Hakkı Aramak, Barışı Kurmak: Ermenistan’ın Yolculuğu ve Türkiye’de Birlik Arayışı

Fuat Çağdaş

Coğrafyamızın kaderi çoğu zaman çatışmalarla, kırgınlıklarla, tarihin ağır yükleriyle şekillendi. Ama bazen bir ülke, bir lider, bir toplum “yanlış yoldayız” diyerek rotayı değiştirir. İşte bugün Ermenistan’da yaşanan dönüşüm tam da böyle bir kırılma anı.

Ermenistan’ın Yüzyıllık Çıkmazı ve Yeni Bir Sayfa Arayışı

Ermenistan, bağımsızlığını kazandığı günden bu yana Türkiye ve Azerbaycan ile gerilimli bir ilişki yürüttü. 1915 olayları üzerinden uluslararası arenada sert bir siyasi kampanya yürütüldü; diaspora örgütlerinin etkisiyle Türkiye sürekli suçlanan taraf haline getirildi. Aynı dönemde ASALA gibi terör örgütleri —ki bu örgüt çok sayıda diplomatın hayatını kaybetmesine neden olan saldırılar gerçekleştirmiştir— bölgedeki tansiyonu daha da yükseltti.

Karabağ’ın işgali ise bu gerilimin başka bir boyutuydu. Yıllarca süren çatışmalar, hem Ermenistan’a hem Azerbaycan’a ağır bedeller ödetti. Ancak Karabağ’ın Azerbaycan tarafından geri alınmasının ardından Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkesinin geleceği için radikal bir karar verdi:

Kavga yerine komşuluk, çatışma yerine işbirliği.

Paşinyan, milliyetçi baskılara, diaspora çevrelerinin tepkilerine rağmen şunu söyledi:

“Bu ülke artık geçmişin gölgesinde yaşayamaz. Halkımın refahı için komşularımla barışmak zorundayım.”

Bu, küçük bir ülkenin büyük bir cesaretiydi.

Diasporanın Baskısı ve Ermenistan’ın Gerçekliği

Fransa ve ABD’deki diaspora toplulukları yıllarca Erivan’ın siyasetini belirledi. Ekonomik destek karşılığında siyasi yönlendirme yapıldı. Ancak Ermenistan’ın genç nüfusu artık başka bir şey istiyor:

Normalleşme, ticaret, sınırların açılması, ekonomik nefes.

Paşinyan’ın attığı adımlar, işte bu yeni kuşağın beklentisiyle örtüşüyor.

Ermenistan’ın geleceği, kavga siyasetinde değil; bölgesel işbirliğinde, ticarette, istikrarda.

Türkiye’de Kürt Meselesi: Yorgun Bir Toplumun Barış Arayışı

Türkiye’nin son 40 yılı, terörün gölgesinde geçti. PKK’nın —ki bu örgüt Türkiye’de ve birçok ülkede terör örgütü olarak tanımlanmıştır— yürüttüğü şiddet hem Türkleri hem Kürtleri derinden yaraladı. Bu topraklarda yaşayan milyonlarca Kürt vatandaş, bu şiddetin mağduru oldu; Türk vatandaşları da aynı acıyı paylaştı.

Ama bütün bu yaşananlara rağmen toplumun büyük çoğunluğu birbirinden kopmadı.

Çünkü bu ülkenin insanı, etnik kimlikten önce komşuluğu, akrabalığı, ortak kaderi bilir.

Türkiye’de hiçbir dönemde Kürtlere yönelik sistematik bir düşmanlık politikası olmadı; fakat elbette hatalar, eksiklikler, adalet sorunları, ekonomik eşitsizlikler yaşandı. Bunlar tüm vatandaşları etkilediği gibi Kürtleri de etkiledi.

Bugün geldiğimiz noktada toplumun büyük bir kısmı aynı şeyi söylüyor:

“Artık yorulduk.”

Kavganın kimseye faydası yok.

Silahın, şiddetin, dağın kimseye kazandırdığı bir şey yok.

Ermenistan’ın Attığı Adım Kürtlere Ne Söylüyor?

Ermenistan’ın barışa yönelişi, aslında bölgedeki tüm halklara bir mesaj taşıyor:

“Geçmişin yüküyle geleceği kuramazsın.”

Kürt vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu zaten bu gerçeği görüyor.

Bugün Türkiye’de milyonlarca Kürt, işinde gücünde, ailesinin geleceği için çalışan, bu ülkenin eşit ve değerli bir parçası.

Toplumun ortak beklentisi çok net:

Silahların gölgesinde değil, siyasetin ve demokrasinin zemininde çözüm.

Barışın Kazandırdığı, Kavganın Kaybettirdiği

Ermenistan’ın attığı adım, Türkiye’deki tüm toplumsal kesimlere şunu hatırlatıyor:

Kavga yoksullaştırır.

Barış zenginleştirir.

Kutuplaşma yalnızlaştırır.

Diyalog güçlendirir.

Bugün Ermenistan, yıllarca süren yanlış politikaların ardından “doğruyu buldu” diyorsak, bu kimseye karşı bir üstünlük kurmak için değil; barışın her zaman kazandırdığını göstermek içindir.

Aynı şekilde Türkiye’de de çözümün yolu bellidir:

Eşit yurttaşlık, adalet, demokrasi, ekonomik fırsat, ortak gelecek.

Son Söz: Bu Topraklar Barışa Layık

Benim bu satırlarda anlatmak istediğim tek şey şu:

Bu coğrafya artık kavga değil, nefes almak istiyor.

Ermenistan bunu fark etti.

Türkiye’de milyonlarca insan bunu yıllardır söylüyor.

Kürtler, Türkler, Aleviler, Sünniler…

Hepimiz aynı sofranın insanıyız.

Barış, bir ideal değil; bir zorunluluk.

Ve bu zorunluluğu fark eden toplumlar, geleceği kazanır.

#BarışınYolu #ErmenistanTürkiyeİlişkileri #FuatÇağdaş #BölgeselBarış #KürtMeselesi #OrtakGelecek #DemokrasiVeAdalet #ToplumsalBirlik #SilahsızÇözüm #BarışKazandırır #KavgaKaybettirir #CoğrafyamızınKaderi #PauseJournal

Fuat Çağdaş

Fuat Çağdaş

fuatcagdas@pausedergi.com

DİĞER YAZILARI