PTT AŞ, uluslararası resmî belge işlemlerinde büyük bir kolaylık sağlayan e-Apostil hizmetini geliştirmeye devam ediyor.
Çok Dilli Doğum Kayıt Örneği, Çok Dilli Evlenme Kayıt Örneği ve Çok Dilli Ölüm Kayıt Örneği belgeleri de artık çevrim içi olarak Apostilli bir şekilde alınabiliyor.
Bu kapsamda yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın işlemlerini daha kolay bir şekilde gerçekleştiren e-Apostil hizmetimiz resmî belgelerin birçok ülkede yasal olarak kullanılmasını sağlıyor. 2019 yılından bu yana Apostil hizmeti sunulurken Adli Sicil Kaydı, Mahkeme Kararı ve Nüfus Kayıt Örneği belgelerinin kişisel verilerin korunması kaydıyla elektronik ortamda ilgililere ulaştırılması için hizmet bedeli karşılığında aracılık işlemleri sürdürülüyor.
PTT AŞ’nin e-Apostil hizmetinden yararlanan müşteriler devlet kurumlarında sıra beklemeden Lahey Komisyonuna üye 120’den fazla ülkede geçerli olacak belgelerini hızlı bir şekilde çevrim içi olarak temin edebiliyor.
İletişim kolaylığı, bütünlük, doğrulama, reddedilmeme ve düşük maliyet gibi avantajlar sunan e-Apostil hizmetinde mevcut elektronik resmî belgelere ek olarak müşteriler artık dünyanın her yerinden Çok Dilli Doğum Kayıt Örneği (Formül A), Çok Dilli Evlenme Kayıt Örneği (Formül B) ve Çok Dilli Ölüm Kayıt Örneği (Formül C) belgelerini almak ve bulundukları ülkedeki resmî makamlara Apostilli bir şekilde teslim etmek için başvuru yapabiliyor.
“www.turkiye.gov.tr”, “www.eapostil.gov.tr” adreslerinden veya e-Devlet mobil uygulaması üzerinden e-Apostil talebinde bulunabiliyor. e-Apostil belgelerinin doğruluğu belgenin üzerindeki linkten ve karekoddan teyit edilebiliyor.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2024/02/j-95.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2024-02-17 22:25:562024-02-17 20:28:18PTT’nin yeni uygulaması e-Apostil hizmeti nedir?
Cumhuriyet Halk Partisi Kadıköy Belediye Başkanı Adayı Mesut Kösedağı, seçim çalışmalarını yaptığı Kadıköy’de seçmen ve parti yöneticileri ile buluştu. Kösedağı seçimde rekor oy hedeflediklerini belirterek, “Mikro-mobilite gibi akıllı şehir uygulamalarından dijital demokrasi uygulamalarına kadar geniş bir yelpazede bilimin, verinin bizi yönlendireceği bir yönetim sunarak, dijital devrimi Kadıköy’den başlatacağız” dedi.
“Dijital devrimi Kadıköy’den başlatacağız”
Mesut Kösedağı, çağdaş Kadıköy vizyonu çizgisinde, teknoloji ve inovasyonu merkeze alacağını ve ilçenin dijital dönüşümünü gerçekleştireceği sözünü vererek, “Mikro-mobilite gibi akıllı şehir uygulamalarından dijital demokrasi uygulamalarına kadar geniş bir yelpazede bilimin, verinin bizi yönlendireceği bir yönetim sunarak, dijital devrimi Kadıköy’den başlatacağız!” şeklinde konuştu.
Kadıköy’ün tüm sorunlarını biliyoruz
Kadıköylü olduğu için Kadıköy’ün tüm sorunlarını bildiğinin altını çizen Kösedağı, “Başta barınma, kent yoksulluğu ve büyüklerimizin maruz bırakıldığı yaşam şartlarını çok iyi biliyoruz. Ve bunların çözümünün yerinden ve yerelden olacağına sonuna kadar inanıyoruz. Yani sorunları iyi, çözümleri daha iyi biliyoruz! 40 yaşında yaklaşık 24 yıldır siyaset yapıyorum. 10 yıllık yerel yöneticilik tecrübem içerisinde hem Kadıköy meclis üyeliği hem İBB meclis üyeliği yaptım. Bu tecrübeyle, kendimi adadığım Kadıköy halkına hizmet etmek için buradayım, karşınızdayım!” dedi.
Kadıköy depreme hazırlanacak
6 Şubat Kahramanmaraş depremi hafızalardaki yerinin hala taze olduğunu ve İstanbul Depremi’nin kapıda olduğunu vurgulayan CHP Kadıköy Belediye Başkan Adayı Mesut Kösedağı, “Bu gerçeğin farkındayız. Depreme karşı mücadele etmek yerel yönetimlerin önceliği olmalıdır. Kadıköy’ün depremi minimum hasarla atlatması için hep birlikte bilinçlenecek, elimizden geleni yapacağız. Depreme dayanıklı bir Kadıköy için, dayanıklı kentler için imar planlarını meclisten geçirebilmek için Büyükşehir meclis üyelerine de büyük bir destek istiyoruz. Dönüşümü kent dokusuna uygun ve insanca yapacağız. şeklinde konuştu
“Balığı yediğiniz elinizi sildiğiniz peçete parçalanıyorsa o balık iyi balıktır”
Beyaz eti ve kendine özgü lezzetiyle Türk mutfağında önemli bir yeri olan Karadeniz’in en şöhretli balığı kalkan, bu yıl sürpriz bir şekilde mevsiminden önce tezgahlarda yerini aldı.
Kalkan balığının en bol olduğu dönem Ocak ayı ile Mart ayının sonuna kadar geçen süredir. En lezzetli olduğu yaş ise 4 ile 5 yaş aralığı. Soğuk suları seven ve Atlas Okyanusu’nda yetişen kalkan balığı daha sonra yaşamını Karadeniz’de sürdürüyor. Ülkemizin Karadeniz kıyılarında avlanan bu balığın ızgaradan fırına, tavadan tandıra pek çok pişirilme usulü var.
