Kapağı şişen konservelere dikkat

Yapılan araştırmalar beslenme, tütün kullanımı ve egzersizin kanserle arasındaki ilişkiyi ortaya koyuyor. Sağlıklı beslenme ve egzersiz alışkanlığı ile zararlı kimyasal maddelerin vücutta kanser yapıcı etkilerinin önlenebildiğini paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Mümkün olduğunca doğal, taze ve mevsimine uygun beslenme, katkı maddesi içeren besinlerden kaçınma, beyaz ekmek yerine kepekli esmer ekmek yeme, asitli ve gazlı içecekler yerine meyve, süt veya ayran tercih etme, kapağı bombe yapan konservelerden uzak durma ve tuz içeriği düşük olan besinler tercih etmeye mümkün olduğunca dikkat edilmeli” dedi.

Sigara, tuzlanmış, tütsülenmiş ve yağlı besinlerin fazla tüketimi, radyasyon, fazla yağlı beslenme, bazı bakteri ve virüs enfeksiyonları, yapay kimyasallar, olumsuz çalışma koşulları, yetersiz sebze ve meyve tüketimi ve yetersiz posa tüketimi kanser riskini arttıran unsurlar arasında yer alıyor.  Bunun yanı sıra sigara içmemek ve sigarasız ortamda yaşamak, pestisit ve kimyasallara az maruz kalma, radyasyondan korunma, günlük enerjiden gelen yağ oranının yüzde 30 un altında olması, bol taze sebze-meyve tüketimi ve posadan zengin diyet ile beslenme ise kanser riskini azaltmaya yardımcı oluyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren

Sağlıklı ve dengeli beslenmenin yanı sıra düzenli egzersizin de fiziki ve mental sağlık için çok önemli olduğunun altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, kanser riskini azaltmak için 7 beslenme tavsiyesinde bulundu:

  • Yeterli ve dengeli beslenmeli, öğünlerde tüm besin gruplarından yiyeceklerin yer aldığı dengeli menüler hazırlanmalı.
  • Günde en az 5 porsiyon sebze veya meyve tüketilmeli. En az 2 porsiyonu yeşil yapraklı sebzeler veya portakal, limon gibi turunçgiller olmalı.
  • Rafine tahıllar ve saf şeker yerine tam taneli tahıllar tercih edilmeli.
  • Özellikle yağ içeriği yüksek ve işlenmiş kırmızı et tüketimi sınırlandırılmalıdır. Kırmızı et yerine balık, tavuk, kuru baklagiller tercih edilmeli.
  • Yağ alımının azaltılması için yemekler az yağla pişirilmeli, et yemekleri yağ eklenmeden kendi yağları ile pişirilmeli, kızartma, kavurma gibi pişirme yöntemleri yerine haşlama, ızgara, fırında pişirme yöntemleri tercih edilmeli.
  •  Kansere karşı tek tip beslenmeden kaçınmak gerekiyor. İster doğal ister işlenmiş gıda olsun aşırı tüketim her zaman zarar verir.
  • Pek çok hastalığın ve kanserin sebebi fazla kaloridir. Bu nedenle sebze ve meyve tüketilmeli, günlük 25-30 dakika yürüyüş yapılmalı, sigarada uzak durulmalı ve beden kitle indeksinin normal standartlarda yani 18-25 arasında tutulmasına özen gösterilmeli.
Raffles İstanbul’da iftar sofraları kuruluyor

Raffles İstanbul, bu ramazanda da iftar sofralarına davet ediyor. Canlı fasıl eşliğinde Türkiye’nin her bölgesinden yöresel lezzetlerin yer aldığı büfelerle ramazan sofralarının tadı Raffles İstanbul’da çıkıyor.

Türkiye’nin 7 farklı bölgesinden yerel lezzetlerin ramazan boyunca her gün sunulacağı büfe iftar yemeklerine, canlı fasıl programı eşlik edecek. Osmanlı mezelerinin yanı sıra odun ateşinde ızgara ve kebap çeşitleri, canlı döner istasyonu ve Türk tatlılarının yer aldığı Raffles İstanbul’un iftar büfesi özlenen iftar geleneklerini yaşatacak.

