ŞOK Marketler, gıda güvenliği alanında önemli bir adım atarak Antalya’daki tedarik platformunda kurduğu laboratuvarla taze meyve-sebzeleri raflara taşımadan önce kendi bünyesinde pestisit analizinden geçiriyor. İlk etapta domates ile başlayan süreç, kısa sürede diğer meyve-sebze gruplarına da yaygınlaştırılacak.
Artık analizler dış laboratuvarlar yerine ŞOK’un kendi bünyesinde ve çok daha hızlı gerçekleştiriliyor. Türk Gıda Kodeksi Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeliği’ne uygun çıkan ürünler ülke genelindeki mağazalara dağıtılıyor. Böylece tarladan mağazaya uzanan zincirde izlenebilirlik güçlenirken, tüketiciye ürün en güvenli şekilde ulaştırılıyor.
Antalya’daki laboratuvar, Türkiye’deki akredite laboratuvarlarla aynı standartlara sahip. Pestisit etken maddeleri 30 dakika içinde analiz edilerek uygun bulunan ürünler hızla raflara ulaştırılıyor. ŞOK mağazalarında “Pestisit Tespit Edilmedi” ibaresiyle etiketlenen ürünlerin analiz sonuçları, QR kod aracılığıyla Cepte ŞOK uygulamasından anlık olarak görüntülenebiliyor. Online alışverişlerde de analiz raporları müşterilere sunuluyor.
ŞOK Marketler ayrıca çiftçilere sahada eğitim vererek doğru ilaçlama, hasat zamanlaması ve kayıtlı üretim konularında destek sağlıyor. Uygun bulunmayan ürünlerin alımı yapılmazken, üreticilere ayrıntılı analiz raporları sunularak gelişim imkânı tanınıyor.
CEO Uğur Demirel, “Artık reyonlarımızda satılan domateslerin tamamı pestisit kontrolünden geçmiş olacak. Kısa süre içinde diğer meyve-sebze ürünlerimizi de bu sisteme dahil edeceğiz. Müşterilerimizin gönül rahatlığıyla meyve-sebze tüketmesi bizim en büyük mükafatımızdır” dedi.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/12/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-42.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-12-26 00:45:572025-12-26 00:50:08ŞOK Marketler’den gıda güvenliğinde yeni dönem
Japan Tobacco International (JTI), Türkiye Fabrika Liderliği görevine Benoit Philibert’in atandığını duyurdu. Philibert, JTI’daki kariyerine 2004 yılında Kanada’nın Montreal kentinde JTI-Macdonald bünyesinde Üretim Süpervizörü olarak başladı.
2014 yılında Torbalı Fabrikası’nda Küresel Tedarik Zinciri (GSC) bünyesinde Kalite Direktörü olarak uluslararası kariyerine adım atan Philibert, 2015’te Güney Afrika Johannesburg’da Operasyon Liderliği görevini üstlendi. Ardından Torbalı Fabrikası’nda GSC Küresel Fonksiyonel Eğitim ekibine liderlik etti.
2017’de Tayvan’ın Tainan kentinde kurulan yeni fabrikanın Fabrika Lideri olarak atanan Philibert, 2022’de Cenevre’de GSC bünyesinde Küresel Kalite Fonksiyonunun yönetimini üstlendi. Son olarak ABD’nin Danville kentinde yürütülen Upsilon Projesine liderlik ediyordu.
Kanada’daki École de Technologie Supérieure Üniversitesi’nde üretim sistemleri ve otomasyon alanında mühendislik eğitimi alan Philibert, evli ve iki çocuk babasıdır. JTI Türkiye’deki yeni göreviyle birlikte, uluslararası deneyimini Türkiye operasyonlarına taşıyacak.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/12/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-1-26.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-12-25 23:31:322025-12-25 23:32:00Uluslararası deneyimle gelen yeni liderlik dönemi
Fast casual konseptiyle yeme-içme sektöründe fark yaratan Doyuyo, 2025 yılını rekor büyüme ile kapattı. Türkiye genelinde şube sayısını 75’e çıkaran marka, yılı 3,2 milyar TL ciro ile tamamlamayı hedefliyor.
2019’da Özdilek Park’ta açılan ilk şubesiyle sektöre giriş yapan Doyuyo, 2025 yılında 24 yeni şube açarak 11 ilde lezzet tutkunlarıyla buluştu. Bir önceki yıla göre %100 büyüme kaydeden marka, Türkiye’nin dört bir yanında çıtır tavuk odaklı fast-casual konseptiyle güçlü bir zincir haline geldi.
Türkiye’de Güçlü Büyüme
İstanbul, Antalya, Adana, Sakarya, Kocaeli, Isparta, Muğla, Bursa, Konya, Mersin ve Diyarbakır’da açılan yeni şubelerle büyüme yolculuğunu sürdüren Doyuyo, tüketicilerden aldığı güçle planlı ve homojen bir büyüme gerçekleştirdi. PardoFood Yönetim Kurulu Başkanı Taylan Kaya, “Bu yılın ilk yarısında geçtiğimiz yılın tamamının cirosuna ulaştık, yılı %100 büyüme ile kapatıyoruz” dedi.
Global Hedefler
Dubai Mall şubesiyle yurtdışına açılan Doyuyo, Kuzey Afrika’da master franchise görüşmelerini tamamladı. 2026’da Birleşik Arap Emirlikleri’nde büyümeyi sürdürmeyi ve Avrupa’da yeni pazarlara açılmayı hedefleyen marka, bölgesel oyuncudan uluslararası zincire dönüşme yolunda ilerliyor.
