Mesleğin gidiyor sanıyorsun, Oysa geleceğe terfi ettin!

Leyla Türker Şener

İnsanoğlu tarih boyunca yeni teknolojilerle ilk karşılaştığında iki duygunun arasında salınır: Heyecan ve endişe.  Buhar makineleri, elektrik, internet.

Haydi hep birlikte 8 Kasım 1895 tarihine ışınlanalım. Alman Fizik Profesörü Wilhelm Conrad Röntgen laboratuvarında tesadüfen kimyasal kaplamalı bir ekrandan gelen parıltıyı fark etti. Bu parıltıya neden olan ışınlara, bilinmeyen nitelikleri nedeniyle X-ışınları adını verdi. Röntgen’in keşfi tıbbi bir mucize olarak nitelendirildi. Yayınlandığı makaleden 6 yıl sonra Nobel ödülü aldı.

Şimdi de Temmuz 1898’e ışınlanıyoruz.Marie Curie eşiyle birlikte Alman bilim insanı Rontgen ve Fransız fizikçi Becquerel’in çalışmaları üzerine yoğunlaştılar. Curie çifti yeni Polonyumu keşfettiklerini duyurdu. Aynı yılın sonunda Radyum elementini keşfettiklerini duyurdular. Bu çalışmalarıyla Marie Curie, Pierre Curie ve Becquerel 1903 Nobel Fizik Ödülü’ne layık görüldü.

Peki laboratuvar ortamında farkedilen pırıltılardan başlayan buluşlar hem de Nobel ödülüne layık görülen buluşlarla neler oldu?

X-ışınları tıpta önemli bir teşhis aracı haline geldi ve doktorların insan vücudunun iç yapısını ilk kez ameliyatsız görmelerini sağladı. Halen tıpta tanı amaçlı, malzeme analizinde ve güvenlik sistemleri için aktif kullanılıyor. Madam Curie’nin buluşu da günümüz kanser tedavilerinde çok önemli bir yere sahiptir.

Geçmişten çok konuştuk hadi şimdi geleceğe 2035’e gidelim. (Burada okuduklarınız geleceği yazanlar tarafından şuan çalışılan konulardır)

Yapay zekânın artık sıradanlaştığı, veri güvenliğinin kuantum şifrelemeyle sağlandığı “Sıfır Bekleme Süresi” nin temel insan hakkı olduğu günlere geldiğimizi görüyoruz. Kanser tanısının kadının evde sadece elle muayene ile farkında olduğu dönem çoktan taş devri olarak anılmaya başlamış. Aynı röntgen makinesinin olmadığı donemde elle muayene ile kırığın anlaşılması donemi gibi. Kadınlar artık Sıfır Hata Hedefli” Gerçek zamanlı tarama ve nano-biyosensörler içeren giyilebilir teknoloji iç çamaşırları giyiyorlar. Tükürük ve/veya kandan elde edilen veriler ile, bireyin genetik profilini, hormon düzeylerini, yaşam tarzı ve çevresel etkilerini değerlendiren çok katmanlı bir yapay zeka ağına aktarılıyor. Yapay zeka, olası anormal hücresel aktiviteleri klasik görüntüleme tekniklerinden çok daha önce tahminliyor ve daha tümör oluşmadan önce “ön tümör risk haritası” çıkarıyor. Dijital ikizi genetik yapısı ve hücresel davranışlarını birebir taklit ediyor. Hastalıklar artık deneyerek değil, kuantum destekli biyosimülasyonlarla bireyin dijital ikizi üzerinde test edilerek tedavi ediliyor. Yan etki göstermeyen akıllı nano-terapötikler. Yani tedavi yöntemleri çoktan planlanmış durumda. Hangi yaşam tarzı değişikliklerinin ya da tedavilerin hangi olasılıkta fayda sağlayacağı önceden görülüyor. Hastalıkların tanısı artık hücresel değil moleküler atomik seviyede değişiklklerde yakalanıyor. Kuantum bilgisayarlar, moleküler düzeyde simülasyon yapabiliyor ve kişiye özel yeni ilaçların geliştirilme süreci aylar değil, dakikalar sürüyor.

Bankacılık sektöründe artık şifre kırmak değil, kuantumla kırılmayan şifreler üretmek konuşuluyor. Blokzincir teknolojisi bile “kuantum dirençli” yeni yapılarla güncellenmiş. İnsanlar artık sadece şehirlerini değil, iklim krizine dirençli mikro-yaşam alanlarını kuantum algoritmalarıyla tasarlıyor. Trafik sıkışıklığı? O da yok. Optimizasyon sistemleri sayesinde şehirler kendi kendine nefes alıyor. Elektrik, su, gıda gibi temel kaynaklar, anlık olarak tüm şehrin ihtiyacına göre yeniden dağıtılıyor.

