Modern çağın tehlikeli hastalığı obezite gerek dünyada gerekse ülkemizde hızla yaygınlaşıyor. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Altunizade Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bilgi Baca, sağlıksız beslenme ve hareketsizlik başta olmak üzere birçok yanlış yaşam alışkanlığının etkisiyle günümüzde her 5 kişiden birinin obezite hastası olduğunu belirterek “Covid-19 ve Influenza gibi gribal enfeksiyonlar nedeniyle evde daha çok vakit geçirilmesi de düzensiz beslenme ve hareketsizliği artırarak obezitenin hızla yaygınlaşmasına neden oldu” diyor.
Obezite hastalığı tedavi edilmediğinde hayatı tehdit ettiğini, ancak aşırı kilolardan kurtulmak amacıyla bazı yanlışlara düşülmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Bilgi Baca “Doğal ya da bitkisel adıyla satılan ilaçlardan kaçınılması gibi, multidisipliner yaklaşıma sahip olmayan merkezlerde cerrahi operasyondan da kesinlikle uzak durulmalıdır” diyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bilgi Baca obezite hastalarının dikkat etmeleri gereken 5 kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.
Prof. Dr. Bilgi Baca
Obeziteyi sadece estetik sorun olarak görmeyin!
Obezite organları hızla yıpratıp diyabetten kalbe, solunum yetmezliğinden inmeye, böbrek ve karaciğerden kansere dek birçok ciddi hastalığa yol açarak yaşam süresini kısaltıyor. Bu nedenle obeziteyi sadece bir estetik sorun olarak görmeyip “ben kilolarımla barışığım” şeklinde yanılgıya düşmeyin. Diyet ve egzersiz uygulayarak kilo veremeyen hastalarda obezite cerrahisinin hayat kurtarıcı bir yöntem olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bilgi Baca “Hayat kurtarıcı diyorum çünkü obezitenin yol açtığı hastalıklar hastanın hayatını ciddi olarak tehdit etmektedir. Unutmayın ki vücut kitle indeksiniz 40’ın üzerindeyse ya da vki 35 olup eşlik eden en az bir tane kronik hastalığınız varsa, multidisipliner yaklaşımla doğru ellerde olacağınız obezite cerrahisinin riski, ameliyat olmayarak aşırı kiloların yol açacağı sağlık riskiyle ölçülemeyecek kadar azdır” diyor.
Aşırı kilolardan kurtulmak için size uygun en doğru yöntemi öğrenin!
Günümüzde obezite cerrahisinin güvenli bir şekilde daha az komplikasyonla yapılabildiğini belirten Prof. Dr. Bilgi Baca, dünyada ve ülkemizde en çok uygulanan ameliyat şeklinin tüp mide ameliyatı (Sleeve Gastrektomi) olduğunu ancak obezite cerrahisinin bu konuda tecrübeli ve multidisipliner yaklaşımla hareket eden merkezlerde yapılmasının büyük önem taşıdığını vurguluyor.
‘Doğal’ ya da ‘bitkisel’ denilerek zayıflamayı vaat eden ürünlere kanmayın!
İnternetten ya da çevrenizdekilerden duyduğunuz kulaktan dolma bilgilerle ve önerilerle kesinlikle ‘doğal’ ya da ‘bitkisel’ adı altında satılarak zayıflamayı vaat eden ürünlere kanmayın. Aksi taktirde bu ürünler karaciğer ve böbrekleri geri dönüşü olmayacak şekilde tahrip ederek hayati riske yol açabiliyorlar.
Cerrahi öncesi iyi araştırın, multidisipliner yaklaşan merkezi tercih edin!
Obezite cerrahisinin multidisipliner olarak planlanması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Bilgi Baca şöyle konuşuyor: “Tedaviyi yapacak ekipte genel cerrahi uzmanı, diyetisyen, endokrinolog, psikolog, fizik tedavi uzmanı ve radyoloğun olması gerekir. Tercihen bu konuda merkezleşmiş kliniklerde tedavi yapılmalıdır. Ameliyata karar verme aşamasında hastanın bilgilendirilmesi, olabilecek komplikasyonlar ve takip süresi hakkında ayrıntılı bilgi verilmelidir.”
Ameliyat sonrası takip sürecini baştan iyice öğrenin!
Obezite ameliyatı yapıldıktan sonra iş bitmiyor! Hastaların 3 ay aralıklarla en az 1,5 yıl takip edilmesi gerekiyor. Etkili sonuçlar alabilmek ve hastanın yeni hayatına, beslenme alışkanlıklarına kolaylıkla ayak uydurabilmesi için bu takiplerin kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bilgi Baca “Hastanın olası protein, vitamin ve mineral eksiklikleri ameliyat sonrası erken farkedilmeli ve tıbbi ekip tarafından önlem alınmalıdır. Hasta ameliyat sonrası ‘ameliyat oldum, artık kilo almam, iş bitti’ şeklinde yanılgıya düşmemeli sağlıklı ve dengeli beslenme ve egzersizle mutlaka kilo verme sürecini desteklemelidir. Aksi taktirde verilen kilolar hızla geri alınacaktır” diyor.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2024/02/j-5.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2024-02-02 07:27:522024-02-02 07:35:53Aşırı kilosu olanlar bu yanlışlara sakın düşmeyin!
Vücudumuzun tüm yükünü üstlenen dizlerimiz gündelik hayatımız için kilit bir önem taşıyor. Özellikle pandemi sürecinde evde geçirilen uzun saatler nedeniyle hareketsiz kalınması, iş ve eğitimin dijital ortama taşınmasıyla gün boyu bilgisayar karşısında dizlerin bükülü olması ve aşırı kilo alımı derken günümüzde pek çok kişinin dizleri alarm verir hale geldi! Eskiden ileri yaş hastalığı olarak bilinen diz şikayetlerinin artık gençlerde de çok sık karşılaşılan sorunlar arasında yer aldığını belirten Acıbadem Taksim Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ata Can “Dizlerindeki rahatsızlıklardan dolayı şikayet edenlerin sayısı hızla artıyor. Özellikle dizlerde ağrı, şişme, takılma, bükülü oturamama ve yürürken yolda durmak zorunda kalma gibi şikayetler günümüzde gençlerde de yaygın görülür oldu” diyor. Buna karşın teknolojideki ve tıptaki ilerlemeler sayesinde diz hastalıklarının tedavisinde çok başarılı sonuçlar alındığını vurgulayan Doç. Dr. Can, ileri vakalarda ise robotik diz protezlerinin yüz güldürdüğünü söylüyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ata Can robotik diz protezi tedavisi hakkında en çok merak edilenleri yanıtladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.
Doç. Dr. Ata Can
Robotik diz protezi ameliyatının avantajları nelerdir?
Robotik cerrahi, cerrahların operasyon öncesi detaylı planlama yapmalarını ve ameliyat sırasında bu plana uygun hareket etmelerini sağlıyor. Robotik sistemler yardımıyla gerçekleştirilen milimetrik hesaplar sayesinde, alanında uzman hekim kemik kesilerini hangi bölgeye, ne kadar yapacağını, protezi nasıl konumlandıracağını cerrahi müdahale öncesinde planlayabiliyor. Böylelikle yumuşak doku dengesi korunarak protezin ömrü uzatılırken, hastanın daha az komplikasyon riski ve daha az doku hasarı ile eklem hareketlerinin korunması ve normal yaşantısına daha hızlı dönmesi sağlanıyor.
