https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2024/11/foto-kopyasi-2.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2026-05-17 12:34:232026-05-17 12:39:06Türk Mutfağının Bölgesel Zenginliği: Her Şehir Kendi Tadını Anlatıyor
Yürürken ayak ucunuz yere takılıyor mu? Sık sık tökezliyor veya ayağınızı yukarı kaldırmakta güçlük çekiyor musunuz? Özellikle merdiven çıkmak, engebeli zeminde yürümek ve hızlı hareket etmek gün geçtikçe daha da zorlaşıyor mu? Bu sorunlardan yakınıyorsanız, nedeni halk arasında “düşük ayak” olarak bilinen “foot drop” olabilir!
Hemen her yaşta görülebilen düşük ayak yürüyüş dengesini bozarak günlük yaşamı önemli ölçüde etkileyebiliyor. Hastalar zamanla düşecekleri kaygısıyla dışarı çıkmaktan kaçınabiliyor, sosyal hayattan uzaklaşabiliyor. İlerleyen dönemlerde ise yürüyebilmek için destek cihazlarına ihtiyaç duyabiliyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Umut Yavuz, düşük ayak tablosunun tek başına bir hastalık değil; çoğu zaman sinir, kas, omurga veya nörolojik hastalıkların bir belirtisi olduğuna dikkat çekerek, “Bu nedenle yürümekte güçlük çeken kişilerin ‘Biraz uyuşma var, geçer‘, ‘Ayağım takılıyor ama idare ediyorum’ veya ‘Tökezlememin nedeni dikkatsizliğimdir’ düşüncesiyle zaman kaybetmeden hekime başvurmaları çok önemlidir. Erken tanı hem altta yatan hastalığın ilerlemesini önlenmede hem de ayakta oluşabilecek kalıcı hasar riskini azaltmada kritik rol oynar. Günümüzde erken tanı ve uygun tedavi sayesinde ayak fonksiyonlarında önemli ölçüde iyileşme sağlanabilir” diyor.
Prof. Dr. Umut Yavuz
Yürüme bozukluğuyla kendini gösteriyor
Düşük ayak kişinin yürürken ayağının ön kısmını yukarı kaldırmakta zorlanmasına neden olan önemli bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. Bu tablo kendini genellikle yürüme bozukluğuyla gösteriyor. Normal yürüyüş sırasında ayak bileğini yukarı kaldıran kaslar, ayağın yere takılmadan ilerlemesini sağlıyor. Bu kasların sağlıklı çalışması için siyatik sinir ve onun bir dalı olan peroneal sinirin sağlam olması gerekiyor. Bu sinirlerden en az biri etkilendiğinde ayağı yukarı kaldıran ve sağ ile sola yönlendiren kaslar zayıflıyor. Sonuç olarak ayak ucu yere sürtünmeye başlıyor ve kişi yürürken ayağını normalden daha fazla kaldırmak zorunda kalıyor. Bu tablo halk arasında “düşük ayak” olarak adlandırılıyor. Bazı hastaların ise ayağını yere takmamak için dizini normalden fazla kaldırarak yürümek zorunda kaldıklarını aktaran Prof. Dr. Umut Yavuz, “Yüksek adımlı yürüyüş olarak tanımlanan bu yürüyüş şekli hem yorucudur hem de zamanla kalça, diz ve bel bölgesinde ek zorlanmalara neden olabilir” diye konuşuyor.
Ciddi bir sorunun habercisi olabiliyor!
Düşük ayak, ayağı yukarı kaldıran kasların yeterince çalışamaması sonucu ortaya çıkıyor. Kaslar doğrudan hasar görebileceği gibi, bu kaslara komut taşıyan sinirler de etkilenebiliyor. Prof. Dr. Umut Yavuz, düşük ayağın çoğu zaman başka bir sağlık sorununun habercisi olduğunu vurgulayarak, “Bu tabloya genel olarak sinir sıkışmaları, bel fıtığı veya bel kanal darlığı, sinir yaralanmaları, diyabetik nöropati, kas ve sinir hastalıkları ile inme gibi ciddi durumlar neden olur. Bazen travmalar ve diz veya kalça protezi gibi büyük cerrahiler sonrasında sinir etkilenmeleri de düşük ayak sorununa yol açabilir” diye konuşuyor. Prof. Dr. Umut Yavuz, bunların yanı sıra uzun süre bacak bacak üstüne atan, çömelerek çalışan, dizin dış kısmına uzun süre baskı uygulayan ve hızlı kilo kaybı yaşayan kişilerde de düşük ayak tablosunun gelişebildiğini söylüyor.
