Banyo, mutfak dolapları, kapı ve dekorasyon alanında özgün tasarımlara imza atan Themore Concept, Legolas Mutfak Modeliyle minimalizm ve gelenekselliği bir arada sunuyor.
Themore Concept, Legolas Mutfak Modeli ile modern mutfak anlayışını yeniden yorumluyor. Derin çekmeceleri, LED’li vitrini ve kapaklara entegre edilen gizli kulp çözümleri ile hem şık hem de fonksiyonel bir mutfak tasarımına imkan sunan Legolas Mutfak Modeli, mutfağın her köşesini maksimum düzeyde kullanmayı sağlıyor.
Kulpsuz tasarımı ve LED’li vitrini ile modern bir görünüm sunan Legolas Mutfak Modeli, açık raflar, derin raylı şişelik ve derin çekmeceler ile işlevsel bir kullanım sağlıyor. Boy dolap ve tavana dek uygulanabilen üst dolap seçenekleri ile kullanım hacmi artıran model, hem düz hem de ahşap yüzeylerle rahatlıkla uyumlanabiliyor. Mimarların önerdiği ceviz, ekru bej, kaşmir, sis gri ve RGS 3 vega renkleri ile öne çıkan model, yaşam alanlarının tasarımına göre özelleştirebilen geniş renk seçenekleriyle farklı beklentileri karşılayabilme imkanı sunuyor.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2024/02/j-28.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2024-02-05 17:26:122024-02-06 12:12:15Themore Concept’ten yeni nesil mutfak deneyimi
Türkiye’nin ticari araç markası Anadolu Isuzu, midibüs segmentinde 20. kez “İhracat Şampiyonu” olarak zirvede yer aldı.
Anadolu Isuzu, 733 adetle toplam midibüs ihracatından yüzde 43,8 pay alarak 2023 yılında en çok ihracat yapan marka oldu.
Her yıl yeni pazarlara açılan Anadolu Isuzu, satış ve teslimat rakamları ile Türkiye ekonomisine katkısını 2023’te de sürdürdü. 40’ıncı yılını geride bırakan marka, 2024 yılında da bu başarısını devam ettirme kararlılığında.
“Rekor ihracat artışı”
Anadolu Isuzu Genel Müdürü Tuğrul Arıkan, marka olarak 2023 yılında en yakın rakibinden yaklaşık 2 kat daha fazla midibüs ihracatı yaptıklarını belirterek “Türkiye’nin önde gelen ticari araç üreticisi olarak yurt dışı pazarlarda büyük bir atılım içindeyiz. 2023 yılında gelen bu liderlikten büyük bir mutluluk ve memnuniyet duyuyoruz. 44 ülkeyi kapsayan 36 distribütörlüğümüzle dünyanın sayılı otobüs, midibüs gibi toplu ulaşım araçlarında lider üretim üssü olan ülkemizi bu alanda da başarıyla temsil etmenin gururunu yaşıyoruz. 40’ıncı yılımızda 20’nci kez ulaştığımız bu birincilik üretim süreçlerindeki hızımızın, teslimatlarımıza yansımasının da bir karşılığıdır” dedi.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2024/02/j-27.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2024-02-05 16:03:072024-02-05 16:05:00Anadolu Isuzu 20. kez ihracat şampiyonu
Türkiye Hazır Beton Birliği Başkanı Yavuz Işık, Kahramanmaraş Depremleri’nin yıl dönümü vesilesiyle açıklamada bulundu. “Kahramanmaraş Depremleri sonrasında sadece riskli yapıların değil, üretimden tasarıma, uygulamadan denetime kadar tüm süreçlerdeki iş yapış şeklinin ve zihniyetin dönüşmesi gerektiğini gördük.
Artık depremleri, toplumsal ve ekonomik travmalara neden olan bir doğal afet olmaktan çıkartmalıyız.” dedi.
