Dünyanın önde gelen lider araştırma şirketlerinden Ipsos’un, Türkiye’yi temsil edecek şekilde seçilmiş 14.000 haneden oluşan ve yıllardır haftalık olarak izlediği benzersiz Ipsos Hane Tüketim Paneli (Eylül 2024–Ağustos 2025 dönemi) ve Ipsos Dayanıklı Ev Aletleri Raporu sonuçların açıklandı.
Çay ülkesi olmakla özdeşleşmiş ülkemiz Türkiye’de, uzun yıllardır devam eden kahvenin yükselişine artık bir trendden öte, yerleşik bir kültürel dönüşüm olarak bakmak gerekiyor. Bu dönüşüm, sadece sokaklardaki kafe zincirlerinin sayısındaki yükseliş ile değil, hanelerin içinde edindiği güçlü tercih edilir konumlamasını da öne çıkıyor. Evlerdeki kahve makinesi sahipliğindeki artış, bu içeceğe olan tutumun lüks değil bir ihtiyaç olduğunu, değişen tüketim kodlarının bir göstergesi olarak kahvenin gücünü ortaya araştırma verilerindeki rakamlarla ön plana çıkarıyor. Bunu sadece bir içeceğin popülerleşmesi olarak okumak değil, yeni tüketim tarzını, gün boyu eşlik eden yan yiyeceklerin ve yerinden edilen öğün alışkanlıklarının yeniden şekillenmesi olarak değerlendirmek gerekiyor. Eylül ile biten son 12 aylık dönemdeki verilere baktığımızda, Türk hanelerinin kahve ile kurduğu güçlü ilişki, çarpıcı satın alma sıklığı ve rekor kıran kategorilerle özellikle soğuk kahve bu köklü değişimin boyutlarını gözler önüne seriyor.
Soğuk kahve alanların oranı 1 yılda tam kaç puan birden arttı?
Soğuk kahve alanlar 1 yılda % kaç oldu?
Çay hâlâ lider ama kahve arayı çok hızlı kapatıyor neden?
Türkiye’deki hanelerin hemen hemen hepsi en azından bir çeşit kahveyi satın alıyor. Ortalama alınan kahve çeşidi hane başına iki çeşit olarak kaydedildi. Makine sahipliğine bakılınca hanelerin %79’unda (Ipsos Dayanıklı Ev Aletleri Raporu verisi) Türk kahvesi ve veya diğer kahveleri hazırlamak üzere en az bir kahve makinesi bulunduğu ölçümleniyor. Kahvenin satın alma sıklığına bakıldığında ve bütçe ölçümlendiğinde verilen ifadeler ve satın alam göstergelerindeki kayıtlar incelendiğinde haneler yılda ortalama 14 kere kahve satın alıyor. Toplamda ise yılda ortalama 1215 TL gibi bir bütçeyi hane içi kahve tüketimine ayırmış oluyor.
Yükselen trend soğuk kahveler; Türkiye’de özellikle gençler arasında hızla ilerliyor. Lider araştırma şirketi Ipsos verilerine göre, hazır ve paketli soğuk kahveler yıl içinde hanelerin %39’u tarafından satın alındı. Geçen seneye göre 10 puanlık rekor artışla gerçekleşen bu sıçrama, kanıksanmış ürün gruplarında dahi yeniliğin kendi yolunu açabildiğini gösteriyor. Evlerde kapsül ve toz soğuk kahve tercihini artıran bir başka cazibe ise, bazı markaların soğuk tarifleri çeşitlendiren makinelerle rekabet ortamını güçlendirmesi ile tüketiciye neredeyse bu makinalarla evde barista hizmeti sunması denilebilir.
Her beş hanenin dördünde kahve makinesi bulunuyor. Çalışma hayatının yoğunluğu ve artan ya da esnekleşen çalışma saatleri ; bireylerin hızlı olduğu kadar da düşük maliyetli, etkin çözümlere doğru evrilen davranışları görülüyor.
Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik, araştırma verilerini şöyle yorumladı; « Çay ülkesi olmakla özdeşleşmiş Türkiye’de uzun yıllardır kahvenin yükselişine tanık oluyoruz. Bunu görmenin en kolay yolu her sokakta rastlanan ufak kafeler ya da büyük kahve zincirlerini dolduran kahve tüketicilerine bakmak ama bu görüntünün arkasında, evlerin içinde de yükselen çok güçlü bir kahve trendi var. Kahve dünyasında öncelikle önemli bir çeşitlilik var: Türk kahvesi, hazır ve filtre kahve çok eskiden beri hanelerde ön plandayken uzun yıllardır bunlara eklenen çekirdek kahve, kapsül kahve ve soğuk kahve, bu dünyadaki çeşitliliği oldukça arttırdı. Eylül ile biten son 12 aylık dönemdeki verilere baktığımızda,
Türkiye’deki hanelerin hemen hemen hepsi en azından bir çeşit kahveyi satın alıyor, ortalamada alınan kahve çeşidi hane başına iki çeşit.
Ayda birden biraz daha sık bir alımımız var, haneler yılda ortalama 14 kere kahve alıyor ve toplamda 1215 TL gibi bir bütçeyi hane içi kahve tüketimine ayırmış oluyor.
Hanelerin %79’unda Türk kahvesi ve/veya diğer kahveleri hazırlamak üzere en az bir kahve makinesi bulunuyor.
Soğuk kahveler yıl içinde hanelerin %39’u tarafından hanede tüketilmek üzere satın alınıyor, bu oranda geçen seneye göre 10 puan artış oldu. Bu çok büyük bir sıçrama ve de kanıksanmış ürün gruplarında dahi yeniliğin kendi yol açabildiğini gösteriyor.
Kahve tüketiminin hayatın içinde edindiği daha fazla yer, hane içinde de kahvenin gücünü ön plana çıkarıyor. Bunu sadece bir içeceğin yükselişi olarak okumamak gerek, bu aslında yeni tüketim anları, buna eşlik eden yeni yan yiyecekler ya da belki de bu tüketimin yerinden ettiği başka öğünler demek! Belki yemek sonrası çay, meyve saati bazı evlerde kahve ve çikolataya bırakıyor ya da belki bazı öğle yemekleri kahve ve yanında ufak bir tatlıyla geçiştirilir hale geliyor. Değişen yaşam koşulları ve zorlaşan ekonomik koşullar tüketimi mutlaka yeniden şekillendiriyor ve her yeni şekil kendi yeniliklerini de beraberinde getiriyor. Bunları yakalayabilen, özellikle de erken yakalayabilen kategori ve markalar şüphesiz bu sıçramanın bir parçası olacak. “ dedi.
Yapımcılığını Nisan Ceren Özerten’in üstlendiği “Fora”, deneyimli oyuncular Şerif Erol ve Şenay Gürleri; genç kuşağın sevilen isimleri Kubilay Aka, Aslı İnandık, Şükran Ovalı ve Eray Karadeniz ile aynı sahnede buluşturuyor. Mert Öner yönetimindeki, Hikmet Hükümenoğlu imzalı ve Luz Creative tarafından hayata geçirilen oyun, 2 Aralık’ta DasDas Sahne’de, 17 Aralık’ta Maximum Uniq Hall’da ve 19 Aralık’ta Paribu Art’ta seyirciyle buluşacak.
