Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, partinin 3. Olağanüstü Tüzük ve Katılım Kongresi’nde konuştu.
Prof. Dr. Ümit Özdağ: Gerçekleri görmeniz için Türkiye’nin başına İran’ın başına gelen türden bir felaket mi gelmesi lazım?
İlla Türkiye’nin başına İran’ın başına gelen türden bir felaket gelmesi mi lazım gerçekleri görmeniz için? Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı bu büyük tehlikeyi görmezden gelmek, tarihten ders almamak, milletimizi uçuruma sürüklemektir. İran örneği gözümüzün önünde duruyor. Mezhepçilikle bölünmüş, dış müdahalelere açık hale gelmiş, iç barışını kaybetmiş bir ülke. Bizim buna düşmemize izin veremeyiz.
S-400’leri üzerinde dantelle mi saklayacağız?
Peki o zamana kadar ne yapacağız? Ne yapacağız o zamana kadar? S-400’leri aktive edecek misiniz? Yoksa üzerinde dantelle mi saklayacağız? Türk milletinin parasını ödediği bir savunma sistemi var ortada. Bu sistem ya kullanılacak ya da bu israfın hesabı verilecek. Türkiye, kendi savunma ihtiyaçlarını seçim hesaplarına kurban edemez.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/09/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-3-1.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-09-16 06:58:182025-09-16 06:58:18S-400’leri üzerinde dantelle mi saklayacağız?
Her sabah sürdüğünüz ter önleyicinin içinde aslında ne olduğunu hiç merak ettiniz mi? Vücut kokumuzu kontrol altına almak için hiç düşünmeden ona uzanırız. Ancak arkasına bakarsanız, muhtemelen ortak bir bileşen görürsünüz: alüminyum. Alüminyum, ter bezlerini tıkayarak terlemeyi önler. Bu da sorunlara yol açabilir.
Çalışmalar alüminyum ile ciddi sağlık sorunları arasında bir bağlantı olduğunu araştırdı, ancak bulgular kesin değil. FDA, alüminyumu deodorant ve ter önleyicilerde güvenle kullanılabileceğini belirtiyor; ancak hassas ciltli kişilerde yine de tahrişe neden olabilir. Ayrıca, alüminyum ve ter arasındaki kimyasal reaksiyon, en sevdiğiniz beyaz gömleklerinizdeki o sinir bozucu sarı lekelerin nedenidir ve bu da daha az zararlı bir sorundur.
Deodorant ve ter önleyici
Birçok kişi “deodorant” ve “ter önleyici” terimlerini birbirinin yerine kullanır, ancak bunlar aynı ürün değildir.
Deodorantlar kokuyu nötralize eder veya maskeler ancak terlemeyi engellemez. Ter önleyiciler ise ter bezlerini tıkamak için alüminyum bileşikleri kullanır, böylece terleme ve koku azalır.
Aradaki fark alüminyumdan kaynaklanıyor. Terlemeyi durdurmada etkili olsa da artık daha fazla insan alüminyum ve diğer katkı maddelerini içermeyen doğal deodorantlara yöneliyor ve bunun yerine uçucu yağlar, probiyotikler ve nişastalar gibi bitki bazlı bileşenlere yöneliyor.
Alüminyumsuz yaşamaya başladığınızda ne olur?
Alüminyum içermeyen deodorantlara geçiş biraz zorlu bir süreçtir. Ter önleyici kullanmayı bıraktığınızda ter bezleriniz artık tıkalı olmaz, bu da ilk başta terlemenizde artış fark edebileceğiniz anlamına gelir. Bazıları buna “detoks” dönemi der, ama aslında bu sadece vücudunuzun uyum sağlamasıdır.
Vücudunuzun dengeye gelmesi bir veya iki hafta sürebilir. Bu arada, hindistancevizi yağı ve shea yağı (doğal formüllerde yaygın olarak bulunur) gibi içerikler nemi emmeye ve kokuyu kontrol altında tutmaya yardımcı olur. Vücudunuz alıştıktan sonra, çoğu kişi alüminyuma ihtiyaç duymadan da aynı tazelikte kaldığını fark eder.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/09/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-1-1.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-09-15 15:22:222025-09-15 15:22:56Deodorantınız faydadan çok zarar mı veriyor?