Depremin etkilediği 11 ilde yapı denetim sistemine geçilmesinden sonra hazır beton kullanılarak yapılan 151 bin 990 binadan 272’si yıkılmış olup, yıkılmayan bina oranı %99,8’dir.” dedi. Kentsel dönüşüm büyük bir fırsattır
Kentsel dönüşüm süreçlerine değinen Yavuz Işık, “2012 yılında yürürlüğe giren Kentsel Dönüşüm Kanunu’nda 2023 yılında yapılan değişiklikler ile sürecin daha hızlanması beklenmektedir. Her beton hazır beton değildir
Türkiye’de hazır betonun kullanımı kademeli olarak 2000’li yılların başında zorunlu hâle gelmiştir. Bu nedenle birçok eski yapıda ‘hazır beton’ yerine şu an için ‘ilkel’ olarak nitelendirilebilecek yöntemlerle beton üretilmiştir. Herhangi bir standarda ve mühendislik yaklaşımına tabi olmayan bu betonlar yine uygun olmayan inşaat demirleri ile birlikte kullanılmış ve mühendislikten uzak tasarım ve yöntemlerle bina yapımında kullanılmıştır. Günümüzde ise ‘hazır beton’ bilgisayar kontrollü otomasyon sistemlerine dayanan, tüm girdi kontrolleri yapılan, en çok denetime tabi tutulan ve denetimi RFID çiplerle gerçekleştirilen güvenilir bir yapı malzemesi ve tam anlamıyla mühendislik ürünüdür.” dedi.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2024/02/j-26.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2024-02-05 15:49:362024-02-05 15:49:36Hazır Beton Birliği, depremde betonun önemini vurguladı
Sevgililer Günü yaklaşırken, Divan Grubu da “Önce Aşk” diyerek misafirlerine benzersiz deneyimler vadediyor.
Divan Grubu, otelleri, restoran, brasserie ve pastaneleri bünyesinde sunduğu ayrıcalıklı paketler, konsept ürünler ve özel menüleri ile size ve sevdiklerinize aşk dolu bir Sevgililer Günü yaşatacak.
Aşkın lezzetli hali
Dünya pastacılık sanatını Divan kalitesi ve şıklığı ile bir araya getiren Divan Pastaneleri’nde “Önce Aşk Kalpli Pasta”, “Önce Aşk Kalpli Pralin”, “Önce Aşk Unsuz Tart”, “Önce Aşk Macaron” bu güzel günde sevenleri mutlu edecek. Kokoa by Divan ve In Bakery by Divan’da ise birbirinden lezzetli cupcake’ler olacak. Tüm bu ürünler 7 – 11 Şubat tarihleri arasında divanpastaneleri.com.tr web sitesi üzerinden verilen ön siparişlerde %15 indirimle ve Divan Pastaneleri’nden satın alınabilecek.
Divan İstanbul Oteli
Sevgililer Günü’nü Elmadağ’daki Divan İstanbul Oteli’nin içinde yer alan ve dünyanın en prestijli gastronomi rehberlerinden Gault&Millau’da iki şapkaya değer görülen Lokanta by Divan’da kutlamak isteyen misafirler ise, piyano eşliğinde enfes yemeklerin tadını çıkarırken romantik bir akşam yaşayacaklar. 14 Şubat anısına misafirlere birer prosecco ve akşam yemeği sonrası Lokanta by Divan’ın ödüllü şefi Volkan Arık tarafından hazırlanacak tatlı ikram edilecek.
Divan Kuruçeşme
9 – 14 Şubat tarihleri arasında Divan Kuruçeşme’de özel kokteyller, tatlı ve kahve servisi olacak. Divan Brasserie’lerde ise Sevgililer Günü için özel olarak hazırlanan menü deneyimlenebilecek.
Başkentte Divan
Divan’ın Sevgililer Günü sürprizleri sadece İstanbul ile sınırlı değil. Başkentliler için Divan Ankara’da yer alan Divan Pub’da arp ve keman eşliğinde akşam yemeği ve D-Bar’da sıcak şarap eşliğinde piyano dinletisi romantik çiftler için harika bir seçenek olacak. 10 -18 Şubat tarihleri arasında Divan Wellness’ta Afrodit Masaj Paketi ise tüm çiftlere %30 indirimli olacak. Piyano ve keman eşliğinde akşam yemeğinin sunulacağı Divan Çukurhan’da ise konaklamalı, kahvaltı ve akşam yemekli paket de tercih edilebilecek.
Divan Mersin, Adana, Bursa, Çorlu, Gaziantep Sevgiler Günü özel menüleri ve canlı müzik performansları ile aşkı kutlamak isteyenlere unutulmaz anlar yaşatacak.
Dünyanın en büyük çölü olarak bilinen gizemli kıta Antarktika, eşsiz güzelliklere sahip. Her gezginin rüyalarını süsleyen bu benzersiz destinasyonun keşfi, zorlu koşullarla mücadele gerektiriyor.
