Pepsi’nin yeni görünümü tüm dünyaya duyuruldu ve 120’den fazla pazarda on dört yıl sonra ilk kez değişen global tasarım, dünyanın ikonik noktalarında yerini aldı.
Değişimi kutlamak için Pepsi®’nin küre logosunu içeren dijital enstalasyonlar her konum için yeniden tasarlandı. Dünyanın önemli noktaları elektrik mavisi ve siyahın ihtişamıyla markayı yeni çağına taşıyan yeni Pepsi görsel kimliğiyle donatıldı.
Londra’da, şehrin doğusundaki O2 arenasının yanında, markanın uluslararası müzik etkinliklerine verdiği köklü desteğe uygun bir Pepsi® dijital enstalasyonu uygulandı. Dev bir Pepsi® kutusu suda yükselirken dronların dinamik bir kompozisyon ile gökyüzünde oluşturduğu görkemli bir ışık gösterisi ona eşlik etti.
Varşova, Polonya ve Ho Chi Minh, Vietnam’da her biri 70’in üzerinde balondan oluşan dev bir Pepsi® logosu gökyüzünde belirdi.
Pepsi ayrıca Mısır’daki Nil Nehri’nde ve Ain Dubai’de her biri son teknolojiden yararlanan ve tüketicilere deneyimleyebilecekleri yenilikçi aktivasyonları sunan geniş çapta gösteriler düzenlendi.
Pakistan’daki Kaddafi Kriket Stadyumu’nda ise dev bir Pepsi® kutusunun maçın ortasında yere indiği görüldü ve izleyen kalabalığın sesi duyuldu.
“Gerçekleştirdiğimiz görsel kimlik değişikliğiyle, hedef kitlemizin her zaman yeni deneyimler yaşama hevesine ve bu amaca hizmet eden ‘Thirsty for More’ marka platformuna Pepsi’nin nasıl hayat verdiğini göstermek istedik.
Bu değişimi tanıtmak için ikonik mekanlardaki enstalasyonlardan daha iyi bir yol düşünemiyoruz. Biz her zaman tüketicilerine keyifli anlar yaşatmak isteyen cesur bir marka olduk. Yeni görsel kimliğimiz; cesur, kendinden emin, modern ve ikonik özellikler taşıyor. Tüketicilerimiz, sevdikleri harika tadın keyfini, müzik, spor, oyun ve kültür alanlarında sunduğumuz etkileyici ve eğlenceli deneyimlerle daha fazla çıkaracak.
Tasarım sürecinin bir parçası olarak, dünya çapında tüketicilerimizden Pepsi logosu çizmelerini istedik ve çoğunluk Pepsi yazısını küremize dahil etti. Marka isminin ve kürenin son on dört yıldır bir arada olmadığını göz önüne alındığımızda, bu bizim için dikkate değer sonuç oldu. Yeni görünümümüzü gözden geçirirken, marka tarihimize duyduğumuz derin sevgiye yanıt verdik ve bu nostaljik ifadeyi güçlü ve modern bir dokunuşla sunduk.
2024 bizim için heyecan verici bir yıl olacak. Kültürle aynı hızda hareket etmeye devam edeceğiz ve insanların isteklerine yenilikçi ürünler ve ikonik iş birlikleriyle yanıt vereceğiz. 2024 yılında da Uraz Kaygılaroğlu ile 2022 yılında başladığımız iş birliğimize devam edeceğiz ve Uraz’ı birbirinden keyifli Pepsi reklam filmlerinde göreceğiz.”
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2024/03/p.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2024-03-04 12:01:162024-03-04 11:03:43Pepsi’nin yeni görünümü
Çeşme’de turizmi 4 mevsime yayacaklarını söyleyen Cumhur İttifakı Çeşme Belediye Başkan Adayı Esat Tanık, “Çeşme Festivali, uluslararası spor karşılaşmaları ve kongrelerinin yanı sıra; geriatri turizmiyle sürekli canlı kalan bir Çeşme’yi hayata geçireceğiz” dedi.
