Eski İstanbul’un yılbaşı eğlencesi Zihni Nişantaşı’nda
Yarım asırlık geçmişi ile İstanbul eğlence hayatının klasiği olan Zihni Nişantaşı, yılbaşı hazırlığı bitti. Mekan, yılbaşı haftasını kapsayan unutulmaz bir etkinlik dizisiyle konuklarını ağırlamaya hazırlanıyor. 25-31 Aralık haftası yılbaşı kutlamalarını unutulmaz kılmak için Zihni Nişantaşı’nda sizleri bekliyor.
Yılbaşı coşkusunu Zihni’nin özel programıyla taçlandırın.
Zihni Nişantaşı’nın özel yılbaşı menüsü, damaklarda iz bırakacak eşsiz tatlarla dolu. İlk karşılamada şampanyanıza eşlik eden havyar, kıtırlar üzerinde incir reçelli kaz ciğeri patesi, lakerda, kestaneli lahana sarması, peynir üçlemesi, soğuk füme tabağı ve çeşitli İstanbul mezeleriyle başlayan bu lezzet yolculuğu, sıcak iştah açıcılar, seçmeli ana yemekler ve kapanışa yakışacak tatlılarla unutulmaz bir yılbaşı haftasının kapısını aralıyor.
Yemeklerde zerdeçal ve karabiberi birlikte kullanın!
Kış aylarında havaların soğumasıyla beraber grip, larenjit ve farenjit gibi solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskimiz artıyor. Özellikle soğuk havalarda bağışıklık sistemimizi güçlendirmek vücut direncimizi arttırarak bu hastalıklara yakalanma riskimizi düşürüyor. Bağışıklık sistemimiz yaş, beslenme, fiziksel aktivite, stres gibi faktörlerden etkileniyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığının, güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmanın temelleri arasında yer aldığına işaret ederek, “Yetersiz beslenme bağışıklık sistemimizi olumsuz yönde etkileyerek vücudumuzu enfeksiyonlara karşı savunmasız hale getiriyor. Bu durum da çok daha kolay hasta olmamıza ve iyileşmemizin gecikmesine yol açıyor. Kış aylarında beslenmemizde dikkat etmemiz gereken en önemli nokta ise öğünlerimizde çeşitliliği yakalamak olmalı. Bu dönemde tek bir besine odaklanmak yerine farklı meyveler ve sebzeler tercih etmemiz vücudumuza farklı vitamin ve mineralleri almamızı sağlayarak bağışıklığımızı güçlendirecektir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için beslenme alışkanlığımızda dikkat etmemiz gereken 10 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.
Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi
Güne kahvaltısız başlamayın
Güçlü bir bağışıklık sistemi için sabah kahvaltınızı mutlaka yapın. Kahvaltınızda yumurta ve peynir gibi protein kaynaklarının yanına C vitamininden zengin kapya biberi ve yeşil biberi eklemeye özen gösterin. C vitamini ısıdan çok çabuk etkilenen bir vitamin olduğu için kapya ve yeşil biberi çiğ olarak tüketmenizde fayda var. Yüksek C vitamini ve beta karoten içeren marul, maydanoz ve tere otunu tabağınızın yarısını dolduracak miktarda ilave edin.
Yemeklerinize soğan ve sarımsak ekleyin
Güçlü bir antioksidan olan glutatyon hücrelerimizin serbest radikallere karşı korunmasını sağlıyor. Ayrıca vücudumuzun toksik maddelerden arınmasına yardımcı oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, önemli bir antioksidan olan glutatyonun vücudumuzda üretilebilmesini sağlayan sistein maddesini içeren soğan ve sarımsağı yemeklerinize eklemenizin önem taşıdığını belirterek, “Sağlıklı bir yetişkinseniz yemeklerinize günlük bir diş sarımsak ve bir küçük boy soğan eklemeniz bağışıklığınızın güçlenmesine katkıda bulunacaktır” diyor.
Zerdeçal ile karabiberi birlikte kullanın
Zerdeçal A, C ve E vitamininden, B grubu vitaminlerinden ve beta karotenden zengin bir baharat. Zerdeçalın içerisinde bulunan kurkumin iltihapların azalmasına yardım ediyor. Sağlıklı bir yetişkinseniz çorbalarınıza, yemeklerinize veya yoğurdunuza toplamda günlük 1-2 çay kaşığı toz zerdeçal eklemeniz bağışık sisteminizi güçlendirerek enfeksiyonlardan korunmanıza katkıda bulunacaktır. Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, “Zerdeçalı yemeklere özellikle karabiberle birlikte eklemenizde fayda var. Zira karabiberde yer alan piperin zerdeçalda bulunan kurkuminin emilimini iki bin kat daha fazla arttırıyor” diyor.
Beslenme listenizde balkabağına yer verin
Yüksek beta karoten içeriğine sahip olan balkabağı vücudumuzda oksidatif stresin azalmasına ve bağışık sistemimizin güçlenmesine katkı sağlıyor. Bu önemli etkileri nedeniyle sofranızda balkabağı çorbasına ve sulu balkabağı yemeklerine mutlaka yer verin. Az şekerle yapılmış balkabağı tatlısı, yüksek lif ve düşük kalori içeriğiyle sağlıklı bir tatlı tercihi olarak öne çıkıyor. Tabii ki porsiyon kontrolü sağlayarak, aşırıya kaçmadan tüketmeniz çok önemli. Balkabağı tatlınıza tarçın ve ceviz eklemeniz, tatlınızı lezzetlendirmenin yanı sıra kan şekerinizin dengelenmesine de yardımcı olacaktır.