Antarktika, eksi 30 derecenin ılık bir yaz günü olarak nitelendirilebilecek ekstrem koşulları, altı aylık uzun geceleri ve vahşi doğasıyla, tecrübeli gezginlerin hayallerini süslüyor. Yedinci kıtanın ziyaretçilerine sunduğu sınırsız keşif imkânları, yalnızca kasım-mart ayları arasında mümkün olabiliyor.
Uçakla Antarktika’ya yolculuk
Seyahatler, Antarktika’nın vahşi doğasına, onun donmuş tarihine ve bu uzak kıtanın çelişkili güzelliklerine ışık tutarken, gezginler doğanın en uç noktalarında gerçek bir keşfin parçası olma fırsatı buluyor.
Bu keşif Uluslararası Antarktika Tur Operatörleri Birliği’nin (IAATO) bir üyesi olan Antarctica 21 ile gerçekleştirilebiliyor. Antarctica 21, donmuş kıtada Magellan Explorer ve Ocean Nova gemileriyle hizmet veriyor.
Antarctica 21’den önce, Antarktika Yarımadası’na ulaşmak isteyen gezginlerin tek bir seçeneği vardı; Drake Boğazı’nın meşhur dalgalı denizlerine açılmak.
Antarctica 21, bu maceralı serüveni 2003 tarihinde ilk kez farklı bir konsepte dönüştürdü ve Şili’nin Patagonya’ya açılan kapısı Punta Arenas’tan başlattığı özel Antarktik uçuşlarla kaşifleri ana karaya götürüp, fırtınalı geçişleri ve deniz tutmalarını yaşatmadan keşif gemisine bindirdi.
O günden günümüze Antarktika’ya daha hızlı ulaşan gezginler, yedinci kıtadaki maceralarını daha konforlu, daha butik ve Antarktika’ya daha fazla zaman harcayarak yaşıyor.
Nostaljik Drake Boğazı yolculuğunu yaşamak isteyenleri de düşünen şirket, Arjantin Patagonyası’ndan düzenlediği birkaç seferle bu imkânı da Antarktika kaşiflerine sunmaya devam ediyor.
Sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, işlenmiş ve katkı maddeli gıdalar, çevre kirliliği, stres, aşırı kilo ve hareketsiz yaşam gibi birçok faktör nedeniyle kanserin görülme sıklığı son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. Genetik ve çevresel etkenlerin yanı sıra taramaların daha fazla yapılması ve teknolojinin ilerlemesinin de kanser görülme sıklığının artışında etkili olduğunu belirten Acıbadem Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay 2024 yılında yayınlanan istatistiklere göre erkeklerde hayat boyu kanser tanısı alma olasılığının yüzde 41.6, kadınlarda yüzde 39.6 olduğunu söylüyor. Buna karşın kanser tedavisinde son yıllarda çok büyük ilerlemeler yaşandığını, özellikle erken teşhis durumunda kişiye özel tedaviler sayesinde tam başarının mümkün olabildiğini belirten Prof. Dr. Gümüşay “İstatistiklere göre; kanser tanısı alan hastaların 5 yıllık hayatta kalma oranlarının 1970’li yıllarda yüzde 49 iken, son yıllarda erken tanı ve kişiye özgü tedaviler sayesinde yüzde 69’a kadar yükseldiği gözlendi” diyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında yaptığı açıklamada kanserde kişiselleştirilmiş tedavi hakkında en çok merak edilen 4 soruyu yanıtladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.
Prof. Dr. Özge Gümüşay
Kanser tedavisi herkese tek tip mi uygulanıyor?
Günümüzde kanser tedavisinin herkese tek tip uygulandığı fikrinden uzaklaşılmakta ve kişiye özel tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Kanserde kişiselleştirilmiş tedavi, hastanın kanser hücresinde bulunan gen ve protein değişiklikleri dikkate alınarak tedavinin düzenlenmesi ile oluyor. Doğru tedavinin, doğru hastaya, doğru dozda ve doğru zamanda uygulanması ile kanserin tedavisinde ve önlenmesinde daha iyi sonuçlar elde ediliyor.