Robotik diz protezinin ömrü kaç yıldır?
Robotik diz protezinin ömrünün pek çok faktöre bağlı olarak değişebildiğini ancak genellikle 15-20 yıl olduğunu belirten Doç. Dr. Ata Can şöyle konuşuyor: “Protezin robotik yöntemle daha hassas yerleştirilmesi sayesinde, ekleme daha iyi uyum sağlaması ve uzun ömürlü olması beklenir. Ancak, her hastanın durumu farklı olduğu için protezin ömrü kişiden kişiye değişebilir. Bu süre, hastanın yaşam tarzı, kilosu ve fiziksel aktivite düzeyi gibi değişkenlere bağlı olarak daha uzun veya daha kısa olabilir. O nedenle protezin ömrünü uzatmak için hastaların doktorlarının önerilerine uymalarını ve düzenli kontrol randevularına gitmelerini tavsiye ediyoruz.”
Robotik diz protezi kimlere uygulanır?
Robotik diz protezi ameliyatı; çoğunlukla hastanın yaygın ve geniş bir alanda kıkırdak sorunları olması, hastanın günlük yaşantısındaki hareketlerinin iyice zorlaşması ve ilaç ya da enjeksiyon gibi tedavi yöntemlerinin fayda sağlamaması durumlarında yapılıyor. Ortopedi ve Travmatoloji uzmanlığı tarafından uygun görülen her hastaya robotik diz protezinin uygulanabildiğini belirten Doç. Dr. Ata Can, ameliyatın süresinin ise deformitenin evresine ve hastanın durumuna bağlı olarak değişkenlik gösterdiğini, ancak genellikle bir ile iki saat arasında değiştiğini söylüyor. Doç. Dr. Ata Can, özellikle ileri yaşta, ağrıları ve yürüme güçlüğü iyice artmış hastalarda robotik diz protezi ameliyatı sayesinde çok etkili sonuçlar alarak hastanın kendi işlerini yapar hale gelmesini sağlayabildiklerini vurguluyor.
Hastalar ameliyat sonrası nelere dikkat etmelidir?
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ata Can “Robotik diz protezi cerrahisi yapılan hastamız uzman doktorun kontrolünün ardından operasyon ertesi ilk 24 saat içerisinde yürütülüyor. İlk bir ayın sonunda hastalarımız günlük aktivitelerine ve sosyal yaşantılarına sağlıklı bir şekilde dönebiliyor. Robotik diz protezi sonrası hastalarımızın erken dönemde düşmemeleri gerekir. Birinci aydan sonra hiçbir kısıtlamamız yoktur. Hastalarımız koşu, yüzme ve bisiklet gibi bireysel sporları yapabilirler” diyor.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2024/02/j-4.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2024-02-02 06:17:082024-02-02 06:17:08Dizleriniz ağrıyor ve bükülmüyorsa dikkat!
Kamu ve özel sektörde önemli vazifeler üstlenmiş Dr. Nurettin Canikli, Albayrak Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevine başladı.
Ekonomi ve siyaset hayatında birçok önemli görev icra eden Dr. Nurettin Canikli, daha önce Albayrak Grubu bünyesinde Genel Müdürlük görevini de üstlenmişti. Bu vesileyle 22 yıl sonra Canikli’nin yolu tekrar Albayrak Grubu ile kesişmiş oldu.
Nurettin Canikli kimdir?
15.05.1960 tarihinde (Giresun) Alucra’da dünyaya gelen Canikli, ilk ve orta öğrenimini Alucra’da, lise öğrenimini ise Giresun İmam Hatip Lisesi’nde tamamladı. Lisans hayatına Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat ve Maliye Bölümü’nde tamamlayan Canikli, yüksek lisans eğitimini, İngiltere Sheffield Üniversitesi’nde Para, Banka ve Finansman alanında MA derecesi ile tamamlarken; Finansal Ekonomi alanındaki doktora programını, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde bitirdi.
Akademik kariyerinin yanı sıra ekonomi ve siyaset hayatında da önemli görevlerde bulunan Canikli, 1982-1993 yılları arasında Maliye Müfettiş Yardımcılığı, Maliye Müfettişliği ve Maliye Başmüfettişliği görevlerinde bulundu. 1993-1997 yılları arasında Gelirler Genel Müdürlüğü Daire Başkanlığı, Genel Müdür Yardımcılığı ve İstanbul Defterdarlığı görevlerini yürüttü. Canikli, 1997-2002 yılları arasında Albayrak Grubu bünyesinde yöneticilik (CEO), Yeni Şafak gazetesinde ise ekonomi ve finans konularında köşe yazarlığı yaptı.
Canikli, 2002-2023 yılları arasında TBMM’de 22, 23, 24, 26 ve 27. dönem Milletvekili olarak bulundu. 2004-2007 yılları arasında KİT Komisyonu Başkanlığı, 2007-2014 yılları arasında AK Parti Grup Başkan Vekilliği görevlerini ifa etti. 2020-2023 yılları arasında AK Parti’de Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak çalışan Canikli, 62. Hükümet’te Gümrük ve Ticaret Bakanı, 65. Hükümet’te Başbakan Yardımcısı ve Millî Savunma Bakanı olarak görev yaptı. Evli ve 4 çocuk babası olan Canikli; 1952 yılında inşaat sektörüyle yolculuğuna başlayan, bugün ise 4 kıta, 20’den fazla sektör ve 10.000’den fazla çalışana iş imkânı sunan Albayrak Grubu’nun Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini Ocak 2024 tarihinden itibaren yürütmektedir.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2024/02/s.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2024-02-02 00:32:472024-02-02 05:59:51Nurettin Canikli, Albayrak Grubu’na transfer oldu
Çocuklarda görülen solunum yolu enfeksiyonları kış aylarında havaların soğumasıyla birlikte artış gösteriyor. Enfeksiyonların en yaygın belirtilerinden biri olan ‘yüksek ateş’ ise ebeveynlerin yoğun kaygı duymalarına neden olabiliyor. Oysa yüksek ateş çocuklar için genellikle tehlikeli bir durum oluşturmuyor, tam aksine bağışıklık sisteminin enfeksiyonla savaşmasına katkı sağlıyor. Paniğe kapılan ebeveynlerin yüksek ateşi düşürmek için yaptıkları bazı hatalı uygulamalar ise yarar sağlamadığı gibi çocuğun sağlığını da tehdit ediyor! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehtap Acar, yüksek ateşin hastalık değil, vücudun savunma sisteminin yeterli çalıştığını gösteren bir yanıt olduğunu belirterek, “Ancak özellikle üç yaş altındaki çocuklarda gelişen yüksek ateşte, bazı belirtilerde zaman kaybetmemek gerekir. Örneğin, ateş üç gündür devam ediyorsa, dirençli ise ve ateşin yanı sıra halsizlik, genel durum bozukluğu, kusma, baş ağrısı, ishal, öksürük, nefes darlığı, döküntü veya bilinç kaybı gibi bulgular varsa, mutlaka doktora başvurulmalıdır” diyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehtap Acar, çocukların ateşi yükseldiğinde ebeveynlerin kaçınmaları gereken 7 hatayı anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu!
Dr. Mehtap Acar
Soğuk suyla duş aldırmak
Çocuğa soğuk suyla duş aldırmak ateşi birden düşürerek hipotermiye neden olabiliyor. Dolayısıyla ateşli durumlarda soğuk değil, ılık duş aldırmanız çok önemli.