Sebze yemeklerini eksik etmeyin
Sebzeler içerdikleri vitaminlerle bağışıklık sistemimizi güçlendirmeye katkı sağlarken aynı zamanda yüksek lif içerikleri sayesinde bağırsaklarımızın düzenli çalışmasına ve uzun süre tok kalmamıza da yardımcı oluyor. Örneğin; ıspanak C ve K vitamininden, folik asitten, demirden ve kalsiyumdan zengin bir sebzedir. Ispanak yemeğinize C vitamini içeriği yüksek limon suyunu eklemeniz, bağışıklığınızı güçlendirmenin yanında içeriğindeki demir mineralinin de emilimini arttıracaktır. Öğünlerinizde kırmızı et, tavuk ve balık gibi protein kaynaklarının yanında bol yeşillik ile hazırlanmış salataları tüketmenizde fayda var. Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, C vitamini kaybını önlemek için bazı kurallara mutlaka dikkat etmeniz gerektiğini belirterek, “Örneğin; metal bıçaklar C vitamini kayıplarına yol açıyorlar. Yeşil yapraklı sebzelerin çok küçük parçalara ayrılması da oksijenle teması arttırarak vitamin kayıplarına neden oluyor. Vitamin kaybına karşı yeşil yapraklı sebzeleri metal bıçak kullanmadan, ellerinizle çok küçük parçalara ayırmadan koparıp tüketmeyi alışkanlık edinin” diyor.
Çorbalarınıza et veya tavuk suyu ilave edin
Et veya tavuk suyu eklemeniz çorbalarınızın lezzetini arttırırken aynı zamanda besin değerini de yükseltiyor. İçeriklerinde bulunan aminoasitler vücut direncinizi arttırıp grip, soğuk algınlığı gibi solunum yolu enfeksiyonlarında semptomların hafiflemesine yardımcı oluyor. Soğuk kış aylarında et veya tavuk suyu eklenmiş çorbalarınızı sofralarınızdan eksik etmeyin.
Meyve ve yağlı tohum tüketmeniz şart
Ara öğünlerinizde tüketeceğiniz mandalina, portakal, greyfurt ve kivi gibi C vitamininden zengin meyveler antioksidan etkileriyle soğuk havalarda sizi hastalıklara karşı koruyacaktır. Meyvelerinizin yanında badem, fındık, ceviz ve kaju gibi yağlı tohumlara yer vermeniz kan şekerinizin dengelenmesine yardımcı olacaktır. Örneğin, ceviz güçlü bir antioksidan olan yüksek E vitamini içeriği sayesinde vücudun enfeksiyonlara karşı savaşmasına destek oluyor. Günlük beslenmenize iki bütün orta boy ceviz ekleyebilirsiniz. Ancak kavrulmaları sırasında içlerinde bulunan sağlıklı yağlar zarar gördükleri için yağlı tohumları çiğ olarak tüketmeye özen gösterin.
Su içmek için susamayı beklemeyin
Yeterli su tüketimi toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı olarak bağışıklık sistemimizin güçlenmesinde önemli bir rol oynuyor. Bu nedenle gün içerisinde su içmeyi ihmal etmemelisiniz. Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, su içmek için susamayı beklememeniz gerektiğine işaret ederek, “Susama refleksi su içmek için geç kalınmış bir cevaptır. Vücut dehidrate olmaya, yani su kaybetmeye başladıktan sonra susama refleksi gelişiyor. Bu nedenle sık aralıklarla su tüketiminizi sağlamalısınız. Günlük içmeniz gereken su miktarınızı kilonuzu 35 ml’ye çarparak bulabilirsiniz” diyor.
Probiyotik besinler çok önemli
Probiyotikler içeriklerindeki yararlı bakterilerle vücudumuzda bulunan zararlı bakterilere karşı savaşıyor, enfeksiyonlara yakalanma riskimizi azaltıyor. Öğünlerinize mutlaka peynir, kefir, yoğurt gibi fermente süt ürünlerini ekleyin. Fermente içeriği sayesinde güçlü bir probiyotik besin olan tarhanaya çorbalarınızda yer verin. Şalgam, lahana turşusu ve salatalık turşusu da fermente besinler arasında yer alıyor. Ancak turşu ve şalgamın yüksek tuz içeriğine sahip olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle özellikle hipertansiyon hastalarının tüketimlerini sınırlandırmalarında fayda var.
Bitki çayınızı bal ile güçlendirin
Soğuk kış aylarında bitki çayları hem ısınmamıza hem de bağışıklığımızın güçlenmesine destek oluyor. Ihlamur çayı, kuşburnu çayı, ada çayı, zencefil çayı ve yeşil çay yüksek antioksidan kapasiteleriyle vücut direncimizi arttırarak gribal enfeksiyonlardan korunmamıza katkı sağlayabiliyor. Sağlıklı bir yetişkinseniz günde iki fincan bitki çayı içerek bağışıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz. Yapılan araştırmalara göre; bitki çaylarının bal ile lezzetlendirilmesi çayların antioksidan kapasitesini ve fenolik madde içeriklerini arttırıyor. Antioksidan etkinin yeşil çayda dört kata, ıhlamur çayında ise 60 kata kadar çıktığı gözlenmiş. Ilık bitki çayınıza bir çay kaşığı bal eklemeniz bağışıklık sisteminizin güçlenmesine katıda bulunacak, boğaz ağrılarınızın azalmasına ve öksürüklerinizin hafiflemesine yardımcı olacaktır.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2023/12/1702285836_3.jpg534800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2023-12-15 12:49:492023-12-15 10:52:51Yemeklerde zerdeçal ve karabiberi birlikte kullanın!