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay “Kişiselleştirilmiş tedavinin en büyük avantajı hastada etkin olan tedavinin verilebilmesi sayesinde yüz güldürücü sonuçlar alınabilmesi ve daha uzun yaşam süresi elde edilebilmesidir. Hedefe yönelik tedaviler ile hastalarda daha az yan etki görülmesi diğer önemli bir avantajıdır. Kişiselleştirilmiş tedaviler için yapılan testler ve bilimsel çalışmalar sayesinde kanser hastalığının oluşumunda altta yatan mekanizma daha iyi anlaşılabilmektedir. Kanserin önlenmesi, tanısı ve tedavisindeki yaklaşımların geliştirilmesine katkı sağlamaktadır” diyor.
Hangi kanser tiplerinde kişiye özel tedavi uygulanıyor?
Dünyada ve ülkemizde gerek erken gerekse ileri evre meme, akciğer, bağırsak, cilt, mide, yemek borusu ve yumurtalık kanseri ile bazı lösemi ve lenfoma alt tipleri başta olmak üzere pek çok kanserde kişiye özel tedavi ile başarılı sonuçlar alınabiliyor. Ancak pahalı bir tedavi olması ve neticenin de zaman alıcı olmasından dolayı her hasta kişiselleştirilmiş tedaviden faydalanamıyor. Ayrıca her hastaya uygulanabilmesi için yeterli veri olmaması ve bu testleri değerlendirecek yeterli sayıda yetişmiş insan gücünün de olmaması nedeniyle kişiselleştirilmiş tedavide halen zorluklar yaşanıyor.
İmmünoterapi kişiselleştirilmiş bir tedavi midir? Her hasta almalı mıdır?
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay “İmmünoterapi tedavisi çeşitli kanser tiplerinde hastanın bağışıklık sistemine etki ederek kanser hücresinin yok edilmesini sağlar. Tek başına ya da kemoterapi ile birlikte kullanılabilmektedir. İmmünoterapi de bir çeşit hedefe yönelik tedavi olup bazı yolaklar kullanılarak, hastanın bağışıklık sistemine tümör hücresi tanıtılır ve hastanın bağışıklık sistemi tümör hücresine karşı savaşır. Her hastaya, her hastalık tipine ve her evreye immünoterapi önerilmez, bazı belirteçlere bakılarak hasta özelinde uygun ise önerilir. Bu özellikleri nedeniyle de kişiselleştirilmiş bir tedavi seçeneğidir” diyor.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2024/02/j-23.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2024-02-05 11:11:322024-02-05 11:11:32Kansere en çok erkekler yakalanıyor
Themore Concept’ten yeni nesil mutfak deneyimi
Banyo, mutfak dolapları, kapı ve dekorasyon alanında özgün tasarımlara imza atan Themore Concept, Legolas Mutfak Modeliyle minimalizm ve gelenekselliği bir arada sunuyor.
Themore Concept, Legolas Mutfak Modeli ile modern mutfak anlayışını yeniden yorumluyor. Derin çekmeceleri, LED’li vitrini ve kapaklara entegre edilen gizli kulp çözümleri ile hem şık hem de fonksiyonel bir mutfak tasarımına imkan sunan Legolas Mutfak Modeli, mutfağın her köşesini maksimum düzeyde kullanmayı sağlıyor.
Kulpsuz tasarımı ve LED’li vitrini ile modern bir görünüm sunan Legolas Mutfak Modeli, açık raflar, derin raylı şişelik ve derin çekmeceler ile işlevsel bir kullanım sağlıyor. Boy dolap ve tavana dek uygulanabilen üst dolap seçenekleri ile kullanım hacmi artıran model, hem düz hem de ahşap yüzeylerle rahatlıkla uyumlanabiliyor. Mimarların önerdiği ceviz, ekru bej, kaşmir, sis gri ve RGS 3 vega renkleri ile öne çıkan model, yaşam alanlarının tasarımına göre özelleştirebilen geniş renk seçenekleriyle farklı beklentileri karşılayabilme imkanı sunuyor.
Anadolu Isuzu 20. kez ihracat şampiyonu
Türkiye’nin ticari araç markası Anadolu Isuzu, midibüs segmentinde 20. kez “İhracat Şampiyonu” olarak zirvede yer aldı.
Anadolu Isuzu, 733 adetle toplam midibüs ihracatından yüzde 43,8 pay alarak 2023 yılında en çok ihracat yapan marka oldu.