Buz ve buz torbalarıyla kompres yapmak
Yüksek ateşte buz ve buz torbalarıyla çocuğun eklem yerlerine kompres yapmaktan kaçınmanız gerekiyor. Zira, tıpkı soğuk duş gibi, buz ile yapılan uygulamalar da ateşi aniden düşürüp hipotermiye yol açabiliyor.
Sirke, alkol, kolonya kullanmak
Eklem yerlerine ıslak bez kompresini sadece normal ısıdaki bir suyla yapmalısınız. “Toplumdaki yaygın inanışın aksine, sirke, alkol veya kolonya ile yapılan kompres ateşi düşürmediği gibi çocuğun sağlığını da tehdit eder” uyarısında bulunan Dr. Mehtap Acar, sözlerine şöyle devam ediyor: “Tümüyle yanlış olan bu geleneksel yöntem damarların büzülmesine neden olarak kan dolaşımını bozar. Bunun sonucunda ateşin daha da yükselmesine, hatta havaleye bile yol açabilir. Ayrıca alkol veya kolonya, bebeklerin ince olan ciltleri tarafından kolayca emildiği için alkol zehirlenmesi de gelişebilir”
Üşüdüğü için üstünü örtmek
Dr. Mehtap Acar, ateşli çocuğun üzerinin asla örtülmemesi gerektiğine işaret ederek, “Zira çocuğun ateşi daha da yükselebilir, çok daha önemlisi havale gelişebilir. Yüksek ateşte çocuğun üzerini örtmek yerine bulunduğu ortamın ısısı düşürülmelidir” diyor.
Yeterince su takviyesi yapmamak
Ateş yükseldiği zaman vücuttan sıvı kaybı arttığı için ateş daha da yükseliyor. Dolayısıyla çocuğunuz ateşlendiğinde bolca sıvı takviyesi yapmanız çok önem taşıyor.
Hemen ateş düşürücü vermek
Çocuk ateşlendiğinde (38,5- 39 dereceye kadar) ortamın serinletilmesi, ılık duş yaptırılması, üzerine ince kıyafetler giydirilmesi ve bol sıvı verilmesi çoğu zaman yeterli oluyor. Dr. Mehtap Acar, “Eğer ateş 38,5-39 dereceye çıkmışsa parasetamol ya da ibuprofen içeren ateş düşürücüleri mutlaka doktorunuzun önerdiği zaman vermeniz gerekir. Ateş düşürücü ve ağrı kesici ilaçlar doğru kullanılmazlarsa, karaciğer enzimlerinin yükselmesi ya da toksisite gibi bazı yan etkileri ortaya çıkabilir. ” bilgisini veriyor. Ayrıca çocuklarda ateş düşürmeye yönelik olarak kullanılan asetilsalisilik asit etken maddeli ilaç da Reye Sendromu’na neden olabildiği için ateş durumlarında asla kullanılmamalıdır” diye konuşuyor.
Ateş düşmüyorsa antibiyotiğe başlamak
Çocuklarda özellikle kış aylarında görülen solunum yolu enfeksiyonlarının sebebi çoğunlukla virüsler oluyor, dolayısıyla genellikle antibiyotik kullanımına ihtiyaç duyulmuyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehtap Acar, çocuğun her ateşi yükseldiğinde ebeveynlerin gelişigüzel antibiyotik vermekten kaçınmaları gerektiğini vurgulayarak, “Antibiyotik tedavisine mutlaka çocuk doktorunun önerisi doğrultusunda başlanmalı. Gelişigüzel kullanıldıklarında yarar sağlamadıkları gibi antibiyotik direnci de gelişebilir. Bazı antibiyotikler alerjik reaksiyon, mantar enfeksiyonları, midede rahatsızlık, çok daha kötüsü mide kanamasıyla sonuçlanabilir. Ayrıca ibuprofen içeriğine sahip olan ve soğuk algınlığı ile gribe yönelik kullanılan ilaçlar karaciğerde hasara yol açmak gibi yan etkiler oluşturabildikleri için dikkatli olmak gerekir” bilgisini veriyor.
Edenred Türkiye’nin İnsan Kaynakları Direktörü İpek Baylav, çalışan bağlılığını sağlamada en önemli etkenlerden biri olan yan haklar konusunda dünyanın büyük bir değişimden geçtiğini vurguladı. Baylav, “Eskiden sadece büyük ölçekli şirketlerin belli dönemlerde talep ettiği Ticket Compliments Kart, bugün artık çok fazla KOBİ tarafından da tercih ediliyor. Özellikle Ramazan’da yardım kolisi hazırlama esnasında şirketlerin ürünün içeriği konusunda da talepleri arttı. 1 yıl boyunca tek bir kart içinde marketten giyim ve ayakkabıya kadar birçok farklı ihtiyacı aynı anda karşılamaya olanak tanıyan Ticket Compliments’a gelen talep son iki yılda yüzde 500 arttı” diye konuştu.
Çalışanlarına Ramazan yardımında bulunmak isteyen şirketlere yüzde 45 oranında maliyet avantajı sağlayan Ticket Compliments Kart, çalışanlara da Türkiye’deki tüm A101, CarrefourSA, Macrocenter ve Migros’lardan Ramazan alışverişi yapmanın yanı sıra bu marketlerin online alışveriş olanaklarından da yararlanma olanağı sunuyor.
Ticket Compliments kart bünyesinde yer alan Altınyıldız Classics, Ayakkabı Dünyası, Boyner, boyner.com.tr, Civil, Decathlon, DeFacto, Divarese, Ecrou, English Time, FLO, Gratis, Gratis Beauty, Hepsiburada, Hotiç, Jolly, jollytur.com, Korayspor, Koton, Mavi, mavi.com, Mudo, Mudo Concept, Network, Sarar, Süvari, Teknosa, Toyzz Shop gibi perakende devlerinden de farklı ihtiyaçlarını karşılayabiliyor.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2024/02/y.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2024-02-01 14:45:462024-02-01 17:15:17Ramazanda hediye kartına talep yüzde 500 arttı
Pause Dergi olarak turizm sektörüne yön veren isimlerle yaptığımız röportajlara devam ediyoruz. Bu ay ki konuğumuz Duja Hotels Satış ve Pazarlama Koordinatörü Volkan Gökay oldu. Keyifle okumalar.
Turizm sektöründe gelecek beş yıl içinde ne gibi değişiklikler bekliyorsunuz?
Turizm, seyahat edenlerin farklı beklentilerine hitap eden zenginlikleriyle, ülkemiz için günümüzde oldukça önemli bir sektördür ve gelecekte de önemini artırarak sürdüreceği apaçık ortadadır. Giderek artan turist sayısının yanı sıra sürdürülebilirlik alanındaki gelişmeler, temel anlamda yön belirleyici olacaktır. Bundan dolayı çevreye duyarlı işletmelerin sayısı artacaktır. Biz de Duja Hotels olarak sürdürülebilirlik çalışmalarını gönülden destekliyor, sürdürülebilir turizm sertifikalarımızla hizmet vermeye devam etmekten ve tüm aşamalarda sertifika sürecini tamamlamış olmaktan gurur duyuyoruz. Biliyoruz ki, bu anlayışla geliştirilen vizyonun, yapılan plan ve politikaların, alınan kararların her zaman isabet derecesi yüksek olacaktır.
