2025 Kasım İndirimlerinde Tüketici Temkinli: Farkındalık Var, Alışveriş Yok

2025 yılına ekonomik toparlanma umuduyla giren tüketici, Nisan ayında gerçekleşen faiz artışıyla birlikte yeniden temkinli moda geçti. Ipsos’un “Gündeme Dair” araştırmasına göre, artan enflasyon algısı ve düşen alım gücü, yılın en hareketli indirim dönemi olan Kasım kampanyalarını bile baskıladı.

Farkındalık Yüksek, Alışveriş Düşük

Araştırma sonuçları, indirimlerden haberdar olma oranının yüksek olmasına rağmen alışverişe dönüşme oranında tarihi bir düşüş yaşandığını ortaya koyuyor. 2025 yılı, “haberdar olup da alışveriş yapmayanların” en yüksek olduğu yıl olarak kayda geçti. Bu durum, tüketicinin artık kampanya dönemlerinde daha seçici davrandığını ve yalnızca gerçekten cazip fırsatlara yöneldiğini gösteriyor.

İndirimlere Güven Azaldı

Tüketicilerin yarısı (%50) sunulan indirimleri yetersiz bulurken, her 10 kişiden 4’ü kampanya dönemindeki ürünlerin kalitesinden şüphe duyuyor. Bu tablo, indirim dönemlerinde tüketicinin güven algısının zayıfladığını ve alışveriş kararlarını daha fazla sorguladığını ortaya koyuyor.

“Fırsat Takibi” Dönemi

Kasım kampanyalarına yönelik genel negatif algıda bir yumuşama görülse de, bu durum tüketicinin ikna olduğu anlamına gelmiyor. Artık karşımızda indirimden haberdar olan ancak alışveriş yapmak için “fırsat gibi fırsat” bekleyen, her zamankinden daha hesaplı davranan bir tüketici profili var. Bu yeni davranış biçimi, markaların kampanya stratejilerini yeniden gözden geçirmelerini zorunlu kılıyor.

Ekonomik Baskı ve Tüketici Psikolojisi

Enflasyon algısının yüksekliği, alım gücündeki düşüş ve faiz artışlarının etkisiyle tüketici, ihtiyaç odaklı alışverişe yöneliyor. Lüks ve gereksiz harcamalar yerine temel ihtiyaçlara odaklanan tüketici, kampanyaları artık bir “alışveriş şöleni” değil, gerçek fırsatların peşinde koşulan bir dönem olarak görüyor.

Bu tablo, markalar için önemli bir uyarı niteliğinde. İndirim dönemlerinde tüketiciyi ikna etmek için yalnızca fiyat avantajı değil, ürün kalitesi, güvenilirlik ve şeffaflık da ön plana çıkmak zorunda. 

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik, araştırma verilerini şöyle yorumladı;

Yıl içerisinde tüketicilerin tatil alışkanlıklarından okul harcamalarına, bayram alışverişlerinden hanelerin yeme içme trendlerine kadar pek çok konuyu takip ediyoruz. 2024 yılını faiz indirimiyle kapatmıştık ve 2025 yılında ekonomide yukarı yönlü bir ivme bekliyorduk. Ancak 2025 Nisan ayında gerçekleşen faiz artışıyla ekonomik hareketlilik yeniden yavaşladı.

Gündeme Dair araştırmamızın Ekim sonuçlarına göre ekonomiye yönelik olumsuz beklentiler son 3 ay içinde 4 puan artarak %57’ye çıktı. Her üç kişiden ikisi ise enflasyonun açıklanan resmi enflasyondan yaklaşık iki kat daha yüksek hissedildiğini belirtiyor.

Kasım ayı markaların rekabetini artırdığı ve tüketicilerin kampanyaları yakından takip ettiği bir dönem. Fakat yine de Gündeme Dair araştırmamızın sonuçları, bu yıl Kasım indirimlerinin önceki yıllardaki etkisini tam olarak gösteremediğini ortaya koyuyor.

Her ne kadar indirimlerden haberdar olma oranı 2024 ile aynı kalsa da, 2022 ve 2023’e kıyasla son iki yılda bu farkındalık belirgin biçimde düşük. Daha da kritik olan ise, haberdar olanların alışveriş yapma oranının 2025’te en düşük seviyeye inmiş olması.