Her yıl yeni pazarlara açılan Anadolu Isuzu, satış ve teslimat rakamları ile Türkiye ekonomisine katkısını 2023’te de sürdürdü. 40’ıncı yılını geride bırakan marka, 2024 yılında da bu başarısını devam ettirme kararlılığında.
“Rekor ihracat artışı”
Anadolu Isuzu Genel Müdürü Tuğrul Arıkan, marka olarak 2023 yılında en yakın rakibinden yaklaşık 2 kat daha fazla midibüs ihracatı yaptıklarını belirterek “Türkiye’nin önde gelen ticari araç üreticisi olarak yurt dışı pazarlarda büyük bir atılım içindeyiz. 2023 yılında gelen bu liderlikten büyük bir mutluluk ve memnuniyet duyuyoruz. 44 ülkeyi kapsayan 36 distribütörlüğümüzle dünyanın sayılı otobüs, midibüs gibi toplu ulaşım araçlarında lider üretim üssü olan ülkemizi bu alanda da başarıyla temsil etmenin gururunu yaşıyoruz. 40’ıncı yılımızda 20’nci kez ulaştığımız bu birincilik üretim süreçlerindeki hızımızın, teslimatlarımıza yansımasının da bir karşılığıdır” dedi.
Hazır Beton Birliği, depremde betonun önemini vurguladı
Türkiye Hazır Beton Birliği Başkanı Yavuz Işık, Kahramanmaraş Depremleri’nin yıl dönümü vesilesiyle açıklamada bulundu. “Kahramanmaraş Depremleri sonrasında sadece riskli yapıların değil, üretimden tasarıma, uygulamadan denetime kadar tüm süreçlerdeki iş yapış şeklinin ve zihniyetin dönüşmesi gerektiğini gördük.
Artık depremleri, toplumsal ve ekonomik travmalara neden olan bir doğal afet olmaktan çıkartmalıyız.” dedi.
Depremin etkilediği 11 ilde yapı denetim sistemine geçilmesinden sonra hazır beton kullanılarak yapılan 151 bin 990 binadan 272’si yıkılmış olup, yıkılmayan bina oranı %99,8’dir.” dedi.
Kentsel dönüşüm büyük bir fırsattır
Kentsel dönüşüm süreçlerine değinen Yavuz Işık, “2012 yılında yürürlüğe giren Kentsel Dönüşüm Kanunu’nda 2023 yılında yapılan değişiklikler ile sürecin daha hızlanması beklenmektedir.
Her beton hazır beton değildir
Türkiye’de hazır betonun kullanımı kademeli olarak 2000’li yılların başında zorunlu hâle gelmiştir. Bu nedenle birçok eski yapıda ‘hazır beton’ yerine şu an için ‘ilkel’ olarak nitelendirilebilecek yöntemlerle beton üretilmiştir. Herhangi bir standarda ve mühendislik yaklaşımına tabi olmayan bu betonlar yine uygun olmayan inşaat demirleri ile birlikte kullanılmış ve mühendislikten uzak tasarım ve yöntemlerle bina yapımında kullanılmıştır. Günümüzde ise ‘hazır beton’ bilgisayar kontrollü otomasyon sistemlerine dayanan, tüm girdi kontrolleri yapılan, en çok denetime tabi tutulan ve denetimi RFID çiplerle gerçekleştirilen güvenilir bir yapı malzemesi ve tam anlamıyla mühendislik ürünüdür.” dedi.
Divan “Önce Aşk”
Sevgililer Günü yaklaşırken, Divan Grubu da “Önce Aşk” diyerek misafirlerine benzersiz deneyimler vadediyor.
Divan Grubu, otelleri, restoran, brasserie ve pastaneleri bünyesinde sunduğu ayrıcalıklı paketler, konsept ürünler ve özel menüleri ile size ve sevdiklerinize aşk dolu bir Sevgililer Günü yaşatacak.
Aşkın lezzetli hali
Dünya pastacılık sanatını Divan kalitesi ve şıklığı ile bir araya getiren Divan Pastaneleri’nde “Önce Aşk Kalpli Pasta”, “Önce Aşk Kalpli Pralin”, “Önce Aşk Unsuz Tart”, “Önce Aşk Macaron” bu güzel günde sevenleri mutlu edecek. Kokoa by Divan ve In Bakery by Divan’da ise birbirinden lezzetli cupcake’ler olacak. Tüm bu ürünler 7 – 11 Şubat tarihleri arasında divanpastaneleri.com.tr web sitesi üzerinden verilen ön siparişlerde %15 indirimle ve Divan Pastaneleri’nden satın alınabilecek.
