SUWEN’den 2025’in 3. çeyreğinde istikrarlı büyüme

Kadın iç giyim ve ev giyim sektörünün hızlı büyüyen markası SUWEN, 2025 yılı dokuz aylık finansal sonuçlarını açıkladı. Zorlu piyasa koşullarına rağmen şirket, üçüncü çeyrekte cirosunu %4,3 artırarak 1,8 milyar TL’ye ulaştırdı. Dokuz aylık toplam ciro ise %6,6 artışla 4,4 milyar TL oldu.

Brüt kâr marjı %49,3’e yükselirken, FAVÖK üçüncü çeyrekte %4,9 artışla 380 milyon TL’ye çıktı. Net kâr ise 38 milyon TL olarak gerçekleşti. Yılın ilk dokuz ayında toplam net kâr 109 milyon TL oldu.

E-ticaret kanalı satış adetlerinde %12,3 büyüme ile öne çıkarken, www.suwenshop.com üçüncü çeyrekte 5,5 milyon ziyaret ile rekor kırdı. Toplam satış adedi dokuz ayda %7 artışla 8,2 milyon oldu.

Genel Müdür Ali Bolluk, “Stratejik planlarımız doğrultusunda istikrarlı büyümemizi sürdürüyoruz. Çok kanallı büyüme stratejimizle hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda SUWEN markasını güçlendirmeye devam edeceğiz” dedi.

#SUWEN #FinansalSonuçlar #Ekonomi #Perakende #Ecommerce #Büyüme #İçGiyim #TürkiyeEkonomisi

SUWEN

Alışveriş bağımlılığına karşı bilinçli farkındalık

Alışveriş bağımlılığının gerçek bir bağımlılık olduğunu belirten uzmanlar, alışveriş yaptıkça beynin ödül mekanizmasının devreye girdiğini söylüyor.

Bu bağımlılığın kişilerin zor duruma düşecek kadar alışveriş yapmasına neden olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Alışveriş bağımlılarına yapılabilecek en büyük kötülük onları eleştirmek olur, kesinlikle eleştirilmemeli. Sadece ne hissettiği, ne istediği ve neden bu alışverişe ihtiyaç duyduğu sorulmalı.” dedi. Sağlıklı alışveriş için bilinçli farkındalıkla ‘ne hissediyorum ve neden alışveriş yapıyorum?’ sorusunu sormak gerektiğini ifade eden Taşkın, hazzı ertelemenin gerçek ihtiyaç söz konusuysa doğru ve planlı alışveriş yapmayı mümkün kılacağını aktardı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, alışveriş bağımlılığının belirtileri, bilinçli farkındalıkla nasıl yönetilebileceği ve sağlıklı alışveriş alışkanlıkları hakkında bilgi verdi.

Bilinçli farkındalık oluşturmadan alışveriş yapmak, tüketim tuzağına düşmek demek!

Sağlıklı bir alışverişin nasıl olması gerektiğinden bahseden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Sağlıklı alışverişte kendimize üç tane soru sorabiliriz.” dedi.

‘Benim bu alışverişe ihtiyacım var mı?’, ‘Bu alışveriş benim maddi durumumu zorlayacak mı?’ ve ‘Bu alışverişi yaptığımda gerçekten gerekli, maddi durumumu zorlamamış ve aynı zamanda hedeflerimi engellemeyecek, gittiğim yolu, ilerlediğim yolu engellemeyecek bir alışveriş yapmış olmuyor muyum?’ sorularının değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Taşkın, “Çünkü bazen alışveriş kaynaklı kişiler maddi anlamda o kadar çok açılıyor ki, normalde hayatına, yaşam gereçlerini, o hiyerarşi listesindeki birinci basamakta olan yeme, içme, barınma listesindeki gereklilikleri yerine getiremeyecek kadar ilerlemiş oluyor. Haliyle bu üç soruya bakmadan yani bilinçli farkındalık oluşturmadan alışveriş yapmak tüketim tuzağına düşmek demektir.” şeklinde konuştu.

Alışveriş bağımlısı kişiyi suçlamak, o kişiye yapılabilecek en büyük kötülük!

Alışveriş bağımlılarına yapılabilecek en büyük kötülüğün onları eleştirmek olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Kesinlikle eleştirilmemeli. Sadece ne hissettiği, ne istediği ve neden bu alışverişe ihtiyaç duyduğu sorulmalı.” dedi.