Brit ve Grammy ödüllü efsanevi grup Gorillaz, Türkiye’deki ilk performansları için gördükleri yoğun ilgi sonrası İstanbul konserlerine bir tarih daha ekledi. Pozitif Müzik ve Charm Music organizasyonuyla düzenlenen Pozitif Vibrations kapsamında grup, 16 Temmuz 2026 tarihli konser biletlerinin 6 saat içinde tükenmesinin ardından 14 Temmuz 2026 için de Bonus Parkorman’da sahne alacağını duyurdu.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-74.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-11-30 20:33:162025-11-30 20:33:16Gorillaz’a ilgi büyük
Sinema tarihinin unutulmaz yapımlarından Titanic, etkileyici müzikleriyle birlikte Türkiye’de ilk kez canlı olarak sahneleniyor. 7 Şubat’ta Volkswagen Arenada gerçekleşecek gösterimde, James Cameron’ın kült filmi dev perdede izlenirken, James Horner imzalı müzikler Şef Timothy Henty yönetimindeki 130 kişilik İstanbul Film Orkestrası, Sirene Korosu ve Kelt müzisyenleri tarafından canlı olarak icra edilecek. Piu Entertainment organizasyonuyla düzenlenen bu özel gece, izleyicilere benzersiz bir sinema ve müzik deneyimi sunacak.
DJ Tankut Karakurt ile Müzik ve Hayat Üzerine Türkiye elektronik müzik sahnesinin dikkat çeken isimlerinden DJ Tankut Karakurt, kariyer yolculuğunu, sahne deneyimlerini ve müziğe dair vizyonunu Pause okurlarıyla paylaştı. Kuruçeşme Pasha Disco’da başlayan DJ’lik serüveninden New York Public Hotel performansına uzanan hikâyesi, hem genç DJ’lere ilham veriyor hem de müzikseverlere sahne arkasındaki dünyayı gösteriyor.
Röportaj: Ahu Çağdaş
DJ’liğe nasıl başladın?
Bu yolculuk senin için nasıl gelişti? 18 yaşımda Kuruçeşme Pasha Disco’nun kapısından girmemle başladı diyebilirim. DJ kabinine ve içerideki aletlere olan merakım, çoğu zaman sadece sessizce izleyerek ilerledi.
Müzik yaparken seni en çok motive eden duygu ya da an nedir?
Kalabalığın eğlendiğini görmek. Performans sonrası aldığım teşekkür mesajları da benim için çok değerli.
Müzik tarzını nasıl tanımlarsın?
Etkilendiğin isimler var mı? Başlangıçta House ve Techno üzerine yoğunlaştım. Ancak bir ev davetinde farklı türlerle insanları eğlendirebildiğimi fark edince dans ettiren her müzik tarzına ilgi duydum. Hocam Can Hatipoğlu, Murat Uncuoğlu, Tangun, Macit ve Salih Saka takip ettiğim isimler arasında.
Setlerini hazırlarken en çok neye dikkat ediyorsun?
Önceden hazırlık yapmıyorum. Ortamın anlık durumuna göre tarzı belirliyor ve yön değiştiriyorum.
Dinleyicilerle enerjiyi yakalamak için sahnede nelere dikkat ediyorsun?
Dinleyicilerle iç içe olmayı seviyorum. Gelen istekleri dikkate alıyor, mümkün olduğunca çok kişiyi mutlu etmeye çalışıyorum.
Sahnede parçaları seçerken hangi kriterlere göre karar veriyorsun?
Tamamen anlık gelişiyor. Kalabalığın tepkilerine göre hareket ediyorum.
Unutulmaz etkinliklerin hangileri oldu?
2023 Contemporary Istanbul ve 2024 New York Public Hotel performansları benim için unutulmazdı.
Kendi tarzını oluştururken teknik olarak en çok zorlandığın konu neydi?
Zorlanmadım. Çalmasam bile tüm müzik tarzlarına hâkim olmak benim için anahtardı.
Bir DJ olarak karşılaştığın en büyük zorluk neydi?
DJ’liğin bir meslek olarak görülmesi uzun zaman aldı. Profesyonel bir meslek olduğumuzu anlatmak zordu.
Türkiye’de DJ’ler yeterince destekleniyor mu?
Teknolojinin ilerlemesiyle DJ’liğe merak arttı. Destek giderek artıyor, bazı isimler yurt dışında da başarıyla tanınıyor.