Divan İstanbul Oteli
Sevgililer Günü’nü Elmadağ’daki Divan İstanbul Oteli’nin içinde yer alan ve dünyanın en prestijli gastronomi rehberlerinden Gault&Millau’da iki şapkaya değer görülen Lokanta by Divan’da kutlamak isteyen misafirler ise, piyano eşliğinde enfes yemeklerin tadını çıkarırken romantik bir akşam yaşayacaklar. 14 Şubat anısına misafirlere birer prosecco ve akşam yemeği sonrası Lokanta by Divan’ın ödüllü şefi Volkan Arık tarafından hazırlanacak tatlı ikram edilecek.
Divan Kuruçeşme
9 – 14 Şubat tarihleri arasında Divan Kuruçeşme’de özel kokteyller, tatlı ve kahve servisi olacak. Divan Brasserie’lerde ise Sevgililer Günü için özel olarak hazırlanan menü deneyimlenebilecek.
Başkentte Divan
Divan’ın Sevgililer Günü sürprizleri sadece İstanbul ile sınırlı değil. Başkentliler için Divan Ankara’da yer alan Divan Pub’da arp ve keman eşliğinde akşam yemeği ve D-Bar’da sıcak şarap eşliğinde piyano dinletisi romantik çiftler için harika bir seçenek olacak. 10 -18 Şubat tarihleri arasında Divan Wellness’ta Afrodit Masaj Paketi ise tüm çiftlere %30 indirimli olacak. Piyano ve keman eşliğinde akşam yemeğinin sunulacağı Divan Çukurhan’da ise konaklamalı, kahvaltı ve akşam yemekli paket de tercih edilebilecek.
Divan Mersin, Adana, Bursa, Çorlu, Gaziantep Sevgiler Günü özel menüleri ve canlı müzik performansları ile aşkı kutlamak isteyenlere unutulmaz anlar yaşatacak.
Bilgi ve rezervasyonlarınızı www.divan.com.tr
Yeni rota donmuş kıta Antarktika
Dünyanın en büyük çölü olarak bilinen gizemli kıta Antarktika, eşsiz güzelliklere sahip. Her gezginin rüyalarını süsleyen bu benzersiz destinasyonun keşfi, zorlu koşullarla mücadele gerektiriyor.
Antarktika, eksi 30 derecenin ılık bir yaz günü olarak nitelendirilebilecek ekstrem koşulları, altı aylık uzun geceleri ve vahşi doğasıyla, tecrübeli gezginlerin hayallerini süslüyor. Yedinci kıtanın ziyaretçilerine sunduğu sınırsız keşif imkânları, yalnızca kasım-mart ayları arasında mümkün olabiliyor.
Uçakla Antarktika’ya yolculuk
Seyahatler, Antarktika’nın vahşi doğasına, onun donmuş tarihine ve bu uzak kıtanın çelişkili güzelliklerine ışık tutarken, gezginler doğanın en uç noktalarında gerçek bir keşfin parçası olma fırsatı buluyor.
Bu keşif Uluslararası Antarktika Tur Operatörleri Birliği’nin (IAATO) bir üyesi olan Antarctica 21 ile gerçekleştirilebiliyor. Antarctica 21, donmuş kıtada Magellan Explorer ve Ocean Nova gemileriyle hizmet veriyor.
Antarctica 21’den önce, Antarktika Yarımadası’na ulaşmak isteyen gezginlerin tek bir seçeneği vardı; Drake Boğazı’nın meşhur dalgalı denizlerine açılmak.
Antarctica 21, bu maceralı serüveni 2003 tarihinde ilk kez farklı bir konsepte dönüştürdü ve Şili’nin Patagonya’ya açılan kapısı Punta Arenas’tan başlattığı özel Antarktik uçuşlarla kaşifleri ana karaya götürüp, fırtınalı geçişleri ve deniz tutmalarını yaşatmadan keşif gemisine bindirdi.
O günden günümüze Antarktika’ya daha hızlı ulaşan gezginler, yedinci kıtadaki maceralarını daha konforlu, daha butik ve Antarktika’ya daha fazla zaman harcayarak yaşıyor.