En yaygın belirtisi ayağın yere takılması
Hastalar sağlık kuruluşlarına en sık ‘Ayağımı kaldıramıyorum’, ‘Ayağım yere sürtüyor’, ‘Sık sık tökezliyorum’ ve ‘Ayakkabımın ucu yere çarpıyor’ gibi şikayetlerle başvuruyor. Düşük ayağın belirtileri bazen aniden, bazen de sinsi başlayabiliyor. Travma, cerrahi sonrası sinir yaralanması veya ani bel fıtığında tablo hızlı ilerleyebiliyor. Sinir sıkışması, diyabetik nöropati veya bazı nörolojik hastalıklarda ise belirtiler daha yavaş gelişebiliyor. Prof. Dr. Umut Yavuz, düşük ayağın en yaygın belirtilerini şöyle anlatıyor: “En sık görülen belirtisi hastanın ilk aşamada ayağını kendine doğru çekememesi ve yürürken ayak ucunun yere takılmasıdır. Buna ayak çevresinde duyu kaybı da eşlik edebilir. Bazı hastalarda uyuşma, karıncalanma, bacağın dış kısmında ağrı veya belden bacağa yayılan ağrı da gelişebilir.”
Geç kalındığında kalıcı hasar oluşabiliyor
Düşük ayak tablosunda erken tanının çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Umut Yavuz, altta yatan bazı nedenlerinde erken tedavi sayesinde sinir fonksiyonunun toparlanabildiğini ve kalıcı hasarın önlenebildiğini aktarıyor. Prof. Dr. Umut Yavuz, şu bilgileri paylaşıyor: “Özellikle sinir sıkışması, bel fıtığına bağlı sinir basısı veya travma sonrası gelişen durumlarda zamanlama kritik öneme sahiptir. Geç kalındığında kaslarda zayıflık kalıcı hale gelebilir, sinirin iyileşme kapasitesi azalabilir ve ayakta şekil bozuklukları gelişebilir. Uzun süre devam eden düşük ayakta hasta ayağını yukarı kaldıramadığı için yürüme paterni bozulabilir ve zamanla ayak bileğinde sertlik oluşabilir. Bunun sonucunda düşme riski artabilir. Erken dönemde tedavi şansı daha yüksek olurken, ileri evrelerde tendon transferi gibi fonksiyon kazandırmaya yönelik cerrahi işlemler gündeme gelebilir.”
Bu tabloda ameliyat gerekebiliyor
Tedavide temel hedef, altta yatan nedeni tespit etmek ve mümkünse ortadan kaldırmak. Bunun yanında hastanın güvenli yürümesini sağlamak ve ayakta kalıcı şekil bozukluğu gelişmesini engellemek amaçlanıyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Umut Yavuz,erken tanı alan hastalarda, özellikle sinirin tamamen kopmadığı ve basının erken dönemde giderildiği durumlarda tedavide oldukça başarılı sonuçlar sağlandığını belirterek, “Tedavinin başarısı; altta yatan neden, sinir hasarının derecesi, geçen süre, hastanın yaşı ve eşlik eden hastalıklara göre değişir. Düşük ayağa sebep olan etkenin tedavisi, fizik tedavi ve rehabilitasyon, ayak bileği ortezleri, kas güçlendirme egzersizleri ile denge ve yürüme eğitimi ilk basamak tedavileri oluşturur” diyor. Prof. Dr. Umut Yavuz, uzun süreli ve kalıcı tablolarda ise tendon transferi cerrahisine başvurulduğunu söylüyor.
Amaç güvenli ve dengeli bir yürüyüş sağlamak!
Tendon transferi cerrahisinde genellikle ayakta çalışan güçlü tendonlardan biri, ayağın ön kısmını yukarı kaldırmaya yardımcı olacak şekilde yeniden konumlandırılıyor. Böylece işlevini kaybeden kasın görevi, sağlam bir kas-tendon sistemiyle telafi ediliyor. Başarılı bir cerrahi sonrasında hastaların yürüyüş kalitesi belirgin şekilde artarken, düşme riski de büyük ölçüde azalıyor. Prof. Dr. Umut Yavuz, ameliyat sonrasında genellikle altı hafta boyunca alçı veya yürüme botu kullanıldığını, ardından fizik tedavi sürecine geçildiğini belirterek, “Günlük yaşama dönüş süresi ise yapılan işleme, hastanın genel durumuna ve rehabilitasyon sürecine göre değişmekle birlikte, çoğu hastada 2-3 ay içinde belirgin fonksiyonel kazanım hedeflenmektedir” bilgisini veriyor.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2026/05/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-3-11.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2026-05-16 01:05:032026-05-16 01:05:03Basit bir sorun sanılıyor ama kalıcı hasar bırakabiliyor!
Anadolu Efes, sürdürülebilirliği iş yapış biçimlerinin merkezine alarak yayımladığı 2025 Entegre Faaliyet Raporu’nda “Derinleşen Etki” odağıyla kalıcı ve dönüştürücü etki yaratma vizyonunu ortaya koydu. Bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri ise UNDP Türkiye ortaklığında hayata geçirilen “İkinci Hasat” projesi oldu. Kadınların güçlenmesi ve döngüsel ekonomi odağıyla geliştirilen proje, arpa saplarını kadın emeği, sanat ve tasarımın gücüyle yeniden ekonomiye kazandırarak ikincil ham maddenin öncülük ettiği yeni bir üretim modeli ortaya koyuyor.