Yatırımcıların Güvenilir Adresi
%100 yerli sermayeli Doyuyo’nun franchise modeli yatırımcıların yoğun ilgisini çekiyor. Şubelerin %90’ı franchise olarak faaliyet gösterirken, entegre tedarik sistemi sayesinde Türkiye’nin en uzak noktalarına bile kesintisiz sevkiyat yapılıyor. Eğitim, lojistik ve pazarlama desteğiyle yatırımcılara güvenli ve kârlı bir iş modeli sunan marka, operasyonel mükemmeliyetini koruyarak büyümesini sürdürüyor.
Son yıllarda dünya genelinde artan ve nüfusun yüzde 10-15’ine ulaşan böbrek taşları ülkemizde çok daha yüksek bir seviyede görülüyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, bunun başlıca nedeninin Türkiye’nin “Taş kuşağı” ülkeleri arasında yer alması olduğunu belirterek, “Taş kuşağı ülkelerinin en önemli özelliği sıcak bir iklime sahip olmalarıdır. Uzun süreli sıcak havalarda vücutta artan sıvı kaybına ek olarak yeterince su içilmemesi ve aşırı tuz tüketimi gibi bazı hatalı beslenme alışkanlıkları böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlamaktadır” diyor.
Ülkemizde her yıl yaklaşık 1 milyon kişiye böbrek taşı tanısı konulduğuna işaret eden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, “Genellikle 30-50 yaş arasındaki bireyleri etkileyen böbrek taşları çok şiddetli yan ağrısına neden olmalarının yanı sıra tedavide gecikildiğinde idrar yolu enfeksiyonu, böbrekte şişme ve böbrek fonksiyon kaybı gibi ciddi sorunlara yol açabilmektedir” diye konuşuyor. Prof. Dr. Ali Tekin, bu noktada böbrek taşlarında erken tanı ve tedavinin önemine dikkat çekerek, çok önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!
Görülme sıklığı giderek artıyor!
İdrarda bulunan mineraller ve kalsiyum, oksalat ile ürik asit gibi tuzların kristalleşerek birikmeleri sonucu oluşan böbrek taşına pek çok etken yol açabiliyor. Yetersiz sıvı alımı, aşırı tuz tüketilmesi ve hayvansal proteinden zengin beslenme gibi beslenme hataları, obezite, metabolik sendrom, aile öyküsü, bazı metabolik hastalıklar (hiperkalsiüri, hiperoksalüri, vb), bazı ilaçlar (vitamin D, kalsiyum takviyeleri, vb) ile idrar yolu enfeksiyonları, en önemli faktörleri oluşturuyor. İdrarda taş oluşumunu önleyen sitrat gibi maddelerin yetersiz olması da süreci hızlandırıyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, son yıllarda böbrek taşının görülme sıklığında artış gözlendiğine işaret ederek, “Bu artışın sebepleri arasında iklim değişikliğiyle birlikte sıcaklık artışı, obezite ve hareketsiz bir yaşam tarzı yer almaktadır. Benzer nedenlere bağlı olarak böbrek taşı görülme yaşında da bir düşüş söz konusudur” bilgisini veriyor.
Kışın yetersiz su tüketimi riski artırıyor!
Kış aylarında böbrek taşlarının oluşum riskinin arttığını vurgulayan Prof. Dr. Ali Tekin, bunun en önemli sebebinin ise soğuk havalarda susuzluk hissinin azalması nedeniyle yetersiz su tüketimi olduğunu söylüyor. Susuzluğun idrarda bulunan minerallerin yoğunlaşmalarına ve çökerek kristal oluşumuna neden olduklarını aktaran Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, “Bu kristaller zamanla birikerek taş halini almaktadır. Dolayısıyla, kış aylarında böbrek taşı oluşumunu önlemek için günde ortalama 2 – 2.5 litre su içilmesi çok önemlidir. Ayrıca, düzenli olarak fiziksel egzersiz yapılması, aşırı tuzlu, şekerli ve fast food ağırlıklı gıdaların tüketiminden ise kaçınılması gerekmektedir” ifadelerini kullanıyor.
En yaygın belirtisi çok şiddetli yan ağrısı!
Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, böbreklerde oluşan taşların özellikle üreter adı verilen ve böbrek ile mesane arasında yer alan kanala düştüklerinde en sık “renal kolik” denilen çok şiddetli yan ağrısına yol açtıklarının altını çiziyor. Prof. Dr. Ali Tekin, şiddetli ağrıya “İdrardan kan gelmesi, sık sık idrara çıkma, idrarı tam boşaltamama hissi, sürekli idrar varmış hissi, idrar yolunda yanma, bulantı ve kusma” gibi belirtilerin de eşlik edebildiğini belirtiyor.
Erken tanı ve tedavi çok önemli!
Böbrek taşlarında erken tanı ile hem hastada sorunlar yaşanması önlenerek yaşam konforu artırılıyor hem de tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, böbrek fonksiyon kaybı ve cerrahi müdahale gibi olası riskler önemli ölçüde azaltılıyor. Böbrek taşlarının tedavisinde; üriner (boşaltım) sistemin taşlardan tümüyle temizlenmeleri hedefleniyor. Özellikle 5-6 mm’den küçük böbrek taşları bol sıvı tüketimi ve fiziksel egzersizler (Yürüyüş, zıplama vs) gibi basit yöntemlerle kendiliğinden düşebiliyor. Doktor tavsiyesiyle kullanılacak olan bazı ilaçlarla bu süreç kolaylaştırılabiliyor. Daha büyük taşlarda ise taşın lokalizasyonuna göre, medikal tedaviler, ESWL (beden dışı şok dalga tedavisi) veya kapalı endoskopik cerrahi tedaviler ile (URS, RIRS, PCNL, vb.) üriner sistem taşlardan tümüyle temizlenebiliyor.