Ege, 28 yıl aradan sonra “Delice Bir Sevda”yı tekrar yorumladı
Ege, 90’lı yıllardan bu yana sadece Türkiye’de değil Ortadoğu, İran ve Balkanlarda klasiklere girmiş olan şarkısı Delice Bir Sevda’yı yeniden yorumladı.
Düzenlemesini Erol Temizel’in klip yönetmenliğini Yavuz Selim Kılınç’ın üstlendiği şarkının klip çekimleri dünyanın en büyük gemi Kulübü Cosmos Moonlight’ta gerçekleştirildi. Yaklaşık 100 dansçının ve oyuncunun rol aldığı kliple ilgili Ege duygularını şöyle dile getirdi; “Delice Bir Sevda sadece Türkçe değil başka dile çevrildiği ülkelerde de klasikleşmiş hala dinlenen ve sevilen bir şarkı. İstedim ki bir jenerasyonun en kıymetli hatıralarını taşıdığı bu şarkı, şimdi çocuklarına saklayacakları bir anı olsun.. Şarkının orijinaline dokunmadan, her yerde rahat çalınabilmesi için sadece ritim ve enstrümanları yenilediğimiz bu versiyonunu umarım hem anne babalar hem de çocukları sever.”
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2023/12/IMG_9254-e1702711278396.jpg450705pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2023-12-15 11:26:312023-12-16 10:21:43Ege, 28 yıl aradan sonra “Delice Bir Sevda”yı tekrar yorumladı
Kimi zaman el bileğinde belirirken kimi zaman karında, kollarda, sırtta, boyunda çıkıyor ortaya… Toplu iğne başından ceviz büyüklüğüne hatta 10 santimetrenin de üzerine çıkarak dev bir görünüme dönüşebiliyor… Ülkemizde çok yaygın bir sorun olan yağ bezeleri (lipomlar) yaklaşık her 1000 kişiden 1’inin kapısını çalıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Ortopedik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Korhan Özkan, yağ bezelerinin dünya genelinde en sık görülen iyi huylu yumuşak doku tümörü olduğunu belirtirken “Dokunduğunuzda genellikle kolayca hareket eden ve sıklıkla ağrıya neden olmayan yağ bezelerinde en büyük tehlike, kötü huylu yumuşak doku kitlelerini taklit edebilmesidir! Bu nedenle vücudunuzdaki yumruları yani yüzeyel ve derin cilt altı kitlelerini yağ bezesi olarak düşünmeyin ve mutlaka konunun uzmanı hekime başvurun” diyor. Yağ bezelerinin nedenlerinin kesin olarak bilinmemekle beraber, genetik bozukluklar, hiperkolesterolemi gibi kolesterol seviyesinin kanda çok yüksek olduğu rahatsızlık, obezite ve kronik darbeler (travma) sonucu da oluşabildiğini belirten Prof. Dr. Korhan Özkan, toplumda doğru sanılan yanlış bilgilerin hayati riske yol açabildiğini vurguluyor. Ortopedik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Korhan Özkan, yağ bezeleri hakkında doğru bilinen 5 yanlışı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.
Prof. Dr. Korhan Özkan
“Herkesin vücudunda yağ bezesi oluyor, normal bir şey”: YANLIŞ!
DOĞRUSU: ‘Herkesin vücudunda görülebilen yaygın bir sorun’ şeklindeki yaklaşım toplumda en tehlikeli, yanlış inanışların başında geliyor. Dışarıdan gözle görülebilen, dokunabildiğimiz her şişlik yağ bezesi olmayabilir. Bu lezyonlar fibrom, hemanjiyom ve nodüler fasit gibi iyi huylu kitleler olabildiği gibi, sarkom denilen oldukça saldırgan, kötü huylu ve zamanında tedavi edilmezse hayatı tehdit edebilen tümörler ve kanserler olabilirler.
Ağrı yoksa basit bir yağ bezesidir: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Yağ bezeleri ağrısızdırlar ama büyüklüklerine bağlı olarak çevre damar sinir yapılarına bası yapabildiğinden ağrı, uyuşma hatta hareket kaybına yol açabilen şikayetler ve bulgular ortaya çıkabiliyor. Ayrıca nadir görülen bir tümör olan ‘iğsi hücreli tümör’ ya da ‘anjiolipom’ denilen bazı yağ bezesi alt tipleri kendiliğinden ağrıya yol açabilirler.
Lezyonların hepsi iyi huyludur: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Ortopedi ve Travmatoloji, Ortopedik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Korhan Özkan “Ne yazık ki liposarkom denilen yağ bezesi benzeri hücreler ihtiva eden bazı tümörol şişlikler oldukça agresif ve vücudun diğer organlarına yayılma yani metastaz yapma potansiyeline sahiptirler. Uygun zamanda ve uygun şekilde ortopedik onkologlar gözetiminde tedavi edilmelidirler” diyor.