Yurt dışı sahne deneyimlerini Türkiye ile kıyaslar mısın?
Türkiye’de müzik kültürü uzun yıllardır çok ileri seviyede. 90’lı yılların İstanbul gece hayatı bunun en iyi örneği.
Kalabalığın enerjisi kötü olduğunda ne yaparsın?
Parçanın tutmadığını kısa sürede anlarsın. O anda vereceğin tepki çok önemlidir.
Favori 3 parçan şu an hangileri?
Toman – Verano En NY
Robin Tordjman – Deee – Life
Miguel Bastida – The Specialist (Hollen Remix)
DJ’lik dışında ilgilendiğin sanat dalları ya da hobilerin var mı?
Seramikle amatör olarak ilgileniyorum. Ayrıca BİFO’nun klasik müzik konserlerine düzenli olarak gidiyorum.
Kariyerinde dönüm noktası neydi?
Pandemi dönemi. Ne yapabileceğimizi çok düşündük, mesleğimiz açısından ikilemde kaldığımız bir dönemdi.
Yeni başlayan DJ’lere tavsiyen ne olurdu?
DJ’liği sadece para için yapmasınlar. Eğitimlerini ihmal etmesinler, önce hobi olarak başlayıp profesyonelliğe geçişte acele etmesinler.
Gelecekte hayalin ya da hedeflediğin sahne var mı?
Dostlarımla ve insanlarla iç içe eğlendiğim her sahne benim için vazgeçilmez.
Müziğini daha geniş kitlelere ulaştırmak için ne yapıyorsun?
Birçok otel, restoran, AVM ve firmaya müzik danışmanlığı yapıyorum. Müziğimle farklı mekânlarda karşılaşmanız çok olası.
Sosyal medyanın kariyerindeki yeri nedir?
Çok aktifim. Hem müziğimi hem de hayatımdan kesitleri paylaşıyorum. Kendi dilim var ve bence komiğim.
Çalma listenden gizli bir favorini söyler misin?
Tangun – Leave This House (Original Mix). Yakın zamanda kaybettiğimiz hocamız Tangun’a saygıyla…
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-73.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2025-11-30 18:59:282025-11-30 18:59:28Tankut Karakurt “Dinleyicilerle iç içe olmayı seviyorum”
Türkiye’de kahve kültürü evlerde yükseliyor
Dünyanın önde gelen lider araştırma şirketlerinden Ipsos’un, Türkiye’yi temsil edecek şekilde seçilmiş 14.000 haneden oluşan ve yıllardır haftalık olarak izlediği benzersiz Ipsos Hane Tüketim Paneli (Eylül 2024–Ağustos 2025 dönemi) ve Ipsos Dayanıklı Ev Aletleri Raporu sonuçların açıklandı.
Çay ülkesi olmakla özdeşleşmiş ülkemiz Türkiye’de, uzun yıllardır devam eden kahvenin yükselişine artık bir trendden öte, yerleşik bir kültürel dönüşüm olarak bakmak gerekiyor. Bu dönüşüm, sadece sokaklardaki kafe zincirlerinin sayısındaki yükseliş ile değil, hanelerin içinde edindiği güçlü tercih edilir konumlamasını da öne çıkıyor. Evlerdeki kahve makinesi sahipliğindeki artış, bu içeceğe olan tutumun lüks değil bir ihtiyaç olduğunu, değişen tüketim kodlarının bir göstergesi olarak kahvenin gücünü ortaya araştırma verilerindeki rakamlarla ön plana çıkarıyor. Bunu sadece bir içeceğin popülerleşmesi olarak okumak değil, yeni tüketim tarzını, gün boyu eşlik eden yan yiyeceklerin ve yerinden edilen öğün alışkanlıklarının yeniden şekillenmesi olarak değerlendirmek gerekiyor. Eylül ile biten son 12 aylık dönemdeki verilere baktığımızda, Türk hanelerinin kahve ile kurduğu güçlü ilişki, çarpıcı satın alma sıklığı ve rekor kıran kategorilerle özellikle soğuk kahve bu köklü değişimin boyutlarını gözler önüne seriyor.