Ameliyatlar endoskopik kapalı yöntemle yapılıyor
Böbrek taşlarının tedaviyle düşürülemediği durumlarda, geçmeyen veya tekrarlayan ağrılarda, böbrek fonksiyon kaybı riskinin arttığı tablolarda ve 2 cm’den büyük böbrek taşlarında ameliyat gündeme geliyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, günümüzde ameliyatların neredeyse tümünün, açık cerrahiye gerek kalmadan, endoskopik kapalı yöntemlerle yapıldığına değinerek, “Böbrek taşı ameliyatları, ciddi teknolojik gelişmelerle birlikte, son 20-25 yılda büyük değişim geçirdi. Aşırı büyük taşlar hariç, taşları normal idrar yolundan endoskopik kapalı girişimlerle tedavi edebiliyoruz. Sadece 2-3 mm’lik ince esnek aparatlarla böbreğe kadar ulaşıp, yeni nesil lazerler ile taşları yok edebiliyoruz. Kapalı yöntemler sayesinde hastalarımız ameliyatlardan sonra aynı gün evlerine dönebilmektedirler” diye konuşuyor.
Önlemek tedaviden çok daha kolay!
Teknolojik gelişmeler sayesinde böbrek taşı tedavisi büyük ilerleme kaydetse de önleyici tedbirler alınmazsa hastaların hemen hemen yarısında 5-10 yıl içerisinde tekrar taş gelişimi kaçınılmaz oluyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, aslında hastaların çoğunda böbrek taşlarının düzeltilebilir sebeplerden kaynaklandığını hatırlatarak “Sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla böbrek taşı oluşumunu önlemek her zaman tedavi etmekten daha kolaydır” diyor.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/12/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-2-7.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-12-25 19:19:362025-12-25 18:21:47Türkiye’de böbrek taşı çok yaygın, sebebi ise…
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) dünyada ilk kez infertilite tedavisinde A’dan Z’ye yol haritasının belirlendiği bir rehber hazırladı. “İnfertilitenin Önlenmesi, Tanısı ve Tedavisi Rehberi”nin hazırlık sürecine Türkiye’den Acıbadem Maslak Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Tansu Küçük davet edildi. Rehberin; farklı ülkelerden 30 uzmandan oluşan çalışma gruplarının çalışmalarıyla oluşturulduğunu belirten Prof. Dr. Tansu Küçük, 5 yıl süren yoğun bir hazırlık süreci yaşandığını söyledi.
“İstenmesine rağmen çocuk sahibi olamama” durumu olarak tanımlanan infertilite, artık dünyanın en görünmez fakat en yaygın sağlık sorunlarından biri olarak kabul ediliyor. Üreme çağındaki her 6 kişiden biri bu sorunu yaşıyor. Dünya Sağlık Örgütü, infertilitenin yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil, tüm dünyada milyonlarca kişiyi etkileyen ciddi bir halk sağlığı meselesi olduğunu belirtiyor. Bu görüşün yansıdığı “İnfertilitenin Önlenmesi, Tanısı ve Tedavisi Rehberi” Dünya Sağlık Örgütü’nün infertilite alanında dünyada ilk kez yayınladığı ve en kapsamlı rehber olma niteliği taşıyor. Rehber, infetilite alanında çalışan bilim insanları için bilimsel bir başvuru kaynağı. WHO’un hazırlanması için farklı ülkelerden 30 uzman arasında, Türkiye’yi temsil eden Acıbadem Maslak Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Tansu Küçük’ten rehber hakkında bilgi aldık.
Tanı ve tedavide standartlar yeniden tanımlandı
Rehberde bilimsel kanıtlar titizlikle değerlendirildi, tanı ve tedavi standartları yeniden tanımlandı. Tüm dünyaya, eş zamanlı olarak düzenlenen geniş katılımlı bir webinarla duyuruldu. Sağlık bakanlıklarının, sivil toplum kuruluşlarının, hekimlerin ve hasta topluluklarının takip ettiği bu küresel toplantıda, infertilite alanında ülkelerin erişilebilir, maliyet-etkin ve hasta odaklı politikalar geliştirmesine yönelik çağrılar da yapıldı. Prof. Dr. Küçük, özellikle tanıda gereksiz testlerin azaltılması, çiftlerin psikososyal destek ihtiyaçlarının göz ardı edilmemesi ve tedavilerde bilimsel temeli olmayan “mucize” uygulamalardan kaçınılması gerektiğini vurgulayan bölümlerde aktif rol aldı.
İnfertilite tedavisinde en tartışmalı alanlardan birinin açıklanamayan infertilite olduğunu belirten Prof. Dr. Tansu Küçük, bilimsel kanıtı olmayan “mucize tedavi” yaklaşımlarının çiftlere zaman ve para kaybettirdiğini vurgulayarak, bu grupta sorun tespit etme arzusunun anlaşılır olduğunu ancak gereksiz ve deneysel girişimlerin çoğu zaman hiçbir fayda sağlamadığını belirterek, sözlerine şöyle devam etti: “Açıklanamayan infertilitede ilk basamak çoğu zaman ‘bekle–gör’ yaklaşımıdır. Bu dönem, çiftleri pahalı ve etkisi kanıtlanmamış uygulamalara yönlendirmek için bir boşluk değil, doğru yönetilmesi gereken bir süreçtir. Gereksiz testler, ‘mucize’ diye sunulan deneysel tedaviler ya da bilimsel desteği olmayan müdahaleler hem zaman kaybı yaratır hem de çiftleri ekonomik olarak zorlar. Üreme seçenekleri kadar, sigaranın bırakılması, kilo yönetimi, düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme gibi yaşam tarzı düzenlemeleri de tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır.”