Bitkisel tedavi ile sorun halledilir: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Toplumumuzda yaygın olan yanlış bilgilerden biri de; yağ bezelerinin ve diğer kitlelerin sülük tedavisi, hacamat ve bazı bitkisel merhemlerle tedavi edilebileceği! Yağ bezelerinin sülük, hacamat ve bitkisel merhemlerle tedavi edilemeyeceğini vurgulayan Prof. Dr. Korhan Özkan “Konuyla hiçbir ilgisi olmayan ve tıp eğitimi bulunmayan kişilerin önerdiği ve gerçekleştirdiği bilimsel literatürden tamamen uzak uygulamalar hastalarımızın durumunu daha komplike hale getirebilmekte hatta hayatlarını tehdit edebilecek sonuçlara yol açabilmektedir!” diyerek tıbbi tedavinin şart olduğu uyarısında bulunuyor.
Biyopsi yapılmadan çıkarılabilir: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Vücuttaki tüm yüzeyel kitlelerin uygun görüntüleme yöntemleri yapılmadan, herhangi bir doktor tarafından çıkarılabileceği şeklindeki inanışın doğru olmadığını ve ciddi zararlara neden olabileceğini vurgulayan Ortopedik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Korhan Özkan “Maalesef ortopedik onkoloji kliniğine başvuran hastaların neredeyse yarısına yakını başka yerlerde uygun olmayan görüntüleme ve biyopsi yapılmadan ‘basit yağ bezesi’ olarak düşünülen ancak sarkom denilen kötü huylu tümörü olan hastalardan oluşmaktadır! Uygun olmayan şekilde yapılmış ilk cerrahi, ikincil cerrahiyi zorlaştırmakta ayrıca nüks oranını artırarak hastanın hayatını tehdit etmektedir” uyarısında bulunuyor. Bu tür olayların yaşanmaması için görüntüleme yöntemleri uygulanması ve şüphelenilen vakalarda uygun şartlarda uygun teknikle biyopsi yapılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Korhan Öztürk, “Biyopsiyi yapan kişinin tümör cerrahisini de yapabilecek yetkinlikte olması ve multidisipliner ekip yönetiminde uygulanması gerekmektedir” diyor.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2023/12/v-4.jpg534800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2023-12-15 10:08:352023-12-15 10:08:35“Ağrı yoksa basit bir yağ bezesidir” demeyin!
Adıyamanlı depremzede çocuklar ünlü sanatçı İsmail Acar ile birlikte The Maestro Hotel’de yapılan ortak sergide buluştu.
Yüz yılın felaketi olarak nitelendirilen ve 10 ilimizi neredeyse tamamıyla yerler bir eden depremin ardından yaralar sarılmaya devam ediyor. İlk günde bu yana hem maddi hem de manevi desteklerine devam eden Mirzaoğlu Holding çok özel projede Adıyamanlı depremzede çocuklarla buluştu.
Sanatın iyileştirici gücü üzerinden depremzede çocuklarla sanatsal bir bağ kuran Mirzaoğlu Holding’in bu projesine dünyaca ünlü Türk çağdaş resim sanatçısı İsmail Acar liderlik ediyor. Deprem sonrası Adıyaman’a giden şirket yetkilileri ve ünlü sanatçı İsmail Acar, orada kurduğu resim atölyesinde çocuklara buluştu. Bu atölye çalışmasından sonra depremzede çocukların eserleri ve çocuklar İstanbul’a getirildi. İlk defa İstanbul’a gelen çocuklar şehrin tarihi yerlerini gezme şansıda buldu.
The Maestro Hotel’de gerçekleşen serginin açılışını İstanbul Valisi Davut Gül yaptı. Çocuklar ile birlikte sergiyi dolaşan Vali Gül, onlarla sohbet edip gelecek hakkında konuştu. Sergiye devlet erkanı ve iş dünyasından katılım oldu.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2023/12/d-2.jpg533800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2023-12-15 09:48:162023-12-15 09:48:16Depremzede çocuklar İstanbul’da sergi düzenledi
Yaz transfer döneminde Fenerbahçe’den La Liga devi Real Madrid’e 20+10 milyon euro bonservis bedeliyle transfer olan Arda Güler, sezon başından bu yana yaşadığı sakatlıklar nedeniyle bir türlü forma şansı bulamamıştı. Sezonun neredeyse yarısını kaçıran milli futbolcu için İspanyol basınından dikkat çeken bir haber gündeme geldi.
A Takım ile geçirdiği 2,5 sezonun ardından İspanya La Liga devi Real Madrid’e transfer olan Arda Güler’in sahalara dönüş tarihi merakla bekleniyordu. Sezon başından bu yana sakatlıklarla boğuşan ve henüz forma giyme şansı bulamayan genç yıldız için sıcak bir gelişme yaşandı.
Real Madrid Teknik Direktörü Carlo Ancelotti, geçtiğimiz günlerde düzenlenen basın toplantısında, “Arda Güler’in dönüşü artık çok yakın. Aralık ayının sonunda mı yoksa ocak ayının başında mı olacağını yakında göreceğiz.” ifadelerini kullanmıştı.
