Ticaret Bakanlığı, 2026 yılı için hedef ülke sayısını 55’ten 60’a yükseltti. Almanya, ABD, İngiltere, Çin, Hindistan ve Rusya gibi mevcut ülkeler listeyi korurken; Filistin, Suriye, Slovakya, Macaristan ve Kuzey Makedonya yeni hedef ülkeler olarak eklendi.
Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, 2025’in 11 ayında gerçekleştirilen 16,8 milyar dolarlık ihracatın 12,2 milyar dolarlık kısmının (%73) hedef ülkelere yapıldığını açıkladı. Eskinazi, 2026’da bu çizgiyi sürdürmeyi hedeflediklerini belirtti.
Ticaret Bakanlığı, ihracatçılara fuar katılımı, TURQUALITY, URGE, e-ihracat ve kira desteği gibi 16 kalemde destek sağlıyor. 2025’te 33 milyar TL olan destek bütçesi, 2026’da 45 milyar TL’ye çıkarıldı. EİB ise 2025 yılında 17 fuar milli katılımı ve 13 sektörel ticaret heyeti düzenleyerek toplamda 30 etkinliğe imza attı.
Sabancı Holding ve Carrefour Grup iştiraki CarrefourSA, 2025 yılının son günlerinde İstanbul Anadolu Yakası’nda 60. Gurme CarrefourSA mağazasını hizmete açtı. Böylece şirket, bayileri de dahil olmak üzere 77 ilde 1250’den fazla mağazaya ulaşarak çok kanallı ve segment bazlı büyüme stratejisini güçlendirdi.
Gurme konseptin ayrıcalıkları
650 metrekarelik alanda kurulan mağaza, modern marketçilik mimarisiyle tasarlandı. “Hızlı Kasa” noktalarıyla pratik alışveriş imkânı sunarken; taze et, balık, şarküteri ve meyve-sebze reyonlarıyla premium gıda deneyimini öne çıkarıyor. Organik ve vegan ürün seçkisi, sağlıklı yaşam trendlerini desteklerken; kahve köşesi dünya kahvelerinden yerel tatlara kadar geniş bir yelpaze sunuyor. Ayrıca evcil hayvan ürünlerine ayrılan “Petfood” alanı, CarrefourSA’nın yeni büyüme stratejisinin bir parçası olarak dikkat çekiyor.
Stratejik büyüme ve vizyon
CarrefourSA CEO’su Kutay Kartallıoğlu, açılışta yaptığı konuşmada, “Gurme CarrefourSA mağazalarıyla premium segmentteki varlığımızı güçlendiriyor, kârlı ve sürdürülebilir büyüme hedefimizi destekliyoruz. 2026 yılında da katma değerli yatırımlara devam edeceğiz” dedi. Kartallıoğlu, değişen tüketici beklentilerini yakından takip ettiklerini ve gastronomi odaklı alışveriş deneyimiyle fark yaratan mağazacılık anlayışını sürdüreceklerini vurguladı.
Türkiye Perakende Sektörüne Güven
CarrefourSA’nın yatırımları, Türkiye perakende sektörüne duyulan güvenin somut göstergesi olarak değerlendiriliyor. 2025 yılı boyunca hayata geçirilen yatırımlar, şirketin uzun vadeli vizyonunu desteklerken, premium segmentte müşteri deneyimini ön plana çıkarıyor. “Ne Lazımsa CarrefourSA” anlayışıyla hareket eden şirket, 2026 yılında da müşteri odaklı yatırımlarını sürdürmeyi planlıyor.
Her yeni yıl öncesi ‘bu kez çok kararlıyım’ diyerek diyet için kolları sıvıyor ancak bir türlü ideal kilonuza ulaşma mutluluğunu yaşayamıyor musunuz? Üstelik diyet süreciniz sıkıcı, baskıcı kısıtlamalarla psikolojinizi olumsuz etkiliyor, bıraktığınız anda da, verdiğiniz kiloları çok daha hızlı geri alarak en başa mı dönüyorsunuz? Moralinizi bozmayın, zira sürdürülebilir bir diyet ve düzenli egzersizle hem sağlıklı hem kolay kilo vermek mümkün! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Kısa sürede hızlı kilo vermeyi vadeden katı diyetler aslında sizi hedefinizden uzaklaştırarak motivasyonunuzu kaybetmenize yol açar. Yeni yılda formda kalmanın asıl yolu; katı, düşük kalorili planlanan geçici diyetler değil, sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları kazanmak ve düzenli egzersiz yapmaktan geçiyor. Bu nedenle mucize beklemeden, sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla hem ideal kilonuza ulaşıp formunuza kavuşabilir, hem de bağışıklık sisteminizin güçlendiğini, enerjinizin yükseldiğini ve yaşam kalitenizin iyileştiğini hissedebilirsiniz” diyor. Peki sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları neler olmalı? Beslenme ve Diyet Uzmanı Çelik, sürdürülebilir ve sağlıklı bir diyet için 7 altın öneride bulundu…
Yasaklamayın, denge sağlayın
Öncelikle besinleri ‘yasaklı’ diye etiketlemeyin. Aşırı kısıtlayıcı bir şekilde besinleri yasaklı sınıfına koyduğunuzda, olası bir ‘kaçamak’ durumunda suçluluk hissine kapılır ve kontrolünüzü bir süre sonra kaybettiğinizi görebilirsiniz. Ayrıca bir süre bu besinlerden uzak dursanız da, zamanla daha güçlü tüketme arzusuna kapılabilirsiniz. Kısıtlayıcı, kendinizi aç bırakan davranışlar hem metabolizma üzerinde olumsuz bir etki yaratır hem de sağlıksız bir beslenme döngüsüne yol açar. Oysa sağlıklı beslenme, tüm besin gruplarının dengeli porsiyon ve tüketim sıklığı düzenlenerek yönetilmesiyle yaşam tarzı alışkanlığına dönüşür.
Tüketmemek için, almayın!