Bu durumun aile bütçesini sarması halinde gerekçeleriyle beraber anlatılması gerektiğine vurgu yapan Taşkın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Aile bütçesinde böyle bir maddi imkana ihtiyaç olduğu ama alışveriş kaynaklı bu maddi imkanın sağlanamadığı açık açık anlatılmalı, sebepler belirtilmeli. Burada kişiyi suçlamak, kişiye yapılabilecek en büyük kötülüktür. Eğer suçlayacaksak bu iletişime hiç girmemek daha mantıklı. Ama suçlamayıp bilinçli farkındalık boyutuna kişiyi ulaştıracaksak zaten işlevsel olacaktır. İşlevsel olamadığı durumlarda da artık burada demek ki biz yakınlarımıza yardımcı olamıyoruz anlamına gelir. Bu durum da bir psikolog ya da psikiyatrist desteğine, bir bağımlılık desteğine ihtiyaç duyduğunu gösterir.”

Kişinin zor duruma düşmesine neden olacak kadar alışveriş yapması bir bağımlılık…  

Alışveriş bağımlılığı gerçekten bir bağımlılık olduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Çünkü kişi alışveriş yaptıkça dopamin salgılanır, bu da ödül sistemini oluşturur.” dedi.

Beynin bu durumu ödül olarak algıladığını aktaran Taşkın, “Hatta bazı kişiler, ‘kendimi bugün ödüllendirdim, kendim için alışveriş yaptım’ derler. Ancak o mutluluğun anlık olduğunu hissederler. ‘Bir sürü şey aldım ama aslında gereksizdi, çok da gerek yoktu. Bir anda heyecanlandım ve aldım. İyi de hissettim ama şu anda ben bunları ne yapacağım, zaten kullanamayacağım’ noktasına kadar gidebilirler. Bağımlılık dediğimiz durum, kişinin zor duruma düşmesine neden olacak kadar alışveriş yapmasıdır. Acil ihtiyaçları varken ya da birikim yapması gerekirken bu durumu göz ardı edip, sadece duygusal bir boşlukta hissettiği için ya da dopamin ihtiyacından kaynaklanan bir dürtüyle alışveriş yapmasıdır. Eğer bu durum kişinin hayatını ciddi anlamda etkiliyorsa, buna bağımlılık diyebiliriz.” açıklamasını yaptı.

‘Ne hissediyorum ve neden alışveriş yapıyorum?’ sorusu tatmini erteler!

Anlık tatmin duygusunun nasıl kırılabileceği konusunda bilgi veren Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Anlık tatmin duygusunu farkındalıkla değil, bilinçli farkındalıkla kırabiliriz.” dedi.

Konuya açıklık getiren Taşkın, sözlerini şöyle tamamladı:

“Yani bu şu demek oluyor; farkındalığımız, bize o alışverişi yapmamamız gerektiğini, maddi imkânımızın olmadığını söyleyebilir. Ancak bilinçli farkındalık, ‘bu alışverişi yaptıktan sonra başına bunlar gelecek, zorlanacaksın, sıkıntıya düşeceksin, depresif hissedeceksin’ gibi maddeleri de açar. Orada duyguyu bastırmak yerine ‘ben şu anda ne hissediyorum ve neden bu alışverişi yapıyorum?’ sorusunu sormak, sizi üç saniyeliğine de olsa alışverişten uzaklaştırır. Ardından nefes teknikleriyle beraber, alışveriş yapma arzusu geldiğinde veya haz tetiklendiğinde kendimizi rahatlatabiliriz. Yani alışveriş yapmaya gittik, baktık, beğendik, alacağız ama buna uygun bir bütçemiz yok. O zaman o alışveriş ortamından biraz uzaklaşmak, belki bir kahve molası vermek, biraz düşünmek, maddi süreci ve bunu nasıl karşılayacağımızı değerlendirmek gerekir. Hâlâ o ihtiyacımızın devam ettiğini düşünüyorsak, bilinçli farkındalıkla bir bütçe planı yapıp alışveriş yapmak doğru bir örnektir.

#AlışverişBağımlılığı #BilinçliFarkındalık #SağlıklıAlışveriş #PsikolojikDestek #DuygusalTetikleyiciler #HazzıErtele #İhtiyaçMıİstekMi #FarkındalıklaYaşa #PlanlıAlışveriş #ÖzgenurTaşkın

Zatürre dünyada ve ülkemizde hala önemli bir tehdit!