Raffles İstanbul’da, büfe iftar yemeği kişi başı 4.500 TL ile deneyimlenecek. 6 yaşa kadar olan minikler için ücretsiz olan iftar yemeği, 6-12 yaş arasındaki çocuklar için ise %50 avantaj imkânıyla sunuluyor. Aile ve dostları bir araya getiren iftar sofralarında, 10 kişi ve üzeri grup rezervasyonlarında %10, 20 kişi ve üzeri grup rezervasyonlarına ise %15 avantajlı teklif imkânı bulunuyor.

Bilgi; restaurant.reservation@raffles.com | +90 533 284 3160

Tahincioğlu’nun tüm projelerinde kampanya

Tahincioğlu; Nidapark Ataşehir, Nidapark Çankaya, Nidapark Çengelköy ve Nidapark Gündoğan projelerinde geçerli olacak yeni kampanya ve avantajlı ödeme seçenekleri oluşturdu.

Kampanya kapsamında; yüzde 5 taksitli peşinat, 48 ay 1.99 vade imkanı sunuluyor. Üstelik Tahincioğlu bünyesindeki aylık taksitler 6. ayda ödenmeye başlıyor.

Cazip ödeme planlarından oluşan sınırlı sayıda dairede geçerli olacak kampanya kapsamında; yüzde 5 taksitli peşinat, 36 ve 48 ay 1.99 vade seçenekleri sunuluyor. Üstelik Tahincioğlu bünyesindeki aylık taksitler 6. ayda ödenmeye başlıyor. 

Kampanya kapsamındaki projeleri

Nidapark Ataşehir

Nidapark Ataşehir’in son etabı 400 bin TL’den başlayan peşinatlarla satışta!

Birçok yenilik ve fırsata açık olan Ataşehir, zemini itibariyle uzmanlar tarafından İstanbul’un en sağlam bölgelerinden biri olarak gösteriliyor. İstanbul’un en genç ilçelerinden Ataşehir’de ‘şehrin pozitif enerjisi’ sloganıyla inşa edilen Nidapark Ataşehir’in son etabı satışa çıktı. Nidapark Ataşehir’in geniş teras alanları, her daireye ait büyük balkonları, üst katlarında yer alan gökyüzü pencereleri, 6 metre yüksek tavanlı galerili loft daireleri ve müstakil bahçeleri ile dikkat çeken proje, az katlı mimarisi ile bölgenin en güvenli yapılarından biri olacak. 1+1, 2+1, 3+1 ve 4+1 olmak üzere dört farklı daire seçeneği sunan proje minimum 3 maksimum 7 katlı blokların yer aldığı az katlı mimarisiyle dikkat çekiyor.

Anadolu Yakası’nın kalbinde yer alan İstanbul Finans Merkezi’ne yakın konumda yükselen Nidapark Ataşehir, eşsiz merkezi konumu, Marmaray ve üç farklı metro hattına olan yakınlığı, yanı başında yer alan İçerenköy metro durağı, alternatif bağlantı yolları ve boğaz köprülerine yakın mesafesi ile ulaşımı sorun olmaktan çıkartıyor. Kampanya kapsamında Nidapark Ataşehir’de 1+1 bir daire için %5 taksitli peşinat ile 400 bin TL peşinat ödeniyor. Aylık ödemeler ise Tahincioğlu bünyesinde 48 ay 1.99 ödeme imkanıyla taksitlendiriliyor.

Nidapark Çankaya

Nidapark Çankaya’da 270 bin TL’den başlayan peşinatlarla ev sahibi olun!

Nidapark Çankaya projesi, şehir merkezindeki ender rekreasyon alanlarından biri olan Dikmen Vadisi’nin tamamlanan ilk etabıyla planlanan ikinci etabı arasında yer alıyor. Yaklaşık 38 bin metrekare inşaat alanına sahip, kamu kurumlarına olan yakınlığıyla aynı zamanda kiralama kolaylığı da sunan Nidapark Çankaya’da; 1+1, 2+1, 3+1, 3,5+1, 4,5+1 ve ticari üniteler olmak üzere 206 adet bağımsız bölüm bulunuyor. Dikmen Vadisi manzaralı projenin sosyal donatı alanlarında ise havuz, spor salonu, güneşlenme terası, stüdyo, çocuk oyun alanı, açık hava sosyal tesis alanı ve yürüyüş yolları bulunuyor.