Şölen, Pazarlama Genel Müdürü görevine FMCG sektörünün deneyimli ismi Orçun Doğan’ı getirildiğini duyurdu.
Orçun Doğan, Biscolata, Ozmo, Luppo, Greta markaları başta olmak üzere Türkiye ve Global arenadaki Şölen markalarının pazarlama stratejilerine yön verecek.
Orçun Doğan kimdir?
Orta Doğu Teknik Üniversitesi İşletme bölümünden mezun olaran Doğan, Harvard Business School’da Disruptive Strategy eğitimi aldı. Kariyerine Dünya Bankası’nda Danışman Ekip Lideri olarak başlayan Doğan, 2005 yılında Unilever’e katılarak pazarlama alanına geçiş yaptı. Algida, Carte d’Or, OMO, Cornetto, Magnum ve Lipton gibi global markalarda Marka Müdür Yardımcısı, Marka Müdürü, Avrupa Pazarlama Müdürü, İş Geliştirme ve Pazarlama Direktörü görevlerinde bulundu. Türkiye, İngiltere, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgelerinde önemli başarılara imza attı. Ardından PepsiCo çatısı altında Doğu Avrupa Kıdemli Pazarlama Direktörü olarak Türkiye, Rusya, Polonya, Romanya ve Ukrayna gibi kritik pazarlarda görev aldı. 2023 yılında Diageo’da Kuzey Avrupa Pazarlama Direktörü olarak 11 ülkenin marka ve inovasyon stratejilerini yönetti ve son olarak Pinterest İngiltere’de gıda ve içecek kategorisinin liderliğini yürüttü.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/09/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-55.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-09-14 11:36:402025-09-14 11:37:48Şölen’de üst düzey atamalar devam ediyor
Arter, yeni kültür sanat sezonunu Nilbar Güreş’in Türkiye’deki ilk kurumsal solo sergisi KadifeBakış ile karşıladı!
Küratörlüğünü Emre Baykal’ın üstlendiği sergi, Arter’in 2. kat galerisinde sanatçının erken dönem işlerini yeni eserleriyle bir araya getiriyor. Resim, gravür, kolaj, fotoğraf, heykel ve video gibi farklı mecralarda üretilmiş çalışmalardan oluşan kapsamlı bir seçkinin yer aldığı Kadife Bakış sergisi, 11 Eylül’den itibaren Arter’de ziyaret edilebilir.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/09/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-44.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-09-13 16:00:102025-09-13 15:01:48Nilbar Güreş’in ilk solo sergisi
Haneler geçen senenin aynı dönemine göre 21 kez daha fazla alışveriş yaparak 124 kez alışverişe gittiler; böylece pandemi öncesi seviyeye yeniden gelindi. Hanelerin her bir alışverişte yaptığı ortalama harcama geçen yıla kıyasla %17 artarak 266 TL oldu.