Adıyaman merkezli kadın kooperatifleri ve MILKist Sosyal Tasarım Merkezi ile yürütülen projede, tarımsal atık olarak görülen arpa sapları yeniden üretim döngüsüne dahil ediliyor. Ortaya çıkan sanat eserleri açık artırma yoluyla satışa sunularak kooperatiflere gelir sağlanıyor. Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, “Yarattığımız etkinin yalnızca büyümesini değil, kalıcı olmasını da önemsiyoruz. Arpa saplarını döngüsel ekonomi modeliyle yeniden ekonomiye kazandırırken, bu süreci kadınların güçlenmesini destekleyen bir yapıyla buluşturuyoruz” dedi.
UNDP Türkiye’den Ceyda Alpay ise projenin tarımsal yan ürünlerin yeniden değerlendirilmesini kadınların güçlenmesi ve yerel kalkınmayla bir araya getiren değerli bir model sunduğunu belirtti. Proje kapsamında Adıyaman’dan New York’a uzanan uluslararası iş birlikleriyle yerel üretim bilgisi küresel tasarım ve araştırma ekosistemiyle buluşturuluyor. Fashion Institute of Technology’de düzenlenecek “Topraktan Yüzeye” sergisi, bu dönüşümün küresel ölçekte görünür hale gelmesini sağlayacak.
“İkinci Hasat” projesi, kadın emeğini merkeze alan üretim modeliyle hem sosyal fayda hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından örnek bir girişim olarak öne çıkıyor. Anadolu Efes’in döngüsel ekonomi vizyonu, tarımsal üretimden tasarıma uzanan zincirde yeni değer yaratma potansiyelini gözler önüne seriyor.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2026/05/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-39.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2026-05-16 00:29:232026-05-16 00:30:55Anadolu Efes’ten Döngüsel Ekonomi ve Kadın Güçlenmesi Projesi
Anadolu Grubu’nun bir parçası olan Coca-Cola İçecek (CCI), Kazakistan’ın Aktöbe şehrinde kurulacak yeni fabrikası için iş birliği protokolünü imzaladı. Astana’da düzenlenen Kazakistan – Türkiye İş Forumu kapsamında gerçekleştirilen imza töreninde, CCI Kazakistan Genel Müdürü Veli Dinçel ile Aktöbe Bölgesi Sanayi ve Yenilikçi Kalkınma Dairesi Başkanı Doszhan Alibekov yer aldı.
CCI, Orta Asya’daki uzun vadeli büyüme vizyonu doğrultusunda yatırımlarına devam ederken, Aktöbe fabrikası şirketin Kazakistan’daki dördüncü şişeleme tesisi olacak. Almatı, Astana ve Çimkent’teki mevcut fabrikaların ardından hayata geçirilecek yeni tesis, iki ülke arasındaki ekonomik ve endüstriyel iş birliğini güçlendirecek. Veli Dinçel, “Aktöbe fabrikası, CCI’ın bölgede büyüme kararlılığının ve Kazakistan’a duyduğu güvenin somut bir göstergesidir” sözleriyle yatırımın önemini vurguladı.
2026 yılı içerisinde çalışmalarına başlanması planlanan fabrikanın, bölgede ilave istihdam yaratması ve uluslararası çevre standartlarına uygun şekilde faaliyet göstermesi öngörülüyor. Modern atık yönetim sistemleriyle donatılacak tesis, sürdürülebilir üretim yaklaşımını destekleyecek. Coca-Cola İçecek’in 1994 yılından bu yana Kazakistan’da gerçekleştirdiği toplam yatırım, Aktöbe’de açılacak yeni fabrikayla birlikte 550 milyon doları aşacak.
İklimlendirme sektörünün öncü markası Daikin Türkiye, 1 Nisan 2025 – 31 Mart 2026 dönemini kapsayan 2025 mali yılında 750 milyon Euro ciroya ulaşarak güçlü büyümesini sürdürdü. Türkiye iklimlendirme sektörünün en büyük ihracatçısı olma unvanını üst üste 8 yıldır koruyan şirket, bu dönemde 363 milyon Euro ihracat geliri elde etti. Sakarya Hendek Üretim Tesisi’ni bölgesel bir üretim ve teknoloji üssü olarak konumlandıran Daikin Türkiye, üretim, dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik ve müşteri memnuniyeti alanlarındaki yatırımlarıyla sektörde dönüşümün öncüsü olmaya devam ediyor.