18–35 yaş arasındaki kişilerde Kasım kampanyalarından alışveriş oranı 2024’e göre %21 düştü. Erkeklerdeki harcama düşüşü kadınlara kıyasla daha belirgin. Ekonomik zorluklar bizi kısıtlıyor, görünen o ki kesintiyi ilk yapan daha az gelirli genç kesim ve alışverişe daha fonksiyonel bakan erkekler oluyor.

Alışveriş yapanların tercihlerine baktığımızda, giyim, kişisel bakım ve temizlik ürünleri başı çekiyor. Bu kategoriler, tüketicinin Kasım fırsatlarını daha çok temel ihtiyaçlar üzerinden değerlendirdiğine işaret ediyor. Elektronik ve ev tekstili gibi kategorilerde ise daha planlı alışveriş davranışı öne çıkıyor. Her on kişiden yedisi bu kategorilerdeki alışverişleri için Kasım kampanyalarını bekliyor. Kasımda “fırsat gibi fırsat” kovalanıyor, bu nedenle daha seçici alışveriş yapılıyor. Alışveriş kanallarında ise tablo değişmedi. Online platformlar bu sene de en çok tercih edilen mecra. Bununla birlikte, hem online hem fiziksel mağazaları bir arada kullananların oranı geçen yıllara göre kayda değer seviyede artmış durumda.

Kasım kampanyalarına yönelik olumsuz algılarda ise bu yıl bir yumuşama görüyoruz. Kampanyalara tamamen karşı olanların oranı bu sene bir önceki seneye göre daha düşük. Ancak bu olumlu eğilimin yanında dikkat çeken bir diğer bulgu, kampanyaların etkinliğine dair beklentinin düşmeye devam etmesi. Tüketicilerin yarısı indirimleri yeterli bulmuyor, her on kişiden dördü ise indirim dönemindeki ürünlerin kalitesinden emin olmadığını belirtiyor. Alışveriş yapmayanlar kampanyalara karşı değiller ama alacak olsalar avantajlı fiyata alışveriş yapacaklarını da düşünmüyorlar.

Tüm bu göstergeler, ekonomik baskıların tüketici davranışlarını belirgin biçimde şekillendirmeye devam ettiğini ortaya koyuyor. 2025 yılı boyunca beklentiler, alışveriş eğilimleri ve kampanya dönemlerine verilen tepkiler dalgalı bir seyir izlese de, tüketicinin önceliklendirme biçimi giderek daha rasyonel, daha temkinli ve ihtiyaç odaklı bir yapıya dönmüş durumda. Önümüzdeki dönemde markaların da tüketicinin bu hassasiyetini gözeten, güven, fayda ve şeffaflığa dayalı stratejilere yönelmesi kaçınılmaz görünüyor.

#Kasımİndirimleri2025 #EkonomiHaberleri #TüketiciAnalizi #FırsatTakibi #AlımGücü #EnflasyonAlgısı #İndirimDönemi #EkonomiGündemi #TüketiciDavranışları #IpsosAraştırma

“Bu fotoğraftaki gibi istiyorum” diyorsanız, dikkat!

Meme estetiği dünyada ve Türkiye’de en sık yapılan estetik ameliyatların başında geliyor. Uluslararası Estetik Plastik Cerrahi Derneği (ISAPS) verilerine göre; özellikle meme büyütme ve dikleştirme ameliyatlarına olan ilgi son yıllarda belirgin şekilde artmış durumda. Bunun nedeni ise öncelikle kadınların bedenleriyle ilgili beklenti ve ihtiyaçlarını daha rahat dile getirmeleri, estetik ameliyatlarını sadece görünüm değişikliği değil, kendini iyi hissetmenin de bir yolu olarak görmeleri.  Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Münür Selçuk Kendir, meme estetiğine olan talebin artmasındaki ikinci önemli etkenin ise cerrahi tekniklerdeki gelişmeler olduğuna dikkat çekerek, “Günümüzde kullanılan yeni nesil silikon implantlar, minimal iz bırakma teknikleri ve hızlı iyileşme protokolleri ameliyatı  hem daha güvenli hem de konforlu hale getirdi. Modern tekniklerin getirdikleri güven hissi doğal olarak kadınların daha kolay karar vermelerini sağlamaktadır. Ayrıca, sosyal medya ve dijital platformlar da kadınların bu konuda daha fazla bilgi edinmelerine destek olmaktadır” diyor.