Peki, rehber ne diyor?
Dünya Sağlık Örgütü(WHO)’nün hazırladığı bu rehber, infertilite hizmetlerinin bir “ayrıcalık” değil temel bir sağlık hakkı olarak görülmesi gerektiğini vurguluyor. Çiftlere yaşa bağlı doğurganlık azalması, kilo durumu, sigara ve yaşam alışkanlıkları gibi risk faktörleri konusunda açık ve düşük maliyetli bilgilendirme yapılması; tanının mümkün olan en basit ve ulaşılabilir yöntemlerle konulması; tedavi başarı oranlarının, olası risklerin ve maliyetlerin şeffaf biçimde paylaşılması rehberin temel başlıklarını oluşturuyor. Günümüzde çiftlerin önemli ekonomik yüklerle karşılaştığını ifade eden Prof. Dr. Tansu Küçük; “ WHO rehberi ise ülkelerin üreme sağlığı programlarına infertilite hizmetlerini entegre etmesi, erişilebilirliği artırması ve veri temelli politikalar üretmesi gerektiğine işaret ediyor. Bu yaklaşım, ülkelere hem hizmet kalitesinin standartlaşması hem de çiftlerin daha eşit bir sağlık hizmetine ulaşması için kritik bir fırsat sunuyor” değerlendirmelerinde bulundu.
“İnfertilite bir hastalık olarak kabul edilmeli!”
İnfertilitenin çoğu ülkede, hatta Türkiye’de de bir “hastalık” olarak dahi tanımlanmadığından milyonlarca kişinin gerekli tedavilere erişemediğini belirten Prof. Dr. Tansu Küçük; “Özel sağlık sigortalarının büyük bölümünde yer almıyor. İnfertilite tedavileri devlet geri ödeme sistemlerinde sınırlı destek görüyor. Bu nedenle maddi imkanı olmayan çiftler için çoğu zaman ulaşılamaz hale geliyor. Bu durum yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal sonuçlar doğuruyor: infertilite yaşayan çiftlerde kadınların yüzde 36’sının bu nedenle partner şiddetine maruz kaldığı, kaygı, depresyon ve ilişki sorunlarının ise sık rastlanan eşlikçiler olduğu belirtiliyor” diye konuştu. Dünya Sağlık Örgütü’nün yayımladığı rehberde infertilitenin hem kadın hem de erkek kaynaklı olabileceği ancak kadınların çoğu zaman haksız yere suçlandığı ve erkek faktörünün göz ardı edildiği de özellikle vurgulanıyor.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/12/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-1-25.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-12-25 18:09:192025-12-25 18:11:46WHO’dan ilk infertilite tedavi rehberi
Halkbank, emeklilere sunduğu avantajları yeni bir reklam filmiyle duyurdu. Reklam yüzü Pelin Çift olan filmde, maaşını Halkbank’a taşıyan emeklilere sağlanan ayrıcalıklar sıcak ve samimi bir iletişim diliyle aktarılıyor.
Filmde öne çıkan avantajlar arasında; faizsiz, 12 ay vadeli 30.000 TL kredi imkânı, maaş promosyonu, internet ve mobil şubede ücretsiz havale, EFT ve FAST işlemleri yer alıyor. Ayrıca, tüm emeklilere Paraf Değerlimiz kredi kartı ile yılda 35.000 TL’ye varan indirim fırsatı ve 20.000 ATM’den ücretsiz işlem olanağı sunuluyor.
Halkbank, bu ayrıcalıklarla emeklilerin hayatını kolaylaştırmayı hedeflerken, reklam filmiyle de bankanın emeklilere verdiği değeri güçlü bir şekilde vurguluyor. Filmin yönetmenliğini Fırat Mançuhan üstlenirken, kreatif süreç Renosans İstanbul imzası taşıyor.
Künye;
Reklamveren: Halkbank
Reklamveren Yetkilisi: Caner Gökbulut, Tuna Alcı, Ayşe Öner, Ömer Faruk Atayman, Ayşe Numanoğlu, Ilgın Oğuz, Ömer Fatih Dayı, Ali Gökkaya
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/12/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-1-24.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-12-24 22:07:342025-12-25 18:10:19Halkbank’tan emeklilere özel ayrıcalıklar yeni reklam filminde
ŞOK Marketler’den gıda güvenliğinde yeni dönem
ŞOK Marketler, gıda güvenliği alanında önemli bir adım atarak Antalya’daki tedarik platformunda kurduğu laboratuvarla taze meyve-sebzeleri raflara taşımadan önce kendi bünyesinde pestisit analizinden geçiriyor. İlk etapta domates ile başlayan süreç, kısa sürede diğer meyve-sebze gruplarına da yaygınlaştırılacak.
Artık analizler dış laboratuvarlar yerine ŞOK’un kendi bünyesinde ve çok daha hızlı gerçekleştiriliyor. Türk Gıda Kodeksi Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeliği’ne uygun çıkan ürünler ülke genelindeki mağazalara dağıtılıyor. Böylece tarladan mağazaya uzanan zincirde izlenebilirlik güçlenirken, tüketiciye ürün en güvenli şekilde ulaştırılıyor.
