Ergenlik sonrası kabakulak geçiren her 5 erkekten birinde testis iltihabı gelişiyor

Kabakulak hastalığının, bulaşıcı bir virüsün neden olduğu bir sağlık sorunu olduğunu ifade eden uzmanlar, bu hastalığın çocukluk döneminde sıkça görülmesine rağmen, yetişkinlerde de ciddi komplikasyonlara yol açabileceğini söylüyor. Kabakulaktan korunmak için en etkili yolun aşılanmak olduğunu dile getiren Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, kabakulak hastalığının erişkin yaşta geçirilmesinin ciddi klinik tablolara ve komplikasyonlara neden olabileceğini söyledi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı, kabakulak hastalığı hakkında bilgi verdi.

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, kabakulak hastalığının kabakulak virüsünün neden olduğu, bulaşıcı bir hastalık olduğunu belirterek, “Tükürük bezlerinde ve lenf bezlerinde şişme, ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, yorgunluk ve iştahsızlık ile başlar. Hastalar tükürük bezlerinin şişmesinden önceki 3 gün ve sonraki 5 gün boyunca bulaştırıcıdır. Hasta kişilerden öksürme, hapşırma konuşma sırasında havaya karışan damlacıkların solunması veya kirlenmiş eşyalar aracılığıyla bulaşır.  Destek tedavisi dışında özel tedavisi yoktur. Belirtilere yönelik tedavi ile genellikle 1-2 hafta içerisinde iyileşir.” dedi.

Dr. Dilek Leyla Mamçu

Dr. Dilek Leyla Mamçu

Korunmak için en etkili yol aşılanma

Genellikle çocuklarda görülse de gençlerde ve erişkinlerde de görülebildiğini kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Çocukluk dönemin aşıları eksik kişilere bulaştırıcılık döneminde olan bir hasta ile temas etmeleri halinde virüs bulaşabilir. Kabakulak aşısı yapılmayan veya eksik yapılan çocuklar hastalığa karşı bağışık olmadıkları için, çocukluk, gençlik ve erişkinlik dönemlerinde hastalığı geçirebiliyor.” diye konuştu.

Kabakulaktan korunma yöntemleri hakkında da bilgi veren Dr. Dilek Leyla Mamçu, şunları dile getirdi:

“Kabakulaktan korunmak için en etkili yol aşılanmaktır. Kabakulak aşısı tek başına uygulanan bir aşı değildir. Kızamık ve Kızamıkçık aşısı ile beraber uygulanıyor (KKK veya MMR aşısı). Ülkemizde 2006 yılından beri Sağlık Bakanlığı Aşı Takviminde yer alıyor ve tüm çocuklara ücretsiz olarak uygulanıyor.  12. ayda ve ilkokul birinci sınıfta (6-7 yaş) iki doz şeklinde yapılması gerekiyor.”

Dr. Dilek Leyla Mamçu

Erişkinlerde kabakulak hastalığı nasıl seyreder?

Dr. Dilek Leyla Mamçu, erişkinlerde hastalığın belirtilerinin genel olarak çocuklardakine benzer olmakla beraber daha şiddetli seyrettiğini kaydederek, “Tükürük bezlerinde tek taraflı veya iki taraflı şişme, ağrılı lenf bezleri, yüksek ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, testislerde şişlik ve acı en sık görülen belirtilerdir.” dedi.

Kabakulak hastalığının erişkin yaşta geçirilmesinin ciddi klinik tablolara ve komplikasyonlara neden olabileceğini vurgulayan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “En yaygın görülen ciddi tablo, testis iltihabıdır (ergenlik sonrası kabakulak geçiren her 5 erkekten birinde testis iltihabı gelişebilmektedir. Testis iltihabı olanlarda kısırlık gelişebilir). Nadir görülen diğer ciddi durumlar ise; beyin iltihabı, menenjit, pankreas iltihabı, yumurtalık iltihabı, geçici ve kalıcı işitme azlığı ve çok nadiren işitme kaybıdır. Gebeliğin ilk 3 ayında hastalık geçirilirse düşük riski artabilmektedir.  Nadiren ölümle de sonuçlanabilen bir hastalıktır.” diye konuştu.