Sürdürülebilir turizm uygulamaları gelecekte daha da önem kazanacak mı? Bu konuda ne gibi adımlar atmayı planlıyorsunuz?
Gelecek kuşakların da bizimle aynı gereksinimlerini karşılayabilmeleri için turizm sektörü ‘sürdürülebilirlik’ prensibi ile yönetilmelidir. Bu gereksinimleri basitçe; Etkileşim içinde bulunduğumuz ya da bulunmadığımız çevrenin bozulmadan veya değiştirilmeden korunması, kültürel bütünlüğün ve ekolojik dengenin korunması, biyolojik çeşitliliğin ve yaşam sistemlerinin gelecek yıllarda da korunacak şekilde idame ettirilmesi olarak sayabiliriz. Gezegenimize faydalı olma amacıyla sürdürülebilirlik kapsamında çeşitli projeler üretiyoruz. Otellerimizde doğal kaynakların azalmasını ciddi oranda önlemek, enerji tasarrufu sağlamak, çevrenin korunmasına katkı sunmak ve ekonomiye katkısı sayesinde güçlü bir ekonomi oluşmasına yardımcı olmak amaçları ile hareket ediyoruz. Sürdürülebilirliğin sağlanması, dünyanın yaşamı desteklemeye devam etmesine imkan verecektir. ‘Sürdürülebilir turizm’ sektörümüzde sadece bir akım olarak kalmamalıdır. Sektördeki var oluşu devam ettirebilmek ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak adına tüketicileri sürdürülebilir turizm hakkında bilgilendirerek hepimiz harekete geçmeliyiz. Sürdürülebilirlik ile ilgili en yeni ve önemli yatırımımız ise Denizli’de yer alan GES projemiz. Bu sayede kendi otellerimiz kendi enerjilerini üretiyor ve kullanıyor.
Teknolojik gelişmeler turizm sektörünü nasıl etkileyecek? Bu gelişmelere nasıl adapte olmayı planlıyorsunuz?
Turizm sektöründeki başarımızı arttırmamız, stratejik bir yaklaşım içerisinde doğru kararlar alıp planlı hareket ettiğimiz sürece mümkün olacaktır. Bunun için geçmişi doğru okuyarak geleceği doğru tahmin etmemiz gerekiyor. Dijital pazarlama tekniklerini müşteri ilişkileriyle harmanlayarak, değişimi yakalamaya devam ediyoruz. Dijitalleşmeye daha fazla yatırım yaparak internet ve mobil teknolojileri etkin bir şekilde kullanmayı hedefliyoruz. Bu sayede seyahat severlere daha iyi hizmet sunarak trendleri yakından takip edip pazardaki yerimizi korumuş olacağız.
Gelecekte turistlerin tercih ettiği destinasyonlar ve tatil deneyimleri nasıl değişecek? Bu değişimlere nasıl uyum sağlamayı planlıyorsunuz?
Geleneksel olarak popüler olan destinasyonlar, artan rekabet ve sürdürülebilirlik endişelerine rağmen popülerliğini korumaya devam edecektir. Bununla beraber, daha az popüler olan destinasyonlar, daha özgün ve benzersiz deneyimler sunmaları nedeniyle daha fazla ilgi görecektir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, turistler daha fazla kişiselleştirilmiş deneyimler talep edecekler. Artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik ve yapay zeka gibi teknolojiler, turistlerin istedikleri destinasyondaki yerleri önceden deneyimlemelerini, gerçekte mümkün olmayan aktivitelere katılmalarını veya farklı kültürleri daha yakından tanımalarını sağlayarak, kişiye özel deneyimler sunmayı mümkün kılacak. İşte bu yüzden dijitalleşmeye yatırım yapmak için çalışmalarımız devam ediyor.
Dijital pazarlama ve online rezervasyon sistemleri turizm sektöründe ne kadar önemli? Bu alanlarda yapmayı düşündüğünüz iyileştirmeler nelerdir?
Dijital pazarlama, turizm işletmelerine daha geniş bir kitleye ulaşma imkanı sunuyor. Birçok işletme, internet ve sosyal medya gibi kanalları kullanarak potansiyel müşterilerine hızlıca ulaşıyor. Reklam ve pazarlama işin içine girerek daha etkili bir iletişim stratejisiyle hedef kitleye özel mesajlar ulaştırıyor. Bunun en basit örneği de, sosyal medya üzerinden verilen reklamlardır. Online rezervasyon sistemleri, işletmelere daha verimli bir rezervasyon süreci sunar. Müşteri ve işletme arasında kurulan bu bağ müşteri memnuniyetini arttırarak işletmenin sürdürülebilirliğini sağlar.
Turizm sektöründe rekabetin daha da artması bekleniyor. Bu rekabete karşı nasıl bir strateji izlemeyi planlıyorsunuz?
Rekabet her ne kadar olumsuz bir ortam yaratıyormuş gibi gözükse de akıllıca kullanıldığında avantaj sağlayabilir. Bildiğiniz üzere turizm sektörü diğer ekonomik sektörlere göre çevresel kaynakların en çok kullanıldığı sektördür. Bunun yanı sıra turistik talebi yönlendiren etkenlerin başında destinasyonun sahip olduğu çevresel kaynaklar da gelmektedir. Bu kaynakların zenginliği destinasyona turisti çeken bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Bu sayede turizm destinasyonunun sahip olduğu ve hedef kitlenin motivasyonunu artıran çevresel değerler korunurken, çevreye duyarlı yeni ürünler geliştirilerek ürün çeşitliliği arttırılabilir. Biz de rekabet ortamının avantaj açısından sürdürülebilirliğini korumak adına, destinasyonun pazarlanmasında mevcut kaynakların tanıtımı kadar ziyaretçi deneyimlerini de planlamalarımıza dahil ediyoruz.
Turizm sektöründe sürdürülebilir büyüme için işbirliği ve ortak projeler önemli mi? Bu konuda neler yapıyorsunuz?
Turizm sektöründe şirketlerin sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji kaynaklarını destekleyen bir prensibe sahip olmaları ve gerekli sorumluluğu almaları, her geçen daha da önem kazanıyor. Duja Hotels olarak çevresel etkileri yönetmek, sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji kullanımını desteklemek amacıyla turizm sektöründeki paydaşlarımızla iş birliği ve ortak projeler yürütüyoruz. Daha önce yaptığımız iş birlikleri gibi yeni anlaşmalar her iki taraf içinde turizm sektöründe olumlu izlenimler bırakıp turist sayısındaki artışa sebep olacaktır.
Turistlerin beklentileri ve tatil deneyimlerindeki trendler hakkında nasıl bilgi sahibisiniz? Bu bilgileri nasıl takip ediyor ve kullanıyorsunuz?
Yeni nesil turizm stratejileri ile birlikte dijitalin önemi günümüzde göz ardı edilemeyecek bir noktaya geldi. Turizm sektöründeki dijitalleşme bize teknoloji ve turizmi birleştirerek uzun bir yol haritası çizdirdi. Takip ettiğimiz dijital trendlerden bahsedecek olursak; kişiselleştirme, veri odaklı yaklaşım, mobil entegrasyona bağlı olmak, gerçek zamanlı planlama, yapay zeka, mesajlaşma platformları ve chatbotlar, nesnelerin interneti bunlardan sadece birkaçı. Turizm sektöründe iş yapış biçimlerini değiştiren bu teknolojik gelişmelerin farkında olmak dönüşümde geri kalmamak adına önem taşıyor. Duja Hotels olarak sürekli kendini yenileyen ve gelişen dünyada var olabilmek için teknolojiyi hayatımızın merkez noktasına alıyor, daha iyi bir hizmet verebilmek için çok çalışıyoruz.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2024/02/j-2.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2024-02-01 13:12:092024-02-01 13:15:01“Biz de Duja Hotels olarak sürdürülebilirlik çalışmalarını gönülden destekliyoruz”
Aşırı kilosu olanlar bu yanlışlara sakın düşmeyin!