Türkiye’deki hanelerin hemen hemen hepsi en azından bir çeşit kahveyi satın alıyor. Ortalama alınan kahve çeşidi hane başına iki çeşit olarak kaydedildi. Makine sahipliğine bakılınca hanelerin %79’unda (Ipsos Dayanıklı Ev Aletleri Raporu verisi) Türk kahvesi ve veya diğer kahveleri hazırlamak üzere en az bir kahve makinesi bulunduğu ölçümleniyor. Kahvenin satın alma sıklığına bakıldığında ve bütçe ölçümlendiğinde verilen ifadeler ve satın alam göstergelerindeki kayıtlar incelendiğinde haneler yılda ortalama 14 kere kahve satın alıyor. Toplamda ise yılda ortalama 1215 TL gibi bir bütçeyi hane içi kahve tüketimine ayırmış oluyor.
Yükselen trend soğuk kahveler; Türkiye’de özellikle gençler arasında hızla ilerliyor. Lider araştırma şirketi Ipsos verilerine göre, hazır ve paketli soğuk kahveler yıl içinde hanelerin %39’u tarafından satın alındı. Geçen seneye göre 10 puanlık rekor artışla gerçekleşen bu sıçrama, kanıksanmış ürün gruplarında dahi yeniliğin kendi yolunu açabildiğini gösteriyor. Evlerde kapsül ve toz soğuk kahve tercihini artıran bir başka cazibe ise, bazı markaların soğuk tarifleri çeşitlendiren makinelerle rekabet ortamını güçlendirmesi ile tüketiciye neredeyse bu makinalarla evde barista hizmeti sunması denilebilir.
Her beş hanenin dördünde kahve makinesi bulunuyor. Çalışma hayatının yoğunluğu ve artan ya da esnekleşen çalışma saatleri ; bireylerin hızlı olduğu kadar da düşük maliyetli, etkin çözümlere doğru evrilen davranışları görülüyor.
Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik, araştırma verilerini şöyle yorumladı; « Çay ülkesi olmakla özdeşleşmiş Türkiye’de uzun yıllardır kahvenin yükselişine tanık oluyoruz. Bunu görmenin en kolay yolu her sokakta rastlanan ufak kafeler ya da büyük kahve zincirlerini dolduran kahve tüketicilerine bakmak ama bu görüntünün arkasında, evlerin içinde de yükselen çok güçlü bir kahve trendi var. Kahve dünyasında öncelikle önemli bir çeşitlilik var: Türk kahvesi, hazır ve filtre kahve çok eskiden beri hanelerde ön plandayken uzun yıllardır bunlara eklenen çekirdek kahve, kapsül kahve ve soğuk kahve, bu dünyadaki çeşitliliği oldukça arttırdı. Eylül ile biten son 12 aylık dönemdeki verilere baktığımızda,
Kahve tüketiminin hayatın içinde edindiği daha fazla yer, hane içinde de kahvenin gücünü ön plana çıkarıyor. Bunu sadece bir içeceğin yükselişi olarak okumamak gerek, bu aslında yeni tüketim anları, buna eşlik eden yeni yan yiyecekler ya da belki de bu tüketimin yerinden ettiği başka öğünler demek! Belki yemek sonrası çay, meyve saati bazı evlerde kahve ve çikolataya bırakıyor ya da belki bazı öğle yemekleri kahve ve yanında ufak bir tatlıyla geçiştirilir hale geliyor. Değişen yaşam koşulları ve zorlaşan ekonomik koşullar tüketimi mutlaka yeniden şekillendiriyor ve her yeni şekil kendi yeniliklerini de beraberinde getiriyor. Bunları yakalayabilen, özellikle de erken yakalayabilen kategori ve markalar şüphesiz bu sıçramanın bir parçası olacak. “ dedi.