Sürdürülebilir diyette çevresel faktörler çok önemlidir. Paketli ürün, gazlı içecek ve fast-food gibi gıdaları almayın. Elinizin altında olduğunu bilirseniz, hele de stresli dönemlerinizde bir anda kendinizi bu ürünleri tüketirken bulabilirsiniz. Alışverişe çıkmadan önce liste hazırlayın ve özellikle rafine şeker içeren ve yüksek yağlı paketli ürünleri listenize eklemeyin. Bu besinleri yeme istediğiniz kontrol edemeyeceğiniz ulaştığında, mevsimine göre 1 porsiyon taze meyve yanında 2 tam ceviz veya 6-8 adet çiğ badem tüketebilirsiniz. Tatlı isteğiniz çok yoğunsa laktoksuz sütlü bir kahve ve 2 adet kuru kayısı veya kuru erik tüketmek iyi bir tercihtir.
Lifli beslenin
Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Kilo vermekte zorlanan kişilerin yetersiz lif aldıklarını gözlemliyoruz. Oysa bol lifli besinler tokluk süresini artırırken, metabolizmayı hızlandırır. Bu nedenle sebze, meyve, tam tahıllı ürünler, kurubaklagiller, yağlı tohumlar vb lif içeriği yüksek gıdalar sindirim sistemi için oldukça önemlidir. Sağlıklı bir sindirim sistemi ise açlık-tokluk sinyallerinin kontrolüne destek olur. Örneğin; ana yemekte salata yemek ya da ara öğünlerde taze meyve ve yağlı tohum tüketmek ani kan şekeri dalgalanmalarını azaltarak gün içinde ani açlık krizlerinin, dolayısıyla fazla kalori alımının da önüne geçer” diyor.
Su tüketimine dikkat edin
Sağlıklı yaşam tarzı denilince olmazsa olmazlardan biri şüphesiz su tüketimi. Yeterli miktarda içilen su, metabolizmanın sağlıklı çalışması ve vücut fonksiyonlarının düzenlenmesi için şarttır. Ayrıca, yeterli su içilmezse, susuzluk hissi açlıkla karışabilir ve bu durum fazla kalori alımına yol açabilir. Miktarı kişiden kişiye değişmekle birlikte, gün boyunca düzenli aralıklarla su içmek ana hedeflerinizden biri olmalıdır. Vücudunuzda yeterli su bulunduğunu idrarınızın renginin açık olmasından anlayabilirsiniz. Çay ve kahve gibi içecekler suyun yerine geçmez aksine vücuttan su atılmasına neden olur. Suyun yanı sıra kefir ya da ayran gibi içecekler tüketmeniz faydalıdır.
Metabolizma hızını artıran besinlerden faydalanın
Yeni yılda öğünlerinize ekleyeceğiniz bazı besinler metabolizmada bazı değişiklikler yaparak yağ yakımına yardımcı olabilir. Bu da kısıtlayıcı olmadan sürdürülebilir bir tabak içeriği ile sağlıklı beslenme hedefinizi destekler. Hiçbir besinin mucizevi bir etkisi yoktur ama sağlıklı bir beslenme planı içerisinde metabolizma hızınızı artırmaya katkı sağlayabilirler. Örneğin; -tüketmenizde herhangi bir sakınca olmadığı doktorunuz tarafından belirtilmişse- aşırıya kaçmamak şartıyla kırmızı biber, tarçın, zencefil, zerdeçal gibi baharatlar, turunçgiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kahve ve yeşil çay tüketmeniz destek olacaktır.
Proteine çok önem verin
Yeterli ve dengeli protein alımı metabolizmanın korunması ve tokluk hissinin artırılması açısından kritik öneme sahiptir. Ancak protein alımını tek öğünde fazla miktarda değil, gün içerisine yayarak gerçekleştirin. Bu yöntem, özellikle iştah kontrolü ve gün boyu enerjinin dengeli kalmasına yardımcı olur. Yumurta, et, tavuk, balık, süt ve süt ürünleri gibi hayvansal kaynaklı proteinlerle birlikte bitkisel protein açısından zengin kurubaklagillerin tüketilmesi kas kütlesinin korunmasına da katkı sağlayarak ağırlık kaybı sürecinde yağ kaybını destekler.
Burada önemli olan bir diğer konu; bu gıdaların yağlı kısımlarını ayırmak (örneğin; tavuğun derisi, kırmızı etin beyaz yağlı kısımları gibi) ve doğru pişirme yöntemleriyle (kızartma değil ızgara ya da buğulama, haşlama) tüketmektir.
Sosyal hayat
Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Yeni yılda sürdürülebilir diyet için, sosyal hayatla beslenme arasındaki dengeyi kurabilmek kritik önem taşır. Dışarıda yediğiniz bir yemek ya da tatlı tek başına ağırlık artışının ya da sağlıksız beslenmenin nedeni olamaz. Sosyal ortamlardan kaçınmanız gerekmez. Sonrasında katı kısıtlamalara gitmek, öğün atlamak ise kan şekeri dengenizi bozarak daha da acıkmanıza neden olur. Yapılması gereken; gerçekçi ve uzun vadede sürdürülebilir bir denge oluşturmaktır. Dengeli ve sürdürülebilir yaklaşım için yapılması gereken şey; rutininize geri dönmek, yeterli protein, lif ve sağlıklı karbonhidratların olduğu dengeli tabak modeli oluşturmak, yeterli su içmek ve hareketi artırmak olmalıdır. Bu sayede hem metabolik dengeyi korur hem de beslenmeyle olan ilişkinizin cezalandırıcı değil, destekleyici olmasını sağlayabilirsiniz” diyor.
Metro Türkiye, 2024 yılına ilişkin sürdürülebilirlik faaliyetlerini ve sonuçlarını içeren 5. Etki Raporunu yayımladı. GRI Standartları’na göre hazırlanan rapor; iklim aksiyonları, yerel üretim, sürdürülebilir balıkçılık, izlenebilirlik, hayvan refahı ve çalışan deneyimi gibi başlıklarda elde edilen somut ilerlemeleri ortaya koyuyor.