Antalya’daki laboratuvar, Türkiye’deki akredite laboratuvarlarla aynı standartlara sahip. Pestisit etken maddeleri 30 dakika içinde analiz edilerek uygun bulunan ürünler hızla raflara ulaştırılıyor. ŞOK mağazalarında “Pestisit Tespit Edilmedi” ibaresiyle etiketlenen ürünlerin analiz sonuçları, QR kod aracılığıyla Cepte ŞOK uygulamasından anlık olarak görüntülenebiliyor. Online alışverişlerde de analiz raporları müşterilere sunuluyor.
ŞOK Marketler ayrıca çiftçilere sahada eğitim vererek doğru ilaçlama, hasat zamanlaması ve kayıtlı üretim konularında destek sağlıyor. Uygun bulunmayan ürünlerin alımı yapılmazken, üreticilere ayrıntılı analiz raporları sunularak gelişim imkânı tanınıyor.
CEO Uğur Demirel, “Artık reyonlarımızda satılan domateslerin tamamı pestisit kontrolünden geçmiş olacak. Kısa süre içinde diğer meyve-sebze ürünlerimizi de bu sisteme dahil edeceğiz. Müşterilerimizin gönül rahatlığıyla meyve-sebze tüketmesi bizim en büyük mükafatımızdır” dedi.
#ŞOKMarketler #GıdaGüvenliği #PestisitKontrolü #MeyveSebze #EkonomiHaberleri #GurmeHaberleri #CepteŞOK #TarladanRafa #SağlıklıBeslenme #PerakendeSektörü
Uluslararası deneyimle gelen yeni liderlik dönemi
Japan Tobacco International (JTI), Türkiye Fabrika Liderliği görevine Benoit Philibert’in atandığını duyurdu. Philibert, JTI’daki kariyerine 2004 yılında Kanada’nın Montreal kentinde JTI-Macdonald bünyesinde Üretim Süpervizörü olarak başladı.
2014 yılında Torbalı Fabrikası’nda Küresel Tedarik Zinciri (GSC) bünyesinde Kalite Direktörü olarak uluslararası kariyerine adım atan Philibert, 2015’te Güney Afrika Johannesburg’da Operasyon Liderliği görevini üstlendi. Ardından Torbalı Fabrikası’nda GSC Küresel Fonksiyonel Eğitim ekibine liderlik etti.
2017’de Tayvan’ın Tainan kentinde kurulan yeni fabrikanın Fabrika Lideri olarak atanan Philibert, 2022’de Cenevre’de GSC bünyesinde Küresel Kalite Fonksiyonunun yönetimini üstlendi. Son olarak ABD’nin Danville kentinde yürütülen Upsilon Projesine liderlik ediyordu.
Kanada’daki École de Technologie Supérieure Üniversitesi’nde üretim sistemleri ve otomasyon alanında mühendislik eğitimi alan Philibert, evli ve iki çocuk babasıdır. JTI Türkiye’deki yeni göreviyle birlikte, uluslararası deneyimini Türkiye operasyonlarına taşıyacak.
#JTITürkiye #AtamaHaberleri #EkonomiHaberleri #BenoitPhilibert #Liderlik #KüreselDeneyim #TütünSanayi #İşDünyası #Kariyer #Atama2025
Doyuyo 2025’te cirosunu ikiye katladı
Fast casual konseptiyle yeme-içme sektöründe fark yaratan Doyuyo, 2025 yılını rekor büyüme ile kapattı. Türkiye genelinde şube sayısını 75’e çıkaran marka, yılı 3,2 milyar TL ciro ile tamamlamayı hedefliyor.
2019’da Özdilek Park’ta açılan ilk şubesiyle sektöre giriş yapan Doyuyo, 2025 yılında 24 yeni şube açarak 11 ilde lezzet tutkunlarıyla buluştu. Bir önceki yıla göre %100 büyüme kaydeden marka, Türkiye’nin dört bir yanında çıtır tavuk odaklı fast-casual konseptiyle güçlü bir zincir haline geldi.
Türkiye’de Güçlü Büyüme
İstanbul, Antalya, Adana, Sakarya, Kocaeli, Isparta, Muğla, Bursa, Konya, Mersin ve Diyarbakır’da açılan yeni şubelerle büyüme yolculuğunu sürdüren Doyuyo, tüketicilerden aldığı güçle planlı ve homojen bir büyüme gerçekleştirdi. PardoFood Yönetim Kurulu Başkanı Taylan Kaya, “Bu yılın ilk yarısında geçtiğimiz yılın tamamının cirosuna ulaştık, yılı %100 büyüme ile kapatıyoruz” dedi.
Global Hedefler
Dubai Mall şubesiyle yurtdışına açılan Doyuyo, Kuzey Afrika’da master franchise görüşmelerini tamamladı. 2026’da Birleşik Arap Emirlikleri’nde büyümeyi sürdürmeyi ve Avrupa’da yeni pazarlara açılmayı hedefleyen marka, bölgesel oyuncudan uluslararası zincire dönüşme yolunda ilerliyor.
Yatırımcıların Güvenilir Adresi
%100 yerli sermayeli Doyuyo’nun franchise modeli yatırımcıların yoğun ilgisini çekiyor. Şubelerin %90’ı franchise olarak faaliyet gösterirken, entegre tedarik sistemi sayesinde Türkiye’nin en uzak noktalarına bile kesintisiz sevkiyat yapılıyor. Eğitim, lojistik ve pazarlama desteğiyle yatırımcılara güvenli ve kârlı bir iş modeli sunan marka, operasyonel mükemmeliyetini koruyarak büyümesini sürdürüyor.