#KahveKültürü #IpsosRaporu #TürkiyeKahve #KahveMakinesi #SoğukKahve #TüketimTrendleri #ÇayVeKahve #YeniYaşamTarzı #KahveSeverler #IpsosTürkiye
Zihnimiz hızlandı, duygularımız yetişemiyor
Dev kadro
Yapımcılığını Nisan Ceren Özerten’in üstlendiği “Fora”, deneyimli oyuncular Şerif Erol ve Şenay Gürleri; genç kuşağın sevilen isimleri Kubilay Aka, Aslı İnandık, Şükran Ovalı ve Eray Karadeniz ile aynı sahnede buluşturuyor. Mert Öner yönetimindeki, Hikmet Hükümenoğlu imzalı ve Luz Creative tarafından hayata geçirilen oyun, 2 Aralık’ta DasDas Sahne’de, 17 Aralık’ta Maximum Uniq Hall’da ve 19 Aralık’ta Paribu Art’ta seyirciyle buluşacak.
Gorillaz’a ilgi büyük
Brit ve Grammy ödüllü efsanevi grup Gorillaz, Türkiye’deki ilk performansları için gördükleri yoğun ilgi sonrası İstanbul konserlerine bir tarih daha ekledi. Pozitif Müzik ve Charm Music organizasyonuyla düzenlenen Pozitif Vibrations kapsamında grup, 16 Temmuz 2026 tarihli konser biletlerinin 6 saat içinde tükenmesinin ardından 14 Temmuz 2026 için de Bonus Parkorman’da sahne alacağını duyurdu.
‘Titanic Live’ Türkiye’de!
Sinema tarihinin unutulmaz yapımlarından Titanic, etkileyici müzikleriyle birlikte Türkiye’de ilk kez canlı olarak sahneleniyor. 7 Şubat’ta Volkswagen Arenada gerçekleşecek gösterimde, James Cameron’ın kült filmi dev perdede izlenirken, James Horner imzalı müzikler Şef Timothy Henty yönetimindeki 130 kişilik İstanbul Film Orkestrası, Sirene Korosu ve Kelt müzisyenleri tarafından canlı olarak icra edilecek. Piu Entertainment organizasyonuyla düzenlenen bu özel gece, izleyicilere benzersiz bir sinema ve müzik deneyimi sunacak.
Tankut Karakurt “Dinleyicilerle iç içe olmayı seviyorum”
DJ Tankut Karakurt ile Müzik ve Hayat Üzerine Türkiye elektronik müzik sahnesinin dikkat çeken isimlerinden DJ Tankut Karakurt, kariyer yolculuğunu, sahne deneyimlerini ve müziğe dair vizyonunu Pause okurlarıyla paylaştı. Kuruçeşme Pasha Disco’da başlayan DJ’lik serüveninden New York Public Hotel performansına uzanan hikâyesi, hem genç DJ’lere ilham veriyor hem de müzikseverlere sahne arkasındaki dünyayı gösteriyor.
Röportaj: Ahu Çağdaş
DJ’liğe nasıl başladın?
Bu yolculuk senin için nasıl gelişti? 18 yaşımda Kuruçeşme Pasha Disco’nun kapısından girmemle başladı diyebilirim. DJ kabinine ve içerideki aletlere olan merakım, çoğu zaman sadece sessizce izleyerek ilerledi.
Müzik yaparken seni en çok motive eden duygu ya da an nedir?
Kalabalığın eğlendiğini görmek. Performans sonrası aldığım teşekkür mesajları da benim için çok değerli.
Müzik tarzını nasıl tanımlarsın?
Etkilendiğin isimler var mı? Başlangıçta House ve Techno üzerine yoğunlaştım. Ancak bir ev davetinde farklı türlerle insanları eğlendirebildiğimi fark edince dans ettiren her müzik tarzına ilgi duydum. Hocam Can Hatipoğlu, Murat Uncuoğlu, Tangun, Macit ve Salih Saka takip ettiğim isimler arasında.