Son derece doğal ve vücutla uyumlu sonuçlar alınıyor!

Günümüzde, cerrahideki teknik gelişmeler ve kadına özel planlama sayesinde meme estetiği ameliyatında son derece doğal ve vücutla uyumlu sonuçlar elde edilebiliyor.  Dr. Münür Selçuk Kendir, özellikle kullanılan yeni nesil protezlerin doku, şekil ve kalite olarak doğal meme dokusuna çok yakın özellikler taşıdıklarını belirterek, “Ayrıca, her kadında meme yapısı, göğüs kafesi genişliği ve cilt elastikiyeti analiz edilmekte ve bu sayede vücuda en uygun hacim ile ameliyat tekniği belirlenmektedir. Amacımız, ‘yapılmış’ bir görünüm değil; aksine, kadının kendi vücut oranlarına yakışan, doğal ve estetik bir form elde etmektir.  Ameliyatın en önemli kazanımı ise fiziksel görünümün yanı sıra özgüveni ve yaşam enerjisini de olumlu yönde etkilemesidir” diye konuşuyor. Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Münür Selçuk Kendir, meme estetiği ameliyatları ile ilgili en çok merak edilen 7  soruyu yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Meme estetiği ameliyatında yaş sınırı var mıdır?

Meme estetiği ameliyatları için belirli bir “üst yaş sınırı” yoktur; önemli olan kadının genel sağlık durumu ve vücut gelişimini tamamlamış olmasıdır. Meme estetiği ameliyatının genellikle 17 – 18 yaşından itibaren, yani meme dokusunun gelişimini tamamladıktan sonra  yapılabildiğini anlatan Dr. Münür Selçuk Kendir,  sözlerine şöyle devam ediyor:  “Ancak, bazı istisnalar olabilir; örneğin doğuştan belirgin asimetri, tek taraflı gelişim bozukluğu veya aşırı büyük olması nedeniyle oluşan fiziksel rahatsızlıklar gibi durumlarda, psikolojik ve fiziksel sağlığı korumak adına, daha erken yaşlarda cerrahi müdahale gerekebilmektedir. Ameliyat kararı, vücut gelişimi kadar kadının psikolojik olarak hazır oluşu da göz önünde bulundurularak verilmektedir.”

Bu fotoğraftaki gibi yaptırabilir miyim?

Meme estetiği yaptırmak isteyen kadınlar hekimlerine bir fotoğraf gösterip, “Bu şekilde istiyorum” diyebiliyorlar. Ancak, beğenilen görünüm her vücut yapısında aynı sonucu vermeyebiliyor. Meme estetiğinin kesinlikle “tek kalıp” bir operasyon olmadığını vurgulayan Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Münür Selçuk Kendir, şu değerlendirmede bulunuyor: “Her kadının göğüs kafesi genişliği, cilt kalınlığı, meme dokusu miktarı ve vücut oranları birbirinden farklıdır. Bizim yaklaşımımız, hastalarımızın isteklerini dikkatle dinleyip, bu istekleri vücudun ölçülerine, doku özelliklerine ve doğal dengesine uygun bir biçimde planlamaktır. Amaç, fotoğraftaki görüntüyü birebir kopyalamak değil, vücutta en güzel ve en doğal duracak formu oluşturmaktır.”

Dikleştirme ameliyatı sonrasında göğüslerim yeniden sarkar mı?

Meme dikleştirme ameliyatında amaç sarkmış dokuyu toparlayıp meme başını yeniden ideal konuma taşımak ve memeye daha diri, dik ve estetik bir form kazandırmak. İhtiyaç halinde fazla deri çıkarılabiliyor veya meme aynı anda küçük bir silikon protezle desteklenerek hacim dengesi sağlanabiliyor. Dr. Münür Selçuk Kendir, meme dokusunun yerçekimi, kilo alıp vermeler veya yeni bir emzirme dönemi gibi etkenlerle hafifçe değişebildiğine, ancak tekrar aynı derecede sarkmanın genelde görülmediğine değinerek, “Sarkmayı önlemek için ideal kiloda kalmak, düzenli sütyen kullanımı ve cilt elastikiyetini koruyan yaşam alışkanlıkları çok önem taşımaktadır” diye konuşuyor.