Misina Balık menüsünde kalkan balığının özel bir yeri var. Suat Yılmaz özellikle kalkan tandır da çok iddialı olduklarını söylüyor. Misina Balık’ta kalkan tandır soslu veya natürel olarak iki türlü hazırlanıyor. Başka hiçbir restoranda olmayan bir usulle hazırlanan tandır ekonomik fiyatla da masaya gidiyor. Yani lezzeti kadar fiyatıyla da balık sevenleri mutlu ediyor. Yılmaz, “alırken pahalı bir balık ama bizim amacımız çok kar etmek değil, gerçek lezzet severin damak zevkini kazanmak” diyor.
Kalkan balığıyla ilgili bilgiler…
Kalkan balığı özellikle Karadeniz bölgesinde Samsun ve Sinop kıyılarında yoğun çıkar.
Şile tarafında da bulunur. Bu bölgede genellikle profesyonel balıkçılar tarafından avlanır. Zıpkınla ya da elle avlandığı bilinir.
Farklı türleri vardır. Ege ve Akdeniz’deki türleri farklıdır örneğin.
Kalkan balığının azalmasının en önemli nedenlerinden biri de Marmara Denizi’nin kirlenmesi. Aynı şekilde Karadeniz’de de kirlenen bölgeler var. Denizlerimiz ne kadar temiz olursa balıklarımız da o kadar verimli ve lezzetli olacaktır.
Son yıllarda av yasağına uyulmaya başlandı ama daha da itinalı olunmalı. Profesyoneller teknolojiyi sonuna kadar kullanıyorlar. Derinlerde yaşayan balıkları kameralarla gördükleri zaman affetmiyorlar.
Sadece büyük balıkları avlayalım gibi bir durum söz konusu değil. Sürü halinde oldukları için hepsi ağa geliyor.
Kalkan balığının en idealinin en az 3,5-4 kilonun üzerinde olması gerekiyor.
Yıkanan balık pişirilmeden önce kurulanmalı. Balığın üzerindeki yağ akıp gitmemeli. Balığın öz yağı, pişerken balığın koruyucu tabakasını sağlamış olur.
Kalkan balığının en lezzetlisi tavada pişirilenidir. Fırında ya da buğulaması da yapılır. Bir iki malzeme ile özellikle de sarımsakla tatlandırılır. Balığın lezzetinin önüne geçmemesi bakımından sarımsağın fazla olmaması önemlidir.
Kalkanın balığı en güzel bütün olarak sunulur.
Balığı pişirirken yağın sıcaklık oranı çok iyi olmalı. Balığı 190 derecede kurutursunuz, 160 derecede ise çok yağ çekmiş olur. En ideali 180 derecedir.
Balığın pişme süresi 40-45 dakikadır.
Ateşin dengesi, ızgaranın ısısı çok önemlidir.
Dişi kalkan balığı ve erkek kalkan balığı olarak iki cinsi vardır. Şu dönemde ikisi de lezzetli.
Kalkan balığını bilenler, sevenler çatal bıçağı tercih etmez. Balığın ilikleri, etrafındaki kılçıkları ve yanağı en lezzetli bölümlerdir. Balığı yediğiniz elinizi sildiğiniz peçete dağılıyorsa o balık güzeldir.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2024/02/j-93.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2024-02-17 20:40:362024-02-17 18:42:41Karadeniz’in en şöhretli balığı Kalkan
Elektrikli araçlar toplumun gündeminde yer alıyor mu, nasıl yer alıyor?
Bu konuda en çok konuşulan üç başlık nedir?
Erişim payı son iki yılda nasıl bir o paya sahip?
Yurtdışına kıyasla araçlara erişilebilirlik ile ilgili ilk sırada yer alan engel ne?
Tüketicilerin bu araçlarla ilgili endişeleri var mı, bunlar nelerdir?
Tüketici beklentilerinde ne var?
Toplumun tutumu yenilikçi deneyimlere karşı nasıl?
Tüketiciler için cazip unsurlar arasında öne çıkan nedir?
Türk tüketicilerini elektrikli araç satın almaya neler teşvik ediyor?
Süreçte hangi tutuma sahip markalar sektör liderliğini arttırıyor olacak?
2023’TE ELEKTRİKLİ ARAÇ İLE İLGİLİ KONUŞMALAR İKİ KAT ARTTI…
Elektrikli araçlarla ilgili toplumda yapılan konuşmaların hızla arttığı gözlemlenmektedir. Özellikle sosyal medya platformları, bu konuşmaların merkezi haline gelmiştir. Instagram, Twitter ve diğer sosyal medya kanallarında, bireyler elektrikli araçlarla ilgili son gelişmeleri, teknolojik yenilikleri ve çevresel faydalarını sıkça tartışmaktadır. Bu tartışmalar özellikle Togg ve Tesla lansmanlarının gerçekleştiği Mart ve Nisan aylarında izlnmiştir. Yılın ilk üç çeyreğinde %101 Elektrikli araçların çevreye olan olumlu etkileri, düşük karbon ayak izi ve sıfır emisyon gibi kavramlar, bu konuşmaların odak noktasını oluşturmaktadır. Ayrıca, otomotiv endüstrisindeki büyük markaların elektrikli araç üretimine yönelik hamleleri ve hükümetlerin teşvik politikaları da, toplumdaki ilgiyi ve konuşmaları artıran etkenler arasında yer almaktadır. Bu tartışmalar, gelecekteki ulaşım dönüşümü ve çevresel sürdürülebilirlik konularında önemli bir rol oynamaktadır. Dolayısıyla ülkemizdeki bu konuşmalar sadece trend değil bir dönüşümün göstergesi olarak değerlendirilmelidir.
LANSMANLAR KONUŞMALARIN ZİRVE NOKTALARINDA ETKİLİ OLDU… Sosyal medya trendlerine bakıldığında, marka lansmanlarının dönemsel zirvelerde büyük etkisi olduğu gözlemlenmektedir. Özellikle 2023 yılında, tüketicilerin otomotiv endüstrisinin genelindeki ilgisinin arttığı görülmektedir. Markaların yeni elektrikli araçlarını tanıttığı lansmanlar, sosyal medyada büyük yankı uyandırmaktadır. Bu trend, tüketicilerin çevre dostu ulaşım ve sürdürülebilirlik konularına olan ilgisinin giderek arttığını göstermektedir.