Halk arasında zatürre olarak bilinen pnömoni, akciğer dokusunun iltihaplanması sonucu oluşan bir hastalık. Dünyada ve ülkemizde hala en sık görülen enfeksiyonlardan biri olan zatürre aynı zamanda en önemli ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Öyle ki ülkemizde her yıl yaklaşık 300 bin kişiye zatürre tanısı konuluyor. Sağlık Bakanlığı’nın 2023 yılı verilerine göre; hastaneye en çok yatış gerektiren bir enfeksiyon olan zatürre ölüm sebepleri arasında ilk 10’uncu sırada olmaya devam ediyor.  Acıbadem Fulya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, sonbahar ve kış aylarında kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirilmesi nedeniyle görülme sıklığı artan zatürrenin özellikle ileri yaşta ve kronik hastalığı olan kişilerde son derece ciddi ve ölümcül seyredebileceğine dikkat çekerek, “Enfeksiyon sebebiyle vücuttaki oksijen seviyesinin düşmesi tüm organları etkilemektedir. Bunun sonucunda akciğerin yanı sıra böbrek, kalp ile karaciğer yetmezlikleri gelişebilmektedir. Özellikle 65 yaş üstü ve kronik hastalığı olan kişilerde bu organlar çok daha kolay hasar görmektedir” diyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran,  dolayısıyla zatürreden korunmanın yaşamsal önem taşıdığını vurgulayarak, “Bu enfeksiyondan en etkili korunma yöntemi ise özellikle 65 yaş üstü ve/veya altta kronik hastalığı olanların düzenli yıllık grip aşısı ve 1 kez zatürre aşısı yaptırmalarıdır” diyor.

Kapalı alanlarda hızla bulaşıyor

Sonbahar ve kış aylarında zatürrenin görülme sıklığı belirgin şekilde artış gösteriyor. Bu artışın nedenleri arasında grip (influenza), RSV (Respiratuar Sinsityal Virüs), koronavirus gibi solunum yolu virüslerinin bu mevsimlerde daha yaygın olmaları yer alıyor. Virüsler akciğerlerin savunmasını zayıflatıyor ve bakterilerin yerleşip iltihap yapmalarını kolaylaştırıyor. Soğuk havada kapalı ortamlarda uzun süre zaman geçirilmesi de damlacık yoluyla bulaşan mikroorganizmaların hızla yayılmalarını kolaylaştırıyor. Aynı zamanda soğuk hava burun ve solunum sistemindeki savunma mekanizmalarını zayıflatıyor. Güneş ışığının az olması da D vitamini düzeylerinin düşmesine ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep olabiliyor. Bu etkenler zatürrenin görülme sıklığını dolaylı olarak artırıyor. KOAH, kalp yetmezliği ve diyabet gibi kronik hastalıklar da soğuk havalarda kötüleşerek zatürrenin gelişimini kolaylaştırıyor.

Mikroplar oksijen seviyesini düşürüyor! 

Bakterilerin, virüslerin ve nadir olarak mantar enfeksiyonlarının akciğerlere ulaşmasıyla gelişen zatürre bulaşıcı ve hızlı ilerleyebilen bir hastalık. Çoğunlukla solunum yoluyla bulaşan zatürrenin bulaşma riski ise virüs veya bakterilerin türüne göre değişiyor. Hasta bir kişi öksürürken veya hapşırırken damlacıklar havaya karışıyor. Sağlıklı kişi bu damlacıkları soluduğunda mikroplar burun, boğaz veya soluk borusundan akciğerlere ulaşıyor. Normalde akciğerler kendini iyi koruyor; burun, soluk borusundaki tüyleri ve mukus ise mikropları dışarı atarken, bağışıklık hücreleri de mikropları yutuyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, “Ancak grip ve soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu enfeksiyonu sonrasında, sigara kullanımında, bağışıklık sistemi zayıfladığında, aşırı yorgunlukta veya beslenme bozukluğunda mikroplar akciğerin hava Ancak grip ulaşmaktadır” uyarısında bulunuyor. Vücudun burada çoğalan mikropları yok etmek için iltihap karşıtı hücrelerini bölgeye gönderdiğini belirten Prof. Dr. Reha Baran, “Bu savaş sırasında alveoller, yani akciğer dokuları sıvı iltihap hücreleri ve bakterilerle dolmaktadır. Bunun sonucunda, vücutta oksijen seviyesi düşerken; ateş, öksürük ve göğüs ağrısı gibi sorunlar başlamaktadır” diyor.

Hafif öksürük ve ateş erken belirtisi olabilir!