Slikon protezler emzirmemi veya kanserin erken tanısını önler mi?

Dr. Münür Selçuk Kendir,  meme dokusu korunarak yapılan meme büyütme ameliyatlarının emzirme fonksiyonunu genellikle etkilemediğini söylüyor. Ayrıca meme dokusunun arkasına yerleştirildikleri için silikon protezlerin mamografi ve ultrason taramalarında kanserin erken tanısını önlemediğine de vurgu yapıyor.

Slikon protezlerin bir süre sonra değiştirilmeleri gerekir mi?

Meme büyütme ameliyatında; meme dokusunun veya kasın altına yerleştirilen silikon protezlerle meme hacmi artırılıyor. Seçilen teknik ise kadının cilt dokusunun yapısına ve beklentisine göre belirleniyor. Dr. Münür Selçuk Kendir, günümüzde kullanılan yeni nesil silikon protezlerin son derece güvenli olduklarını ve genellikle ömür boyu dayandıklarını belirterek, “Slikonların rutin olarak belirli bir sürede değiştirilmeleri gerekmez. Ancak, çok nadir durumlarda, implantın formu veya çevre dokularla ilişkisi değişirse, ihtiyaç halinde değişim önerilmektedir” diyor.

Meme küçültme ameliyatı sonrasında omuz ve sırt ağrılarım geçer mi?

Meme küçültme ameliyatına hem estetik görünümü düzeltmek hem de büyüklüğü dolayısıyla oluşan boyun, sırt ve omuz ağrısı gibi fiziksel şikâyetleri gidermek amacıyla başvuruluyor. Meme küçültme ameliyatında fazla olan meme dokusu ve deri çıkarılarak meme yeniden şekillendiriliyor ve meme başı ideal konuma taşınıyor. Meme küçültmenin sadece estetik değil, yaşam kalitesini artıran bir ameliyat olduğunu ifade eden Dr. Münür Selçuk Kendir, “Ameliyat sonrasında boyun, sırt ve omuz ağrısı ile sürekli terleme nedeniyle oluşan cilt problemleri de ortadan kalkmaktadır” bilgisini veriyor.

Ameliyat öncesinde hangi hazırlıkları yapmalıyım?

Ameliyat öncesinde doğru planlama, dikkatli hazırlık ve bilinçli davranış; hem daha kısa iyileşme süresi hem de daha doğal ve kalıcı sonuçlar anlamına geliyor. Dr. Münür Selçuk Kendir, ameliyat öncesinde yapılması gereken hazırlıkları şöyle anlatıyor:

  • Dokuları olumsuz etkileyerek yara iyileşmesini geciktirebilen sigarayı ameliyattan en az 2–3 hafta önce mutlaka bırakmalısınız.
  • Kan sulandırıcı ilaçlar, E vitamini, yeşil çay veya balık yağı gibi ürünler kanamayı artırabiliyor. Bu tür ilaçlar ve takviyeler kullanıyorsanız, geçici bir süreliğine bırakmanız gerektiği için hekiminizi bilgilendirmeniz çok önemli.
  • Vücudun iyileşme kapasitesini güçlendirdikleri için sağlıklı beslenmeye, bol su içmeye ve yeterince dinlenmeye özen gösterin.
  • Kronik hastalık nedeniyle kullandığınız ilaçlar varsa, özel doz ayarlamaları yapılacağı için hekiminizi mutlaka bilgilendirin.
  • Kanamayı artırabildiği ve anestezi sürecini olumsuz etkileyebildiği için alkol kullanımından kaçının.
  • Aşırı egzersiz veya ağır fiziksel aktiviteleri bırakın, çünkü yorgun kaslar ameliyat sonrasında toparlanmayı zorlaştırabiliyor.
  • Fazla kafein tüketimi ödem riskini artırabiliyor; bu nedenle kahve ve enerji içeceklerini sınırlandırın.

#MemeEstetiği #DoğalGörünüm #EstetikCerrahi #SağlıkVeEstetik #PlastikCerrahi #KadınSağlığı #EstetikAmeliyat #GüvenliCerrahi #EstetikTrendleri #ISAPS

Biyolojik yaş değil, hücresel yaş dönemi!