TWİTTER’IN PAYI DÜŞERKEN, YOUTUBE VE FORUMLAR YÜKSELİYOR.
Twitter’ın payının azalmasıyla birlikte, YouTube ve forumlar gibi video odaklı platformlar, elektrikli araçlar konusunda giderek artan bir ilgi ve etkileşim seviyesiyle parlıyor. Özellikle elektrikli araçlarla ilgili videolar ve bu videolara yapılan yorumlar, paralel bir şekilde büyüyerek dikkat çekiyor. YouTube ve Instagram gibi görsel medya mecraları, kullanıcıların interaktif ve görsel içerikler aracılığıyla elektrikli araçlar hakkında daha derinlemesine bilgi edinmelerini ve deneyimlerini paylaşmalarını sağlıyor. Bu platformlar, tüketicilerin elektrikli araçlarla ilgili tercihlerini şekillendirmede giderek daha etkili bir rol oynuyor.
Tüketici gündeminde ana konu Elektrikli araçlara erişim
Tüketici gündeminde elektrikli araçlara erişim, günümüzün en önemli konularından biri olarak öne çıkıyor. Elektrikli araçlarla ilgili konular arasında ise fiyat ve maliyetler, belirleyici bir rol oynuyor. Bu konu kapsamında, araç fiyatları, vergiler, sipariş süreçleri ve teslimat zamanlamaları gibi unsurlar yoğun bir şekilde tartışılıyor ve bu konu kümesi %31’lik bir paya sahip. Sektör konuları ise lansmanlar, teşvikler, fabrikaların durumu, sektöre yapılan yatırımlar ve geleceğe yönelik tahminlerle dolu. Bu alanın gündemdeki payı ise %22 olarak belirlenmiş durumda. Araçların menzili, şarj altyapısı gibi sektöre özel konular ise elektrikli araçların geleceğini belirlemede önemli bir role sahip ve üçüncü büyük ana konuyu oluşturuyor. Bu veriler, elektrikli araç endüstrisinin dinamiklerini ve tüketicilerin önceliklerini yansıtıyor, aynı zamanda da sektördeki gelişmeleri izleyenler için önemli bir yol gösterici niteliği taşıyor.
Ipsos Türkiye Sosyal Dinleme ve Analitik Hizmet Birimi Lideri ÖZLEM BULUT SÖNMEZYALÇIN, verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu ;
Türkiye’de tüketicilerin elektrikli araçlara olan ilgisi ve merakı dikkate değer ölçüde artıyor. 2023’te dijital mecralarda, elektrikli araçlar hakkında yapılan paylaşımlar önceki seneye göre yaklaşık iki katına çıktı. Google arama verisinde de benzer bir artış var. Her iki veriye beraber bakıldığında artan ilgi, tüketicilerin sektörel gelişmelere ve lansmanlara son derece duyarlı olduğuna ve bunları yakından takip ettiğine işaret ediyor.
Değişen sadece elektrikli araçtan daha çok bahsedilmesi değil; nasıl bahsedildiği ve bahsedilen konular. Lansmanlara paralel olarak bir markadan bahsedenlerin oranı 2022’de %73 iken, 2023’te %80’e çıkıyor. Tüketiciler 2022 yılına kıyasla daha fazla sürüş deneyimine dair görüş ve yorum paylaşıyor. Konuşma tonunda nötr içerikler azalırken, olumlu ya da olumsuz olarak sınıflandırdığımız içerikler artıyor. Elektrikli araç gündemleri tüketiciye artık daha çok temas ediyor.
Elektrikli araç tüketicisi elektrikli araçlara bütünsel bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Sadece satın alım süreci ya da kendi deneyimi değil, sisteme dair finansal, teknolojik ve sosyal boyutlar hem bugünü hem geleceğiyle tartışılıyor. Türkiye’de tüketici, elektrikli araç ekosisteminin ne derece gelişmiş olduğunu ve yakın zamanda ne derece gelişeceğini, dünyadaki elektrikli araç merkezli dönüşümün hızına Türkiye’nin nasıl ayak uyduracağını, geçişin zamanlamasını, başta Çin ve Avrupa pazarlarını, alternatif enerjileri konuşuyor.
Tüketiciler, elektrikli araç ekosisteminin, şarj altyapısından teknolojik gelişmelere kadar geniş bir yelpazede konuların gelişimini merak ediyor ve bu faktörler satın alma kararlarını etkiliyor. Çünkü tüketiciler, sadece satın almak istediği araçla ilgili değil, elektrikli araçlar ekosisteminin finansal, teknolojik, sosyal ve altyapısal yeterliliğine dair her faktörü, bugünü ve geleceğiyle gözden geçirmek durumunda. Bu karmaşık ve belirsizliklerin olduğu süreçte bilgiye, güvene, desteğe ve iyi partnerlere ihtiyaçları var. Burada da yine markalara görevler düşüyor. Tüketici kaynaklı dijital içeriklerin niceliksel ve niteliksel dönüşümü, yarattığı özgün gündem başlıkları ve yüksek etkileşim, sektöre eşsiz bir bilgi kaynağı sunuyor. Markaların tüketici gündemini ve içeriklerini takip etmesi ve desteklemesi şart. Analiz ettiğimiz yaklaşık 500 bin tüketici paylaşımında, en çok bahsedilen konular, fiyatlar, vergiler ve maliyetler. Araca erişim hem 2022’de hem de 2023’te en yüksek paya sahip konu. Yurtdışına kıyasla daha zayıf bulunan teşvikler ve yüksek vergiler, elektrikli araçların erişilebilirliği konusunda önemli bir engel olarak görülüyor. Enflasyon ve döviz kurlarındaki değişim, uzun sipariş süresi ile de birleşince erişim konusu tüketicinin gözünde olumsuz bir imaja sahip oluyor. Ayrıca tüketiciler güvenlik, tasarım ve sürdürülebilirlik konularında da endişelere sahip. Diğer yandan yatırımlar ile daha rekabetçi bir pazar ve aşağıya çekilecek fiyat beklentisindeler.