Daikin Türkiye, üretimde yerlileşme oranını yüzde 50’nin üzerine çıkararak özellikle kaset tipi fancoil serisini yerli üretime taşıdı. Sakarya Hendek Tesisi, Daikin Grubu içinde Avrupa’nın tek fancoil üretim merkezi konumuna yükseldi. Ayrıca 2022’de başlanan VRV üretimiyle Avrupa’ya %60 oranında ihracat gerçekleştirildi. Bu gelişmeler, şirketin lojistik üssü olma hedefini güçlendirdi. 2025 mali yılında gerçekleştirilen 4,3 milyar TL sermaye artışıyla toplam sermaye 5,4 milyar TL’ye çıkarıldı.
Daikin Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Olcay Avcı, sektörün 2026 yılında yaklaşık %10 büyümesini öngördüklerini belirterek özellikle ısı pompası sistemleri ve data center çözümlerinin büyümede önemli rol oynayacağını ifade etti. Türkiye’de ısı pompası satışlarını bir önceki yıla göre %35 artıran Daikin, bu büyümeyi %50 seviyesine taşımayı hedefliyor. Data center yatırımlarındaki artışın iklimlendirme sektöründe soğutma çözümlerine olan talebi artıracağını vurgulayan Avcı, bu alanda Daikin’in güçlü bir çözüm sağlayıcı olarak öne çıktığını söyledi.
Daikin Türkiye, ihracat başarısını sürdürerek Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından bir kez daha “İklimlendirme Sanayii Sektör Şampiyonu” seçildi. Ayrıca The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri’nde üst üste 5. kez “Yılın İtibarlısı” ödülünü aldı. Global ölçekte ise Daikin Industries Ltd., 2025 mali yılını 5 milyar 15 milyon Yen ciroyla kapatarak tarihinin en yüksek finansal performansına ulaştı. 170’ten fazla ülkede faaliyet gösteren ve 104 bini aşkın çalışanı bulunan şirket, HVAC-R alanında kompresör ve soğutucu akışkanları kendi bünyesinde geliştiren dünyadaki tek üretici olarak sektörde benzersiz bir konumda yer alıyor.
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Visit Gaziantep uygulamasını tanıtmak üzere düzenlenen kapsamlı programda kentin tüm turizm envanterini tek dijital çatı altında topladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı iş birliğinde hayata geçirilen proje, şehrin ulusal ve uluslararası tanıtım gücünü artırmayı, turist deneyimini modernize etmeyi ve yerel turizm paydaşlarını dijital sistemle bütünleştirmeyi hedefliyor.
Dijital Turizm Vizyonu
Visit Gaziantep, müzelerden ören yerlerine, gastronomi noktalarından coğrafi işaretli ürünlere kadar şehrin tüm turizm değerlerini tek bir uygulamada buluşturuyor. Etkinlik ve festival takvimi, kültürel miras unsurları ve ziyaretçi deneyimine yönelik içerikler entegre bir sistemde sunuluyor. 9 dil seçeneği ve yapay zekâ destekli altyapısıyla kullanıcılar kişiselleştirilmiş şehir deneyimi yaşayabiliyor.
Nadir Alpaslan (Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı): Gaziantep’in kültür ve turizm alanında örnek ve öncü çalışmalar yaptığını vurguladı.
Fatma Şahin (Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı): “Akıllı şehre akıllı turizm lazım” diyerek projenin vizyoner yönünü öne çıkardı. Gaziantep’in özgün kimliğini uluslararası dile taşıma hedefini paylaştı.
Kemal Çeber (Gaziantep Valisi): Turizmin Gaziantep’in gelişmesinde ana etmenlerden biri olacağını belirtti.
Abdulhamit Gül (AK Parti Grup Başkanvekili): Gaziantep’in tarihi, kültürü ve insanıyla güçlü bir şehir kimliğine sahip olduğunu ifade etti.
Stratejik Katkılar
Bu uygulama, Gaziantep’in gastronomi, kültür, doğa ve inanç turizmi değerlerini dijital ortamda görünür kılarak şehri “akıllı turizm destinasyonu” modeline taşıyor. Aynı zamanda yerel ekonomiye katkı sağlıyor, istihdamı destekliyor ve şehrin marka değerini küresel ölçekte güçlendiriyor.
Gaziantep’in Marka Yolculuğu
Gaziantep, sanayi ve ticaretteki gücünü turizmle birleştirerek küresel bir marka olma yolunda ilerliyor. Gastronomi hikâyelerinden kültürel mirasa kadar her unsur, Visit Gaziantep uygulamasıyla dijital bir deneyim modeline dönüşüyor. Şehrin özgün kimliği, yerelden evrensele taşınarak uluslararası turizm sahnesinde daha görünür hale geliyor.
https://pausejournal.com/wp-content/uploads/2026/05/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-1-22.jpg550800pausehttps://pausejournal.com/wp-content/uploads/2025/11/p.jpgpause2026-05-15 22:20:542026-05-15 22:23:15Akıllı Turizm Dönemi Gaziantep’te Başladı
Türk Mutfağının Bölgesel Zenginliği: Her Şehir Kendi Tadını Anlatıyor
Basit bir sorun sanılıyor ama kalıcı hasar bırakabiliyor!