Modern yaşamda hareketsiz (sedanter) yaşam tarzı, bilgisayar başında geçirilen uzun saatler, elektromanyetik alanlar, fast- food tüketim, düzensiz uyku ve stres gibi etkenler gençlerde de erken tükenmişlik, bağışıklık çökmesi ve hücresel yaşlanmayı artırıyor. Bu nedenle günümüzde artık genç yaştan itibaren sağlıklı yaş alma yaklaşımının benimsenmesi gerekiyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya “Sağlıklı yaş almak, artık yalnızca ileri yaşların değil, gençlerin hatta ergenlerin de sorumluluğudur. Artık hasta olmamak için değil, sağlıklı kalmak için çaba sarf etmeliyiz. Bugüne dek bilinen doğrular son dönemde tamamen değişti; çağımızda kişiye özgü, bütüncül bir yaklaşım gerektiği anlaşıldı. Yani sağlıklı yaş almak bir orkestra gibidir; gastroenteroloji, kardiyoloji, fizik tedavi, ruh sağlığımız vb bunların hepsi uyum içinde çalışmalıdır” diyor. Sağlıklı yaş almak için bazı bildiklerimizi unutmamız gerektiğini vurgulayan Dr. Küçükkaya, sağlıklı yaş almada doğru bilinen yanlışları ve yeni yaklaşımları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

  • SU TÜKETİMİ

Günde 2 litre su içmelisiniz: YANLIŞ!

DOĞRUSU: İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya “Su ihtiyacı kişiye ve güne göre değişir. Günlük su tüketimi; kilo, cinsiyet, yaşam tarzı ve kronik hastalığa göre kişiye özgüdür. Sabit bir şekilde günde 2 litre (8 bardak) su içmek herkese uygun değildir. Sağlıklı bir yetişkin için günlük su ihtiyacı ortalama 2-3 litre arasında değişebilir ancak böbrek hastalığı, kalp yetmezliği gibi diğer durumlarda bu miktar tehlikeli olabilir. Bu nedenle kişinin su tüketim planı da doktor tarafından belirlenmelidir. İdrar rengi yeterli su tüketiminde çok önemli bir göstergedir. İdrar açık renk olmalıdır, koyu ise yeterli su içilmemiş demektir” diyor.

  • UYKU

Günde 7-8 saat uyumak şarttır: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Uyku ihtiyacı kişiye, yaşa ve yaşam tarzına göre değişir. Kimileri 5 saat uyuyarak dinç uyanırken, kimileri 9 saate ihtiyaç duyar. Önemli olan erken yatmak ve 7-8 saat uyumak değil, uykuda olunan saatler ve uykunun kalitesidir. 22:00- 06:00 saatleri arasında vücut kendini yeniler, metabolizma, hücre onarımı, yağ yakımı ve bağışıklık bu süreçte güçlenir. O nedenle bu saatlerde mutlaka uykuda olmak gerekir. Dr. Küçükkaya “Ayrıca horlama, uyku apnesi gibi sorunlar sağlıklı uyku döngüsünü bozduğu için mutlaka tedavi edilmelidir. Doğru saatte, doğru oksijenle kesintisiz uyumak, kronik hastalıkların riskini de azaltır” diyor.

  • EGZERSİZ

Günde 10 bin adım atmak idealdir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Yapılan araştırmalar; 10 bin adımın herkese uygun olmadığını gösteriyor. Hedef; yaşa, cinsiyete, kiloya, sağlık durumuna ve kapasiteye göre kişiselleştirilmiş, sürdürülebilir hareket hedefleri koymaktır. Dr. Küçükkaya “Protezi olan birine 10 bin adım önerilemez, düşme riski olan yaşlıya yoğun tempo koşu yaptırılamaz. Kimine günde 5 bin-7 bin adım gibi daha düşük ama düzenli aktivite, kimine 5-6 km koşu uygundur. Açık havada, bol oksijenli alanlarda yürüyüş beden ve ruh sağlığını birlikte destekler. Derin nefes egzersizleri, esneme hareketleri ve kültür-fizik çalışmaları da çok önemlidir” diyor.