Türk tüketicileri, elektrikli araçlara geçiş için birçok motivasyona sahip olduğunu belirtiyor. Yenilikçi teknolojileri deneyimleme arzusu ve çevreye olan duyarlılığın yanı sıra ekonomik faktörler de elektrikli araçlara olan ilgiyi körüklüyor. Akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş ve elektrikli araçların uzun vadede sunduğu tasarruf potansiyeli, tüketiciler için cazip unsurlar arasında. Şehir içi kullanım kolaylığı ve evden şarj imkânı gibi pratik avantajlar, elektrikli araçları özellikle kentsel yaşam için uygun hale getiriyor. Ayrıca, pazardaki çeşitlilik artıyor ve yeni modeller, farklı ihtiyaç ve beklentilere hitap edecek şekilde tasarlanıyor. Tüm bu faktörler, Türk tüketicilerini elektrikli araç satın almaya teşvik ediyor.
2023’te daha fazla konuşulan kullanıcı deneyimi konusu, yeni modeller ve iyileştirmeler ile sektör ortalamasına göre yüksek oranda olumlu yorumları içeriyor. Türkiye’de elektrikli araçların yükselişi, sadece bir trend değil, aynı zamanda bir dönüşümün sinyallerini veriyor. Önümüzdeki yıllarda, şarj altyapısının gelişimi, teknolojik yenilikler ve devlet tarafından sağlanacak olası teşviklerin artması, elektrikli araçların daha erişilebilir ve cazip hale gelmesini sağlayabilir. Tüketicilerin güvenlik ve sürdürülebilirlik konusundaki endişelerinin azalmasıyla birlikte, elektrikli araç pazarının olgunlaşmasını bekleyebiliriz. Bu gelişmeler, Türkiye’yi küresel sıfır emisyon hedeflerine uyum konusunda hızlandırabilir ve ülkeyi yeşil bir geleceğe taşıyabilir. Elektrikli araçların kısa vadede içten yanmalı motorlarla yan yana var olacağı bir dönemden sonra, mobilite çözümlerinde öncü rolü üstleneceği bir dönemi uzun vadede öngörebiliriz. Tüketicilerin bilinçlenmesi ve sektöre olan ilgisinin artması, bu dönüşümü destekleyen anahtar faktörler olarak öne çıkıyor. Bu süreçte, tüketicilere yakın duran, ihtiyaç ve beklentilerini destekleyen markalar sektörde liderliği ele alacaktır.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2024/02/j-92.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2024-02-17 19:26:572024-02-17 17:30:36Türkiye’de elektrikli araç sayısının artması dönüşümün sinyalimi?
Avrupa Birliği’nin karbon emisyonlarının azaltılması yönündeki çalışmaları hızlandı. Özellikle de Yeşil Mutabakat’a sağlanacak uyum doğrultusunda uygulamaya geçecek olan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM)’nın başta demir-çelik, alüminyum, elektrik, çimento gibi emisyon yoğun sektörler olmak üzere tüm sektörleri etkilemesi bekleniyor.
2026’da başlayacak olan ve Avrupa’nın ithal ettiği ürünlerin karbon salımına göre vergilendirilmesini öngören SKDM, 2023 yılı içinde yasalaştı ve üç yıllık geçiş dönemi de böylece başlamış oldu.
Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Ertan, “Birliğimiz ilk günden itibaren Avrupa Yeşil Mutabakatı ve SKDM konusundaki gelişmeleri yakından takip ediyor. Avrupa Komisyonu Civil Society Action towards European Green Deal teklif çağrısı kapsamında yapılan başvurumuz yakın zamanda onay aldı ve 2024 itibariyle proje başladı. Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA)’nin koordinatör olduğu projenin diğer ortağı ise İtalya’dan Co.Svi.G. Scrl oldu.” dedi.
Başkan Ertan, “Projenin genel amacı; AB Yeşil Mutabakatının hedeflerine ulaşmasına destek olmak için Sivil Toplum Kuruluşlarının Karbon Sınır Uyum Mekanizması ve Karbon Yönetimi konusundaki kapasitelerini artırmak. Projenin ilk özel hedefi, AB’deki en iyi uygulamaların aktarılması yoluyla Kümelerin Karbon Yönetimi ve Karbon Sınır Uyum Mekanizması konusundaki kurumsal ve operasyonel kapasitelerinin artırılması. Sanayi sektörleri açısından Türkiye ihracatının yaklaşık yüzde 40’ının AB Karbon Sınır Uyum Mekanizmasından etkileneceği tahmin ediliyor.” diye konuştu.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2024/02/c-2.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2024-02-17 18:38:242024-02-17 16:40:44Demir çelik sektöründen Yeşil Mutabakat
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, TBMM Genel Kurul’unda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır’ı ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Abdulfettah el Sisi ile samimi görüntü vermesini eleştirdi.
Bilindiği gibi 3 Temmuz 2013 tarihinde dönemin Mısır Genel Kurmay Başkanı Sisi, Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye askeri darbe yapmış ve akabinde cumhurbaşkanı koltuğuna oturmuştu. Mursi ise uzun süren zulmün ardından yargılama süreci devam ederken ölmüştü. Bu süreçte Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sisi yönetimindeki Mısır ile bütün bağları koparmış ve kendisini diktatör ilan etmişti. Erdoğan, son Mahalli İdareler Genel Seçiminde ise İstanbullulara seslenerek; “Büyükşehir Belediye’sini Ekrem İmamoğlu kazanırsa Sisi kazanmış olacaktır, bu yüzden oylarınızı Binali Yıldırım’a verin.” diye seslenmişti.