İklim Aksiyonları ve Enerji Dönüşümü
Metro Türkiye, 2040 Net Sıfır hedefi doğrultusunda iklim krizine karşı güçlü adımlar atıyor. 2024 yılında mağazaların toplam elektrik ihtiyacının %40’ı çatı GES yatırımlarıyla karşılandı. Bu dönüşüm, şirketin karbon ayak izini azaltırken yenilenebilir enerji kullanımında önemli bir eşiğin aşılmasını sağladı.
Yerel Üretim ve Coğrafi İşaretli Ürünler
Yerel üreticileri destekleme misyonuyla yürütülen çalışmalar kapsamında raflarda yer alan coğrafi işaretli ve aday ürün sayısı 740’a ulaştı. “Yerelin İzinde” projesiyle yöresel tariflerin görünürlüğü artırılırken, üretici örgütleri ve kooperatiflerle yapılan iş birlikleri sayesinde yerel ürünlerin değer zincirindeki payı güçlendirildi.
Sağlıklı ve Kaliteli Gıdaya Erişim
Metro Türkiye, sağlıklı ve besleyici ürün portföyünü genişletti. Raflarda 493 Metro markalı sağlıklı ürün, 78 organik ürün ve 177 organik etiketli ürün yer aldı. Ayrıca 103 ürün daha az şeker, tuz ve yağ içerecek şekilde reformüle edildi; 69 üründe trans yağ tamamen kaldırıldı. Bu yaklaşım, tüketicilere daha sağlıklı seçenekler sunarken gıda güvenliği standartlarını da yükseltti.
Sürdürülebilir Balıkçılık ve Hayvan Refahı
Deniz ekosistemlerini koruma hedefi doğrultusunda Metro markalı balıkların %73’ü sürdürülebilirlik sertifikalı kaynaklardan tedarik edildi. Hayvan refahı konusunda ise Metro markalı tüm taze ve dondurulmuş et ürünleri %100 hayvan sağlığı ve refahı standartlarına uygun şekilde üretildi.
Gıda Atığı ve Döngüsel Ekonomi
2024 yılında toplam 2.862 ton gıda atığı oluşurken, bunun 2.530 tonu yeniden değerlendirildi. Gıda bankalarına bağış, yeniden satış, hayvan yemine dönüştürme ve kompostlama gibi yöntemlerle hem çevresel hem de sosyal fayda sağlandı.
Çalışan Deneyimi ve Sosyal Sürdürülebilirlik
Metro Türkiye, eşitlikçi ve kapsayıcı işveren yaklaşımıyla çalışanlarının kendilerini güvende ve değerli hissettiği bir iş ortamı yaratmayı sürdürüyor. Kadınların ve gençlerin iş hayatına katılımını destekleyen uygulamalar, şirketin uzun vadeli başarısının ayrılmaz bir parçası olarak görülüyor.
CEO David Antunes’in Mesajı
Metro Türkiye CEO’su David Antunes, “2040 yılında iklim nötr olma hedefimize doğru önemli çalışmalar gerçekleştirdik. Bu rapor, hem bugün yarattığımız etkiyi hem de geleceğe dair kararlılığımızı ortaya koyuyor” dedi.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2026/01/foto-kopyasi-800-x-550-piksel.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2026-01-01 20:21:332026-01-01 20:21:51Metro Türkiye’den 5. Etki aporu: 2040 net sıfır hedefine güçlü adımlar
Dikkat eksikliği, özellikle Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) dünyada ve ülkemizde çocuklarda yaygın görülen önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmre Gökyar, son yıllarda görülme sıklığı giderek artan dikkat eksikliğinin hafife alınmaması gereken bir sorun olduğunu belirterek, “Zira, tedavi edilmediğinde çocuğun yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilmektedir. Okul hayatında başarısızlık, performans düşüklüğü, özgüven kaybı, sosyal ilişkilerde zorlanma ve duygusal problemler, dikkat eksikliğinin çocuklarda yol açabileceği başlıca sorunlar arasında yer almaktadır” diyor. Genetik yatkınlıktan çevresel etkenlere kadar pek çok faktörün neden olduğu dikkat eksikliğinde beslenme alışkanlıklarının da önemli bir rol oynadığını vurgulayan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmre Gökyar, “Çocuklarda hatalı beslenme dikkat eksikliğinin tek başına nedeni olmasa da belirtilerin şiddetlenmesine sebep olabilmektedir. Özellikle şekerli, yüksek şeker ile tuz içeren paketli ve işlenmiş gıdaların yoğun tüketimi kan şekeri dalgalanmalarına yol açarak çocukların dikkat ve odaklanma becerilerini olumsuz etkileyebilmektedir” uyarısında bulunuyor.
Dikkatini toplayamıyorsa nedeni hatalı beslenme olabilir!
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB); dikkatin toplanması, sürdürülmesi ve yönetiminde güçlük çekilmesiyle karakterize bir durum olarak tanımlanıyor. Yapılan araştırmalar; çocuk ve ergenlerin yaklaşık yüzde 5 ila 7’sinde dikkat eksikliği görüldüğünü ortaya koyuyor. Türkiye’de DEHB yaygınlığının yüzde 5-8 arasında olduğu belirtilirken, tanı almamış çocuklarla birlikte sayının bu oranlardan daha yüksek olabileceği belirtiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmre Gökyar, çocuklarda dikkat eksikliğine pek çok faktörün sebep olduğuna vurgu yaparak, “Günümüzde, dijital ekranların yoğun kullanımı ve hızlı tüketilen içerikleri, artan stres düzeyi, düzensiz uyku ve çoklu görev beklentisi gibi modern yaşam koşulları çocuklarda dikkat eksikliği belirtilerinin şiddetini artırabilmektedir” uyarısında bulunuyor.
Şekerli ve işlenmiş gıdalar dikkati dağıtıyor!
Çocuklarda sık yapılan beslenme hatalarının başında aşırı şekerli, paketli ve işlenmiş gıdaların tüketimi geliyor. Dr. İmre Gökyar, bu tür beslenme alışkanlıklarının kan şekeri dalgalanmalarına yol açarak dikkat ve odaklanma sorunlarını artırabileceğine işaret ediyor. Omega-3, demir ve çinko gibi temel besin öğelerinin yetersiz alınması, düzensiz öğün saatleri ve yetersiz su tüketimi de zihinsel performansı düşürebiliyor.