Bu durum sonrasında futbolseverleri heyecan sararken, İspanyol basınından gündeme gelen haber hevesleri adeta kursakta bıraktı.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2023/12/arda.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2023-12-14 15:55:052024-06-21 10:57:44İlk maçına çıkması beklenen Arda Güler’in dönüşüne doktor engeli!
Eski İstanbul’un yılbaşı eğlencesi Zihni Nişantaşı’nda
Eski İstanbul’un yılbaşı eğlencesi Zihni Nişantaşı’nda
Yarım asırlık geçmişi ile İstanbul eğlence hayatının klasiği olan Zihni Nişantaşı, yılbaşı hazırlığı bitti. Mekan, yılbaşı haftasını kapsayan unutulmaz bir etkinlik dizisiyle konuklarını ağırlamaya hazırlanıyor. 25-31 Aralık haftası yılbaşı kutlamalarını unutulmaz kılmak için Zihni Nişantaşı’nda sizleri bekliyor.
Yılbaşı coşkusunu Zihni’nin özel programıyla taçlandırın.
Zihni Nişantaşı’nın özel yılbaşı menüsü, damaklarda iz bırakacak eşsiz tatlarla dolu. İlk karşılamada şampanyanıza eşlik eden havyar, kıtırlar üzerinde incir reçelli kaz ciğeri patesi, lakerda, kestaneli lahana sarması, peynir üçlemesi, soğuk füme tabağı ve çeşitli İstanbul mezeleriyle başlayan bu lezzet yolculuğu, sıcak iştah açıcılar, seçmeli ana yemekler ve kapanışa yakışacak tatlılarla unutulmaz bir yılbaşı haftasının kapısını aralıyor.
Bilgi: 0554 025 70 79
Yemeklerde zerdeçal ve karabiberi birlikte kullanın!
Yemeklerde zerdeçal ve karabiberi birlikte kullanın!
Kış aylarında havaların soğumasıyla beraber grip, larenjit ve farenjit gibi solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskimiz artıyor. Özellikle soğuk havalarda bağışıklık sistemimizi güçlendirmek vücut direncimizi arttırarak bu hastalıklara yakalanma riskimizi düşürüyor. Bağışıklık sistemimiz yaş, beslenme, fiziksel aktivite, stres gibi faktörlerden etkileniyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığının, güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmanın temelleri arasında yer aldığına işaret ederek, “Yetersiz beslenme bağışıklık sistemimizi olumsuz yönde etkileyerek vücudumuzu enfeksiyonlara karşı savunmasız hale getiriyor. Bu durum da çok daha kolay hasta olmamıza ve iyileşmemizin gecikmesine yol açıyor. Kış aylarında beslenmemizde dikkat etmemiz gereken en önemli nokta ise öğünlerimizde çeşitliliği yakalamak olmalı. Bu dönemde tek bir besine odaklanmak yerine farklı meyveler ve sebzeler tercih etmemiz vücudumuza farklı vitamin ve mineralleri almamızı sağlayarak bağışıklığımızı güçlendirecektir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için beslenme alışkanlığımızda dikkat etmemiz gereken 10 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.
Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi
Güne kahvaltısız başlamayın
Güçlü bir bağışıklık sistemi için sabah kahvaltınızı mutlaka yapın. Kahvaltınızda yumurta ve peynir gibi protein kaynaklarının yanına C vitamininden zengin kapya biberi ve yeşil biberi eklemeye özen gösterin. C vitamini ısıdan çok çabuk etkilenen bir vitamin olduğu için kapya ve yeşil biberi çiğ olarak tüketmenizde fayda var. Yüksek C vitamini ve beta karoten içeren marul, maydanoz ve tere otunu tabağınızın yarısını dolduracak miktarda ilave edin.
Yemeklerinize soğan ve sarımsak ekleyin
Güçlü bir antioksidan olan glutatyon hücrelerimizin serbest radikallere karşı korunmasını sağlıyor. Ayrıca vücudumuzun toksik maddelerden arınmasına yardımcı oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, önemli bir antioksidan olan glutatyonun vücudumuzda üretilebilmesini sağlayan sistein maddesini içeren soğan ve sarımsağı yemeklerinize eklemenizin önem taşıdığını belirterek, “Sağlıklı bir yetişkinseniz yemeklerinize günlük bir diş sarımsak ve bir küçük boy soğan eklemeniz bağışıklığınızın güçlenmesine katkıda bulunacaktır” diyor.
Zerdeçal ile karabiberi birlikte kullanın
Zerdeçal A, C ve E vitamininden, B grubu vitaminlerinden ve beta karotenden zengin bir baharat. Zerdeçalın içerisinde bulunan kurkumin iltihapların azalmasına yardım ediyor. Sağlıklı bir yetişkinseniz çorbalarınıza, yemeklerinize veya yoğurdunuza toplamda günlük 1-2 çay kaşığı toz zerdeçal eklemeniz bağışık sisteminizi güçlendirerek enfeksiyonlardan korunmanıza katkıda bulunacaktır. Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, “Zerdeçalı yemeklere özellikle karabiberle birlikte eklemenizde fayda var. Zira karabiberde yer alan piperin zerdeçalda bulunan kurkuminin emilimini iki bin kat daha fazla arttırıyor” diyor.