Ekmen, yaşanan bütün bu olayların ardından geçmişe atıfta bulunarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı şu sözlerle eleştirdi:
“Sayın Cumhurbaşkanı kayıtlara Türk siyasi tarihinin en büyük tutarsızlık örneklerinden biri olarak geçecek Mısır gezisini tamamladı. Birçok açıdan eleştirilen bu gezide ben Sayın Cumhurbaşkanına eli kanlı katil bir diktatörü İmam Şafi’nin huzuruna hangi yüzle götürdüğünü sormak istiyorum? Bu vesileyle de “Sisi mi, Binali mi?” sorusunun güncel cevabını merak ediyorum.”
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2023/12/e-e1703155173495.jpg533800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2024-02-17 17:51:022024-02-17 15:53:57Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır ziyaretine tepki
PTT’nin yeni uygulaması e-Apostil hizmeti nedir?
PTT AŞ, uluslararası resmî belge işlemlerinde büyük bir kolaylık sağlayan e-Apostil hizmetini geliştirmeye devam ediyor.
Çok Dilli Doğum Kayıt Örneği, Çok Dilli Evlenme Kayıt Örneği ve Çok Dilli Ölüm Kayıt Örneği belgeleri de artık çevrim içi olarak Apostilli bir şekilde alınabiliyor.
Bu kapsamda yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın işlemlerini daha kolay bir şekilde gerçekleştiren e-Apostil hizmetimiz resmî belgelerin birçok ülkede yasal olarak kullanılmasını sağlıyor. 2019 yılından bu yana Apostil hizmeti sunulurken Adli Sicil Kaydı, Mahkeme Kararı ve Nüfus Kayıt Örneği belgelerinin kişisel verilerin korunması kaydıyla elektronik ortamda ilgililere ulaştırılması için hizmet bedeli karşılığında aracılık işlemleri sürdürülüyor.
PTT AŞ’nin e-Apostil hizmetinden yararlanan müşteriler devlet kurumlarında sıra beklemeden Lahey Komisyonuna üye 120’den fazla ülkede geçerli olacak belgelerini hızlı bir şekilde çevrim içi olarak temin edebiliyor.
İletişim kolaylığı, bütünlük, doğrulama, reddedilmeme ve düşük maliyet gibi avantajlar sunan e-Apostil hizmetinde mevcut elektronik resmî belgelere ek olarak müşteriler artık dünyanın her yerinden Çok Dilli Doğum Kayıt Örneği (Formül A), Çok Dilli Evlenme Kayıt Örneği (Formül B) ve Çok Dilli Ölüm Kayıt Örneği (Formül C) belgelerini almak ve bulundukları ülkedeki resmî makamlara Apostilli bir şekilde teslim etmek için başvuru yapabiliyor.
“www.turkiye.gov.tr”, “www.eapostil.gov.tr” adreslerinden veya e-Devlet mobil uygulaması üzerinden e-Apostil talebinde bulunabiliyor. e-Apostil belgelerinin doğruluğu belgenin üzerindeki linkten ve karekoddan teyit edilebiliyor.
Kösedağı: “Dijital dönüşüm Kadıköy’den başlayacak”
Cumhuriyet Halk Partisi Kadıköy Belediye Başkanı Adayı Mesut Kösedağı, seçim çalışmalarını yaptığı Kadıköy’de seçmen ve parti yöneticileri ile buluştu. Kösedağı seçimde rekor oy hedeflediklerini belirterek, “Mikro-mobilite gibi akıllı şehir uygulamalarından dijital demokrasi uygulamalarına kadar geniş bir yelpazede bilimin, verinin bizi yönlendireceği bir yönetim sunarak, dijital devrimi Kadıköy’den başlatacağız” dedi.
“Dijital devrimi Kadıköy’den başlatacağız”
Mesut Kösedağı, çağdaş Kadıköy vizyonu çizgisinde, teknoloji ve inovasyonu merkeze alacağını ve ilçenin dijital dönüşümünü gerçekleştireceği sözünü vererek, “Mikro-mobilite gibi akıllı şehir uygulamalarından dijital demokrasi uygulamalarına kadar geniş bir yelpazede bilimin, verinin bizi yönlendireceği bir yönetim sunarak, dijital devrimi Kadıköy’den başlatacağız!” şeklinde konuştu.
Kadıköy’ün tüm sorunlarını biliyoruz
Kadıköylü olduğu için Kadıköy’ün tüm sorunlarını bildiğinin altını çizen Kösedağı, “Başta barınma, kent yoksulluğu ve büyüklerimizin maruz bırakıldığı yaşam şartlarını çok iyi biliyoruz. Ve bunların çözümünün yerinden ve yerelden olacağına sonuna kadar inanıyoruz. Yani sorunları iyi, çözümleri daha iyi biliyoruz! 40 yaşında yaklaşık 24 yıldır siyaset yapıyorum. 10 yıllık yerel yöneticilik tecrübem içerisinde hem Kadıköy meclis üyeliği hem İBB meclis üyeliği yaptım. Bu tecrübeyle, kendimi adadığım Kadıköy halkına hizmet etmek için buradayım, karşınızdayım!” dedi.
Kadıköy depreme hazırlanacak
6 Şubat Kahramanmaraş depremi hafızalardaki yerinin hala taze olduğunu ve İstanbul Depremi’nin kapıda olduğunu vurgulayan CHP Kadıköy Belediye Başkan Adayı Mesut Kösedağı, “Bu gerçeğin farkındayız. Depreme karşı mücadele etmek yerel yönetimlerin önceliği olmalıdır. Kadıköy’ün depremi minimum hasarla atlatması için hep birlikte bilinçlenecek, elimizden geleni yapacağız. Depreme dayanıklı bir Kadıköy için, dayanıklı kentler için imar planlarını meclisten geçirebilmek için Büyükşehir meclis üyelerine de büyük bir destek istiyoruz. Dönüşümü kent dokusuna uygun ve insanca yapacağız. şeklinde konuştu
Karadeniz’in en şöhretli balığı Kalkan
“Balığı yediğiniz elinizi sildiğiniz peçete parçalanıyorsa o balık iyi balıktır”
Beyaz eti ve kendine özgü lezzetiyle Türk mutfağında önemli bir yeri olan Karadeniz’in en şöhretli balığı kalkan, bu yıl sürpriz bir şekilde mevsiminden önce tezgahlarda yerini aldı.