Yürürken ayak ucunuz yere takılıyor mu? Sık sık tökezliyor veya ayağınızı yukarı kaldırmakta güçlük çekiyor musunuz? Özellikle merdiven çıkmak, engebeli zeminde yürümek ve hızlı hareket etmek gün geçtikçe daha da zorlaşıyor mu? Bu sorunlardan yakınıyorsanız, nedeni halk arasında “düşük ayak” olarak bilinen “foot drop” olabilir!
Hemen her yaşta görülebilen düşük ayak yürüyüş dengesini bozarak günlük yaşamı önemli ölçüde etkileyebiliyor. Hastalar zamanla düşecekleri kaygısıyla dışarı çıkmaktan kaçınabiliyor, sosyal hayattan uzaklaşabiliyor. İlerleyen dönemlerde ise yürüyebilmek için destek cihazlarına ihtiyaç duyabiliyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Umut Yavuz, düşük ayak tablosunun tek başına bir hastalık değil; çoğu zaman sinir, kas, omurga veya nörolojik hastalıkların bir belirtisi olduğuna dikkat çekerek, “Bu nedenle yürümekte güçlük çeken kişilerin ‘Biraz uyuşma var, geçer‘, ‘Ayağım takılıyor ama idare ediyorum’ veya ‘Tökezlememin nedeni dikkatsizliğimdir’ düşüncesiyle zaman kaybetmeden hekime başvurmaları çok önemlidir. Erken tanı hem altta yatan hastalığın ilerlemesini önlenmede hem de ayakta oluşabilecek kalıcı hasar riskini azaltmada kritik rol oynar. Günümüzde erken tanı ve uygun tedavi sayesinde ayak fonksiyonlarında önemli ölçüde iyileşme sağlanabilir” diyor.
Prof. Dr. Umut Yavuz
Yürüme bozukluğuyla kendini gösteriyor
Düşük ayak kişinin yürürken ayağının ön kısmını yukarı kaldırmakta zorlanmasına neden olan önemli bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. Bu tablo kendini genellikle yürüme bozukluğuyla gösteriyor. Normal yürüyüş sırasında ayak bileğini yukarı kaldıran kaslar, ayağın yere takılmadan ilerlemesini sağlıyor. Bu kasların sağlıklı çalışması için siyatik sinir ve onun bir dalı olan peroneal sinirin sağlam olması gerekiyor. Bu sinirlerden en az biri etkilendiğinde ayağı yukarı kaldıran ve sağ ile sola yönlendiren kaslar zayıflıyor. Sonuç olarak ayak ucu yere sürtünmeye başlıyor ve kişi yürürken ayağını normalden daha fazla kaldırmak zorunda kalıyor. Bu tablo halk arasında “düşük ayak” olarak adlandırılıyor. Bazı hastaların ise ayağını yere takmamak için dizini normalden fazla kaldırarak yürümek zorunda kaldıklarını aktaran Prof. Dr. Umut Yavuz, “Yüksek adımlı yürüyüş olarak tanımlanan bu yürüyüş şekli hem yorucudur hem de zamanla kalça, diz ve bel bölgesinde ek zorlanmalara neden olabilir” diye konuşuyor.
Ciddi bir sorunun habercisi olabiliyor!
Düşük ayak, ayağı yukarı kaldıran kasların yeterince çalışamaması sonucu ortaya çıkıyor. Kaslar doğrudan hasar görebileceği gibi, bu kaslara komut taşıyan sinirler de etkilenebiliyor. Prof. Dr. Umut Yavuz, düşük ayağın çoğu zaman başka bir sağlık sorununun habercisi olduğunu vurgulayarak, “Bu tabloya genel olarak sinir sıkışmaları, bel fıtığı veya bel kanal darlığı, sinir yaralanmaları, diyabetik nöropati, kas ve sinir hastalıkları ile inme gibi ciddi durumlar neden olur. Bazen travmalar ve diz veya kalça protezi gibi büyük cerrahiler sonrasında sinir etkilenmeleri de düşük ayak sorununa yol açabilir” diye konuşuyor. Prof. Dr. Umut Yavuz, bunların yanı sıra uzun süre bacak bacak üstüne atan, çömelerek çalışan, dizin dış kısmına uzun süre baskı uygulayan ve hızlı kilo kaybı yaşayan kişilerde de düşük ayak tablosunun gelişebildiğini söylüyor.