Leyla Türker Şener

Evet, gelelim artık bugüne…

Teknoloji ile toplum arasında iki yönlü sürekli birbirini destekleyen sistemlerdir. Ulusal yapay zeka stratejisini açıklayan 60’ın üzerinde ülke mevcuttur. Türkiye 2021-2025 5 yıllık strateji belgesini açıklanmış ve geçen sene de güncellemiştir. Yapay zeka ile ilgili çalışmalar peşpeşe Nobel ödülü almakta. Hem ülkeler için hem de şirketler için strateji geliştirip ilerlemenin en doğru zamanı. Sürdürülebilir yapıya kavuşmak için yapay zekâ ile güncellenip, dönüşmenin tam zamanı.

Bugün de heyecan ve endişe yapay zeka için var. Ipsos’un 30 ülkede 23 binden fazla kişiyle gerçekleştirdiği Global Advisor araştırmasına göre dünya çapında bireylerin neredeyse yarısı yapay zeka konusunda heyecan duyarken; diğer yarısı endişeli. Ancak Türkiye’de tablomuz olumlu. Endişe yerini merak ve heyecana (%67) bırakıyor. %55’lik bir oranda yapay zekanın neslimiz için büyük fırsat oldugunu soylerken %56’lık oranda dezavantajlarından fazla faydasının olduğunu bildiriyor. 2023 yılında %25’lik kesim iş imkanlarını kısıtlayacağını düşünürken; Mart 2025’te bu oran %20’ye düşmüştür. Dolayısıyla yapay zeka heyecanlandırmaya devam ederken iş fırsatları konusunda yeni açılımlar getireceği düşünülüyor. Meslekler güncelleniyor… Business modelleri güncelleniyor. Teknolojiyle hem senkron olan; onu anlamlandıran, yöneten ve dönüştüren hem geliştiren üreten bireyler geleceğin başarılı bireyleri ve şirketleri. Evet, bazı işler yok olacak. Ama daha fazlası doğacak. 2000’li yılların başında “UX tasarımcısı” ya da “veri bilimci” diye meslekler yoktu. Bugün, Prompt Engineer, AI Ethicist, Model Trainer,  gibi roller şirketlerin işe alım ilanlarında yükselişte.

Gelişmekte olan ülkeler yapay zekaya daha pozitifler çünkü yapay zeka onlar için eşitleyici bir güç olaarak umut taşıyor. Bunların yanı sıra çağımızın en güçlü becerileri, teknik bilgi olmaktan çıkıyor. Artık kod yazmak ile değil, ilgililik, uyum yeteneği, etik farkındalık ve insan-merkezli düşünme yer alıyor. Yapay zeka sizin yerinize düşünmesin; onunla birlikte daha büyük şeyleri birlikte düşleyin. 2035’e giderken en başarılı şirketler, sadece iyi algoritmalar değil, güven veren strateji geliştirenler olacak.

Leyla Türker Şener

Şirketlere 2035 için Stratejik Öneriler

2035’e kadar şirketler için stratejik konuların başında yapay zekayı bazen bir ekip arkadaşı olarak konumlandırmaları bazen de kendilerine özel yazılımlar ile geliştirmeleri gelmekte. Şirket üst düzey ekibiniz başta olmak üzere C level Master Class yapay zeka eğitimi mutlaka alın. Böylece hem yapay zekanın gerçekten ne olduğunu, nerelerde kullanıldığını, dünyadaki örneklerini görüp kendi işinizde neler yapabileceğinizin workshoplarını gerçekleştirerek sorunlarınıza çözümler geliştirebilirsiniz. Diğer bir stratejik konu “Dijital İkizler İş Modeli Simülasyonları” oluşturmaları ve yeni meslek rolleri için yetenek haritalarını çıkartmaları. Böylece halen şirket içerisinde görev almış ekip arkadaşlarını yeni görevlere kolaylıkla adapte edebilirler. İşin geleceği için iç girişimcilik  programları başlatın. Böylece işi yapan kişilerce en doğru son ürün geliştirilmiş olacak ve sizin içinde olduğunuz bir girişim oluşacaktır. Yapay zeka uygulamalarının etik, hukuki, operasyonel ve itibar risklerini değerlendiren bir “Ai Risk Komitesi” kurun. Yatırımcı güveni ve genç yeteneklerin çekimi için çarpan etki oluşturacak şirketinizin teknolojiye yaklaşımını teknik, felsefi ve sosyal yönüyle de anlatan manifesto oluşturun.

Son olarak da Nvidia CEO’sunun 25 Temmuz tarihindeki sözü ile bitirmek istiyorum:

“Kesin olarak bildiğimiz tek şey, yapay zeka kullanmıyorsanız, işinizi yapay zeka kullanan birine kaptıracağınızdır.”

Hayal et gerçek olsun, bugün tasarla yarın senin olsun.

Doç. Dr. Leyla Türker Şener / Aktüel

Doç. Dr. Leyla Türker Şener / Aktüel

pause@pausedergi.com

DİĞER YAZILARI