Modern çağın tehlikeli hastalığı obezite gerek dünyada gerekse ülkemizde hızla yaygınlaşıyor. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Altunizade Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bilgi Baca, sağlıksız beslenme ve hareketsizlik başta olmak üzere birçok yanlış yaşam alışkanlığının etkisiyle günümüzde her 5 kişiden birinin obezite hastası olduğunu belirterek “Covid-19 ve Influenza gibi gribal enfeksiyonlar nedeniyle evde daha çok vakit geçirilmesi de düzensiz beslenme ve hareketsizliği artırarak obezitenin hızla yaygınlaşmasına neden oldu” diyor.
Obezite hastalığı tedavi edilmediğinde hayatı tehdit ettiğini, ancak aşırı kilolardan kurtulmak amacıyla bazı yanlışlara düşülmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Bilgi Baca “Doğal ya da bitkisel adıyla satılan ilaçlardan kaçınılması gibi, multidisipliner yaklaşıma sahip olmayan merkezlerde cerrahi operasyondan da kesinlikle uzak durulmalıdır” diyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bilgi Baca obezite hastalarının dikkat etmeleri gereken 5 kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.
Prof. Dr. Bilgi Baca
Obezite organları hızla yıpratıp diyabetten kalbe, solunum yetmezliğinden inmeye, böbrek ve karaciğerden kansere dek birçok ciddi hastalığa yol açarak yaşam süresini kısaltıyor. Bu nedenle obeziteyi sadece bir estetik sorun olarak görmeyip “ben kilolarımla barışığım” şeklinde yanılgıya düşmeyin. Diyet ve egzersiz uygulayarak kilo veremeyen hastalarda obezite cerrahisinin hayat kurtarıcı bir yöntem olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bilgi Baca “Hayat kurtarıcı diyorum çünkü obezitenin yol açtığı hastalıklar hastanın hayatını ciddi olarak tehdit etmektedir. Unutmayın ki vücut kitle indeksiniz 40’ın üzerindeyse ya da vki 35 olup eşlik eden en az bir tane kronik hastalığınız varsa, multidisipliner yaklaşımla doğru ellerde olacağınız obezite cerrahisinin riski, ameliyat olmayarak aşırı kiloların yol açacağı sağlık riskiyle ölçülemeyecek kadar azdır” diyor.
Günümüzde obezite cerrahisinin güvenli bir şekilde daha az komplikasyonla yapılabildiğini belirten Prof. Dr. Bilgi Baca, dünyada ve ülkemizde en çok uygulanan ameliyat şeklinin tüp mide ameliyatı (Sleeve Gastrektomi) olduğunu ancak obezite cerrahisinin bu konuda tecrübeli ve multidisipliner yaklaşımla hareket eden merkezlerde yapılmasının büyük önem taşıdığını vurguluyor.
İnternetten ya da çevrenizdekilerden duyduğunuz kulaktan dolma bilgilerle ve önerilerle kesinlikle ‘doğal’ ya da ‘bitkisel’ adı altında satılarak zayıflamayı vaat eden ürünlere kanmayın. Aksi taktirde bu ürünler karaciğer ve böbrekleri geri dönüşü olmayacak şekilde tahrip ederek hayati riske yol açabiliyorlar.
Obezite cerrahisinin multidisipliner olarak planlanması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Bilgi Baca şöyle konuşuyor: “Tedaviyi yapacak ekipte genel cerrahi uzmanı, diyetisyen, endokrinolog, psikolog, fizik tedavi uzmanı ve radyoloğun olması gerekir. Tercihen bu konuda merkezleşmiş kliniklerde tedavi yapılmalıdır. Ameliyata karar verme aşamasında hastanın bilgilendirilmesi, olabilecek komplikasyonlar ve takip süresi hakkında ayrıntılı bilgi verilmelidir.”
Obezite ameliyatı yapıldıktan sonra iş bitmiyor! Hastaların 3 ay aralıklarla en az 1,5 yıl takip edilmesi gerekiyor. Etkili sonuçlar alabilmek ve hastanın yeni hayatına, beslenme alışkanlıklarına kolaylıkla ayak uydurabilmesi için bu takiplerin kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bilgi Baca “Hastanın olası protein, vitamin ve mineral eksiklikleri ameliyat sonrası erken farkedilmeli ve tıbbi ekip tarafından önlem alınmalıdır. Hasta ameliyat sonrası ‘ameliyat oldum, artık kilo almam, iş bitti’ şeklinde yanılgıya düşmemeli sağlıklı ve dengeli beslenme ve egzersizle mutlaka kilo verme sürecini desteklemelidir. Aksi taktirde verilen kilolar hızla geri alınacaktır” diyor.
Dizleriniz ağrıyor ve bükülmüyorsa dikkat!
Vücudumuzun tüm yükünü üstlenen dizlerimiz gündelik hayatımız için kilit bir önem taşıyor. Özellikle pandemi sürecinde evde geçirilen uzun saatler nedeniyle hareketsiz kalınması, iş ve eğitimin dijital ortama taşınmasıyla gün boyu bilgisayar karşısında dizlerin bükülü olması ve aşırı kilo alımı derken günümüzde pek çok kişinin dizleri alarm verir hale geldi! Eskiden ileri yaş hastalığı olarak bilinen diz şikayetlerinin artık gençlerde de çok sık karşılaşılan sorunlar arasında yer aldığını belirten Acıbadem Taksim Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ata Can “Dizlerindeki rahatsızlıklardan dolayı şikayet edenlerin sayısı hızla artıyor. Özellikle dizlerde ağrı, şişme, takılma, bükülü oturamama ve yürürken yolda durmak zorunda kalma gibi şikayetler günümüzde gençlerde de yaygın görülür oldu” diyor. Buna karşın teknolojideki ve tıptaki ilerlemeler sayesinde diz hastalıklarının tedavisinde çok başarılı sonuçlar alındığını vurgulayan Doç. Dr. Can, ileri vakalarda ise robotik diz protezlerinin yüz güldürdüğünü söylüyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ata Can robotik diz protezi tedavisi hakkında en çok merak edilenleri yanıtladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.
Doç. Dr. Ata Can
Robotik cerrahi, cerrahların operasyon öncesi detaylı planlama yapmalarını ve ameliyat sırasında bu plana uygun hareket etmelerini sağlıyor. Robotik sistemler yardımıyla gerçekleştirilen milimetrik hesaplar sayesinde, alanında uzman hekim kemik kesilerini hangi bölgeye, ne kadar yapacağını, protezi nasıl konumlandıracağını cerrahi müdahale öncesinde planlayabiliyor. Böylelikle yumuşak doku dengesi korunarak protezin ömrü uzatılırken, hastanın daha az komplikasyon riski ve daha az doku hasarı ile eklem hareketlerinin korunması ve normal yaşantısına daha hızlı dönmesi sağlanıyor.