En yaygın belirtisi ayağın yere takılması
Hastalar sağlık kuruluşlarına en sık ‘Ayağımı kaldıramıyorum’, ‘Ayağım yere sürtüyor’, ‘Sık sık tökezliyorum’ ve ‘Ayakkabımın ucu yere çarpıyor’ gibi şikayetlerle başvuruyor. Düşük ayağın belirtileri bazen aniden, bazen de sinsi başlayabiliyor. Travma, cerrahi sonrası sinir yaralanması veya ani bel fıtığında tablo hızlı ilerleyebiliyor. Sinir sıkışması, diyabetik nöropati veya bazı nörolojik hastalıklarda ise belirtiler daha yavaş gelişebiliyor. Prof. Dr. Umut Yavuz, düşük ayağın en yaygın belirtilerini şöyle anlatıyor: “En sık görülen belirtisi hastanın ilk aşamada ayağını kendine doğru çekememesi ve yürürken ayak ucunun yere takılmasıdır. Buna ayak çevresinde duyu kaybı da eşlik edebilir. Bazı hastalarda uyuşma, karıncalanma, bacağın dış kısmında ağrı veya belden bacağa yayılan ağrı da gelişebilir.”
Geç kalındığında kalıcı hasar oluşabiliyor
Düşük ayak tablosunda erken tanının çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Umut Yavuz, altta yatan bazı nedenlerinde erken tedavi sayesinde sinir fonksiyonunun toparlanabildiğini ve kalıcı hasarın önlenebildiğini aktarıyor. Prof. Dr. Umut Yavuz, şu bilgileri paylaşıyor: “Özellikle sinir sıkışması, bel fıtığına bağlı sinir basısı veya travma sonrası gelişen durumlarda zamanlama kritik öneme sahiptir. Geç kalındığında kaslarda zayıflık kalıcı hale gelebilir, sinirin iyileşme kapasitesi azalabilir ve ayakta şekil bozuklukları gelişebilir. Uzun süre devam eden düşük ayakta hasta ayağını yukarı kaldıramadığı için yürüme paterni bozulabilir ve zamanla ayak bileğinde sertlik oluşabilir. Bunun sonucunda düşme riski artabilir. Erken dönemde tedavi şansı daha yüksek olurken, ileri evrelerde tendon transferi gibi fonksiyon kazandırmaya yönelik cerrahi işlemler gündeme gelebilir.”
Bu tabloda ameliyat gerekebiliyor
Tedavide temel hedef, altta yatan nedeni tespit etmek ve mümkünse ortadan kaldırmak. Bunun yanında hastanın güvenli yürümesini sağlamak ve ayakta kalıcı şekil bozukluğu gelişmesini engellemek amaçlanıyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Umut Yavuz, erken tanı alan hastalarda, özellikle sinirin tamamen kopmadığı ve basının erken dönemde giderildiği durumlarda tedavide oldukça başarılı sonuçlar sağlandığını belirterek, “Tedavinin başarısı; altta yatan neden, sinir hasarının derecesi, geçen süre, hastanın yaşı ve eşlik eden hastalıklara göre değişir. Düşük ayağa sebep olan etkenin tedavisi, fizik tedavi ve rehabilitasyon, ayak bileği ortezleri, kas güçlendirme egzersizleri ile denge ve yürüme eğitimi ilk basamak tedavileri oluşturur” diyor. Prof. Dr. Umut Yavuz, uzun süreli ve kalıcı tablolarda ise tendon transferi cerrahisine başvurulduğunu söylüyor.
Amaç güvenli ve dengeli bir yürüyüş sağlamak!
Tendon transferi cerrahisinde genellikle ayakta çalışan güçlü tendonlardan biri, ayağın ön kısmını yukarı kaldırmaya yardımcı olacak şekilde yeniden konumlandırılıyor. Böylece işlevini kaybeden kasın görevi, sağlam bir kas-tendon sistemiyle telafi ediliyor. Başarılı bir cerrahi sonrasında hastaların yürüyüş kalitesi belirgin şekilde artarken, düşme riski de büyük ölçüde azalıyor. Prof. Dr. Umut Yavuz, ameliyat sonrasında genellikle altı hafta boyunca alçı veya yürüme botu kullanıldığını, ardından fizik tedavi sürecine geçildiğini belirterek, “Günlük yaşama dönüş süresi ise yapılan işleme, hastanın genel durumuna ve rehabilitasyon sürecine göre değişmekle birlikte, çoğu hastada 2-3 ay içinde belirgin fonksiyonel kazanım hedeflenmektedir” bilgisini veriyor.
#DüşükAyak #FootDrop #SağlıkHaber #Ortopedi #AcıbademKadıköy #YürüyüşSorunları #ErkenTanı #SinirHastalıkları #KasHastalıkları #NörolojikBelirti #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity
Anadolu Efes’ten Döngüsel Ekonomi ve Kadın Güçlenmesi Projesi
Anadolu Efes, sürdürülebilirliği iş yapış biçimlerinin merkezine alarak yayımladığı 2025 Entegre Faaliyet Raporu’nda “Derinleşen Etki” odağıyla kalıcı ve dönüştürücü etki yaratma vizyonunu ortaya koydu. Bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri ise UNDP Türkiye ortaklığında hayata geçirilen “İkinci Hasat” projesi oldu. Kadınların güçlenmesi ve döngüsel ekonomi odağıyla geliştirilen proje, arpa saplarını kadın emeği, sanat ve tasarımın gücüyle yeniden ekonomiye kazandırarak ikincil ham maddenin öncülük ettiği yeni bir üretim modeli ortaya koyuyor.