Kampanya kapsamında Nidapark Çankaya’da 1+1 bir daire için % 5 taksitli peşinat ile 270 bin TL peşinat ödeniyor. Aylık ödemeler ise Tahincioğlu bünyesinde 48 ay 1.99 ödeme imkanıyla taksitlendiriliyor.

Nidapark Çengelköy

Şehrin merkezindeki Nidapark Çengelköy’de 36 ay 1.99 vade fırsatı!

Çok değerli anıt ağaçları bünyesinde barındıran Nidapark Çengelköy projesinde son 15 dairenin satışları tüm hızıyla devam ediyor. Tüm dairelerinde balkon veya teras bulunan projede 10 bin metrekare yeşil alan yer alıyor. Sosyal donatıları arasında açık ve kapalı havuz, buhar banyosu, sauna, kafe, çocuk oyun alanı, yürüyüş parkurları bulunan Nidapark Çengelköy çocuklu ailelerin birinci tercihi olarak dikkat çekiyor.

Nidapark Gündoğan’da 36 Ay 1.99 vade fırsatı!

Otel konseptinde geliştirilen projede villalar 1+1, 2+1 ve 3.5+1 olarak tasarlandı. Müstakil yaşam konforu sunan özel havuzlu ve bahçeli flat villalarıyla, beyaz eşyalı mobilyalı ve dekorasyonlu iç mimarisiyle, lüks restoran, kafe, SPA merkezi ve Premium otel hizmetleriyle Nidapark Gündoğan otel konforunda bir hayat sunuyor. Nidapark Gündoğan’da metrekare aralıkları yaklaşık 50 – 156 arasında değişkenlik gösteriyor. Gündoğan merkeze 2,3 km, Yalıkavak Marina’ya 8 km, Midtown AVM’ye 15 km mesafede yükselen projenin zengin sosyal alanlarında açık yüzme havuzu, güneşlenme terasları, restoran, havuz bar, fitnes center ve SPA bulunuyor. Nidapark Gündoğan’da yüzde 5 taksitli peşinat, 36 ay 1.99 vade imkanıyla villa sahibi olmak artık çok daha kolay.

TEMA Vakfı “Ülkemizde vahşi madencilik yapılmasını istemiyoruz”

TEMA Vakfı Türkiye’deki 4. Grup madencilik faaliyetlerinin yarattığı tahribata dikkat çekti. Erzincan’daki altın madeninde yaşanan felakete ilişkin, “Üzülerek belirtmek isteriz ki bu bir kaza değildir, yaşanan felaket göz göre göre gerçekleşmiştir” açıklamasında bulundu. Vakıf, madenciliğe kapalı alanların kanunlara sınırlandırılması talebini yineledi.

13 Şubat’ta Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Madeni’nde meydana gelen göçük sebebiyle maden işçileri toprak altında kaldı. Göçükle beraber başta siyanür olmak üzere çok sayıda zehirli kimyasal içeren milyonlarca metreküp toprak Fırat Havzası’na karıştı.

Aynı maden sahasında 21 Haziran 2022’de siyanür solüsyonu borusunun patlaması sonucunda tonlarca kimyasal çevreye yayılmıştı. Bu nedenle maden şirketine para cezası kesilmiş, faaliyetleri ise geçici olarak durdurulmuştu.

Şirkete kesilen cezanın bir önlem olmadığını ifade eden Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç,  “Madenin barındırdığı tehlikelere karşı halk ve çevre sağlığı için hangi önlemlerin alındığı kamuoyu ile paylaşılmamıştır” diye konuştu.