Türkiye’nin gözde turizm merkezi Çeşme, şimdi de turizmi 4 mevsime yaymanın planını yapıyor. Cumhur İttifakı Çeşme Belediye Başkan Adayı Esat Tanık, 4 mevsim formülünün 4 ana başlıkta ilçeyi geliştirmek ve tanıtmaktan geçtiğine dikkat çekti. Söz konusu 4 başlığın spor turizmi, kültür-sanat turizmi, sağlık turizmi ve geriatri (ileri yaş) turizminden oluştuğunu belirten Tanık, bu turizm çeşitleri için gerekli üst ve alt yapı çalışmalarına da hemen başlayacaklarını aktardı. Esat Tanık, “Sağlık turizmi için gerek valiliğimiz gerekse bakanlıklar düzeyinde termal turizmi canlandırmaya yönelik teşvikler ve fonların ilçemiz adına kullanılması için görüşmeler yapacağız. Sağlık turizminin yanında kış aylarında kongre turizmini de hayata geçireceğiz” diye konuştu.
Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, yine çok çarpıcı bilgiler yer alıyor. 14-16 yaş arası 237 kişiyle yapılan araştırma, farklı sosyal medya mecralarının depresyonu nasıl tetiklediğini ortaya koydu. “Bilimsel Gündem”de ayrıca cinsiyet ve kalp krizi ilişkisi, çocuk gelişiminde mikrobiyom gibi önemli konu başlıkları yer alıyor.
Türkiye’nin iyileştiren gücü Abdi İbrahim’in Medikal Direktörlüğü’nce hazırlanan ve 2 hafta bir yayımlanan, “Bilimsel Gündem” bültenlerinin son sayısında, yine çok yararlı bilgilere ve tıptaki çarpıcı araştırmalara yer veriliyor.
Ergenlerde sosyal medya ile depresyon ilişkisi
“Bilimsel Gündem”in yeni sayısında, özetle şu içerikler yer alıyor:
14-16 yaş arası 237 kişiyle yapılan araştırmada, sosyal medya platformlarının gençlerdeki depresif belirtilerle ilişkisi ortaya konuldu.
Miyokard enfarktüsü tanısı alan 213 orta yaşlı erkek ve kadınla yapılan bir araştırma, cinsiyet ve kalp krizi ilişkisine dair çarpıcı sonuçlar verdi.
Sağlıklı çocuklarda normal nörobilişsel gelişimde bağırsak-beyin-mikrobiyom eksenine dair 381 çocuk üzerinde yapılan araştırmanın sonuçları da “Bilimsel Gündem”in son sayısında yer buldu.
Spotify ve YouTube’a da yükleniyor
Tıbbın popüler alanındaki tüm yeni gelişmelerin, sade, kolay anlaşılır ve bilgilendirici bir yapıda kamuoyu ile paylaşıldığı bültenler, 38 bin KVKK onaylı kişiye mail yoluyla iletiliyor. Tıp alanındaki gelişmelerin yanı sıra Türk ve yabancı bilim insanları hakkında da bilgi paylaşımı yapılan referans kaynak niteliğindeki bültenler, Abdi İbrahim web sitesinde yayımlanıyor. Bunun yanı sıra her yeni sayısı podcast formatında Spotify’a yükleniyor ve sonrasında bu podcastler Youtube üzerinden de paylaşılıyor.
Ağız kokusunun ağız içinin durumundan kaynaklandığını dile getiren Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Ağız kokusu olan kişilere ilk tavsiyemiz dilin fırçalanmasıdır. Satılan dil kazıyıcı temizleme ürünleri ile dil arkadan öne doğru kazınır.” dedi.
Ağız kokusunun yüzde 90 ağız kaynaklı olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Kalan yüzde 10’luk kısım ağız dışı kaynaklı olabilir. Hastanın reflüsü olabilir, karaciğer kaynaklı olabilir, geniz problemleri geniz akıntısı ağız kokusu yapabilir.” diye konuştu.
Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, temiz nefes için ağız bakımı hakkında bilgi verdi.