#Doyuyo #EkonomiHaberleri #GurmeLezzet #FastCasual #ÇıtırTavuk #Franchise #YatırımFırsatları #DubaiMall #GlobalMarka #2025RekorBüyüme
Türkiye’de böbrek taşı çok yaygın, sebebi ise…
Son yıllarda dünya genelinde artan ve nüfusun yüzde 10-15’ine ulaşan böbrek taşları ülkemizde çok daha yüksek bir seviyede görülüyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, bunun başlıca nedeninin Türkiye’nin “Taş kuşağı” ülkeleri arasında yer alması olduğunu belirterek, “Taş kuşağı ülkelerinin en önemli özelliği sıcak bir iklime sahip olmalarıdır. Uzun süreli sıcak havalarda vücutta artan sıvı kaybına ek olarak yeterince su içilmemesi ve aşırı tuz tüketimi gibi bazı hatalı beslenme alışkanlıkları böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlamaktadır” diyor.
Ülkemizde her yıl yaklaşık 1 milyon kişiye böbrek taşı tanısı konulduğuna işaret eden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, “Genellikle 30-50 yaş arasındaki bireyleri etkileyen böbrek taşları çok şiddetli yan ağrısına neden olmalarının yanı sıra tedavide gecikildiğinde idrar yolu enfeksiyonu, böbrekte şişme ve böbrek fonksiyon kaybı gibi ciddi sorunlara yol açabilmektedir” diye konuşuyor. Prof. Dr. Ali Tekin, bu noktada böbrek taşlarında erken tanı ve tedavinin önemine dikkat çekerek, çok önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!
Görülme sıklığı giderek artıyor!
İdrarda bulunan mineraller ve kalsiyum, oksalat ile ürik asit gibi tuzların kristalleşerek birikmeleri sonucu oluşan böbrek taşına pek çok etken yol açabiliyor. Yetersiz sıvı alımı, aşırı tuz tüketilmesi ve hayvansal proteinden zengin beslenme gibi beslenme hataları, obezite, metabolik sendrom, aile öyküsü, bazı metabolik hastalıklar (hiperkalsiüri, hiperoksalüri, vb), bazı ilaçlar (vitamin D, kalsiyum takviyeleri, vb) ile idrar yolu enfeksiyonları, en önemli faktörleri oluşturuyor. İdrarda taş oluşumunu önleyen sitrat gibi maddelerin yetersiz olması da süreci hızlandırıyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, son yıllarda böbrek taşının görülme sıklığında artış gözlendiğine işaret ederek, “Bu artışın sebepleri arasında iklim değişikliğiyle birlikte sıcaklık artışı, obezite ve hareketsiz bir yaşam tarzı yer almaktadır. Benzer nedenlere bağlı olarak böbrek taşı görülme yaşında da bir düşüş söz konusudur” bilgisini veriyor.
Kışın yetersiz su tüketimi riski artırıyor!
Kış aylarında böbrek taşlarının oluşum riskinin arttığını vurgulayan Prof. Dr. Ali Tekin, bunun en önemli sebebinin ise soğuk havalarda susuzluk hissinin azalması nedeniyle yetersiz su tüketimi olduğunu söylüyor. Susuzluğun idrarda bulunan minerallerin yoğunlaşmalarına ve çökerek kristal oluşumuna neden olduklarını aktaran Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, “Bu kristaller zamanla birikerek taş halini almaktadır. Dolayısıyla, kış aylarında böbrek taşı oluşumunu önlemek için günde ortalama 2 – 2.5 litre su içilmesi çok önemlidir. Ayrıca, düzenli olarak fiziksel egzersiz yapılması, aşırı tuzlu, şekerli ve fast food ağırlıklı gıdaların tüketiminden ise kaçınılması gerekmektedir” ifadelerini kullanıyor.
En yaygın belirtisi çok şiddetli yan ağrısı!
Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, böbreklerde oluşan taşların özellikle üreter adı verilen ve böbrek ile mesane arasında yer alan kanala düştüklerinde en sık “renal kolik” denilen çok şiddetli yan ağrısına yol açtıklarının altını çiziyor. Prof. Dr. Ali Tekin, şiddetli ağrıya “İdrardan kan gelmesi, sık sık idrara çıkma, idrarı tam boşaltamama hissi, sürekli idrar varmış hissi, idrar yolunda yanma, bulantı ve kusma” gibi belirtilerin de eşlik edebildiğini belirtiyor.
Erken tanı ve tedavi çok önemli!
Böbrek taşlarında erken tanı ile hem hastada sorunlar yaşanması önlenerek yaşam konforu artırılıyor hem de tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, böbrek fonksiyon kaybı ve cerrahi müdahale gibi olası riskler önemli ölçüde azaltılıyor. Böbrek taşlarının tedavisinde; üriner (boşaltım) sistemin taşlardan tümüyle temizlenmeleri hedefleniyor. Özellikle 5-6 mm’den küçük böbrek taşları bol sıvı tüketimi ve fiziksel egzersizler (Yürüyüş, zıplama vs) gibi basit yöntemlerle kendiliğinden düşebiliyor. Doktor tavsiyesiyle kullanılacak olan bazı ilaçlarla bu süreç kolaylaştırılabiliyor. Daha büyük taşlarda ise taşın lokalizasyonuna göre, medikal tedaviler, ESWL (beden dışı şok dalga tedavisi) veya kapalı endoskopik cerrahi tedaviler ile (URS, RIRS, PCNL, vb.) üriner sistem taşlardan tümüyle temizlenebiliyor.