Deniz Ataç yaşananların, ülkemizde yapılmakta olan vahşi madencilik faaliyetlerinin; yaşamımız, toprağımız, suyumuz ve havamız için büyük yıkımlara sebep olduğunu bir kez daha gözler önüne serdiğine vurgu yaparak, “Üzülerek belirtmek isteriz ki İliç’te yaşananlar bir kaza ya da kader değildir. Daha önceki felaketin ardından halk ve çevre sağlığı için bu konuda yeterli önlemlerin kesinlikle alınmadığını, bilimin ve üstün kamu yararının göz ardı edildiğini ve vahşi madenciliğin ne denli büyük tehlikeler barındırdığını büyük bir acı yaşayarak gördük” dedi.

“Yeterli inceleme yapılmadan verilen olumlu kararlar, bu faciaların davetiyesidir”

Madenin geçmişine dair bilgi veren Deniz Ataç, “Bilindiği üzere Çöpler Altın Madeni’nde inşaat çalışmaları 2009 yılında başlamış ve işletmeye geçtiği 2010 yılından bugüne kadar 4 kez kapasite artırımına gidilmiştir. 07.10.2021 tarihinde ‘Çöpler Kompleks Madeni 2. Kapasite Artışı ve Flotasyon Tesisi’ projesi hakkında ÇED Olumlu, 16.08.2023 tarihinde ise ‘Çöpler Kompleks Açık Ocak Genişleme’ projesi için ÇED Gerekli Değildir kararları verilmiştir. Vahşi madencilik faaliyetinin bitmeyen büyüme taleplerine, yeterli incelemeler yapılmadan verilen bu izinler, Fırat Havzası’nın karşı karşıya kaldığı tehlikenin ve ekosistem üzerindeki baskının artırılmasına verilen onaylar olup yaşadığımız felaketin davetiyesidir. Bu izinler verilirken göz ardı edilen önemli gerçeklerden birisi de Erzincan’ın deprem bölgesi olmasıdır. Meydana gelecek depremler, atık barajı, yığın liçi ve diğer madencilik sebepli büyük çevre felaketlerine neden olacaktır” şeklinde konuştu.

Türkiye’de son 10 yılda kamuoyunca bilinen 8 maden felaketi yaşandı

“13 Şubat’ta yaşadığımız felaket ne yazık ki ilk değil” diyen Ataç, Türkiye’de İliç ile birlikte son 10 yılda kamuoyunca bilinen 8 maden felaketi yaşandığını hatırlatarak, “2021-2024 yılları arasında; Artvin-Murgul (Ocak, 2021), Balıkesir-Ayvalık (Ocak, 2021), Giresun-Şebinkarahisar (Kasım, 2021), Balıkesir-Ayvalık (Aralık, 2021), Mersin-Toroslar (Ocak, 2022), Manisa-Gördes (Mart,2022), Erzincan-İliç (Haziran, 2022) ve Erzincan-İliç’te (Şubat, 2024) maden kaynaklı çevre felaketi yaşanmıştır. Ayrıca Şebinkarahisar’da faaliyete devam eden maden işletmesine ait atık barajının duvarının çökmesi büyük bir çevre felaketi olarak kayıtlara geçmiştir. Binlerce ton zehirli kimyasal içerikli maden atığı nedeniyle, başta yörenin su varlıkları olmak üzere Kelkit Ovası ve yöre halkı büyük bir tehditle karşı karşıya kalmıştır” diye konuştu.

ÇED başvuruları hızla artmaya devam ediyor

Öte yandan IV. Grup Madencilik faaliyetlerine ilişkin ÇED başvurularının hızla artmaya devam ettiğini belirten Ataç, “Sadece 2023 yılında petrol, doğalgaz, III. ve IV. Grup madenlere dair; ÇED süreci başlayan 525, ÇED Gerekli Değildir kararı verilen 443, ÇED olumlu kararı verilen 37 proje bulunduğunu söyledi. Ataç, “ÇED olumsuz kararı verilen ise sadece 1 proje bulunmaktadır. Görüldüğü üzere her geçen gün daha fazla maden projesi ÇED olumlu ve ÇED gerekli değildir kararları ile onay almaktadır. Tüm bu ÇED raporlarının ise etkin ve kümülatif bir etki değerlendirmesi gerçekleştirilmeden ve yeterli saha çalışmaları yapılmadan hazırlandığı görülmektedir. Bu değerlendirmelerde bilim, doğa ve üstün kamu yararı ilkelerinin önceliklendirilmediği gözlenmektedir” ifadelerini kullandı.