Proteinden zengin kahvaltı ve omega-3 çok önemli!
Düzenli öğün saatleri, yeterli su tüketimi ile sağlıklı beslenme alışkanlıkları, dikkat ve odaklanma eksikliği olan çocuklarda tedavi sürecini destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmre Gökyar, proteinden zengin ve dengeli bir kahvaltının çocuklarda dikkat ile odaklanmayı gün boyu desteklediğini söyleyerek, “Ayrıca, omega-3 yağ asitleri içeren besinlerin düzenli tüketilmeleri de önemlidir. Haftada en az iki kez balık veya omega-3 açısından zengin besinler önerilmektedir. Bunların yanı sıra düzenli öğün saatleri ve yeterli su tüketimi sağlanmalı, gerekirse uzman kontrolünde vitamin-mineral takviyesi alınmalıdır” bilgisini veriyor. Şekerli ve işlenmiş gıdaların ise mutlaka sınırlandırılması gerektiği uyarısında bulunan Dr. İmre Gökyar, bunların yerine sebze, meyve, tam tahıl ve sağlıklı yağlar içeren öğünlerin tercih edilmesi gerektiğini anlatıyor.
Doğru yaklaşımla tedavisi mümkün!
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmre Gökyar, çocuklarda dikkat eksikliğinin erken tanı ve doğru destekle büyük ölçüde yönetilebileceğini anlatıyor. Dr. İmre Gökyar, “Psikolojik değerlendirme, gerekirse ilaç tedavisi, davranışsal yaklaşımlar, doğru beslenme alışkanlıkları, aile ve okul desteği ile çocukların hem akademik hem de sosyal yaşamlarında belirgin iyileşmeler sağlanabilmektedir. Dikkat eksikliği bir zeka sorunu değildir. Doğru yaklaşımla, çocukların güçlü yönleri ortaya çıkarılabilmekte ve yaşam kalitesi artırılabilmektedir” diyerek sözlerini tamamlıyor.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2026/01/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-3.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2026-01-01 19:50:172026-01-01 19:51:24Çocuklarda dikkat eksikliği sorunu yaygınlaşıyor…
Egepol Hastaneleri Uzman Diyetisyeni Cansu Kahraman, yılbaşında asıl amacın vücudu yormayan, bağışıklığı destekleyen ve sindirimi zorlamayan bir sofra kurmanın önemli olduğunu söyledi.
Zengin yılbaşı sofralarının yüksek kalori açısından risk oluşturduğunu belirten Kahraman, fonksiyonel beslenme yaklaşımına göre “ne yediğimiz” kadar, “vücudumuzun bu yiyeceklere nasıl yanıt verdiğine de dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
GÜNE HAFİF BAŞLAYIN
Uzman Diyetisyen Cansu Kahraman, yılbaşı akşamında genellikle planlanandan daha fazla yemek tüketildiği için günün ilk öğünlerini hafif tutmanın faydalı olduğunu vurguladı.
Kahraman, kahvaltıda yumurta, peynir, tam tahıllı ekmek, pancar, yeşillik, tercih edilmesini ve hamur işinden uzak durulması gerektiğini söyledi.
Cansu Kahraman, şu bilgileri verdi: “Uzun süren yılbaşı gecelerinde en sık yapılan hatalardan biri, basit karbonhidrat ağırlıklı beslenmektir. Beyaz unlu ürünler ve şekerli tatlılar kan şekerinde ani dalgalanmalara yol açar. Bunun yerine; protein, sağlıklı yağ ve lif içeren tabaklar tokluk süresini uzatır ve gece boyunca enerji düşüşlerini engeller. Hindi, balık, kırmızı et zeytinyağlı sebzeler ve bol yeşillik bu dengenin temelini oluşturur. Fonksiyonel beslenmede bağırsağın rolü büyüktür. Alkol, ağır soslar ve fazla şeker, bağırsak florasını olumsuz etkileyerek şişkinlik ve gaz şikayetlerini artırır. Sofrada yoğurt, kefir, fermente sebzeler ve sarımsak, soğan gibi prebiyotik kaynaklara yer vermek sindirim sistemini destekler”
ALKOLÜN MİKTARI KADAR, ZAMANLAMASI DA ÖNEMLİ
Alkolün türünden çok, ne kadar ve ne ile birlikte tüketildiğinin de önemli olduğuna dikkat çeken Cansu Kahraman sözlerine şöyle devam etti: “Aç karnına alınan alkol, kan şekeri düşüşüne ve ertesi gün halsizliğe yol açar. Her kadeh alkol alımı arasında su içmek, yanında protein ve lif tüketmek vücudun yükünü azaltır. Tatlı yılbaşının vazgeçilmezi olabilir; ancak şerbetli ve yoğun şekerli seçenekler yerine, bitter çikolata, hurma, meyve bazlı veya sütlü tatlılar tercih edilebilir. Tarçın ve kakao gibi kan şekerini dengeleyici baharatlar bu noktada önemli destekçilerdir. Yılbaşı sonrası aç kalmak veya “detoks” adı altında tek tip beslenmek yerine; bol su, sebze ağırlıklı tabaklar ve hafif yürüyüşlerle vücudu dengeye almak çok daha etkilidir. Fonksiyonel beslenme, kısa süreli çözümlerden değil, sürdürülebilir alışkanlıklardan yanadır. Yeni yıl dileklerimiz sağlıklı, dengeli ve iyi hissettiğimiz bir bedenle başlar. Sofrada yasaklar değil; bilinçli tercihler olmalıdır”
EİB’nin İhracatının %73’ü hedef ülkelere
Ticaret Bakanlığı, 2026 yılı için hedef ülke sayısını 55’ten 60’a yükseltti. Almanya, ABD, İngiltere, Çin, Hindistan ve Rusya gibi mevcut ülkeler listeyi korurken; Filistin, Suriye, Slovakya, Macaristan ve Kuzey Makedonya yeni hedef ülkeler olarak eklendi.
Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, 2025’in 11 ayında gerçekleştirilen 16,8 milyar dolarlık ihracatın 12,2 milyar dolarlık kısmının (%73) hedef ülkelere yapıldığını açıkladı. Eskinazi, 2026’da bu çizgiyi sürdürmeyi hedeflediklerini belirtti.
Ticaret Bakanlığı, ihracatçılara fuar katılımı, TURQUALITY, URGE, e-ihracat ve kira desteği gibi 16 kalemde destek sağlıyor. 2025’te 33 milyar TL olan destek bütçesi, 2026’da 45 milyar TL’ye çıkarıldı. EİB ise 2025 yılında 17 fuar milli katılımı ve 13 sektörel ticaret heyeti düzenleyerek toplamda 30 etkinliğe imza attı.
#İhracat2026 #EİB #TicaretBakanlığı #HedefÜlkeler #EkonomiHaberi #DışTicaret #Türkiyeİhracat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity
CarrefourSA’dan 60. gurme mağaza yatırımı
Sabancı Holding ve Carrefour Grup iştiraki CarrefourSA, 2025 yılının son günlerinde İstanbul Anadolu Yakası’nda 60. Gurme CarrefourSA mağazasını hizmete açtı. Böylece şirket, bayileri de dahil olmak üzere 77 ilde 1250’den fazla mağazaya ulaşarak çok kanallı ve segment bazlı büyüme stratejisini güçlendirdi.
Gurme konseptin ayrıcalıkları
650 metrekarelik alanda kurulan mağaza, modern marketçilik mimarisiyle tasarlandı. “Hızlı Kasa” noktalarıyla pratik alışveriş imkânı sunarken; taze et, balık, şarküteri ve meyve-sebze reyonlarıyla premium gıda deneyimini öne çıkarıyor. Organik ve vegan ürün seçkisi, sağlıklı yaşam trendlerini desteklerken; kahve köşesi dünya kahvelerinden yerel tatlara kadar geniş bir yelpaze sunuyor. Ayrıca evcil hayvan ürünlerine ayrılan “Petfood” alanı, CarrefourSA’nın yeni büyüme stratejisinin bir parçası olarak dikkat çekiyor.
Stratejik büyüme ve vizyon
CarrefourSA CEO’su Kutay Kartallıoğlu, açılışta yaptığı konuşmada, “Gurme CarrefourSA mağazalarıyla premium segmentteki varlığımızı güçlendiriyor, kârlı ve sürdürülebilir büyüme hedefimizi destekliyoruz. 2026 yılında da katma değerli yatırımlara devam edeceğiz” dedi. Kartallıoğlu, değişen tüketici beklentilerini yakından takip ettiklerini ve gastronomi odaklı alışveriş deneyimiyle fark yaratan mağazacılık anlayışını sürdüreceklerini vurguladı.
Türkiye Perakende Sektörüne Güven
CarrefourSA’nın yatırımları, Türkiye perakende sektörüne duyulan güvenin somut göstergesi olarak değerlendiriliyor. 2025 yılı boyunca hayata geçirilen yatırımlar, şirketin uzun vadeli vizyonunu desteklerken, premium segmentte müşteri deneyimini ön plana çıkarıyor. “Ne Lazımsa CarrefourSA” anlayışıyla hareket eden şirket, 2026 yılında da müşteri odaklı yatırımlarını sürdürmeyi planlıyor.
#CarrefourSA #GurmeMağaza #PerakendeYatırımı #EkonomiHaberi #PremiumSegment #SabancıHolding #CarrefourGroup #TürkiyePerakende #PauseDergi #PauseJournal #PauseTv
2026’da ideal kiloya ulaşmanın püf noktaları…
Her yeni yıl öncesi ‘bu kez çok kararlıyım’ diyerek diyet için kolları sıvıyor ancak bir türlü ideal kilonuza ulaşma mutluluğunu yaşayamıyor musunuz? Üstelik diyet süreciniz sıkıcı, baskıcı kısıtlamalarla psikolojinizi olumsuz etkiliyor, bıraktığınız anda da, verdiğiniz kiloları çok daha hızlı geri alarak en başa mı dönüyorsunuz? Moralinizi bozmayın, zira sürdürülebilir bir diyet ve düzenli egzersizle hem sağlıklı hem kolay kilo vermek mümkün! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Kısa sürede hızlı kilo vermeyi vadeden katı diyetler aslında sizi hedefinizden uzaklaştırarak motivasyonunuzu kaybetmenize yol açar. Yeni yılda formda kalmanın asıl yolu; katı, düşük kalorili planlanan geçici diyetler değil, sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları kazanmak ve düzenli egzersiz yapmaktan geçiyor. Bu nedenle mucize beklemeden, sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla hem ideal kilonuza ulaşıp formunuza kavuşabilir, hem de bağışıklık sisteminizin güçlendiğini, enerjinizin yükseldiğini ve yaşam kalitenizin iyileştiğini hissedebilirsiniz” diyor. Peki sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları neler olmalı? Beslenme ve Diyet Uzmanı Çelik, sürdürülebilir ve sağlıklı bir diyet için 7 altın öneride bulundu…
Öncelikle besinleri ‘yasaklı’ diye etiketlemeyin. Aşırı kısıtlayıcı bir şekilde besinleri yasaklı sınıfına koyduğunuzda, olası bir ‘kaçamak’ durumunda suçluluk hissine kapılır ve kontrolünüzü bir süre sonra kaybettiğinizi görebilirsiniz. Ayrıca bir süre bu besinlerden uzak dursanız da, zamanla daha güçlü tüketme arzusuna kapılabilirsiniz. Kısıtlayıcı, kendinizi aç bırakan davranışlar hem metabolizma üzerinde olumsuz bir etki yaratır hem de sağlıksız bir beslenme döngüsüne yol açar. Oysa sağlıklı beslenme, tüm besin gruplarının dengeli porsiyon ve tüketim sıklığı düzenlenerek yönetilmesiyle yaşam tarzı alışkanlığına dönüşür.