Dr. Kübra Güler
Her gün düzenli ağız temizliği yapan kişilerde ağız kokusu geçer
Ağız kokusunu ‘Kişinin karşısındakini rahatsız edecek kadar ağzından koku gelmesi’ olarak tanımlayan Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Kişi bunu kendi de fark edebilir başkaları tarafından da söylenebilir. Burada temeldeki durum ağız içidir. Birikim yüzeyi dildir. Ağız kokusu olan kişilerde ilk tavsiyemiz dilin fırçalanmasıdır. Satılan dil kazıyıcı temizleme ürünleri ile dil arkadan öne doğru kazınır. Bunun dışında ağızda bulunan protezler, uyumsuz dolgular varsa bunlarda da mikroorganizma birikintisi olabilir. Ağızda bulunan bu kısımların temizliğinin yapılması gerekir. Her gün düzenli ağız temizliği yapan kişilerde ağız kokusu geçer.
Ağız kokusu yüzde 90 ağız kaynaklı
Ağız kokusunun yüzde doksan ağız kaynaklı olduğunu da kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Kalan yüzde 10’luk kısım ağız dışı kaynaklı olabilir. Hastanın reflüsü olabilir, karaciğer kaynaklı olabilir, geniz problemleri geniz akıntısı ağız kokusu yapabilir. Ağız içi tüm bakımlar düzenli olarak yapıldıktan sonra koku devam ediyorsa ekstra oral bir durumdan şüphelenilebilir. Bunun için de gaz kromatografisi dediğimiz cihazlar vardır ölçümler yapılarak ağız kokusunun sebebi anlaşılır.” diye anlattı.
Ağız kokusunun kronikleşmesi iyileşmeyeceği anlamına gelmiyor
Ağızda yemek yemeyle birlikte diş yüzeyinde dental plak denilen bir yüzey oluştuğunu tüm diş problemlerine bu plakların sebep olduğunu kaydeden Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Bu plağın ağız içinden eliminasyonunu sağladıktan sonra günlük ağız bakımının önemli bir kısmını yapmış oluruz. Ağız kokusunun kronikleşmesi durumu iyileşmeyeceği anlamına gelmez. Ağız temizliğinin sağlanması sonrasında ağız kokusu gider.” dedi.
Kişi her gün ağız bakımını gerçekleştirdiği sürece temiz bir ağızla hayatına devam eder
Ağız içerisindeki plakların günlük olarak oluştuğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Bunun temizliği hastanın görevidir. Kişi her gün ağız bakımını gerçekleştirdiği sürece temiz bir ağızla hayatına devam eder. Ancak bazı insanların tükürük yapısıyla ilgili olarak plak üzerinde çok hızlı mineraller birikir. Bu mineraller sonucunda diş taşı birikimi olur. Yine hastanın ağız içi mikroorganizma dengesine bağlı olarak bazı diş eti enfeksiyonları hızlı bir şekilde ilerleyebilir. Hasta kök yüzeyi ve diş taşı rahatsızlıklarının temizliği kendisi yapamaz. Bunlar için diş eti hastalıkları uzmanı tarafından tedavi edilmesi gerekir. Burada detertgraj ve kretergraj dediğimiz diş eti üstü, diş eti altı temizliği yapıldıktan sonra hasta kendi günlük bakımına devam edebilir.” diye konuştu.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2024/03/j-6.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2024-03-03 22:13:242024-03-03 22:40:47Ağız kokusunu gidermek için dilinizi de fırçalayın!
Sebastian Seidel’in komik olanın tadını çıkaran özgün metni, Yücel Erten’in usta işi çevirisi ve Baba Sahne’nin babacan yorumuyla sahneye uyarlandı.