  • BESLENME

Sağlıklı beslenmek kalori kısmak demektir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Sağlıklı beslenme doğru besinleri, doğru zamanda ve dengede tüketmektir. Sürekli kalori kısıtlamak metabolizmayı yavaşlatır, kas kaybı ve hücresel yıpranmaya yol açar. Dr. Küçükkaya “25 yaşındaki bir genç ile 45 yaşındaki bir kadının beslenme gereksinimleri farklıdır. Diyabeti olanla olmayan, erkek ile kadın, aktif yaşam süren ile masa başı çalışan aynı beslenme planını uygulayamaz. Bilimsel çalışmalarda en sağlıklı model olarak öne çıkan Akdeniz tipi beslenmeye geçilmelidir. Paketli gıda, işlenmiş ürünler, asitli ve şekerli içecekler ile fast food tüketimden kaçınılmalı, mevsim sebze ve meyveleri tüketilmelidir” diyor.

  • VİTAMİN TAKVİYESİ

Her gün vitamin takviyesi almak gençleştirir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Vücutta eksik olan vitamin tamamlandığında işe yarar, fazlası ise zarar verir. Dr. Küçükkaya şöyle konuşuyor: “Hücresel gençliği artıran şey dengeli beslenme ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıdır. Omega, magnezyum, çinko vb vitamin ve mineral takviyelerinin vücutta yeterli düzeyde olması önemlidir ancak bu takviyeler kandaki değerlere göre doktor tarafından tahliller yapıldıktan sonra belirlenmelidir. Ayrıca ‘doğal’ veya reçetesiz satılıyor diye tüm takviyeler güvenli demek değildir. Gelişigüzel vitamin kullanmak karaciğer/böbrek hasarı, ilaç etkileşimleri veya yanlış test sonuçlarına hatta organ yetmezliğine yol açabilir.”

Düzenli doktor takibi çok önemli

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, sağlıklı yaş almanın bir orkestra gibi olduğunu, gastroenteroloji, kardiyoloji, fizik tedavi, ruh sağlığımız vb bunların hepsinin uyum içinde çalışması gerektiğini belirterek şöyle diyor: “Tüm sürecin koordinasyonu için düzenli tahlil, tarama ve kontrol şarttır. Genetik altyapıdan kaynaklanabilecek hastalıklar (Alzheimer, kanser, kalp ve damar hastalıkları vb) artık çok genç yaşta tespit edilebiliyor. Kontroller aksatılmamalı, kullanılan ilaçlar doktor önerisi olmadan kendi kendine bırakılmamalıdır.”

Özellikle, püf noktası, olmazsa olmazlar

  1. Kaliteli ve doğru saatlerde uyumak

Gece 10-sabah 6 arası. Bu uyku saatlerine çok dikkat etmeli çünkü vücudumuzun rejenerasyon dediğimiz saatleridir tamir ettiği. Yapılan çalışmlaar; bu saatlerde rejenerasyon hormonlarımızın, metabolizma hormonlarımızın ve yağ yakmanın bu saatlerde olduğunu göstermektedir. Ve kronik hastalıkları engelleyici yoyllardan bir tanesi gece sağlıklı bir uykuya sahip olmaktır. Hem saaatler hem de horlama olmadan doğru saat doğru uyku ve doğru oksijen. Horlama, uyku apnesi şikayetlerimizi doğru saatlerde olsa bu durumlar doğru bir uykuya