Sürdürülebilir diyette çevresel faktörler çok önemlidir. Paketli ürün, gazlı içecek ve fast-food gibi gıdaları almayın. Elinizin altında olduğunu bilirseniz, hele de stresli dönemlerinizde bir anda kendinizi bu ürünleri tüketirken bulabilirsiniz. Alışverişe çıkmadan önce liste hazırlayın ve özellikle rafine şeker içeren ve yüksek yağlı paketli ürünleri listenize eklemeyin. Bu besinleri yeme istediğiniz kontrol edemeyeceğiniz ulaştığında, mevsimine göre 1 porsiyon taze meyve yanında 2 tam ceviz veya 6-8 adet çiğ badem tüketebilirsiniz. Tatlı isteğiniz çok yoğunsa laktoksuz sütlü bir kahve ve 2 adet kuru kayısı veya kuru erik tüketmek iyi bir tercihtir.
Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Kilo vermekte zorlanan kişilerin yetersiz lif aldıklarını gözlemliyoruz. Oysa bol lifli besinler tokluk süresini artırırken, metabolizmayı hızlandırır. Bu nedenle sebze, meyve, tam tahıllı ürünler, kurubaklagiller, yağlı tohumlar vb lif içeriği yüksek gıdalar sindirim sistemi için oldukça önemlidir. Sağlıklı bir sindirim sistemi ise açlık-tokluk sinyallerinin kontrolüne destek olur. Örneğin; ana yemekte salata yemek ya da ara öğünlerde taze meyve ve yağlı tohum tüketmek ani kan şekeri dalgalanmalarını azaltarak gün içinde ani açlık krizlerinin, dolayısıyla fazla kalori alımının da önüne geçer” diyor.
Sağlıklı yaşam tarzı denilince olmazsa olmazlardan biri şüphesiz su tüketimi. Yeterli miktarda içilen su, metabolizmanın sağlıklı çalışması ve vücut fonksiyonlarının düzenlenmesi için şarttır. Ayrıca, yeterli su içilmezse, susuzluk hissi açlıkla karışabilir ve bu durum fazla kalori alımına yol açabilir. Miktarı kişiden kişiye değişmekle birlikte, gün boyunca düzenli aralıklarla su içmek ana hedeflerinizden biri olmalıdır. Vücudunuzda yeterli su bulunduğunu idrarınızın renginin açık olmasından anlayabilirsiniz. Çay ve kahve gibi içecekler suyun yerine geçmez aksine vücuttan su atılmasına neden olur. Suyun yanı sıra kefir ya da ayran gibi içecekler tüketmeniz faydalıdır.
Yeni yılda öğünlerinize ekleyeceğiniz bazı besinler metabolizmada bazı değişiklikler yaparak yağ yakımına yardımcı olabilir. Bu da kısıtlayıcı olmadan sürdürülebilir bir tabak içeriği ile sağlıklı beslenme hedefinizi destekler. Hiçbir besinin mucizevi bir etkisi yoktur ama sağlıklı bir beslenme planı içerisinde metabolizma hızınızı artırmaya katkı sağlayabilirler. Örneğin; -tüketmenizde herhangi bir sakınca olmadığı doktorunuz tarafından belirtilmişse- aşırıya kaçmamak şartıyla kırmızı biber, tarçın, zencefil, zerdeçal gibi baharatlar, turunçgiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kahve ve yeşil çay tüketmeniz destek olacaktır.
Yeterli ve dengeli protein alımı metabolizmanın korunması ve tokluk hissinin artırılması açısından kritik öneme sahiptir. Ancak protein alımını tek öğünde fazla miktarda değil, gün içerisine yayarak gerçekleştirin. Bu yöntem, özellikle iştah kontrolü ve gün boyu enerjinin dengeli kalmasına yardımcı olur. Yumurta, et, tavuk, balık, süt ve süt ürünleri gibi hayvansal kaynaklı proteinlerle birlikte bitkisel protein açısından zengin kurubaklagillerin tüketilmesi kas kütlesinin korunmasına da katkı sağlayarak ağırlık kaybı sürecinde yağ kaybını destekler.
Burada önemli olan bir diğer konu; bu gıdaların yağlı kısımlarını ayırmak (örneğin; tavuğun derisi, kırmızı etin beyaz yağlı kısımları gibi) ve doğru pişirme yöntemleriyle (kızartma değil ızgara ya da buğulama, haşlama) tüketmektir.
Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Yeni yılda sürdürülebilir diyet için, sosyal hayatla beslenme arasındaki dengeyi kurabilmek kritik önem taşır. Dışarıda yediğiniz bir yemek ya da tatlı tek başına ağırlık artışının ya da sağlıksız beslenmenin nedeni olamaz. Sosyal ortamlardan kaçınmanız gerekmez. Sonrasında katı kısıtlamalara gitmek, öğün atlamak ise kan şekeri dengenizi bozarak daha da acıkmanıza neden olur. Yapılması gereken; gerçekçi ve uzun vadede sürdürülebilir bir denge oluşturmaktır. Dengeli ve sürdürülebilir yaklaşım için yapılması gereken şey; rutininize geri dönmek, yeterli protein, lif ve sağlıklı karbonhidratların olduğu dengeli tabak modeli oluşturmak, yeterli su içmek ve hareketi artırmak olmalıdır. Bu sayede hem metabolik dengeyi korur hem de beslenmeyle olan ilişkinizin cezalandırıcı değil, destekleyici olmasını sağlayabilirsiniz” diyor.
#İdealKilo2026 #SağlıklıBeslenme #SürdürülebilirDiyet #KolayKiloVerme #EgzersizVeBeslenme #FormdaKal #YaşamKalitesi #EnerjiVeBağışıklık #PauseDergi #YeniYılKararları
Metro Türkiye’den 5. Etki aporu: 2040 net sıfır hedefine güçlü adımlar
Metro Türkiye, 2024 yılına ilişkin sürdürülebilirlik faaliyetlerini ve sonuçlarını içeren 5. Etki Raporunu yayımladı. GRI Standartları’na göre hazırlanan rapor; iklim aksiyonları, yerel üretim, sürdürülebilir balıkçılık, izlenebilirlik, hayvan refahı ve çalışan deneyimi gibi başlıklarda elde edilen somut ilerlemeleri ortaya koyuyor.