Siyanür ve sülfürik asit anormal doğum ve ölümcül hastalıklara sebep olabiliyor

Özellikle altın madenciliğinde sülfürik asit ya da siyanür gibi çeşitli zehirli maddelerin kullanımıyla uygulanan liçleme yönteminin etkilerine de değinen Ataç, “Liçleme sırasında kullanılan kimyasal, toprak içinde bulunan arsenik, antimon, kadmiyum, kurşun, civa, çinko gibi ağır metalleri de serbestleştirip zararlı formlara dönüştürüyor. Toksik özellik taşıyan bu metaller soluma, beslenme yoluyla canlı bedeninde birikerek ölümcül vakalar dahil birçok hastalığa neden olabiliyor. Soluma, su ve gıdanın tüketilmesi yoluyla vücuda alınan siyanür ve diğer ağır metaller nedeniyle tüm canlılarda akut ve kronik zehirlenme, kansızlık, kalp yetmezliği, kanser, böbrek yetmezliği, akıl hastalıkları, anormal doğumlar görülebiliyor” dedi.

Kanun korumazsa maden yaşatmaz!

“Çevre ve insan sağlığı için önlenemez riskler barındıran vahşi madencilik son bulmalı, siyanür, sülfürik asit gibi zehirli kimyasallarla yapılan yığın liç yöntemi yasaklanmalıdır” diyen Ataç, “Ne yazık ki mevzuatımız bu durumu önlemek, bu tehdidi ortadan kaldırmak için herhangi bir önleyici, sınırlayıcı, korumacı bir tedbir öngörmüyor, aksine her yerde madencilik faaliyeti yapılabilmesine izin veriyor. Bu tehdidi ortadan kaldırmanın, ekosistemi korumanın ve yaşamın sürdürülebilirliğini sağlamanın tek bir yolu var; maden yapılamayacak yerleri belirlemek ve kanunla koruma altına almak. Çünkü biliyoruz ki; kanun korumazsa maden yaşatmaz” diyerek Vakfın talebini yineledi.

Aklımız ve yüreğimiz toprak altındaki emekçilerimizde

Ataç “Milyonlarca ton kimyasal atık altında yaşam mücadelesi veren maden emekçilerimizin bir an önce kurtarılmalarına ilişkin umudumuzu koruyoruz. Zehirli kimyasal içerikli toprağa, ortaya çıkan gazlara ilişkin alınmış ve/veya alınacak önlemlerin ivedilikle kamuoyu ile paylaşılması gerekiyor. Bir felaketin daha yaşanmaması için doğaya ve insana büyük zarar veren bu faaliyetlerin sonlandırılmasını talep ediyoruz” diyerek şu soruları yöneltti:

-Yığın liç alanında, siyanür taşıyan boru hatları var. Bu hatların durumu nedir? Bu hatlardan kaynaklanan siyanür sızıntısı ne kadardır?

-Geçirimsizlik tabakası olmaksızın geniş alanda birikmiş zehirli atığın akifer sistemine sızarak karışma riski hesaplanmış mıdır? Yağmurun buna etkisi nasıl olmaktadır? Alınmış önlemler nelerdir?

-Felaket ile ortaya çıkan zehirli gazların solunmaması için önlemler alınmış mıdır? Etkilenen bölge boşaltılacak mıdır? Bölgede yaşayanlar, arama ve tarama çalışmalarında görev alanlar ve basın mensupları nasıl korunmaktadır?

-Hakim rüzgarla bu gazların ulaşabileceği yerler hesaplanmış mıdır ve bu alanlar için halk sağlığı önlemleri alınmış mıdır? Alındıysa bu önlemler nelerdir?

-İşletmenin üst tarafında bulunan yığın liç alanında kayma tehlikesi var mıdır? Hangi önlemler alınmıştır?

Ülke IV. Grup Madencilik Tehdidi Altında!