Kalkan balığının en bol olduğu dönem Ocak ayı ile Mart ayının sonuna kadar geçen süredir. En lezzetli olduğu yaş ise 4 ile 5 yaş aralığı. Soğuk suları seven ve Atlas Okyanusu’nda yetişen kalkan balığı daha sonra yaşamını Karadeniz’de sürdürüyor. Ülkemizin Karadeniz kıyılarında avlanan bu balığın ızgaradan fırına, tavadan tandıra pek çok pişirilme usulü var.
Misina Balık menüsünde kalkan balığının özel bir yeri var. Suat Yılmaz özellikle kalkan tandır da çok iddialı olduklarını söylüyor. Misina Balık’ta kalkan tandır soslu veya natürel olarak iki türlü hazırlanıyor. Başka hiçbir restoranda olmayan bir usulle hazırlanan tandır ekonomik fiyatla da masaya gidiyor. Yani lezzeti kadar fiyatıyla da balık sevenleri mutlu ediyor. Yılmaz, “alırken pahalı bir balık ama bizim amacımız çok kar etmek değil, gerçek lezzet severin damak zevkini kazanmak” diyor.
Kalkan balığıyla ilgili bilgiler…
Kalkan balığı özellikle Karadeniz bölgesinde Samsun ve Sinop kıyılarında yoğun çıkar.
Şile tarafında da bulunur. Bu bölgede genellikle profesyonel balıkçılar tarafından avlanır. Zıpkınla ya da elle avlandığı bilinir.
Farklı türleri vardır. Ege ve Akdeniz’deki türleri farklıdır örneğin.
Kalkan balığının azalmasının en önemli nedenlerinden biri de Marmara Denizi’nin kirlenmesi. Aynı şekilde Karadeniz’de de kirlenen bölgeler var. Denizlerimiz ne kadar temiz olursa balıklarımız da o kadar verimli ve lezzetli olacaktır.
Son yıllarda av yasağına uyulmaya başlandı ama daha da itinalı olunmalı. Profesyoneller teknolojiyi sonuna kadar kullanıyorlar. Derinlerde yaşayan balıkları kameralarla gördükleri zaman affetmiyorlar.
Sadece büyük balıkları avlayalım gibi bir durum söz konusu değil. Sürü halinde oldukları için hepsi ağa geliyor.
Kalkan balığının en idealinin en az 3,5-4 kilonun üzerinde olması gerekiyor.
Yıkanan balık pişirilmeden önce kurulanmalı. Balığın üzerindeki yağ akıp gitmemeli. Balığın öz yağı, pişerken balığın koruyucu tabakasını sağlamış olur.
Kalkan balığının en lezzetlisi tavada pişirilenidir. Fırında ya da buğulaması da yapılır. Bir iki malzeme ile özellikle de sarımsakla tatlandırılır. Balığın lezzetinin önüne geçmemesi bakımından sarımsağın fazla olmaması önemlidir.
Kalkanın balığı en güzel bütün olarak sunulur.
Balığı pişirirken yağın sıcaklık oranı çok iyi olmalı. Balığı 190 derecede kurutursunuz, 160 derecede ise çok yağ çekmiş olur. En ideali 180 derecedir.
Balığın pişme süresi 40-45 dakikadır.
Ateşin dengesi, ızgaranın ısısı çok önemlidir.
Dişi kalkan balığı ve erkek kalkan balığı olarak iki cinsi vardır. Şu dönemde ikisi de lezzetli.
Kalkan balığını bilenler, sevenler çatal bıçağı tercih etmez. Balığın ilikleri, etrafındaki kılçıkları ve yanağı en lezzetli bölümlerdir. Balığı yediğiniz elinizi sildiğiniz peçete dağılıyorsa o balık güzeldir.
Türkiye’de elektrikli araç sayısının artması dönüşümün sinyalimi?
2023’TE ELEKTRİKLİ ARAÇ İLE İLGİLİ KONUŞMALAR İKİ KAT ARTTI…
Elektrikli araçlarla ilgili toplumda yapılan konuşmaların hızla arttığı gözlemlenmektedir. Özellikle sosyal medya platformları, bu konuşmaların merkezi haline gelmiştir. Instagram, Twitter ve diğer sosyal medya kanallarında, bireyler elektrikli araçlarla ilgili son gelişmeleri, teknolojik yenilikleri ve çevresel faydalarını sıkça tartışmaktadır. Bu tartışmalar özellikle Togg ve Tesla lansmanlarının gerçekleştiği Mart ve Nisan aylarında izlnmiştir. Yılın ilk üç çeyreğinde %101 Elektrikli araçların çevreye olan olumlu etkileri, düşük karbon ayak izi ve sıfır emisyon gibi kavramlar, bu konuşmaların odak noktasını oluşturmaktadır. Ayrıca, otomotiv endüstrisindeki büyük markaların elektrikli araç üretimine yönelik hamleleri ve hükümetlerin teşvik politikaları da, toplumdaki ilgiyi ve konuşmaları artıran etkenler arasında yer almaktadır. Bu tartışmalar, gelecekteki ulaşım dönüşümü ve çevresel sürdürülebilirlik konularında önemli bir rol oynamaktadır. Dolayısıyla ülkemizdeki bu konuşmalar sadece trend değil bir dönüşümün göstergesi olarak değerlendirilmelidir.
LANSMANLAR KONUŞMALARIN ZİRVE NOKTALARINDA ETKİLİ OLDU… Sosyal medya trendlerine bakıldığında, marka lansmanlarının dönemsel zirvelerde büyük etkisi olduğu gözlemlenmektedir. Özellikle 2023 yılında, tüketicilerin otomotiv endüstrisinin genelindeki ilgisinin arttığı görülmektedir. Markaların yeni elektrikli araçlarını tanıttığı lansmanlar, sosyal medyada büyük yankı uyandırmaktadır. Bu trend, tüketicilerin çevre dostu ulaşım ve sürdürülebilirlik konularına olan ilgisinin giderek arttığını göstermektedir.