Beslenme listenizde balkabağına yer verin
Yüksek beta karoten içeriğine sahip olan balkabağı vücudumuzda oksidatif stresin azalmasına ve bağışık sistemimizin güçlenmesine katkı sağlıyor. Bu önemli etkileri nedeniyle sofranızda balkabağı çorbasına ve sulu balkabağı yemeklerine mutlaka yer verin. Az şekerle yapılmış balkabağı tatlısı, yüksek lif ve düşük kalori içeriğiyle sağlıklı bir tatlı tercihi olarak öne çıkıyor. Tabii ki porsiyon kontrolü sağlayarak, aşırıya kaçmadan tüketmeniz çok önemli. Balkabağı tatlınıza tarçın ve ceviz eklemeniz, tatlınızı lezzetlendirmenin yanı sıra kan şekerinizin dengelenmesine de yardımcı olacaktır.
Sebze yemeklerini eksik etmeyin
Sebzeler içerdikleri vitaminlerle bağışıklık sistemimizi güçlendirmeye katkı sağlarken aynı zamanda yüksek lif içerikleri sayesinde bağırsaklarımızın düzenli çalışmasına ve uzun süre tok kalmamıza da yardımcı oluyor. Örneğin; ıspanak C ve K vitamininden, folik asitten, demirden ve kalsiyumdan zengin bir sebzedir. Ispanak yemeğinize C vitamini içeriği yüksek limon suyunu eklemeniz, bağışıklığınızı güçlendirmenin yanında içeriğindeki demir mineralinin de emilimini arttıracaktır. Öğünlerinizde kırmızı et, tavuk ve balık gibi protein kaynaklarının yanında bol yeşillik ile hazırlanmış salataları tüketmenizde fayda var. Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, C vitamini kaybını önlemek için bazı kurallara mutlaka dikkat etmeniz gerektiğini belirterek, “Örneğin; metal bıçaklar C vitamini kayıplarına yol açıyorlar. Yeşil yapraklı sebzelerin çok küçük parçalara ayrılması da oksijenle teması arttırarak vitamin kayıplarına neden oluyor. Vitamin kaybına karşı yeşil yapraklı sebzeleri metal bıçak kullanmadan, ellerinizle çok küçük parçalara ayırmadan koparıp tüketmeyi alışkanlık edinin” diyor.
Çorbalarınıza et veya tavuk suyu ilave edin
Et veya tavuk suyu eklemeniz çorbalarınızın lezzetini arttırırken aynı zamanda besin değerini de yükseltiyor. İçeriklerinde bulunan aminoasitler vücut direncinizi arttırıp grip, soğuk algınlığı gibi solunum yolu enfeksiyonlarında semptomların hafiflemesine yardımcı oluyor. Soğuk kış aylarında et veya tavuk suyu eklenmiş çorbalarınızı sofralarınızdan eksik etmeyin.
Meyve ve yağlı tohum tüketmeniz şart
Ara öğünlerinizde tüketeceğiniz mandalina, portakal, greyfurt ve kivi gibi C vitamininden zengin meyveler antioksidan etkileriyle soğuk havalarda sizi hastalıklara karşı koruyacaktır. Meyvelerinizin yanında badem, fındık, ceviz ve kaju gibi yağlı tohumlara yer vermeniz kan şekerinizin dengelenmesine yardımcı olacaktır. Örneğin, ceviz güçlü bir antioksidan olan yüksek E vitamini içeriği sayesinde vücudun enfeksiyonlara karşı savaşmasına destek oluyor. Günlük beslenmenize iki bütün orta boy ceviz ekleyebilirsiniz. Ancak kavrulmaları sırasında içlerinde bulunan sağlıklı yağlar zarar gördükleri için yağlı tohumları çiğ olarak tüketmeye özen gösterin.
Su içmek için susamayı beklemeyin
Yeterli su tüketimi toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı olarak bağışıklık sistemimizin güçlenmesinde önemli bir rol oynuyor. Bu nedenle gün içerisinde su içmeyi ihmal etmemelisiniz. Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, su içmek için susamayı beklememeniz gerektiğine işaret ederek, “Susama refleksi su içmek için geç kalınmış bir cevaptır. Vücut dehidrate olmaya, yani su kaybetmeye başladıktan sonra susama refleksi gelişiyor. Bu nedenle sık aralıklarla su tüketiminizi sağlamalısınız. Günlük içmeniz gereken su miktarınızı kilonuzu 35 ml’ye çarparak bulabilirsiniz” diyor.
Probiyotik besinler çok önemli
Probiyotikler içeriklerindeki yararlı bakterilerle vücudumuzda bulunan zararlı bakterilere karşı savaşıyor, enfeksiyonlara yakalanma riskimizi azaltıyor. Öğünlerinize mutlaka peynir, kefir, yoğurt gibi fermente süt ürünlerini ekleyin. Fermente içeriği sayesinde güçlü bir probiyotik besin olan tarhanaya çorbalarınızda yer verin. Şalgam, lahana turşusu ve salatalık turşusu da fermente besinler arasında yer alıyor. Ancak turşu ve şalgamın yüksek tuz içeriğine sahip olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle özellikle hipertansiyon hastalarının tüketimlerini sınırlandırmalarında fayda var.
