.

Bütün bunlar olurken Zafer Partisi olarak atılması gereken hızlı adımları da tekrar ifade etmek istiyoruz. Savaşan bir ordunun askerinin en fazla ihtiyaç duyduğu şey cephane, gıda ve yaralandığı zaman güveneceği doktordur. Askeri sağlık sistemi tasfiye edilmiştir. İsviçre ordusunun bile askeri hastanesi var. Türk ordusunun askeri hastanesi yok. İnanılır gibi değil. Askeri sağlık sistemi derhal açılmalıdır. Bırakın deneyimli eski askeri doktorlarımız tekrar organize olsunlar ve yaralanan Mehmetçikleri kurtarabilsinler. ‘Analar ağlamasın’ diyordunuz pkk ile masaya otururken. Askeri hastaneleri kapatarak anaların ağlamasına siz neden oluyorsunuz. Diyarbakır Askeri Hastanesi için kullanılan bir kavram vardı, “Kapıya kadar canlı getirin ondan sonra biz kurtarırız.” Bu kadar deneyimli bir askeri sağlık sistemimiz vardı bizim. Evet, içine FETÖ’cüler sızmıştı. Atarsınız FETÖ’cüleri devam edersiniz. İçine sızmış her kurum ortadan kaldırılır mı? Askeri yargıya derhal ihtiyacımız var. İçine bu kadar casus, değişik örgütlerin sızdığı bir Silahlı Kuvvetlerde disiplini nasıl muhafaza edersiniz başka türlü?

“Hulisi Akar’a soruyorum”

Eski Savunma Bakanına bir şey sormak istiyorum; eski askeri idare mahkemesi hakimleri siz Savunma Bakanıyken sizi ziyarete geldikleri zaman orduda disiplinin uçurumdan aşağıya düştüğü ifadesini kullandınız mı kullanmadınız mı? Eğer bu ifadeyi kullandıysanız Milli Savunma Bakanı olarak ve eski Genel Kurmay Başkanı olarak neden gereğini yerine getirmediniz? Siz, Mareşal Çakmak’tan sonra TSK’nın bir numarası olmak mevkiinde en uzun süre kalan insansınız. Neden Erdoğan’a askeri mahkemelerin gerekli olduğunu anlatmıyorsunuz? Askeri mahkemeler derhal kurulmalıdır.

Meclis’teki teröre karşı bildiri

Bütün bunlar yapılırken iç cephede de birliğin sağlanması lazım. Meclis’te düşünebiliyor musunuz; bu son terör olaylarının kınanması söz konusu oluyor, AKP – MHP – İyi Parti – Saadet Partisi kınama için bildiri veriyorlar. CHP ve HDP buna katılmıyor. İktidarın ortağı olan HÜDA PAR’ın ne söylediğini duyan var mı aranızda? Pkk terörünü kınıyor mu? Hayır, o da alkışlıyor.

Türkiye sadece dışarıdan kuşatılmıyor içeriden de ne yazık ki hançerleniyor. Buna rağmen ülkemiz yaşadığı bu ağır sorunları muhakkak aşacaktır. Biz, Zafer Partisi kadroları olarak devleti, uluslararası ilişkileri, güvenlik sistemini bilen hakim deneyimli kadrolara sahibiz. Pkk terörü biter, bitirilebilir. Türkiye’nin etrafındaki çember kırılır ve Türkiye’ye yönelik örtülü istila sona erdirilebilir. Türk milleti buna muktedirdir. Türk devleti bunu gerçekleştirebilir.

Tepe Home Genel Müdürü Levent Çapan yılı değerlendirdi

Tepe Home Genel Müdürü Levent Çapan yılı değerlendirdi

Tepe Home Genel Müdürü Levent Çapan yaptığı açıklamada, Tepe Home olarak 2023 yılını nasıl geride bıraktıklarını anlattı. 2024 hedeflerinden de bahseden Çapan “Daima daha iyinin arayışında, güçlenmeye ve büyümeye devam edeceğiz.” açıklamasında bulundu.