  1. Doğru beslenme; yaşımız, 15 erken ile 45 kadın aynı değil, sahip olduğumuz hastalıklar, cinsimiz, diyabetle olmayan kişi aynı beslenmez, uyumlu olacak dengeli ve düzenli beslenme. En büyük şansımız akdeniz diyeti tüm çalışmalarda akdeniz diyeti . seçtiğimiz gıdalar kesinlikle paket ve işlenmiş gıda olmamalı. Ne yediğimiz değil, nerden, yapılan çalışmalar fast food paket gıdaların tehlikesini çok gösteriyor. Olabildiğince doğal kaynaklardan elde edilen gıdalara ulaşmak. Ve sıvılara ulaşmak. Kolalı içecekler ıce tealer . evinizde posasıyla lifiyle tüketelim.
  2. Doğru egzersiz; saatine göre, yaşına göre, cinsine göre, herkesin egzersiz zamanı saati tipleri farklıdır. En çok doktorla ilerlemeli. Çünkü protezi vardır onbin adım at diyemezsin ya da yaşlıdır düşmeye meyillidir, farklı kronik hastalıkları vardır koşturamazsınız yüzün plates yapın dersiniz. Mutlaka doktor takibiyle ve öneriyle. Gençler protein tozu, bazılarına al diyoruz bazılarına alma probleme neden , doğru doktor: iç hastalıklar fonksiyonel tıp yeterli. Hepsini kapsıyor. Gerçk iç hastalıkları hekimi. Özellikle doğal ortamda bol oksijenli, yürüme bandında değil, sahil kenarında ruhen de mutlu edecek yürüyüş en güzel sporlardan biridir. Ama kişinin yaşı, kilosu, altta yatan farklı hastalıklarına göre adım sayısı da değişiyor, yürüme sıklığı da değişiyor. 10 bin adım demode. Bazılarına 5 bin adım diyoruz, ama bazılarına göre 5-6 km koşabiliyorsun diyoruz. Kişiselleştirilmiş. Daha da yeni durumlar, sadece yürümek de değil kültür fizik hareketleri (derin nefes alma egzersizleri, esneme egzersizleri, yürümek kadar değerli, kaslarımızı esnetmezsek yürüdüğümüz zaman kas krampları ve kas ağrılarına gidiyor) bir de destekleyici takviyeler. Çünkü artık ortamlarda birçok gıdalar besleyiciliğini kaybettiği için omega magnezyum çinko gibi hem bağışıklık sistemini artırmak hem de egzersizleri yapabilmek için doktor kontrolü ve önerisiyle, çok takviye var çok kafa karıştırıcı biyo yararlanımları aynı değil, yapılan tetkiklerle karar veriyoruz.piyasada gelişigüzel organ yetmezliğine . takviye ve vitamin.
  3. Düzenli doktor takibi: bütün bunları koordine edebilmek için verilere ihtiyacımız var. verilere takiplerimizde tahlillerimizle yapabiliyoruz. Kronik hastalığı da tedavisini aksatmamalı. İlacını bırakmamalı.

#HücreselGençleşme #SağlıklıYaşAlma #HücreselYaş #GençYaştaSağlık #YaşamTarzı #BütüncülSağlık #SağlıktaYeniDoğrular #İçHastalıkları #SağlıklıGelecek #Wellbeing

Tarımda Kadın ve Genç İstihdamının Güçlenmesi raporu yayınlandı

İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) bünyesinde, Alarko Holding liderliğinde faaliyet gösteren Tarımda Sürdürülebilirlik Görev Gücü, “Tarımda Kadın ve Genç İstihdamının Güçlenmesi” raporunu yayımladı. Ülker, İş Bankası, İmece Mobil ve Alarko Tarım Grubu’nun katkılarıyla hazırlanan saha araştırması, Ege, İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde 400’e yakın tarım paydaşının katılımıyla gerçekleştirildi.

Raporda; tarımda çalışan kadınların büyük bölümünün kayıt dışı ve güvencesiz olduğu, gençlerin ise girişimcilik eğitimine yoğun ilgi gösterdiği vurgulandı. Katılımcıların teknoloji kullanımında ciddi eksiklikler yaşadığı, sosyal haklar ve iş güvenliği konusunda yetersizliklerin bulunduğu da öne çıkan bulgular arasında yer aldı.

Alarko Holding, modern seracılık, gübre üretimi, tohum ıslahı ve kurutulmuş gıda yatırımlarıyla sürdürülebilir tarımda öncü rol üstlenirken, %75 kadın çalışan oranıyla sektörde fark yaratıyor. SKD Türkiye ile yürütülen görev gücü kapsamında düzenlenen ilk eğitim programı, 17 Aralık 2025’te Eskişehir Sanayi Odası’nda gerçekleştirildi. Eğitimde sürdürülebilir tarım, modern teknolojiler, tohumun geleceği ve girişimcilik gibi başlıklar ele alındı.

#AlarkoHolding #SKDTürkiye #SürdürülebilirTarım #Kadınİstihdamı #GençGirişimciler #EkonomiHaberleri #TarımdaDönüşüm #TarımdaEşitlik #TarımRaporu #EkonomiGündemi

Gömülü finans ve süper uygulamalar yeni dönemin anahtarları olacak

Alanında öncü ölçümleme ve analitik şirketi Adjust’ın Finans Uygulamaları İçgörüleri Raporu 2025’e göre, finans uygulamaları kullanıcıların para biriktirme, harcama ve yatırım alışkanlıklarını kökten değiştiriyor. 2024’te dünya genelinde 7 milyardan fazla indirme gerçekleşirken, kullanıcılar toplamda 21 milyar saatini bu platformlarda geçirdi.