Şevket Çoruh ile Günay Karacaoğlu’nun damakta kalan oyunculuğu ve Emrah Eren yönetmenliğiyle tam bir tiyatro ziyafeti niteliğindeki 8 ödüllü “Bir Baba Hamlet”, 14 Mart Perşembe günü Biletinial MOİ Sahnede izleyici ile buluşacak.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2024/03/s.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2024-03-03 21:54:082024-03-03 19:56:18‘Bir Baba Hamlet’ MOİ Sahne’de
“Sağlıklı bir yaşam tarzı, düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve tıbbi tavsiyelere uymak, kalp krizi riskini azaltmada anahtar faktörlerdir. Bu önlemler, genel sağlığı iyileştirmenin yanı sıra, kalp krizi riskini önemli ölçüde düşürebilir.” diyen Liv Hospital Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Vefik Yazıcıoğlu, yıllık sağlık kontrollerinin, risk faktörlerinin belirlenmesinde ve yönetiminde kritik bir rol oynadığının altını çizerek kalp krizi riski hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Prof. Dr. Mehmet Vefik Yazıcıoğlu
Bazı yaş grupları daha yüksek risk altında
Kalp krizi, dünya çapında en yaygın sağlık sorunlarından biri olup, her yaştan insanı etkileyebilir. Ancak, bazı yaş grupları daha yüksek risk altındadır. Genellikle, erkeklerde 45 yaş ve üzeri, kadınlarda ise 55 yaş ve üzeri kişiler daha yüksek risk altında kabul edilir. Bu, yaşın yanı sıra, sigara kullanımı, yüksek kan basıncı, yüksek kolesterol, diyabet, obezite, hareketsiz yaşam tarzı, ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü gibi faktörlerin de kalp krizi riskini artırdığı anlamına gelir.
Kalp krizi riski birçok yöntemle değerlendirilebilir
Kalp krizi riskini değerlendirmek için kullanılan birçok yöntem vardır ve bunlar arasında en bilineni Framingham Risk Score’dur. Bu yöntem, kişinin yaşını, cinsiyetini, kolesterol seviyelerini, sigara kullanım durumunu, kan basıncı değerlerini ve diyabet durumunu dikkate alarak, sonraki 10 yıl içinde kalp krizi veya kalp hastalığına yakalanma riskini yüzdelik olarak hesaplar.
Belirtileri bazen hafif ve belirsiz olabilir
Kalp krizi belirtileri bazen hafif ve belirsiz olabilir, ancak bazı semptomlar acil müdahale gerektirir. Bunlar arasında göğüste ağrı, sıkışma, ağırlık veya dolgunluk hissi; ağrının çeneye, boyna, sırtlara veya kollara yayılması; mide bulantısı, hazımsızlık, kalp çarpıntısı; soğuk terleme ve nefes darlığı sayılabilir. Bu belirtilerden herhangi birini yaşayan bir kişinin derhal tıbbi yardım alması hayati önem taşır.
Sağlıklı yaşam tarzı önlemler arasında
Ani kalp krizine karşı alınabilecek önlemler arasında sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek yer alır. Bu, dengeli bir diyet, düzenli fiziksel aktivite, sigarayı bırakma, aşırı alkol tüketiminden kaçınma ve stres yönetimi tekniklerini içerir. Ayrıca, yüksek kan basıncı, yüksek kolesterol ve diyabet gibi risk faktörlerinin düzenli olarak kontrol edilmesi ve gerekirse ilaç tedavisiyle yönetilmesi önemlidir.
Semptomları tanımak önemli
Kalp krizi riski yüksek olan bireylerin, olası bir kalp krizini erkenden tanıyabilmeleri ve uygun tedaviyi alabilmeleri için semptomları tanımaları ve risk faktörlerini azaltıcı yaşam tarzı değişiklikleri yapmaları gerekmektedir. Yıllık sağlık kontrolleri, risk faktörlerinin belirlenmesinde ve yönetiminde kritik bir rol oynar. Sağlıklı bir yaşam tarzı, düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve tıbbi tavsiyelere uymak, kalp krizi riskini azaltmada anahtar faktörlerdir. Bu önlemler, genel sağlığı iyileştirmenin yanı sıra, kalp krizi riskini önemli ölçüde düşürebilir.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2024/03/j-5.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2024-03-03 20:33:312024-03-03 22:41:29Hafif seyreden kalp krizi nasıl anlaşılır
Pepsi’nin yeni görünümü
Pepsi’nin yeni görünümü tüm dünyaya duyuruldu ve 120’den fazla pazarda on dört yıl sonra ilk kez değişen global tasarım, dünyanın ikonik noktalarında yerini aldı.