Bitki çayınızı bal ile güçlendirin
Soğuk kış aylarında bitki çayları hem ısınmamıza hem de bağışıklığımızın güçlenmesine destek oluyor. Ihlamur çayı, kuşburnu çayı, ada çayı, zencefil çayı ve yeşil çay yüksek antioksidan kapasiteleriyle vücut direncimizi arttırarak gribal enfeksiyonlardan korunmamıza katkı sağlayabiliyor. Sağlıklı bir yetişkinseniz günde iki fincan bitki çayı içerek bağışıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz. Yapılan araştırmalara göre; bitki çaylarının bal ile lezzetlendirilmesi çayların antioksidan kapasitesini ve fenolik madde içeriklerini arttırıyor. Antioksidan etkinin yeşil çayda dört kata, ıhlamur çayında ise 60 kata kadar çıktığı gözlenmiş. Ilık bitki çayınıza bir çay kaşığı bal eklemeniz bağışıklık sisteminizin güçlenmesine katıda bulunacak, boğaz ağrılarınızın azalmasına ve öksürüklerinizin hafiflemesine yardımcı olacaktır.
Ege, 28 yıl aradan sonra “Delice Bir Sevda”yı tekrar yorumladı
Ege, 28 yıl aradan sonra “Delice Bir Sevda”yı tekrar yorumladı
Ege, 90’lı yıllardan bu yana sadece Türkiye’de değil Ortadoğu, İran ve Balkanlarda klasiklere girmiş olan şarkısı Delice Bir Sevda’yı yeniden yorumladı.
Düzenlemesini Erol Temizel’in klip yönetmenliğini Yavuz Selim Kılınç’ın üstlendiği şarkının klip çekimleri dünyanın en büyük gemi Kulübü Cosmos Moonlight’ta gerçekleştirildi. Yaklaşık 100 dansçının ve oyuncunun rol aldığı kliple ilgili Ege duygularını şöyle dile getirdi; “Delice Bir Sevda sadece Türkçe değil başka dile çevrildiği ülkelerde de klasikleşmiş hala dinlenen ve sevilen bir şarkı. İstedim ki bir jenerasyonun en kıymetli hatıralarını taşıdığı bu şarkı, şimdi çocuklarına saklayacakları bir anı olsun.. Şarkının orijinaline dokunmadan, her yerde rahat çalınabilmesi için sadece ritim ve enstrümanları yenilediğimiz bu versiyonunu umarım hem anne babalar hem de çocukları sever.”
“Ağrı yoksa basit bir yağ bezesidir” demeyin!
“Ağrı yoksa basit bir yağ bezesidir” demeyin!
Kimi zaman el bileğinde belirirken kimi zaman karında, kollarda, sırtta, boyunda çıkıyor ortaya… Toplu iğne başından ceviz büyüklüğüne hatta 10 santimetrenin de üzerine çıkarak dev bir görünüme dönüşebiliyor… Ülkemizde çok yaygın bir sorun olan yağ bezeleri (lipomlar) yaklaşık her 1000 kişiden 1’inin kapısını çalıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Ortopedik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Korhan Özkan, yağ bezelerinin dünya genelinde en sık görülen iyi huylu yumuşak doku tümörü olduğunu belirtirken “Dokunduğunuzda genellikle kolayca hareket eden ve sıklıkla ağrıya neden olmayan yağ bezelerinde en büyük tehlike, kötü huylu yumuşak doku kitlelerini taklit edebilmesidir! Bu nedenle vücudunuzdaki yumruları yani yüzeyel ve derin cilt altı kitlelerini yağ bezesi olarak düşünmeyin ve mutlaka konunun uzmanı hekime başvurun” diyor. Yağ bezelerinin nedenlerinin kesin olarak bilinmemekle beraber, genetik bozukluklar, hiperkolesterolemi gibi kolesterol seviyesinin kanda çok yüksek olduğu rahatsızlık, obezite ve kronik darbeler (travma) sonucu da oluşabildiğini belirten Prof. Dr. Korhan Özkan, toplumda doğru sanılan yanlış bilgilerin hayati riske yol açabildiğini vurguluyor. Ortopedik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Korhan Özkan, yağ bezeleri hakkında doğru bilinen 5 yanlışı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.
Prof. Dr. Korhan Özkan
DOĞRUSU: ‘Herkesin vücudunda görülebilen yaygın bir sorun’ şeklindeki yaklaşım toplumda en tehlikeli, yanlış inanışların başında geliyor. Dışarıdan gözle görülebilen, dokunabildiğimiz her şişlik yağ bezesi olmayabilir. Bu lezyonlar fibrom, hemanjiyom ve nodüler fasit gibi iyi huylu kitleler olabildiği gibi, sarkom denilen oldukça saldırgan, kötü huylu ve zamanında tedavi edilmezse hayatı tehdit edebilen tümörler ve kanserler olabilirler.
DOĞRUSU: Yağ bezeleri ağrısızdırlar ama büyüklüklerine bağlı olarak çevre damar sinir yapılarına bası yapabildiğinden ağrı, uyuşma hatta hareket kaybına yol açabilen şikayetler ve bulgular ortaya çıkabiliyor. Ayrıca nadir görülen bir tümör olan ‘iğsi hücreli tümör’ ya da ‘anjiolipom’ denilen bazı yağ bezesi alt tipleri kendiliğinden ağrıya yol açabilirler.