Robotik diz protezinin ömrünün pek çok faktöre bağlı olarak değişebildiğini ancak genellikle 15-20 yıl olduğunu belirten Doç. Dr. Ata Can şöyle konuşuyor: “Protezin robotik yöntemle daha hassas yerleştirilmesi sayesinde, ekleme daha iyi uyum sağlaması ve uzun ömürlü olması beklenir. Ancak, her hastanın durumu farklı olduğu için protezin ömrü kişiden kişiye değişebilir. Bu süre, hastanın yaşam tarzı, kilosu ve fiziksel aktivite düzeyi gibi değişkenlere bağlı olarak daha uzun veya daha kısa olabilir. O nedenle protezin ömrünü uzatmak için hastaların doktorlarının önerilerine uymalarını ve düzenli kontrol randevularına gitmelerini tavsiye ediyoruz.”
Robotik diz protezi ameliyatı; çoğunlukla hastanın yaygın ve geniş bir alanda kıkırdak sorunları olması, hastanın günlük yaşantısındaki hareketlerinin iyice zorlaşması ve ilaç ya da enjeksiyon gibi tedavi yöntemlerinin fayda sağlamaması durumlarında yapılıyor. Ortopedi ve Travmatoloji uzmanlığı tarafından uygun görülen her hastaya robotik diz protezinin uygulanabildiğini belirten Doç. Dr. Ata Can, ameliyatın süresinin ise deformitenin evresine ve hastanın durumuna bağlı olarak değişkenlik gösterdiğini, ancak genellikle bir ile iki saat arasında değiştiğini söylüyor. Doç. Dr. Ata Can, özellikle ileri yaşta, ağrıları ve yürüme güçlüğü iyice artmış hastalarda robotik diz protezi ameliyatı sayesinde çok etkili sonuçlar alarak hastanın kendi işlerini yapar hale gelmesini sağlayabildiklerini vurguluyor.
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ata Can “Robotik diz protezi cerrahisi yapılan hastamız uzman doktorun kontrolünün ardından operasyon ertesi ilk 24 saat içerisinde yürütülüyor. İlk bir ayın sonunda hastalarımız günlük aktivitelerine ve sosyal yaşantılarına sağlıklı bir şekilde dönebiliyor. Robotik diz protezi sonrası hastalarımızın erken dönemde düşmemeleri gerekir. Birinci aydan sonra hiçbir kısıtlamamız yoktur. Hastalarımız koşu, yüzme ve bisiklet gibi bireysel sporları yapabilirler” diyor.
Nurettin Canikli, Albayrak Grubu’na transfer oldu
Kamu ve özel sektörde önemli vazifeler üstlenmiş Dr. Nurettin Canikli, Albayrak Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevine başladı.
Ekonomi ve siyaset hayatında birçok önemli görev icra eden Dr. Nurettin Canikli, daha önce Albayrak Grubu bünyesinde Genel Müdürlük görevini de üstlenmişti. Bu vesileyle 22 yıl sonra Canikli’nin yolu tekrar Albayrak Grubu ile kesişmiş oldu.
Nurettin Canikli kimdir?
15.05.1960 tarihinde (Giresun) Alucra’da dünyaya gelen Canikli, ilk ve orta öğrenimini Alucra’da, lise öğrenimini ise Giresun İmam Hatip Lisesi’nde tamamladı. Lisans hayatına Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat ve Maliye Bölümü’nde tamamlayan Canikli, yüksek lisans eğitimini, İngiltere Sheffield Üniversitesi’nde Para, Banka ve Finansman alanında MA derecesi ile tamamlarken; Finansal Ekonomi alanındaki doktora programını, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde bitirdi.
Akademik kariyerinin yanı sıra ekonomi ve siyaset hayatında da önemli görevlerde bulunan Canikli, 1982-1993 yılları arasında Maliye Müfettiş Yardımcılığı, Maliye Müfettişliği ve Maliye Başmüfettişliği görevlerinde bulundu. 1993-1997 yılları arasında Gelirler Genel Müdürlüğü Daire Başkanlığı, Genel Müdür Yardımcılığı ve İstanbul Defterdarlığı görevlerini yürüttü. Canikli, 1997-2002 yılları arasında Albayrak Grubu bünyesinde yöneticilik (CEO), Yeni Şafak gazetesinde ise ekonomi ve finans konularında köşe yazarlığı yaptı.
Canikli, 2002-2023 yılları arasında TBMM’de 22, 23, 24, 26 ve 27. dönem Milletvekili olarak bulundu. 2004-2007 yılları arasında KİT Komisyonu Başkanlığı, 2007-2014 yılları arasında AK Parti Grup Başkan Vekilliği görevlerini ifa etti. 2020-2023 yılları arasında AK Parti’de Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak çalışan Canikli, 62. Hükümet’te Gümrük ve Ticaret Bakanı, 65. Hükümet’te Başbakan Yardımcısı ve Millî Savunma Bakanı olarak görev yaptı. Evli ve 4 çocuk babası olan Canikli; 1952 yılında inşaat sektörüyle yolculuğuna başlayan, bugün ise 4 kıta, 20’den fazla sektör ve 10.000’den fazla çalışana iş imkânı sunan Albayrak Grubu’nun Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini Ocak 2024 tarihinden itibaren yürütmektedir.
Ateşli havaleyi tetikleyebilir!
Çocuklarda görülen solunum yolu enfeksiyonları kış aylarında havaların soğumasıyla birlikte artış gösteriyor. Enfeksiyonların en yaygın belirtilerinden biri olan ‘yüksek ateş’ ise ebeveynlerin yoğun kaygı duymalarına neden olabiliyor. Oysa yüksek ateş çocuklar için genellikle tehlikeli bir durum oluşturmuyor, tam aksine bağışıklık sisteminin enfeksiyonla savaşmasına katkı sağlıyor. Paniğe kapılan ebeveynlerin yüksek ateşi düşürmek için yaptıkları bazı hatalı uygulamalar ise yarar sağlamadığı gibi çocuğun sağlığını da tehdit ediyor! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehtap Acar, yüksek ateşin hastalık değil, vücudun savunma sisteminin yeterli çalıştığını gösteren bir yanıt olduğunu belirterek, “Ancak özellikle üç yaş altındaki çocuklarda gelişen yüksek ateşte, bazı belirtilerde zaman kaybetmemek gerekir. Örneğin, ateş üç gündür devam ediyorsa, dirençli ise ve ateşin yanı sıra halsizlik, genel durum bozukluğu, kusma, baş ağrısı, ishal, öksürük, nefes darlığı, döküntü veya bilinç kaybı gibi bulgular varsa, mutlaka doktora başvurulmalıdır” diyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehtap Acar, çocukların ateşi yükseldiğinde ebeveynlerin kaçınmaları gereken 7 hatayı anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu!
Dr. Mehtap Acar
Soğuk suyla duş aldırmak
Çocuğa soğuk suyla duş aldırmak ateşi birden düşürerek hipotermiye neden olabiliyor. Dolayısıyla ateşli durumlarda soğuk değil, ılık duş aldırmanız çok önemli.
Buz ve buz torbalarıyla kompres yapmak
Yüksek ateşte buz ve buz torbalarıyla çocuğun eklem yerlerine kompres yapmaktan kaçınmanız gerekiyor. Zira, tıpkı soğuk duş gibi, buz ile yapılan uygulamalar da ateşi aniden düşürüp hipotermiye yol açabiliyor.