TWİTTER’IN PAYI DÜŞERKEN, YOUTUBE VE FORUMLAR YÜKSELİYOR.
Twitter’ın payının azalmasıyla birlikte, YouTube ve forumlar gibi video odaklı platformlar, elektrikli araçlar konusunda giderek artan bir ilgi ve etkileşim seviyesiyle parlıyor. Özellikle elektrikli araçlarla ilgili videolar ve bu videolara yapılan yorumlar, paralel bir şekilde büyüyerek dikkat çekiyor. YouTube ve Instagram gibi görsel medya mecraları, kullanıcıların interaktif ve görsel içerikler aracılığıyla elektrikli araçlar hakkında daha derinlemesine bilgi edinmelerini ve deneyimlerini paylaşmalarını sağlıyor. Bu platformlar, tüketicilerin elektrikli araçlarla ilgili tercihlerini şekillendirmede giderek daha etkili bir rol oynuyor.
Tüketici gündeminde ana konu Elektrikli araçlara erişim
Tüketici gündeminde elektrikli araçlara erişim, günümüzün en önemli konularından biri olarak öne çıkıyor. Elektrikli araçlarla ilgili konular arasında ise fiyat ve maliyetler, belirleyici bir rol oynuyor. Bu konu kapsamında, araç fiyatları, vergiler, sipariş süreçleri ve teslimat zamanlamaları gibi unsurlar yoğun bir şekilde tartışılıyor ve bu konu kümesi %31’lik bir paya sahip. Sektör konuları ise lansmanlar, teşvikler, fabrikaların durumu, sektöre yapılan yatırımlar ve geleceğe yönelik tahminlerle dolu. Bu alanın gündemdeki payı ise %22 olarak belirlenmiş durumda. Araçların menzili, şarj altyapısı gibi sektöre özel konular ise elektrikli araçların geleceğini belirlemede önemli bir role sahip ve üçüncü büyük ana konuyu oluşturuyor. Bu veriler, elektrikli araç endüstrisinin dinamiklerini ve tüketicilerin önceliklerini yansıtıyor, aynı zamanda da sektördeki gelişmeleri izleyenler için önemli bir yol gösterici niteliği taşıyor.
Ipsos Türkiye Sosyal Dinleme ve Analitik Hizmet Birimi Lideri ÖZLEM BULUT SÖNMEZYALÇIN, verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu ;
Türkiye’de tüketicilerin elektrikli araçlara olan ilgisi ve merakı dikkate değer ölçüde artıyor. 2023’te dijital mecralarda, elektrikli araçlar hakkında yapılan paylaşımlar önceki seneye göre yaklaşık iki katına çıktı. Google arama verisinde de benzer bir artış var. Her iki veriye beraber bakıldığında artan ilgi, tüketicilerin sektörel gelişmelere ve lansmanlara son derece duyarlı olduğuna ve bunları yakından takip ettiğine işaret ediyor.
Değişen sadece elektrikli araçtan daha çok bahsedilmesi değil; nasıl bahsedildiği ve bahsedilen konular. Lansmanlara paralel olarak bir markadan bahsedenlerin oranı 2022’de %73 iken, 2023’te %80’e çıkıyor. Tüketiciler 2022 yılına kıyasla daha fazla sürüş deneyimine dair görüş ve yorum paylaşıyor. Konuşma tonunda nötr içerikler azalırken, olumlu ya da olumsuz olarak sınıflandırdığımız içerikler artıyor. Elektrikli araç gündemleri tüketiciye artık daha çok temas ediyor.
Elektrikli araç tüketicisi elektrikli araçlara bütünsel bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Sadece satın alım süreci ya da kendi deneyimi değil, sisteme dair finansal, teknolojik ve sosyal boyutlar hem bugünü hem geleceğiyle tartışılıyor. Türkiye’de tüketici, elektrikli araç ekosisteminin ne derece gelişmiş olduğunu ve yakın zamanda ne derece gelişeceğini, dünyadaki elektrikli araç merkezli dönüşümün hızına Türkiye’nin nasıl ayak uyduracağını, geçişin zamanlamasını, başta Çin ve Avrupa pazarlarını, alternatif enerjileri konuşuyor.
Tüketiciler, elektrikli araç ekosisteminin, şarj altyapısından teknolojik gelişmelere kadar geniş bir yelpazede konuların gelişimini merak ediyor ve bu faktörler satın alma kararlarını etkiliyor. Çünkü tüketiciler, sadece satın almak istediği araçla ilgili değil, elektrikli araçlar ekosisteminin finansal, teknolojik, sosyal ve altyapısal yeterliliğine dair her faktörü, bugünü ve geleceğiyle gözden geçirmek durumunda. Bu karmaşık ve belirsizliklerin olduğu süreçte bilgiye, güvene, desteğe ve iyi partnerlere ihtiyaçları var. Burada da yine markalara görevler düşüyor. Tüketici kaynaklı dijital içeriklerin niceliksel ve niteliksel dönüşümü, yarattığı özgün gündem başlıkları ve yüksek etkileşim, sektöre eşsiz bir bilgi kaynağı sunuyor. Markaların tüketici gündemini ve içeriklerini takip etmesi ve desteklemesi şart. Analiz ettiğimiz yaklaşık 500 bin tüketici paylaşımında, en çok bahsedilen konular, fiyatlar, vergiler ve maliyetler. Araca erişim hem 2022’de hem de 2023’te en yüksek paya sahip konu. Yurtdışına kıyasla daha zayıf bulunan teşvikler ve yüksek vergiler, elektrikli araçların erişilebilirliği konusunda önemli bir engel olarak görülüyor. Enflasyon ve döviz kurlarındaki değişim, uzun sipariş süresi ile de birleşince erişim konusu tüketicinin gözünde olumsuz bir imaja sahip oluyor. Ayrıca tüketiciler güvenlik, tasarım ve sürdürülebilirlik konularında da endişelere sahip. Diğer yandan yatırımlar ile daha rekabetçi bir pazar ve aşağıya çekilecek fiyat beklentisindeler.