Setlerini hazırlarken en çok neye dikkat ediyorsun?
Önceden hazırlık yapmıyorum. Ortamın anlık durumuna göre tarzı belirliyor ve yön değiştiriyorum.
Dinleyicilerle enerjiyi yakalamak için sahnede nelere dikkat ediyorsun?
Dinleyicilerle iç içe olmayı seviyorum. Gelen istekleri dikkate alıyor, mümkün olduğunca çok kişiyi mutlu etmeye çalışıyorum.
Sahnede parçaları seçerken hangi kriterlere göre karar veriyorsun?
Tamamen anlık gelişiyor. Kalabalığın tepkilerine göre hareket ediyorum.
Unutulmaz etkinliklerin hangileri oldu?
2023 Contemporary Istanbul ve 2024 New York Public Hotel performansları benim için unutulmazdı.
Kendi tarzını oluştururken teknik olarak en çok zorlandığın konu neydi?
Zorlanmadım. Çalmasam bile tüm müzik tarzlarına hâkim olmak benim için anahtardı.
Bir DJ olarak karşılaştığın en büyük zorluk neydi?
DJ’liğin bir meslek olarak görülmesi uzun zaman aldı. Profesyonel bir meslek olduğumuzu anlatmak zordu.
Türkiye’de DJ’ler yeterince destekleniyor mu?
Teknolojinin ilerlemesiyle DJ’liğe merak arttı. Destek giderek artıyor, bazı isimler yurt dışında da başarıyla tanınıyor.
Yurt dışı sahne deneyimlerini Türkiye ile kıyaslar mısın?
Türkiye’de müzik kültürü uzun yıllardır çok ileri seviyede. 90’lı yılların İstanbul gece hayatı bunun en iyi örneği.
Kalabalığın enerjisi kötü olduğunda ne yaparsın?
Parçanın tutmadığını kısa sürede anlarsın. O anda vereceğin tepki çok önemlidir.
Favori 3 parçan şu an hangileri?
Toman – Verano En NY
Robin Tordjman – Deee – Life
Miguel Bastida – The Specialist (Hollen Remix)
DJ’lik dışında ilgilendiğin sanat dalları ya da hobilerin var mı?
Seramikle amatör olarak ilgileniyorum. Ayrıca BİFO’nun klasik müzik konserlerine düzenli olarak gidiyorum.
Kariyerinde dönüm noktası neydi?
Pandemi dönemi. Ne yapabileceğimizi çok düşündük, mesleğimiz açısından ikilemde kaldığımız bir dönemdi.
Yeni başlayan DJ’lere tavsiyen ne olurdu?
DJ’liği sadece para için yapmasınlar. Eğitimlerini ihmal etmesinler, önce hobi olarak başlayıp profesyonelliğe geçişte acele etmesinler.
Gelecekte hayalin ya da hedeflediğin sahne var mı?
Dostlarımla ve insanlarla iç içe eğlendiğim her sahne benim için vazgeçilmez.
Müziğini daha geniş kitlelere ulaştırmak için ne yapıyorsun?
Birçok otel, restoran, AVM ve firmaya müzik danışmanlığı yapıyorum. Müziğimle farklı mekânlarda karşılaşmanız çok olası.
Sosyal medyanın kariyerindeki yeri nedir?
Çok aktifim. Hem müziğimi hem de hayatımdan kesitleri paylaşıyorum. Kendi dilim var ve bence komiğim.
Çalma listenden gizli bir favorini söyler misin?
Tangun – Leave This House (Original Mix). Yakın zamanda kaybettiğimiz hocamız Tangun’a saygıyla…
#TankutKarakurt #DJRöportaj #ElektronikMüzik #House #Techno #ContemporaryIstanbul #NewYorkPublicHotel #MüzikKültürü #DJLife #PauseMag #AhuCagdas