Sirke, alkol, kolonya kullanmak
Eklem yerlerine ıslak bez kompresini sadece normal ısıdaki bir suyla yapmalısınız. “Toplumdaki yaygın inanışın aksine, sirke, alkol veya kolonya ile yapılan kompres ateşi düşürmediği gibi çocuğun sağlığını da tehdit eder” uyarısında bulunan Dr. Mehtap Acar, sözlerine şöyle devam ediyor: “Tümüyle yanlış olan bu geleneksel yöntem damarların büzülmesine neden olarak kan dolaşımını bozar. Bunun sonucunda ateşin daha da yükselmesine, hatta havaleye bile yol açabilir. Ayrıca alkol veya kolonya, bebeklerin ince olan ciltleri tarafından kolayca emildiği için alkol zehirlenmesi de gelişebilir”
Üşüdüğü için üstünü örtmek
Dr. Mehtap Acar, ateşli çocuğun üzerinin asla örtülmemesi gerektiğine işaret ederek, “Zira çocuğun ateşi daha da yükselebilir, çok daha önemlisi havale gelişebilir. Yüksek ateşte çocuğun üzerini örtmek yerine bulunduğu ortamın ısısı düşürülmelidir” diyor.
Yeterince su takviyesi yapmamak
Ateş yükseldiği zaman vücuttan sıvı kaybı arttığı için ateş daha da yükseliyor. Dolayısıyla çocuğunuz ateşlendiğinde bolca sıvı takviyesi yapmanız çok önem taşıyor.
Hemen ateş düşürücü vermek
Çocuk ateşlendiğinde (38,5- 39 dereceye kadar) ortamın serinletilmesi, ılık duş yaptırılması, üzerine ince kıyafetler giydirilmesi ve bol sıvı verilmesi çoğu zaman yeterli oluyor. Dr. Mehtap Acar, “Eğer ateş 38,5-39 dereceye çıkmışsa parasetamol ya da ibuprofen içeren ateş düşürücüleri mutlaka doktorunuzun önerdiği zaman vermeniz gerekir. Ateş düşürücü ve ağrı kesici ilaçlar doğru kullanılmazlarsa, karaciğer enzimlerinin yükselmesi ya da toksisite gibi bazı yan etkileri ortaya çıkabilir. ” bilgisini veriyor. Ayrıca çocuklarda ateş düşürmeye yönelik olarak kullanılan asetilsalisilik asit etken maddeli ilaç da Reye Sendromu’na neden olabildiği için ateş durumlarında asla kullanılmamalıdır” diye konuşuyor.
Ateş düşmüyorsa antibiyotiğe başlamak
Çocuklarda özellikle kış aylarında görülen solunum yolu enfeksiyonlarının sebebi çoğunlukla virüsler oluyor, dolayısıyla genellikle antibiyotik kullanımına ihtiyaç duyulmuyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehtap Acar, çocuğun her ateşi yükseldiğinde ebeveynlerin gelişigüzel antibiyotik vermekten kaçınmaları gerektiğini vurgulayarak, “Antibiyotik tedavisine mutlaka çocuk doktorunun önerisi doğrultusunda başlanmalı. Gelişigüzel kullanıldıklarında yarar sağlamadıkları gibi antibiyotik direnci de gelişebilir. Bazı antibiyotikler alerjik reaksiyon, mantar enfeksiyonları, midede rahatsızlık, çok daha kötüsü mide kanamasıyla sonuçlanabilir. Ayrıca ibuprofen içeriğine sahip olan ve soğuk algınlığı ile gribe yönelik kullanılan ilaçlar karaciğerde hasara yol açmak gibi yan etkiler oluşturabildikleri için dikkatli olmak gerekir” bilgisini veriyor.
Ramazanda hediye kartına talep yüzde 500 arttı
Ramazanda hediye kartına talep yüzde 500 arttı
Edenred Türkiye’nin İnsan Kaynakları Direktörü İpek Baylav, çalışan bağlılığını sağlamada en önemli etkenlerden biri olan yan haklar konusunda dünyanın büyük bir değişimden geçtiğini vurguladı. Baylav, “Eskiden sadece büyük ölçekli şirketlerin belli dönemlerde talep ettiği Ticket Compliments Kart, bugün artık çok fazla KOBİ tarafından da tercih ediliyor. Özellikle Ramazan’da yardım kolisi hazırlama esnasında şirketlerin ürünün içeriği konusunda da talepleri arttı. 1 yıl boyunca tek bir kart içinde marketten giyim ve ayakkabıya kadar birçok farklı ihtiyacı aynı anda karşılamaya olanak tanıyan Ticket Compliments’a gelen talep son iki yılda yüzde 500 arttı” diye konuştu.
Çalışanlarına Ramazan yardımında bulunmak isteyen şirketlere yüzde 45 oranında maliyet avantajı sağlayan Ticket Compliments Kart, çalışanlara da Türkiye’deki tüm A101, CarrefourSA, Macrocenter ve Migros’lardan Ramazan alışverişi yapmanın yanı sıra bu marketlerin online alışveriş olanaklarından da yararlanma olanağı sunuyor.
Ticket Compliments kart bünyesinde yer alan Altınyıldız Classics, Ayakkabı Dünyası, Boyner, boyner.com.tr, Civil, Decathlon, DeFacto, Divarese, Ecrou, English Time, FLO, Gratis, Gratis Beauty, Hepsiburada, Hotiç, Jolly, jollytur.com, Korayspor, Koton, Mavi, mavi.com, Mudo, Mudo Concept, Network, Sarar, Süvari, Teknosa, Toyzz Shop gibi perakende devlerinden de farklı ihtiyaçlarını karşılayabiliyor.
“Biz de Duja Hotels olarak sürdürülebilirlik çalışmalarını gönülden destekliyoruz”
Pause Dergi olarak turizm sektörüne yön veren isimlerle yaptığımız röportajlara devam ediyoruz. Bu ay ki konuğumuz Duja Hotels Satış ve Pazarlama Koordinatörü Volkan Gökay oldu. Keyifle okumalar.
Turizm sektöründe gelecek beş yıl içinde ne gibi değişiklikler bekliyorsunuz?
Turizm, seyahat edenlerin farklı beklentilerine hitap eden zenginlikleriyle, ülkemiz için günümüzde oldukça önemli bir sektördür ve gelecekte de önemini artırarak sürdüreceği apaçık ortadadır. Giderek artan turist sayısının yanı sıra sürdürülebilirlik alanındaki gelişmeler, temel anlamda yön belirleyici olacaktır. Bundan dolayı çevreye duyarlı işletmelerin sayısı artacaktır. Biz de Duja Hotels olarak sürdürülebilirlik çalışmalarını gönülden destekliyor, sürdürülebilir turizm sertifikalarımızla hizmet vermeye devam etmekten ve tüm aşamalarda sertifika sürecini tamamlamış olmaktan gurur duyuyoruz. Biliyoruz ki, bu anlayışla geliştirilen vizyonun, yapılan plan ve politikaların, alınan kararların her zaman isabet derecesi yüksek olacaktır.
Sürdürülebilir turizm uygulamaları gelecekte daha da önem kazanacak mı? Bu konuda ne gibi adımlar atmayı planlıyorsunuz?