Kabakulak aşısı yetişkinlere uygulanabilir mi?

Kabakulak aşısının normal şartlarda yetişkinlere uygulanan bir aşı olmadığını dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Ancak salgın durumlarında sağlık çalışanlarına ve yaşlı bakımında çalışanlara uygulanabilir. Etkisi sınırlıdır.” dedi.

Dr. Dilek Leyla Mamçu, hastalığa ilişkin yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, bilinç kaybı, şiddetli karın ağrısı ve kusma durumlarında gecikmeden hastaneye başvurulması gerektiğini de vurguladı.

Reflünün tedavisi için sağlıklı yaşam şart

Çeşitli bilimsel araştırmaların ortaya koyduğu sonuca göre insanların yaklaşık yüzde 7’si her gün yemek borusunda yanma hissinden şikâyet ediyor. Yanma hissini gece saatlerinde yaşayanların oranının yüzde 36 olduğunu paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Melih Özel, “Tütün ürünleri kullanma, yağ bakımından zengin ve aşırı beslenme, kiloyu kontrol etmek için önlem almama gibi ihmaller kişilerin gastroözofageal reflü hastalığına yakalanma riskini arttırıyor” açıklamasında bulundu.

Reflünün belirtileri arasında ağza acı-ekşi mide sıvısının gelmesi, göğüste yanma hissi ve göğüs ağ­rısı gibi tipik belirtilerin olduğunu açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Melih Özel, “Yemek borusunda darlıklar, erozyonlar ve ülserler gibi çeşitli değişikliklerin eklenmesiyle birlikte, ‘klasik gastroözofageal reflü hastalığı’ tanısı konmuş oluyor” dedi.

Prof. Dr. Melih Özel

Prof. Dr. Melih Özel

Fazla ilaç kullanımı, sağlıksız beslenme ve hareketsizlik reflü sebebi

Gastroözofageal reflü hastalığının oluşumunda tek bir etkenin olmadığının altını çizen Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Melih Özel, “Reflüyü etkileyen nedenler kişiden kişiye değişebiliyor ancak yemek borusunun alt kısmında, yemek borusu ile mide arasındaki karmaşık anatomik yapının işlevsel olarak bozulması hastalığa sebep olan en önemli nedenlerin başında yer alıyor. İleri yaş ve ileri yaşa bağlı olarak artan ilaç kullanımı, obezite, mide fıtıkları, sigara, kötü beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzı gibi risk faktörleri sindirim sistemiyle ilgili veya romatolojik ve endokrinolojik kökenli bazı sorunlar reflünün temel sebepleri arasında yer alıyor” şeklinde konuştu.

Hastalığın tedavisi sağlıklı bir yaşam tarzında saklı

Hastalığın tıbbi, endoskopik ve cerrahi tedavi seçenekleri bulunsa da tedavinin en önemli kısmının yaşam tarzını değiştirmek olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Melih Özel, “Tütün ürünleri kullanımı, yağdan zengin ve aşırı beslenme aynı zamanda kilo kontrolü için bir çaba sarf etmeme gibi ihmaller gastroözofageal reflü hastalığına yakalanma riskini arttırabiliyor. Sağlıklı ve dikkatli bir yaşam tarzının gözden geçirilmesi reflü ataklarının sıklığını, şiddetini ve sonuçlarını önemli ölçüde etkileyebilir” dedi.

Henüz doktora başvurmayan veya tanı alan hastaların neleri yapması ve neleri yapmaması gerektiğini anlatan Prof. Dr. Melih Özel, hastalara rahat bir nefes sağlayacak 13 tavsiyede bulundu.