Hızlı tüketim dünyası, her zamankinden daha dinamik ve değişken. Dünyanın ve ülkemizin önde gelen araştırma şirketi Ipsos, bu değişimin nabzını tutmak, tüketicilerin tutum ve davranışlarını, yaşam tarzlarını, alışkanlıklarını derinlemesine anlamak için sürdürüyor. Bu rapor, Türkiye temsili 14.000 hanelik dev bir örneklemden düzenli olarak toplanan hane içi satın alma verilerine dayanıyor. Her bir alışveriş sepeti, her bir satın alma kararı, tüketici davranışlarının ardındaki büyük resmi ortaya koyan değerli birer parça. Bu raporun içeriğinde Ocak-Haziran 2024 ve Ocak-Haziran 2025 dönemlerinin karşılaştırmalı sonuçlarından derlenen bulgular yer almaktadır. Bu veriler ışığında, son bir yılda Türkiye’deki hanelerin neleri daha çok tercih ettiğini, hangi kategorilerin öne çıktığını ve tüketim alışkanlıklarının nasıl bir değişim geçirdiğini ortaya koyuyor
Sepetler; hanelerin alışveriş alışkanlıklarında belirgin değişimin bilimsel ölçümleme göstergesi… Tüketici bir yandan marketlere daha sık gidiyor ama diğer yandan alışveriş sepetlerinin boyutu küçülüyor. Eskiden haftalık veya aylık büyük market alışverişleri yapılırken, artık daha küçük ama daha sık sepetler görüyoruz. Tüketiciler, büyük harcamalardan kaçınıp, daha çok ihtiyaç anı alışverişlerine yöneliyor. Bunun nedeni belki yüksek fiyatlar ya da sadece daha az israf etme çabası. Sonuç olarak, market koridorları daha sık adımlanırken, sepetlere giren ürün çeşitliliği azalıyor. Her şeyden biraz almak yerine, sadece o gün veya o hafta için en gerekli olanlar sepete atılıyor. Bu, bir nevi mikro alışveriş çağına girdiğimizin bir işareti olarak yorumlanabilir.
Atıştırmalıklar Zirvede ilk altı aylık hane içi harcamalara baktığımızda, alışveriş sepetlerinin büyük bir kısmının (%83) gıda ve içecekten oluştuğunu görüyoruz. Ancak bu ana kategorinin içinde, en dikkat çekici yükselişi atıştırmalıklar yaşadı. Tüketiciler, ana öğünler yerine veya aralarına serpiştirilmiş küçük keyif anları için atıştırmalıklara daha sık yöneldiği şeklinde düşünülebilir. Dolayısyla bu durum atıştırmalıkların sadece ciroda değil, aynı zamanda miktar bazında da büyümesini sağladı. Bu trendin en net örneği ise bisküviler. Tüketiciler bisküvileri daha sık satın alarak frekans artışına en yüksek katkıyı sağladı. Miktar bazında büyümeye en çok destek verenler ise kuruyemişler ve dondurmalar oldu. Gıda dışı kategorilerde ise tablo şöyle: İçecekler, tıpkı atıştırmalıklarda olduğu gibi, hem fiyat artışlarından hem de alışveriş frekansındaki yükselişten güç kazandı. Ev bakım kategorisindeki büyümeyi, hijyene verilen önemin artmasıyla popülerliği yükselen temizlik mendilleri ve çamaşır suları yönelim ağırlık kazandığı izlenmektedir. Kişisel bakım ürünlerinde ise deodorantlar, kozmetik ürünleri ve diş macunları büyümenin ana kaynakları oldu. Bu veriler, tüketicilerin küçük keyiflere daha sık harcama yaptığını ve temel ihtiyaçların yanında kişisel hijyen ve ev temizliğine de daha büyük bütçe ayırma eğiliminde olduğunun öne çıkarıyor.
İndirim marketleri de markalı ürünleri tercih ediyor. Son dönemde, tüketicilerin tercihlerinde net bir değişim gözlemliyoruz: markalı ürünler her zamankinden daha popüler. Ocak-Haziran 2025 kümüle dönemine baktığımızda, hızlı tüketim ürünleri harcamalarının yarısından fazlasının markalı ürünlere ayrıldığını görüyoruz. Bu oran, geçen yıla kıyasla %4’lük önemli bir artışla %56’ya ulaştı. Bu yükseliş sadece belirli kanallarla sınırlı kalmadı. Markalı ürünler, özellikle fiyat odaklı alışverişin kalbi olan indirim marketleri de dahil olmak üzere, neredeyse tüm perakende kanallarında büyüme gösterdi. Bu durum, tüketicilerin artık sadece fiyata değil, aynı zamanda markaların sunduğu güvene ve kaliteye de daha fazla önem verdiğini ortaya koyuyor. Markalar, ekonomik zorluklara rağmen tüketicinin vazgeçilmezi olmaya devam ediyor.