Zatürre basit bir soğuk algınlığı gibi başlayıp, hızla ağırlaşabilen bir hastalık. Başlangıcında genellikle 38-40 derece ateş, titreme ve öksürük görülüyor. Önce kuru özellik sergileyen öksürük daha sonra sarı, yeşil veya pas renginde balgamlı hale geliyor.  Nefes alırken göğüste batar tarzda ağrı, halsizlik, yorgunluk, hafif egzersizlerde veya konuşurken hissedilen nefes darlığı, özellikle virüs zatürrelerinde kas-eklem ağrıları, diğer belirtilerini oluşturuyor.  Prof. Dr. Reha Baran, bu dönemde hekime başvurmanın yaşamsal önem taşıdığı uyarısında bulunarak, “Risk grubunda olanlarda ise sadece hafif öksürük ve ateş bile erken zatürre belirtisi olabilmektedir” diyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, erken tanı konulduğunda enfeksiyonun akciğerin tamamına yayılmadan durdurulabildiğine işaret ederek, “Bu sayede solunum yetmezliği ve kan zehirlenmesi gibi komplikasyonlar önlenirken, hastaneye yatış ihtimali azalmaktadır. Özellikle yaşlılarda ve kronik bir hastalığı olanlarda erken tedavi ölüm riskini önemli ölçüde düşürmektedir” diye konuşuyor.

Bol sıvı alımı ve istirahat önemli!

Zatürrenin tedavisinde amaç enfeksiyonu yok etmek, akciğer fonksiyonunu düzeltmek ve nefes darlığı ile organ yetmezliği gibi komplikasyonları önlemek. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, bakteri kaynaklı zatürrelerde tedavinin temelini antibiyotiklerin oluşturduğunu belirterek, “Viral zatürrelerde ise antibiyotik etkisizdir. Bu durumda; bol sıvı alımı, istirahat, ateş düşürücü ilaçlar ve gerekiyorsa oksijen desteği önemlidir.  İnfluenza (grip) kaynaklı gelişen zatürrelerde özel bir antiviral ilaçlar ve covid-19 gibi enfeksiyonlarda ise kortizon kullanılabilir” bilgisini veriyor.

Zatürreden korunmak için 8 kritik kural!

  • Zatürre ve grip aşılarınızı yaptırın.
  • Sigara ve alkolü mutlaka bırakın.
  • Ellerinizi sık sık sabunlu suyla en az 2 dakika boyunca yıkamayı alışkanlık edinin.
  • Kapalı ortamlarda bulunmaktan kaçının, eğer mecbursanız mutlaka maske kullanın.
  • Hastalar ile yakın temasta bulunmamaya özen gösterin.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirmek için dengeli beslenin, özellikle protein ve C vitamini yönünden zengin besinler tüketin, yeterli süre uyuyun, düzenli egzersiz yapın, stresi yönetmeye çalışın, kronik bir hastalığınız varsa düzenli olarak kontrolünü yaptırın.
  • Odanızı her gün üç kez olacak şekilde 15’er dakika havalandırın. Ayrıca, nem oranı çok düşük ortamlarda bulunmamaya dikkat edin.
  • Soğuk havada burundan nefes alın. Burun, soğuk havayı akciğerlere ulaşmadan önce ısıtır ve nemlendirir.

#Zatürre #Pnömoni #AkciğerSağlığı #GripAşısı #ZatürreAşısı #KronikHastalık #65YaşÜstü #KışHastalıkları #SağlıklıNefes #KoruyucuSağlık

“Bütün O Sanat” Pera Film’de

Pera Müzesi, 20. yılına özel hazırladığı “Bütün O Sanat” başlıklı film programıyla sinema ve sanatın farklı disiplinlerini bir araya getiriyor. 18 Ocak 2026’ya kadar sürecek gösterimlerde, biyografilerden belgesellere, dans ve müzikten toplumsal hafızaya uzanan 20 film yer alıyor.
Programda Nan Goldin, Antonio Ligabue, Mozart, Caravaggio, Pina Bausch gibi sanatçılara odaklanan yapımların yanı sıra Mihri Hanım’ın yaşamını anlatan “Kim Mihri” ve Márta Mészáros’un otobiyografik “Günceler” üçlemesi de izleyiciyle buluşuyor. Film gösterimleri Pera Müzesi Oditoryumu’nda, indirimli müze biletiyle izlenebiliyor.