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi

  •  Beslenme içeriğinizdeki yağ miktarını azaltın.
  • “Şu yiyecek ya da bu içecek reflüye iyi gelir” diye bir şey yok. Tedavinizi değiştirmeye ya da kes­meye neden olacak bir gıda-içecek seçeneği olmadığını aklınızdan çıkarmayın.
  • Korse, sıkı kemer ve dar kıyafetler yerine vücudu sıkmayan ve sarmayan giysiler tercih edin.
  • Unutmayın, gıdaların reflü belirtileri üzerine etkileri tamamen kişi­sel, bu yüzden genelleme yapmamakta yarar var. Hangi gıdalarla sorun yaşadığınızı not edin ve bu gıdaları beslenme düzeninizin dışında tutun. Diğer yandan etkisini bilmediğiniz gıdaları baştan liste dışı bırakmak yerine, küçük miktarlarda deneyerek karar verin.
  • “Reflüm var” diye yemeden, içmeden kesilmeyin.
  • Dışarıda yemek yerken, tatilde, seyahatte, nerede olursanız olun diye­tinizin kontrolünü elden bırakmayın.
  • Yiyecek ve içeceklerin üzerinizdeki etkilerini gözlemleyin. Size dokunduğunu bildikleriniz varsa, bunla­rı dikkatle tüketmeye özen gösterin.
  • Baharatlar reflü hastalığında önemli bir rol oynuyor. Acı yemek güzeldir ama gece kâbusunuz olabilir.
  • Ki­lonuzu iyi kontrol edin ve çok sert, sıkı diyetlerden uzak durun.
  • Yemek yedikten hemen sonra yatmayın, uyku zamanınıza kadar hafif hareketlerle sindirim sisteminizi rahatlatın.
  • Sağlıklı beslenmeye özen gösterin. Az yiyin, öğün atlamayın, ara öğünleri ihmal etmeyin. Unutmayın, sebzeler gaz yapabilir ama genellikle reflünüzü arttırmaz.
  • Hazırladığınız yemeklerde kullandığınız gıda bileşenlerini birer birer ekleyip çıkartarak etkilerini gözlemleyin ve not edin. Bu sayede belli bir zaman sonra hangi yemekte hangi malzemeyi kullanmazsanız daha rahat edeceğinizi anlayacağınız bir veri tabanına sahip olursunuz.
  • Şeker ve tatlı sizi üzebilir. Çikolata, nane ve tarçına dikkat edin.
  • Domates suyu, greyfurt suyu, gazlı içecekler ve kafein içeren içeceklerden uzak durun.
IVECO BUS, Türkiye pazarındaki payını büyütmeye devam ediyor

Dünyanın önde gelen otobüs üreticilerinden biri olan IVECO BUS, Türkiye pazarındaki varlığını büyütmeye devam ediyor. IVECO BUS ve Yetkili Satıcısı FSM Demirbaş Otomotiv, Avrupa şehirlerarası segmentinde pazar lideri olan CROSSWAY’i düzenlenen lansmanla sektör profesyonellerinin beğenisine sundu.
İlk CROSSWAY otobüsleri 2023 yılının sonunda Türkiye pazarına girdi ve teslimatlar 2023 yılı bitmeden gerçekleşti. IVECO BUS Yetkili Bayisi FSM Demirbaş Otomotiv tarafından satışı gerçekleşen 20 adet CROSSWAY otobüs Balıkesir Belediyesi ve Muğla Belediyesi’ne kısa süre içinde teslim edildi. Otobüsler havalimanlarından şehir merkezlerine ve Türkiye’nin en önemli lokasyonlarına turist taşıyacak.
CROSSWAY, sınıfının en iyisi olmakla beraber, tasarruflu yakıt tüketimi, optimize edilmiş kişi sayısı (12 metre konfigürasyonda 55 koltuk) ile yolcular için yüksek konforu sağlarken, toplam sahip olma maliyeti sayesinde de bu görev için mükemmel bir alternatif oluşturuyor.

Etkinlikte konuşan IVECO BUS Asya ve Pasifik Bölgesi Ticari Operasyonlar Direktörü Marco Franza şunları söyledi: “IVECO BUS olarak hedefimiz, taşımacılık çözümlerimizi Türkiye’ye getirmek ve pazarda lider otobüs markası olmaktır. Sınıfının en iyi ürün özelliklerine sahip, müşteri taleplerine en uygun çözümü oluşturan CROSSWAY’i şimdi de Türkiye pazarına sunduk, çok yakında geniş araç yelpazemizden alternatif yakıtlı ve elektrikli otobüsleri de göreceksiniz. IVECO BUS araç serisinin tamamı yolculara ve sürücülere maksimum güvenlik ve konfor sağlarken, filo sahiplerine de ideal toplam sahip olma maliyetini sunuyor. Ayrıca müşterilerimiz, bu alana yatırım yapmaya devam ettikçe sürekli genişleyen dijital hizmetler de dahil güçlü hizmet portföyümüze ek avantajlar da sunacağız.”