İklim Aksiyonları ve Enerji Dönüşümü
Metro Türkiye, 2040 Net Sıfır hedefi doğrultusunda iklim krizine karşı güçlü adımlar atıyor. 2024 yılında mağazaların toplam elektrik ihtiyacının %40’ı çatı GES yatırımlarıyla karşılandı. Bu dönüşüm, şirketin karbon ayak izini azaltırken yenilenebilir enerji kullanımında önemli bir eşiğin aşılmasını sağladı.
Yerel Üretim ve Coğrafi İşaretli Ürünler
Yerel üreticileri destekleme misyonuyla yürütülen çalışmalar kapsamında raflarda yer alan coğrafi işaretli ve aday ürün sayısı 740’a ulaştı. “Yerelin İzinde” projesiyle yöresel tariflerin görünürlüğü artırılırken, üretici örgütleri ve kooperatiflerle yapılan iş birlikleri sayesinde yerel ürünlerin değer zincirindeki payı güçlendirildi.
Sağlıklı ve Kaliteli Gıdaya Erişim
Metro Türkiye, sağlıklı ve besleyici ürün portföyünü genişletti. Raflarda 493 Metro markalı sağlıklı ürün, 78 organik ürün ve 177 organik etiketli ürün yer aldı. Ayrıca 103 ürün daha az şeker, tuz ve yağ içerecek şekilde reformüle edildi; 69 üründe trans yağ tamamen kaldırıldı. Bu yaklaşım, tüketicilere daha sağlıklı seçenekler sunarken gıda güvenliği standartlarını da yükseltti.
Sürdürülebilir Balıkçılık ve Hayvan Refahı
Deniz ekosistemlerini koruma hedefi doğrultusunda Metro markalı balıkların %73’ü sürdürülebilirlik sertifikalı kaynaklardan tedarik edildi. Hayvan refahı konusunda ise Metro markalı tüm taze ve dondurulmuş et ürünleri %100 hayvan sağlığı ve refahı standartlarına uygun şekilde üretildi.
Gıda Atığı ve Döngüsel Ekonomi
2024 yılında toplam 2.862 ton gıda atığı oluşurken, bunun 2.530 tonu yeniden değerlendirildi. Gıda bankalarına bağış, yeniden satış, hayvan yemine dönüştürme ve kompostlama gibi yöntemlerle hem çevresel hem de sosyal fayda sağlandı.
Çalışan Deneyimi ve Sosyal Sürdürülebilirlik
Metro Türkiye, eşitlikçi ve kapsayıcı işveren yaklaşımıyla çalışanlarının kendilerini güvende ve değerli hissettiği bir iş ortamı yaratmayı sürdürüyor. Kadınların ve gençlerin iş hayatına katılımını destekleyen uygulamalar, şirketin uzun vadeli başarısının ayrılmaz bir parçası olarak görülüyor.
CEO David Antunes’in Mesajı
Metro Türkiye CEO’su David Antunes, “2040 yılında iklim nötr olma hedefimize doğru önemli çalışmalar gerçekleştirdik. Bu rapor, hem bugün yarattığımız etkiyi hem de geleceğe dair kararlılığımızı ortaya koyuyor” dedi.
#MetroTürkiye #EtkiRaporu #NetSıfır2040 #Sürdürülebilirlik #YerelÜretim #GESYatırımı #SağlıklıGıda #HayvanRefahı #GıdaAtığı #EkonomiHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity
Çocuklarda dikkat eksikliği sorunu yaygınlaşıyor…
Dikkat eksikliği, özellikle Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) dünyada ve ülkemizde çocuklarda yaygın görülen önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmre Gökyar, son yıllarda görülme sıklığı giderek artan dikkat eksikliğinin hafife alınmaması gereken bir sorun olduğunu belirterek, “Zira, tedavi edilmediğinde çocuğun yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilmektedir. Okul hayatında başarısızlık, performans düşüklüğü, özgüven kaybı, sosyal ilişkilerde zorlanma ve duygusal problemler, dikkat eksikliğinin çocuklarda yol açabileceği başlıca sorunlar arasında yer almaktadır” diyor. Genetik yatkınlıktan çevresel etkenlere kadar pek çok faktörün neden olduğu dikkat eksikliğinde beslenme alışkanlıklarının da önemli bir rol oynadığını vurgulayan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmre Gökyar, “Çocuklarda hatalı beslenme dikkat eksikliğinin tek başına nedeni olmasa da belirtilerin şiddetlenmesine sebep olabilmektedir. Özellikle şekerli, yüksek şeker ile tuz içeren paketli ve işlenmiş gıdaların yoğun tüketimi kan şekeri dalgalanmalarına yol açarak çocukların dikkat ve odaklanma becerilerini olumsuz etkileyebilmektedir” uyarısında bulunuyor.
Dikkatini toplayamıyorsa nedeni hatalı beslenme olabilir!
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB); dikkatin toplanması, sürdürülmesi ve yönetiminde güçlük çekilmesiyle karakterize bir durum olarak tanımlanıyor. Yapılan araştırmalar; çocuk ve ergenlerin yaklaşık yüzde 5 ila 7’sinde dikkat eksikliği görüldüğünü ortaya koyuyor. Türkiye’de DEHB yaygınlığının yüzde 5-8 arasında olduğu belirtilirken, tanı almamış çocuklarla birlikte sayının bu oranlardan daha yüksek olabileceği belirtiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmre Gökyar, çocuklarda dikkat eksikliğine pek çok faktörün sebep olduğuna vurgu yaparak, “Günümüzde, dijital ekranların yoğun kullanımı ve hızlı tüketilen içerikleri, artan stres düzeyi, düzensiz uyku ve çoklu görev beklentisi gibi modern yaşam koşulları çocuklarda dikkat eksikliği belirtilerinin şiddetini artırabilmektedir” uyarısında bulunuyor.
Şekerli ve işlenmiş gıdalar dikkati dağıtıyor!
Çocuklarda sık yapılan beslenme hatalarının başında aşırı şekerli, paketli ve işlenmiş gıdaların tüketimi geliyor. Dr. İmre Gökyar, bu tür beslenme alışkanlıklarının kan şekeri dalgalanmalarına yol açarak dikkat ve odaklanma sorunlarını artırabileceğine işaret ediyor. Omega-3, demir ve çinko gibi temel besin öğelerinin yetersiz alınması, düzensiz öğün saatleri ve yetersiz su tüketimi de zihinsel performansı düşürebiliyor.