#PeraMüzesi #BütünOSanat #PeraFilm #SanatVeSinema #20YılaÖzel #KültürSanat #MihriHanım #KimMihri #DansVeBelgesel #Sinemada

Sanat Gösterim Programı:
Rio, Kuzey Bölgesi (83’)
12 Kasım Çarşamba, 19.00
10 Ocak Cumartesi, 15.00

Açılış Gecesi (144’)
19 Kasım Çarşamba, 19.00
4 Ocak Pazar, 15.00

Caravaggio (93’)
21 Kasım Cuma, 19.00

Columbus (100’)
22 Kasım Cumartesi, 15.00

Ölümün Beşinci Safhası (123’)
22 Kasım Cumartesi, 17.00

Asit Bulutlarının Üzerinde (70’)
23 Kasım Pazar, 15.00
10 Aralık Çarşamba, 19.00

Saklanmak İstiyordum (120′)
26 Kasım Çarşamba, 19.00

Anna’nın Buluşmaları (128’)
29 Kasım Cumartesi, 15.00

Amadeus (160’)
24 Aralık Çarşamba, 19.00

Hayatın Tüm Acıları ve Güzellikleri (113’)
26 Aralık Cuma, 19.00
Nefret (102’)

27 Aralık Cumartesi, 15.00
Pina (103’)

3 Ocak Cumartesi, 15.00
Barton Fink (116’)

3 Ocak Cumartesi, 17.00
Dahomey (68’)

7 Ocak Çarşamba, 19.00
Kim Mihri (89’)*

11 Ocak Pazar, 15.00
Kanlı Düğün (67’)

14 Ocak Çarşamba, 19.00
Sevgililerime Günce (141’)

17 Ocak Cumartesi, 17.00
Anne ve Babama Günce (119’)

Sanayiyle sanatın kesişim noktası: “Tork” AOS51’de

İstanbul’un Maslak Atatürk Oto Sanayi Sitesi’nde konumlanan AOS51, endüstriyel kültürü çağdaş sanatla buluşturan yeni bir sanat mekânı olarak dikkat çekiyor. 7 Kasım – 28 Aralık 2025 tarihleri arasında gerçekleşen “Tork” sergisi, bu dönüşümün ilk adımı.

İlayda Babacan küratörlüğünde hazırlanan sergi, dokuz sanatçının üretimlerini bir araya getiriyor: Atilla Galip Pınar, Aysel Alver, Barış Cihanoğlu, Caner Şengünalp, Damla Özdemir, Gazi Sansoy, Kerim Yetkin, Nurdan Likos ve Özcan Uzkur. Sergi, fiziksel bir kavram olan “tork”u; direnç, denge ve dönüşümün sanatsal metaforu olarak ele alıyor.

AOS51’in metalik atmosferi, eserlerle bütünleşerek izleyiciye güçlü bir karşılaşma alanı sunuyor. “Tork”, yalnızca bir grup sergisi değil; üretim süreçlerinin çağdaş sanatla yeniden yorumlandığı bir düşünsel zemin.

#TorkSergisi #AOS51 #SanayidenSanata

Türkiye kuru domates ihracatında dünya ikincisi oldu

Türkiye, 2025 yılının ilk 10 ayında 108 milyon dolarlık kuru domates ihracatı gerçekleştirerek dünya sıralamasında İtalya’nın ardından ikinci sıraya yerleşti. 98 ülkeye gönderilen ürünlerin yüzde 94’ü Ege Bölgesi’nden ihraç edildi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği üyeleri, 101 milyon dolarlık ihracatla bu başarıda başrol oynadı.

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Hayrettin Uçak, miktar bazında yüzde 11’lik düşüşe rağmen, ortalama ihraç fiyatının 2,8 dolardan 3,16 dolara yükselmesiyle gelir seviyesinin korunduğunu belirtti. ABD, 26,2 milyon dolarlık alımla en büyük pazar olurken, İtalya 19,5 milyon dolar, İngiltere ve Almanya ise 8,7 milyon dolarlık taleple öne çıktı.

Uçak, Avrupa Birliği’ne uygulanan 8.900 tonluk kota nedeniyle ihracatın ocak ayında tıkandığını vurgulayarak, kotanın kaldırılması veya artırılması hâlinde Türkiye’nin kuru domates ihracatının 200 milyon dolara ulaşabileceğini ifade etti. 2025 yılı sonunda hedef 125 milyon dolar, 2026 için ise 150 milyon doların üzerinde ihracat.

#KuruDomates #TarımEkonomisi #Egeİhracatı #Gıdaİhracatı #DomatesGücü #Türkiyeİhracat #ABKotaSorunu #TarımdaDönüşüm #EkonomiHaberleri #GıdaTicareti