Ameliyatlar endoskopik kapalı yöntemle yapılıyor
Böbrek taşlarının tedaviyle düşürülemediği durumlarda, geçmeyen veya tekrarlayan ağrılarda, böbrek fonksiyon kaybı riskinin arttığı tablolarda ve 2 cm’den büyük böbrek taşlarında ameliyat gündeme geliyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, günümüzde ameliyatların neredeyse tümünün, açık cerrahiye gerek kalmadan, endoskopik kapalı yöntemlerle yapıldığına değinerek, “Böbrek taşı ameliyatları, ciddi teknolojik gelişmelerle birlikte, son 20-25 yılda büyük değişim geçirdi. Aşırı büyük taşlar hariç, taşları normal idrar yolundan endoskopik kapalı girişimlerle tedavi edebiliyoruz. Sadece 2-3 mm’lik ince esnek aparatlarla böbreğe kadar ulaşıp, yeni nesil lazerler ile taşları yok edebiliyoruz. Kapalı yöntemler sayesinde hastalarımız ameliyatlardan sonra aynı gün evlerine dönebilmektedirler” diye konuşuyor.
Önlemek tedaviden çok daha kolay!
Teknolojik gelişmeler sayesinde böbrek taşı tedavisi büyük ilerleme kaydetse de önleyici tedbirler alınmazsa hastaların hemen hemen yarısında 5-10 yıl içerisinde tekrar taş gelişimi kaçınılmaz oluyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, aslında hastaların çoğunda böbrek taşlarının düzeltilebilir sebeplerden kaynaklandığını hatırlatarak “Sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla böbrek taşı oluşumunu önlemek her zaman tedavi etmekten daha kolaydır” diyor.
#BöbrekTaşı #Üroloji #SağlıkHaberleri #TaşKuşağı #SuTüketimi #BeslenmeAlışkanlıkları #ErkenTanı #SağlıklıYaşam #TürkiyeSağlık #AliTekin
WHO’dan ilk infertilite tedavi rehberi
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) dünyada ilk kez infertilite tedavisinde A’dan Z’ye yol haritasının belirlendiği bir rehber hazırladı. “İnfertilitenin Önlenmesi, Tanısı ve Tedavisi Rehberi”nin hazırlık sürecine Türkiye’den Acıbadem Maslak Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Tansu Küçük davet edildi. Rehberin; farklı ülkelerden 30 uzmandan oluşan çalışma gruplarının çalışmalarıyla oluşturulduğunu belirten Prof. Dr. Tansu Küçük, 5 yıl süren yoğun bir hazırlık süreci yaşandığını söyledi.
“İstenmesine rağmen çocuk sahibi olamama” durumu olarak tanımlanan infertilite, artık dünyanın en görünmez fakat en yaygın sağlık sorunlarından biri olarak kabul ediliyor. Üreme çağındaki her 6 kişiden biri bu sorunu yaşıyor. Dünya Sağlık Örgütü, infertilitenin yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil, tüm dünyada milyonlarca kişiyi etkileyen ciddi bir halk sağlığı meselesi olduğunu belirtiyor. Bu görüşün yansıdığı “İnfertilitenin Önlenmesi, Tanısı ve Tedavisi Rehberi” Dünya Sağlık Örgütü’nün infertilite alanında dünyada ilk kez yayınladığı ve en kapsamlı rehber olma niteliği taşıyor. Rehber, infetilite alanında çalışan bilim insanları için bilimsel bir başvuru kaynağı. WHO’un hazırlanması için farklı ülkelerden 30 uzman arasında, Türkiye’yi temsil eden Acıbadem Maslak Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Tansu Küçük’ten rehber hakkında bilgi aldık.
Tanı ve tedavide standartlar yeniden tanımlandı
Rehberde bilimsel kanıtlar titizlikle değerlendirildi, tanı ve tedavi standartları yeniden tanımlandı. Tüm dünyaya, eş zamanlı olarak düzenlenen geniş katılımlı bir webinarla duyuruldu. Sağlık bakanlıklarının, sivil toplum kuruluşlarının, hekimlerin ve hasta topluluklarının takip ettiği bu küresel toplantıda, infertilite alanında ülkelerin erişilebilir, maliyet-etkin ve hasta odaklı politikalar geliştirmesine yönelik çağrılar da yapıldı. Prof. Dr. Küçük, özellikle tanıda gereksiz testlerin azaltılması, çiftlerin psikososyal destek ihtiyaçlarının göz ardı edilmemesi ve tedavilerde bilimsel temeli olmayan “mucize” uygulamalardan kaçınılması gerektiğini vurgulayan bölümlerde aktif rol aldı.
İnfertilite tedavisinin gri alanı: Açıklanamayan İnfertilite
İnfertilite tedavisinde en tartışmalı alanlardan birinin açıklanamayan infertilite olduğunu belirten Prof. Dr. Tansu Küçük, bilimsel kanıtı olmayan “mucize tedavi” yaklaşımlarının çiftlere zaman ve para kaybettirdiğini vurgulayarak, bu grupta sorun tespit etme arzusunun anlaşılır olduğunu ancak gereksiz ve deneysel girişimlerin çoğu zaman hiçbir fayda sağlamadığını belirterek, sözlerine şöyle devam etti: “Açıklanamayan infertilitede ilk basamak çoğu zaman ‘bekle–gör’ yaklaşımıdır. Bu dönem, çiftleri pahalı ve etkisi kanıtlanmamış uygulamalara yönlendirmek için bir boşluk değil, doğru yönetilmesi gereken bir süreçtir. Gereksiz testler, ‘mucize’ diye sunulan deneysel tedaviler ya da bilimsel desteği olmayan müdahaleler hem zaman kaybı yaratır hem de çiftleri ekonomik olarak zorlar. Üreme seçenekleri kadar, sigaranın bırakılması, kilo yönetimi, düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme gibi yaşam tarzı düzenlemeleri de tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır.”