DOĞRUSU: Ortopedi ve Travmatoloji, Ortopedik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Korhan Özkan “Ne yazık ki liposarkom denilen yağ bezesi benzeri hücreler ihtiva eden bazı tümörol şişlikler oldukça agresif ve vücudun diğer organlarına yayılma yani metastaz yapma potansiyeline sahiptirler. Uygun zamanda ve uygun şekilde ortopedik onkologlar gözetiminde tedavi edilmelidirler” diyor.
DOĞRUSU: Toplumumuzda yaygın olan yanlış bilgilerden biri de; yağ bezelerinin ve diğer kitlelerin sülük tedavisi, hacamat ve bazı bitkisel merhemlerle tedavi edilebileceği! Yağ bezelerinin sülük, hacamat ve bitkisel merhemlerle tedavi edilemeyeceğini vurgulayan Prof. Dr. Korhan Özkan “Konuyla hiçbir ilgisi olmayan ve tıp eğitimi bulunmayan kişilerin önerdiği ve gerçekleştirdiği bilimsel literatürden tamamen uzak uygulamalar hastalarımızın durumunu daha komplike hale getirebilmekte hatta hayatlarını tehdit edebilecek sonuçlara yol açabilmektedir!” diyerek tıbbi tedavinin şart olduğu uyarısında bulunuyor.
DOĞRUSU: Vücuttaki tüm yüzeyel kitlelerin uygun görüntüleme yöntemleri yapılmadan, herhangi bir doktor tarafından çıkarılabileceği şeklindeki inanışın doğru olmadığını ve ciddi zararlara neden olabileceğini vurgulayan Ortopedik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Korhan Özkan “Maalesef ortopedik onkoloji kliniğine başvuran hastaların neredeyse yarısına yakını başka yerlerde uygun olmayan görüntüleme ve biyopsi yapılmadan ‘basit yağ bezesi’ olarak düşünülen ancak sarkom denilen kötü huylu tümörü olan hastalardan oluşmaktadır! Uygun olmayan şekilde yapılmış ilk cerrahi, ikincil cerrahiyi zorlaştırmakta ayrıca nüks oranını artırarak hastanın hayatını tehdit etmektedir” uyarısında bulunuyor. Bu tür olayların yaşanmaması için görüntüleme yöntemleri uygulanması ve şüphelenilen vakalarda uygun şartlarda uygun teknikle biyopsi yapılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Korhan Öztürk, “Biyopsiyi yapan kişinin tümör cerrahisini de yapabilecek yetkinlikte olması ve multidisipliner ekip yönetiminde uygulanması gerekmektedir” diyor.
Depremzede çocuklar İstanbul’da sergi düzenledi
Depremzede çocuklar İstanbul’da sergi düzenledi
Adıyamanlı depremzede çocuklar ünlü sanatçı İsmail Acar ile birlikte The Maestro Hotel’de yapılan ortak sergide buluştu.
Yüz yılın felaketi olarak nitelendirilen ve 10 ilimizi neredeyse tamamıyla yerler bir eden depremin ardından yaralar sarılmaya devam ediyor. İlk günde bu yana hem maddi hem de manevi desteklerine devam eden Mirzaoğlu Holding çok özel projede Adıyamanlı depremzede çocuklarla buluştu.
Sanatın iyileştirici gücü üzerinden depremzede çocuklarla sanatsal bir bağ kuran Mirzaoğlu Holding’in bu projesine dünyaca ünlü Türk çağdaş resim sanatçısı İsmail Acar liderlik ediyor. Deprem sonrası Adıyaman’a giden şirket yetkilileri ve ünlü sanatçı İsmail Acar, orada kurduğu resim atölyesinde çocuklara buluştu. Bu atölye çalışmasından sonra depremzede çocukların eserleri ve çocuklar İstanbul’a getirildi. İlk defa İstanbul’a gelen çocuklar şehrin tarihi yerlerini gezme şansıda buldu.
The Maestro Hotel’de gerçekleşen serginin açılışını İstanbul Valisi Davut Gül yaptı. Çocuklar ile birlikte sergiyi dolaşan Vali Gül, onlarla sohbet edip gelecek hakkında konuştu. Sergiye devlet erkanı ve iş dünyasından katılım oldu.
İlk maçına çıkması beklenen Arda Güler’in dönüşüne doktor engeli!
Yaz transfer döneminde Fenerbahçe’den La Liga devi Real Madrid’e 20+10 milyon euro bonservis bedeliyle transfer olan Arda Güler, sezon başından bu yana yaşadığı sakatlıklar nedeniyle bir türlü forma şansı bulamamıştı. Sezonun neredeyse yarısını kaçıran milli futbolcu için İspanyol basınından dikkat çeken bir haber gündeme geldi.
A Takım ile geçirdiği 2,5 sezonun ardından İspanya La Liga devi Real Madrid’e transfer olan Arda Güler’in sahalara dönüş tarihi merakla bekleniyordu. Sezon başından bu yana sakatlıklarla boğuşan ve henüz forma giyme şansı bulamayan genç yıldız için sıcak bir gelişme yaşandı.
Real Madrid Teknik Direktörü Carlo Ancelotti, geçtiğimiz günlerde düzenlenen basın toplantısında, “Arda Güler’in dönüşü artık çok yakın. Aralık ayının sonunda mı yoksa ocak ayının başında mı olacağını yakında göreceğiz.” ifadelerini kullanmıştı.
Bu durum sonrasında futbolseverleri heyecan sararken, İspanyol basınından gündeme gelen haber hevesleri adeta kursakta bıraktı.