Hedef 50 otel

Turizm sektöründe 50 yıla yaklaşan deneyimiyle hizmet veren Elite World Hotels & Resorts, hedefi 2030 yılında yurt içi ve yurt dışında toplam 50 otele ulaşmak.

Franchise iş modeliyle zinciri genişletmeye karar veren Elite World Hotels & Resorts, büyüme stratejisi doğrultusunda gruba 4 yeni marka daha kazandıracak. Grup, kalitesinden ödün vermeden Türk turizmine katkı sağlamayı ve 2030 yılına kadar otel sayısını 50’ye çıkarmayı amaçlıyor.

“Türkiye’nin 7 bölgesinde de olacağız”

Elite World Hotels & Resorts Yönetim Kurulu Üyesi Emel Elik Bezaroğlu, ülkeye gelen turist sayısı ve turizm gelirini artırma gerekliliğine vurgu yaparak, “Bu hedefe sadece büyük şehirler veya resort otellerle değil, ülkenin her ilinde konaklama tesislerinin kalitesini artırarak ulaşabiliriz.

Turizmde çeşitlendirmenin önemli bir kriter olduğunu düşünüyoruz. Bundan hareketle biz de Elite World olarak bu çeşitlendirmeyi sağlayıp Türkiye’nin 7 bölgesinde otellerimizle var olmak istiyoruz.” dedi.

Yatırımcıları turizmde büyümeye davet ediyor

Franchise iş modeliyle Türkiye genelinde büyümeyi hedefleyen şirket, Elite World markasının sektördeki güvenilirliği ve kalitesiyle öne çıkarak, yatırımcıları bu büyüme yolculuğuna davet ediyor.

Elite World Hotels & Resorts CEO’su Orkun Petekçi, “Turizmde değişen trendlere hızla adapte olan Elite World Hotels & Resorts olarak farklı kategorilere hitap edecek 4 yeni marka daha yaratarak turizmde çeşitliliği artırmayı hedefliyoruz.” dedi.

Sevgililer Günü’ne özel lezzetler

By Marcel, Sevgililer Günü’ne özel bir lezzetlerle kutluyor. Azur bünyesinde açılan konsept mekan By Marcel, Şef Mert Şeran’ın liderliğinde meyhane sanatını en zarif detaylarıyla sunuyor.

Şefin özel dokunuşuyla sunulan paçanga böreği, kıymalı humus, tereyağlı koç yumurtası, Arnavut ciğeri, kalamar tava, ızgara kokoreç, topik, muhammara, lakerda, uskumru çirozu, beyin söğüş gibi birbirinden farklı lezzetler, mezelerin zirvesini oluşturuyor. Ana yemek seçenekleri arasında ise tercihe göre sunulan sac kavurma, damaklarda unutulmaz bir iz bırakıyor.

Rahim ağzı kanserinden korunma yolları

Virüs bulaşması sonucu oluşan ancak bu virüse karşı geliştirilen aşı sayesinde korunmanın da  mümkün olduğu tek kanser türü olan Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri, dünyada her yıl yaklaşık 600 bin kadının kapısını çalıyor. Cinsel yolla bulaşan HPV (Human Papilloma Virüs)’nin yol açtığı Rahim Ağzı Kanseri’nin HPV aşısı ile önlenebildiğini belirten Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. M. Faruk Köse buna karşın gerek toplumsal farkındalığın az olması gerekse doğru sanılan yanlış bilgiler nedeniyle yeterince önlem alınamadığını vurguluyor. Anne ve babaların hem çocuklarına hem de kendilerine HPV aşısı yaptırmaları gerektiğini belirten Prof. Dr. M. Faruk Köse Ocak ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada HPV aşıları hakkında doğru sanılan 8 yanlışı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. M. Faruk Köse

Prof. Dr. M. Faruk Köse

  1. Erkeklere HPV aşısı yapılması gerekmez!: YANLIŞ!

DOĞRUSU: HPV virüsü erkeklerde siğil oluşumuna ve tedavi edilmezse penis ya da anal kanserlere yol açabilir. Ayrıca cinsel yolla bulaşan bu virüste erkeklerin taşıyıcı konumunda bulunmalarından dolayı da HPV aşısı olmaları önemlidir. Kızlarda ve erkeklerde HPV aşısının 15 yaşına kadar toplam 2 doz, 15 yaşından sonra ise toplam 3 doz yaptırılması gerekir.