Türk tüketicileri, elektrikli araçlara geçiş için birçok motivasyona sahip olduğunu belirtiyor. Yenilikçi teknolojileri deneyimleme arzusu ve çevreye olan duyarlılığın yanı sıra ekonomik faktörler de elektrikli araçlara olan ilgiyi körüklüyor. Akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş ve elektrikli araçların uzun vadede sunduğu tasarruf potansiyeli, tüketiciler için cazip unsurlar arasında. Şehir içi kullanım kolaylığı ve evden şarj imkânı gibi pratik avantajlar, elektrikli araçları özellikle kentsel yaşam için uygun hale getiriyor. Ayrıca, pazardaki çeşitlilik artıyor ve yeni modeller, farklı ihtiyaç ve beklentilere hitap edecek şekilde tasarlanıyor. Tüm bu faktörler, Türk tüketicilerini elektrikli araç satın almaya teşvik ediyor.
2023’te daha fazla konuşulan kullanıcı deneyimi konusu, yeni modeller ve iyileştirmeler ile sektör ortalamasına göre yüksek oranda olumlu yorumları içeriyor. Türkiye’de elektrikli araçların yükselişi, sadece bir trend değil, aynı zamanda bir dönüşümün sinyallerini veriyor. Önümüzdeki yıllarda, şarj altyapısının gelişimi, teknolojik yenilikler ve devlet tarafından sağlanacak olası teşviklerin artması, elektrikli araçların daha erişilebilir ve cazip hale gelmesini sağlayabilir. Tüketicilerin güvenlik ve sürdürülebilirlik konusundaki endişelerinin azalmasıyla birlikte, elektrikli araç pazarının olgunlaşmasını bekleyebiliriz. Bu gelişmeler, Türkiye’yi küresel sıfır emisyon hedeflerine uyum konusunda hızlandırabilir ve ülkeyi yeşil bir geleceğe taşıyabilir. Elektrikli araçların kısa vadede içten yanmalı motorlarla yan yana var olacağı bir dönemden sonra, mobilite çözümlerinde öncü rolü üstleneceği bir dönemi uzun vadede öngörebiliriz. Tüketicilerin bilinçlenmesi ve sektöre olan ilgisinin artması, bu dönüşümü destekleyen anahtar faktörler olarak öne çıkıyor. Bu süreçte, tüketicilere yakın duran, ihtiyaç ve beklentilerini destekleyen markalar sektörde liderliği ele alacaktır.
Demir çelik sektöründen Yeşil Mutabakat
Avrupa Birliği’nin karbon emisyonlarının azaltılması yönündeki çalışmaları hızlandı. Özellikle de Yeşil Mutabakat’a sağlanacak uyum doğrultusunda uygulamaya geçecek olan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM)’nın başta demir-çelik, alüminyum, elektrik, çimento gibi emisyon yoğun sektörler olmak üzere tüm sektörleri etkilemesi bekleniyor.
2026’da başlayacak olan ve Avrupa’nın ithal ettiği ürünlerin karbon salımına göre vergilendirilmesini öngören SKDM, 2023 yılı içinde yasalaştı ve üç yıllık geçiş dönemi de böylece başlamış oldu.
Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Ertan, “Birliğimiz ilk günden itibaren Avrupa Yeşil Mutabakatı ve SKDM konusundaki gelişmeleri yakından takip ediyor. Avrupa Komisyonu Civil Society Action towards European Green Deal teklif çağrısı kapsamında yapılan başvurumuz yakın zamanda onay aldı ve 2024 itibariyle proje başladı. Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA)’nin koordinatör olduğu projenin diğer ortağı ise İtalya’dan Co.Svi.G. Scrl oldu.” dedi.
Başkan Ertan, “Projenin genel amacı; AB Yeşil Mutabakatının hedeflerine ulaşmasına destek olmak için Sivil Toplum Kuruluşlarının Karbon Sınır Uyum Mekanizması ve Karbon Yönetimi konusundaki kapasitelerini artırmak. Projenin ilk özel hedefi, AB’deki en iyi uygulamaların aktarılması yoluyla Kümelerin Karbon Yönetimi ve Karbon Sınır Uyum Mekanizması konusundaki kurumsal ve operasyonel kapasitelerinin artırılması. Sanayi sektörleri açısından Türkiye ihracatının yaklaşık yüzde 40’ının AB Karbon Sınır Uyum Mekanizmasından etkileneceği tahmin ediliyor.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır ziyaretine tepki
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, TBMM Genel Kurul’unda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır’ı ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Abdulfettah el Sisi ile samimi görüntü vermesini eleştirdi.
Bilindiği gibi 3 Temmuz 2013 tarihinde dönemin Mısır Genel Kurmay Başkanı Sisi, Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye askeri darbe yapmış ve akabinde cumhurbaşkanı koltuğuna oturmuştu. Mursi ise uzun süren zulmün ardından yargılama süreci devam ederken ölmüştü. Bu süreçte Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sisi yönetimindeki Mısır ile bütün bağları koparmış ve kendisini diktatör ilan etmişti. Erdoğan, son Mahalli İdareler Genel Seçiminde ise İstanbullulara seslenerek; “Büyükşehir Belediye’sini Ekrem İmamoğlu kazanırsa Sisi kazanmış olacaktır, bu yüzden oylarınızı Binali Yıldırım’a verin.” diye seslenmişti.
Ekmen, yaşanan bütün bu olayların ardından geçmişe atıfta bulunarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı şu sözlerle eleştirdi:
“Sayın Cumhurbaşkanı kayıtlara Türk siyasi tarihinin en büyük tutarsızlık örneklerinden biri olarak geçecek Mısır gezisini tamamladı. Birçok açıdan eleştirilen bu gezide ben Sayın Cumhurbaşkanına eli kanlı katil bir diktatörü İmam Şafi’nin huzuruna hangi yüzle götürdüğünü sormak istiyorum? Bu vesileyle de “Sisi mi, Binali mi?” sorusunun güncel cevabını merak ediyorum.”