Değişimi kutlamak için Pepsi®’nin küre logosunu içeren dijital enstalasyonlar her konum için yeniden tasarlandı. Dünyanın önemli noktaları elektrik mavisi ve siyahın ihtişamıyla markayı yeni çağına taşıyan yeni Pepsi görsel kimliğiyle donatıldı.
Londra’da, şehrin doğusundaki O2 arenasının yanında, markanın uluslararası müzik etkinliklerine verdiği köklü desteğe uygun bir Pepsi® dijital enstalasyonu uygulandı. Dev bir Pepsi® kutusu suda yükselirken dronların dinamik bir kompozisyon ile gökyüzünde oluşturduğu görkemli bir ışık gösterisi ona eşlik etti.
Varşova, Polonya ve Ho Chi Minh, Vietnam’da her biri 70’in üzerinde balondan oluşan dev bir Pepsi® logosu gökyüzünde belirdi.
Pepsi ayrıca Mısır’daki Nil Nehri’nde ve Ain Dubai’de her biri son teknolojiden yararlanan ve tüketicilere deneyimleyebilecekleri yenilikçi aktivasyonları sunan geniş çapta gösteriler düzenlendi.
Pakistan’daki Kaddafi Kriket Stadyumu’nda ise dev bir Pepsi® kutusunun maçın ortasında yere indiği görüldü ve izleyen kalabalığın sesi duyuldu.
PepsiCo İçecek Kategorisi Kıdemli Pazarlama Direktörü Aslı Önder şunları söyledi:
“Gerçekleştirdiğimiz görsel kimlik değişikliğiyle, hedef kitlemizin her zaman yeni deneyimler yaşama hevesine ve bu amaca hizmet eden ‘Thirsty for More’ marka platformuna Pepsi’nin nasıl hayat verdiğini göstermek istedik.
Bu değişimi tanıtmak için ikonik mekanlardaki enstalasyonlardan daha iyi bir yol düşünemiyoruz. Biz her zaman tüketicilerine keyifli anlar yaşatmak isteyen cesur bir marka olduk. Yeni görsel kimliğimiz; cesur, kendinden emin, modern ve ikonik özellikler taşıyor. Tüketicilerimiz, sevdikleri harika tadın keyfini, müzik, spor, oyun ve kültür alanlarında sunduğumuz etkileyici ve eğlenceli deneyimlerle daha fazla çıkaracak.
Tasarım sürecinin bir parçası olarak, dünya çapında tüketicilerimizden Pepsi logosu çizmelerini istedik ve çoğunluk Pepsi yazısını küremize dahil etti. Marka isminin ve kürenin son on dört yıldır bir arada olmadığını göz önüne alındığımızda, bu bizim için dikkate değer sonuç oldu. Yeni görünümümüzü gözden geçirirken, marka tarihimize duyduğumuz derin sevgiye yanıt verdik ve bu nostaljik ifadeyi güçlü ve modern bir dokunuşla sunduk.
2024 bizim için heyecan verici bir yıl olacak. Kültürle aynı hızda hareket etmeye devam edeceğiz ve insanların isteklerine yenilikçi ürünler ve ikonik iş birlikleriyle yanıt vereceğiz. 2024 yılında da Uraz Kaygılaroğlu ile 2022 yılında başladığımız iş birliğimize devam edeceğiz ve Uraz’ı birbirinden keyifli Pepsi reklam filmlerinde göreceğiz.”
Esat Tanık “4 Mevsim turizme 4’lü formül”
Esat Tanık “4 Mevsim turizme 4’lü formül”
Çeşme’de turizmi 4 mevsime yayacaklarını söyleyen Cumhur İttifakı Çeşme Belediye Başkan Adayı Esat Tanık, “Çeşme Festivali, uluslararası spor karşılaşmaları ve kongrelerinin yanı sıra; geriatri turizmiyle sürekli canlı kalan bir Çeşme’yi hayata geçireceğiz” dedi.