Gelecek kuşakların da bizimle aynı gereksinimlerini karşılayabilmeleri için turizm sektörü ‘sürdürülebilirlik’ prensibi ile yönetilmelidir. Bu gereksinimleri basitçe; Etkileşim içinde bulunduğumuz ya da bulunmadığımız çevrenin bozulmadan veya değiştirilmeden korunması, kültürel bütünlüğün ve ekolojik dengenin korunması, biyolojik çeşitliliğin ve yaşam sistemlerinin gelecek yıllarda da korunacak şekilde idame ettirilmesi olarak sayabiliriz. Gezegenimize faydalı olma amacıyla sürdürülebilirlik kapsamında çeşitli projeler üretiyoruz. Otellerimizde doğal kaynakların azalmasını ciddi oranda önlemek, enerji tasarrufu sağlamak, çevrenin korunmasına katkı sunmak ve ekonomiye katkısı sayesinde güçlü bir ekonomi oluşmasına yardımcı olmak amaçları ile hareket ediyoruz. Sürdürülebilirliğin sağlanması, dünyanın yaşamı desteklemeye devam etmesine imkan verecektir. ‘Sürdürülebilir turizm’ sektörümüzde sadece bir akım olarak kalmamalıdır. Sektördeki var oluşu devam ettirebilmek ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak adına tüketicileri sürdürülebilir turizm hakkında bilgilendirerek hepimiz harekete geçmeliyiz. Sürdürülebilirlik ile ilgili en yeni ve önemli yatırımımız ise Denizli’de yer alan GES projemiz. Bu sayede kendi otellerimiz kendi enerjilerini üretiyor ve kullanıyor.
Teknolojik gelişmeler turizm sektörünü nasıl etkileyecek? Bu gelişmelere nasıl adapte olmayı planlıyorsunuz?
Turizm sektöründeki başarımızı arttırmamız, stratejik bir yaklaşım içerisinde doğru kararlar alıp planlı hareket ettiğimiz sürece mümkün olacaktır. Bunun için geçmişi doğru okuyarak geleceği doğru tahmin etmemiz gerekiyor. Dijital pazarlama tekniklerini müşteri ilişkileriyle harmanlayarak, değişimi yakalamaya devam ediyoruz. Dijitalleşmeye daha fazla yatırım yaparak internet ve mobil teknolojileri etkin bir şekilde kullanmayı hedefliyoruz. Bu sayede seyahat severlere daha iyi hizmet sunarak trendleri yakından takip edip pazardaki yerimizi korumuş olacağız.
Gelecekte turistlerin tercih ettiği destinasyonlar ve tatil deneyimleri nasıl değişecek? Bu değişimlere nasıl uyum sağlamayı planlıyorsunuz?
Geleneksel olarak popüler olan destinasyonlar, artan rekabet ve sürdürülebilirlik endişelerine rağmen popülerliğini korumaya devam edecektir. Bununla beraber, daha az popüler olan destinasyonlar, daha özgün ve benzersiz deneyimler sunmaları nedeniyle daha fazla ilgi görecektir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, turistler daha fazla kişiselleştirilmiş deneyimler talep edecekler. Artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik ve yapay zeka gibi teknolojiler, turistlerin istedikleri destinasyondaki yerleri önceden deneyimlemelerini, gerçekte mümkün olmayan aktivitelere katılmalarını veya farklı kültürleri daha yakından tanımalarını sağlayarak, kişiye özel deneyimler sunmayı mümkün kılacak. İşte bu yüzden dijitalleşmeye yatırım yapmak için çalışmalarımız devam ediyor.
Dijital pazarlama ve online rezervasyon sistemleri turizm sektöründe ne kadar önemli? Bu alanlarda yapmayı düşündüğünüz iyileştirmeler nelerdir?
Dijital pazarlama, turizm işletmelerine daha geniş bir kitleye ulaşma imkanı sunuyor. Birçok işletme, internet ve sosyal medya gibi kanalları kullanarak potansiyel müşterilerine hızlıca ulaşıyor. Reklam ve pazarlama işin içine girerek daha etkili bir iletişim stratejisiyle hedef kitleye özel mesajlar ulaştırıyor. Bunun en basit örneği de, sosyal medya üzerinden verilen reklamlardır. Online rezervasyon sistemleri, işletmelere daha verimli bir rezervasyon süreci sunar. Müşteri ve işletme arasında kurulan bu bağ müşteri memnuniyetini arttırarak işletmenin sürdürülebilirliğini sağlar.
Turizm sektöründe rekabetin daha da artması bekleniyor. Bu rekabete karşı nasıl bir strateji izlemeyi planlıyorsunuz?
Rekabet her ne kadar olumsuz bir ortam yaratıyormuş gibi gözükse de akıllıca kullanıldığında avantaj sağlayabilir. Bildiğiniz üzere turizm sektörü diğer ekonomik sektörlere göre çevresel kaynakların en çok kullanıldığı sektördür. Bunun yanı sıra turistik talebi yönlendiren etkenlerin başında destinasyonun sahip olduğu çevresel kaynaklar da gelmektedir. Bu kaynakların zenginliği destinasyona turisti çeken bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Bu sayede turizm destinasyonunun sahip olduğu ve hedef kitlenin motivasyonunu artıran çevresel değerler korunurken, çevreye duyarlı yeni ürünler geliştirilerek ürün çeşitliliği arttırılabilir. Biz de rekabet ortamının avantaj açısından sürdürülebilirliğini korumak adına, destinasyonun pazarlanmasında mevcut kaynakların tanıtımı kadar ziyaretçi deneyimlerini de planlamalarımıza dahil ediyoruz.
Turizm sektöründe sürdürülebilir büyüme için işbirliği ve ortak projeler önemli mi? Bu konuda neler yapıyorsunuz?
Turizm sektöründe şirketlerin sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji kaynaklarını destekleyen bir prensibe sahip olmaları ve gerekli sorumluluğu almaları, her geçen daha da önem kazanıyor. Duja Hotels olarak çevresel etkileri yönetmek, sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji kullanımını desteklemek amacıyla turizm sektöründeki paydaşlarımızla iş birliği ve ortak projeler yürütüyoruz. Daha önce yaptığımız iş birlikleri gibi yeni anlaşmalar her iki taraf içinde turizm sektöründe olumlu izlenimler bırakıp turist sayısındaki artışa sebep olacaktır.
Turistlerin beklentileri ve tatil deneyimlerindeki trendler hakkında nasıl bilgi sahibisiniz? Bu bilgileri nasıl takip ediyor ve kullanıyorsunuz?
Yeni nesil turizm stratejileri ile birlikte dijitalin önemi günümüzde göz ardı edilemeyecek bir noktaya geldi. Turizm sektöründeki dijitalleşme bize teknoloji ve turizmi birleştirerek uzun bir yol haritası çizdirdi. Takip ettiğimiz dijital trendlerden bahsedecek olursak; kişiselleştirme, veri odaklı yaklaşım, mobil entegrasyona bağlı olmak, gerçek zamanlı planlama, yapay zeka, mesajlaşma platformları ve chatbotlar, nesnelerin interneti bunlardan sadece birkaçı. Turizm sektöründe iş yapış biçimlerini değiştiren bu teknolojik gelişmelerin farkında olmak dönüşümde geri kalmamak adına önem taşıyor. Duja Hotels olarak sürekli kendini yenileyen ve gelişen dünyada var olabilmek için teknolojiyi hayatımızın merkez noktasına alıyor, daha iyi bir hizmet verebilmek için çok çalışıyoruz.