Tüketici bankacılığı uygulamaları 2 milyar indirme sınırını aşarken, dijital cüzdanlar ve anlık ödeme ağlarının 2028’e kadar küresel ödeme gelirini 3 trilyon dolara taşıması bekleniyor. Kripto uygulamaları toparlanarak 2025’te 580 milyon mobil kullanıcıya ulaşacak; hisse senedi alım-satım uygulamaları ise 2024’te 25 milyar doların üzerinde gelir üreterek çift haneli büyümesini sürdürüyor.

Bu hızlı büyüme, finans uygulamalarında öne çıkan 5 kritik trendi gündeme taşıyor:

Gömülü Finans: Ödemeler, krediler ve sigorta ürünleri e-ticaret ve yaşam tarzı platformlarına entegre ediliyor.

Açık Finansa Geçiş: Banka hesapları, yatırımlar ve sigorta ürünleri tek noktadan yönetilebiliyor.

Finansal Erişim ve Okuryazarlık: Mikro yatırım ve oyunlaştırılmış birikim araçlarıyla kullanıcılar daha bilinçli finans yönetimi yapıyor.

Regülasyon Teknolojileri (RegTech): KYC, AML ve işlem izleme süreçleri otomatikleşiyor, güvenlik artıyor.

Süper Uygulamalar: Asya’dan yükselen model, ödemeler ve yatırımı tek platformda birleştirerek küresel fintech tasarımlarını etkiliyor.

Bu trendler, finans uygulamalarının yalnızca teknolojik yenilikler değil, aynı zamanda kullanıcı davranışları ve ekonomik yapılar üzerinde belirleyici olduğunu ortaya koyuyor. Geleceğin finans deneyimi; daha entegre, erişilebilir ve kullanıcı odaklı bir anlayış üzerine kuruluyor.

#FinansUygulamaları #EkonomiHaberleri #Fintech2026 #GömülüFinans #AçıkFinans #RegTech #SüperUygulamalar #DijitalEkonomi #MobilFinans #FinansalOkuryazarlık

Sıfır gümrük ve yatırım dostu politikalarla Hainan, dünya pazarlarının yeni köprüsü oluyor

Çin’in güneyinde yer alan ve yüzölçümü bakımından dünyanın en büyük serbest ticaret limanı olan Hainan Serbest Ticaret Limanı (STL), ada genelinde başlatılan özel gümrük uygulamalarıyla dış dünyaya daha fazla açılıyor. Yeni düzenlemeler, sıfır gümrük tarifesi ve iş dostu önlemlerle yatırım ortamını güçlendirirken, üretim unsurlarının sınır ötesi akışını kolaylaştırarak Hainan’ı küresel ticarette kilit bir merkez hâline getiriyor.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, bu adımı yüksek standartlı açılımın ve açık dünya ekonomisinin teşviki açısından dönüm noktası olarak nitelendirdi. Yeni uygulamalarla sıfır gümrüklü ürünlerin payı %21’den %74’e yükselirken, gümrüksüz mal kalemleri 1.900’den 6.637’ye çıkarak neredeyse tüm üretim ekipmanlarını ve ham maddeleri kapsar hâle geldi.

L’Oréal ve Charoen Pokphand Grubu gibi küresel şirketler, yeni politikaların yatırımlarını büyüteceğini açıklarken; Hainan Weili Medical Technology gibi yerel üreticiler gümrük vergisi indirimleri sayesinde milyonlarca yuan tasarruf ederek Ar-Ge ve pazar genişleme yatırımlarını artırdı.

Son beş yılda Hainan’a yapılan doğrudan yabancı yatırımlar 9,78 milyar dolara ulaşırken, yıllık %97 büyüme kaydedildi. Uzmanlar, Hainan’ın 1,4 milyar kişilik Çin pazarı ile 700 milyonluk Güneydoğu Asya pazarı arasında eşsiz bir köprü konumuna geldiğini vurguluyor.

#HainanSTL #ÇinEkonomisi #SerbestTicaret #SıfırGümrük #KüreselYatırım #EkonomiHaberleri #AsyaPazarları #TicaretKöprüsü #ÇinAçılımı #GlobalEkonomi