Türkiye’nin gözde turizm merkezi Çeşme, şimdi de turizmi 4 mevsime yaymanın planını yapıyor. Cumhur İttifakı Çeşme Belediye Başkan Adayı Esat Tanık, 4 mevsim formülünün 4 ana başlıkta ilçeyi geliştirmek ve tanıtmaktan geçtiğine dikkat çekti. Söz konusu 4 başlığın spor turizmi, kültür-sanat turizmi, sağlık turizmi ve geriatri (ileri yaş) turizminden oluştuğunu belirten Tanık, bu turizm çeşitleri için gerekli üst ve alt yapı çalışmalarına da hemen başlayacaklarını aktardı. Esat Tanık, “Sağlık turizmi için gerek valiliğimiz gerekse bakanlıklar düzeyinde termal turizmi canlandırmaya yönelik teşvikler ve fonların ilçemiz adına kullanılması için görüşmeler yapacağız. Sağlık turizminin yanında kış aylarında kongre turizmini de hayata geçireceğiz” diye konuştu.
Sosyal medya, ergenlikte depresyonu tetikliyor
Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, yine çok çarpıcı bilgiler yer alıyor. 14-16 yaş arası 237 kişiyle yapılan araştırma, farklı sosyal medya mecralarının depresyonu nasıl tetiklediğini ortaya koydu. “Bilimsel Gündem”de ayrıca cinsiyet ve kalp krizi ilişkisi, çocuk gelişiminde mikrobiyom gibi önemli konu başlıkları yer alıyor.
Türkiye’nin iyileştiren gücü Abdi İbrahim’in Medikal Direktörlüğü’nce hazırlanan ve 2 hafta bir yayımlanan, “Bilimsel Gündem” bültenlerinin son sayısında, yine çok yararlı bilgilere ve tıptaki çarpıcı araştırmalara yer veriliyor.
Ergenlerde sosyal medya ile depresyon ilişkisi
“Bilimsel Gündem”in yeni sayısında, özetle şu içerikler yer alıyor:
14-16 yaş arası 237 kişiyle yapılan araştırmada, sosyal medya platformlarının gençlerdeki depresif belirtilerle ilişkisi ortaya konuldu.
Miyokard enfarktüsü tanısı alan 213 orta yaşlı erkek ve kadınla yapılan bir araştırma, cinsiyet ve kalp krizi ilişkisine dair çarpıcı sonuçlar verdi.
Sağlıklı çocuklarda normal nörobilişsel gelişimde bağırsak-beyin-mikrobiyom eksenine dair 381 çocuk üzerinde yapılan araştırmanın sonuçları da “Bilimsel Gündem”in son sayısında yer buldu.
Spotify ve YouTube’a da yükleniyor
Tıbbın popüler alanındaki tüm yeni gelişmelerin, sade, kolay anlaşılır ve bilgilendirici bir yapıda kamuoyu ile paylaşıldığı bültenler, 38 bin KVKK onaylı kişiye mail yoluyla iletiliyor. Tıp alanındaki gelişmelerin yanı sıra Türk ve yabancı bilim insanları hakkında da bilgi paylaşımı yapılan referans kaynak niteliğindeki bültenler, Abdi İbrahim web sitesinde yayımlanıyor. Bunun yanı sıra her yeni sayısı podcast formatında Spotify’a yükleniyor ve sonrasında bu podcastler Youtube üzerinden de paylaşılıyor.
Ağız kokusunu gidermek için dilinizi de fırçalayın!
Ağız kokusunun ağız içinin durumundan kaynaklandığını dile getiren Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Ağız kokusu olan kişilere ilk tavsiyemiz dilin fırçalanmasıdır. Satılan dil kazıyıcı temizleme ürünleri ile dil arkadan öne doğru kazınır.” dedi.