Adıyaman merkezli kadın kooperatifleri ve MILKist Sosyal Tasarım Merkezi ile yürütülen projede, tarımsal atık olarak görülen arpa sapları yeniden üretim döngüsüne dahil ediliyor. Ortaya çıkan sanat eserleri açık artırma yoluyla satışa sunularak kooperatiflere gelir sağlanıyor. Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, “Yarattığımız etkinin yalnızca büyümesini değil, kalıcı olmasını da önemsiyoruz. Arpa saplarını döngüsel ekonomi modeliyle yeniden ekonomiye kazandırırken, bu süreci kadınların güçlenmesini destekleyen bir yapıyla buluşturuyoruz” dedi.
UNDP Türkiye’den Ceyda Alpay ise projenin tarımsal yan ürünlerin yeniden değerlendirilmesini kadınların güçlenmesi ve yerel kalkınmayla bir araya getiren değerli bir model sunduğunu belirtti. Proje kapsamında Adıyaman’dan New York’a uzanan uluslararası iş birlikleriyle yerel üretim bilgisi küresel tasarım ve araştırma ekosistemiyle buluşturuluyor. Fashion Institute of Technology’de düzenlenecek “Topraktan Yüzeye” sergisi, bu dönüşümün küresel ölçekte görünür hale gelmesini sağlayacak.
“İkinci Hasat” projesi, kadın emeğini merkeze alan üretim modeliyle hem sosyal fayda hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından örnek bir girişim olarak öne çıkıyor. Anadolu Efes’in döngüsel ekonomi vizyonu, tarımsal üretimden tasarıma uzanan zincirde yeni değer yaratma potansiyelini gözler önüne seriyor.
#AnadoluEfes #İkinciHasat #DöngüselEkonomi #KadınGirişimi #EkonomiHaber #UNDP #Sürdürülebilirlik #YerelKalkınma #TarımsalAtık #KadınlarınGüçlenmesi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity
Coca-Cola İçecek’ten Kazakistan’da Yeni Fabrika Yatırımı
Anadolu Grubu’nun bir parçası olan Coca-Cola İçecek (CCI), Kazakistan’ın Aktöbe şehrinde kurulacak yeni fabrikası için iş birliği protokolünü imzaladı. Astana’da düzenlenen Kazakistan – Türkiye İş Forumu kapsamında gerçekleştirilen imza töreninde, CCI Kazakistan Genel Müdürü Veli Dinçel ile Aktöbe Bölgesi Sanayi ve Yenilikçi Kalkınma Dairesi Başkanı Doszhan Alibekov yer aldı.
CCI, Orta Asya’daki uzun vadeli büyüme vizyonu doğrultusunda yatırımlarına devam ederken, Aktöbe fabrikası şirketin Kazakistan’daki dördüncü şişeleme tesisi olacak. Almatı, Astana ve Çimkent’teki mevcut fabrikaların ardından hayata geçirilecek yeni tesis, iki ülke arasındaki ekonomik ve endüstriyel iş birliğini güçlendirecek. Veli Dinçel, “Aktöbe fabrikası, CCI’ın bölgede büyüme kararlılığının ve Kazakistan’a duyduğu güvenin somut bir göstergesidir” sözleriyle yatırımın önemini vurguladı.
2026 yılı içerisinde çalışmalarına başlanması planlanan fabrikanın, bölgede ilave istihdam yaratması ve uluslararası çevre standartlarına uygun şekilde faaliyet göstermesi öngörülüyor. Modern atık yönetim sistemleriyle donatılacak tesis, sürdürülebilir üretim yaklaşımını destekleyecek. Coca-Cola İçecek’in 1994 yılından bu yana Kazakistan’da gerçekleştirdiği toplam yatırım, Aktöbe’de açılacak yeni fabrikayla birlikte 550 milyon doları aşacak.
#CocaColaİçecek #CCI #KazakistanYatırımı #EkonomiHaber #Aktöbe #TürkiyeKazakistanİşBirliği #İçecekSektörü #YatırımHaberleri #AnadoluGrubu #SürdürülebilirÜretim #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity
Daikin Türkiye’den 750 Milyon Euro’luk Rekor
İklimlendirme sektörünün öncü markası Daikin Türkiye, 1 Nisan 2025 – 31 Mart 2026 dönemini kapsayan 2025 mali yılında 750 milyon Euro ciroya ulaşarak güçlü büyümesini sürdürdü. Türkiye iklimlendirme sektörünün en büyük ihracatçısı olma unvanını üst üste 8 yıldır koruyan şirket, bu dönemde 363 milyon Euro ihracat geliri elde etti. Sakarya Hendek Üretim Tesisi’ni bölgesel bir üretim ve teknoloji üssü olarak konumlandıran Daikin Türkiye, üretim, dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik ve müşteri memnuniyeti alanlarındaki yatırımlarıyla sektörde dönüşümün öncüsü olmaya devam ediyor.