Nostaljik Drake Boğazı yolculuğunu yaşamak isteyenleri de düşünen şirket, Arjantin Patagonyası’ndan düzenlediği birkaç seferle bu imkânı da Antarktika kaşiflerine sunmaya devam ediyor.
Kansere en çok erkekler yakalanıyor
Sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, işlenmiş ve katkı maddeli gıdalar, çevre kirliliği, stres, aşırı kilo ve hareketsiz yaşam gibi birçok faktör nedeniyle kanserin görülme sıklığı son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. Genetik ve çevresel etkenlerin yanı sıra taramaların daha fazla yapılması ve teknolojinin ilerlemesinin de kanser görülme sıklığının artışında etkili olduğunu belirten Acıbadem Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay 2024 yılında yayınlanan istatistiklere göre erkeklerde hayat boyu kanser tanısı alma olasılığının yüzde 41.6, kadınlarda yüzde 39.6 olduğunu söylüyor. Buna karşın kanser tedavisinde son yıllarda çok büyük ilerlemeler yaşandığını, özellikle erken teşhis durumunda kişiye özel tedaviler sayesinde tam başarının mümkün olabildiğini belirten Prof. Dr. Gümüşay “İstatistiklere göre; kanser tanısı alan hastaların 5 yıllık hayatta kalma oranlarının 1970’li yıllarda yüzde 49 iken, son yıllarda erken tanı ve kişiye özgü tedaviler sayesinde yüzde 69’a kadar yükseldiği gözlendi” diyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında yaptığı açıklamada kanserde kişiselleştirilmiş tedavi hakkında en çok merak edilen 4 soruyu yanıtladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.
Prof. Dr. Özge Gümüşay
Günümüzde kanser tedavisinin herkese tek tip uygulandığı fikrinden uzaklaşılmakta ve kişiye özel tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Kanserde kişiselleştirilmiş tedavi, hastanın kanser hücresinde bulunan gen ve protein değişiklikleri dikkate alınarak tedavinin düzenlenmesi ile oluyor. Doğru tedavinin, doğru hastaya, doğru dozda ve doğru zamanda uygulanması ile kanserin tedavisinde ve önlenmesinde daha iyi sonuçlar elde ediliyor.
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay “Kişiselleştirilmiş tedavinin en büyük avantajı hastada etkin olan tedavinin verilebilmesi sayesinde yüz güldürücü sonuçlar alınabilmesi ve daha uzun yaşam süresi elde edilebilmesidir. Hedefe yönelik tedaviler ile hastalarda daha az yan etki görülmesi diğer önemli bir avantajıdır. Kişiselleştirilmiş tedaviler için yapılan testler ve bilimsel çalışmalar sayesinde kanser hastalığının oluşumunda altta yatan mekanizma daha iyi anlaşılabilmektedir. Kanserin önlenmesi, tanısı ve tedavisindeki yaklaşımların geliştirilmesine katkı sağlamaktadır” diyor.
Dünyada ve ülkemizde gerek erken gerekse ileri evre meme, akciğer, bağırsak, cilt, mide, yemek borusu ve yumurtalık kanseri ile bazı lösemi ve lenfoma alt tipleri başta olmak üzere pek çok kanserde kişiye özel tedavi ile başarılı sonuçlar alınabiliyor. Ancak pahalı bir tedavi olması ve neticenin de zaman alıcı olmasından dolayı her hasta kişiselleştirilmiş tedaviden faydalanamıyor. Ayrıca her hastaya uygulanabilmesi için yeterli veri olmaması ve bu testleri değerlendirecek yeterli sayıda yetişmiş insan gücünün de olmaması nedeniyle kişiselleştirilmiş tedavide halen zorluklar yaşanıyor.
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay “İmmünoterapi tedavisi çeşitli kanser tiplerinde hastanın bağışıklık sistemine etki ederek kanser hücresinin yok edilmesini sağlar. Tek başına ya da kemoterapi ile birlikte kullanılabilmektedir. İmmünoterapi de bir çeşit hedefe yönelik tedavi olup bazı yolaklar kullanılarak, hastanın bağışıklık sistemine tümör hücresi tanıtılır ve hastanın bağışıklık sistemi tümör hücresine karşı savaşır. Her hastaya, her hastalık tipine ve her evreye immünoterapi önerilmez, bazı belirteçlere bakılarak hasta özelinde uygun ise önerilir. Bu özellikleri nedeniyle de kişiselleştirilmiş bir tedavi seçeneğidir” diyor.