Ağız kokusunun yüzde 90 ağız kaynaklı olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Kalan yüzde 10’luk kısım ağız dışı kaynaklı olabilir. Hastanın reflüsü olabilir, karaciğer kaynaklı olabilir, geniz problemleri geniz akıntısı ağız kokusu yapabilir.” diye konuştu.
Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, temiz nefes için ağız bakımı hakkında bilgi verdi.
Dr. Kübra Güler
Her gün düzenli ağız temizliği yapan kişilerde ağız kokusu geçer
Ağız kokusunu ‘Kişinin karşısındakini rahatsız edecek kadar ağzından koku gelmesi’ olarak tanımlayan Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Kişi bunu kendi de fark edebilir başkaları tarafından da söylenebilir. Burada temeldeki durum ağız içidir. Birikim yüzeyi dildir. Ağız kokusu olan kişilerde ilk tavsiyemiz dilin fırçalanmasıdır. Satılan dil kazıyıcı temizleme ürünleri ile dil arkadan öne doğru kazınır. Bunun dışında ağızda bulunan protezler, uyumsuz dolgular varsa bunlarda da mikroorganizma birikintisi olabilir. Ağızda bulunan bu kısımların temizliğinin yapılması gerekir. Her gün düzenli ağız temizliği yapan kişilerde ağız kokusu geçer.
Ağız kokusu yüzde 90 ağız kaynaklı
Ağız kokusunun yüzde doksan ağız kaynaklı olduğunu da kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Kalan yüzde 10’luk kısım ağız dışı kaynaklı olabilir. Hastanın reflüsü olabilir, karaciğer kaynaklı olabilir, geniz problemleri geniz akıntısı ağız kokusu yapabilir. Ağız içi tüm bakımlar düzenli olarak yapıldıktan sonra koku devam ediyorsa ekstra oral bir durumdan şüphelenilebilir. Bunun için de gaz kromatografisi dediğimiz cihazlar vardır ölçümler yapılarak ağız kokusunun sebebi anlaşılır.” diye anlattı.
Ağız kokusunun kronikleşmesi iyileşmeyeceği anlamına gelmiyor
Ağızda yemek yemeyle birlikte diş yüzeyinde dental plak denilen bir yüzey oluştuğunu tüm diş problemlerine bu plakların sebep olduğunu kaydeden Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Bu plağın ağız içinden eliminasyonunu sağladıktan sonra günlük ağız bakımının önemli bir kısmını yapmış oluruz. Ağız kokusunun kronikleşmesi durumu iyileşmeyeceği anlamına gelmez. Ağız temizliğinin sağlanması sonrasında ağız kokusu gider.” dedi.
Kişi her gün ağız bakımını gerçekleştirdiği sürece temiz bir ağızla hayatına devam eder
Ağız içerisindeki plakların günlük olarak oluştuğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Bunun temizliği hastanın görevidir. Kişi her gün ağız bakımını gerçekleştirdiği sürece temiz bir ağızla hayatına devam eder. Ancak bazı insanların tükürük yapısıyla ilgili olarak plak üzerinde çok hızlı mineraller birikir. Bu mineraller sonucunda diş taşı birikimi olur. Yine hastanın ağız içi mikroorganizma dengesine bağlı olarak bazı diş eti enfeksiyonları hızlı bir şekilde ilerleyebilir. Hasta kök yüzeyi ve diş taşı rahatsızlıklarının temizliği kendisi yapamaz. Bunlar için diş eti hastalıkları uzmanı tarafından tedavi edilmesi gerekir. Burada detertgraj ve kretergraj dediğimiz diş eti üstü, diş eti altı temizliği yapıldıktan sonra hasta kendi günlük bakımına devam edebilir.” diye konuştu.
‘Bir Baba Hamlet’ MOİ Sahne’de
‘Bir Baba Hamlet’ MOİ Sahne’de
Sebastian Seidel’in komik olanın tadını çıkaran özgün metni, Yücel Erten’in usta işi çevirisi ve Baba Sahne’nin babacan yorumuyla sahneye uyarlandı.