Türk tüketicisinin alışveriş tercihleri, son dönemde yeni bir tüketim haritası ortaya koyuyor… Her ne kadar indirim marketleri alışveriş kanalları arasındaki liderliğini kararlı bir şekilde sürdürse de, Ocak-Haziran 2025 döneminin asıl sürprizi, yerel zincirlerin gösterdiği dikkat çekici büyüme denilebilir. Diğer yandan, ulusal zincirler istikrarlı bir şekilde büyümeyi sürdürerek ortalama pazar performansına paralel bir seyir izledi. Ancak pazarın diğer ucunda, zor zamanlar geçiren kanallar da mevcut. 2024’te başlayan bağımsız süpermarketlerin küçülme eğilimi bu dönemde hız kazandı. Tekil marketlerin oluşturduğu bu grup, pazar payını hızla kaybediyor. Aynı şekilde, bakkal ve pazar gibi geleneksel kanallardaki harcamaların da azalmasıyla, geleneksel perakendenin toplam payı geriledi. Bu genel düşüşe rağmen, geleneksel kanallar arasında bir istisna parladı: kasaplar, geçen seneki pazar payını korumayı başardı ve bu zorlu dönemde ayakta kalabildi.
Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik; Hane Tüketim Panelinin altı aylık verilerini şöyle yorumladı;2025 yılının ilk altı ayında hanelerin hızlı tüketim ürünleri harcamaları, geçen yılın aynı dönemine göre %42 oranında arttı. Artış, geçen yıllardaki enflasyon üzerindeki seyrini bırakarak, on iki aylık ortalama enflasyon seviyesine paralel bir seviye göstermiş oldu.
Pandemi sonrası azalan alışveriş sıklığı toparlanmayı sürdürdü; haneler bu beş aylık dönemde 124 kez alışverişe çıkarak pandemi öncesindeki alışveriş sıklıklarına geri döndüler. Her alışverişte ortalama 266 TL harcayan haneler, geçen yıla kıyasla alışveriş başına %17 daha fazla ödeme yaptı. Daha sık alışveriş, aynı zamanda daha az ürün çeşidi içeren, daha küçük sepetlerin de alışverişlerde daha fazla yer tutması demek.
Bu dönemde harcama artışında en çok öne çıkan kategoriler atıştırmalıklar, vücut bakım ürünleri ve ev temizlik ürünleri oldu. Atıştırmalık büyümesinde fiyat artışlarının yanı sıra kategorinin daha sık satın alınması etkili olurken vücut ürünleri kategorisindeki büyüme fiyat artışına rağmen daha fazla talep ile gerçekleşti, ev temizlik ürünleri de özellikle temizlik bezlerine bağlı olarak büyüyor.
Alışverişte en fazla tercih edilen kanal indirim marketleri olmaya devam ederken yerel zincirler 2025’in ilk yarısında en çok pay artıran kanal olarak öne çıktı. Bu büyümede kredi kartı ve nakde ek olarak yemek çeki gibi farklı ödeme yöntemlerinin birlikte kullanılabilmesinin etkisi de var. Geleneksel kanalda ise kasaplar dışındaki tüm kanallar pay kaybetmeye devam etti.
Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/09/l-intro-1660768883.jpg9011600pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-09-13 15:36:582025-09-13 14:59:58Tüketim harcamalarımız yüzde 17 arttı
HD Holding, dünyanın en büyük kızarmış tavuk markası KFC ile stratejik bir franchise iş birliği yaptığını duyurdu.
30 yılı aşkın operasyonel sektör deneyimine ve HD İskender, Pidem ve Makarnam gibi markalarıyla 300’ü aşkın restorandan oluşan bir portföye sahip olan HD Holding, KFC’nin Türkiye’de yeniden yapılanma sürecine güçlü bir katkı sağlayacak.
1989’dan bu yana Türk tüketicileriyle buluşan KFC, HD Holding ile yapılan bu iş birliğiyle ülke genelindeki marka varlığını güçlendirmeyi ve KFC tutkunları için misafir deneyimini bir üst seviyeye taşımayı hedefliyor.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/09/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-40.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-09-13 14:55:072025-09-13 13:56:47KFC, Türkiye’de devam kararı aldı
S-400’leri üzerinde dantelle mi saklayacağız?
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, partinin 3. Olağanüstü Tüzük ve Katılım Kongresi’nde konuştu.
Prof. Dr. Ümit Özdağ: Gerçekleri görmeniz için Türkiye’nin başına İran’ın başına gelen türden bir felaket mi gelmesi lazım?
İlla Türkiye’nin başına İran’ın başına gelen türden bir felaket gelmesi mi lazım gerçekleri görmeniz için? Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı bu büyük tehlikeyi görmezden gelmek, tarihten ders almamak, milletimizi uçuruma sürüklemektir. İran örneği gözümüzün önünde duruyor. Mezhepçilikle bölünmüş, dış müdahalelere açık hale gelmiş, iç barışını kaybetmiş bir ülke. Bizim buna düşmemize izin veremeyiz.
S-400’leri üzerinde dantelle mi saklayacağız?
Peki o zamana kadar ne yapacağız? Ne yapacağız o zamana kadar? S-400’leri aktive edecek misiniz? Yoksa üzerinde dantelle mi saklayacağız? Türk milletinin parasını ödediği bir savunma sistemi var ortada. Bu sistem ya kullanılacak ya da bu israfın hesabı verilecek. Türkiye, kendi savunma ihtiyaçlarını seçim hesaplarına kurban edemez.
Deodorantınız faydadan çok zarar mı veriyor?
Her sabah sürdüğünüz ter önleyicinin içinde aslında ne olduğunu hiç merak ettiniz mi? Vücut kokumuzu kontrol altına almak için hiç düşünmeden ona uzanırız. Ancak arkasına bakarsanız, muhtemelen ortak bir bileşen görürsünüz: alüminyum. Alüminyum, ter bezlerini tıkayarak terlemeyi önler. Bu da sorunlara yol açabilir.
Çalışmalar alüminyum ile ciddi sağlık sorunları arasında bir bağlantı olduğunu araştırdı, ancak bulgular kesin değil. FDA, alüminyumu deodorant ve ter önleyicilerde güvenle kullanılabileceğini belirtiyor; ancak hassas ciltli kişilerde yine de tahrişe neden olabilir. Ayrıca, alüminyum ve ter arasındaki kimyasal reaksiyon, en sevdiğiniz beyaz gömleklerinizdeki o sinir bozucu sarı lekelerin nedenidir ve bu da daha az zararlı bir sorundur.
Deodorant ve ter önleyici
Birçok kişi “deodorant” ve “ter önleyici” terimlerini birbirinin yerine kullanır, ancak bunlar aynı ürün değildir.
Deodorantlar kokuyu nötralize eder veya maskeler ancak terlemeyi engellemez. Ter önleyiciler ise ter bezlerini tıkamak için alüminyum bileşikleri kullanır, böylece terleme ve koku azalır.
Aradaki fark alüminyumdan kaynaklanıyor. Terlemeyi durdurmada etkili olsa da artık daha fazla insan alüminyum ve diğer katkı maddelerini içermeyen doğal deodorantlara yöneliyor ve bunun yerine uçucu yağlar, probiyotikler ve nişastalar gibi bitki bazlı bileşenlere yöneliyor.
Alüminyumsuz yaşamaya başladığınızda ne olur?
Alüminyum içermeyen deodorantlara geçiş biraz zorlu bir süreçtir. Ter önleyici kullanmayı bıraktığınızda ter bezleriniz artık tıkalı olmaz, bu da ilk başta terlemenizde artış fark edebileceğiniz anlamına gelir. Bazıları buna “detoks” dönemi der, ama aslında bu sadece vücudunuzun uyum sağlamasıdır.
Vücudunuzun dengeye gelmesi bir veya iki hafta sürebilir. Bu arada, hindistancevizi yağı ve shea yağı (doğal formüllerde yaygın olarak bulunur) gibi içerikler nemi emmeye ve kokuyu kontrol altında tutmaya yardımcı olur. Vücudunuz alıştıktan sonra, çoğu kişi alüminyuma ihtiyaç duymadan da aynı tazelikte kaldığını fark eder.
Şölen’de üst düzey atamalar devam ediyor
Şölen, Pazarlama Genel Müdürü görevine FMCG sektörünün deneyimli ismi Orçun Doğan’ı getirildiğini duyurdu.
Orçun Doğan, Biscolata, Ozmo, Luppo, Greta markaları başta olmak üzere Türkiye ve Global arenadaki Şölen markalarının pazarlama stratejilerine yön verecek.
Orçun Doğan kimdir?
Orta Doğu Teknik Üniversitesi İşletme bölümünden mezun olaran Doğan, Harvard Business School’da Disruptive Strategy eğitimi aldı. Kariyerine Dünya Bankası’nda Danışman Ekip Lideri olarak başlayan Doğan, 2005 yılında Unilever’e katılarak pazarlama alanına geçiş yaptı. Algida, Carte d’Or, OMO, Cornetto, Magnum ve Lipton gibi global markalarda Marka Müdür Yardımcısı, Marka Müdürü, Avrupa Pazarlama Müdürü, İş Geliştirme ve Pazarlama Direktörü görevlerinde bulundu. Türkiye, İngiltere, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgelerinde önemli başarılara imza attı. Ardından PepsiCo çatısı altında Doğu Avrupa Kıdemli Pazarlama Direktörü olarak Türkiye, Rusya, Polonya, Romanya ve Ukrayna gibi kritik pazarlarda görev aldı. 2023 yılında Diageo’da Kuzey Avrupa Pazarlama Direktörü olarak 11 ülkenin marka ve inovasyon stratejilerini yönetti ve son olarak Pinterest İngiltere’de gıda ve içecek kategorisinin liderliğini yürüttü.
Nilbar Güreş’in ilk solo sergisi
Arter, yeni kültür sanat sezonunu Nilbar Güreş’in Türkiye’deki ilk kurumsal solo sergisi Kadife Bakış ile karşıladı!
Küratörlüğünü Emre Baykal’ın üstlendiği sergi, Arter’in 2. kat galerisinde sanatçının erken dönem işlerini yeni eserleriyle bir araya getiriyor. Resim, gravür, kolaj, fotoğraf, heykel ve video gibi farklı mecralarda üretilmiş çalışmalardan oluşan kapsamlı bir seçkinin yer aldığı Kadife Bakış sergisi, 11 Eylül’den itibaren Arter’de ziyaret edilebilir.
Tüketim harcamalarımız yüzde 17 arttı
Haneler geçen senenin aynı dönemine göre 21 kez daha fazla alışveriş yaparak 124 kez alışverişe gittiler; böylece pandemi öncesi seviyeye yeniden gelindi. Hanelerin her bir alışverişte yaptığı ortalama harcama geçen yıla kıyasla %17 artarak 266 TL oldu.
Pazardaki Nabzı Yakalamak: Ipsos’un Tüketici Davranışları Analizi
Hızlı tüketim dünyası, her zamankinden daha dinamik ve değişken. Dünyanın ve ülkemizin önde gelen araştırma şirketi Ipsos, bu değişimin nabzını tutmak, tüketicilerin tutum ve davranışlarını, yaşam tarzlarını, alışkanlıklarını derinlemesine anlamak için sürdürüyor. Bu rapor, Türkiye temsili 14.000 hanelik dev bir örneklemden düzenli olarak toplanan hane içi satın alma verilerine dayanıyor. Her bir alışveriş sepeti, her bir satın alma kararı, tüketici davranışlarının ardındaki büyük resmi ortaya koyan değerli birer parça. Bu raporun içeriğinde Ocak-Haziran 2024 ve Ocak-Haziran 2025 dönemlerinin karşılaştırmalı sonuçlarından derlenen bulgular yer almaktadır. Bu veriler ışığında, son bir yılda Türkiye’deki hanelerin neleri daha çok tercih ettiğini, hangi kategorilerin öne çıktığını ve tüketim alışkanlıklarının nasıl bir değişim geçirdiğini ortaya koyuyor
Sepetler; hanelerin alışveriş alışkanlıklarında belirgin değişimin bilimsel ölçümleme göstergesi… Tüketici bir yandan marketlere daha sık gidiyor ama diğer yandan alışveriş sepetlerinin boyutu küçülüyor. Eskiden haftalık veya aylık büyük market alışverişleri yapılırken, artık daha küçük ama daha sık sepetler görüyoruz. Tüketiciler, büyük harcamalardan kaçınıp, daha çok ihtiyaç anı alışverişlerine yöneliyor. Bunun nedeni belki yüksek fiyatlar ya da sadece daha az israf etme çabası. Sonuç olarak, market koridorları daha sık adımlanırken, sepetlere giren ürün çeşitliliği azalıyor. Her şeyden biraz almak yerine, sadece o gün veya o hafta için en gerekli olanlar sepete atılıyor. Bu, bir nevi mikro alışveriş çağına girdiğimizin bir işareti olarak yorumlanabilir.
Atıştırmalıklar Zirvede ilk altı aylık hane içi harcamalara baktığımızda, alışveriş sepetlerinin büyük bir kısmının (%83) gıda ve içecekten oluştuğunu görüyoruz. Ancak bu ana kategorinin içinde, en dikkat çekici yükselişi atıştırmalıklar yaşadı. Tüketiciler, ana öğünler yerine veya aralarına serpiştirilmiş küçük keyif anları için atıştırmalıklara daha sık yöneldiği şeklinde düşünülebilir. Dolayısyla bu durum atıştırmalıkların sadece ciroda değil, aynı zamanda miktar bazında da büyümesini sağladı. Bu trendin en net örneği ise bisküviler. Tüketiciler bisküvileri daha sık satın alarak frekans artışına en yüksek katkıyı sağladı. Miktar bazında büyümeye en çok destek verenler ise kuruyemişler ve dondurmalar oldu. Gıda dışı kategorilerde ise tablo şöyle: İçecekler, tıpkı atıştırmalıklarda olduğu gibi, hem fiyat artışlarından hem de alışveriş frekansındaki yükselişten güç kazandı. Ev bakım kategorisindeki büyümeyi, hijyene verilen önemin artmasıyla popülerliği yükselen temizlik mendilleri ve çamaşır suları yönelim ağırlık kazandığı izlenmektedir. Kişisel bakım ürünlerinde ise deodorantlar, kozmetik ürünleri ve diş macunları büyümenin ana kaynakları oldu. Bu veriler, tüketicilerin küçük keyiflere daha sık harcama yaptığını ve temel ihtiyaçların yanında kişisel hijyen ve ev temizliğine de daha büyük bütçe ayırma eğiliminde olduğunun öne çıkarıyor.
İndirim marketleri de markalı ürünleri tercih ediyor. Son dönemde, tüketicilerin tercihlerinde net bir değişim gözlemliyoruz: markalı ürünler her zamankinden daha popüler. Ocak-Haziran 2025 kümüle dönemine baktığımızda, hızlı tüketim ürünleri harcamalarının yarısından fazlasının markalı ürünlere ayrıldığını görüyoruz. Bu oran, geçen yıla kıyasla %4’lük önemli bir artışla %56’ya ulaştı. Bu yükseliş sadece belirli kanallarla sınırlı kalmadı. Markalı ürünler, özellikle fiyat odaklı alışverişin kalbi olan indirim marketleri de dahil olmak üzere, neredeyse tüm perakende kanallarında büyüme gösterdi. Bu durum, tüketicilerin artık sadece fiyata değil, aynı zamanda markaların sunduğu güvene ve kaliteye de daha fazla önem verdiğini ortaya koyuyor. Markalar, ekonomik zorluklara rağmen tüketicinin vazgeçilmezi olmaya devam ediyor.