Proteinden zengin kahvaltı ve omega-3 çok önemli!
Düzenli öğün saatleri, yeterli su tüketimi ile sağlıklı beslenme alışkanlıkları, dikkat ve odaklanma eksikliği olan çocuklarda tedavi sürecini destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmre Gökyar, proteinden zengin ve dengeli bir kahvaltının çocuklarda dikkat ile odaklanmayı gün boyu desteklediğini söyleyerek, “Ayrıca, omega-3 yağ asitleri içeren besinlerin düzenli tüketilmeleri de önemlidir. Haftada en az iki kez balık veya omega-3 açısından zengin besinler önerilmektedir. Bunların yanı sıra düzenli öğün saatleri ve yeterli su tüketimi sağlanmalı, gerekirse uzman kontrolünde vitamin-mineral takviyesi alınmalıdır” bilgisini veriyor. Şekerli ve işlenmiş gıdaların ise mutlaka sınırlandırılması gerektiği uyarısında bulunan Dr. İmre Gökyar, bunların yerine sebze, meyve, tam tahıl ve sağlıklı yağlar içeren öğünlerin tercih edilmesi gerektiğini anlatıyor.
Doğru yaklaşımla tedavisi mümkün!
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmre Gökyar, çocuklarda dikkat eksikliğinin erken tanı ve doğru destekle büyük ölçüde yönetilebileceğini anlatıyor. Dr. İmre Gökyar, “Psikolojik değerlendirme, gerekirse ilaç tedavisi, davranışsal yaklaşımlar, doğru beslenme alışkanlıkları, aile ve okul desteği ile çocukların hem akademik hem de sosyal yaşamlarında belirgin iyileşmeler sağlanabilmektedir. Dikkat eksikliği bir zeka sorunu değildir. Doğru yaklaşımla, çocukların güçlü yönleri ortaya çıkarılabilmekte ve yaşam kalitesi artırılabilmektedir” diyerek sözlerini tamamlıyor.
#ÇocukSağlığı #DikkatEksikliği #DEHB #BeslenmeAlışkanlıkları #SağlıklıÇocuklar #Odaklanma #ŞekerdenUzakDur #İşlenmişGıdalar #ÇocukBeslenmesi #PauseDergi
Bağışıklığı destekleyen sofralar kurun
Egepol Hastaneleri Uzman Diyetisyeni Cansu Kahraman, yılbaşında asıl amacın vücudu yormayan, bağışıklığı destekleyen ve sindirimi zorlamayan bir sofra kurmanın önemli olduğunu söyledi.
Zengin yılbaşı sofralarının yüksek kalori açısından risk oluşturduğunu belirten Kahraman, fonksiyonel beslenme yaklaşımına göre “ne yediğimiz” kadar, “vücudumuzun bu yiyeceklere nasıl yanıt verdiğine de dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
GÜNE HAFİF BAŞLAYIN
Uzman Diyetisyen Cansu Kahraman, yılbaşı akşamında genellikle planlanandan daha fazla yemek tüketildiği için günün ilk öğünlerini hafif tutmanın faydalı olduğunu vurguladı.
Kahraman, kahvaltıda yumurta, peynir, tam tahıllı ekmek, pancar, yeşillik, tercih edilmesini ve hamur işinden uzak durulması gerektiğini söyledi.
Cansu Kahraman, şu bilgileri verdi: “Uzun süren yılbaşı gecelerinde en sık yapılan hatalardan biri, basit karbonhidrat ağırlıklı beslenmektir. Beyaz unlu ürünler ve şekerli tatlılar kan şekerinde ani dalgalanmalara yol açar. Bunun yerine; protein, sağlıklı yağ ve lif içeren tabaklar tokluk süresini uzatır ve gece boyunca enerji düşüşlerini engeller. Hindi, balık, kırmızı et zeytinyağlı sebzeler ve bol yeşillik bu dengenin temelini oluşturur. Fonksiyonel beslenmede bağırsağın rolü büyüktür. Alkol, ağır soslar ve fazla şeker, bağırsak florasını olumsuz etkileyerek şişkinlik ve gaz şikayetlerini artırır. Sofrada yoğurt, kefir, fermente sebzeler ve sarımsak, soğan gibi prebiyotik kaynaklara yer vermek sindirim sistemini destekler”
ALKOLÜN MİKTARI KADAR, ZAMANLAMASI DA ÖNEMLİ
Alkolün türünden çok, ne kadar ve ne ile birlikte tüketildiğinin de önemli olduğuna dikkat çeken Cansu Kahraman sözlerine şöyle devam etti: “Aç karnına alınan alkol, kan şekeri düşüşüne ve ertesi gün halsizliğe yol açar. Her kadeh alkol alımı arasında su içmek, yanında protein ve lif tüketmek vücudun yükünü azaltır. Tatlı yılbaşının vazgeçilmezi olabilir; ancak şerbetli ve yoğun şekerli seçenekler yerine, bitter çikolata, hurma, meyve bazlı veya sütlü tatlılar tercih edilebilir. Tarçın ve kakao gibi kan şekerini dengeleyici baharatlar bu noktada önemli destekçilerdir. Yılbaşı sonrası aç kalmak veya “detoks” adı altında tek tip beslenmek yerine; bol su, sebze ağırlıklı tabaklar ve hafif yürüyüşlerle vücudu dengeye almak çok daha etkilidir. Fonksiyonel beslenme, kısa süreli çözümlerden değil, sürdürülebilir alışkanlıklardan yanadır. Yeni yıl dileklerimiz sağlıklı, dengeli ve iyi hissettiğimiz bir bedenle başlar. Sofrada yasaklar değil; bilinçli tercihler olmalıdır”
#YılbaşıSofrası #FonksiyonelBeslenme #SağlıklıYaşam #BağışıklıkGücü #EgepolHastaneleri #DiyetisyenÖnerisi #PauseDergi