Daikin Türkiye, üretimde yerlileşme oranını yüzde 50’nin üzerine çıkararak özellikle kaset tipi fancoil serisini yerli üretime taşıdı. Sakarya Hendek Tesisi, Daikin Grubu içinde Avrupa’nın tek fancoil üretim merkezi konumuna yükseldi. Ayrıca 2022’de başlanan VRV üretimiyle Avrupa’ya %60 oranında ihracat gerçekleştirildi. Bu gelişmeler, şirketin lojistik üssü olma hedefini güçlendirdi. 2025 mali yılında gerçekleştirilen 4,3 milyar TL sermaye artışıyla toplam sermaye 5,4 milyar TL’ye çıkarıldı.
Daikin Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Olcay Avcı, sektörün 2026 yılında yaklaşık %10 büyümesini öngördüklerini belirterek özellikle ısı pompası sistemleri ve data center çözümlerinin büyümede önemli rol oynayacağını ifade etti. Türkiye’de ısı pompası satışlarını bir önceki yıla göre %35 artıran Daikin, bu büyümeyi %50 seviyesine taşımayı hedefliyor. Data center yatırımlarındaki artışın iklimlendirme sektöründe soğutma çözümlerine olan talebi artıracağını vurgulayan Avcı, bu alanda Daikin’in güçlü bir çözüm sağlayıcı olarak öne çıktığını söyledi.
Daikin Türkiye, ihracat başarısını sürdürerek Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından bir kez daha “İklimlendirme Sanayii Sektör Şampiyonu” seçildi. Ayrıca The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri’nde üst üste 5. kez “Yılın İtibarlısı” ödülünü aldı. Global ölçekte ise Daikin Industries Ltd., 2025 mali yılını 5 milyar 15 milyon Yen ciroyla kapatarak tarihinin en yüksek finansal performansına ulaştı. 170’ten fazla ülkede faaliyet gösteren ve 104 bini aşkın çalışanı bulunan şirket, HVAC-R alanında kompresör ve soğutucu akışkanları kendi bünyesinde geliştiren dünyadaki tek üretici olarak sektörde benzersiz bir konumda yer alıyor.
#DaikinTürkiye #İklimlendirme #İhracatLideri #EkonomiHaber #SakaryaHendek #Yerlileşme #IsıPompası #DataCenter #Sürdürülebilirlik #DaikinGlobal #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity
Akıllı Turizm Dönemi Gaziantep’te Başladı
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Visit Gaziantep uygulamasını tanıtmak üzere düzenlenen kapsamlı programda kentin tüm turizm envanterini tek dijital çatı altında topladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı iş birliğinde hayata geçirilen proje, şehrin ulusal ve uluslararası tanıtım gücünü artırmayı, turist deneyimini modernize etmeyi ve yerel turizm paydaşlarını dijital sistemle bütünleştirmeyi hedefliyor.
Dijital Turizm Vizyonu
Visit Gaziantep, müzelerden ören yerlerine, gastronomi noktalarından coğrafi işaretli ürünlere kadar şehrin tüm turizm değerlerini tek bir uygulamada buluşturuyor. Etkinlik ve festival takvimi, kültürel miras unsurları ve ziyaretçi deneyimine yönelik içerikler entegre bir sistemde sunuluyor. 9 dil seçeneği ve yapay zekâ destekli altyapısıyla kullanıcılar kişiselleştirilmiş şehir deneyimi yaşayabiliyor.
Stratejik Katkılar
Bu uygulama, Gaziantep’in gastronomi, kültür, doğa ve inanç turizmi değerlerini dijital ortamda görünür kılarak şehri “akıllı turizm destinasyonu” modeline taşıyor. Aynı zamanda yerel ekonomiye katkı sağlıyor, istihdamı destekliyor ve şehrin marka değerini küresel ölçekte güçlendiriyor.
Gaziantep’in Marka Yolculuğu
Gaziantep, sanayi ve ticaretteki gücünü turizmle birleştirerek küresel bir marka olma yolunda ilerliyor. Gastronomi hikâyelerinden kültürel mirasa kadar her unsur, Visit Gaziantep uygulamasıyla dijital bir deneyim modeline dönüşüyor. Şehrin özgün kimliği, yerelden evrensele taşınarak uluslararası turizm sahnesinde daha görünür hale geliyor.
YerelYönetim #AkıllıTurizm #FatmaŞahin #NadirAlpaslan #GaziantepBüyükşehir #TurizmDijitalleşme #GaziantepModeli #KültürVeTurizm #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity