Karadeniz limanlarından gerçekleştirilen araç taşımacılığı, Türkiye’nin ihracat kapasitesini güçlendiren ve bölgesel ticaretin hızlanmasını sağlayan kritik bir lojistik altyapı sunuyor.
40 yılı aşkın bir süredir sektörde faaliyet gösteren Cenk Shipping Group, 2008 yılında filosuna kattığı Türkiye’nin ilk oto taşıyıcı tipi “Carcarrier” gemisi sayesinde yıllık 50.000 araç kapasitesiyle otomotiv ihracatına ve transit araç taşımacılığına doğrudan katkı sağlıyor.
Karadeniz limanlarından gerçekleştirilen araç taşımacılığı, Türkiye’nin ihracat kapasitesini güçlendiren ve bölgesel ticaretin hızlanmasını sağlayan kritik bir lojistik altyapı sunuyor.
Türkiye’nin ilk otomotiv taşıyıcı tipi (Carcarrier) gemisiyle deniz taşımacılığında bir ilke imza atan Cenk Shipping Group, 95 metre uzunluğundaki sancak rampalı gemisiyle liman operasyonlarında verimliliği artırıyor. Geniş rampası ve yüksek manevra kabiliyeti sayesinde gemi, limanlara yanaşma ve kalkışlarda kolaylık sağlarken, araç yükleme ve elleçleme süreçlerini hızlı ve güvenli bir şekilde gerçekleştiriyor.
Cenk Shipping Group Yönetim Kurulu Başkanı Attila Yener, “Her yıl on binlerce aracın güvenli şekilde taşınması, yalnızca bir lojistik faaliyet değil, aynı zamanda ihracatın nabzını tutan stratejik bir katkıdır. Bu faaliyetler, doğrudan Türkiye ekonomisinin dinamizmine güç katıyor.” ifadelerini kullandı.
Cenk Car, 17 yıldır Karadeniz içi Carcarrier hatlarında kesintisiz olarak faaliyet gösteriyor. Gemi, Türkiye’nin Yarımcaport ve Safiport limanlarını, Gürcistan’ın Poti, Ukrayna’nın Chernomorsk ve Romanya’nın Köstence limanlarıyla birbirine bağlıyor. Düzenli seferlerin bölgesel ticaretin sürekliliğini sağladığını ifade eden Attila Yener, “Karadeniz, Türkiye’nin ekonomik damarlarından biri haline geldi. Biz bu hattı sadece bir taşıma rotası değil, bölge ekonomisini birbirine bağlayan bir ticaret köprüsü olarak görüyoruz.” dedi.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/10/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-4-2.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-10-20 07:13:562025-10-20 02:16:01Bir milyon araç taşıdı
ZEISS, Türkiye organizasyonunda önemli bir görevlendirmeye imza attı. Afra Karaca, markanın yeni İnsan Kaynakları Ülke Müdürü olarak atandı.
Afra Karaca kimdir?
Marmara Üniversitesi İşletme Bölümünden mezun olan Karaca, Beykent Üniversitesi İnsan Kaynakları ve Örgütsel Değişim alanında yüksek lisans eğitimini tamamladı. Profesyonel kariyerine Novartis’te başlayan Karaca, fabrikanın büyüme sürecinde uçtan uca işe alım, oryantasyon ve onboarding süreçlerinin yönetiminden sorumlu oldu. Ardından BP/Castrol’de beş yıl boyunca Türkiye, Ukrayna ve Orta Asya satış ekiplerinin işe alım, eğitim-gelişim, yetenek ve performans yönetimi süreçlerine liderlik eden Karaca, şirketin “Çeşitlilik ve Katılımcılık (D&I)” inisiyatiflerinde aktif rol üstlendi. Alcon bünyesinde İnsan Kaynakları Ülke Müdürü olarak global insan kaynakları yapısının Türkiye’de uygulanmasını sağlayan Karaca, stratejik iş ortağı olarak cerrahi, kontakt lens ve destek fonksiyonları ekiplerine koçluk desteği sağladı; performans yönetimi, yetenek geliştirme ve global projelerin yerel uygulamalarında önemli katkılar sundu.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/10/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-15.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-10-20 06:04:572025-10-20 02:07:13ZEISS Türkiye’ye yeni insan kaynakları müdürü
Pazar araştırmaları global lider araştırma şirketi Ipsos; ülkemizdeki hanelerin sağlık bilinci ve satın alma davranışlarını ölçümledi. Bir kurumsal sosyal sorumluluk ilkesi ile doğru ve gerçek bilimsel verileri içeren; Tüketici Sağlığı Paneli verilerini kamuoyuyla paylaştı. 2025 itibarıyla 10 bin haneden oluşan devasa örneklem üzerinden düzenli olarak takip edilen pazarın bilimsel göstergeleri, pandemi sonrası ivmelenen sektörün ulaştığı kritik noktaları ortaya koyuyor. Açıklanan verilere göre; altı aylık dönemde Türkiye’deki her 10 haneden yaklaşık 9’u en az bir tüketici sağlığı ürünü satın alarak, pazarın penetrasyon derinliğini rekor seviyeye taşıdı. Toplamda yaklaşık 173 milyon adet sepet ile sonuçlanan bu yoğun ilgi, sektörün hızla büyüdüğünü ve çeşitlendiğini gösteriyor. Ipsos Tüketici Panelleri, bu dinamik büyümenin iki temel eksende gerçekleştiğini vurguluyor: Yüksek Erişilebilirlik ve Profesyonel Rehberlik. Ürünlerin market raflarına ve online platformlara hızla yayılması, pazarı hızlı tüketim ürünleri (FMCG) dinamiklerine yaklaştırırken; marka tercihlerinde tüketicinin hala yüksek oranda doktor tavsiyesi ile hareket etmesi, bilginin ve güvenin satın alma kararındaki kritik rolünü koruduğuna ışık tutuyor.
Bu büyük resmin detaylarına incelendiğinde, pazarın en temel ve yaygın kategorilerinden olan ağrı kesici ürünleri dikkat çekmektedir. Kasım 2024 – Nisan 2025 döneminde Türkiye’deki her 10 haneden yaklaşık 8’i en az bir kez ağrı kesici satın aldığı izlenmiştir. Bu durum pazarın ne denli yaygın ve sürekli bir ihtiyaca yanıt verdiğini göstermektedir. Ancak erişilebilirlikteki bu artışa rağmen, tüketicinin marka seçiminde profesyonel rehberliğe olan bağlılığı bu kategoride zirveye ulaşmaktadır. Veriler, ağrı kesici satın alımlarında her 10 alımın 8’inde marka tercihini doktor tavsiyesinin belirlediğini ortaya koymaktadır. Bu sonuç, ağrı kesiciler gibi doğrudan sağlıkla ilişkili ürünlerde, kolaylık faktörünün ötesinde, uzman görüşünün hala en güçlü güven ve karar mekanizması olduğunu kanıtlamaktadır. Bu yüksek oran, ilgili markalar için doktor tavsiyesi ekseninde oluşturulacak stratejilerin hayati önem taşıdığını net bir şekilde işaret etmektedir.
Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik, araştırma verilerini şöyle yorumladı;
“Ipsos Tüketici Panelleri olarak, Türkiye’nin tüketici sağlığı trendlerini, 2025 yılı itibarıyla 10 bin haneden oluşan geniş bir örneklem üzerinden düzenli olarak takip ediyoruz. Özellikle pandemi döneminin de getirdiği ivmeyle birlikte, giderek çeşitlenen ve her geçen gün daha fazla hızlı tüketim ürünleri dinamiklerine uygun gelişme gösteren tüketici sağlığı ürünleri, Kasım 2024–Nisan 2025 altı aylık döneminde iki temel unsurla ön plana çıkıyor: İlki, giderek artan çeşitlilik ve marketlerde bile satılır, online kolaylıkla alınabilir hale gelen ürünlerle gelen yüksek erişilebilirlik. İkincisi ise buna karşın hala yüksek oranda doktor tavsiyesi ekseninde şekillenen marka tercihleri Veriler, altı aylık süre zarfında her 10 haneden 9’unun en az bir tüketici sağlığı ürünü satın aldığını gösteriyor. Bu dönemde her 10 haneden 8’i en az bir ağrı kesici ürün; 7’si vitamin veya gıda takviyesi; 6’sı ise dermokozmetik/dermatolojik ürün aldı.
Yüksek alım oranları, birkaç farklı ürünü birlikte kullanan hane oranının da oldukça yüksek olduğunu gösteriyor. Ağrı kesici alımının ortalama sıklığı, hane başına 5–6 haftada bir gerçekleşiyor. Ancak Türkiye’de 3 milyon hane için bu sıklık, 2 haftada 1 ya da daha yoğun! Ağrı kesicilerde, doktor tavsiyesine bağlı olarak marka seçimi yapmak şaşırtıcı olmasa da, oran %80 ile çok yüksek bir seviyede bulunuyor. Doktor tavsiyesinin yoğunluğu ile birlikte, hanelerin marka sadakati tartışmalı bir başlık; çünkü 6 aylık dönemde yaklaşık 4 kere gerçekleşen alımın 3’ünde birbirinden farklı markalar alınıyor! Bu da hem doktor tavsiyesi oranlarının markalara göre değiştiğini, hem de hanelerin kullanıma bağlı olarak bir sadakat geliştirerek devam etmediklerini gösteriyor. Artık marketlerde bile erişilebilir hale gelen vitamin, gıda takviyeleri ve dermokozmetik/dermatolojik ürünler için hâlâ ana alışveriş kanalı fiziksel mağazalar. Ortalamada 10 alımın sadece biri online kanallardan gerçekleşse de, yıl içinde özellikle Black Friday gibi kampanya dönemlerine bağlı olarak bu oran ciddi yükselişler gösterebiliyor ve dönemsel olarak payını ikiye katlayabiliyor. Bu veri, Türkiye’de tüketici davranışlarının hem fiziksel hem de online alışveriş kanallarında değişkenlik gösterdiğini ve kampanyaların bu geçişleri etkilediğini ortaya koyuyor.” dedi…
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/10/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-8.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-10-19 21:15:422025-10-19 21:20:47Sağlık ürünlerinde marka ve doktor ürünlerini seçiyoruz
Ev dışı yemek siparişlerinde bireyler %38 daha fazla ödeme yapmamak için “içeceksiz” siparişe yöneliyor.
Türkiye’nin hızla büyüyen hazır yemek ve ev dışı tüketim pazarındaki dinamikleri, dünyanın ve ülkemizin lider araştırma şirketi; Ipsos Yeme-İçme Paneli’nin en güncel verileri ile izleniyor. Yapılan araştırmaya göre; tüketiciler artık ev dışı sipariş sepetlerini daha bilinçli yönetiyor. Bu önemli eğilimi Ipsos’sun bilimsel veriye dayalı bireylerin ifade, tutum ve davranışlarının incelendiği panel raporu ile ortaya koyuyor.
Panel sonuçlarına göre, içeceksiz yemek siparişi yükselişte… Bunun temel nedeni; İçecekli siparişler, ortalama olarak %38 daha fazla ödemeye yol açıyor olması… Bu maliyet farkı, tüketicileri ev dışı tüketim kararlarında “içeceksiz” sipariş vermeye ve bütçelerini optimize etmeye yönlendiriyor. Ipsos verileri, bu stratejik tasarruf eğiliminin sektördeki geleceği nasıl şekillendireceğine işaret ediyor.
Hazır Yiyecek Pazarında Hacim ve Harcama Artışı… Genel tüketim eğilimlerine ilişkin bulguları, pazarın hacimsel ve parasal olarak büyümeye devam ettiğini doğruluyor. Hazır yiyecek ve içecek tüketimleri, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %3 oranında artış gösterdi. Haziran 2025 dönemi verilerine göre, bir birey ayda ortalama 30 kez hazır yiyecek ve içecek tüketimi gerçekleştirirken, bu tüketimlere toplamda 7.489 TL harcadı. Bu rakamlar, tüketicinin ayda yaklaşık 5 kez ev dışı tüketim yaptığını ve tek seferde ortalama 254 TL ödediğini ortaya koyuyor. Bu yoğunluk ve yüksek harcama, hazır yemek pazarının Türk tüketicisinin günlük yaşamındaki merkeziyetini gözler önüne sermektedir.
Tüketim Kanallarında Dağılım Nasıl ? Mekânda tüketim liderliğini sürdürüyor. Tüketicilerin hazır yiyecek ve içecekleri nasıl edindiğine bakıldığında, mekân içi tüketimin ezici liderliği dikkat çekiyor. Yapılan her 100 hazır yiyecek ve içecek tüketiminin 64’ü mekânda gerçekleştirilirken, eve sipariş ve gel-al yöntemleri arasındaki denge de netleşiyor. Eve sipariş yöntemiyle gerçekleşen tüketimlerin oranı %17 iken, tüketicinin mekâna giderek siparişini aldığı gel-al (take-away) yöntemi %19 ile eve siparişin hemen önünde yer alıyor. Bu dağılım, fiziksel mekânların sosyal deneyim ve hızlı ulaşılabilirlik açısından hala pazarın ana damarı olduğunu gösteriyor.
Restoran tipleri çoğalıyor… Hazır yiyecek ve içecek tüketimindeki restoran tercihlerinde, genel çeşitlilik geçen yılki seviyelere benzer kalırken, ortalama bir birey Ocak-Haziran 2025 döneminde yaklaşık 7 farklı restoran tipinden tüketim gerçekleştirdi görülüyor. Ancak, tüketim tipleri içindeki paylar önemli bir değişime bir trendin başlangıcına bir yönelimin sinyaline ışık tutuyor. Geçen yıl tüketimlerde en yüksek paya sahip olan Kebapçılar%19,4’ten %12,1’e düşerek belirgin bir kayıp deneyimlerken, bu düşüşten en çok faydalanan restoran tipi Lokantalar oldu. Lokantalar, payını önemli ölçüde artırarak %15,6’dan %18,7’ye yüksedi ve en üst sıraya yerleşti. Her 100 tüketimden 19’u bu geleneksel mekânlarda gerçekleşti. Bu değişim, tüketicinin tercihlerinde hızlı kebap yerine, esnaf lokantası tarzı daha geleneksel, ev yemekleri ve uygun fiyatlı seçeneklere yöneldiğini ortaya koydu. Kafeler/Tatlıcılar/Fırınlar da paylarını artırarak yükselişe geçerken %9,2’den %10,9’a, Fast Food ve Diğer kategorilerindeki paylar geçen yıla yakın seviyelerde kaldı.
Burger Pazarında Kırmızı Et-Tavuk Burgere yeniliyor. Hazır yemek pazarında en yüksek büyüme oranlarından birini yakalayan Hamburgerler %24 büyüme kategorisinde, tüketici tercihleri belirgin bir dönüşüm izleniyor. Türk toplumu ağırlıkla vaz geçemediği tercihi kırmızı et liderliği de sarsılıyor. Genel büyüme verisine göre,Tavuk Burger, kırmızı etin bir adım önüne geçerek popülaritesini artırmış ve pazarın ana itici güçlerinden biri haline gelmiştir. Tüketicilerin bu kategoride hem lezzet hem de maliyet/sağlıklı beslenme algısı açısından tavuk ve vegan alternatiflere yöneldiği söylenebilir.
Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik, araştırma verilerini şöyle yorumladı;
“ Tüketici trendlerine dair en gözleme açık davranışlardan biri de dışarıda yeme-içme konusudur. Ipsos Yeme-İçme Paneli’nin son verileri, Türkiye’de hazır yemek tüketim eğilimlerini inceleyerek bu gözlemlerin verilere dayanan gerçeklerini ortaya koyuyor.
Türkiye’yi cinsiyet, yaş, sosyo-ekonomik statü ve bölge bazında temsil eden, 14 yaş üzeri 3.500 bireyle gerçekleştirilen çalışma sonuçlarına göre Ocak-Haziran 2025 döneminde, kişi başı ayda yaklaşık 5 kez hazır yeme-içme gerçekleştiği ve her seferinde ortalama 254 TL harcandığı görülüyor. Hazır yiyecek ve içecek tüketimi, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %3 artıyor. Bireylerin %64’ü bu tüketimlerini mekânın kendisinde gerçekleştirirken, %17’si eve sipariş vermeyi ve %19’u gel-al yöntemini tercih ediyor.
Piyasadaki fiyat artışlarına karşılık, tüketicilerin bütçesindeki harcama kısıtları; tüketimde daha uygun alternatifler sunabilen lokantaların liderliği ele geçirmesine neden oluyor: İlk 6 ayda her 100 tüketimden 19’u lokantada, 12’si kebapçı-lahmacuncuda, 11’i ise dönerci-iskendercide gerçekleşiyor. Lokantalardan sonra en büyük pay artışı simitçilerde görülmekte. Pay artışı dikkat çeken hamburgercilerde ise tavuk burger tercihinin kırmızı etin önüne geçmesi, yine ekonomik koşullara bağlanabilecek bir trend olarak öne çıkıyor.
Ekonomik baskı altındaki davranışın bir başka göstergesi de her üç yemekten birine eşlik eden içeceğin giderek yemekten uzaklaşmasıdır: Sadece yiyecek içeren siparişler, içecek eşlikli siparişlere göre %38 daha fazla ödemeye yol açıyor ve bu durum içeceksiz tüketimin artmasına neden oluyor. İçeceklerden elde edilen kârın buradaki ciro kaybını ne oranda karşıladığı, restoranlar için önemli bir araştırma konusu ve olası aksiyon noktası olma niteliği taşıyor.
Tüketiciler, tüketim sayısı olarak henüz hazır yeme sektöründen uzaklaşmasa da bu tüketimin niteliğinin önemli değişimlere uğradığı açık. Bu değişimlerin nasıl devam edeceğini ve kalıcı olup olmadıklarını ilerleyen dönemlerde hep birlikte göreceğiz.
Organik atıştırmalık sektörü markalarından Humm Organic’in Genel Müdürlük görevine pazarlama ve marka yönetimi alanının deneyimli ismi Melek Soklangıç Dinçer getirildi.
Ekim ayı itibarıyla Humm Organic Genel Müdürlüğüne getirilen Melek Soklangıç Dinçer, yeni görevinde markanın sürdürülebilir büyüme ve globalleşme hedeflerine yön verecek çalışmalara liderlik edecek.
Melek Soklangıç Dinçer kimdir?
Sektörde 30 yıllık deneyime sahip olan Melek Soklangıç Dinçer, pazarlama kariyerine 1995 yılında Sezginler A.Ş.’de başladı. Türkiye’nin önde gelen markalarında global pazarlama ve marka stratejileri alanında uzun yıllardır üst düzey yönetici olarak görev yapan Dinçer, Ülker Grubu, Hayat Kimya (Molfix ve Molped), Dyo Boya ve Chakra gibi önemli markalarda yerel ve global pazarlama operasyonlarını yönetti. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olan Koç Üniversitesi Executive MBA programını tamamlayan Dinçer, aynı zamanda Fractional CMO Türkiye Platformu’nun kurucusu ve Marka Konseyi Derneği üyesi.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/10/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-2.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-10-18 13:17:362025-10-18 13:17:36Humm Organic’te üst düzey atama
Polat Palandöken Winter Club, kayak, spor, doğa ve iyi yaşamı tek bir çatı altında buluşturarak kış tatilini yeniden tanımlıyor.
Gymy Kids ve The Champions Team’in deneyiminden doğan bu yeni konsept, çocuklardan yetişkinlere uzanan geniş yaş gruplarına hitap eden özel programlarıyla, aktif, dengeli ve bütünsel bir kış deneyimi sunuyor.
Gymy Kids & The Champions Team iş birliğiyle hayata geçirilen Polat Palandöken Winter Club, özel bir kahvaltı davetiyle tanıtıldı.
Polat Turizm Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ceylan Sel Sohtorik, Polat Turizm Grubu Başkanı Anıl Boydaş Tınaz, Polat Palandöken Genel Müdürü Nuh Seçer, Gymy Kids Kurucu Ortakları Müge Yılmaz Tahtacı ve Zümra Lü Oktayoğlu ile The Champions Team Kurucusu Halit Seylan’ın ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlik; iş, turizm ve spor dünyasından birçok seçkin ismi bir araya getirdi.
Winter Club ile Kapsamlı Bir Deneyim
Etkinlikte yapılan sunumda; yıllardır büyük ilgi gören “Minik Sporcular Kayakta” programının, artık Polat Palandöken Winter Club çatısı altında daha erişilebilir, daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuştuğu vurgulandı.
Yeni sezonda yetişkinler, gençler ve çocuklar için tasarlanan zengin içerikler arasında; kayak ve kar sporlarının yanı sıra doğa yürüyüşleri, stüdyo grup dersleri, turnuvalar, iyi yaşam atölyeleri ve fizyoterapi seansları da yer alıyor.
Böylece Polat Palandöken Winter Club, her yaş grubuna özel bir hareket alanı yaratıyor.
Yeni Sezonun En Güçlü Başlangıcı
2025–2026 kış sezonunun en dikkat çekici yeniliklerinden biri olarak öne çıkan Polat Palandöken Winter Club, sunduğu çok yönlü programlarıyla kış tatiline yeni bir ruh kazandırıyor.
Spor, doğa, sağlık ve paylaşım dolu bir atmosferde, bu sezon Palandöken’de herkesi iyi yaşamın enerjisini keşfetmeye davet ediyor.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/10/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-1-1.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-10-18 12:53:542025-10-18 12:54:11Kış tatilini yeniden tanımlıyor
Bir milyon araç taşıdı
Karadeniz limanlarından gerçekleştirilen araç taşımacılığı, Türkiye’nin ihracat kapasitesini güçlendiren ve bölgesel ticaretin hızlanmasını sağlayan kritik bir lojistik altyapı sunuyor.
40 yılı aşkın bir süredir sektörde faaliyet gösteren Cenk Shipping Group, 2008 yılında filosuna kattığı Türkiye’nin ilk oto taşıyıcı tipi “Carcarrier” gemisi sayesinde yıllık 50.000 araç kapasitesiyle otomotiv ihracatına ve transit araç taşımacılığına doğrudan katkı sağlıyor.
Karadeniz limanlarından gerçekleştirilen araç taşımacılığı, Türkiye’nin ihracat kapasitesini güçlendiren ve bölgesel ticaretin hızlanmasını sağlayan kritik bir lojistik altyapı sunuyor.
Türkiye’nin ilk otomotiv taşıyıcı tipi (Carcarrier) gemisiyle deniz taşımacılığında bir ilke imza atan Cenk Shipping Group, 95 metre uzunluğundaki sancak rampalı gemisiyle liman operasyonlarında verimliliği artırıyor. Geniş rampası ve yüksek manevra kabiliyeti sayesinde gemi, limanlara yanaşma ve kalkışlarda kolaylık sağlarken, araç yükleme ve elleçleme süreçlerini hızlı ve güvenli bir şekilde gerçekleştiriyor.
Cenk Shipping Group Yönetim Kurulu Başkanı Attila Yener, “Her yıl on binlerce aracın güvenli şekilde taşınması, yalnızca bir lojistik faaliyet değil, aynı zamanda ihracatın nabzını tutan stratejik bir katkıdır. Bu faaliyetler, doğrudan Türkiye ekonomisinin dinamizmine güç katıyor.” ifadelerini kullandı.
Cenk Car, 17 yıldır Karadeniz içi Carcarrier hatlarında kesintisiz olarak faaliyet gösteriyor. Gemi, Türkiye’nin Yarımcaport ve Safiport limanlarını, Gürcistan’ın Poti, Ukrayna’nın Chernomorsk ve Romanya’nın Köstence limanlarıyla birbirine bağlıyor. Düzenli seferlerin bölgesel ticaretin sürekliliğini sağladığını ifade eden Attila Yener, “Karadeniz, Türkiye’nin ekonomik damarlarından biri haline geldi. Biz bu hattı sadece bir taşıma rotası değil, bölge ekonomisini birbirine bağlayan bir ticaret köprüsü olarak görüyoruz.” dedi.
ZEISS Türkiye’ye yeni insan kaynakları müdürü
ZEISS, Türkiye organizasyonunda önemli bir görevlendirmeye imza attı. Afra Karaca, markanın yeni İnsan Kaynakları Ülke Müdürü olarak atandı.
Afra Karaca kimdir?
Marmara Üniversitesi İşletme Bölümünden mezun olan Karaca, Beykent Üniversitesi İnsan Kaynakları ve Örgütsel Değişim alanında yüksek lisans eğitimini tamamladı. Profesyonel kariyerine Novartis’te başlayan Karaca, fabrikanın büyüme sürecinde uçtan uca işe alım, oryantasyon ve onboarding süreçlerinin yönetiminden sorumlu oldu. Ardından BP/Castrol’de beş yıl boyunca Türkiye, Ukrayna ve Orta Asya satış ekiplerinin işe alım, eğitim-gelişim, yetenek ve performans yönetimi süreçlerine liderlik eden Karaca, şirketin “Çeşitlilik ve Katılımcılık (D&I)” inisiyatiflerinde aktif rol üstlendi. Alcon bünyesinde İnsan Kaynakları Ülke Müdürü olarak global insan kaynakları yapısının Türkiye’de uygulanmasını sağlayan Karaca, stratejik iş ortağı olarak cerrahi, kontakt lens ve destek fonksiyonları ekiplerine koçluk desteği sağladı; performans yönetimi, yetenek geliştirme ve global projelerin yerel uygulamalarında önemli katkılar sundu.
Sağlık ürünlerinde marka ve doktor ürünlerini seçiyoruz
Pazar araştırmaları global lider araştırma şirketi Ipsos; ülkemizdeki hanelerin sağlık bilinci ve satın alma davranışlarını ölçümledi. Bir kurumsal sosyal sorumluluk ilkesi ile doğru ve gerçek bilimsel verileri içeren; Tüketici Sağlığı Paneli verilerini kamuoyuyla paylaştı. 2025 itibarıyla 10 bin haneden oluşan devasa örneklem üzerinden düzenli olarak takip edilen pazarın bilimsel göstergeleri, pandemi sonrası ivmelenen sektörün ulaştığı kritik noktaları ortaya koyuyor. Açıklanan verilere göre; altı aylık dönemde Türkiye’deki her 10 haneden yaklaşık 9’u en az bir tüketici sağlığı ürünü satın alarak, pazarın penetrasyon derinliğini rekor seviyeye taşıdı. Toplamda yaklaşık 173 milyon adet sepet ile sonuçlanan bu yoğun ilgi, sektörün hızla büyüdüğünü ve çeşitlendiğini gösteriyor. Ipsos Tüketici Panelleri, bu dinamik büyümenin iki temel eksende gerçekleştiğini vurguluyor: Yüksek Erişilebilirlik ve Profesyonel Rehberlik. Ürünlerin market raflarına ve online platformlara hızla yayılması, pazarı hızlı tüketim ürünleri (FMCG) dinamiklerine yaklaştırırken; marka tercihlerinde tüketicinin hala yüksek oranda doktor tavsiyesi ile hareket etmesi, bilginin ve güvenin satın alma kararındaki kritik rolünü koruduğuna ışık tutuyor.
Bu büyük resmin detaylarına incelendiğinde, pazarın en temel ve yaygın kategorilerinden olan ağrı kesici ürünleri dikkat çekmektedir. Kasım 2024 – Nisan 2025 döneminde Türkiye’deki her 10 haneden yaklaşık 8’i en az bir kez ağrı kesici satın aldığı izlenmiştir. Bu durum pazarın ne denli yaygın ve sürekli bir ihtiyaca yanıt verdiğini göstermektedir. Ancak erişilebilirlikteki bu artışa rağmen, tüketicinin marka seçiminde profesyonel rehberliğe olan bağlılığı bu kategoride zirveye ulaşmaktadır. Veriler, ağrı kesici satın alımlarında her 10 alımın 8’inde marka tercihini doktor tavsiyesinin belirlediğini ortaya koymaktadır. Bu sonuç, ağrı kesiciler gibi doğrudan sağlıkla ilişkili ürünlerde, kolaylık faktörünün ötesinde, uzman görüşünün hala en güçlü güven ve karar mekanizması olduğunu kanıtlamaktadır. Bu yüksek oran, ilgili markalar için doktor tavsiyesi ekseninde oluşturulacak stratejilerin hayati önem taşıdığını net bir şekilde işaret etmektedir.
Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik, araştırma verilerini şöyle yorumladı;
“Ipsos Tüketici Panelleri olarak, Türkiye’nin tüketici sağlığı trendlerini, 2025 yılı itibarıyla 10 bin haneden oluşan geniş bir örneklem üzerinden düzenli olarak takip ediyoruz. Özellikle pandemi döneminin de getirdiği ivmeyle birlikte, giderek çeşitlenen ve her geçen gün daha fazla hızlı tüketim ürünleri dinamiklerine uygun gelişme gösteren tüketici sağlığı ürünleri, Kasım 2024–Nisan 2025 altı aylık döneminde iki temel unsurla ön plana çıkıyor: İlki, giderek artan çeşitlilik ve marketlerde bile satılır, online kolaylıkla alınabilir hale gelen ürünlerle gelen yüksek erişilebilirlik. İkincisi ise buna karşın hala yüksek oranda doktor tavsiyesi ekseninde şekillenen marka tercihleri Veriler, altı aylık süre zarfında her 10 haneden 9’unun en az bir tüketici sağlığı ürünü satın aldığını gösteriyor. Bu dönemde her 10 haneden 8’i en az bir ağrı kesici ürün; 7’si vitamin veya gıda takviyesi; 6’sı ise dermokozmetik/dermatolojik ürün aldı.
Yüksek alım oranları, birkaç farklı ürünü birlikte kullanan hane oranının da oldukça yüksek olduğunu gösteriyor. Ağrı kesici alımının ortalama sıklığı, hane başına 5–6 haftada bir gerçekleşiyor. Ancak Türkiye’de 3 milyon hane için bu sıklık, 2 haftada 1 ya da daha yoğun! Ağrı kesicilerde, doktor tavsiyesine bağlı olarak marka seçimi yapmak şaşırtıcı olmasa da, oran %80 ile çok yüksek bir seviyede bulunuyor. Doktor tavsiyesinin yoğunluğu ile birlikte, hanelerin marka sadakati tartışmalı bir başlık; çünkü 6 aylık dönemde yaklaşık 4 kere gerçekleşen alımın 3’ünde birbirinden farklı markalar alınıyor! Bu da hem doktor tavsiyesi oranlarının markalara göre değiştiğini, hem de hanelerin kullanıma bağlı olarak bir sadakat geliştirerek devam etmediklerini gösteriyor. Artık marketlerde bile erişilebilir hale gelen vitamin, gıda takviyeleri ve dermokozmetik/dermatolojik ürünler için hâlâ ana alışveriş kanalı fiziksel mağazalar. Ortalamada 10 alımın sadece biri online kanallardan gerçekleşse de, yıl içinde özellikle Black Friday gibi kampanya dönemlerine bağlı olarak bu oran ciddi yükselişler gösterebiliyor ve dönemsel olarak payını ikiye katlayabiliyor. Bu veri, Türkiye’de tüketici davranışlarının hem fiziksel hem de online alışveriş kanallarında değişkenlik gösterdiğini ve kampanyaların bu geçişleri etkilediğini ortaya koyuyor.” dedi…
Yemek siparişlerinden içeceği çıkardık
Ev dışı yemek siparişlerinde bireyler %38 daha fazla ödeme yapmamak için “içeceksiz” siparişe yöneliyor.
Türkiye’nin hızla büyüyen hazır yemek ve ev dışı tüketim pazarındaki dinamikleri, dünyanın ve ülkemizin lider araştırma şirketi; Ipsos Yeme-İçme Paneli’nin en güncel verileri ile izleniyor. Yapılan araştırmaya göre; tüketiciler artık ev dışı sipariş sepetlerini daha bilinçli yönetiyor. Bu önemli eğilimi Ipsos’sun bilimsel veriye dayalı bireylerin ifade, tutum ve davranışlarının incelendiği panel raporu ile ortaya koyuyor.
Panel sonuçlarına göre, içeceksiz yemek siparişi yükselişte… Bunun temel nedeni; İçecekli siparişler, ortalama olarak %38 daha fazla ödemeye yol açıyor olması… Bu maliyet farkı, tüketicileri ev dışı tüketim kararlarında “içeceksiz” sipariş vermeye ve bütçelerini optimize etmeye yönlendiriyor. Ipsos verileri, bu stratejik tasarruf eğiliminin sektördeki geleceği nasıl şekillendireceğine işaret ediyor.
Hazır Yiyecek Pazarında Hacim ve Harcama Artışı… Genel tüketim eğilimlerine ilişkin bulguları, pazarın hacimsel ve parasal olarak büyümeye devam ettiğini doğruluyor. Hazır yiyecek ve içecek tüketimleri, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %3 oranında artış gösterdi. Haziran 2025 dönemi verilerine göre, bir birey ayda ortalama 30 kez hazır yiyecek ve içecek tüketimi gerçekleştirirken, bu tüketimlere toplamda 7.489 TL harcadı. Bu rakamlar, tüketicinin ayda yaklaşık 5 kez ev dışı tüketim yaptığını ve tek seferde ortalama 254 TL ödediğini ortaya koyuyor. Bu yoğunluk ve yüksek harcama, hazır yemek pazarının Türk tüketicisinin günlük yaşamındaki merkeziyetini gözler önüne sermektedir.
Tüketim Kanallarında Dağılım Nasıl ? Mekânda tüketim liderliğini sürdürüyor. Tüketicilerin hazır yiyecek ve içecekleri nasıl edindiğine bakıldığında, mekân içi tüketimin ezici liderliği dikkat çekiyor. Yapılan her 100 hazır yiyecek ve içecek tüketiminin 64’ü mekânda gerçekleştirilirken, eve sipariş ve gel-al yöntemleri arasındaki denge de netleşiyor. Eve sipariş yöntemiyle gerçekleşen tüketimlerin oranı %17 iken, tüketicinin mekâna giderek siparişini aldığı gel-al (take-away) yöntemi %19 ile eve siparişin hemen önünde yer alıyor. Bu dağılım, fiziksel mekânların sosyal deneyim ve hızlı ulaşılabilirlik açısından hala pazarın ana damarı olduğunu gösteriyor.
Restoran tipleri çoğalıyor… Hazır yiyecek ve içecek tüketimindeki restoran tercihlerinde, genel çeşitlilik geçen yılki seviyelere benzer kalırken, ortalama bir birey Ocak-Haziran 2025 döneminde yaklaşık 7 farklı restoran tipinden tüketim gerçekleştirdi görülüyor. Ancak, tüketim tipleri içindeki paylar önemli bir değişime bir trendin başlangıcına bir yönelimin sinyaline ışık tutuyor. Geçen yıl tüketimlerde en yüksek paya sahip olan Kebapçılar%19,4’ten %12,1’e düşerek belirgin bir kayıp deneyimlerken, bu düşüşten en çok faydalanan restoran tipi Lokantalar oldu. Lokantalar, payını önemli ölçüde artırarak %15,6’dan %18,7’ye yüksedi ve en üst sıraya yerleşti. Her 100 tüketimden 19’u bu geleneksel mekânlarda gerçekleşti. Bu değişim, tüketicinin tercihlerinde hızlı kebap yerine, esnaf lokantası tarzı daha geleneksel, ev yemekleri ve uygun fiyatlı seçeneklere yöneldiğini ortaya koydu. Kafeler/Tatlıcılar/Fırınlar da paylarını artırarak yükselişe geçerken %9,2’den %10,9’a, Fast Food ve Diğer kategorilerindeki paylar geçen yıla yakın seviyelerde kaldı.
Burger Pazarında Kırmızı Et-Tavuk Burgere yeniliyor. Hazır yemek pazarında en yüksek büyüme oranlarından birini yakalayan Hamburgerler %24 büyüme kategorisinde, tüketici tercihleri belirgin bir dönüşüm izleniyor. Türk toplumu ağırlıkla vaz geçemediği tercihi kırmızı et liderliği de sarsılıyor. Genel büyüme verisine göre,Tavuk Burger, kırmızı etin bir adım önüne geçerek popülaritesini artırmış ve pazarın ana itici güçlerinden biri haline gelmiştir. Tüketicilerin bu kategoride hem lezzet hem de maliyet/sağlıklı beslenme algısı açısından tavuk ve vegan alternatiflere yöneldiği söylenebilir.
Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik, araştırma verilerini şöyle yorumladı;
“ Tüketici trendlerine dair en gözleme açık davranışlardan biri de dışarıda yeme-içme konusudur. Ipsos Yeme-İçme Paneli’nin son verileri, Türkiye’de hazır yemek tüketim eğilimlerini inceleyerek bu gözlemlerin verilere dayanan gerçeklerini ortaya koyuyor.
Türkiye’yi cinsiyet, yaş, sosyo-ekonomik statü ve bölge bazında temsil eden, 14 yaş üzeri 3.500 bireyle gerçekleştirilen çalışma sonuçlarına göre Ocak-Haziran 2025 döneminde, kişi başı ayda yaklaşık 5 kez hazır yeme-içme gerçekleştiği ve her seferinde ortalama 254 TL harcandığı görülüyor. Hazır yiyecek ve içecek tüketimi, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %3 artıyor. Bireylerin %64’ü bu tüketimlerini mekânın kendisinde gerçekleştirirken, %17’si eve sipariş vermeyi ve %19’u gel-al yöntemini tercih ediyor.
Piyasadaki fiyat artışlarına karşılık, tüketicilerin bütçesindeki harcama kısıtları; tüketimde daha uygun alternatifler sunabilen lokantaların liderliği ele geçirmesine neden oluyor: İlk 6 ayda her 100 tüketimden 19’u lokantada, 12’si kebapçı-lahmacuncuda, 11’i ise dönerci-iskendercide gerçekleşiyor. Lokantalardan sonra en büyük pay artışı simitçilerde görülmekte. Pay artışı dikkat çeken hamburgercilerde ise tavuk burger tercihinin kırmızı etin önüne geçmesi, yine ekonomik koşullara bağlanabilecek bir trend olarak öne çıkıyor.
Ekonomik baskı altındaki davranışın bir başka göstergesi de her üç yemekten birine eşlik eden içeceğin giderek yemekten uzaklaşmasıdır: Sadece yiyecek içeren siparişler, içecek eşlikli siparişlere göre %38 daha fazla ödemeye yol açıyor ve bu durum içeceksiz tüketimin artmasına neden oluyor. İçeceklerden elde edilen kârın buradaki ciro kaybını ne oranda karşıladığı, restoranlar için önemli bir araştırma konusu ve olası aksiyon noktası olma niteliği taşıyor.
Tüketiciler, tüketim sayısı olarak henüz hazır yeme sektöründen uzaklaşmasa da bu tüketimin niteliğinin önemli değişimlere uğradığı açık. Bu değişimlerin nasıl devam edeceğini ve kalıcı olup olmadıklarını ilerleyen dönemlerde hep birlikte göreceğiz.
Humm Organic’te üst düzey atama
Organik atıştırmalık sektörü markalarından Humm Organic’in Genel Müdürlük görevine pazarlama ve marka yönetimi alanının deneyimli ismi Melek Soklangıç Dinçer getirildi.
Ekim ayı itibarıyla Humm Organic Genel Müdürlüğüne getirilen Melek Soklangıç Dinçer, yeni görevinde markanın sürdürülebilir büyüme ve globalleşme hedeflerine yön verecek çalışmalara liderlik edecek.
Melek Soklangıç Dinçer kimdir?
Sektörde 30 yıllık deneyime sahip olan Melek Soklangıç Dinçer, pazarlama kariyerine 1995 yılında Sezginler A.Ş.’de başladı. Türkiye’nin önde gelen markalarında global pazarlama ve marka stratejileri alanında uzun yıllardır üst düzey yönetici olarak görev yapan Dinçer, Ülker Grubu, Hayat Kimya (Molfix ve Molped), Dyo Boya ve Chakra gibi önemli markalarda yerel ve global pazarlama operasyonlarını yönetti. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olan Koç Üniversitesi Executive MBA programını tamamlayan Dinçer, aynı zamanda Fractional CMO Türkiye Platformu’nun kurucusu ve Marka Konseyi Derneği üyesi.
Kış tatilini yeniden tanımlıyor
Polat Palandöken Winter Club, kayak, spor, doğa ve iyi yaşamı tek bir çatı altında buluşturarak kış tatilini yeniden tanımlıyor.
Gymy Kids ve The Champions Team’in deneyiminden doğan bu yeni konsept, çocuklardan yetişkinlere uzanan geniş yaş gruplarına hitap eden özel programlarıyla, aktif, dengeli ve bütünsel bir kış deneyimi sunuyor.
Gymy Kids & The Champions Team iş birliğiyle hayata geçirilen Polat Palandöken Winter Club, özel bir kahvaltı davetiyle tanıtıldı.
Polat Turizm Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ceylan Sel Sohtorik, Polat Turizm Grubu Başkanı Anıl Boydaş Tınaz, Polat Palandöken Genel Müdürü Nuh Seçer, Gymy Kids Kurucu Ortakları Müge Yılmaz Tahtacı ve Zümra Lü Oktayoğlu ile The Champions Team Kurucusu Halit Seylan’ın ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlik; iş, turizm ve spor dünyasından birçok seçkin ismi bir araya getirdi.
Winter Club ile Kapsamlı Bir Deneyim
Etkinlikte yapılan sunumda; yıllardır büyük ilgi gören “Minik Sporcular Kayakta” programının, artık Polat Palandöken Winter Club çatısı altında daha erişilebilir, daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuştuğu vurgulandı.
Yeni sezonda yetişkinler, gençler ve çocuklar için tasarlanan zengin içerikler arasında; kayak ve kar sporlarının yanı sıra doğa yürüyüşleri, stüdyo grup dersleri, turnuvalar, iyi yaşam atölyeleri ve fizyoterapi seansları da yer alıyor.
Böylece Polat Palandöken Winter Club, her yaş grubuna özel bir hareket alanı yaratıyor.
Yeni Sezonun En Güçlü Başlangıcı
2025–2026 kış sezonunun en dikkat çekici yeniliklerinden biri olarak öne çıkan Polat Palandöken Winter Club, sunduğu çok yönlü programlarıyla kış tatiline yeni bir ruh kazandırıyor.
Spor, doğa, sağlık ve paylaşım dolu bir atmosferde, bu sezon Palandöken’de herkesi iyi yaşamın enerjisini keşfetmeye davet ediyor.