Tepe Home’un 2024 yılı planlarından bahsederken, 2023’ü de değerlendiren Tepe Home Genel Müdürü Levent Çapan, “Bursa Nilüfer mağazamızın ve Adana bayimizin açılışlarını gerçekleştirdik. Bugün itibarıyla Türkiye’de toplamda 18 satış noktamız bulunuyor. Perakende sektörünün yanı sıra, inşaat projelerinde çözüm ortaklıklarımız ve toplu satışlarımız devam etti. Geniş bir ürün yelpazesi ile Türkiye’nin her köşesine gönderim yaptığımız web sitemizde de çok başarılı bir dönem geçirdik. Aldığımız hızlı ve doğru stratejik kararlarla büyüme ivmemizi destekleyerek hedeflerimizin üzerine çıktığımız bir yılı geride bıraktığımızı söyleyebiliriz.” açıklamasında bulundu.

Sürdürülebilirlikte önemli adımlar

2023 yılında Tepe Home olarak sürdürülebilir bir dünya için önemli projelere imza attıklarını ifade eden Levent Çapan, şubat ayı itibarıyla üretimlerinin %100’ünü yenilenebilir bir kaynak olan güneş enerjisinden sağladıklarını belirtti.

Depremzede istihdamına katkı sağladık

“2023’te yaşanan deprem felaketinin sonucunda ülkece çok kötü günler geçirdik.” diyen Çapan, “Zor zamanların üstesinden birlik olarak gelebileceğimiz inancıyla, ilk günden itibaren grup şirketlerimizle birlikte yardım seferberliğine katıldık.

2024’te yeni yatırımlar olacak

Bodrum, Ankara, İzmir ve İstanbul’da toplamda 5 yeni mağaza açmak istediklerini aktaran Çapan “Perakende, e-ticaret, ihracat, bayilik ve projeli işler olmak üzere 5 ayrı satış kolunda operasyonlarını sürdüren bir şirket olarak her geçen gün artan talebe karşılık verebilmek için üretim kapasitemizi artırıcı yeni yatırımlar yapacağız.

Doğaya saygılı projeler

“Sürdürülebilirlik odaklı çalışmalarımız kapsamında, atık yönetimi, enerji verimliliği ve su yönetimini önemsiyor, sera gazı emisyonlarını azaltmak için farklı departmanlarımızda verimli çalışmalar yapıyoruz. Yeni dönemde, daha az enerji tüketen makinelerle makine parkurumuzu güncellemeye devam edeceğiz. Yenilikçi stratejilerle güçlenmeye ve büyümeye devam edeceğiz.”

Mavi Balık yılbaşında menüyü fikslemiyor

Mavi Balık yılbaşında menüyü fikslemiyor

Kuruçeşme’de, İstanbul Boğazı’na nazır konumuyla Mavi Balık Restaurant, yılbaşı gecesinde hazır. Yeni yılı Mavi Balık Restaurant’ta karşılamak isteyenler, fiks menü ile sınırlandırılmadan diledikleri lezzetler eşliğinde 2024’e merhaba diyecek.

İşlemeci Yüksel Parlak, “Bizim için misafir memnuniyeti her şeyden önemli. Bu nedenle, misafirlerimiz bir yıl boyunca aldıkları hizmeti ve lezzetleri aynı fiyatla yılbaşı gecesinde de deneyimlesin istiyoruz. Geleneksel anlayışın aksine, sadece yılbaşı günü için farklı bir fiyat uygulaması yapmıyoruz. Misafirlerimiz, her zamanki gibi gün sonunda yediği içtiği kadarını ödeyeceğini biliyor” dedi.

Hidrojen ve mobilitenin ötesindeki yazılım

Hidrojen ve mobilitenin ötesindeki yazılım

Hyundai Motor Company, CES 2024’te gelecek teknolojilerini ve hidrjonle ilgili vizyonunu açıklamaya hazırlanıyor. Her yıl düzenli olarak yapılan ve tüketici elektroniği kadar otomotiv dünyasını da yakından ilgilendiren etkinlikte Hyundai, hidrojen enerjisi ekosistemi için yazılım ve yapay zeka vizyonunu ‘Her yolu kolaylaştırın’ teması altında paylaşacak.

Hyundai, hidrojenle çalışan ve yazılım odaklı dönüşümün insanlığa nasıl faydalar sağlayacağını anlatacak. Ayrıca, insanların günlük yaşamlarına daha fazla konfor katmak için mobilitenin ötesindeki yenilikleri de ziyaretçilerle paylaşacak.

Hyundai’nin gelecek planı, hidrojenle çalışan bir topluma doğru geçişi hızlandırmak ve Hyundai Motor Grubu’na bağlı şirketlerin yeteneklerini bir araya getirmek. Hyundai, hidrojen değer zincirini etkili bir şekilde oluşturmak için de modüler hidrojen araç planlarını da açıklayacak.