TEMA Vakfı olarak 2019 yılından itibaren sürdürdüğümüz maden ruhsat haritası çalışmaları sonucunda 29 ilimizin yüzölçümü olarak %67’sinin IV. Grup madenlere ruhsatlandırılmış olduğunu tespit ettik. Gümüşhane’nin %93’ü, Kütahya’nın %92’si, Giresun’un %85’i, Rize’nin %82’si, Uşak’ın %80’i, Çanakkale-Balıkesir (Kaz Dağları) %79’u, Trabzon’un %77’si, Ordu’nun %74’ü, Zonguldak-Bartın’ın %72’si, Artvin, Eskişehir’in %71’i, İzmir’in %70’i, Bayburt, Sivas, Tekirdağ-Kırklareli’nin %65’i, Erzurum’un %63’ü, Muğla’nın %59’u, Kahramanmaraş’ın %58’i, Afyonkarahisar, Erzincan-Tunceli’nin %52’si, Tokat’ın %46’sı, Karaman’ın %38’i ve Siirt-Şırnak-Batman’ın %34’ü IV. Grup madencilik faaliyetlerine ruhsatlıdır. Bu oranlar potansiyel tehlikenin boyutlarına da işaret etmektedir.  Ülkemizde tarım toprağı, orman, mera, su varlıkları gözetmeksizin her yerde madencilik faaliyetlerine izin verilmektedir. Yaşam alanlarımızın geleceği için madenciliğe kapalı alanların belirlenmesi ve bu alanların kanunlarla koruma altına alınması acil olarak atılması gereken bir adımdır.

Yapay Zeka ile tasarlanan koleksiyon

Yapay Zeka ile tasarlanan koleksiyon

Boyner ve Türkiye’de ilk defa yapay zeka destekli tekstil tasarım danışmanlık hizmeti veren E 4.0 Design Studio bir araya geldi. Moda dünyasında yine ezber bozan bir yaklaşımla yepyeni bir koleksiyon tasarladı.

Yapay zeka ‘DU’, Boyner’in özel markası Fabrika için sosyal medyadaki en güncel moda akımlarını, en sevilen renkleri, popüler desenleri ve modelleri yorumlayarak yapay zeka destekli kapsül koleksiyonu tasarladı.

Kadın ve erkek olmak üzere toplam 32 parçalı koleksiyonda yalın ve işlevsel bir stil görülürken, tasarımlarda inovatif kumaşlı tasarımlar öne çıkıyor.

Endometriozisle başa çıkmayı sağlayan 7 etkili öneri!

Bir hastalık düşünün ki en alakasız görünen organı bile etkileyip, yol açtığı bambaşka sorunlarla kişinin ‘doktor doktor gezmesine’, yıllarca tanısı konulamadığından derdine çare bulamamasına neden olsun! İşte, kadınların hayatını kabusa çevirebilen bu sinsi hastalığın adı; Derin Pelvik Endometriozis! Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Faruk Abike endometriozisin toplumda sadece ‘çikolata kisti’ olarak algınlanmasının da hastalığın teşhisini geciktirdiğini, bu nedenle bu algının değiştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Doç. Dr. Faruk Abike, geçmeyen bağırsak şikayetlerinden cinsel ilişki sırasında ağrıya, idrar yolları sorunlarından kasık, bel ve sırt ağrısına kadar, tutulum yaptığı organa göre birçok şikayete neden olabilen endometriozisin en şiddetli türü olan Derin Pelvik Endometriozisi anlattı, yaşam konforunu artırıcı önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak adlandırılan endometriozis, endometrium dokusunun rahim dışındaki bölgelerde tutulum yapması anlamına geliyor. Toplumda sanılanın aksine ‘çikolata kisti’ endometriozisin çeşitlerinden sadece biri olup, çok daha şiddetli türü olarak karşımıza Derin Pelvik Endometriozis çıkıyor! Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Faruk Abike “Endometriozis hastalığının sadece çikolata kisti olarak algılanması son derece yanlıştır ve bu yanlış algının bir an önce değiştirilmesi gerekir. Çünkü hastada çikolata kisti saptanmamış olsa da, endometriozisin en şiddetli çeşidi olan Derin Pelvik Endometriozis söz konusu olabilir ve mutlaka tedavi edilmesi gerekir” diyor. Birçok hastalığı taklit ederek o hastalıkların şikayetlerine yol açtığı için Derin Pelvik Endometriozisin teşhisinin 10 yılı bile bulabildiğini belirten Doç. Dr. Faruk Abike şöyle konuşuyor: “Derin Pelvik Endometriozis; bağırsakların tıkanmasına, geçmeyen gaz yakınmalarına, dışkılama sırasında ağrıya, ishal ve kabızlığa, cinsel ilişki sırasında ve adet döneminde şiddetli ağrıya, kasık, bel ve sırt ağrılarına neden olabilir. Bağırsak tutulumu olan hastalarda sıklıkla karınlarında sanki hamileymiş gibi şişlik sorunu yaşanır. Anne olmanın önündeki en önemli engellerden de biridir.”

Doç. Dr. Faruk Abike

Doç. Dr. Faruk Abike

Erken teşhis ve tedavi için bu önerilere dikkat!

Özellikle zamanla artan adet sancısı, cinsel ilişki sırasında ağrı, gebe kalamama, bağırsak sorunları ve anormal kanama sorunları olan kadınlarda ultrason veya diğer görüntüleme yöntemlerinde hiçbir patoloji saptanılmasa bile, mutlaka endometriozis konusunda deneyimli bir jinekolog tarafından değerlendirme yapılması gerektiğini belirten Doç. Dr. Faruk Abike “Derin Pelvik Endometriozisin teşhisi klasik görüntüleme yöntemleri ile çok zor olup, bu hastalık konusunda deneyimli olan bir Kadın Doğum Uzmanına jinekolojik muayene ve özel tekniklerle yapılan transvaginal ultrason incelemesi, gerekli durumlarda MR incelemesi ile tanı konulur. Tanı konulduktan sonra, uygun tedavi seçenekleri belirlenir ve hastanın semptomları yönetilir. Bu hastalığın erken tanı ve tedavisi, hastaların yaşam kalitesini artırabilir ve doğurganlık sorunlarını azaltabilir” diyor. Tedavinin kişiye özel yaklaşımlarla; medikal tedavi, diyet değişiklikleri ya da cerrahi müdahale gibi uygulamalarla yapılabileceğini belirten Doç. Dr. Faruk Abike, kişiye özel yaklaşımla hareket edilmesinin çok önemli olduğunu söylüyor.

Acıbadem Taksim Hastanesi

Derin Pelvik Endometriozise Karşı Etkili Önlemler!

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Faruk Abike, Derin Pelvik Endometriozis hastalığıyla başa çıkmak için önerilerini 7 maddede sıralıyor;

  • Doktorunuzla düzenli iletişimde olun. Şikayetlerinizde bir değişiklik olursa veya yeni sorunlar ortaya çıkarsa mutlaka haberdar edin.
  • Tedavi planınızı aksatmayın. Gerekirse planınızı doktorunuzla gözden geçirin.
  • Hafif egzersizler yapın ancak aşırı egzersizden kaçının. Doktorunuza danışmadan yeni bir egzersiz programına başlamayın.
  • Anti-inflamatuar özelliklere sahip besinleri içeren bir diyet benimseyin. C vitamini, omega-3 yağ asitleri ve lif içeren gıdalar, iltihaplanmayı azaltabilir.
  • Stres hastalık şikayetlerinizi artırabilir. Meditasyon, derin nefes alma teknikleri, yoga veya terapi gibi stres yönetimi tekniklerini uygulayın.
  • Derin Pelvik Endometriozis ile başa çıkma sürecinde destek gruplarına katılmak, diğer insanlarla deneyimleri paylaşmak ve duygusal destek almak faydalı olabilir.
  • Sigara içmeyi bırakmak, sağlıklı bir uyku düzeni oluşturmak ve alkol tüketimini sınırlamak gibi yaşam tarzı değişiklikleri genel sağlığınızı iyileştirebilir.