Peki, rehber ne diyor?
Dünya Sağlık Örgütü(WHO)’nün hazırladığı bu rehber, infertilite hizmetlerinin bir “ayrıcalık” değil temel bir sağlık hakkı olarak görülmesi gerektiğini vurguluyor. Çiftlere yaşa bağlı doğurganlık azalması, kilo durumu, sigara ve yaşam alışkanlıkları gibi risk faktörleri konusunda açık ve düşük maliyetli bilgilendirme yapılması; tanının mümkün olan en basit ve ulaşılabilir yöntemlerle konulması; tedavi başarı oranlarının, olası risklerin ve maliyetlerin şeffaf biçimde paylaşılması rehberin temel başlıklarını oluşturuyor. Günümüzde çiftlerin önemli ekonomik yüklerle karşılaştığını ifade eden Prof. Dr. Tansu Küçük; “ WHO rehberi ise ülkelerin üreme sağlığı programlarına infertilite hizmetlerini entegre etmesi, erişilebilirliği artırması ve veri temelli politikalar üretmesi gerektiğine işaret ediyor. Bu yaklaşım, ülkelere hem hizmet kalitesinin standartlaşması hem de çiftlerin daha eşit bir sağlık hizmetine ulaşması için kritik bir fırsat sunuyor” değerlendirmelerinde bulundu.
“İnfertilite bir hastalık olarak kabul edilmeli!”
İnfertilitenin çoğu ülkede, hatta Türkiye’de de bir “hastalık” olarak dahi tanımlanmadığından milyonlarca kişinin gerekli tedavilere erişemediğini belirten Prof. Dr. Tansu Küçük; “Özel sağlık sigortalarının büyük bölümünde yer almıyor. İnfertilite tedavileri devlet geri ödeme sistemlerinde sınırlı destek görüyor. Bu nedenle maddi imkanı olmayan çiftler için çoğu zaman ulaşılamaz hale geliyor. Bu durum yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal sonuçlar doğuruyor: infertilite yaşayan çiftlerde kadınların yüzde 36’sının bu nedenle partner şiddetine maruz kaldığı, kaygı, depresyon ve ilişki sorunlarının ise sık rastlanan eşlikçiler olduğu belirtiliyor” diye konuştu. Dünya Sağlık Örgütü’nün yayımladığı rehberde infertilitenin hem kadın hem de erkek kaynaklı olabileceği ancak kadınların çoğu zaman haksız yere suçlandığı ve erkek faktörünün göz ardı edildiği de özellikle vurgulanıyor.
#WHO #İnfertiliteRehberi #TansuKüçük #SağlıkHaberleri #ÜremeSağlığı #HalkSağlığı #İnfertiliteTedavisi #KadınSağlığı #GlobalSağlık #BilimselRehber
Halkbank’tan emeklilere özel ayrıcalıklar yeni reklam filminde
Halkbank, emeklilere sunduğu avantajları yeni bir reklam filmiyle duyurdu. Reklam yüzü Pelin Çift olan filmde, maaşını Halkbank’a taşıyan emeklilere sağlanan ayrıcalıklar sıcak ve samimi bir iletişim diliyle aktarılıyor.
Filmde öne çıkan avantajlar arasında; faizsiz, 12 ay vadeli 30.000 TL kredi imkânı, maaş promosyonu, internet ve mobil şubede ücretsiz havale, EFT ve FAST işlemleri yer alıyor. Ayrıca, tüm emeklilere Paraf Değerlimiz kredi kartı ile yılda 35.000 TL’ye varan indirim fırsatı ve 20.000 ATM’den ücretsiz işlem olanağı sunuluyor.
Halkbank, bu ayrıcalıklarla emeklilerin hayatını kolaylaştırmayı hedeflerken, reklam filmiyle de bankanın emeklilere verdiği değeri güçlü bir şekilde vurguluyor. Filmin yönetmenliğini Fırat Mançuhan üstlenirken, kreatif süreç Renosans İstanbul imzası taşıyor.
Künye;
Reklamveren: Halkbank
Reklamveren Yetkilisi: Caner Gökbulut, Tuna Alcı, Ayşe Öner, Ömer Faruk Atayman, Ayşe Numanoğlu, Ilgın Oğuz, Ömer Fatih Dayı, Ali Gökkaya
Reklam Ajansı: Renosans İstanbul
Ajans Başkanı: Sedat Tunç
Ajans Başkan Yardımcısı: Arzu Yaraş
Kreatif Direktör: Zeliha Akdemir
Kreatif Ekip: Özgür Deniz Ceyhan, Hamid Ömeri, Eslem İnal, Recep Yılmaz, Demet Genç, Uraz Akpınar, Berkay Kemer, Sema Yontar
Müşteri İlişkileri Direktörü: Aslı Birincioğlu
Müşteri İlişkileri: Efe Göynügüzel, Deniz Tüfekçi
Storyboard: Ali Durak
Ajans Prodüktörü: İpek Girgin
Prodüksiyon Şirketi: Journey Film
Yönetmen: Fırat Mançuhan
Görüntü Yönetmeni: Eren Yıldız
Müzik: Jingle House
Post Prodüksiyon: PostFx
#Halkbank #EmeklilereÖzel #ReklamFilmi #EkonomiHaberleri #EmekliAyrıcalıkları #PelinÇift #ParafDeğerlimiz #FinansHaberleri #Bankacılık #EmekliAvantajları