  1. İleri yaşta fayda sağlamaz!: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Bilimsel çalışmalar; HPV aşılarının kadınlarda ve erkeklerde ileri yaşlarda yapılması durumunda da etkili koruma sağladığını göstermektedir. Kadınlarda üst yaş sınırı bulunmazken, erkekler 45 yaşına kadar HPV aşısı yaptırabilir.

  1. Aşılar güvenli değildir, aşıya bağlı felçler ve ölümler vardır!: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Dünya Sağlık Örgütü aşıları ‘aşırı güvenli’ olarak tanımlamıştır. Aşılara bağlı hastalıklar, felçler, ölümler kesinlikle yoktur. Çünkü aşı içerisinde canlı veya öldürülmüş mikrop bulundurmaz. Bu nedenle aşıya bağlı herhangi bir hastalık veya kanser oluşmaz.

  1. Doğal enfeksiyon aşıdan daha koruyucudur!: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Doğal enfeksiyonun koruyucu olmadığı kanıtlanmıştır. HPV servikal çatlaklardan ortalama 30-120 dakika içinde tabandaki hücrelere ulaşır ve hücre içerisine girerek enfekte eder. Dolaşımda bulunmadığından immün sistemden saklanarak antikor cevabı oluşturulamaz.

  1. HPV aşısı tedavi edicidir!: YANLIŞ!

DOĞRUSU: HPV aşısı korunmak için yapılır; mevcut HPV enfeksiyonunu tedavi etmez. Ancak HPV virüsü her zaman kansere yol açar gibi bir düşünceye kapılmamak gerekir. Çünkü virüs alındıktan sonra bağışıklık sistemi tarafından iki yıl içinde büyük oranda temizlenir. Tekrar alınma riskine karşı HPV enfeksiyonu geçirmiş olsun ya da olmasın herkese yapılmalıdır.

Pause Sağlık

  1. Aşı yaptırmadan önce smear veya HPV testi yaptırılmalıdır!: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. M. Faruk Köse “Aşılama öncesi smear alınması veya HPV DNA testi yapılması kesinlikle gerekli değildir. Smear bozuk veya parça alınıp rahim ağzı kanseri öncüsü olan hücresel değişiklikleri gösteren CIN bozukluğu (Servikal Intraepitelyal Neoplazi) çıkan kadınlarda şiddetle HPV aşıları tavsiye edilmektedir. Hastalığın tekrar etme riskini azaltır” diyor.

  1. Gebe olduğu bilinmeden aşı yapılmışsa gebelik sonlandırılmalıdır!: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Yeterli bilimsel çalışma olmadığından HPV aşıları gebelik döneminde yapılmamalıdır ancak gebe olduğu bilinmeden aşı yapılmışsa gebeliği sonlandırmak kesinlikle gerekmez. Çalışmalar, aşılanmış gebe kadınların bebeklerinde doğumsal özürlü artışı göstermemiştir. Lohusalıkta güvenle yapılabilir.

Aşı genital siğillere karşı korumaz!: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Prof. Dr. M. Faruk Köse, “HPV’nin 200’den fazla tipi vardır ve yüksek riskli tiplerden 15’inin kanserle ilişkisi bulunmuştur. Bunlar içerisinde tip 16 ve tip 18 bütün kanserlerin yüzde 80’inden sorumludur. İkili, dörtlü ve dokuzlu HPV aşıları vardır. HPV aşıları içerisinde bulundurdukları tiplere karşı yüzde 100 koruma sağlar. Örneğin; dörtlü ve dokuzlu aşı, hem erkekte hem de kadında genital bölgede siğil oluşumuna yol açan tip 6 ve tip 11’e karşı da korur” diyor.