Türk tüketicisinin alışveriş tercihleri, son dönemde yeni bir tüketim haritası ortaya koyuyor… Her ne kadar indirim marketleri alışveriş kanalları arasındaki liderliğini kararlı bir şekilde sürdürse de, Ocak-Haziran 2025 döneminin asıl sürprizi, yerel zincirlerin gösterdiği dikkat çekici büyüme denilebilir. Diğer yandan, ulusal zincirler istikrarlı bir şekilde büyümeyi sürdürerek ortalama pazar performansına paralel bir seyir izledi. Ancak pazarın diğer ucunda, zor zamanlar geçiren kanallar da mevcut. 2024’te başlayan bağımsız süpermarketlerin küçülme eğilimi bu dönemde hız kazandı. Tekil marketlerin oluşturduğu bu grup, pazar payını hızla kaybediyor. Aynı şekilde, bakkal ve pazar gibi geleneksel kanallardaki harcamaların da azalmasıyla, geleneksel perakendenin toplam payı geriledi. Bu genel düşüşe rağmen, geleneksel kanallar arasında bir istisna parladı: kasaplar, geçen seneki pazar payını korumayı başardı ve bu zorlu dönemde ayakta kalabildi.
Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik; Hane Tüketim Panelinin altı aylık verilerini şöyle yorumladı; 2025 yılının ilk altı ayında hanelerin hızlı tüketim ürünleri harcamaları, geçen yılın aynı dönemine göre %42 oranında arttı. Artış, geçen yıllardaki enflasyon üzerindeki seyrini bırakarak, on iki aylık ortalama enflasyon seviyesine paralel bir seviye göstermiş oldu.
Pandemi sonrası azalan alışveriş sıklığı toparlanmayı sürdürdü; haneler bu beş aylık dönemde 124 kez alışverişe çıkarak pandemi öncesindeki alışveriş sıklıklarına geri döndüler. Her alışverişte ortalama 266 TL harcayan haneler, geçen yıla kıyasla alışveriş başına %17 daha fazla ödeme yaptı. Daha sık alışveriş, aynı zamanda daha az ürün çeşidi içeren, daha küçük sepetlerin de alışverişlerde daha fazla yer tutması demek.
Bu dönemde harcama artışında en çok öne çıkan kategoriler atıştırmalıklar, vücut bakım ürünleri ve ev temizlik ürünleri oldu. Atıştırmalık büyümesinde fiyat artışlarının yanı sıra kategorinin daha sık satın alınması etkili olurken vücut ürünleri kategorisindeki büyüme fiyat artışına rağmen daha fazla talep ile gerçekleşti, ev temizlik ürünleri de özellikle temizlik bezlerine bağlı olarak büyüyor.
Alışverişte en fazla tercih edilen kanal indirim marketleri olmaya devam ederken yerel zincirler 2025’in ilk yarısında en çok pay artıran kanal olarak öne çıktı. Bu büyümede kredi kartı ve nakde ek olarak yemek çeki gibi farklı ödeme yöntemlerinin birlikte kullanılabilmesinin etkisi de var. Geleneksel kanalda ise kasaplar dışındaki tüm kanallar pay kaybetmeye devam etti.
Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik
KFC, Türkiye’de devam kararı aldı
HD Holding, dünyanın en büyük kızarmış tavuk markası KFC ile stratejik bir franchise iş birliği yaptığını duyurdu.
30 yılı aşkın operasyonel sektör deneyimine ve HD İskender, Pidem ve Makarnam gibi markalarıyla 300’ü aşkın restorandan oluşan bir portföye sahip olan HD Holding, KFC’nin Türkiye’de yeniden yapılanma sürecine güçlü bir katkı sağlayacak.
1989’dan bu yana Türk tüketicileriyle buluşan KFC, HD Holding ile yapılan bu iş birliğiyle ülke genelindeki marka varlığını güçlendirmeyi ve KFC tutkunları için misafir deneyimini bir üst seviyeye taşımayı hedefliyor.