Şevket Çoruh ile Günay Karacaoğlu’nun damakta kalan oyunculuğu ve Emrah Eren yönetmenliğiyle tam bir tiyatro ziyafeti niteliğindeki 8 ödüllü “Bir Baba Hamlet”, 14 Mart Perşembe günü Biletinial MOİ Sahnede izleyici ile buluşacak.
Hafif seyreden kalp krizi nasıl anlaşılır
“Sağlıklı bir yaşam tarzı, düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve tıbbi tavsiyelere uymak, kalp krizi riskini azaltmada anahtar faktörlerdir. Bu önlemler, genel sağlığı iyileştirmenin yanı sıra, kalp krizi riskini önemli ölçüde düşürebilir.” diyen Liv Hospital Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Vefik Yazıcıoğlu, yıllık sağlık kontrollerinin, risk faktörlerinin belirlenmesinde ve yönetiminde kritik bir rol oynadığının altını çizerek kalp krizi riski hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Prof. Dr. Mehmet Vefik Yazıcıoğlu
Bazı yaş grupları daha yüksek risk altında
Kalp krizi, dünya çapında en yaygın sağlık sorunlarından biri olup, her yaştan insanı etkileyebilir. Ancak, bazı yaş grupları daha yüksek risk altındadır. Genellikle, erkeklerde 45 yaş ve üzeri, kadınlarda ise 55 yaş ve üzeri kişiler daha yüksek risk altında kabul edilir. Bu, yaşın yanı sıra, sigara kullanımı, yüksek kan basıncı, yüksek kolesterol, diyabet, obezite, hareketsiz yaşam tarzı, ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü gibi faktörlerin de kalp krizi riskini artırdığı anlamına gelir.
Kalp krizi riski birçok yöntemle değerlendirilebilir
Kalp krizi riskini değerlendirmek için kullanılan birçok yöntem vardır ve bunlar arasında en bilineni Framingham Risk Score’dur. Bu yöntem, kişinin yaşını, cinsiyetini, kolesterol seviyelerini, sigara kullanım durumunu, kan basıncı değerlerini ve diyabet durumunu dikkate alarak, sonraki 10 yıl içinde kalp krizi veya kalp hastalığına yakalanma riskini yüzdelik olarak hesaplar.
Belirtileri bazen hafif ve belirsiz olabilir
Kalp krizi belirtileri bazen hafif ve belirsiz olabilir, ancak bazı semptomlar acil müdahale gerektirir. Bunlar arasında göğüste ağrı, sıkışma, ağırlık veya dolgunluk hissi; ağrının çeneye, boyna, sırtlara veya kollara yayılması; mide bulantısı, hazımsızlık, kalp çarpıntısı; soğuk terleme ve nefes darlığı sayılabilir. Bu belirtilerden herhangi birini yaşayan bir kişinin derhal tıbbi yardım alması hayati önem taşır.
Sağlıklı yaşam tarzı önlemler arasında
Ani kalp krizine karşı alınabilecek önlemler arasında sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek yer alır. Bu, dengeli bir diyet, düzenli fiziksel aktivite, sigarayı bırakma, aşırı alkol tüketiminden kaçınma ve stres yönetimi tekniklerini içerir. Ayrıca, yüksek kan basıncı, yüksek kolesterol ve diyabet gibi risk faktörlerinin düzenli olarak kontrol edilmesi ve gerekirse ilaç tedavisiyle yönetilmesi önemlidir.
Semptomları tanımak önemli
Kalp krizi riski yüksek olan bireylerin, olası bir kalp krizini erkenden tanıyabilmeleri ve uygun tedaviyi alabilmeleri için semptomları tanımaları ve risk faktörlerini azaltıcı yaşam tarzı değişiklikleri yapmaları gerekmektedir. Yıllık sağlık kontrolleri, risk faktörlerinin belirlenmesinde ve yönetiminde kritik bir rol oynar. Sağlıklı bir yaşam tarzı, düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve tıbbi tavsiyelere uymak, kalp krizi riskini azaltmada anahtar faktörlerdir. Bu önlemler, genel sağlığı iyileştirmenin yanı sıra, kalp krizi riskini önemli ölçüde düşürebilir.